Burdur dogal güzellikler

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Akdeniz Bölgesi Bölümünden Burdur dogal güzellikler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    MaviAdam
    Özel Üye
    Reklam

    Burdur dogal güzellikler

    Reklam



    Burdur dogal güzellikler

    Forum Alev
    BURDUR A DEVAM



    DOĞAL GÜZELLİKLER

    İNSUYU MAĞARASI


    Burdur İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya Karayolu üzerinde, Burdur’a 15 km. uzaklıkta bulunan ve ülkemizde turizme ilk açılan mağaradır. 597 m. Uzunluğundadır. Su yüzeyine paraleldir. İçinde akarsular ve göller bulunmaktadır.
    Mağara ilk kez mağarabilimci Jeolog Dr. Temuçin AYGEN tarafından bulunmuş ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL’in çabalarıyla 1966 yılında turizme açılmıştır.
    597 metrelik bölümü gezilebilen mağaranın içinde birbirleriyle bağlantılı irili ufaklı dokuz göl vardır. Bunlardan "Büyük Göl" adıyla anılanı 512 m2’lik alanıyla Türkiye’nin en büyük yer altı gölüdür.
    Oluşumu 10 milyon yıl öncesine dayanan mağara, yukarıdan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla oluşan kolonlar ve tavandan aşağıya sarkan kalker birikintileriyle bir saray görünümündedir. Dilek Gölü’nde bulunan dikit, 6 metrelik boyuyla Türkiye’nin en büyük dikiti ve bir doğa harikasıdır.
    Son yıllarda yörede etkili olan kuraklığın ve yapılaşmanın etkisiyle İnsuyu Mağarası, güzelliğinden çok şeyler yitirdi. Gölleri kurudu, sarkıt ve dikit oluşumu durdu. Ancak mağara gizemli havasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeyi sürdürüyor.
    Bu arada gerçekte 6 km. uzunlukta olduğu sanılan mağarada 2 km’lik yeni bölümleri bulundu. Büyük Göl’den başlayan gizemli yolculuk sonucunda ilginç kalsit kristallerinin oluşturduğu "Kristal Bahçesi", sarkıt ve dikitlerin süslediği galeriler, koridorlar, göller ve görkemli mağara oluşumları ortaya çıkarıldı. Mağaranın turizme açılmayan bu bölümleri, mağarabilimcileri ve macera turizmine ilgi duyanları bekliyor.
    Mağara suları analiz ettirilmiştir. Bu suların mide rahatsızlıklarına, diyabet, egzama, nefrit, artrit guatr, hemoroit, ulaus, saç dökülmesi ve kepeklenmesi, kolit, gastrit, meteorizma, diyabetik retinit, körlük, prostat, kabızlık ve çeşitli kaşıntılara şifa olduğunu ortaya çıkarmıştır.
    İnsuyu Mağarası, Kültür Bakanlığı, Gayri menkuller Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 09.07.1976 gün ve A 113 sayılı kararı ile 1.derece Doğal Sit olarak onaylanmıştır.
    İnsuyu Mağarasının işletilmesi ve bakımı, Burdur İl Özel İdaresi ve Burdur Merkez Belediyesi işbirliği ile kurulmuş olan "BURDUR İLİ, İNSUYU MAĞARASI TESİSLERİ KORUMA ve YAŞATMA BİRLİĞİ" tarafından yürütülmektedir.
    İnsuyu ve Mağarasındaki, Mağara Araştırma çalışmalarına da devam edilmektedir. Son çalışmalar 17-18.08.1993 tarihleri arasında bir Dağcılık ve Mağaracılık Ekibi tarafından yapılmıştır. Bu araştırma ile mağaranın devamı olan yeni galeriler olduğu saptanmıştır. Bu kısma İnsuyu 2 adı verilmiştir. Bu araştırma ile elde edilen galeriler ve diğer bulgular 1/1000 ölçekli kroki üzerinde işlenmiştir. Daha sonraki tarihlerde bu mağara araştırmalarına devam edilmiş, mağara galerilerinin daha ilerilere doğru ilerlemekte olduğu da saptanmıştır. Doğal olarak yeni bulunan galerilerin, ziyarete açılmaları daha hassas incelemelerin ve gerekli önlemlerin alınmasından sonra olabilecektir. Bu yeni galeriler, ancak bilimsel araştırmalar bittikten ve gerekli önlemler alındıktan sonra gezilebilecektir.
    1.kısma, 2.kısmın ve daha ileride ortaya çıkarılacak galerilerin eklenmesi ile İnsuyu Mağarasının dünyanın en ilginç ve en büyük mağaralarından birisi haline gelebileceği söylenebilir.
    Yakın bir gelecekte, önerilen tüm önlemlerin projelendirilmesi ve uygulanması ile İnsuyu Mağarası ve Çevresi, Burdur için turizm bakımından bugünkünden çok daha önemli bir yer haline gelecektir. Ayrıca, yeni bulunan galerinin de emniyetli ve sağlıklı bir biçimde devreye girmesi ile bu konu daha da fazla değer kazanmış olacaktır.


    COĞRAFİ DURUM



    Yeryüzü Şekilleri ve Engebeleri; İl bütünü ile bir plato manzarası göstermektedir. Bu yüzden İl topraklarını oluşturan platonun coğrafi karakterini üç bölümde incelemek mümkündür.
    Çevre dağlar ve bunların arasında kalan göl ve ovalardır. Kuzey, kuzeybatı ve güneydeki dağlar, bu dağlar arasına sıkışmış verimli ovalar ile küçük tarım alanları, göllere dökülen akarsuların beslenme havzaları bu bölüme girer. Bu ilk bölüme “deprasyon bölge” diyebiliriz.
    İl merkezinin güney ve güneydoğusuna doğru gidildikçe yükselti fazlalaşır. Bu bölümde ova, yayla, plato ve dağlar yer almaktadır.
    İl topraklarının güneybatı kesimlerini içine alır. Yüzey şekilleri bakımından bu bölüm yumuşak yapıdadır. Bu bölüm bütünüyle arızalı bir yayla görünümündedir.

    Dağları ; Yaklaşık olarak il topraklarının %61’ini kaplamaktadır. İlin en önemli dağları arasında Söğüt, Kestel ve Katrancık, Rahat, Koçaş ve Eşeler gösterilebilir.

    Ovaları ; Burdur İli çevresinde sıralanan dağlar arasında geniş düzlükler bulunmaktadır. Ovalar birbirinden dar ve derin boğazlarla ayrılmaktadır. Bu durum ova tabanlarının eskiden bir göl yatağı olduğunu göstermektedir. Doğal Görünümleri bozkır karakterindedir. Ovalar İl topraklarının yaklaşık olarak %19’unu kaplar. Bunlar;
    Merkez İlçede; Burdur Ovası, Hacılar, Yazıköy, Yarıköy, Eğneş, Kozluca, Elmacık, Kılavuzlar, Çine, Kuzköy, Çeltikçi Ovaları.
    Ağlasun’da; Ağlasun, Başköy, Öteyüz ovaları.
    Bucak’da; Bucak, Kestel, Keçili, Ambahan, Ürkütlü, Kızılkaya, Yuva, Karapınar Ovaları.
    Gölhisar’da; Gölhisar, Yamadı, Çavdır, Haravza, Söğüt Ovaları.
    Tefenni’de; Tefenni, Hasanpaşa, Başpınar, Beyköy Ovaları.
    Yeşilova’da; Akçaköy, Erli Ovaları.
    Karamanlı’da; Karamanlı, Kağılcık Ovası.

    Yaylaları; İlimizdeki yaylalar daha çok dağlar üzerindedir. Başlıca yaylalar arasında Kocayayla, Başpınar Yaylası, Bayındır Yaylası, Menekşeli Düz ve Eğneş Yaylaları, Eşeler Yaylası gösterilebilir.

    Akarsuları; Burdur İlindeki gölleri besleyen ve ziraat sahalarının sulanmasında etkinliği olan bir çok akarsu vardır. Bunlar;
    Merkez İlçe; Alakır, Burdur, Arvallı, Gıravgaz, Çeltikçi, Askeriye ve Çerçin Çayları,
    Ağlasun İlçesi; Başköy Çayı,
    Tefenni İlçesi; Karamusa, Hasanpaşa, Tefenni Çayları,
    Gölhisar İlçesi; Horzum, Acel, Dalaman Çayları,
    Yeşilova İlçesi; Salda, Ulupınar, Armut, Niyazlar, Doğanbaba, Köpek, Yarışlı, Düğer Çayları,
    Bucak İlçesi; Kestel ve Aksu Çayları.

    Gölleri; Burdur’da sularla dolu çöküntü çanakları, vadiler, mağaralar, inler ve dehlizler bölgenin doğal oluşumları arasındadır. Yöre, bu doğal oluşuma bağlı olarak aynı zamanda “GÖLLER BÖLGESİ” adını da almaktadır.
    İlin belli başlı gölleri şu şekilde sıralanabilir.
    Burdur Gölü, Pınarbaşı (Eğneş) Gölü, Karaevli Gölü, Bereket Gölü, Mamak Gölü, Salda Gölü, Karataş Gölü, Yazır (Gölçük) Gölü, Gölhisar Gölü, Söğüt Gölü.
    Bölgenin en büyük gölleri Burdur Gölü ve Salda Gölüdür.

    Burdur Gölü; Kendi adını taşıyan çöküntü alanının en çukur yerini kaplayan Burdur Gölü, oldukça geniş bir havzanın içinde bulunmaktadır. Yapısı bakımından tektonik bir göldür. Gölün kuzeydoğusu ve kuzeyi ovalarla çevrilidir. Doğusu ve kuzeybatısı ise hemen yükselen dağlarla sınırlanmıştır.
    Göl havzaya düşen yağmur ve kar sularından başka, gölün içindeki ve çevresindeki kaynaklarla da beslenmektedir. Tuzlu göller türüne girmektedir. Göl; kış ve ilkbahar aylarında yükselmekte; yazın çekilmektedir.
    Burdur Gölü şehre çok yakındır. Uzunluğunun 34 km, yüzölçümünün 186 km2 ve en derin yerinin 110 metreyi bulmakta olduğu dikkate alınırsa, ileride ufak tonajlı bir vapurun da çalıştırılması düşünülebilir. Böylece göl kenarında ya da yakınındaki köylerle kestirme yoldan bağlantı kurulmuş olacak; Göl kıyısı kumsallarının değerlendirilmesi yoluyla da Burdur’un ekonomik ve turistik cazibesi artırılmış olacaktır.
    Salda Gölü; Yeşilova ilçe merkezine 4 km. uzaklıktadır. Doğanbaba, Salda, Eşeler Dağları ve Kayadibi Köyü önünde oluşmuştur. Tektonik yapılıdır. 1193 metre yükseltisi olan göl, oldukça yuvarlak bir görünümdedir. İçinde balık yaşayan, suyu tatlı, derin göllerden biridir. 47 km2’lik bir alanı kaplar. Çevresi ormanlıktır.

    Bitki Örtüsü; Burdur İli, arazi yönünden engebelidir. İlde ormanlar daha çok dağlık alanlar ve dik yamaçlarda yer almaktadır. Eşik kısımlarda ise, maki ve sert yapraklardan oluşan bir bitki örtüsü vardır.

    Burdur Ormanları; Özellikle Karaçam, katran, akçam, ardıç ve meşe ağaçlarından oluşmaktadır. Bu ormanlardan başka ilin çeşitli yerlerinde kitre yetişmekte, bu yer fundalıklar halinde yayılmaktadır. Burdur İlinde ve kenarlarında kavak ağaçları ile çeşitli meyve ağaçları yetiştiren bahçeler bulunur.

    İklimi; İl toprakları Akdeniz iklimi etkisinden uzakta kaldığından ve il topraklarının güneybatı yönünde mevcut yükseltiler nedeniyle kışlar soğuk, yazlar da sıcak geçer. Yıllık yağışın büyük bir kısmı kış aylarında yağmur ve kar biçiminde olur.
    Yıllık yağış ortalaması 398-804 mm arasında değişir. En yüksek sıcaklık 26C 30C, en düşük sıcaklık –16C -20C, yıllık ortalaması ise 11C 13C dolaylarındadır.

    Nüfusu; Burdur ili sürekli bir artış göstermekle birlikte, Türkiye genelinde oldukça yavaş bir büyüme gözlenmektedir. İlin Nüfusu 1927’de yapılan ilk nüfus sayımında 83.000 iken; 1980’de 235.000’e, 1985 yılında ise 248.000’e ulaşmış bulunmaktadır. 1990 yılında yapılan sayıma göre ise 225.215 olarak görülmektedir.
    Ülke geneliyle karşılaştırmalı olarak ilin nüfus yoğunluğuna bakıldığında; Burdur’un nüfus yoğunluğunun her zaman ülke ortalamasının altında kaldığı görülmektedir. 1960’dan itibaren doğurganlık düzeyinin düşüklüğü ve çevre illere göçlerin sonucunda nüfus artış hızında önemli bir azalma görülmüştür.


    CAMİLER ve TÜRBELER


    SELİMZADE CAMİSİ : Kentin doğusundadır. Yapım tarihi bilinmemekle birlikte 1889’da yapılan türbeden daha eski olduğu sanılmaktadır. Duvarlar moloz taştandır. Alt sıradaki pencereler yuvarlak taş kemerlidir. Yapının kuzeyinde ahşap direkler üzerinde son cemaat yeri bulunmaktadır. İzlerden önceleri burada sundurmalı bir son cemaat yeri bulunduğu anlaşılmaktadır. Minare tabanı taştandır. Taş gövde 1914 depreminde yıkılınca yeniden ahşap olarak yapılmıştır.
    Caminin kuzeyindeki son cemaat yerine açılan taçkapı taştandır. Dar ve yuvarlak kemerli, tek kanatlı ve dikdörtgen çerçeve içinde oluşu bu kapının önemli özelliğidir. Kapı kemerinin yanlarındaki iki küçük rozet de yapıya gerçek bir görünüm kazandırmaktadır.

    TEPE CAMİSİ : Tepe mahallesindedir. Mescitken sonradan camiye dönüştürülmüş bir karkas yapıdır. Üstü oluklu çinkoyla örtülüdür. Minaresi ve yazıtı yoktur.

    KAYIŞOĞLU CAMİSİ : Burdur’un en eski yerleşme yerlerinden Kuyu mahallesindedir. Taş temel üstünde yükselen ahşap bir minaresi vardır. Yapının 1872’de onarıldığı bilinmektedir. Kapıdaki yazıtında Kınalızade Emin Bey adı geçmektedir.

    MUSTAFA HOCA CAMİSİ : “Kuyu Camisi” adıyla da anılmaktadır. Çatısı kiremitle örtülüdür. Caminin kubbemsi tavanının ortası süslemelidir. Ahşap gövdeli minaresi saçla kaplanmıştır.

    HECİN CAMİSİ : Eski yazıtına göre 1875 yılında yapılmış, 1914 depreminde yıkılmış, 1930’da yeniden yapılmıştır. Ahşap ve karkas caminin üstü oluklu çinko ile örtülüdür. İlk yapımında ahşap olan minaresini, yıkıldıktan sonra 1900’de Hacı Hacer yeniletmiştir.

    SELİMOĞLU CAMİSİ : Yazıtına göre Arap Selimoğlu yaptırmıştır. 1914 depreminde yıkılmış, Kahya oğlu Hacı Osman ve kardeşi Hacı Hüseyin’ce yeniden yaptırılmıştır. Bağdadi karkas biçimli olan yapı, sıvalıdır. Üstü oluklu çinko ile örtülüdür. Minaresi, eski taş temeli üstüne, Kağıtçı Hacı Süleyman Efendi tarafından yeniden ahşap olarak yaptırılmıştır.

    GAZİ CAMİSİ : Gazi Caddesindedir. 1914 depreminde yıkılmış, yeniden yaptırılmıştır. Taş temel üstünde, ahşap karkasdır. Kiremitle örtülüdür. Minaresi yerli ustalarca kesme Burdur taşından yapılmıştır.

    ÇEŞMEDAMI CAMİSİ : Çeşmedamı mahallesindedir. 1842 tarihli bir vakıfnamede camiden “Muallimhane” olarak söz edilmektedir. 1914 yılında yıkılmayan birkaç yapıdan biridir. Üstü kiremitle örtülüdür. Minaresi, yazısı ve kadınlar bölümü yoktur.

    NURCAMİ : Eski Hıristiyan mahallesindedir. 1953’de hayırseverlerce yaptırılmıştır. İç duvarları betonarme, dış kaplamaysa kesme Burdur taşındandır. Burdur’un tek kubbeli camisidir. Minaresi yerli ustalarca ve Burdur taşından işlemeli biçimde yapılmıştır. Özellikle tekniği açısından başarılıdır.

    TAŞCAMİ (TAŞDEMİR CAMİSİ) : Yenice mahallesindedir. 1782’de Hacı Molla yaptırmıştır. 1914’deki depremde yıkılmış, ahşap olarak yeniden yapılmıştır. 1971 depreminden sonra onarılmıştır. Yıkılan minaresi yeniden kesme taştan yapılmıştır.

    DİVANBABA CAMİSİ : Değirmenler mahallesindedir. Yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak, minarenin yazıtında 1775’de Tilurizade Hacı Süleyman’ca yaptırıldığı belirtilmektedir. 1971 depreminden sonra onarılmıştır.

    ŞEYH SİNAN CAMİSİ : Sinan mahallesindedir. 1776’da Çelik Mehmet Paşa tarafından medreseyle birlikte yaptırılmıştır. Burdur kesme taşından ince görünümlü minaresi 1914 depreminde yıkılmıştır.

    ULUCAMİ : Pazar mahallesindeki Pazar düzlüğünde, yüksek bir tepededir. Vakıf kayıtlarına göre Hamit Oğlu Dündar Bey yaptırmıştır. 1914 depreminde yıkılan minaresinin yazıtında 1300’de yaptırıldığı yazılıdır. Çelik Mehmet Paşa 1749’da onartmıştır. Depremden sonra 1919’da ahşap karkas olarak yapılmıştır.
    Doğu kuzey ve batısında üç kapısı vardır. İçten yarım kubbelidir. Kuzey kapısı yönündeki ikinci cemaat yerini, üç kubbe örtmektedir. 1971 depreminde zarar görmüşse de Vakıflar İdaresince onartılmıştır.

    Ayrıca Tabak, Taş, Karasenir Saden (Aşağı Dilbaba), Manastır, Eskiyeni, Çakmakçı, Recep, Ağıl (Hacı Bayram), Kazancıoğlu camileri sayılabilir.

    Bunların yanında Nur, Bahçelievler, Kasaboğlu, Şirinevler, Kameriye, Marangozlar Sitesi, Yeni Pazar, Hilal ve Gölhisar’da Dengere camileri de yeni yapılan camilerdir.

    SELİMOĞLU TÜRBESİ : Selimoğlu Camisinin kuzeybatısındadır. Minare tabanına bitişiktir. Kesme taştan kare planlıdır. Yazıtına göre 1889’da Hacı İsmail yaptırmıştır. Kapısı yuvarlak kemerli olup, mekan küçük bir kubbeyle örtülmüştür.

    HIDIRLIK TÜRBESİ : Kesme taştan yaptırılmıştır. XIV. ya da XV. y.y.’da yapılmış olan türbe, Hıdrellez (Hıdırlık) denen bahçeler arasındadır. Kare planlı türbenin kapı eşiğinden yukarısı, sekizgen bir biçim alır. Büyükçe bir bölümü toprağa gömülü ve yıkıktır. Sekizgen bölüm daha yüksektir, pahlı silmeyi izleyen üçgen çatılı bir külahla örtülüdür. Dış kenarlarında zeminin dolması ile tüm kenarlar aynı yükseklikte görünmektedir. Zeminden dört taş sırası (Yaklaşık 150 cm.) yüksekte olan kapıya duvarlardan konsol biçiminde dört basamak merdivenle çıkılmaktadır. Kapı önünde küçük bir sahanlıkla kırık basamaklar vardır. İki bölümlü yapının altı mezarlıktır. Bölümler ahşap bir döşemeyle ayrılmaktadır. Duvarlar kesme taş ve sıvasızdır. Doğu yanındaki pencere içte üst üste iki kemerlidir. Güney yüzde, nişler içinde üstü mukarnas dolgulu mihrap vardır. Mekanın içten kubbeyle örtülü olduğu sanılmaktadır.

    ONACAK TÜRBESİ : Halen Yeşilova ilçesine bağlı Yeşilova’ya 31, Burdur’a 50 km. uzaklıkta Erli Ovası’nda küçük bir köydür. Köyün ismi olan “Onacak” kelimesi "Onmak"tan gelmektedir.




  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Burdur dogal güzellikler

    Reklam



    Doğu Akdeniz bölgesinde bulunan Burdur doğal güzellikleri ile dikkat çekmektedir.Burdur'da bulunan göllere göller yöresi adı verilmektedir.Oldukça sulak bir yer olan burdur tarihi eserleri ile de ön plana çıkmaktadır.







+ Yorum Gönder
burdur doğal güzellikleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi