Seni Çok Seviyorum,Biliyor musun??

+ Yorum Gönder
Aşk Sevgi ve Aşk Hikayeleri Bölümünden Seni Çok Seviyorum,Biliyor musun?? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Sevinç
    Bayan Üye
    Reklam

    Seni Çok Seviyorum,Biliyor musun??

    Reklam



    Seni Çok Seviyorum,Biliyor musun??

    Forum Alev
    Tolga’ya…

    - İki basamak aşağıda duruyordum seni ilk gördüğümde. Omuzlarına dökülen saçlarından kalbime damladı sevgin. Seni ilk görüşte sevdim -

    “Şimdi nasılsın, ağrın var mı hala?”
    “Evet.”
    “Çok mu?”
    “Hayır, hafifledi artık…”

    Çok acıyor canı. Gülümsemeye çalıştı. Dudaklarının iki yanında hafif çizgiler oluştu. Acısına rağmen başardı gülümsemeyi, sırf beni üzmemek için…
    Seni seviyorum… Çıkmadı sesim. Ona söylersem veda ediyor gibi olacak. Zamansız bir veda. Sırası değil şimdi. Hem iyileşecek, gereksiz yere sinir bozmanın anlamı yok. Onu sevdiğimi biliyor zaten. Şimdi sırası değil, hiç değil…
    Pencereye çevirdi yüzünü. Gözlerine kutuplardan gelen kar renkli bir parlaklık yerleşti. Derinleşti bakışları, uzaklara gitti. Soğuk, içimi titretti.

    “Sıcak bir çay yapayım mı sana, ne dersin? İçimiz ısınır biraz…”
    “İyi olur…”

    Çabuk tarafından lezzetli bir çay demledim. Mutfaktan sürekli onunla konuştum. Sesini duymadığım her an… ne bileyim, insanın aklına kötü kötü şeyler geliyor işte. Oysa bugün daha iyi. Yine de şimdiye kadar onu bu kadar çok sevdiğimi düşünmemiştim, hissetmemiştim. Tam şurada… iki göğsümün arasında hissediyorum onu.

    “Çaylar geldi!”

    Daha uzun cümleler kurmak istiyorum. Coşkunluğu, mutluluğu devam ettiren daha uzun, daha kahkahalı, daha sıcak cümleler… Böylesi yapmacık duruyor. Onu mutlu etmeye çalıştığımı, hele de üzüldüğümü fark etmemeli.

    Yatağında doğrulmasına yardımcı oldum. Bir yastık daha yerleştirdim sırtına. Küçük bir tane de ensesine, kafasını duvara yaslamasın diye. Koyu kumral saçları ellerime dolandı. Yüzümü saçlarına gömüp doyasıya koklamak istedim, kokusunda yanmak… Battaniyesini karnında bıraktım. Çayını komodinin üzerinden alıp eline tutuşturdum. Yanındaki koltuğa oturdum.

    Çayından küçük bir yudum alıp bana döndü. Bütün yüzümü bir anda gördü. Tanrım! Gözlerimdeki yaşlar kurumadı mı yoksa? Sakin olmalıyım. Kar yağmış teninde iki derin okyanus gibi gözleri. Hala ışıl ışıl. Seni seviyorum… Ne yapıyorum ben, şimdi anlaşılacak! Yüzümü ateş bastı. Kesin kızarmışımdır.

    “Sevil aradı sen uyurken. Nasıl olduğunu sordu. Akşama uğrarım, dedi. Sana sevdiğin hindistan cevizli kurabiyelerden getirecekmiş.”
    “Ölüyor, deseydin” Daha güçlü güldü bu sefer, meydan okudu korkuya.
    “Saçmalama lütfen. Bu şekilde düşünerek daha çok acı çekiyorsun. Hiçbir şey olacağı yok. Gereken her şeyi yapıyoruz.”
    “Bunu sen de biliyorsun, kabul et artık”
    “Bir şey bildiğim yok benim. Böyle konuşmaya devam edersen…” Devamının ne olduğunu bilmiyorum.

    Fincanı bir kenara bırakıp ayağa kalktım. Dev dalgalar kabardı içimde. Gözlerime çarparak içime akıp, boğazıma biriktiler. Arkamı dönüp, cama doğru yürüdüm. Güneşe rağmen, kar, ışıl ışıl bir soğukluk yayıyordu insanın içine. Öyle kolaydı ki, bu ışıltının içinde sıcacık hayallere dalmak…

    Plaklara yöneldim. Hiç tereddüt etmeden birini aldım. Kışın en çok Piaf dinlemeyi sever… Müzik odayı sıcak bir renge boyadı hemen. Geri döndüm. Güneş cılız ışıklarını kızartmış, birkaç küçük mum gibi aydınlatmıştı odayı.

    Gözlerini kapatmış, şarkıya eşlik ediyor şimdi. Saçlarının çerçevelediği mutluluğun dışında kalakaldım. Hep yapar bunu. İçindeki mutluluğu paylaşamadığını söyler. Yalnız yaşanır bu mutluluklar, der. Özgür ruhum, bilsen seni ne çok seviyorum. Hele bir iyileş, bak o zaman her gün söyleyeceğim seni ne kadar sevdiğimi. Ama şimdi değil, sırası değil…

    Birden vazgeçti şarkıdan. Vücudu gömüldü yastıklara.

    “Seni çok seviyorum, biliyor musun?”

    Bir hamlede yanına varıp sımsıkı sarıldım. Hiç bitmeyen bir soluk çıktı dudaklarından, ellerimde küçüldü vücudu…

    Özge Doğan


    alıntıdır



  2. 2
    sagocu_kız
    Bayan Üye

    --->: Seni Çok Seviyorum,Biliyor musun??

    Reklam



    Ölmeyen Sevgi

    Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile kosarak geldi. Gözleri söyle bir sahilde gezindi, aradigini göremeyince ilk gördügü banka oturup sevdigini beklemeye basladi. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardi. Sevgilisinin en sevdigi çiçekler bunlardi. Kirmizi , kipkirmizi, kan kirmizisi güller...
    Sanki dalindan yeni koparilmis gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardi, sevgi kokuyor, ask kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...
    Hepsinin üzerinde damlalar vardi. Sanki agliyor gibiydiler. Genç adam güllere bakti, sanki onlarla konusuyormus gibi, "Neden agliyorsunuz, bakin ben ne kadar mutluyum" dedi.
    Az sonra sevdigini görecegi için kalbi yine deli gibi atmaya baslamisti. Ne zaman onu düsünse, onunla bulusacagini hayal etse kalbi ayni böyle yerinden çikacakmis gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine ragmen ikiside sevgisinden hiç bir sey kaybetmemisti..
    Onlari hiç bir sey ayiramazdi...
    Ne hasret, ne ayrilik, ne de ölüm...
    Genç adam telasla saatine bakti. Sevdigi yine geç kalmisti, 1 dakika gece kalmisti. Üstelik o, sevdigini bekletmemek için dakikalarca önce kosarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdigi her zaman bunu yapiyordu. Devamli kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru olurmus diye düsündü...
    Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksiz denizlere dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tipki sevdigi kiza karsi olan aski gibi denizinde sonu yoktu. Sonsuzluga uzaniyordu. Aslinda bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi aralarinda söyleneceklerdi. Delikanli önce bunu sevdigine açmis, sonrada gidip iki yüzük almisti. Bu kadar önemli bir günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alismisti artik beklemeye, zarari yok biraz daha beklerim diye düsündü. Güllerin yapraklari nedense hala yasli idi. Bir türlü anlamiyordu onlari. Her sey bu kadar güzelken neden agliyorlardi ki?
    Iste az sonra sevdigi gelecek, ona sarilacak, kucaklasacaklardi...
    Sonra söz yüzüklerini takip, evlilige ilk adimlarini atacaklardi.
    Genç adam öyle heyecanliydi ki sevdigine kavusmak için can atiyordu...
    Martilara bakti, birbirleriyle oynasip, uçusan martilara... Ne kadar güzel dansediyorlardi havada.
    Tekrar saatine bakti genç adam. Endiselenmeye baslamisti. Sevgilisi yine geç kalmisti, hem de çok... Bu kadar geç kalmamasi gerekiyordu. Iste her gün burada bulusmak için sözlesmiyorlar miydi? Her gün sahilde, martilara bakarak, denizin onlara anlattigi masallari dinleyerek birbirlerine sarilip hasret gidereceklerine söz vermiyorlar miydi? O zaman neden gelmemisti yine??...
    Aklina kötü düsünceler gelmeye basladi. Hayir.. hayir.. olamazdi.
    Sevdigine bir sey olamazdi.
    Onsuz hayat yasanmazdi ki...
    O ölse bile devamli benimle yasar diye düsündü genç adam. Bunun düsüncesi bile hos degildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaslarini kimsenin görmesini istemiyordu.
    Zaten nedense etrafindaki insanlar ona sanki kaçik gibi bakiyorlardi. Rahatsiz olmaya basladi bakislardan.
    Artik bikmisti... Yine sevgilisi geldi aklina.. Neden gelmedi acaba diye düsünmeye basladi. Gözlerini kapatti.
    7 sene oldu dedi. 7 senedir her gün bu sahildeydi, sevdigini bekliyordu. Daha fazla dayanamadi. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yas güllerin üzerine damladi...
    Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mirildandi...
    Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi yanina koyar, ona vermis olurdu...
    Genç adam ayaga kalkti. Sevdigiyle bulusmak üzere, yesil tepenin ardindaki kabristana dogru yürümeye basladi








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi