Kardak Kayalıkları Meselesi ve Türk Ordusunun Gücü

+ Yorum Gönder
Erkeklere Özel ve Asker Ocağı Bölümünden Kardak Kayalıkları Meselesi ve Türk Ordusunun Gücü ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Heroes*
    Emekli
    Reklam

    Kardak Kayalıkları Meselesi ve Türk Ordusunun Gücü

    Reklam



    Kardak Kayalıkları Meselesi ve Türk Ordusunun Gücü

    Forum Alev
    Kardak Kayalıkları Meselesi ve Türk Ordusunun Gücü





    Ocak 1996'da Yunanistan ile Türkiye arasında Türk bandıralı bir geminin Kardak Kayalıkları'nda karaya oturması sonucu Türk ve Yunan kurtarma ekipleri arasında anlaşmazlık çıkınca patlayan krizdir ve iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir. Figen Akat isimli Türk gemisi 25 Aralık 1995 tarihinde Ege Denizi'ndeki Kardak Kayalıkları'nda karaya oturdu. Bu olaydan sonra Yunanistan, deniz kazasının kendi karasularında olduğunu ileri sürdü. Türkiye ise, sözkonusu adaların kendisine ait olduğunu belirtti.
    Yunanlar, bir süre sonra doğudaki adacıka asker çıkarıp, bayrak dikti. Bunun üzerine iki ülkenin deniz kuvvetleri, adanın çevresinde konuşlandı.
    Dönemin başbakanı Tansu Çiller, "O bayrak inecek, o asker gidecek!" diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savaşa hazır olduğunu belirtti ve 30 Ocak 1996 gecesi adaya asker çıkarılmasını istedi. Türk SAT Komandoları Doğu Kardak’ı kuşatmış olan Yunan donanmasının arasından geçerek hemen yandaki ikinci adaya (Batı Kardak) gece operasyonu ile çıkıp Türk bayrağını diktiler.
    Yunanistan Kardak'ta elektronik harple felç oldu
    Simitis'in, Türk komandolarının ikinci Kardak'a çıkışını 4 saat sonra fark ettik31 Ocak 1996 gecesine çevirdi. itirafı, gözleri yeniden Bodrum semalarına askeri uçak inişe geçtiğinde, heyecan ve tedirginlik hâkimdi ortama! Subay rütbesindeki 22 SAT komandosu hâlâ görevlerinin ne olduğunu bilmiyorlardı. Ama bilinen tek şey Yunanistan’la bir kriz yaşandığıydı. Görev planı, Savaş Harekât Merkezi’nden henüz bildirilmemişti. Gümüşlük Limanı’na askeri otobüsle geldiklerinde ise silah ve malzemelerinin başka bir araçla geldiğini gördüler. Saatler artık gece yarısıydı, 3 adet bot şişirildi. Gece görüşlü silahları bir kez daha kontrol edildi, mermiler, yedek şarjörler yüklendi, en önemlisi susturucular takıldı ve emir geldi: “Kardak’a çıkıyorsunuz!” 22 komandodan 18’i altışar kişilik ekipler halinde 3 bota bindiler. Diğer 4 kişiyse harekât merkezinde kaldı. Operasyonun adı ‘Yunus 1’di. Botlar, ışıkları söndürülmüş gemilerin arkasından kendilerini bekleyen Sahil Güvenlik botunun arkasına takıldılar. Saatler 02.00’yi gösterirken Kardak’ta 18 Türk komandosu yerini almıştı ve operasyon tamamdı.
    31 Ocak 1996’nın ilk saatlerinde Türkiye ile Yunanistan arasında savaşın eşiğine gelinen gecenin, askeri anlamda bilinen tek öyküsü böyleydi. Tam 9 yıldır Türk askerinin Yunanistan gemilerini ve savunmasını atlatarak Kardak’a nasıl sızdığı asla bilinemedi. Geçen hafta, Kardak krizi sırasında Yunanistan Başbakanı olan Kostas Simitis’in yazdığı ‘Yaratıcı Bir Yunanistan İçin Siyaset’ adlı kitap piyasaya çıktığında, bu ‘sır’ tekrar gündeme geldi. Yunanistan’ın kriz dönemindeki tek yetkilisi Simitis, 4 saatlik bir kayıp zamandan bahsediyor, Yunanistan savunmasının zafiyetinin itirafına kitabında yer veriyordu. Simitis’in hâlâ yanıtını bulamadığı konu şuydu: “Bu olayın Yunan kuvvetleri tarafından 4 saatlik bir gecikmeyle anlaşılmış olmasından dolayı büyük şok altındaydık. Gözümüzü açanın ABD olmasından son derece rahatsızdık. Kardak krizi Yunanistan'ın zafiyetlerini ortaya çıkardı.”
    Dokuz yıllık sırra ilişkin ilk itiraf Yunanistan’dan geldi. Halen Türk komandolarının Kardak’a nasıl çıktığı, özellikle Yunanlar tarafından merakla araştırılıyor. Bu olayın en gizemli tarafı ise aslında işin askeri boyutu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu operasyonu nasıl yürüttüğü, Yunanistan’ı nasıl ‘tufaya düşürdüğü’ bir sır perdesi adeta...
    Yunanistan tamamen ‘elektronik harp’ yöntemiyle etkisiz hale getirildi. Dijital saldırılarla Yunanistan gemilerinin tüm elektronik sistemi ‘felç edildi’. Kamuoyuna o dönemde aktarılan bilgilere göre, Yunanistan’ın en büyük deniz üssü Salamina’dan Kardak’a ulaşmak üzere yola çıkarılan gemilerin büyük bir bölümü çeşitli arızalarla yolda kalmıştı. Yola devam edenlerin de hızları ve savaş kapasiteleri sorunluydu.
    Hedef, Yunan askeri sistemini bozmak
    Türkiye’nin en önemli savaş gemileri, firkateynleri ve denizaltıları Gölcük Donanma Komutanlığı'nda konuşlandırılıyordu. Yavuz sınıfı firkateynler olan F240, F241, F242 hemen Gölcük’ten bölgeye sevk edildi. Alman-Türk ortak yapımı olan ve bünyesinde Savaş Harekât Merkezi de bulunan bu firkateynlerin kimsenin bilmediği bir özelliği de ‘elektronik harp’ yeteneğine sahip olmalarıydı. Bu şekilde ne düşmana yakalanılıyor, ne de karşı taraftan füzelere karşı bir savunma gelebiliyordu.
    Gölcük’teki donanma karargâhından o ‘büyük gece’, yani 30 Ocak gecesi emir gelmişti. Emri takiben, 2 saat içinde D346 numaralı Alçıtepe muhribi hariç, tüm gemiler alargaya çekildi.
    D346 ise tersanede bakımdaydı. ABD yapımı bu muhrip daha sonra ‘jilet’ oldu. Eski ama vurucu güçlerden biriydi. Tüm donanması Ege sahillerindeydi. Marmaris Aksas Deniz Üssü, Foça Özel Eğitim Merkezi alarm durumunda adeta savaşa hazırlık yapıyordu. TSK planını yapmıştı. En ufak ateşe cevap verilecek, ABD bile karışamayacaktı. O gece Tansu Çiller başkanlığında toplanıldı. Ordunun durumu, Yunanistan’la savaşın ayrıntıları konuşuldu. SAT komandolarının Kardak’a çıkmasına karar verildi.
    9 yıllık sırrın ayrıntıları arasında yer alan bilgiye göre, mayın tarama gemisi görünümündeki dünyanın en gelişmiş teknolojisine sahip gemiler bölgede Yunanistan askeri sistemini bozmak üzere faaliyet içindeydiler. Hatta bu gemilerden Yunanistan telsiz ve telefon bağlantıları bile dinleniyordu. Hatta ilginç bir anekdot daha: Bir Türk denizatlısı, Atina açıklarına kadar gidip görevini tamamlayıp dönebilecek yeteneğe sahiptir.
    Bilinmeyen başka bir ayrıntıya göreyse, Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Türk timinin adaya çıkacağı ve hepsinin öldürülmesi emrinin verildiği. Operasyonu haber almışlardı. Fakat Türk askerinde önemli bir istihbarat daha vardı. O da adaya çıkan Yunan askerlerinin teçhizat olarak yetersiz olduklarıydı. Hatta nereye gittiklerini bilmeden çok ani bir şekilde adaya çıkarılmışlardı. Pillerinin bile olmadığı bilgisi, Türk askeri istihbaratının elindeydi! Gece görüşleri çalışmıyordu. Sadece gemilerinin sonar ve radarlarıyla etrafı tarıyorlardı. F242 Yavuz tipi firkateyninden, karşı tarafın elektronik sistemlerini bozmak için saldırı yapıldı. 7 kişilik bir ekip 2.5 saat içinde düşman sistemini felç etti. 3 botla 18 kişilik komando timi adaya doğru yola çıktı, Yunan deniz kuvvetlerinin arasından geçip adaya çıktı. Yunanlar bunu ancak sabah saat 05.00 sıralarında fark etmişlerdi! Yunan sistemlerinin bozulmasının askeri anlamda üç sonucu vardı. Elde ettiğimiz bilgiye göre bunlar şu şekilde yorumlanıyordu:
    1. Yunan donanması için büyük bir zafiyetti. Kontrollerindeki bir bölgeye 18 kişilik düşman timi sızıyor ve tüm Yunan donanması savaş durumunda!
    2. Tüm elektronik sistemleri felç edildi. Mesela gemilerde füzeye karşı sistem vardır, füze gelirken radarda görünür ve gemiden metal parçaları fırlar, füzenin yönünü şaşırtıp hedefe çarpmaması sağlanır. Tüm sistemleri devre dışı kaldı ve sabah 05.00’e kadar Türk timinin adada olduğunu anlayamadılar.
    3. Büyük bir prestij kaybı oldu, kansız şekilde bitti ama her ne şekilde olursa olsun Yunan Deniz Kuvvetleri çok büyük zarar görecekti, Gümüşlük sahili o sabah batarya doldu.
    Kardak krizinin ardından 7 Şubat 1996 günü Genelkurmay Başkanı Hristos Limberis görevden alındı. Yunanistan, 9 yıldır bu sırrı çözemedi. Kardak krizinden ortaya çıkan sonuç şuydu: Türk ordusu Yunanistan’ı alt edebilecek güç ve teknolojiye sahipti...
    Sonuçta Türk SAT ve SAS Komandoları Türk bayrağını diktiler. Daha sonra Bill Clinton'un telefonu ve Amerikan delegesi Richard Holbrooke ile NATO Genel Sekreteri Javier Solana girişimleriyle tansiyon düşürülmüş ve kriz öncesi duruma dönülmüştür.



  2. 2
    İLKİN
    Bayan Üye

    Cevap: Kardak Kayalıkları Meselesi ve Türk Ordusunun Gücü

    Reklam



    kardak kayalıkları şöyle bakıldıında üç beş kayalık gibi görünebilir ama aslında öyle değildir kardak kayalıkları iki ülkenin güç gösterisidir üstünlük kavgasıdır haklının hakkını yedirmeme davasıdır







+ Yorum Gönder
kardak kayalıkları krizi
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi