Yapay Yem Seçiminde Maksimum Fayda

+ Yorum Gönder
Her Telden ve Balıkçılık Bölümünden Yapay Yem Seçiminde Maksimum Fayda ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    Yapay Yem Seçiminde Maksimum Fayda

    Reklam



    Yapay Yem Seçiminde Maksimum Fayda

    Forum Alev
    YAPAY YEM SEÇİMİNDE MAKSİMUM FAYDA


    Sanırım pek çoğumuzun alışverişini en sevdiği balıkçılık malzemelerinden biri de albenili renkleriyle yapay yemlerdir. Takım çantalarımızdan taşıp onlar için ayırdığımız alanları da onlarcasıyla, yüzlercesiyle dolduran buna rağmen yenilerini almak için kendimizi rahatlıkla kandırdığımız bu nesneleri acaba yeterince amacına uygun olarak kullanabiliyor muyuz. Eğer, avlanırken, bu araçlardan her aldığını deneyebilen azınlıktan biriysek, şimdi ki sorunumuz da arzu ettiğimiz randımanı alabiliyor muyuz. Bu soruya da evet diyenler yazının geri kalanını okuyarak boşuna zamanlarını harcamasınlar.

    Yapay yem endüstrisi gerek yerel gerekse uluslararası üreticileriyle ciddi boyutlarda ekonomik değer ifade eden bir sektör olduğuna göre, firmaların günün birinde “ey amatör balıkçı, işte falan balık ve derinlik için şu renk, filan cüsse için bu boy, şöyle hava için şu kadar ağırlık…” diyerek hepi topu 40-50 çeşit yapay yem üzerinde anlaşabileceklerini ve üretim yelpazelerini daraltacaklarını hiç sanmıyorum.

    O halde bu ürünleri henüz satın almadan önce, biz amatörler oturup biraz düşüneceğiz. Ülkemizin bizlere sağlayabildiği ortalama refah düzeyini de işin içine katarsak bu “düşünme “ ve “araştırma” işini oldukça ciddiye almamız gerektiğini de söyleyebiliriz.

    Bu yazı, “yapay yemler, balık değil ama balıkçıları yakalamak için dizayn edilmiştir” diyen düşünceden uzaktadır. Bununla beraber her üretilen yapay yemin de mutlaka işe yaradığı görüşünde de değildir – şüphesiz özellikle ve öncelikle taklit ürünlerin – kısacası, yapay yemlerin çalıştığını gerek bu paylaşım forumlarında bizlere aktarılanlardan gerekse kendi deneyimlerimizden biliriz. Bu yazının amacı da yapay yemlerden kaçınmayı önermek değil, bu tür malzemenin seçiminde bazı genel ilkelere dikkat çekmektir.

    Önce biraz teorik bilgi için, fizik derslerinde ele alınan bir iki konuyu hatırlayalım;

    Bildiğimiz gibi beyaz ışık (gün ışığı) aslında bir çok renklerin (dalgaboyları) birleşiminden oluşmuştur. Gerçekten de, beyaz ışığı bir cam prizmadan geçirirsek bir başta mor, diğer başta kırmızı olmak üzere, indigo (mora çalan koyu bir mavi ya da çivit mavisi ), mavi, yeşil, sarı, turuncu temel renklerine ( dalgaboylarına) ayrıldığını görürüz. Elde ettiğimiz bu temel renkleri ise tekrar prizmadan geçirirsek bu kez herhangi bir ayrışma olmaz. Söz gelimi sarı ışık, prizmadan yine sarı olarak çıkar. Bu temel renkler, renk spektrumunu oluştururlar, aynı gökkuşağında gördüğümüz renklerdir. Bu renklerin ( dalgaboylarının) toplamı bize beyaz ışığı verir.

    İkinci adımda bir diğer bilgimizi tazeleyeceğiz. Beyaz ışık bir cisme vurduğunda, söz konusu cismin bazı dalgaboylarını emdiğini bazılarını ise yansıttığını biliriz. Yansıyan dalgaboyları (renkler) gözümüzden beynimize gider, burada yorumlanır ve biz o cismi yansıttığı renk ya da renklerde görürüz. Eğer cisim tüm renkleri yansıtıyorsa, biz cismi beyaz olarak görürüz. Eğer cisim tüm renkleri emiyorsa bu kez cismi siyah olarak görürüz. Limon diğer renkleri (dalgaboylarını) emip sarı rengi yansıttığı için, onun sarı olarak görürüz. Balıklar için de benzeri ilkeler geçerlidir.

    Mekanizmayı bu şekilde hatırladıktan sonra artık sulara dönebiliriz.

    Gün ışığı “temiz su” içinden geçerken dalgaboyları değişik oranlarda emilirler. Uzun dalgaboyları ( kırmızı, turuncu gibi ) su molekülleri tarafından kolayca emilirken, kısa dalgaboyları ( mor, indigo, mavi ) düşük oranda absorbe olarak suyun derinliklerine kadar nüfuz ederler. Yüzeyin hemen yakın derinliklerinde ilk önce kırmızı ve turuncu görünmez olur. Bu renkler artık yansımazlar tümüyle emilirler diğer bir ifade ile bunlara bakan bir balık onları siyaha dönük koyu bir gri olarak görür. Daha sonra sırasıyla sarı, yeşil, mavi, indigo ve nihayet mor yavaş yavaş tükenerek yok olurlar. Belirli bir derinlikten sonra yapay yem artık koyu bir gri hatta siyah olarak görünecektir.

    Toparlarsak, havanın açık ve güneşin tepede olduğu, sakin bir yaz öğleninde, açık denizde ve berrak suda ( ideal şartlar ) kırmızı 5 metreden sonra, turuncu 15 metreden sonra, sarı 30 metreden sonra, yeşil 60 metreden sonra, mavi 75 metreden sonra, indigo 85 metreden sonra, mor + 100 metreden sonra ortamdaki su tarafından emilecektir. Diğer bir ifade ile yapay yemimizdeki renkler yukarıda sıralanan derinliklere kadar görünebilecekler daha sonra grileşeceklerdir.

    Yukarıda ki ideal şartlarda ( açık deniz, kristalize-berrak, temiz- su,yaz mevsimi, öğle vakti ) avlanabilmek günümüz şartlarında artık okyanus balıkçıları için bile pek kolay değildir. Kirlilikten okyanusun açık suları bile payını giderek almaktadır. Ayrıca, bizler sadece yaz öğlelerinde avlanmayız. Hatta, pek çok tür için verimsiz olan bu mevsimde daha az avlanıldığı bile söylenebilir. Şu halde konumuza ortamı çeşitli şekillere sokarak devam edelim.

    Suyun berraklığı ve suyun rengi ele alınması gereken hususlardan olabilir. Berraklık ( açıklık –bulanıklığın tersi- ) suda asılı parçacıkların bulunmamasıdır. Eğer suda, alüvyon, algler, organik hücresel yapılar ve benzerleri yoksa o suyun berrak olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür sularda gün ışığı suyun derinliklerine kadar inebilir. Aksi durumda ise sudaki bu asılı parçacıklar ışığı türlü yönlere yansıtacaklar onu dağıtacaklar ve emilimini artıracaklardır. Bu da bazı dalgaboylarının ama özellikle de kırmızının (kısa dalgaboylarının) çabuk tükenmesine neden olur. Burada altı çizilmesi gereken bir nokta da açık denizlerden, kıyılara ve iç sulara gelindikçe, kirlilik, erozyon, alg gelişimi gibi nedenlerle berraklık derecesinin azaldığının görülmesidir. Kıyılarda ve iç sularda henüz gözümüzle bir bulanıklık görmesek de ışığın tüm dalgaboyları ile suya girişinde bir azalmadan sözedebiliriz.

    Bu tür sularda ilk 10 metrede sırasıyla önce kırmızı ( 2.5 metre civarında) sonra turuncu ( 5 metre civarında) en nihayet sarı ( 10 metrede) renkler tükenir.Daha sonra yeşil ( 20 metre civarında), mavi (25 metre civarında ), indigo ( 30 metre civarında) ve son olarak da mor ( 35 metre civarında) yok olur.

    Suyun rengine gelince, bu rengi belirleyen tipik neden gözle görülemeyen materyallerdir. Özellikle karasal veya suda yaşayan bitki örtüsüne ait organik asitlerin çürüyerek suda çözünmesi suyun rengini belirler. Ancak bu su da berraktır. Konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilecek güzel bir örnek çaydır. Bir bardak çay berrak ancak oldukça koyu kuvvetle renkli bir sıvıdır. Suyun rengi, ışığın dalgaboylarının derinliklere inmesini azaltıcı bir etki yapar. Özellikle bazı dalgaboylarını diğerlerine göre daha fazla emer. Mavi ve yeşil dalgaboyları bundan en çok etkilenirler. Bilhassa bazı göl ve akarsularda tabii organik asitlerin bolluğu nedeniyle sular sıra dışı yoğunlukta renklidir. Bu ise mavi ve yeşil dalgaboyunun, suyun hemen bir iki santimetre altından öteye gidememesini sonuçlar.

    Ortalama renklilikteki sular için, kırmızı 5 metre, turuncu yaklaşık 12.5 metre, sarı 15 metre, yeşil 15 metre, mavi 12.5 metre, indigo 7.5 metre, mor ise 5 metrede tükenirler.

    Üzerinde durmamız gereken bir diğer konu da mevsim döngüsüdür. Göl örneğini ele alırsak yazın alglerin yoğunlaşması nedeniyle bir tür gıda kirliliği söz konusu olur. Artan ve bir araya toplanan bu yapılar, ışığın sudaki yolculuğunu kısıtlarlar bundan özellikle kırmızı, turuncu ve sarı renkler en olumsuz olarak etkilenirler. Alg yoğunluğunun zirvesi sonbahardır. Bu dönemde tüm dalgaboylarının su içinde derinliklere doğru ilerlemesi azalır. Ama yine de özellikle kırmızı, turuncu ve sarı renkler en olumsuz etkilenir. Kışın algler ölür. Güneşin açısı ve ışığın şiddeti düşük olmakla beraber, kış mevsimi ışığın suya nüfuz edebildiği en elverişli mevsimdir. İlk baharda ise yağışlarında etkisiyle suya alüvyon akışı olur. Bu ise tüm dalgaboylarının sudaki emilimini artırır. Ama özellikle mavi dalgaboyu bundan en çok etkilenir.

    Daha somut konuşursak, yazın; kırmızı 5 metre, turuncu 7.5 metre, sarı 10 metre, yeşil 15 metre, mavi 20 metre, indigo yaklaşık 22 metre, mor yaklaşık 25 metre derinlikten sonra yok olur. Sonbaharda; ilk 5 metrede önce kırmızı sonra turuncu ( yaklaşık 2.5 metre ) ve sarı ( 5 metre ) sonra yeşil ( 10 metre ), mavi ( 12.5 metre ), indigo ( 15 metre ) ve mor ( yaklaşık 17.5 metre ) renkler kaybolurlar. Kışın; kırmızı ( 5 metre ), turuncu ( 15 metre ), sarı ( 20 metre ), yeşil ( 27.5 metre ), mavi ( 32.5 metre ), indigo ( 36 metre ), mor ( 40 metre ) derinlikten sonra tükenir. İlk baharda ise aşağı yukarı sonbahardakinin aynı derinlikler geçerlidir.

    Gün içerisindeki farklılıklar da dile getirilebilir. Nitekim, öğle güneşi altında gördüğümüz gök ile gün batımı sırasında gördüğümüz gökyüzü arasında farklılıklar vardır. Güneş ışınlarının geliş açısındaki değişikliklere bağlı olan bu renk değişiklikleri, suyun altındaki dünya içinde geçerlidir bu ışığın geliş açısı farklılıkları, dalgaboylarının su altındaki görünüş mesafelerini de etkiler. Güneş ışınlarının vuruş açıları dikliğini yitirip, eğilmeye başlayınca dalgaboylarının su altında görülebilme derinliklerinde azalmalar olur.

    İlk 7.5 metrede önce kırmızı ve turuncu, 15 metre civarında sarı, 40 metre civarında yeşil, 50 metre civarında mavi, 55 metre dolaylarında indigo ve 65 metreye kadar ise mor renk görülebilir, bundan sonra bu renkler tamamen emilip artık görünmez olurlar.

    Güneş ışınlarının eğilmesinin, su altı için bir diğer sonucu da, suyun altında ( dalgaboylarının ulaşabildiği en derin noktalarda) günün, suyun sathına yakın derinlik katmanlarından ve elbette suyun dışından, erken sona ermesidir. Diğer bir ifadeyle sözgelimi mavi rengin ideal şartlarda 75 metrede görünebilme süresi aynı rengin 10 metrede görünebilme süresinden çok daha kısadır.

    Sözünü edebileceğimiz bir diğer faktör, yazın güneş ışınları dik durumda iken az miktarda kısa dalga boyları dağılır, başka bir söyleyişle kısa dalga boyları daha yoğun olarak dünyaya ulaşır böylece biz ışığı daha parlak ve şiddetli olarak hissederiz. Kışın ise güneşten gelen ışık daha az parlak ve güçlüdür. Çünkü; kısmen ışığın atmosferde daha uzun yol katetmek zorunda kalması ( güneş ışınlarının eğik gelmesi nedeni ile) kısmende bu mevsimdeki bulutlanmanın atmosfere su buharı katkısı yapması sebebiyle daha fazla ışık filtre edilir. Bu ise dalgaboylarının suya nüfuzunu olumsuz etkileyecektir. Diğer bir ifadeyle, öteki şartların eşit olduğu kabul edildiğinde, suyun 5 metre altından gelen bir yapay yemin renklerinin görüntüsü yazın ve kışın birbirinin aynısı olmayacaktır.

    Bunlar dışında bazı başka etkilerden de bahsedebiliriz, örneğin, su yüzeyinde çalkantı ya da hafif dalga olması halinde ışığın dağılımı ve emilimi artacaktır. Bu ise ışığın suya nüfuzunu azaltacaktır. Yine hem hava hem de su kirliliği ışığın dalgaboylarının sudaki ilerlemesini olumsuz etkiler. Dolayısıyla yapay yemin renkleri de bundan etkilenecektir.

    Şimdi birazda somut öneriler;

    - Gece avlarında koyu renkler kullanınız. Bu tavsiye deneyimsiz birine tuhaf gözükebilir. Ancak geceleyin karanlıkta tüm renkler bize siyah ya da koyu gri tonlarındaymış gibi görünür. Onları karartılar halinde seçebiliriz. Bir cisim bu karartıyı, karanlık gölgeyi ne kadar belirgin verirse biz onu o kadar iyi fark edebiliriz. İşte en yoğun ve seçilebilir karartıları ise koyu renkli cisimler verir. Geceleyin, düşük ışık ortamlarında maksimum faydayı veren koyu renkli yapay yemlerdir. Çünkü, böyle ortamlarda yemler net olarak görülmezler ama silüet verirler ve koyu renkli yemler en iyi silüeti verirler. Günün bu zamanlarında siyah, lacivert (koyu mavi ) ve mor renkli yapay yemler iyi seçimlerdir.

    - Kışın, kırmızı ve turuncu renkler en çabuk emilip, filitre edilen dalgaboylarıdır. Bu nedenle tavsiye edilmez. Sarı, yeşil ve mavi renkli yapay yemler ile yine flüoresanlı sarı ve yeşil renkli yapay yemler önerilebilir.

    - Kırmızı, turuncu, sarı, gümüş ve metalik renkler, parlak yaz günlerinde berrak ve sığ sularda etkilidirler. Metalik renklerin parıltılanma eğilimi olduğu için derin sularda da kullanılabileceği söylenebilir. Çok ışıklı parlak günlerde, tüm renkler suda görünebilir ama balıkların aktif bir biçimde beslendiklerini gözlemlerseniz şüphesiz en iyi yapay yem, hedef balığın yoğun bir şekilde avladığı yem balığına benzeyen renk ve ölçüde olandır. Söz gelimi bu yem balığı mavi tonlarını taşıyan bir türse, ideal yapay yem mavi renkte olacaktır.

    - Çok derin sularda ışık son derece azdır yine yoğun bir şekilde renkli sularda ya da çok kirli sularda yapılan avcılıkta renk seçiminin önemi tartışılabilir hale gelir çünkü bunlar ya az ışıklı ortamlardır ya da ışığın dalgaboylarının süratle emildiği ortamlardır. Bu tür yerlerde avcılıkta önemli olan yapay yemin boyutu, şekli ve aksiyonudur ( hareketi ).

    - Yine su üstünden gelen yemlerle avlanırken renk daha az önemlidir. Buna karşın yemin boyutu, şekli ve aksiyonu değer kazanır. Balık yüzeyin altından yeme saldıracaktır, diğer bir ifade ile yem neredeyse arada bir su tabakası olmaksızın ışığı direkt olarak arkasından alır. Böylece yapay yem gerçek renginden uzaklaşır ve griye, siyaha yaklaşır. Bunu kendiniz de bir yapay yemi, gözünüz ile güneş ışığının arasına alıp ona altından bakarak deneyebilirsiniz. O nedenle bu tür avlarda, siyah ve koyu renkler en verimli olanlarıdır. Çünkü bunlar, yüzeyden gelirken aşağıya en yoğun silüeti sağlar.

    - Boyalı, tanenli ( tannic asit etkisiyle lekelenmiş ), renkli sularda kırmızı, turuncu ve flüoresan renkler faydalı olur.

    - Yakalamayı planladığımız balığı göremiyorsak, öncelikle, hedef balığın bulunduğumuz avlakta beslendiği muhtemel yem balığı ile aynı boyutta bir yapay yem seçmeliyiz, ikinci olarak, o yapay yem, hedef balığın bulunması olası derinlikte işleyebilecek nitelikte olmalıdır. Renk bunlardan sonra düşünülmelidir. Buna karşın, avlamayı planladığımız balığı avlakta beslenirken görebiliyorsak bu kez baskın olarak saldırdığı yem balığına uygun boyut ve renkte yapay yem seçmeliyiz.


    NOT: Yukarıdaki yazının kaynağı, Greg Vinall’ın “ Exploding The Myths With Some Truths About Lure Color” isimli makalesidir.




  2. 2
    CANGÜLER
    Bayan Üye

    Cevap: Yapay Yem Seçiminde Maksimum Fayda

    Reklam



    Artık balıkçılıkta insanların yem yerine balığa benzeyen yapay yemleri kullanması hem balıkların daha kolay yakalanmalarını sağlamakta hemde ekonomik olarak daha ucuz olmaktadır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi