Su altı avcılığı /Scuba Dalışta Solunum

+ Yorum Gönder
Her Telden ve Balıkçılık Bölümünden Su altı avcılığı /Scuba Dalışta Solunum ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Hasan
    Özel Üye
    Reklam

    Su altı avcılığı /Scuba Dalışta Solunum

    Reklam



    Su altı avcılığı /Scuba Dalışta Solunum

    Forum Alev
    Su altı avcılığı /Scuba Dalışta Solunum

    Scuba Dalışta Solunum
    Solunum kontrolü
    Dolaşım ve solunum sistemlerinin scuba dalışa verdiği fizyolojik tepki serbest dalıştakine benzerdir. Nefes tutulması sırasında dolaşım sistemi, oksijeni akciğer, kas ve kandaki stoklardan az miktarlarda kullanmaya çalışır. Dolaşım sisteminde karbon dioksit giderek artar ve kimyasal alıcılar (kemoreseptörler) beyindeki solunum sistemi merkezine sinyal gönderir. Diyafram bunun sonucu istem dışı kasılmaya başlar; ilk kasılmalar şiddetsizdir. Dalgıçta art arda gelen nefes alma istekleri büyür ve çok güçlü bir dürtü oluşturur. Bu istek dalgıcın su yüzeyine, hava almak için dönüşüne kadar sürer. Dalgıcın nefesini ne kadar tutabileceği, dokularının oksijensizliğe karşı verdiği fizyolojik tepkiye bağlıdır. İstemsiz olarak, dalışta nefes tutmaya verilen fizyolojik tepki barikardi * dir; dalan memelilerdeki fizyolojik mekanizmaya benzer. Ancak barikardi, dolaşımı yavaşlatmakla beraber dalan memelilerde olduğu gibi insanda da oksijen ihtiyacını azaltmaz. Fizyologlara göre apnetik barikardi , soğuk nemin yüzle teması sonunda harekete geçer. Eldeki tüm bulgulara rağmen kalp atışındaki azalmanın asıl nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Nefes tutmak normalde (karada) kalp atışını artırır. Soluk alamamaya karşı barikardi oluşması memeli refleksi olarak bilinir. Balina, yunus, fok gibi deniz memelileri dalış sırasında bu refleksten yararlanırlar. Dalış refleksi sayesinde erişkin insanda 10ºC'de ve daha soğuk sularda boğularak ölümlerin bir bölümünün engellenebildiği gözlemlenmiştir. Vücutta oluşan barikardi, dokulara giden oksijen miktarını azaltarak, hayati organların normalden daha uzun bir süre mevcut oksijeni kullanmasını sağlamaktadır.
    İki sistemli hareket sualtında nefes tutma süresini uzatır. Bunlardan birincisi dalgıcın rahatlaması, yerinde ve telaşsız hareket etmesidir. Böylece dalgıç daha az enerji harcaması dolayısıyla oksijen tüketiminin ve karbon dioksit üretiminin azalması sağlanmış olur. İkinci sistem ise, dalış öncesi yüzeyde yapılan art arda hızlı solunum, yani hiperventilasyondur. Ancak hiperventilasyon, oksijen tüketiminde herhangi bir düşüşe neden olmayacağından yüzeye dönüşte büyük problemlere yol açabilir (sığ su bayılması).
    Aletli dalışta ise nefes tutularak yapılan dalıştan farklı olarak, dokular daha uzun süre daha yüksek miktarda basınçlı solunum gazı etkisinde kalır. Aletli dalışta iki tip hareket solunumu düzenler ve/veya sualtında solunum düzensizliğine bağlı olarak meydan gelebilecek problemleri engeller. Birincil olarak dalgıç rahat olmalı ve sakin hareket etmelidir. Denge kaybında, dengeyi tekrar sağlayabilmek ya da sadece hareket etmek için kolların kullanılması; sualtında dalgıcın fiziksel anlamda kendini zorlaması (ağırlık kaldırmak, daha hızlı yüzemeye çalışmak gibi); heyecanlanması gibi bir takım faktörler solunumu hızlandıracaktır. Scuba teçhizatındaki herhangi bir problem de solunumun hızlanmasına sebep olabilir; örneğin hatalı ağırlık seçimi, kuşatması (ağırlıkların bir tarafa daha çok yüklenmesi) veya hatalı denge yeleği kullanımı sonucunda denge kaybolur ve dalgıç yeniden dengeyi sağlayabilmek için daha fazla enerji harcamaya başlar. Regülatörde meydana gelecek bir problem de (örneğin hava akımının düşmesi, serbest akışa geçiş, solunum direnci vb.) direkt olarak solunumu hızlandırıcı etkiye sahiptir.
    Sualtında rahat ve sakin olan scuba dalgıç daha az enerji harcayacak ve dolayısıyla :-):-):-):-)bolizmasının oksijen tüketimi ile karbon dioksit üretimini azaltmış olacaktır. Beyindeki solunum merkezi yüksek basınçlı karbon dioksitin etkisine (kara solunumunda çok daha düşük bir değerdedir) alışık değildir. Solunum merkezinin, dakikadaki solunum ihtiyacı için temel aldığı değer karbon dioksittir; dolayısıyla :-):-):-):-)bolik faaliyeti etkilememekle birlikte karbon dioksit kısmi basıncında meydana gelen bu tip bir artış, beyindeki solunum merkezini yanıltacak ve vücuda daha fazla solunum yapması iletisini göndermesine neden olacaktır. Yani dalgıcın scuba sistemde hiperventilasyon (aşırı solunum) yapması için, sualtında yeterli basınç altında solunum yapmaktan daha fazlasına (yorucu faaliyet, heyecan vb. gibi) pek de ihtiyacı yoktur.

    Sualtında hiperventilasyonun sonucu bayılmadır (bilinç kaybı). Hiperventilasyon, tetikleyici mekanizmalar (aşağıda nefes tutma sonucu nefes nefese kalma, denge yeleğini daha az hava tüketme kaygısıyla ağızdan şişirmeye çalışma, zorlu hareketlerde kısa süreli nefes tutma, hızlı yüzme vb.) sonucunda bir kez devreye girdikten sonra dalgıcın tecrübesi ne olursa olsun, tekrar sakin solunuma geçmek oldukça güçtür.
    Tecrübesiz dalgıçlar genellikle hiperventilasyon yapar ve bunu fark etmez. Eğitmenler ya da dalış liderleri gruplarındaki dalgıçları sürekli olarak hiperventilasyona karşı kontrol etmelidir (hiperventilasyon yapan dalgıç neredeyse aralıksız olarak suya kabarcık bırakır). Hiperventilasyona başlayan dalgıcın en kısa zamanda yüzeye dönmesi ve dalışını bitirmesi gerekir.
    Sualtında solunum dengesizliğine engel olabilmek için kullanılacak ikinci solunum hareketi ise, derin ve ağır solunumdur. Böylelikle dalgıç, ölü hava boşluklarında (akciğerlerinde havayı alveollere taşıyan yapının içindeki hava boşluğu ile regülatörünün ikinci kademesinde yer alan hava boşluğu) biriktirdiği ve her solukla birlikte öncelikli olarak akciğerlerine gönderdiği karbon dioksiti seyreltmiş olur. Ayrıca derin ve ağır solunum dakikadaki solunum hacmini düşüreceğinden, sınırlı olan hava kaynağının dalgıca daha uzun süreler yetmesini de sağlayacaktır.
    Solunum hacimleri
    Akciğerlere giren ve çıkan havanın miktarı, vücuttaki oksijen ile karbon dioksit gazlarını normal seviyede tutmak için içeri alınan oksijen miktarı ile vücuttan atılacak olan karbon dioksit miktarı ile ilgilidir. Su üstünde normal şartlar altında ve özellikle de daha çok molekülün aynı hava hacmine sıkıştırılması durumlarında (yani sualtında yüksek basınç altında solunumda) vücut, solunumu sadece karbon dioksit fazlalığını atmak için yapar (yani solunum gazında daha çok oksijen bulunuyor olması solunum miktarını düşürmez). Dalgıç bu solunumu istenilen seviyede yapabilirse vücuda gerekli olan oksijeni sağlamış olur.
    Dalıştaki çeşitli durumlarda dalgıcın ihtiyaç duyacağı oksijen miktarını, hangi miktarda karbon dioksit çıkardığını, akciğerlerini veya dalgıç başlığını havalandırmak için ne kadar havaya ihtiyaç olduğunu bilmek oldukça önemlidir. Bu tip bilgiler özellikle nargile (yüzeyden beslemeli dalış sistemleri) sistemlerde verilecek havanın miktarını belirlemekte fayda sağlar. Kullanılacak karışımı, karışımın akış süratini ve dalgıcın nasıl bir aktivitede bulunacağını bilmek, dalgıç tarafından harcanacak oksijen miktarını ölçmekte önemli birer referans olur. Normal bir dalışta bu miktarları ölçmek veya önceden kesin tahminlerde bulunabilmek mümkün olmayabilir, ancak yapılacak işin detayları biliniyorsa, daha önceki tecrübelerden de elde edilen verilerle birlikte tahminlerde bulunmak mümkündür. Bir insanın yaptığı iş solunum miktarına bağlıdır. İnsanın tükettiği oksijen, çalışma hızını en iyi belirleyen faktördür (Tablo 3-3)

    Her insanın iş yapma kabiliyeti sınırlıdır. Çünkü (kan ve solunum) dolaşım sisteminin sınırı vardır. Bu da vücuttaki hücreler için gerekli oksijen tüketimini sınırlar. İnsanı zor solumaya mecbur eden veya solunumun etkisini azaltan her şey iş kabiliyetini de azaltır. Herhangi bir tehlike karşısında insanın normal fonksiyonlarını aşması için vücut yeterli oksijen olmaksızın kısa bir süre kaslarını çalıştırabilir; buna oksijen borçlanması denir. Oksijen borçlanan kişi ne kadar iyi bir sporcu ise borçlandığı miktar o kadar artar; böylelikle bir tehlike karşısında daha fazla iş yapabilir.
    Bir dalgıcın dakikada tükettiği oksijen molekül sayısının derinlikle ilgisi yoktur, fakat oksijen hacmi Boyle kanununa göre belirlenir. Su üstünde dakikada 2 litre oksijen tüketecek kadar bir iş yapan dalgıç, 10 metre derinlikte 1 litre tüketecektir. Fakat harcadığı oksijen molekül sayısı aynı kalacaktır.
    Sualtındaki solunum problemleri
    Lanphier (1975) yaptığı araştırmada, dalgıçların yüzeydeki dinlenme ve çalışma solunum frekanslarına sualtında da aynı oranda dikkat etmediklerini ve bu durumun karbon dioksit tansiyonun artışındaki en önemli etken olduğunu ortaya çıkarmıştır. Solunum frekansının dalgıçlar için önemi oldukça fazladır. Yüksek basınç altında solunumun değişmesi, beraberinde birçok problemi getirecektir. Bu yüzden sualtında enerji kullanılırken oldukça ekonomik davranmak gerekmektedir.

    Hiperventilasyon
    Vücudun dokulardaki karbon dioksit tansiyonunu normal seviyesinde tutmak için gereğinden fazla soluması durumudur. Dalgıçların çoğu hiperventilasyonu fark edemez veya önemsemez. Scuba sistemle ilk dalışını yapan biri genellikle heyecan ve endişe nedeniyle hiperventilasyon yapar. Hiperventilasyonun vücuttaki oksijen seviyesi üzerinde etkisi azdır; ancak dokulardaki karbon dioksit kısmi basıncında önemli değişimlere sebep olabilir. Uzun süren hiperventilasyonda karbon dioksit seviyesi büyük oranda düşerek kanın asitlik değerinin değişmesine (asidoz) neden olur. Kanın karbon dioksit seviyesinde meydana gelebilecek bu tip bir değişim, parmaklarda titreme, kasılma ve ilerleyen süreçte bilincin kaybolmasıyla (bayılma) kendini gösterir. Hiperventilasyona neden olan bir diğer etken de solunum yolları ile solunum cihazındaki ölü boşluklardır. Sualtında normale yakın ya da yetersiz solunum yapılıyorsa (yüzeysel solunum yapılıyorsa) alveollere yeterli düzeyde oksijen ulaşamaz ve dolayısıyla vücuttaki karbon dioksit seviyesi yükselmeye başlar. Yüzeysel solunum, sualtındaki hiperventilasyonun tetikleyicisidir

    Hiperventilasyon, solunum cihazlarının bir noktadan sonra solunum yapmayı güçleştiren dirençleri (örn; performansı düşük regülâtörler) sonucunda da oluşabilir. Solunum cihazları, kapasitelerinin üzerinde solunuma direnç gösterir. Derinlik ve dakikadaki solunum ihtiyacı regülâtörün sağlayacağı hava miktarında belirleyicidir. Regülâtörler performanslarına göre bir takım testler sonucunda, belirli otoritelerce değerlendirilip sınıflandırılır

    Düşük performanslı regülâtörler solunum direncini artırır ve sualtında hiperventilasyonun tetikleyicisi olur. Regülâtörler ve şnorkeller; gerek yapıları, gerek hava kanallarının boyutları yönünden de solunuma karşı direnç gösterebilir. Bu tip solunum cihazlarında ince çaplı hortumlar ve havayı tutan engeller bulunur; sert kıvrımları bulunan şnorkeller, solunum cihazında bulunan çeşitli valflar ve bu cihazların tamamında yer alabilen, havanın akış yapacağı değişik tipteki mekanik koridorlar solunum için birer direnç kaynağıdır Ayrıca solunum direnci, solunum cihazından bağımsız olarak, yüksek basınç altında yoğunlaşan solunum havası dolayısıyla da meydana gelebilir

    Hipoventilasyon
    Merkezi sinir sisteminden solunum kaslarına gelen uyarıyı zayıflatan morfin ve barbiturat esaslı ilaçların alınması, göğüs duvarı zedelenmeleri veya solunum kaslarının paralizisi, solunuma karşı yüksek bir direnç oluşması (örneğin sualtında yüksek yoğunlukta gaz solunmasında olduğu gibi) ile meydana gelir. Hipoventilasyon, dokulardaki oksijen kısmi basıncının düşmesine yola açar ve hipoksik (dokuların yeterince oksijen alamaması durumu) etkisi sonucu bilinç kaybına sebep olur

    Hiperkapni
    İnsan vücudunda fazla miktarda karbon dioksit bulunması durumudur. Normalin altında karbon dioksit bulunması haline ise hipokapni denir. Karbon dioksit, :-):-):-):-)bolizmanın oksidatif üretimi sonucu ortaya çıkar (*). Vücut için normal oranlarda herhangi bir zehirleyici etkisi yoktur. Ancak solunan gaza yüksek oranlarda karışması ya da ölü boşluklara sahip bir solunum cihazından (şnorkel, regülatör) hatalı solunması sonucu kandaki oranı artar ve zehirleyici etkisi ortaya çıkar. Gerek hiperkapni gerekse de hipokapni dalgıçlar üzerinde bazı fizyolojik etkiler yaratırlar

    Hiperkapni genellikle nefes nefese kalma veya aşırı yorgunluk sonucu ortaya çıkar. Karbon dioksitin yüksek kısmi basınç değerlerine erişmesiyle, dalgıçta bilinç karışıklığı, baş dönmesi, kas spazmları, baş ağrısı, bulantı, göğüs kaslarında bir sızlama ve bayılmanın meydana gelebildiği gözlenmiştir. Karbon dioksitin kısmi basıncının azalması sonucunda ise (hipokapni) çeşitli kaslarda titremeler, bilek ve ellerde kasılmalar, kaslarda iğnelenmeler, baş dönmesi ve bilinç kaybı meydan gelir


    Genellikle uzun ve yorucu bir çalışmada, vücudun normalin üstünde enerjiye ve bu enerjiyi meydana getirilebilmesi için normalin üstünde oksijene ihtiyaç vardır. Yoğun aktivitede
    bolizmanın hızlanmış olması, vücut tarafından üretilecek ve daha sonra da solunum yoluyla atılacak karbon dioksitin de artması anlamına gelir. Her aktivitenin sonunda dokularda bir miktar karbon dioksit artışı gözlenir. Aktivitenin sona ermesiyle hızlanmış olan solunum bir müddet daha aynı seviyede devam eder. Bu zaman aralığı nefes nefese kalma olarak da bilinir
    Sualtında hiperkapni, dalgıcın solunum ortamındaki anormal miktarda karbon dioksitten veya bolizma sonucu ürettiği karbon dioksitin yeterli solunum yapılamamasına bağlı olarak dışarı atılamamasından kaynaklanır Lambertsen (1980). Solunun yolları ile solunum cihazı üzerinde ölü boşluklar bulunur. Özellikle scuba dalıcının solunumunda önemli rol oynayan ölü boşluklar, yetersiz solunum ya da sık ve yüzeysel solunum sonucunda vücuttaki karbon dioksit seviyesinin yükselmesine sebep olur
    Sualtında karbon dioksit fazlalığının kaynağı çoğunlukla vücudun bolik faaliyetinden kaynaklanır. Karbon dioksit fazlalığında da hipoksi'de olduğu gibi bütün dokular gaz değişiminin etkisi altındadır; bilinç karışıklığı, doğru düşünememek, sersemlik başlıca belirtilerdir. Bu belirtiler karbon dioksit yüzdesi artıkça daha da kötü bir hal alır; % 10 karbon dioksit soluyan bir kişi bilincini kaybeder, % 15 ve daha yüksek oranda ise kaslar sertleşir ve spazmlar başlar (Tablo 3–4)
    Thomas ve Shilling (1980) yaptıkları bir araştırmada, karbon dioksit kısmi basıncı üzerindeki değişimlerin bilinç kaybında birinci derece etken olduğunu belirlemiştir. Dalgıç karbon dioksit fazlalığı nedeniyle bilicini kaybetmiş (bayılma) ama boğulmamışsa, yüzeye döndürüldüğünde kendine gelir; ancak baş ağrısı, bulantı ve baş dönmesi gibi geçici bozukluklar görülebilir
    (*) Vücuttan atılan karbon dioksit, tüketilen oksijenle ilgilidir Vücut, tüketilen her litre oksijen için yaklaşık bir litre karbon dioksit üretir. Dalışta tüketilen oksijende olduğu gibi, üretilen karbon dioksitteki molekül sayısı da derinlikle değişmez. Dalgıcın ürettiği karbon dioksit, yaptığı işe ve aldığı gıdaya bağlıdır. Bir dalgıç, her litre oksijen başına ortalama 0,9 litre karbon dioksit üretir

    ..




  2. 2
    CANGÜLER
    Bayan Üye

    Cevap: Su altı avcılığı /Scuba Dalışta Solunum

    Reklam



    Balık avlamanın bir değişik yöntemi de su altında değişik aletler ile avlanması olmaktadır.Bu tarz avcılık zor ve spor amaçları ile yapılmaktadır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi