Tanrı Yanılgı mı?

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Bilgiler Bölümünden Tanrı Yanılgı mı? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    tersinim
    Yeni Üye
    Reklam

    Tanrı Yanılgı mı?

    Reklam



    Tanrı Yanılgı mı?

    Forum Alev
    Evrim konusunda yazdıklarıyla meşhur prof. Unvanlı bir yazar Tanrı kavramının bir yanılgı olduğunu iddia eden bir kitap yazmış ve yayınlamış.

    Bilimsel olduğu iddia edildiği halde içeriğinden alıntılar yapma izni verilmediğinden sözü edilen kitabı doğrudan eleştirme imkanımız yok.

    Fakat konu itibariyle sessiz kalmamızda mümkün olmayacak.

    Bu nedenle doğrudan kitaptan alıntılar yapmadan, kitabın yazarı ve içeriğinden bahsetmeden sadece anladıklarımızı yazıp buna uygun eleştirilerde bulunacağız.

    Ne yapalım ki tanınan imkanlar bu kadarına elveriyor.

    Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

    Önce şunu belirtelim ki bilimin paylaşıldıkça çoğaldığını ve değerlendiğini inananlardanım. Bilimsel bir kitabın içeriği rahatlıkla paylaşılıp, eleştirilebilmeliydi.

    Meşhur bir Arap atasözü vardır, harcanmayan para senin değildir diye.

    Bizde bunu; paylaşılmayan ilim sahibine ait değildir şekline dönüştürebiliriz.

    Gerçektende öyle. Paylaşılmayan, eleştirilmeyen bilimin hiç bir değeri yoktur.

    Her ne ise….

    = = =

    Kitap Tanrı’ya dolaysıyla dine hedef almış.

    Sayın yazarımıza göre din; kimi insanların aklını, bilincini özgürce kullanmasını engel olan, toplumsal baskılarla yaşatılmaya çalışılan ruhsal bir hapishanedir.

    Yazarımıza göre dini inkar eden bir ateist her şeyden önce gerçekçidir, cesurdur ve dinin prangalı hapishanelerinden kurtulmanın görkemli bilincindedir.

    Bu bilinç son derece görkemlidir, yücedir; çünkü bu bilince herkes ulaşamaz.

    Dinin akıl ve mantık dışılıklarından bunalmış ruhunu kurtarmayı başarmış bir kişi rahatlıkla dengeli, ahlaklı ve mantığa dayalı fikirlerle tatmin olmuş mutlu bir ateist olabilir.


    Sayın yazarımız bir şarkıcıdan ve şarkıdan esinlenerek dinin olmadığı bir dünyayı hayal eder.

    Dinin olmadığı bu hayali dünyasında; ne ikiz kuleleri yıkan Müslüman teröristler, ne intihar bombacıları, ne İsa’nın katilleri suçlamasıyla suçlanan ve ceza gören Yahudiler, ne minicik bir yerini açtığı için kırbaçlanan kadınlar, ne heykelleri kırıp yıkan Talibanlar, ne de kısas uygulanarak boynu vurulan kişilerden eser vardır.

    Bir bakıma onun bu hayali dünyasında her şey sütlimandır, kurt ve kuzu kardeş kardeş yaşamaktadır.

    Bir ateist için dinin dünyaya yaptığı kötülükler!!!! örnek verdiklerimizden binlerce kat daha çok ve çeşitlidir.

    Acaba öyle mi?

    Kitabı ilgiyle okurken bir şey hemen dikkatimi çekti.

    Sayın yazarımız dinin kötülüklerini sayıp dökerken; doğru dürüst örtünmediği için kırbaçlanan kadınları yazarken nedense çok daha büyüklerini; insan olduğumuz için utançla yüzlerimizi kızartanlarını; engizisyon mahkemelerini, zindanlarda çürütülen, diri diri yakılan insancıkları, cennetten parsel parsel arsalar satan suiistimalcileri bunlara benzer ya da benzemez Hıristiyan dinine özel nice kötülükleri nedense yazmamış.

    Bu da sayın yazarımızın konunun temelinde bile tarafsız olmadığını, diğer dinleri bir kenara bırakıp İslam’ı hedef aldığını gösterir.

    Sayın yazarımıza göre bütün kötülüklerin kaynağı dindir. Büyük ölçüde (açıkça yazmasa da) İslam dinidir.

    Sayın yazarımız yazısını devam ederken aklını, vicdanını, daha da önemlisi bilimsel tarafsızlığını bir kenara bırakmış.

    Sayın yazarımız din olgusunun kötülüklerini yazmadaki hünerini; insanları diri diri fırınlara atarak yakan, gaz odalarına gönderen, işkenceler altında inim inim inleterek canlarını alan; kadın, kız, çoluk çocuk, genç ihtiyar demeden on milyonlarca insanı ölüme gönderen, çıkardığı dünya savaşı sonucunda yüz milyonlarca insanın ölümüne neden olan, bir o kadarını da hasta ve sakat bırakan azılı bir ATEİSTİ ortaya koyup kınamada göstermemiş.


    Sayın yazarımız masum çocukların, hastaların, elden ayaktan düşmüş ihtiyarların topluma yük oldukları kararını vererek doğal seleksiyon gereği yok edilmelerini savunan, daha da korkuncu bunu uygulayan öjenistlerin, insanları kafataslarının büyüklüğüne ya da teninin rengine göre az gelişmiş, çok gelişmiş diye ayıran kafatasçıların, ırkçıların da Tanrı tanımazların içinden çıktıklarını unutmuş görünüyor.

    Son iki dünya savaşlarını ateizme meyilli devlet adamlarının çıkardıklarını; on milyonlarca insanın ölümlerine, bir o kadarının da sakat kalmalarına, onca acıya, gözyaşına neden olduklarını da bilmezlikten gelmeyi tercih etmiş.

    Neden acaba?

    Azılı tanrıtanımazların işlediği yüz kızartıcı, insanlık dışı suçlar dincilerin yaptıklarından daha mı hafifti?

    Yoksa sayın yazarımız gerçeği arayan tarafsız bir bilim insanı değil de gözü dönmüş bir din düşmanı mıdır?

    İyi ve de kötülerin toplumların her kesiminden çıkabileceğini prof unvanlı sayın yazarımız bilmiyor muydu?

    Kötülüğü tek bir kesimin üzerine yıkma çabaları bir kara cahilliğin sonucu değil midir?


    Devamı var.




  2. 2
    tersinim
    Yeni Üye

    Cevap: Tanrı Yanılgı mı?

    Reklam



    Tanrı Yanılgı mı?-2


    Sayın yazarımız söz konusu eserinde doğal olarak (eğer bir Var Edicinin varlığını en baştan inkar ederseniz otomatikman ateist-darwinci olursunuz. Bundan kurtuluşunuz yoktur.) ateist-Darwinci olduğundan onu ve getirdiği teoriyi öven, teoriyi bilimin ortaya koyduğu tek gerçek gibi gösteren cümleler kurmuş, evrimin propagandasını yapmaktan çekinmemiş.

    Bu durum onun bilimsel tarafsızlığı konusunda oluşan şüphelerimizi bir kat daha güçlendirip koyulaştırdı.

    Sayın yazar kaşınmış ama Darwin ve getirdiği teori hakkında oldukça geniş kapsamlı yazı dizilerimiz var. Yeterince cevap verdik. Onun için bu konuya girmeyeceğim. İsteyen bu konudaki yazılarımızı bakabilir.

    Sayın yazarımız Tanrı varsayımının varoluşla ilgili bilimsel bir hipotez olduğuna, bununda diğerleri gibi kuşkucu bir bakış açısıyla analiz edilmesi gerektiğini ileri sürer.

    Varoluşta Bir Yaratıcı İradenin var olduğu (yaratılışçılık) varsayımı elbette ki bilimsel bir varsayımdır. Bu varsayıma Tersinim Teorisini de ekleyebiliriz.

    Tersinim teorisi dinsel objelerden mümkün olduğu kadar uzak durarak temel aldığı bilimsel kanıtlarla evrim teorisini can evinden vurur, yaşamsal damarlarını kökünden keser.

    Tersinim teorisi, evrim teorisi gibi uzun süreçlere ihtiyaç duymadığından materyalizmin bilimsel temeli olarak kabul edilen deney ve gözlemlerle sınanma şartını kolaylıkla yerine getirir.

    Evrim teorisi öngörüleri ise on milyonlarca sene gibi çok uzun süreçlere ihtiyaç duyar. Bu nedenle gözlem ve deneylerle birebir sınanması mümkün değildir.

    Evrim teorisi savunucularının kanıt diye ortaya koyabildikleri kimi temelsiz, hayal ürünü, genelde saçma, şöyle oldu böyle oldu edebiyatına dayalı varsayımlarla; yaşam süreclerinin sonuçları olan, evrim öngörülerine uygun yorumlanmaya çalışılan, gerektiğinde sahtekarlıklara, aldatmacalara başvurulmaktan çekinilmeyen fosillerdir.

    Evrim diye savunulan olgu gözlem ve deneylerle birebir gözlemlenemeyen, sadece uzun süreçler sonunda oluştuğu varsayılan canlılardaki pozitif yöndeki değişimler ve bu değişimleri gösterdikleri iddia edilen yaşamsal izler olmalıdır.

    Canlıların zaman içinde değişime uğradıkları doğrudur ama bu değişim tersinim teorisinin temel varsayıma uygun olarak tersinim yönündedir.

    Tersinim olayının doğruluğu konusunda her gün kolayca gözlemlediğimiz binlerce örnek ve kanıt vardır ama canlıların zaman içinde evrimleştiği konusunda gözlem ve deneylerle sınanabilen tek bir olgu dahi yoktur.

    Sayın yazarımızda dahil tüm evrimcilere duyurulur.

    Şöyle oldu böyle edebiyatına kaçmadan, kanıtlara dayanarak evrimin doğruluğunu göstersinler.

    Tersinim olayının doğruluğu konusunda ise isteyenlere kanıtlara, akıl ve mantık çıkarımlarına uygun binlerce örnek gösterebiliriz.

    Sonuçta şunları yazabiliriz.

    Evrim, tersinim gibi yaratılış teorisi de Konusuyla ilgili diğer varsayımlar gibi bilimsel yöntemlerle ve tam bir tarafsızlıkla analiz edilebilir ve edilmelidir.

    Biz buna ne karşı çıkarız, ne de gereksizliğini yazarız.

    Nedeni ise varoluşun rastlantılarla oluştuğunu savunan materyalist-ateist görüşün; akla, mantığa, bilime uyan bir tane bile kanıtı olmadığı halde Varoluşta Bir İradenin Var Olduğu tezini savunan varsayımın binlerce, on binlerce, milyonlarca ve hatta milyarlarca kanıtının olmasıdır.

    Varoluşta Bir İradenin var olduğunu savunan teori; karşıtı tüm teorilerle bilimsel platformlarda tam bir tarafsızlıkla kıyaslanıp analiz edilmeyi, tartışılmayı; bilim adına, gerçekleri bulma adına sevinerek kabul eder. Çünkü korkacağı, çekineceği hiç bir şey yoktur.

    Tüm var oluş bir parça akıl, mantık, izan sahiplerine hep bir ağızdan Bir Var Edici İradenin Var olduğunu haykırır.

    Eğer siz en baştan iki cevaplı bir sorunun cevaplarından birini arayıp sormadan; kanıtlarını görmeden gerçek (doğru) kabul ederseniz diğer cevabı yanlış kabul etmek zorunda kalırsınız.

    Bilimsel bulguları doğru zannettiklerinizin doğrultusunda yorumlarsanız bilimsel tarafsızlığınızı yitirirsiniz.

    Bu gün Darwinciler dolaysıyla ateistler (meşhur bir darwincinin ifade ve itiraf ettiği gibi) Bir Yaratıcı İradenin varlığını kabul etmektense en saçma, en bilim dışı varsayımları doğru kabul etme eğiliminde ve mantığındadırlar.

    İşte sorunun özü buradadır.

    Devamı var.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi