Kaşıntı nedir??

+ Yorum Gönder
Sağlık ve Cilt Hastalıkları Bölümünden Kaşıntı nedir?? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Usser
    Üye
    Reklam

    Kaşıntı nedir??

    Reklam



    Kaşıntı nedir??

    Forum Alev
    Kaşıntı nedir?
    Kaşıntı kaşınma arzusu uyaran bir duygudur. Kaşıntı kişiyi oldukça rahatsız edebilir. Şiddetli olduğunda uykusuzluğa, gerginliğe ve depresyona neden olabilir. Kaşıntının gerçek nedeni bilinmemektedir. Derideki sinirler etkilenerek, histamin adlı bir kimyasal salgılanınca, beyinde kaşıntı duyusunu oluşturur. Kaşıntı bazen bir cilt hastalığı ile birlikte olabilirken, bazen de bir iç hastalığının belirtisi olabilir. İç organ hastalığı bulunmayan diğer kaşıntılı hastalarda kaşıntının nedeni psikolojik olabilir.
    Kimlerde kaşıntı vardır?
    Kaşıntının çok belirgin rahatsızlık verdiği bir çok deri rahatsızlığı vardır. Örneğin kurdeşen, su çiceği ve egzema da kaşıntı vardır. Bazı deri hastalıklarında ise döküntü olmadan kaşıntı olabilir. Yaşlılarda görülen kuru deriye bağlı kaşıntı bunun bir örneğidir. Bu kaşıntı özellikle kışın atar ve deride başka bir bulgu yoktur. Kaşıntının nedeni genellikle kuru cilt olmakla birlikte bazen kaşıntının nedeni bir iç hastalığı da olabilir. Derinin uyuz gibi bazı parazitik hastalıklarında da oldukça kaşıntı mevcuttur. Dermatoloji uzmanları bu hastalıklara muayene ile kolaylıkla tanı koyabilirler. Eğer bir bende kaşıntı var ise bu benin kansere dönüştüğünün bir belirtisi olabilir. Bu durumda tanı koyabilmek için biyopsi yapmak gerekebilir.
    Kaşıntıya neden olabilecek bir çok iç hastalığı vardır. En sık rastlanılan böbrek yetmezliğine bağlı kaşıntıdır. Hepatit C yi de içeren karaciğer rahatsızlıkları, guatr ( tiroid bezinin fazla veya az hormon salgılaması) da kaşıntı nedenleri arasındadır. Demir eksikliği, polistemia vera ve multibl myeloma gibi kan hastalıklarında da kaşıntı olur. Ara sıra lenfomalarda da kaşınyı görülebilir. İnme gibi nörolojik tablolarda da kaşıntı olabilir.
    Kaşıntı nasıl tedavi edilir?
    Doktorunuz öncelikle kaşıntının nedenini araştırır. Dikkatli bir cilt muayenesi, kan testleri, gerekirse biyopsi yapar. Eğer kaşıntı egzema veya kurdeşen denen bir cilt hastalığından kaynaklanıyorsa bu hastalıkların tedavisi kaşıntıyı giderir. Eğer hastalık bir iç hastalığından kaynaklanıyorsa kaşıntı giderici haplar ve ultraviyole tedavisi kullanılır. Kaşıntının bir çok nedeni olmasına rağmen bir çok tedavisinde temel bir kaç uygulama vardır. İlk olarak sıcak banyo ve duş yasaklanmalıdır. Hafif ve ince kıyafetler ve serin bir ortam kaşıntınıyı azaltır. Sabunlar derinizi kuruturlar, bu nedenle hassas ciltler için olan uygun sabunları kullanınız. Banyoda iyi durulanınız, sabun artığı kalmamasına dikkat ediniz. Banyodan çıktıktan 2-3 dakika içinde nemlendirici uygulayınız. Su çiçeği ve böcek ısırıklarına bağlı su kabarcıklı hastalıklarda kalamin içeren losyonlar iyi gelebilir. Kaşıntı oldukça rahatsızlık verebilen bir durum olabilmekle beraber genelde tedaviye iyi cevap verir.



  2. 2
    makaskterh
    Yeni Üye

    Cevap: kaşıntı nedir??

    Reklam




    Gıdıklanma ve kaşınma hekimlerin nörofizyolojisi ile ilgilenmedikleri, insanlarda çok sık görülen bölgesel veya genel uyarılma halidir. Bu hadisenin özünde nöronal elektriksel üretim vardır. Gıdıklanma ve kaşınma arasında uyarı başlama yerleri bakımından farklılık vardır. Onun dışında ikisinin de mekanizması aynıdır. Yani bölgesel anlamda elektriksel uyarı oluşturmaktır. Cinsellikte de asıl mekanizma herhangi bir ajanla bölgesel elektriksel uyarının artırılması ve sempatik aktivasyon denilen sistemin çalışması esasına dayanmaktadır. Şu anda tıbbı görüşler bu uyarının elektrokimyasal olduğunu söylese de, bu böyle değildir. Asıl mekanizma deri ve mukozolar da sürtünmeden doğan, elektromekaniksel elektriğe bağlıdır. Görselikte oluşan yardımcı uyarılar (cinsellik için söylüyorum) yakın dönem de aşırı açıklık politikaları yüzünden, insanlarda desensitizasyon gelişmiş ve duyarsızlık oluşmuştur. Tüm bu anlatılanların 1/10 u bile bilgi anlamında tıbbi etikte anlatılmamaktadır. Çünkü olay bilinmezlikler ile doludur. Gıdıklanma ve kaşınma olayına neden girdiğimi sorarsanız, gıdıklanmada yüzey elektriğine hassas bölgelerin ki; bu bölgeler genelde derinin iyice inceldiği bölgelerdir, uyarılması ve deşarjı ile oluşmaktadır. Kaşınma olayında detay anlamında farklılık uyarının içerden gelmesi ve bu uyarıyı bastıracak dış tepkilerden meydana gelmektedir. Belli bölgelerde aşırı uyarılma söz konusu ise diğer bölgelerde dolayısıyla uyarılabilme eşiği yükselmiş veya cevapsız periyoda girmiş olur. Genelde ostorojen dediğimiz kadınlık hormonunun deri altı yağ tabakasını azalttığı ve deriyi incelttiği bilinmektedir. Dolayısıyla östrojeni yüksek olan insanlarda eğer alt yapı uygunsa gıdıklanma ve alerjiye bağlı kaşınma olayları çok fazla olacaktır. Canlıların vücut çalışma şekilleri incelendiğinde eşik değere kadar gelen bir elektriksel uyarı, ondan sonra patlama yapan pik değer söz konusudur. Bu değerler 0,6 volt sınırından 1,5 voltlara kadar değişim göstermektedir. Bu bilgiler neden verilmektedir. Bu bilgilerin verilme sebebi çalışma mekanizması anlaşıldığında tedavi ve çözüm o derece kolay olmaktadır. Aksi halde olaylar olduğunda insanlar yanlış tedavi edilmekteler.

    Gıdıklanma hadisesinde erotojen bölge dediğimiz insandan insana değişmekle beraber bazı bölgelerin hassasiyeti söz konusudur. Bu bölgeler içinde cilt altı yağ doğusunun oldukça az olduğu cinsel organ bölgeleri, meme uçları, boyun ve kulak dipleri, kasıklar gibi yerler başta yer almaktadırlar. Bazı insanlar o derece hassas olurlar ki; gözünün önünde gıdıklayıcı el hareketleri yaptıklarında görsel anlamda gıdıklanmaya başlarlar. Bazı insanlarda gıdıklanma eşiği çok düşük olduğundan çok fazla gülerler. İnsanlarda uyarılabilme eşiği denen bir tabir vardır. Bu tip insanların bedensel performansları yeterli ise aşırı derecede cinsel istekleri var olduğu kabul edilir. Yalnız cinsellikte en önemli detaylardan birisi sık uyarılma veya cinsel perhiz uygulayabilme gerekliliğidir. Cinsellikte açlık gibi doyurulması lazım gelen bir duygudur. Bu duygunun açılımında; yemeği makul ve ihtiyacı olduğu zamanlarda helal yollardan alma esasına dikkat etmek gerekir. Yalnız duyguya ait olan ihtiyaçtan fazla alırsanız veya haram yoldan alırsanız, bu kez sistemi yakarsınız veya aşırı doygunluk yüzünden lezzetini alamazsınız. O nedenle ihtiyacın aynen yemek yeme ihtiyacı gibi olduğunu bilmek lazımdır. Yemek yemede de sınırı zorlarsanız hem şişmanlayıp hantallaşırsınız hem de bir daha yemeğin lezzetini alamazsınız. İnsan bedeni aynen doldur boşalt tekniği ile çalışmaktadır. Her doldurma ve her boşaltma sırasında insan haz almaktadır. Haz almanın temel prensibi potansiyel farklılıktır. Canlı devamlı aldığı ve aşağı yukarı hareketin olmadığı bir sistemde haz duygusunu kayıp eder. Haz duygusunu açıklayan bir Allah’ın kulu olmamıştır. Elbette insan yaşamında hazzın çok büyük önemi vardır. Hatta sevgi ve aşkın ön duygusudur. Ama insanlar sevgi ve çekmeyi bilmediklerinden hazzı da anlayamazlar. Freud ve yandaşları hazzı çok işlemişlerdir. Ancak hazzın neden kaynaklandığını, hangi sisteme etki ettiğini açıklayan olmamıştır. Hazdaki temel prensipleri anlayabilmek için beden elektrik potansiyellerini ve çalışma prensiplerinin bilinme zorunluluğu vardır. Çünkü beden eğer aynı frekanslar ve elektriksel ampiütütler içinde hareket etseydi haz diye, lezzet diye bir şey olmazdı.

    Gıdıklanma ve kaşınma konusunda o derece saçmalamalar yapılmıştır ki; bu sebeple alerjik hastalıklarda olan kaşınmaların sebebini histamin ve damar genişlemesine bağlamışlardır. Ancak bilmelidirler ki her damar genişlemesi ve histamin yükselmesi kaşıntıya sebep olmaz. Kaşınmanın esas esprisi merkezi sistem dolayısıyla uyarılma eşiği düşen nöronların gidişmesi ve sürtünme enerjisine ihtiyaç duymalarıdır. Gıdıklanma ile kaşınma arasındaki asıl farklılık birisinde tüm zamanlarda sistem yüksek frekansta çalışır beden elektriği ve ateşi yüksektir. Diğerinde ise her hangi bir sebeple zaman zaman beden merkezi sistem elektriği yükseldiğinden yetmeyen elektriğe sürtünme ve dokunma yoluyla takviyesi gerekmektedir. Bedenin haz alması ve bazen yüksek frekanslarda çalışma isteği alışkanlıklar ve görgüden kaynaklanır. Yaşlı insanlar ile genç insanlar arasında frekans farklılığı genelde yaşlıların daha yıpranmış olmaları dolayısıyla ve kapasitörlerinin iyi olmamış olmalarından kaynaklanır. Burada cep telefonlarının pillerini örnek olarak vermek istiyorum. Bilinen bir gerçektir. Cep tel pilleri, normal şartlarda tam bitmeden şarj edilmemelidir. Bunun sebebi aradaki kapasitenin devamlı aynı limitlerde hafızalanmasını devamıdır. Aksi halde kapasitif hafızalanma daha alt limitlerde çalışacaktır. Giderek kısalan kapasite alt dolu nokta devamlı arıttığından ve boşalamadığından haz yani potansiyel farklılık gayet düşük olacaktır. Yapılan hatalar ve ani gereksiz pil deşarjları üst noktayı da aşağı taşımaktadır. Gereksiz doldurmalar bir taraftan ani boşaltmalar bir taraftan kapasiteyi düşürdüğü için yaşamında hatalar ile dolu insanın cinsellikten ve gıdıklanmaktan gerekli zevki alabilmesi mümkün değildir. Gıdıklanma konusunda çok ufak bir detay daha sunmak istiyorum. Çok fazla gıdıklanan birisine tatmin olduğu iyi bir cinsel beraberlikten sonra tekrar gıdıklamaya kalksanız uyarı veremezsiniz. Yani gıdıklayamazsınız. Bunları söylerken erotojen bölgeleri çalışmadığı için ömründe hiç gıdıklamayanları kast etmiyorum. Bunların durumu biraz daha farklıdır.

    Alerjik kökenli kaşınmalar neden dolayı bazı zamanlarda pik yapar. Bu sorunun cevabı da bizim ilimseller tarafından hala verilebilen bire cevap değildir. Alerji neden bahar aylarında polenler arttığında sıkıntı olmaktadır. Aslında elektriksel yük yoğunluğu olan polenlerin bu derece uyarı eşiğini düşürmesi gayet normaldir. Siz belli frekansta senkronu tutturmak kaydıyla, elektrik enerjisini verirseniz ciltte ilk önce kızarmalar ve kaşınmalar başlayacaktır. Burada bir detayı da gözden kaçırmamak gereklidir. Her insanın frekansı ve senkronu bir değildir. Hatta hiçbir insanın frekansı ve senkronu birbirine benzememektedir. Yukarıda pil örneği vermiştim insan ömrü de aynı pil ömürleri gibidir. Bu piller çalışma saati olarak belli süreleri aşamazlar. Aşmaya çalıştığında ki; aletler ile suni solunum ve dolaşım sistemlerinden söz ediyorum. O bile sınırlı sayda etki etmektedir. Agoni de son anlarını yaşayan kimsenin en büyük handikaplarından birisi her türlü tıbbi destek verildiği halde hastanın tansiyonu hızla düşmeye yani kalp pompa vazifesi yapmamaya başlar. O sırada hastaya dopamin denilen ilaçlar verilir. Ancak verilmiş olan bu ilaç sadece hastanın yaşam saatlerini çok kısa olmak kaydıyla desteklemekten öte bir şey yapamaz. Beden elektriği tükenmiştir. Ne kadar oksijen ve glikoz verseniz de ne kadar tuz takviyesinde bulunsanız da hastayı ayağa kaldıramazsınız.

    Cinsellik elemanı olan öpüşme hadisesi de; gene ağız yoluyla elektriksel frekans üretmek esasına dayanmaktadır. Özellikle karşı cinsler arasında elektriksel farklılık olduğundan uyarılabilme frekans üretebilme çok daha rahat olmaktadır. Öpüşme ve gıdıklanmanın fizyolojisi açısından şu anda ileri sürülen bir görüş yoktur. Hatta özellikle psikanalistler bu konu açılmasını istemezler, kendileri de bu konuda herhangi bir bilgilerinin olmadığını bilirler. Seks konusunda insanların söyleyebileceği ayakları yere basan görüş şu anda mevcut değildir. İnsan veya hayvan hangi esaslar dâhilinde orgazm olur veya tatmin olur bunu bilen yoktur. Buna rağmen insanlar utanmadan çıkıp basın yayan organlarında seks terapi anlatırlar. Arkadaş bu iş dinamiği ve fizyolojisi nedir desen trene bakar gibi bakar. Gıdıklanma kaşınma hapşırma ve öpüşme hadiselerinin temelinde elektro fizyolojik açıdan elektrik üretimi vardır. Potansiyel farklılık hazzı ve yapılan işlerin mantığını belirlemektedir. Bu konuda daha detaylı yazılara daha sonraları devam etme gereği vardır.
    Netice olarak sürtünme elektriği canlı olan her yerde etkisini göstermektedir. Yalnız yapılan olumuz ve uygunsuz deşarjlar canlının kendi hazzına ve istek arzularına verdiği kötülükler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Saygılarımla.


    Dr. Efser Gökçen

    MANYETİK DUNYAMIZ
    www.manyetikdunyamiz.com

    Y A S A L U Y A R I "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.








+ Yorum Gönder
kaşıntı nedir
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi