Göç Destanı Türk Destanı

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Destanlar ve Efsaneler Bölümünden Göç Destanı Türk Destanı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Göç Destanı Türk Destanı

    Reklam



    Göç Destanı Türk Destanı

    Forum Alev
    GÖÇ DESTANI

    Destan Hakkında Bilgi



    Bu destan da bir Uygur destanıdır ve daha önce de belirtildiği üzere, Türeyiş
    destanının tabii bir devamı gibidir. Bugün, Orhun nehri kenarında bir şehir
    kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok eskiden bu şehire Ordu Balık
    denildiği tahmin edilmektedir. Büyük Uygur Destanı' nın, işte bu şehrin saray
    yıkıntısının önünde bugün dahi görülebilecek şekilde duran abidelerde yazılı
    olduğunu Hüseyin Namık Orkun' un belirttiğine göre bu abideler, Moğol Hanı
    Öğüdey zamanında Çin' den getirilen mütehasıslarla okutturulup tercüme
    ettirilmiştir.



    Göç Destanının Çin ve İran kaynaklarındaki kayıtlarına göre iki ayrı rivayet
    halinde olduğu bilinmekte ise de aslında birbirinin tamamlayıcısı gibidir. İran
    kaynaklarında ki rivayet, daha ziyade tarihi bilgilere yakındır. Aynı zamanda
    İran rivayeti, Türklerin Maniheizm' i kabulünü anlatan bir menkıbe hüviyetinde
    görünmektedir. Aşağıda hülasa edilecek olan rivayeti Cüveyninin Tarih-i
    Cihanküşa adlı eserinde kayıtlıdır ve bu rivayete göre, destanda zikredilen iki
    ağacın, Maniheizm' in kurucusu Mani' nin "iki Esas" adlı eserindeki iki ağacı
    temsil ve taklid ettiğini prof. fuad Köprülü iddia etmektedir.



    Destan



    Uygur ülkesinde, Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde Kumlançu denilen
    bir tepe vardır. Adına Hulin Dağı derlerdi.



    Hulin Dağında da, birbirine çok yakın iki ağaç büyümüştü. Biri kayın ağacıydı.
    Bir gece, kayın ağacının arasında yaşayan halk bu ışığı gördü ve ürpererek takip
    etti. Kutsal bir ışıktı, kayın ağacının üstünde kaldığı müddetçe kayın ağacının
    gövdesi büyüdükçe büyüfü, kabardı. Oradan çok güzel türküler gelmeğe başladı.
    Gece oldu mu, ağacın otuz adım ötesinden bütün çevre ışıklar içinde kalıyordu.



    Bir gün ağacın gövdesi ansızın yarıldı. İçinden beş küçük çadır, beş küçük
    odacık halinde meydana çıktı. Her odacığın içinde bir çocuk vardı. Çocukların
    ağızlarının üstünde asılı birer emzik vardı ve onlar bu mukaddes çocuklara halk
    ve halkın ileri gelenleri çok büyük saygı gösterdiler.



    Çocukların en küçüğünün adı Sungur Tekin' di, ondan sonrakinin adı Kutur Tigin,
    üçüncüsününki Türek Tekin, dördüncüsünün Us Tekin ve beşincisinin adı Bugu
    Tekin' di. Beş çocuğun beşinin de Tanrı tarafından gönderildiğine inanan halk,
    içlerinden birini hakan yapmak istediler. Bugu Han en büyükleri idi hem de
    ötekilerden daha güzel, daha zeki ve daha yiğit görünüyordu. Bugu Tekin' in
    hepsinden, her hususta üstün olduğunu anlayan halk onu hakan olarak seçtiler.
    Büyük bir törenlle Bugu hanı hakan olarak seçtiler. Büyük bir törenle Bugu hanı
    tahta oturttular.



    Böylece yıllar yılı kovalamış ve bir gün gelmüş uygurlara bir başkası hakan
    olmuş.



    Bu hakanın da galı Tekin adında bir oğlu varmış.



    Hakan oğlu Galı Tekin' e, Çin prenseslerinden birini, Kiu-Lien' i almağı uygun
    görmüş.



    Evlendikten sonra Prenses Kiu-Lien, sarayını Hatun Dağında kurdu. Hatun dağının
    çevre yanı da dağlıktı ve bu dağlardan birinin adı da Tanrı Dağıydı, Tanrı
    Dağının güneyinde de Kutlu Dağ derler bir başka dağ vardı, kocaman bir kaya
    parçası.



    Bir gün elçileri, falcılarıyla birlikte Kiu-Lien' in sarayına geldiler. Kendi
    aralarında konuşup dediler ki:



    -Hatun Dağının varı yoğu, bütün bahtiyarlığı Kutlu dağ denilen bu kaya parçasına
    bağlıdır. Türkleri zayıflatıp yıkmak istiyorsak bu kayayı onların elinden
    almalıyız.



    Bu konuşmadan sonra varılan karar üzerine Çinliler, Kui-Lien' e karşılık olarak
    o kayanın kendilerine verilmesini istediler. Yeni Hakan, isteğin nereye
    varacağını düşünmeden ve umursamadan Çinlilerin arzusunu kabul etti, yurdunun
    bir parçası olan bu kayayı onlara verdi. Halbuki Kutlu Dağ bir kutsal kayaydı;
    bütün uygur Ülkesinin saadeti bu kayaya bağlıydı. Bu tılsımlı taş Türk Yurdunun
    bölünmez bütünlüğünü temsil ediyordu düşmana verilirse bu bütünlük parçalanarak
    ve Türkelinin bütün saadeti de yok olacaktı.



    Hakan kayayı vermesine verdi ama kaya öyle kolay kolay sökülüp götürelecek
    cinsten değildi. Bunu anlayan Çinliler, kayanın çevresine odun ve kömür yığıp
    ateşlediler. Kaya iyice kızınca da üzerine sirke döküp parça parça ettiler. Her
    bir parçayı da ülkelerine taşıdılar.



    Olan o zaman oldu işte. Türkelinin bütün kurdu kuşu, bütün hayvanları dile
    geldi, kendi dillerince kayanın düşmana verilişine ağladılar. Yedi gün sonra da
    bu düşüncesiz Hakan öldü. Ama Onun ölümüyle ülke felaketten kurtulamadı. bir Çin
    prensesi uğruna çekinmeden feda edilen yurdun bir kayası, Türkelinin felaketine
    sebep oldu. Halk rahat ve huzr yüzü görmedi. Irmaklar birbiri ardınca kurudu.
    Göllerin suyu buhar olup uçtu. Topraklar yarıldı, mahsuller yeşermez oldu.



    Günlerden sonra Türk Tahtına Bugu Han' ın torunlarından biri hakan olarak
    oturdu. O zaman canlı cansız, ehli yaban, çoluk çocuk bütün yurdda soluk alan
    almayan ne varsa hepsi birden:



    -Göç!.. Göç!.. diye çığrışmaya başladı. Derinden, inilti, hüzün dolu, çaresiz
    bir çığrışmaydı bu. Yürekler dayanmazdı.



    Uygurlar bunu bir ilahi emir diye bildiler. Toparlandılar, yollara düzüldüler;
    yurdlarını yuvalarını bırakıp bilinmedik ülkelere doğru göç etmeğe başladılarç
    Nihayet bir yere gelip durdular, orada sesler de kesildi. Uygurlar, seslerin
    kesilip duyulmaz olduğu bu yerde kondular, beş mahalle kurup yerleştiler ve
    bunun için bu yerin adını da Beş-balıg koydular. Burada yaşayıp çoğaldılar.
    KAYNAK: Türk Destanları-M.Necati Sepetçioğlu




  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Göç Destanı Türk Destanı

    Reklam



    Destanlar bir değişik oluyor.Onlara mantık yürütmek doğru değil.Bu destanda orhun destanıdır.Türeyiş destanı gibi hatta devamı gibidir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi