Dinimize Göre Sevgililer Günü

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden Dinimize Göre Sevgililer Günü ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    By_HC
    Üye
    Reklam

    Dinimize Göre Sevgililer Günü

    Reklam



    Dinimize Göre Sevgililer Günü

    Forum Alev
    Sevgililer günü(Saint Valentine's Day)


    Gerçek sevgi sonsuzdur!


    14 şubatın sevgililer günü olduğunu geçde olsa farkettik bişiler tıklayalım dedik. Sevgililer günü(Saint Valentine's Day) Avrupa toplumunun dinlerinin asıl hükmünü kaybetmesi insanlar arasında meşru olmayan ilişkilerin yaygınlaşmasının normal karşılanması ile ortaya çıkmıştır. Ne eski dinlerde nede İslam dinin de yeri yoktur.
    Sevgilileri ikiye ayıralım, yani yanlış anlamayın sevgilileri ayıralım demedim iki tür sevgili vardır onu belirtiyorum :o)
    1) Özenti yada cinsel dürtülerine uyarak sevgili olanlar=Bu sınıf hayatın yemek içmek ve eğlenmekten ibaret olduğunu sanan bu insanlar gerçeğin farkına vardıklarında ömür sermayesini harcayıp bitirdiklerini ancak farkederler. Oysa Allahu Teala şöyle buyuruyor:
    EN'AM suresi 32. ayette Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?
    3-ÂL-İ İMRAN: 14- İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.
    2) Hayat arkadaşını yani evlenip ömrünü geçireceği kişiyi seçmek için sevgili olanlar= Sevgili olarak flört edip evlenenlerin propagandası yapıldığı gibi başarılı bir evlilik yaptıkları söylenemez. İşte bir örnek:
    medenifearless; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 26 ; İl: İstanbul
    2 yıldır evliyiz. Hergün "Allah belanı versin" demeye başladım. Artık her kavga ettiğimizde, eski sevgilisiyle beni karşılaştırmaya başladı. Kavga bittikten sonra neden bu kadar iğrenç şeyler söylediğini sorduğumda, "Sinir anında söylenmiş gerçek olmayan sözlerdi" diyerek geçiştiriyor. O kadar da severek evlenmiştik. Onun için yapmadığım ve yapamayacağım şey yokken yine de nankörlük yapıyor. Aman arkadaşlar evlenmeden önce bin kere düşünün. Özellikle eşiniz olacak kadının geçmişini mutlaka öğrenin.
    Bu ilişkilerin %90'ı evlenmeyle sonuçlanmıyor. En serseri ve asi genç dahi evlenmek istediğinde; hiçbir erkekle konuşmamış, halk tabiriyle "erkek eli değmemiş kızlarla" evlenmeye can atıyor. Flört tuzağının pençesinde kalan kızlar genelde ortada kalıyor, hatta gözünü kadın tüccarlarının adresinde açanlar bile oluyor.
    Dr. Cemal Zeki Önal, flörtçü kızların ortak akıbetlerini güzel bir şekilde tasvir eder: "Aşkla şakalaşan kızlar, bıçakla oynayan çocuklara benzerler, ekseriye yaralanırlar. Bu yaralar çok defa pek acı kanar. Kız kızlığını, ulu benliğini kaybeder, türlü felaketlere uğrar". Erkek ise yeni oyuncağından hevesini almış bir çocuk gibi konacağı yeni bir çiçek arayama başlar. Diyelim ki, flört döneminden sonra bir kız ve erkeğin evlendiğini düşünelim. Bunlar flört döneminde birbirlerine kendilerinin hoşa giden yönlerini gösterirler. Aylarca süren tanışma ve derin dostluğa rağmen kusurlarını, zayıf taraflarını birbirine göstermezler. Bu dönem içinde nefsâni, şehvani istekler, cinsel dürtüler o kadar azmış olur ki, hemen evlenmek isterler ve bu amaca ulaşmak için ikisi de birbirine bağlılık sözü verirler. Öyle sevgi ve sadakat gösterişi içine girerler ki, evlendikten sonra ilişkiler ve münasebetler dünyasında bu devreye hiçbir zaman bir daha tesadüf edilmez.
    Tabiki erkek ve kadın bir biri için yaratılmıştır Allah cc buyuruyor ki:
    30-RUM: 21- Yine O'nun âyetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
    Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem de: Ey gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yetenler evlensin.Çünkü evlenmek gözü daha çok muhafaza eder, namusu daha fazla korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç kalkandır. buyuruyor.
    Ama ne Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem zamanında ne de sonrasında hiç bir İslam âlimi kadın ve erkeğin evlilik dışı yakınlaşmasına müsaade etmemiştir Hatta İmamı Rabbani hazretleri kapalı bir odada evli bir erkek yada kadının mahremi olmayan biri ile bir cinsi münasebet süresi kadar kalmaları nikahlarını bozar, ama örneğin kapı açıksa hüküm bozulur demiştir.




  2. 2
    By_HC
    Üye
    Reklam



    ZİNA ETMEK İSTEYEN GENÇ
    Asr-ı saadette Peygamberimiz (A.S.) Ashabıyla beraber bulunuyordu. Bir genç çıkageldi ve çok saygısızca:
    - Ya Resulallah! Ben falanca kadın ile arkadaş olmak olmak istiyorum, onunla zina yapmak istiyorum dedi.
    Ashab-ı Kiram, bu durumdan çok öfkelendiler. İçlerinden gazaba gelerek genci dövmek ve huzuru Resulullah'dan çıkarmak isteyenler oldu. Bazıları bağırıştılar. Çünkü genç çok hayasız konuşmuştu.
    Sevgili Peygamberimiz ( S.A.V.) bırakın o genci buyurdu. Resulullah, genci yanına çağırdı, dizinin dibine oturttu. Gencin dizlerini kendi mübarek dizine değdirecek bir şekilde oturttu ve:
    - Ey genç, birinin annenle bu kötü işi yapmasını ister misin? Bu çirkin hareket hoşuna gider mi? diye sordu. Genç hiddetle:
    - Hayır Ya Resulallah, diye cevap verdi. Resulallah:
    - Öyle ise o çirkin işi yapacağın kimsenin evlatları da bundan hoşlanmazlar. Sonra:
    - Peki, bu çirkin işi senin kız kardeşinle yapmak isteseler, sever misin? diye sorduklarında genç :
    - Hayır, asla! diyerek hiddetleniyordu. Şu halde insanlardan hiç kimse bu işi sevmez buyurdu.
    Sonra Hz.Peygamber (A.S.) mübarek elini bu gencin göğsüne koyarak şöyle dua etti:
    - Allah'ım! Sen bu gencin kalbini temiz kıl. Namusu ve şerefini muhafaza eyle ve günahlarını da bağışla, buyurdu.
    Genç, Resulallah'ın huzurundan ayrıldı. Bir daha günah işlemediği gibi böyle bir kötü düşünce aklından bile geçmeden yaşamış!
    Resulallah:''Kadınlarınızın namuslu olmasını istiyorsanız başkalarının kadınlarına yan gözle bakmayınız'' diye emrediyor.








  3. 3
    By_HC
    Üye
    ÇOK EŞLE EVLİLİK

    Mutluluğu artırmak düşüncesiyle yapılan ikinci evlilikler, genellikle eski mutluluğu alıp götürdüğü gibi kocayı ve eşleri depresyona sokabilir.
    "Ölüm bizi ayırıncaya kadar." Bu sözler Batı uygarlığının evliliğe bakış açısını özetliyor. Fakat buna rağmen İngiltere'deki evliliklerin üçte biri, ABD'dekilerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor. Çocukların yüzde 15'inin babası evlilik cüzdanlarındaki kayıtlı eş değil. Türkiye'de ise durum farklı. Boşanmalar, Avrupa ülkelerine göre çok daha az. Çok eşlilik ise kanunlarla yasaklanmış olsa da yok değil. Bu konuda birçok örnek var ;
    35 yaşındaki bir kadının şikayetleri ; "Doktor bey, ben ailemin tek çocuğuyum. Paylaşmaya kesinlikle hazır değilim. Mutlu bir yuvamız vardı. 16 yıllık evliyiz ve üç de çocuğumuz var. Kocamla birbirimizi çok seviyorduk, ya da öyle zannediyorduk. İlk yıllarda kocam fakirdi, maaşı düşüktü. Ben çalıştım, eve katkıda bulundum. Her zaman ona destek oldum. Sonraları kocam kazanmaya başladı, maddi durumumuz düzeldi. Hep Üsküdar'da evim olsun isterdim. Evim de oldu. Keşke olmasaydı diyorum şimdi. Çünkü taşındığımız gün hadiseyi öğrendim. Kocam, çocuğu yaşında bir çocukla ikinci evliliğini yapmıştı. Bunun gerçek olduğunu anlayınca şok oldum. Ben ki onun için her fedakarlığı yapmıştım. O ise kıza bir daire tutmuştu. Şaşırdım. Kocamı dövmeye, ona saldırmaya başladım. Bana bunu nasıl yapardı? Çocuklarımın ikisi de bunalıma girdiler."
    "Peki kocanız nasıl açıklıyor bu durumu?" diye sorulduğunda şöyle anlatıyor ;
    "Haklı olduğumu söylüyor, özür diliyor. Kıza acıdığını, kötü yola düşmesin diye bu yolu izlediğini ifade ediyor. Artık bıraktım diyor ama ben yapılan ihaneti unutamıyorum. Hatta ben de ihanet edeyim dedim, yapamadım. Aklımdan bu olay çıkmıyor. Kocamı affedemiyorum ve ondan nefret ediyorum. Boşanmak istiyorum ; çocuklarım 'anne bizi babasız bırakma' diyorlar."
    Kocası da yaptıklarından pişmanlık duyuyordu fakat bu arada aile perişan olmuştu. Bütün fertler bunalım içindeydi. Hatta aile dağılma arifesindeydi.
    İkinci evliliğinde mutluluğu bulacağını zanneden kocalar, ilk evliliklerindeki mutluluğu bile bulamayabiliyorlar. Aile düzenleri bozuluyor, hatta ilk eşi ikinciyi ilk zamanlar kabullense bile sonraları eşler arasında kıskançlıklar baş gösteriyor. İlk zamanlar cazip görülen ikinci eş, daha sonraları pişmanlık verici bir durum halini alıyor.
    Hz. Peygamber niçin çok eşle evlendi ?
    Kaynaklar, Hz. Peygamberin, damadı Hz. Ali'nin ikinci Evliliği'ne çok sert bir dille karşı çıktığını açıklamaktadır. Hz. Ali, Ebu Cehil 'in. kızı El-Aura (veya Cüveyriyye) ile evlenmek ister. Bu konuda Hz.Peygamber'le istişare edilir. Hz. Peygamber buna. müsaade etmez ve "...Ancak Ebu Talib'in oğlu (yani Hz. Ali) kızımı boşar ve bundan sonra onların. kızlarıyla evlenir" der. İbn Sa'd, Hz. Peygamber'in bu evliliğe karşı çıkmasının sebebini, (kızı) Hz.Fatma'nın üzülmesiyle izah eder. Bu konuda başka yorumlar da vardır. Kanaatimizce bu rivayet, Hz. Peygamber'in tek eşlilikten yana olduğunu ifade eder. Ancak dönemin şartları ve zorlamaları, hayatının sonlarına doğru onu da çok eşliliğe mecbur etmiştir.
    Hz. Peygamber'in çok evlilikleri Medine döneminde olmuştur. Medine'de kurulan İslam devleti, bütün Arabistan'ı karşısında buldu. Kureyş kabilesinin Arap yarımadasındaki nüfuzu ve Hz. Peygamber'in yeni bir din getirmiş olması, bu bölgede yaşayan insanları Medine'de kurulan bu küçük devlete karşı ayaklandırdı.
    Hz. Peygamber, herkesle barış yapmak, anlaşmak ve meseleleri konuşarak bir sonuca varmak istedi, ancak karşı taraf savaşmayı tercih etti. Bu gelişme Mekke devrinde olduğu gibi çok yavaş seyrediyordu. Savaş aynı zamanda iyileşmesi çok zor olan sosyal yaralar açıyordu.
    Arabistan 'ı cehaletten arındırmak ve İslam'ı bu bölgede yaymak için Hz. Peygamber 'in Medine döneminde mecbur olduğu çok eşli yaşamın asıl sebebi budur.
    Hz. Peygamber 'in iki cariyesi olmuştur. Bunlardan biri Mısır lideri Mukavkis 'in gönderdiği Mariye'dir. Hz. Peygamberin ondan Hz. İbrahim diye bir çocuğu olduğu için o hürriyete kavuşmuş oldu. İkinci cariyesi Kurayza Yahudileri esirlerinden olan Reyhane'dir. Hz. Peygamber bu kadını azad etmiş ve onunla evlenmiştir.
    Görüldüğü gibi Hz. Peygamber'in cariye edinmek için bir isteği yoktur. Bu iki cariye onun arzusu dışında beraber olduğu, sonrada hürriyete kavuşturduğu iki kadındır.
    Sonuç olarak sağlıklı bir toplumda Kur'an, tek evliliği öne çıkarmıştır. Ancak erkeklerin savaş veya daha başka sebeplerle azalıp geride dul kadınlar, yetim kızlar ve çocuklar bıraktığı olağanüstü durumlarda bir erkeğin birden fazla evlenmesine de izin verilmiştir.








  4. 4
    By_HC
    Üye
    BOŞANMA FELAKETİ

    Bir toplumun sağlamlığı, ailelerdeki geçimsizliklerin, boşanmaların az olması ile belli olur.
    İngiltere kralı Sekizinci Henri, karısından boşanıp başka bir kadınla evlenmek istemiş. Papa buna müsaade etmeyince kral, Henri İngiltere'den Katolik mezhebini kaldırmış, yerine Anglikan mezhebini kurmuş. Yani boşanabilmek için bütün bir milletin dinini değiştirmiş.
    Fransa'nın sevilen şarkıcısı François Hardy: Sevdiği Jean Mari'den ayrılığını unutamıyor ve ızdırabını şöyle dile getiriyor: "Tuhaf şey, beraberken hiç öyle duygular hissetmiyordum. Ayrıldıktan sonra iş değişti. Eve dönüşte sevilen erkeğin orada olmadığını görmek ne demektir şimdi anlıyorum. Kendime hâkim olamıyorum. Daima her yerde onu görüyorum. Onu unutmak için elimden geleni yaptım gezdim tozdum, flört etmeğe çalıştım ama olmuyor, onun yerini hiç bir şey doldurmuyor. Kimse iç âlemimi bilmiyor. Hüzünlü şarkılar söylememe şaşılıyor. Ben hayatı sevinçli, neşeli bulmuyorum. Onun için kederli şarkılar söylüyorum. Beni hiç bir şey avutmuyor, sadece bekliyorum bir gün belki bu bekleyişim sona erecek, ama ne zaman..!"
    Boşanma, toplumumuzu içten kemiren felaketlerimizden biridir. Maalesef ülkemizde boşanma oranları giderek artmaktadır.
    Bugün evlilikler daha zayıf temeller üzerine kuruluyor ve bu yüzden yıkılması daha kolay oluyor. Hatta bazı evlenenler "mutlu olmazsak ayrılırız" diyerek yuva kuruyorlar. Bu yanlış bir tutumdur. Çünkü her boşanma olayında sadece evlenenler değil, onların aileleri ve özellikle çocukları kötü etkilenir. Bir ruh hekiminin muayenehanesine problemleri için gelen birçok kişinin rahatsızlığının temelinde boşanma ve getirdiği sıkıntılar yatmaktadır.
    Kadın ve erkeğin birbirini tatmin etmeyişi veya edemeyişi, birbirini ihmal edişi, zevk ayrılıkları, kültür farklılıkları ve aldatma boşanmanın başlıca sebeplerindendir. Dr. Van Pelt, aşkı hipnotizma diye kabul etmekte, evlendikten sonra bu hipnotizma tesirini kaybedince aşk harareti söner, soğukluk ve ayrılıklar başlar." diyor.
    Kadının modaya, süse düşkünlüğü, ve erkeğin gelirinin yetmemesi huzuru bozar ve boşanmakla sonuçlanır.
    Kimi erkek, karısının yaşlanması, güzelliğini ve çekiciliğini kaybetmesi, onu artık beğenmemesi, başka kadınlara ,genç kızlara kendini kaptırması nedeniyle boşanmaya başvurur.
    İstatistikler, dünyadaki erkeklerin yüzde 60'ı, kadınların da yüzde 40'ının kıskanç olduğunu gösteriyor. Kıskançlığın en tehlikeli devresi, erkeklerde 30-40 yaş arasında, kadınlarda 50-55 yaş arasındadır. Aşırı kıskançlık ta boşanma sebebi olabiliyor.
    Bir toplumun mutlu ve ruhen sağlıklı olması onun temeli sayılan ailenin sağlamlığı ile ölçülür. Ailenin de sağlamlığı geçimsizliklerin, boşanmaların az olması ile belli olur. Ülkemizde kültür yozlaşması oldukça, toplumun temelleri sarsılmakta ve sağlam aileler yerine boşanmış veya geçimsiz çiftlere bırakmaktadır. Aile yapısını güçlendirmek hepimizin görevi olmalıdır.


  5. 5
    By_HC
    Üye
    EVLİLİK VE AŞK BÜYÜLERİ , MEDYUM, CİNCİ VE FALCILAR

    Anayasa mahkemesi tarafından 1977'de din olarak kabul edilen büyücülük, ABD'de 100 bin büyücü ve 9 milyon mensubu ile halkı kıskaç altına almıştır. Pek çok Amerikalı, doktorlara gitmek yerine büyücülere başvurma yoluna gitmektedirler. İnternet'e de girmiş bulunan büyücüler, Hıristiyanlığa meydan okuyor ve insanlara papazlardan daha fazla yardımcı olduklarını söylüyorlar.
    Dini reddeden. fakat huzuru laiklikte de bulamayan Avrupalılar da, mutluluğu medyumlarda arıyorlar. Eski çağlarda kâhin diye adlandırılan bu kimseler, şimdilerde medyum adı altında, dinsiz kalan Batı insanına deva olmaya çalışıyorlar.
    Fransız Le Monde gazetesinde (15.11.96) tam sayfa olarak verilen bir araştırmaya göre, sadece Fransa'da kendisinin medyum olduğunu söyleyen veya kâhin olarak kabul edilen kırk bin civarında insan, hayatını bu yolla kazanıyor.


  6. 6
    By_HC
    Üye
    EVLİLİK GEREKLİ Mİ ?

    Evliliğin amacı, eşleri kısıtlamak değil, ikisini bir bütün yapmaktır.
    İnsanoğlunun dünya üzerinde ilk görülmesinden beri evlilik mevcuttur ve tarihin kaydettiği bütün topluluklarda aile kurumu baş tacı edilmiştir. Evlilikte iki cins birbirini tamamlar. İki vücut, iki kalp, iki ruh ve daha doğrusu iki şahsiyet birleşir.
    Son dört bin yıldaki seksen uygarlıkla ilgili kapsamlı bir araştırma yapmış olan İngiliz antropolog John D. Urwin, her uygarlıkta aile bozuldukça uygarlığın da parçalanmaya başladığını görmüştür. Urwin 'in araştırmasına göre erkek, enerjisini şehvet ve arzuları yönünde kullanırken evlendiğinde ev kurmak için ter dökmekte, geleceğe yatırım yaparak en iyi faaliyeti göstermeye çalışmaktadır.
    Neden evlilik ?
    Son zamanlarda ailenin görevlerinde değişiklikler olduysa da şu dört temel ilke her zaman vardır ve var olacaktır:
    1. Cinsel ihtiyaçların karşılanması : Toplumun huzurunu sağlamak amacıyla cinsel davranışlara çeşitli kısıtlamalar getirilir; evlilik kuralları da bu kısıtlamalardandır. Ancak cinsel ihtiyaçlar evliliğin tek amacı değildir.
    2. Ekonomik işbirliğinin sağlanması : Bilinen bütün insan topluluklarında cinsiyete göre bir iş bölümü ve işbirliği vardır. Erkeklere fiziki güçleri sebebiyle daha ağır ve zorlayıcı görevler verilmektedir. Kadınlar için çocuk doğurma esas olduğundan bu görevin yanı sıra çoğunlukla daha hafif işler uygun görülmektedir. Kısacası kadının ve erkeğin aileye katkıları birbirini tamamlamaktadır.
    3. Üreme, çoğalma ortamının sağlanması
    4. Çocuğun yetiştirilmesi, bakım ve eğitimi (sosyalleşme) : Aile üyeleri, bu konuda kendi paylarına düşeni yerine getirerek aile birliğine katkıda bulunurlar.
    Peki evliliğin faydaları neler ?
    Evlilik birçok ihtiyacımızın tatminini sağladığı gibi birçok avantajları beraberinde getirir. Onları kısaca sıralarsak;
    - Kişinin hayatı düzene girer. Beslenmesi, ısınması, giyinmesi ve barınması tertipli olur.
    - Ruh sağlığını tehdit eden yalnızlık ve sıkıntı hissi, ailenin sıcak ortamında kaybolur. Evlilik. tek başına yaşamaktan daima daha güven vericidir.
    - Annelik ve babalık gibi zevklerin en güzeli tadılır.
    - Hanımlar ekonomik emniyet duygusunu ve ihtiyacını tatmin ederler.
    - İntihar, bunalım, ruhî hastalıklar evlilerde, bekarlara oranla daha az görülür. Çünkü evlilik kişiye bir taraftan sosyal bağımlılıklar ve sorumluluklar getirirken, aynı zamanda sosyal itibar ve korunma sağlar.
    - İsraf, kumar, alkol ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkünlük, sıkıntı, boşluk hissi, amaçsızlık, zaman israfı, kavgacılığa meyil, çabuk öfkelenme gibi problemler bekarlarda evlilere oranla daha sıktır.
    - Evliliğin sağladığı faydalardan en önemlisi ise cinsel ihtiyaçların doyumu için bedenî, ahlâkî ve hissî yönden geçerli en iyi çözüm olmasıdır.
    - Evlilikle psikolojik ve emosyonel birliktelik sağlanır. Aile içinde bütün bireyler ve öncelikle de karı ve koca arasındaki karşılıklı ilişkiler menfaate dayalı değildir. Ruhsal bir ilişki de söz konusudur ve bu ilişki sevgiyi, şefkati, merhameti, sevecenliği, karşılıklı güveni, fedakârlığı, teselli ve yardımı doğurur ve devam ettirir. İnsan tabiatının kendini en iyi şekilde ifadesi bu ilişki ile filizlenir. Erkek ve kadının ruhsal potansiyeli sadece aile kurumu çerçevesi içinde realize olur ve aile çevresi ve dış dünyada bu sayede iyilik ve fazilet duygularını yeşertir. Evlilik arkadaşlığında her eş sürekli artan bazı sorumlulukları yerine getirme duygusu yaşar. Aileye çocuklar da katılınca sevgi, şefkat ve fedakârlık değerleri gerçekliğe dönüşür ve sabit kişilik özellikleri haline gelir.
    - Eşlerin sevdiği, güvendiği, cesaret verdiği, birlikte gülüp beraber geliştiği ve kendisine yalnızca kendisine ait olduğunu bildiği birinin olmasının getirdiği güven duygusu evliliğin bir diğer faydasıdır. Evliliğin amacı, eşleri kısıtlamak değil, ikisini bir bütün yapmaktır. Karşılıklı destek, sevgi ve teşvikle mümkün olan en üst seviyeye kadar geliştirmektir.
    Kur'an-ı Kerim'de evlilik ve aile hakkında: "İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen milletler için dersler vardır." buyrulmuştur.
    Gerçekten aile toplumun temelidir ve hep var olmaya devam edecektir


  7. 7
    By_HC
    Üye
    İŞKOLİK KOCAYA SAHİP VEYA KOCASIZ AİLELER

    Karı-koca arasındaki iletişimsizliğin acı sonuçlarını daha çok kadınlar ve çocuklar çekmektedir.
    Günümüzde birçok ailenin erkeği sabah erken evden çıkmakta; gece geç vakit eve dönmektedir. Çocuklarla görüşmesi, ancak onlar uyurken bakmak tarzında olabilmektedir. Ailenin babası vardır, ama onlara sadece maddiyat sağlayan biridir. Sorulduğunda da:
    "Ben geç vakitlere kadar, yırtınırcasına onlar için çalışıyorum" diye savunmaya geçmektedirler. Aileyle diyalogları kopmuş veya zedelenmiştir. İşyerinde biriyle saatlerce telefonda konuşabilirken, eşiyle ve çocuklarıyla beş dakika konuşmak, onlara zor gelebilmektedir. Bu durumdaki kocalar ne yapmalıdırlar? İşte cevabı;
    Kandil, bayram günü gibi özel günlerde ve bazen de başka zamanlarda ona hediye alın. Onu düşündüğünüzü gösterin.
    Eve geldiğinizde, önce güler yüzle eşinize selam verin. Günü nasıl geçirdiğini sorun. Onunla sohbet etmeye çalışın.
    Her şeyden önce ana-babalık görevinde birbirinize iltifatlar edin. Bu, özellikle evde kalan ve çocuğun bakımını üstlenen hanım için çok gereklidir. Genelde, bazı kesimler ev hanımlarını doğru dürüst bir işe sahip olmayan kişiler olarak değerlendirir. Bir de eve girince kocasından, "Eee, anlat bakalım. Koca bir gün ne yaptın?" gibi bir yaklaşım gördüklerinde kederleri artar. Unutmayın ki çocuk yetiştirmede birinci prensip anne ile babanın birbirlerine sevgi ve saygı dolu tavır ve davranışlarının olmasıdır.


  8. 8
    By_HC
    Üye
    Dinimize Göre Kıskançlığa gelince:

    KISKANÇLIK

    İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunur.
    Sokolof 'a göre "Kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Decrates ise, "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor.
    Kıskançlığın olmadığı evliliklerde, aile bağları zayıftır. Kadın ve erkek, "kıskanılarak" bir sahiplerinin bulunduğunu hisseder ve hatırlarlar. 3 yıllık evli bir hanım, kocam ara sıra beni kıskanmasaydı, çok üzülürdüm." demişti. "Halbuki kıskanması, onun beni hala çekici bulduğunu ve sevdiğini kabul etmesi anlamına gelir. Laf olsun diye onunla evli olmadığımızı gösterir. Bundan iyi iltifat olur mu?" diye de eklemişti.
    Bazı aşırı kıskanan tipler aslında kendileri eşlerini aldatmaktadır.bunu bastırma amacıyla eşine yansıtmaktadır. Kendisi yaptığı için herkesin ihanet edebileceği kanısındadır. Her şeyden anlam çıkarır, tartışır, kavga eder. Eşi hak ettiği cevabı ona verir, ama yine aldırış etmez. Bazen kaba kuvvete, dayağa başvurur.
    Yaşlılıkta değişik sebeplerle ortaya çıkabilen demans (bunama) hallerinde de hastalık derecesinde kıskançlık görülebilmektedir.
    Alkol ve bağımlılık yapan maddeleri uzun sure kullanan kişilerde de eşini aşırı ve patolojik derecede kıskanma görülebilir. Üstelik bu kişiler, eşlerini hiç olmadık kişilerden kıskanırlar.


  9. 9
    ÆSiя
    Özel Üye
    Ya şunlar kısa olsada bizde okuyabilsek ;(

+ Yorum Gönder
dinimizde sevgililer günü,  islama göre sevgililer günü,  dinimizde 14 şubat
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi