Yaratıcı Drama ve Duygusal Zeka

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Drama ile Eğitim Bölümünden Yaratıcı Drama ve Duygusal Zeka ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    Yaratıcı Drama ve Duygusal Zeka

    Reklam



    Yaratıcı Drama ve Duygusal Zeka

    Forum Alev
    Yaratıcı Drama ve Duygusal Zeka


    Son yıllarda yapılan araştırmalar, IQ’nun hayattaki başarıya katkısının %10’dan fazla olmadığını göstermektedir. Yüksek IQ, başarının, prestijin, mutlu bir yaşamın garantisi olmadığı halde, okullarımızda ve kültürümüzde akademik yetkinlik hala ön planda tutulmakta; günlük hayatımızda büyük önem taşıyan sosyal ve duygusal becerilerin geliştirilmesi ihmal edilmektedir.

    Duygusal ve sosyal kapasitesi yüksek kişiler - yani, duygularını iyi bilen, onları kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan ve bunları ustalıkla idare edebilenler - hayatlarının gerek özel gerekse mesleki alanlarında daha avantajlı bir konuma geçerler.

    Duygusal ve sosyal becerileri gelişmiş insanlar hayatta daha mutlu ve üretken oluyorlar.

    Duygularını kontrol edemeyen kişiler ise, net düşünebilme ve işlerine konsantre olabilme yeteneklerini engelleyen içsel bir mücadeleye giriyorlar.

    Duygusal Zekanın Tanımı:

    Daniel Goleman, 1995 yılında yayınlanan "Duygusal Zeka" adlı kitabında "Duygusal zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi, ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi" olarak tanımlıyor. (Goleman, 1996).

    Goleman’a göre; beynin düşünen parçası, beynin duygusal parçasından ürüyor. Beynin düşünen ve duygusal parçaları genelde yaptığımız her şeyde birlikte çalışıyor ve gerek iş yaşamında gerekse özel yaşamda başarılı ve mutlu olmak, insanların duygusal zeka becerilerine bağlıdır.

    Daniel Goleman “Yeni Liderler” isimli kitabında Duygusal Zekanın; özbilinç, özyönetim, sosyal bilinç ve ilişki yönetimi başlıklı bileşenleri olduğunu ifade etmiştir. Goleman bu bileşenleri kısaca şöyle ifade etmiştir. (Goleman, 2003).

    DRAMA NEDİR?

    Drama kavramının tam bir Türkçe karşılığı bulunmadığı ve sözcük olarak Yunanca “dran”dan türetildiği bilinmektedir. Sevda Şener’e göre Megaralıların kullandıkları dran sözcüğü, hareket anlamına gelmektedir. “Drama sözcüğünün hareket bildiren bir sözcükten türemesi mümkündür” (Şener, 1982, s, 25). Metin And da drama sözcüğünün, eylem anlamını taşıyan, gene Yunanca dromenon’un seyirlik olarak benzetmecisi biçiminde kullanımıdır demektedir (And, 1974, s, 17). Özdemir Nutku ise dramanın Yunanca’da bir şey yapma ya da yapılan bir şey anlamında kullanıldığını belirtip eklemiştir, “Bu sözcüğün eski Yunanca’daki başka bir anlamı da oynamaktır” (Nutku, 1983, s, 5). Bu açıklamalarda dikkati çeken drama sözcüğünün içinde hep bir eylemi barındırmasıdır.

    Dramanın bir çok tanımı yapılmıştır. En kabul gören tanıma göre drama; “Bir sözcüğü, bir kavramı, bir davranışı, bir tümceyi, bir fikri ya da yaşantıyı veya bir olayı, tiyatro tekniklerinden yararlanarak oyun ya da oyunlar geliştirerek canlandırmaktır” (San, 1991, s, 252).

    DRAMANIN TARİHÇESİ

    Çocuklarla drama ilk kez İngiltere ve Amerika’da başlamış ve gelişmiştir. John Locke’in çocuk zihnini dıştan gelen her türlü etkiye açık bir boş levhaya benzetmesi 19. yüzyılın sonlarından başlayarak değişmiş, yerini çocuk merkezli eğitim kavramına bırakmıştır.

    Harriet Finlay-Johnson, Peter Slade, Brian Way Slade, Winifred Word, Viola Spolin, Dorothy Heathcote, John Deweyn, Henry Coldwwey Cook, Frank Cisec, Carl Gross, Betty Jone Wagner, Balton, McCaslin bu alanın gelişmesinde katkıda bulunmuş isimlerdir.

    Ülkemizde Ismail Hakkı Baltacıoğlu, Tamer Levent ve Profesör Doktor İnci San drama çalışmalarının geçmesinde ve yaygınlaşmasında öncülük etmiş isimlerdir. Çağdaş Drama Derneğinin düzenlediği Uluslararası Drama Semineri ve Naci Aslan’ın her yıl Oluşum Tiyatro ve Drama Atölyesi bünyesinde düzenlediği Ulusal Drama Semineri ve Drama Liderleri Buluşması Türkiye drama tarihinde önemli yer tutmaktadır.

    NİÇİN DRAMA?

    Drama ister bir sanat formu olarak ister bir yöntem olarak ele alınsın insanın tekrar kendisiyle ve sanatla buluşması açısından önemlidir.

    Drama insanın kendisiyle olan iletişimini sağlar, insan kendini keşfeder, kendinin farkına varır, kendini daha iyi ifade eder, böylece özgüveni gelişir. Olaylara, olgulara eleştirel bir gözle bakar. Diğer insanlarla etkileşim kurar, işbirliği yapar, paylaşır, sorumluluk duyar, empati kurar, toplulukla çalışma yeteneği, katılımcılığı, toplumsal duyarlılığı artar. Ortak bir ürün ortaya koymanın hazzını yaşar. Yaratıcılığı ve estetik duyguları gelişir. Hayal gücü artar. Günlük sıkıntılardan kurtulup deşarj olur. Drama verileni olduğu gibi kabul etmeyip, araştırmayı ve kendi özgün ürününü ortaya koymayı sağlar. Drama bireyi özgürleştirir, yaşadığı çağın ve yerin farkında olmasına yol açar. Daha demokratik davranışlar geliştirir. Yaşamla sanat arasında köprüler kurar.

    DRAMA SÜRECİ

    Bir lider önderliğinde yaşanılan drama süreçlerinde gönüllü katılım esastır. Lider yaşanılacak süreçten önce bir program hazırlamış; gözlem yapmış, araştırılmış, amacını belirlemiştir. Fakat bu program katılımcılar tarafından şekillendirilecektir.

    Genellikle drama süreci ısınma ile başlar. Burada amaç hem bedensel hem de psikolojik olarak sürece hazırlanmaktır. Çocuk oyunları, sahne jimnastiği, müzik ya da ritm eşliğinde yürüme, koşma, zıplama, çekme, itme, taklit yürüyüşleri, danslar sıkça kullanılan ısınma çalışmalardır. “Isınma çalışmaları bireyin kendi bedenini tümüyle hissedip açması ve grupla kaynaşması amacına yönelik olup aynı zamanda ana temaya konsantre olunabilmesi için yapılan hazırlıktır”.

    Isınma çalışmalarının ardından rol oynama çalışmaları yer alır. Rol oynama çalışmalarında birey bedenini sesini kısaca kendini keşfeder, doğaçlamalara hazırlanır. Rol oynama çalışmalarında dikkat edilmesi gerek nokta katılımcıların klişelere ve tiplere takılmadan gözlem ve empati yaparak rol oynamalarını sağlamaktır.

    Doğaçlama, temelde durumları, olayları rol oynayarak araştırma inceleme yöntemidir. Doğaçlama ile birey çeşitli yollar dener, her şeyi analiz eder. Liderin ya da grubun yarattığı çatışmayı yaşar.

    Drama süreci doğaçlamanın ardından rahatlama-soğuma- ile son bulur. Rahatlama bir anlamda oyunun büyüsünden kurtulup gerçek hayata dönmektir. Oyuna, dışardan bakarak ne yaşadığı sorgulanır, eleştirilir. Bu aynı zamanda oyundaki çatışmanın geriliminden bedensel ve psikolojik olarak kurtulmadır.

    Bir drama süreci bazen bir şiiri, bazen bir fotoğrafı, bazen müziği, bir objeyi ya da o gün yağan yağmuru çıkış noktası olabilir. Süreçte katılımcılar birbiriyle kaynaşmalı, birbirlerine güvenmelidirler. Ortam yeniliğe açık ve özgürlükçü olmalıdır.

    Drama sürecinde bez parçalarından, artık materyallerden, ritm aletlerinden, maskelerden, boyalardan v.b. malzemelerden sıkça yararlanılır. Her şeye dönüşebilen malzemeler kullanılır.

    Drama kesintisiz bir süreçtir. Isınma çalışmaları bitti, şimdi rol oynamaya geçelim diye bir geçişten söz edilemez. Bir drama süreci başlar, yaşanır ve biter.

    DUYGUSAL ZEKA VE DRAMA

    Duygusal Zeka, kısaca bireyin kendisi ve çevresi ile iletişimini kapsar. Yani hayatın içindeki ilişkiler ile ilgilidir. Bunu en kolay ve en açıklayıcı şekilde incelemek ve irdelemek, sonunda da farkındalık yaratabilmek ancak drama ile mümkün olabilecektir. Dramanın aşamaları;

    * Bireyin kendi ile etkileşimi
    * Bireyin bireyle etkileşimi
    * Bireyin grupla etkileşimi
    * Grupsal yaratım olarak belirtiriz bu aşamalar duygusal zekanın bölümleri olan;
    * Özbilinç
    * Özyönetim
    * Sosyal bilinç
    * İlişki yönetimi ile örtüşmektedir.

    YARATICI DRAMA VE DUYGUSAL ZEKA UYGULAMASI

    Söz konusu uygulama “Yaratıcı Dramaya Giriş” eğitiminden sonra geliştirilmiştir. Bu eğitim bir sosyal girişimcilik kuruluşu olan Ashoka’da 12 hafta, toplam 48 saatlik 10 katılımcı ile yapılmıştır. Atölyenin liderliğini gençlik ve çocuk oyunları yönetmeni ve yaratıcı drama lideri Hasan Nami GÜNER , atölyenin raportörlüğünü ve asistanlığını yaratıcı drama uzmanı ve çocuk gelişimi- eğitimi öğretmeni Hafize ÇINAR yapmıştır.

    Yaratıcı Dramaya Giriş Atölyesinin amacı; Başta Ashoka gönüllü eğitimcileri olmak üzere STK’larda çalışan gönüllüleri yaratıcı drama ile tanıştırmak, yaratıcı dramayı bir yöntem olarak kendi alanlarında nasıl kullanabilecekleri sorusunu sordurmaktı. Nitekim ben bu atölyenin sonunda yaratıcı dramayı duygusal zeka çalışmalarımda nasıl kullanabilirim sorusundan yola çıkarak atölye liderleri ile birlikte planlayıp uyguladığımız drama – duygusal zeka atölyesini geliştirdim.

    Bu atölye, 3 saatten oluşan 4 oturum (özbilinç, özyönetim, sosyal bilinç ve ilişki yönetimi) olarak düşünüldü. Her oturum, ana temalara uygun tanışma oyunları ile başlatıldı.

    Özbilinç bölümünde; Duygu yürüyüşleri, Duygu heykelleri, Duygu makineleri, Maske çalışması, “Ben.....yım, ben ......değilim, ben ......olmak isterdim” temrini uygulandı.

    Özyönetim bölümünde; Öfkenin kısa filmi, Fotoğraf çalışması, Mini – Mono Tiyatro uygulandı.

    Sosyal Bilinç bölümünde; “Üç sözcük” adlı çalışma, Ses beden çalışması, Mıknatıs temrini, Güven çalışması, Ayna temrini, “Büyülü sandık” adlı çalışma, “Dört duygu – dört fotoğraf” adlı çalışma uygulandı.

    İlişki Yönetimi bölümünde; “Şefin yaptığını yap”, Grupsal yaratım çalışması, forum tiyatro uygulandı.

    Her bölüm bir rahatlama çalışması ile sonlandırıldı. Çalışma sonrası değerlendirme çalışmaları duygu gazetesi olarak yapıldı.

    Çalışmanın içeriği, 24-26 Haziran 2005 günleri Ankara Ekin Tiyatrosunda Oluşum Drama Enstitüsünce düzenlenen Türkiye 7. Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri nde “DRAMA YÖNTEMİ İLE DUYGUSAL ZEKA ATÖLYESİ” başlığı ile bildiri olarak sunulmuştur.

    Bu yapılan çalışmadan amacımız, katılımcılara günümüzde giderek daha önemli hale gelen sosyal ve duygusal becerilerin gelişmesinde yaratıcı drama yardımı ile yüksek farkındalık kazandırmak; duygu ve sosyal ilişki temelli sorunlara çözüm getiren bakış açıları konusunda paylaşımlarda bulunmaktır.

    Çalışma sonucunda varılan noktada dramanın;

    * Kendimizle yüzleşmemizi, duygu ve düşüncelerimizle karşılaşarak onları anlaşılır, çözülebilir hale getirmemizi sağladığı,
    * Böylece karşımızdaki kişiyi anlamak ve onun tarafından anlaşılmak için içimizde kapılar açtığı,
    * Duygularımızın ne kadar farkındayız? Duygularımız mı bizi, biz mi duygularımızı yönetiyoruz? Peki insanlarla ilişkilerimizi kim yönetiyor? Gibi sorulara daha rahat cevaplar bulabilmemizi,
    * Kendimize ve karşımızdaki kişiye bir ayna tutabilmemizi sağladığı görülmüştür




  2. 2
    Filiz
    Bayan Üye

    Cevap: Yaratıcı Drama ve Duygusal Zeka

    Reklam



    Bir insanın kafasının çok çalışması başarılı olacağı anlamı taşımaz.Önemli olan zekayı başarıya taşımaktır.Her ikisini harmanlamak ve başarıyı elde etmek ideal olandır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi