Kıt’a

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Edebi Türler Bölümünden Kıt’a ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Reklam

    Kıt’a

    Reklam



    Kıt’a

    Forum Alev
    Sözlük anlamıyla “parça” demek olan Kıt’a, nazım terimi olarak iki ya da daha çok, 9-10 beyte kadar olan, matla’ ve mahlas beyti bulunmayan, gazelde olduğu gibi, yani xa xa xa kafiyeli bir nazım şeklinin adıdır. Matla’ ve mahlas beytinin yokluğu dışında da kıt’a ile gazel arasında şekil ve konu bakımlarından ayrılıklar vardır. İki beyitli kıt’a yazıldığı halde bu kadar kısa ga-zel yoktur. Ayrıca gazelin beyit sayısı sınırlı olduğu halde 15 beyitten de uzun 30-40 beyte kadar uzayan kıt’alar yazılmıştır. Böyle uzun kıt’alara Kıt’a-i ke-bîre denir. Gazeller genellikle aşk ve sevgili konularını işledikleri halde kıt’anın konusu daha geniştir: Felsefî, tasavvufî bir fikir, bir hayat görü-şü, bir nükte, bir kişiyi övme ya da yerme, bir olayın tarihi kıt’anın konusu olabilir.

    Kıt’alarda mahlas bulunmayışı genel bir kaide olmakla birlikte uzun kıt’alarda şairler çoğunlukla mahlaslarını söylemişlerdir. Kısa, hatta iki beyitli kıt’alarda az da olsa mahlas söylendiği olmuştur. Kıt’a, özellikle iki beyitli kıt’alar, edebiyatımızda çok kullanılmış, kıt’a sö-züyle de daha çok bunlar anlatılmıştır. İki beyitli kıt’aların öteki kıt’alar gibi xa xa şeklinde kafiyeli olanları yanında ab ab şeklinde kafiyeli olanları da vardır. Bu arada aslında nazm olan ve aa xa şeklinde kafiyelenen na-zım şekillerine de yanlış olarak kıt’a denmiştir:
    Tecelli ber urur yer yer sevâd-ı dağ-ı cânumdan
    Cihanda Tür-ı aşkum nûr akar her gülsitânumdan
    Nola bağ-ı cihanda olsa mihr ü mahdan meşhûr
    Bu kıt’am tâze bir güldür gülsitân-ı beyanumdan

    Şair, ilk beyit mukaffa olduğu için şiirine “nazmum” diyeceği yerde “kıt’am” demiştir. Şairin kıt’a sözünü geniş anlamda düşündüğü anlaşılıyor. İki beyitli kıt’alar, böyle ilk beyitlerinin kafiyelerine, hatta vezinlerine bakıl-maksızın her zaman nazm ve rubâ’î ile karıştırılmıştır. Tezkireler ve şiir mecmualarında kıt’a veya nazm yerine ruba’i ile nazm yerine kıt’a denildiği gibi, mürettep divanların çoğunda da bu üç şekil “rubâ’iyyat” ve “mukatta’ât” başlık-ları altında bir arada toplanmışlar, özellikle kıt’a ile nazm her zaman bir arada sı-ralanmıştır. Halbuki nazm ve rubâ’înin ilk beyitleri mukaffa olduğu gibi, ayrıca ruba’i kendine özel kalıplarıyla yazılır. Kıt’anın ise başlıca özelliği ilk beytinin kafiyeli olmayışıdır.

    Edebiyatımızda iki beyitten uzun kıt’alar ve kıt’a-i kebîreler dini şiirlerde, övgü ve hicivlerde ve özellikle tarih düşürmede kullanılmıştır. Kıt’a sözü ayrıca daha geniş anlamda “bend” yerine de kullanılmıştır. Şarkı, murabba’, muhammes gibi bendlerden oluşan nazım şekillerinin her bendine be-yit ve mısra’ sayılarına bakılmaksızın”parça” anlamında kıt’a denmiştir

    Kıt’a, az ya da çok her şairin divanında yer alan bir nazım şeklidir. Övgüler ve tarihlerde kullanılan kıt’alarla, kıt’a-i kebireler divanlarda genellikle kaside-lerden sonra, öteki kısa kıt’alar ise divan sonlarında”mukatta’ât” adı altında top-lanmışlardır. En çok kıt’ası olan şairler arasında 69 kıt’a ile Necâti Bey (ölm. l508-09), 42 kıt’a ile Fuzûlî (ölm. 1556), 64 kıt’a ile Nev’î Yahyâ (ölm. 1599), 27 kıt’a ile Bâkî (ölm. 1600), 33 kıt’a ile Rûhî-i Bağdâdî (ölm.1605) sayılabilir. XVII. yüzyıl sonlarında Nâbî (ölm. 1712), bir kısmı tarih ve kıt’a-i kebire olmak üzere 150’den çok, Sabit (ölm. 1712),70 ve Beylikçi Ab-dülbaki Ârif (ölm. l7l3)(68), 68 kıt’a yazmışlardır.

    XVIII. yüzyılda Nedîm (ölm. 1730)’in 26 kıt’ası ile pek çok tarih kıt’ası, Mehmet Emin Belîğ ) ölm. 1758)’in 58, dördü kıt’a-i kebîre olmak üzere Galib Dede(ölm. 1798-99)’in 49 ve Enderunlu Fâzıl (ölm. 1810)’ın 31 kıt’ası vardır.
    Özellikleri:
    1. Genelde 2-12 beyitten oluşur. Beyit sayısı ikiden fazla olan kıt’alara kıt’a-ı kebir(büyük kıt’a) denir.
    2. Matla beyti olmayan bir nazım şeklidir. Kafiye düzeni ab, a(c)b ‘dir.
    3. Mahlasız şiirlerdir.
    4. Mısralar arasında anlam bütünlüğü bulunur.
    5. Konuları önemli bir düşünce, hikmet, nükte, yergi, övgü, hayat görü vs. olabilir.

    Dün elin yumuş dilerdi kim rakîb
    Yaş eliyle duta zülfün dilberin
    Âh edip eydür uzaktan Hâtifî
    Dutma bir zaman kurusun ellerin

    Hâtifî



  2. 2
    abuzum
    Üye

    --->: Kıt’a

    Reklam



    Gülzar-ı hüsünsün benim ey gonca dehanım
    Gülşende el canım

    Atma sineme gamzen okun kaşı kemanım
    Dinle bu figanım

    Rahmet bu sinem yaresine ey şep-i huban
    Çeşmin hele giryan

    Sensiz bu kerem kânı benim şah-ı cihanım
    Ey yusuf sanim

    Gel etme benim hicr ile bu didemi giryan
    Bağrımda bu hicran

    Efganıma rahmet benim ey tuti zebanım
    Ey taze civanım

    Ey kaşı keman cam ile uşşak meye döndü
    Kaddim neye döndü

    Bu devr-i felekte hele bir Gevheri kanım
    Alemlere şanım








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi