Elektronik ile ilgili bilgi ve dökümanlar

Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Elektronik ve Elektronik Bölümü Bölümünden Elektronik ile ilgili bilgi ve dökümanlar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Mattet
    Usta Üye
    Reklam

    Elektronik ile ilgili bilgi ve dökümanlar

    Reklam



    Elektronik ile ilgili bilgi ve dökümanlar

    Forum Alev
    1- Motorola MC 6800 Ailesi

    Motorola MC6800 ailesi, MC 6800 mikroişlemcisi ile başlamış ve zaman içerisinde MC6801, MC6802, MC6803, MC6805 ve MC6809 bu aileye katılmıştır. MC6800 ailesi içinde, işlemcilerin yapıları değişiklik göstermekle beraber birbirlerine çok yakın özellikleri vardır. Bu nedenle aynı giriş – çıkış arabirimlerini kullanabilmektedirler. MC6800 ailesi içinde gelişmişlik yönünden en üst düzeyde olanıdır.

    Aynı ailenin üyeleri MC6801 ve MC6805 kırmıkları mikroişlemci ve mikrobilgisayar olarak üretilmektedirler. Bu mikrobilgisayarlar tek bir entegre devre içerisine sığdırılmıştır. MC6800 ailesi içindeki mikroişlemcilerin bazıları, MC6800 ile aynı buyruk kümesini kullanmakla beraber bazıları MC6800 buyruklarına ek buyruklar da içermektedirler. Bazıları ise, ilke olarak aynı yapıda buyruklar içermektedir.

    MC6800 ailesi içinde yer alan mikroişlemci ve mikrobilgisayarlara topluca bakarsak şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır:

    •MC6800 : mikroişlemci,
    •MC6801 : mikrobilgisayar, MC6800’in buyruklarına ek buyrukları var.
    •MC6802 : mikroişlemci, MC6800’ün osilatörü içinde olanı ve ayrıca içinde 128 byte karalama belleği olan modeli,
    •MC6803 : mikroişlemci, özellikleri MC6801’in aynı ancak belleği yok.
    •MC6805 : mikroişlemci ve mikrobilgisayar türleri var.
    •MC6808 : mikroişlemci, MC6802’ye çok yakın özellikte.
    •MC6809 : mikroişlemci, MC6800 buyruklarını aynen kullanabilmekte, ayrıca çok sayıda yeni buyrukları var. MC6800 ailesinin en yetenekli mikroişlemcisidir.
    Aşağıda MC6800’ün tüm özelliklerini taşıyan ve MC6800’ün bir üst modeli olan MC6802 tanıtılmaya çalışılmıştır.

    1.2- Motorola MC6802 mikroişlemcisi

    MC6802 mikroişlemcisinin genel özellikleri şöyle sıralanabilir:

    •8 bit sözcük uzunluğu.
    •Saat devresi içindedir.
    •128 byte bellek.
    •64k adresleyebilme.
    •Halt işlemi var.

    A0-A15 (Adres yolu): Hem giriş hem de çıkış özelliğini gösterir. Ram’ da ki adreslerden bilgi alıp bunu işler ve sonuçtaki bilgiyi istenen adrese gönderir. 16 Bittir.

    D0-D7(Data yolu): 8 bittir. 2 byte (16)bitlik data olduğu zaman bu data iki eşit parçaya ayrılır ve ard arda gelen iki adrese yazılır.

    HALT(dur): Konuma duyarlı olan bu giriş lojik 0 olduğunda ,işlemci elindeki son komutu tamamlar ve çalışma durur. Bu durumda adres yolu bir sonraki komutun adresini gösterir. Hat kullanılabilir. Ba çıkışı lojik 1 ve geçerli bellek adres çıkışı (VMA) lojik 0konumuna geçer. Kullanılmadığında +5V bağlanır.

    VMA(Vaid memory address): Geçerli bellek adresi. İki konumlu olan bu çıkış, adres yolu üzerindeki bilgilerin adres olup olmadığını belirtmeye yarar.

    BA ,BUS AVAILABLE(Vol): Bu çıkış veri adres yollarının MIB dışındaki kullanıcılar için, kullanılmaya uygun olduğunu belirtir. MIB’nin halt girişinin 0 olması ile durması veya Wait buyruğu ile beklemesi sonucunda, üç konumluçıkışlar, örneğin veriyolu yalıtım durumuna geçer.

    RESET(Albaştan): Reset girişi 0 yapıldığında program $FFFE-$FFFF bellek gözlerinden, bilgsayar reset edildiği zaman işletilmesi gereken programın başlangıç adresini öğrenir ve bu adrese dallanır. Mikroişlemci reset edildiği zaman kesme işlemi etkisizdir.

    NMI,NON_MASKABLE INTERRUPT(Kesme): Kesme girişi 0 yapıldığında işlemci içindeki ütüklerin değerlerini tığına atar. Bu işlemden sonra $FFFC ve $FFF0 adres çiftinde belirtilen alan kesme istek programına dallanır.

    IRQ(Kesme isteği girişi): Durum kütüğünde bulunan kesme biti ile denetlwenmektedir. IRQ girişlerinden gelen kesme isteklerine cevap verir. Kesme bayrağının 1 olması durumunda IRQ girişlerine değer alınmaz.

    IRQ girişi etkin olduğunda bu giriş sıfıra çekildiinde, MIB elindeki son komutu işlemeyi devam ettirir. Bunun ardından MIB içindeki kütüklerin değerlerini şekildeki gibi bir yığın içine atar. Kesmenin alınmasından,gerekli bilgilerin,yığına atılması işlemi sonuna kadar, kesme bayrağı, yeni bir kesme isteğine izin vermemek üzere 1 yapılır. MIB kütükleri İçerikleri yığına atıldıktan sonra $FFF8 ve $FFF9 adres çiftinde belirtilen kesme istek hizmet programına dallanır. MC 6802 kesme işlemi ile ilgili akış diyagramı:

    MR, MEMORY READ (Belleği oku): Erişim hızı yavaş olan bellekler ile uyuşumu sağlamak için kullanılır. Erişim hızı mikroişlemci hızına uygun olan bellekler için bu girişin lojik 1 olarak tutulması gerekir.

    E,ENABLE READ (Saat): MIB ve diğer birimler için gerekli saat çıkışıdır.

    VCC STANDBY(bellekleme gerilimi): İşlemci besleme gerilimi kesildiği zaman içinde bulunan ve $0000-$001F arası bellek gözleri içeriğinin saklanabilmesi için kullanılan


    özel bir giriştir.

    RE,ROM ENABLE(Bellek kullanılabilir): Bu giriş işlemci içindeki 128 Byte’lık bellek alanının kullanılıp kullanılmayacağını denetler.

    EXTAL,XTAL(Kristal uçlar): MC 6802 içinde osilatör devresi bulunmaktadır. Bu osilatörün rezonans frekansını belirlemek için, bu girişler arasına bir RC devresi bağlanabileceği gibi ,kristal de bağlanabilir.




    1.3- Mikroişlemcilerin Uygulama Alanları

    Mikroişlemcilerin yeteneklerinin zamanla artması, kullanım alanlarında çeşitlik ve yaygınlığa neden olmuştur. Mikroişlemcilerin kullanım alanlarını iki genel konuda toplayabiliriz:
    1.Atanmış bilgisayar uygulamaları.
    2.Genel amaçlı bilgisayar uygulamaları

    Belli bir amaca ulaşmak için gerçeklenmiş ve bilgisayar içeren dizgelere “atanmış bilgisayarlı” dizgeler adı verilmektedir. Atanmış bilgisayar uygulamalarına bazı örnekler aşağıda sıralanmıştır:

    •Bilgisayar destekli üretim tezgahları
    •Mikroişlemci kullanan otomatik çamaşır makineleri
    •Mikroişlemci içeren mikrodalga fırınlar
    •İklimlendirme dizgeleri
    •Bilgisayarlı otomobil yakıt dizgeleri

    Verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi, atanmış bilgisayar ilişkili olduğu dizge içerişinde gömülü olarak yer almaktadır. Bu nedenle çoğu kez kullanıcı tarafından fark edilmez. Genel amaçlı bilgisayar, standart bir donanım ile kullanıcıya sunulan bilgisayardır. Bu tür bilgisayarlara örnek olarak:

    •Ana bilgisayarlar
    •İş istasyonları
    •Kişisel bilgisayarlar(PC)
    verilebilir.

    Mikroişlemciler, bilgisayarın her iki tür uygulaması içinde önemli ivme kaynağı olmuştur. Mikroişlemciler üretilmeye başlanmadan önce atanmış bilgisayar uygulamaları yok denecek kadar azdı. Mikroişlemci öncesi bilgisayarların büyük boyutta ve pahalı olmaları, atanmış bilgisayar uygulamalarına imkan vermemiştir. Örneğin mikroişlemci öncesinde bilgisayarla yönetilen çamaşır makinesi düşünülemezdi.

    Geçen 25 yıl içerisinde mikroişlemci tabanlı dizge tasarımı uygulamaları sayısı çok hızlı artmıştır. Hemen hemen her konuda mikroişlemcili dizge uygulamasına rastlanmaktadır. Mikroişlemcili dizge tasarımında, tasarıma uygun mikroişlemci seçimi yapılmaktadır. Örneğin, bir çamaşır makinesi mikrodalga fırın veya benzer ölçekte uygulamalar için 8 bitlik mikroişlemciler yeterli olmaktadır. Buna karşın bir üretim tezgahının denetimi veya bir robot denetimi için 16 hatta 32 bitlik mikroişlemciler gerekmektedir. Uygulamaların çeşitliliği nedeni ile değişik sözcük uzunluğu (8,16,32,64 bit) olan mikroişlemciler üretilmektedir.




  2. 2
    Mattet
    Usta Üye

    --->: Elektronik ile ilgili bilgi ve dökümanlar

    Reklam



    Haberleşme sistemlerindeki genel amaç bir mesajı bir noktadan diğer bir noktaya taşımaktır. Mesajın üretildiği yer genellikle kaynak olarak bilinir ve sonlandığı yer ise hedef olarak tanımlanır. Eğer mesaj anlaşılır ise kaynaktan hedefe taşınmış olduğunu gösterir

    Mesajlar birçok çeşit olabilir ;

    •Zamana göre değişen sürekli mesajlar
    •Sabit değerler alabilen işaretler
    •Uzayda sürekli değişen işaretler

    Mesajların bir çoğunun elektriksel olmalarından dolayı bir noktadan bir noktaya elektrik sistemleri üzerinden taşınabilmeleri için elektrik işaretlerine dönüştürülmeleri gerekir. Alıcı tarafta ise tekrar bu elektrik işaretleri eski hallerine dönüştürülür. Tüm bu işlemler sensör ve transduserler tarafından yapılır.

    1- Telekomünikasyon Ve İletişim

    İletişimin amacı, herhangi bir biçimdeki bilginin zaman ve uzay içerisinde kaynak olarak adlandırılan bir noktadan kullanıcı denilen başka bir noktaya aktarılmasıdır. Bugün telefon radyo,televizyon gibi elektriksel iletişimin çeşitli örnekleri günlük yaşantımızın vazgeçilmez birer parçası olmuşlardır. Elektriksel iletişimin diğer bazı önemli örnekleri şu şekilde sıralanabilir :Radar, Telemetre dizgeleri, tıpkı basım (faksimile), bilgisayarlar arası bilgi aktarımı,askeri amaçlar için kullanılan telsiz. Bu liste istenildiği kadar genişletilebilir. Elektronik devre öğeleri teknolojisindeki yeni ilerlemelere bağlı olarak önümüzdeki yıllarda iletişim dizgelerinde de önemli gelişmelerin olması kaçınılmaz olacaktır.

    2- İletişim Dizgelerinin Öğeleri

    Çeşitli koşulları sağlayan birçok iletişim dizgesi tasarımlanabilir, ancak bütün bu dizgelerin tek bir ortak amacı vardır : Herhangi bir biçimdeki bilginin iletilmesi. Bu nedenle, bütün iletişim dizgelerinde şu ortak öğeler vardır.

    •İletilecek bilgi (Kaynak)
    •Göndermeç
    •İletim ortamı (Kanal)
    •Almaç
    •Yeniden elde edilen bilgi (Kullanıcı)

    Bir iletişim dizgesinin öbek çizimi Şekil-1’deki gibidir. Daha sonra açıklanacağı gibi, Şekil-1’ deki iletişim dizgesi gösterimin bazı öğeleri gerçekte birden çok işlemsel alt öbekten oluşur. Kaynaktan gönderilecek bilgi genellikle bir elektriksel işaret değildir. O halde bilginin iletiminde ilk basamak, onu zamanla değişen bir elektriksel niceliğe (örneğin akım veya gerilime) dönüştürmektir. Bu dönüşümü yapan işlemsel birimlere değiştirgeç adı verilir. Bu nedenle, bir göndermecin ilk alt göbeği büyük bir olasılıkla bir değiştirgeçtir. Benzer biçimde, alınan işareti istenilen bilgi biçimine sokmak için almaçta da bir değiştirgeç gerekebilir. Başka bir deyişle, almacın bileşenlerinden birisi de değiştirgeç olabilir. Örneğin sesi elektriksel işarete çeviren mikrofon bir değiştirgeçtir; elektriksel işaretleri ses dalgalarına çeviren hoparlör ise bir başka değiştirgeçtir. Buradaki anlatım, iletişim dizgelerinin yalnızca elektriksel bölümüne sınırlandırılacak ve değiştirgeçler ile uğraşılmayacaktır. O halde, bundan sonra göndermecin girişindeki bilgi işareti ve almacın çıkışında yeniden elde edilen bilgi işareti elektriksel işaret olarak varsayılacaktır. Bir başka deyişle, yukarıdaki degiştirgeç örnekleri düşünülürse anlatımda mikrofon çıkışı ve hoparlör girişi arasındaki dizgeler ve bunların işlevleri üzerinde durulmayacaktır.




    3-Analog Ve Sayısal İşaretler

    Eğer bir işaretin genliği tanımlanamaz sayıda değerlere sahip ise o işaret analog olarak nitelendirilir. Örneğin, sinüs üreten bir osilatörün çıkışına bakarsak gerilim değeri sınırları arasında herhangi bir değer alabilir.
    Eğer bir işaret ancak sınırlı sayıda değerlere sahip ise, o işaret sayısal olarak nitelenir. Örneğin kare dalga üreten bir osilatörün çıkışına bakarsak çıkış değerinin iki değerden birine sahip olduğunu görürüz.
    Sayısal işaretlerin iki değerden fazla değer olması da olanaklıdır. Sayısal işaretin elde edilebilmesi için yeter şart işaretin sayılarla anlatılabilmesidir. Genellikle sayısal sistemlerden bahsedilirken ikili işaretler kastedilmesine rağmen ikiden fazla işaretlerde olabilir.

    4- Analog Çoklama Yöntemi

    Sayısal haberleşme sistemleri ile analog sistemler arasındaki farkı daha iyi görebilmek için analog haberleşme prensiplerine kısaca bakalım. Bu amaçla radyo iletişiminde kullanılan iki değişik tip modülasyonu göz önüne almak gerekir. Bunlar genlik modülasyonlu (AM) ve frekans modülasyonlu (FM) dir.

    Genel bağlantılardan görüldüğü gibi , AM’de taşıyıcı genliği haber işaretinin bir fonksiyonu olarak değişir. FM’de ise taşıyıcı frekansı haber frekansının bir fonksiyonudur. İşaret dalga şekillerinde şu iki nokta ortaya çıkar.

    •Haber işaretinin genliği AM’de taşıyıcı genliğine bağlı olarak sınırlandırılır. Burada esas önemli nokta %100 AM’de toplam taşıyıcı işaret gücünün ancak üç de biri ile haber işareti iletilirken %100 FM’de toplam işaret gücünün bilgi taşımasıdır.

    •AM’de dalganın zarfı haber işaretini taşımaktadır. Dolayısıyla iletişim sırasında eğer distorsiyon oluşmuyorsa işaret şeklinin korunması gerekir. Ancak bunun pratikte gerçekleşmesi oldukça zordur .Çünkü her sistemde belli ölçüde nonlineerlik vardır ve bu işaret zarfının şeklini etkiler.

    Uygulamada taşıyıcı üzerine sadece bir değil birçok sinüsoidal işaret yüklenmektedir. Dolayısıyla dalga şekli hem genlik hem de nonlineerlikleri etkisi ile bozulur. FM durumunda tüm bilgi taşıyıcının fazında bulunduğundan zarfın şekli tümüyle önemsizdir. Genelde sistemden kaynaklanan nonlineerliklerin taşıyıcının fazı üzerindeki etkileri zarfına olan etkilerinden dolayı daha azdır. Yani FM sisteminde zarfına olan etkilerinde de bilgi AM sistemine oranla distorsiyona daha az duyarlıdır.

    Bununla beraber FM’in AM’e göre avantajının bir bedeli de vardır. FM iletişim için daha geniş band gereklidir. AM işareti için gerekli bant genişliği haber işaretinin en yüksek frekansının iki katıdır. Buna karşın FM’de bant genişliği daha yüksektir ve haber işaretinin hem genliğine hem de frekansına bağlıdır. Gerekli bant genişliğinin tam olarak sağlanması olası değildir. Çünkü FM yan bantları teorik olarak sonsuza kadar gider. Ancak uygulamada ilk iki yan band iletişim band genişliği için yaklaşık bir doğruluk verir.

    Modüle edilmiş taşıyıcının vektör gösterimi AM ve FM için taşıyıcının nasıl değiştiğini göstermek açısından oldukça kullanışlı bir yöntemdir. FM vektör gösterimde düşük frekans sapması sonucu oluşmuş tek yan bandlar görülmektedir. Çoklu yan bandlar benzer şekildedir. Ancak vektör gösterimi çok karmaşık bir durum alır. İletişim işlemi sırasında üç değişik işaret üretilir. Bunlar temel band (BB),ara frekans (IF) ve radyo frekansıdır.

    5- TELSİZ:

    Pratik olarak kullanılan ancak genel olarak yüksek düzeydeki kuruluşların ve askeri amaçlı alanların büyük oranda faydalanmış olduğu ve gelişen teknolojiyle birlikte kendini yenileyen mükemmel
    RADYO-LİNK SİSTEMLERİ VE YAPILARI
    Analog Radyo-Link Sistemleri

    Analog sistemler prensip olarak radyo veya genel alıcı-vericiden farkı yoktur.çalışma frekansı;RF,IF,katları frekansları birçok GHz mertebesindedir.girişler K/Pmaster gruplardır.standart vasıtasıyla RF,IF,mixer vb. katları geçerek antene kadar getirilen bilgiler
    Anten vasıtasıyla yollanarak diğer yerleşim merkezleri Radyo- link hatlarına aktarılır.sistem alış ve veriş bölümlerinden müteşekküldür.Prensip şeması aşağıdaki gibidir.

    Verici kısmına K/P master grubundan iki adedi gelir.buna 9,023 MHz pilotuda eklenmiştir.Pre-enfesiz adı verilen filtre ve kanal yapısına göre ayarlanmış anfilerden Geçen sinyal,mixer katına gelmeden 70 MHz’e ayarlı osilatörle FM modülatörü vasıtasıyla modüle edilir.Mixer çıkışında 1,5-11 GHz mertebelerinde çıkış elde edilir.RF yükselteçlerden geçerek dalma kılavuzları aracılığı ile antene giriş verilir.Antenden alınan çıkış ise ilgili en yakın merkeze aktarılır.

    Alıcı sistemde ise işlemin tersi tekrarlanır.antenden alınan sinyaller dalma kılavuzları aracılığı ile RF anfi katına taşınır.1.5-11 GHz mertebesindeki bu mixer-osilatör aracılığı ile 70 MHz frekans mertebesine taşınır.Daha sonra FM demodülatöründen geçilerek çıkış anfilerine gelinir.Önceden hatta göre özel filtrelerden geçirilmiş sinyal frekans karakteristikleri düzeltilmiştir.Çıkış sinyali ise temel bant olarak K/P’ ye aktarılır.bu sinyal iki adet master ve pilot sinyalidir.

    1. Sayısal Radyo-Link Sistemleri (140 B LTS)

    Bu sistem 140 Megabitlik data transfer hızına sahip bir radyo sistemidir.
    6 GHz’lik taşıyıcı frekansa sahiptir.her kanalın bant genişliği 40MHz’dir.her ana kanaldan 140 MBit sayısal sinyal iletir.140MBit’lik sistem üç ana gruptan oluşur.
    1-140 B hat terminal sistemi,
    2-140 B jeneratör,
    3-DR6-,40-140 radyo batisi olarak gruplandırılabilir.

    2. B Hat Terminal Sistemi

    Terminal istasyonunda trafik giriş çıkış işlemini gerçekler.Dolayısıyla R/L sisteminin,K/P’ ye bağlantısı bu bati ile olur. Alış-veriş hızı 139,264 Mb/s’dir. Bu sayısal bilgiler 16 QAM IF’dönüştürülür. Veriş kısmında ise bu işlemin tam tersi yapılır.140 B LTS başlangıç ve gelişme batisi olarak iki bölüme ayrılmıştır.En fazla üç ana kanal kapasitesindedir.

    LTS başlangıç batisi; girişindeki 139 Mb/s’ lik sinyali 16 QAM IF sinyaline dönüştürerek radyo vericisine uygulanarak çıkışa verilir.139 Mb/s’lik CMI kodlanmış sinyal dört adet 34,816’lik Mb/s’lik sinyale dönüştürülür.Gelen CMI sinyali hibritten geçerek iki kola ayrılır.Bu çıkış CMI kod çözücüye gider.CMI gelen 139,398 Mb/s’lik data sinyalini kodlanmış dört adet (34,816 Mb/s)’lik BURZ sinyaline dönüştürülür.Bu dört kanal elastik
    belleklere aktarılarak sinyal hızı 35,328 Mb/s çıkarılır.Bu hız bit ekleme yolu ile yapılır.Bu ek bitler servis bilgilerini içerir.Kodlayıcının girişine gelen dört 35Mb/s’lik sinyal iki adet 4 seviyeli genlik modüleli taban bantlara dönüştürülür.(I ve Q).Bu bilgiler nyguist süzgeçlerinden gaçirilerek 16 QAM modülatöre ulaşır.
    Nyguist filitreleri hattın karekteristiğine göre şekillendirme yapar.


    3.Ana Sayısal Terminal Rafı (Veriş)


    16qam modülatörü 70 MHz´lik osilatörden elde edilen sinyal 90 derecelik bir hibritten geçirilerek 0 ve 90 derecelik faz farklı taşıyıcılar elde edilir


    Alış kısmen da ise bunun tam tersi yapılır. Sistemde denetim bilimlerinin işlevi yedeğe manuel ve otomatik anahtarlama, performans gözlemi alanın telemetresi, hizmet içi alarm, servis kanalında anahtarlama gibi işlemleri kapsar.

    19200 bit / s lık seri hat terminal istasyonu denetim birimlerine bağlar. Her kanal denetim biriminde sayısal radyo alış veriş hatası, sayısal terminal veriş hataları ile diğer kanal hataları ve performans gözlemi ile ilgili gözlemler yapıla bilinmektedir.



    4. kırsal alan haberleşme birimleri :

    bu sistemler, coğrafi bakımından uygun olmayan yerlerde haberleşme ağının parçası olarak kurulur. Haberleşmede radyo link sistemleri kullanılır.

    Kırsal alan sistemi ( KAP ) 16 adet zaman paylaşmalı iletim ( FDM ) metoduyla haberleşmeyi temin eder. Bu kısımda 94 adet aboneye kadar hizmet edebilir. Merkez istasyon, diğer cevre istasyon ve tekrarlayıcılar ile radyo link vasıtasıyla bağlıdır. Cevre istasyonu ise en çok 6 aboneye hizmet verebilmektedir. Merkez istasyon maksimum, hat kapasitede 94 abonedir. Radyo- link iletişim istasyonlarının bir birlerini gören antenleri ile yapılır. Sistemin radyosu alıcı ve vericiden oluşur. Verici çevre istasyonlara sürekli sinyallerden oluşan işaretler yollar. Alıcı ise cevre istasyonlardan aldığı zaman paylaşmalı çoklamalı sinyalleri merkez istasyona yollar. Radyo alıcı kısmı 35 MHz ara frekanslı hetereodyn tipi bir alıcıdır. Merkez istasyon sürekli olarak yayın yapar ve yayın alır. Her abone iki tel aracığıyla çevre istasyonlara bağlanır. İstasyonda hibrit devreler vasıtası ile 4 tele dönüştürüle bilinmektedir.
    Bazı istasyonlar telsiz irtibatı ile abone arasında bağ kurabilir. Her baz istasyonunu coğrafi şartlara göre belirli uzaklıklara kadar etki edebilir. Her mobil santral kapsamında birkaç baz istasyonunu mevcuttur. Baz istasyonu abone arası irtibatı sağladığı gibi konuşma kalite ölçümlerini de gerçekleştirirler. Daima ölçümler alarak sinyal gürültü oranını bağlı olduğu mobil istasyona iletir. Bu verilere göre abonenin en yakın baz istasyonuna aktarılması için karar verilir. Farklı bir kanal farklı bir baz istasyonları aracığıyla abonenin durumu muhafaza edilir, konuşma kalitesi en üst seviyede tutulur.

    sistemin genel yapısı :

    sistemin trafik bölgelerine ayrılmıştır. Bunun yanında her trafik bölgesi için de baz istasyonları mevcuttur. Bütün bu trafik bölgeleri mobil istasyonu aracığıyla birbiri ile irtibat halindedirler. Her abonenin durumu baz ve mobil istasyonlarının aracgıyla ile kontrol edilebilir. Böylece abonenin durumu her an kontrol altında olur.

    5. günümüz telsiz erişim şebeke sistemleri
    ( WLL-WRELESS LOCAL LOOP )

    lokal santral abone arasındaki transmisyonu sağlayan şebeke genel olarak ‘erişim şebekesi ‘ olarak adlandırılır. Erişim şebekelerini çoğunlukla bakır kablolar oluşturulur

    Lokal santral – abone arasındaki transmisyonun bakır kablolar yerine telsiz ortamda gerçekleşmesini saglıyan sistemlere ‘ telsiz erişim sistemleri ‘ adı verilir. Bu sistemler günümüzde radyo frekansı ile hizmet veren telefon servisleri içerisinde ulaşılan en son noktadır

    BAZ İSTASYONLARI VE SANTRAL BİRİMLERİ

    Telsiz erişim şebekelerinin uygulama alanları

    1.telsiz erişim şebekeleri kısa zamanda planlanıp uygulanabilirler.
    2.işletme ve bakım maliyetleri bakır kablolara göre oranla daha düşüktür.
    3.telsiz erişim şebekeleri servis ve kalite acısından bakır kablolu sebekeye esdegerdir.
    4.abone dagılımı ve yoğunluğuna göre optimum kaplama alanı saglanabilir.
    5.cografi koşullardan etkilenmeksizin kurulabilirler.
    6.telsiz erişim şebekeleri talep tahmini yapmak gr ekmez. Talep oldugu anda sistem kurulabilir veya genişletilebilir. Sistemin bu özelliği, yapılan yatırım ve kazanılan gelirin paralel olmasını sağlar.

    telsiz erişim şebekelerinin uygulama alanları

    telsiz erişim şebekeleri

    1.coğrafi koşulların elverişsizliği sebebiyle telefon servisi götürülemeyen yerlere servis sağlanmasında,
    2.şebeke alt yapısı yetersiz olan veya hiç olmayan yerleşim bölgelerinde,
    3.doyuma ulaşmış olan şebekelerin kapasitesini arttırmada,
    4.hasar görmüş kabloların değiştirilmesinde,
    5.geçici veya acil telefon hizmeti gerektiğinde,
    6.hem şehir için de hem de kırsal alanlarda,
    7.hızlı ve dağınık gelişim gösteren yerleşim bölgelerinde (otel ve tatil merkezleri gibi)kullanılır.


    Gelecek yüzyılda tüm dünyada oldukça yaygın olarak kullanılacağı tahmin edilen telsiz erişim şebekeleri konusunda henüz bir tespit edilmemiştir.bu sebeple farklı üreticilerin telsiz erişim şebekesi istemleri gerek frekans gerekse kullanılan transmisyon teknikleri açısından büyük farklılıklar göstermektedir.

    Genel olarak sistem mevcut santral ile bağlantı sağlayan santral ara birimi, abonelere kablosuz iletişim sağlayan baz istasyon ve baz istasyonun meydana gatirdiği kaplama alanı içinde bulunan servis almasını sağlayan abone radyo terminallerinden meydana gelmektedir.

    Santral ara birimi esas olarak telsiz erişim sisteminin POTN’e bağlantısı için kullanılan bir ara birim olup telsiz erişim şebekesine ait telefon ucunu veya trunkların şebekeye bağlanabilmesini sağlar.esas olarak abone iletişim fonksiyonlarına tümüyle transparan olabileceği gibi opsiyonel olarak abone iletişim fonksiyonlarını da yerine getirebilme özelliğine sahip olabilmektedir.

    Baz istasyon kablosuz erişimi sağlamak için santral tarafından radyo alış-verişi fonksiyonlarını yerine getiren bir teçhizat olup meydana getirdiği kaplama alanı içinde kalan abonelere servis sağlaması fonksiyonunu yerine getirir.

    Abone radyo terminalleri abone tarafından kurulmak suretiyle abonenin kullanacağı telefon makin asının bağlandığı radyo alıcı-verici özellikleri olan bir şebeke elemanıdır.ülkemizin dağlık yapısı ve iklim şartlarından dolayı kırsal alanlarda kablolu şebekelerin kurulup işletilmesi oldukça zor ve pahalı olmaktadır.

    Bu nedenle halen yeterli telefon hizmetini verilemediği yerlerde telsiz erişim şebekelerinin kurulması hem servis kalitesi ve abone başı maliyetinin düşürülmesi bakımından hem de uzun vadede bakım işletme maliyetlerinin azaltılması bakımından oldukça faydalı olurlar.Ayrıca ülkemizdeki hızlı kentleşme nedeniyle özellikle büyük şehirlerde kurulan yeni yerleşim alanlarında telefon talepleri hızlı bir şekilde artış göstermektedir.Bu taleplerin karşılanabilmesi için,gerekli alt yapı çalışmalarından dolayı meydana gelebilecek zaman kaybının önüne geçebilmesi hızlı bir şekilde hizmet sağlanarak gelir elde edebilmesi bakımından teksiz erişim şebekeleri uygun bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır







  3. 3
    Mattet
    Usta Üye
    BASKI DEVRE ÇIKARMA VE UYGULAMA

    1-BASKI DEVRE ÇIKARMA TEKNİKLERİ

    Elektronik cihazlar, bakır plaket üzerine monte edilen elektronik elemanlardan meydana gelirler. Elektronik devre şemaları, baskı devre şemalarına dönüştürülecek bakır plakaya aktarılır. Bu işleme baskı devre çıkarma tekniği denir. Baskı devre çıkartılmazsa elektronik cihazların boyutları oldukça büyük olur. Montaj zorluğu ile karşılaşılır. Baskı devre yöntemlerini kullanarak elektronik devrelerin bakır kart üzerine aktarılmasıyla seri üretime geçilmiş, fiyatları oldukça düşmüştür. Üç çeşit baskı devre çıkarma çıkartma tekniği vardır.
    1.)Baskı devre kalemiyle çizim tekniği
    2.)Pozitif 20 tekniği
    3.)İpek baskı tekniği

    2-BASKI DEVRE KALEMİYLE ÇİZİM TEKNİĞİ

    Baskı devre kalemi ile baskı devre yapılacağı zaman aşağıdaki malzemeler kullanılır.
    a.)Bakır plaket
    b.)Baskı devre kalemi
    c.)Perhidrol
    d.)Tuz ruhu
    e.)Testere
    f.)Yüksel devirli küçük matkap
    g.)Temizlik malzemesi

    Bakır plakete çıkartmak istediğimiz devre aşağıda verilen flaşör devresidir.
    Baskı devre çıkartılacağı zaman aşağıdaki yol incelenir.

    1.) Devrede kullanılacak elemanlar temin edilir. Elemanların boyutları önemlidir. Bu kağıt üzerindeki ölçümlendirme önemlidir.

    T1-T2: BC 237 R2-R3: 10K 0.25W
    D1: Kırmızı led R4: 120 0.25W
    P1: 1M C1: 10F 16V
    R1:4.7K 0.25W C2: 0.22F 16V
    C3: 100F 16V
    Kağıda hatlar birbirini kesmeyecek şekilde baskı devre şeması çizilir.




    2.)baskı devre şeması kullanılacak elemanların ayak ölçülerine göre en küçük hale getirilip elemanlar baskı devresinin üzerine yerleştirilip malzemeler plaket üzerine yerleştirilir.




    3.)Yerleştirme planının tersi başka bir kağıda çizilir.(Çizimin tersi aynen kopya edilir)

    5.) Aşağıdaki çizim büyüklüğünde bakır plaket kıl testere ile kesilir.

    6.)Bakır plaka temizleyici madde ile çok iyi bir şekilde temizlenir. Bol su ile yıkandıktan sonra durulayıp kurutulur.

    7.)Kağıtta çizili olan baskı devre şemasını karbon kağıt ile bakır plakete aktarılır. Bakır plaket üzerine çizilen baskı devre şemasını baskı devre kalemiyle düzgünce çizilir.

    8.)Bakır plaketin girebileceği büyüklükte bir kaba bir perhidrol kapağı ölçekte perhidrol, dört perhidrol kapağı ölçekte de tuz ruhu karıştırınız.

    9.)Plaketi, hazırladığınız eriğin içerisine atınız. Çizilen hatların dışındaki tüm bakır plaka çözülene kadar bekleyin.

    10.)Bakır plaket üzerine baskı devre çıktıktan sonra bol suyla yıkayarak kurutulur.

    11.)Kullanılan elemanların bacak kalınlıklarına göre, matkap ucu seçilir ve markalı yerler delinir.

    12.)Bakır hattın ters yüzüne elektronik elemanlar yerleştirilir.

    13.)Lehimleme işlemleri kısa devre meydana gelmeyecek şekilde yapılır. Devreye gerilim vererek devre çalıştırılır.

    3-POZİTİF 20 TEKNİĞİ

    Pozitif 20 ile baskı devre çıkartırken;

    a.)Bakır plaka
    b.)Aydınger veya naylon
    c.)Letraset, çini mürekkep
    d.)Temizlik malzemesi
    e.)Kıl testere
    f.)NaOH
    g.)FeCl3
    h.)Ilık su
    i.)Kurutma fırını
    j.)Pozlandırma sistemi
    k.)Matkap
    l.)Karanlık oda

    malzemeler kullanılır.
    Aşağıdaki elektronik flaşör devresinin baskı devre şemasını çıkartalım.




    1.)Devrede kullanılan elemanlar temin edilir. Elemanların boyutları çizimde ve montajda önemlidir.
    2.)Kağıt üzerinde hatlar birbirini kesmeyecek şekilde ölçekli olarak baskı devresi çizilir.
    3.)Yerleşme planının tersi başka bir kağıda çizilir. Bu çizilen bakır plakete çıkacak olan baskı devre şemasıdır.




    Baskı devrenin alt görünüşü

    Baskı devre şeması ölçeğinde bakır pertinaksı kıl testere ile kesilir. Bakır plakanın üzerine pozitif 20 sürüleceği için yüzeyin yağdan tamamen arındırılmış olması gerekir. Bakır plakanın temizleyici madde kullanılarak nemli bir bezle kir, pas ve yağı gidene kadar yıkanır. Temizleme işlemi tamamlandıktan sonra musluğun altına tutulur. Kurulandıktan sonra parmak izi kalmamasına dikkat edilir

    4.)Temizlenmiş, kurutulmuş bakır plakaya pozitif 20 atılması için karanlık odada çalışılır. Odanın aşırı karanlık değil de loş bir ışığa sahip olması tercih edilir. Pozitif 20 -10 C’lik bir ortamda saklanmalıdır. Aynı zamanda pozitif 20 ile baskı devreler hem düzgün , hem de kolay bir şekilde çıkar. Bakır plaka yatay fakat hafif eğimli olarak düzgün bir zemine konulur. Sprey 20cm mesafeden püskürtülür. Püskürme işlemi plakanın bir köşesinden başlayarak paralel şeritler halinde yapılmalı, plakanın her yerine aynı miktarda püskürmeye dikkat edilir. Püskürtme ile kaplama işlemi biter bitmez, plaka karanlık bir yere konulur. Plakanın üzerine toz konmaması için dikkat edilmelidir.


    5.)Pozitif 20 püskürtüldükten sonra plakanın kurutma işlemi hemen yapılmalıdır. Karanlık bir ortama bırakılan kart kendi imkanlarıyla normal olarak 24 saatte kurur. Fakat işlemlerin çabuk olması için kart ısı ayarlı fırında kurutulur. Fırın ısısının 70 C’ye ayarlanması gerekir. 20 dakikada kurur. 70 C’nin üzerindeki ısı ve 20 dakikanın üzerindeki süre karta zarar verir.

    6.)Bundan sonra yapılacak işlem pozlandırmadır. Pozlandırma işlemi karanlık odada yapılmalıdır. Daha önce aydınger veya naylon üzerine hazırlanan baskı devre cam yüzeyin üzerine şeffaf bir bantla tutturulur. Üzerine bakır plaket yatırılır. Bundan sonra ışıkta bırakma süresi önemlidir. Işık kaynağını olarak çeşitli lambalar kullanılabilir. Işığa bırakma süresi lambanın cinsine ve plakaya olan uzaklığa bağlıdır.

    Pozlandırmada dikkat edilmesi gereken bir noktada plaka lambanın altına konmadan önce 2-3 dakika beklenerek asıl etkiyi yapan ultraviole tam güçte emisyonu için zaman bırakmak, plakayı ışığın altına daha sonra koymaktır. Lamba cinsine göre pozlandırma işlemi gerçekleştirilir.

    LAMBA PLAKAYA OLAN UZAKLIK POZ SÜRESİ

    500W 20 cm 3 dak
    300W 25 cm 30-60 sn

    7.)Kart üzerine baskı devre pozlandırıldıktan sonra banyo işlemine geçilir. Banyo çözeltisi hassas bir şekilde hazırlandıktan sonra bakır tabakasının çözünmesi daha az hatalı olur. Bir litre suyun içerisine 7gr NaOH konulur. Banyo hazırlandıktan sonra pozlandırılmış olan bakırlı plaka çözeltisinin içerisine atılır. 2 yada 3 dakika sonra ışık gören yerlerin eriyerek dağıldığı gözlenir. Letraset veya çini mürekkeple çizilen kısımların altında kalan kısımların ışık görmediği için olduğu gibi kalır. Şayet yeterli süre geçmesine rağmen hiçbir yer erimiyorsa, poz süresi yeterli olmamış demektir veya bunun aksi erimemesi gereken yerlerde eriyorsa, poz süresi fazla gelmiş demektir. Her iki durumda da çalışmaya devam edilmemeli bakır plaka asetonla temizlenip işe yeniden başlanmalıdır. Bakır plaka belirlenen süre sonunda banyodan çıkarılmalı, bol su ile yıkanmalıdır. Bundan sonra plakayı artık karanlık odada tutmaya gerek yoktur.

    8.)Sıra pozitif 20’nin banyoda erimiş olan kısımlarının altından gözüken bölgelerdeki bakırların yedirilmesi işlemine gelinir. Bunun içinde ayrı bir banyo hazırlanır. En uygun banyo
    100gr FeCl3
    150gr Su ‘dur.

    Bakır plaka hazırlanan çözeltinin içerisine atılarak 40-50 C’de ısıtılır. Işık almayan letrasetin altındaki bakır kısımların dışındaki tüm bakır tabaka gözükür. Plaka banyodan çıkarılarak bol su ile yıkanır.
    9.)Son işlem olarak baskı devresi asetonla silinerek temizlenir. Kart matkapla delinir. Elektronik elemanlar dikkatli şekilde monte edilerek lehimlenir.

    4-İPEK BASKI TEKNİĞİ

    İpek baskı yöntemi seri imalatlarda kullanılır bu yöntem için,

    a.)Bakır plaka
    b.)Aydınger veya naylon
    c.)Letraset,çini mürekkep
    d.)Temizlik malzemesi
    e.)Kıl testere
    f.)Tahta üzerine iyice gerilmiş ipek
    g.)Serisrol
    h.)Hızlandırıcı
    i.)Plastik veya karıştırıcı çubuk
    j.)Rahle
    k.)Pozlandırma masası
    l.)Isıtıcı
    m.)İpek üzerine konacak ağırlık
    n.)Tazyikli su
    o.)Matbaa mürekkebi
    p.)Selilozik tiner
    q.)Çamaşır suyu
    r.)Baskı devre kabı
    s.)Perhidrol
    t.)Tuzruhu
    u.)Matkap
    v.)Karanlık ve loş oda

    Malzemeler ve ortam temin edildikten sonra aşağıdaki elektronik flaşör devresini ipek baskı tekniği ile çıkaralım;

    1.)Devrede kullanılacak elemanlar temin edilir. Elemanların boyutları yerleştirme planı ve yerleştirmede önemlidir.




    2.)Kağıt üzerinde hatlar birbirini kesmeyecek şekilde ölçekli olarak baskı devresi çizilir. Çizilen baskı devre yerleştirme planıdır.

    3.)Yerleştirme planının tersi başka bir kağıda çizilir. Bu çizilen bakır plakete çıkacak olan baskı devredir.
    4.)Pozlandırma masasını üzerine asetatta bulunan baskı devre yüzeyini bantla yapıştırırız.





    Baskı devrenin alt görünüşü


    5.)Çalışma odası karartılır. Bu ipek üzerine sürülecek karışım hazırlanır. Plastik kabın içerisine bir kahve fincanı ölçeğinde serisrol koyduğumuz serisrolün 1/10 ölçeğinde hızlandırıcı koyarak, çubukla karıştırırız.

    6.)Tahta çerçeve içerisine gerilmiş ipek üzerine hazırlanan karışım dökülür. Karışımı yayacağımız alan asetat üzerine çizilen baskı devre şemasının alanından biraz daha fazla olmalıdır. İpek üzerinde duran karışım rahle ile homojen bir şekilde yayılır. İpek karışımı her alanda eşit miktarda olmalıdır.

    7.)Tahta çerçeve içerisinde bulunan ipeğe sürülen karışım, yine karanlık ortamda saç kurutma makinasıyla kurutulur.

    8.)İpek iyice kuruduktan sonra karışımlı kısım pozlandırma masası üzerine yapıştırılmış baskı devre şemasının üzerine yerleştirilir. Üzerine dışarıdan gelebilecek ışıkları engellemek için kitap, karbon vb. ağırlık konulur.

    9.)Pozlandırma işlemini yapabilmek için ultraviole ışık açılır. Poz süresi hazırlamış olduğumuz hızlandırıcı miktarına göre ayarlanır. Hızlandırıcı miktarı az ise poz süresi az, hızlandırıcı miktarı fazla ise poz süresinin fazla olması gerekir. Bu süre 2 dakika ile 5 dakika arasında değişir. Poz süresi aynı anda ışık şiddetinede bağlıdır.

    10.)Pozlandırma işleminden sonra ipeği bol tazyikli suyun altına tutarak iyice yıkanır. Bu anda bakır hatların olacağı kısımdaki karışım dökülecek diğer taraflar kalacaktır.

    11.)Işığı açarak, ipek kurutulur.

    12.)Baskı devresi çıkacak şemanın ölçeğinde bakır plaket kıl testere ile kesilir. Temizlik maddeleri ile iyice temizlenir.

    13.)İpek üzerine çıkardığımız baskı devre şemasını bakır plakete aktarabilmek için yeni bir karışım hazırlanır. Plastik kap içerisine bir kahve fincanı ölçeğinde matbaa mürekkebi konulur. İnceltmek için selülozik tiner katılır. Karışım homojen olarak iyice karıştırılır.

    14.)Bakır plaket ipek üzerindeki şemaya denk gelecek şekilde yerleştirilir. Karışımı yeterli miktarda dökerek rahle ile düzgün şekilde çekilir. Kart düzgün şekilde ipeğin altına alınır.

    15.)İpek daha sonraki karışımlarda kullanılmak için hemen selilozik tinerle silinir.

    16.)Baskı devre çıkarma kabının içerisine bir perhidrol kapağı ölçekle perhidrol, dört ölçekte tuz ruhu atılır. Plaket hazırlanan eriğinin içerisine atılır. Devre şeması hatlarının dışındaki tüm bakır plaka çözülene kadar beklenir. Plaket çıktıktan sonra bol su ile yıkanır.

    17.)Elemanların bacak kalınlıklarına göre, matkap ucu seçilir, markalı yerler delinir.

    18.)Elemanlar yerleştirilir. Lehimleme işlemleri kısa devre meydana gelmeyecek şekilde dikkatlice yapılır. Devreye gerilim vererek devre çalıştırılır.

    4.1- Baskı Devrelerinin Yapımı

    Elektronik ile uğraşanlar arasında baskı devre kullanımı giderek zorunlu(!) hale gelmiştir. Çünkü bu durumda mekanik yapı ve elemanların yerleştirilmesi oldukça kolaylaşır. Baskı devreler “plaket” üzerine çizilerek oluşturulur. Plaket, başlangıçta 1-2 mm kalınlığında çıplak bir sert kağıt (pertinaks) veya epoksi plakadır.

    Bu plaka üzerine bakır folyo serilir ve daha iyi tutsun diye özel bir reçine ile yapıştırılır. Bakır katın kalınlığı 35-70 µm kadardır. Bu şekilde bir veya iki yüzü bakırla kaplanmış plakalar elektronik malzemesi satıcılarında bulunur. Standart büyüklük Avrupa formatı’dır. (100mm x 160mm) ve plaketler bu büyüklüğün tam katları şeklinde kesilmiş olmalıdır. İşte bu malzeme, baskı devre yapımında esastır ve profesyonel baskı devre imalatçıları tarafından da hazır olarak alınmaktadır.

    Baskı devre plaketlerinin hazırlanmasında en zor ve oyalayıcı adım, elde bulunan devre şeması veya deney düzeninden baskı devre planının elde edilmesidir; iletken yollar birbirini kesmelidir. Tabii iki yüzlü (hatta çok katlı) baskı devreler de hazırlanabilir.


    Karmaşık devrelerde, yolların en iyi durumunu bulmak için kurşun kalemle taslak hazırlamak kaçınılmazdır. Çok basit devrelerde ise yollar aside dayanıklı bir kalem ile doğrudan bakır üzerine çizilebilir. Hatta, aşırı basit bir devrede plaket hazırlanmadan tamamen vazgeçilerek, delikli plakalar kullanılır.

    Baskı devre hazırlamada kullanılan çok çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerden biri de başarılı sonuçlar veren pozitif-fotorezist yöntemidir. Bu yöntemde saydam kağıt (Aydınger) üzerinden çini mürekkebi ile koyu ve tam örtücü olarak çizilmiş pozitif, yani bakır yolların siyah olduğu, bir film kullanılır. 90 g/m2 ağırlığında ve üzerinde 2.54 mm aralıklı çizgiler basılmış kareli Aydınger kağıdı en uygun malzemedir. Bu çizgilerin UV- ışığı geçirmeleri yani açık mavi renkli olmaları gerekir. Koyu kısımların ışık geçirmezliğini sağlamak için genellikle bir taraftan çizmek yeterli olmamaktadır. Bu nedenle de aydıngerin iki yüzden boyanmasında fayda vardır.

    Çini mürekkeple çizim için yeterli deneyime sahip bulunmayanlar, Letraset benzeri çıkartmalar ve şeritler kullanabilirler. Bu yaprakların üzerinde çeşitli büyüklük ve kalınlıkta lehim adaları, yollar, köşeler ve semboller vardır. Yolların ince olmasını gerektiren kalabalık ve karmaşık devrelerde baskı devre filmini tersten yapmak ve ışıklandırma sırasında çıkartmaların bulunduğu yüzün aşağıya gelmesini sağlamak gerekir. Yoksa, ışığın kenarlarda kıvrılması sonucu yollar incelebilir. Şimdi artık eldeki baskı devre planı bakır yüzey üzerine aktarılmalıdır. Yani yolları bırakıp geriye kalan bakırı sıyırmak için bir yol bulunmalıdır. Bunun için bakır, aside dayanıklı ve ışığa duyarlı bir film ile kapanır. Bu film ışıklandırılıp banyo edildikten sonra açıkta kalan bakır kısımlar uygun aşındırıcı malzeme ile çözülebilir.

    Bakır yüzey pozitif 20 ile kaplanmadan önce bir mekanik temizleme tozu yardımıyla yağ ve asitlerden arındırılmalıdır. Temizlikten sonra temizleme maddesi su ile akıtılır. Bakır üzerinden yekpare bir su filmi oluşması yüzeyin temizliğinin göstergesidir. Fotorezist-lak ın bakır üzerinde her tarafa eşit dağılması için plaket tamamen kurutulmalıdır. Ya da bez yerine saç kurutma makinesi kullanılması atıklar bırakmadığından daha uygundur. Ancak bakırı fazla ısıtıp bozmamak için arada 20 cm.lik bir uzaklık bırakılmalıdır.

    Sprey şeklindeki lak’ın sıkılması gün ışığında gerçekleştirilebilir. Ancak lak UV- ışığa duyarlı olduğundan, doğrudan güneş ışığını görmesi engellenmelidir. Sprey 20 cm kadar uzaklıktan yatay olarak duran plaket üzerinde sanki bir yılanın yolu çiziliyormuş gibi sıkılmalıdır. Bu şekilde oluşan filmin kurutulması karanlıkta yapılacaktır. Kurutma işlemi oda sıcaklığında 24 saat sürer, bu da tabii çok uzun bir süredir. Bir fırın kullanılırsa işlem süresi çok kısalır. Lak ile kaplanmış plaket soğuk fırının içine konur ve sıcaklık yavaş olarak 70 ºC’ ye çıkarılır, 30 –45 dakika sonra lak kurumuştur ve ışıklandırmaya hazırdır. Kurutma daha yüksek sıcaklıkta ve /veya daha uzun süre yapılırsa , lak pişer ve ışığa duyarlılığı kaybolur.

    Işıklandırma için hazırlanmış olan baskı devre filmi plaketin lak’lı yüzüne konur. Filmin tamamen yapışması için de 2 mm kalınlığında bir cam parçası kullanılır. En uygun ışık kaynağı UV- ampulü, örneğin cıva buharlı ampul veya yapay güneş ışığı ampuludur. Pozitif 20’nin duyarlı olduğu ışığın dalga boyu üretici verilerine göre 360-410 nm arasındadır. Lamba ile ışıklandırılan plaket arasındaki uzaklık 25- 30 cm, ışıklandırma süresi ise lambanın gücü ve lak kalınlığına göre 1-5 dakika arasında olmalıdır.

    En iyi değer bir çok deneme sonucu elde edilir ve her zaman aynı kalınlıkta kaplama yapılmasına dikkat edilerek, bulunmuş olan bu değer kullanılır. İlk defa baskı devre yapan birisi için banyo işlemi en heyecanlı adımdır. 7gram NaOH bir litre su içinde tamamen çözülür. Bu orana dikkat edilmesi gerekir. Konsantrasyon fazla olursa ışık görmemiş yerlerde çözülür. Banyo sıvısı plaketin üstünü tamamen örtmelidir. Çözelti aynen film banyosunda olduğu gibi yavaşça hareket ettirilir, böylece plaketin üzerine her zaman temiz banyo sıvısı gelir ve çözülmüş parçalar uzaklaşır. 2-3 dakika içinde “resim” ortaya çıkmalıdır, eğer hala bir şey gözükmüyorsa ışıklandırma çok kısa olmuş demektir. Her şey yolunda ise bakır yüzey üzerinde koyu renkli yollar ortaya çıkar. Banyo bitiminde plaket su ile iyice yıkanarak NaOH’tan temizlenmelidir. Banyo sıvısı ile temas ederseniz, temas yerini hemen bol su ile yıkamalısınız. Eğer bu işlemler sırasında yanınızda limon veya sirke bulundurursanız, asit içeren bu madde ile NaOH’ ı nötralize ederek etkisini giderebilirsiniz. Şimdi artık sıra açıkta kalan bakırın yedirilmesine gelmiştir. Pozitif 20 kullanıla gelen asitli banyolara dayanıklı olduğundan, demir III klorür,amonyumpersulfat ve krom asidine baş vurulabilir. Bu banyolar %30-40 konsantrasyonlu olarak hazırlanırlar ve bir ısıtıcı üzerinde 40 –50 ºC sıcaklıkta tutulurlar. Banyo kabı olarak metal kap kullanılmaz, ısıya dayanıklı cam tencereler(pyrex) işinizi görür.

    Aşındırıcı banyoyu ille de kendileri hazırlamak isteyen şu reçeteyi kullanabilirler:

    •7 kısım %35 tuz ruhu
    •1 kısım %30 hidrojenperoksit
    •25 kısım su

    Bu karışımın çok keskin bir kokusu vardır. Ve biraz dumanlıdır. Aşındırma etkisi çok kuvvetli olduğundan dikkatle kullanılmalıdır.
    Acemi olanlar, işlem daha yavaş sürdüğünden, ilk sözü edilen maddelerle çalışmalıdırlar. Karışımın reçetede verilenden daha konsantre olmamasına dikkat edilmelidir, yoksa banyoda kısa süreli bir köpürmeden sonra elinizde sadece pertinaks plakası kalır. Karışım sırası da yukarıdaki listeye uygun ve sondan başa doğru olmalıdır. Yoksa tersi yapılıp ta su asit içerisine içine boca edilirse, karışım kaynayıp etrafa sıçrar.
    Yedirme işleminden sonra plaket. Üzerinde hiç hiçbir artık kalmayacak şekilde akan su altında durulanır. İletken yollar üzerinde hala aside dayanıklı olan lak bulunmaktadır. Bu kat da Aseton veya Nitro Verdünner ile kaldırılabilir.
    Artık açıkta kalmış olan ve uzun süre dayanmasını istediğiniz bakır kısımların koruyucu lehim lakı ile kaplanması gerekir. Hazır laklar kullanılabileceği gibi alkol veya tiner içinde eritilmiş reçine de işimizi görür. Baskı devre şimdi deliklerin delinmesi ve elemanların yerleştirilmesine hazırdır.


    B.4.2-Kısa Devre Korumalı Ayarlı Regüleli Gerilim Kaynağı








    Devre P1 potansiyemetre yardımı ile , sürekli ayarlı bir gerilim kaynağı olarak kullanılabildiği gibi , P1 yerine Rx direnci takılarak , bir sabit gerilim kaynağı olarak ta kullanılır. Rx direnci hesapla yada deneme ile bulunacak bir sabit direnç olabildiği gibi 10k Ohm değerinde bir trimpot da olabilir.

    B.4.2.2-Kısa Devre Koruma :

    Kısa devre koruma iki diyot ile yapılır. ( D5,D6 ) Çıkış kısa devre edildiğinde D5 diyotu iletime geçerek , transistörden fazla akım çekilmesini engeller.D6 diyotu ise transistörün emiter ve kollektör arasındaki gerilimi düzenler.
    Hazırlanışı:

    Bakır levha üzerine daha önceden hazırlamış olduğumuz baskı devre şemasını çizip, tuzruhu ve perhidrol karışımı sıvının içine attık. Bir süre sonra baskı devremiz hazır olmuş oldu. Baskı devre üzerinde baskı devreyi çizerken işaretlediğimiz yerleri matkap yardımı ile deldik ve gerekli elemanları baskı devre üzerine lehimledik.

    Adaptör kutusu içerisine baskı devremizi ve trafomuzu sabitledik. Adaptörün açma kapama düğmesinin bağlantıları ve potansiyometremizin bağlantılarını yaptık. Giriş ve çıkış kablolarını bağladık .







  4. 4
    Mattet
    Usta Üye
    Dijital Elektronik (kitap)

    rapid link

    alternatif link



    Bölüm1:Sayısistemleri
    A.Giriş:Dijitalelektroniğianlayabilmekiçintemelmatematikişlemlerinivesayısistemlerini bilmekgerekir.

    B. Temel bilgiler

    1.Lojik(mantık)

    Önesürülendüşünceleregörekararvermeye mantıkdenir.Elektrikliveelektronikdevrelerde iki olasılık söz konusudur. Yani üretece bağlı lâmba anahtar kapalıyken yanar, anahtar açıkken ise söner. Devre anlatımı yapılırken kolay an lamay ı sa ğlamak içi n an aht ar ın kapal ı olmasına 1, açık olmasına ise 0 denir. Lâmbanın yanma durumu H (high), sönük hâli ise L (low) ile de gösterilebilir.

    2.Analog(örneksel)sinyal
    Analogbüyüklüklerminimumilemaksimum arasında çok çeşitli seviyelerde olabilir. Şekil
    1.1-a'da verilen sinyal incelendi ğinde, her an değişik değerlerin söz konusu olduğu görülür. Ev ve iş yerlerinde kullanılan AC enerji analog sinyale örnek olarak verilebilir.

    3.Dijitalsinyal

    Dijital özellikli sinyaller sadece 0 V ve maksimum volt değerlerini alır. Yani dijital sinyallerde iki durum söz konusudur. Şekil 1.1- b'de verilen sinyal incelendiğinde gerilimin '0' ya da '1' olmak üzere iki durumunun olduğu, ara değerlerin olmadığı anlaşılır.
    Dijital (sayısal) temelli elektronik devreler tamamendijitalsinyallerleçalışırlar.
    Dijitalelektriksinyalleriadımadımdeğişir. Buna zıplayarak değişme de denilebilir. Bu devrelerde kullanılan elektrik sinyalinin 0'dan 1'edişimipozitifyöndeisebunapozitiflojik, anîdeğişimnegatifyöndeisebunanegatiflojik denir.Şekil1.2veşekil1.3'ebakınız.


    4.Dijitalelektronikdevreleri
    Yarı iletkenlerin ucuzlaması, üretim tekniklerinin hızlanması sonucu günlük yaşamda ve işyerlerinde kullanılan aygıtların büyük bir bölümü dijital elektronik devreli olarak üretilmeye başlamıştır.


  5. 5
    Mattet
    Usta Üye
    philips ile ilgili dökümanlar

    LC 4.3HE AA Döküman

    LC 4.1HE AB Döküman

  6. 6

  7. 7
    Mattet
    Usta Üye
    OSİLOSKOP KULLANIMINA AIT TEMEL BILGILER

    Elektriksel işaretlerin ölçülüp değerlendirilmesinde kullanılan aletler içinde en geniş ölçüm olanaklarına sahip olan osiloskop, işaretin dalga şeklinin, frekansının ve genliğinin ayni anda belirlenebilmesini saglar.





    Çalısması, hareket halindeki elektronların yorungelerinin bir elektrik alan içerisinden geçerken sapmaları temel prensibine dayanır. Katod ışın tüpündeki saptırma plakaları adı verilen düzlemsel levhalara uygun potansiyellerde gerilimler uygulanarak olusturulan elektrik alanlar, plakalar arasindan geçen elektronları (elektron demetini) saptırarak fosfor ekrana çarptığı noktanin yerini değiştirir. Bu noktanın konumu saptırma plakalarina uygulanan gerilimin ani degeri ve dalga sekline bagli olarak degisecek ve ekranda isikli bir cizgi olusacaktir.

    Osiloskop devreye daima paralel baglanir. Çok yuksek olan ic direnci nedeniyle seri baglanmasi halinde olcum yapilmak istenen devreden akim akmasini engelleyecektir. Akim dalga sekillerini incelemek icin akimin aktigi devreye kucuk degerli bir direnc (olcum direnci, sont direnc) seri baglanarak uclarinda dusen gerilimin dalga sekli incelenir. Bir omik direncte icinden akan akim ve uclarinda dusen gerilimin dalga sekilleri ve fazlarinin ayni olduklari goz onune alinarak ve ohm kanunu geregi V=I.R bagintisi da goz onunde tutularak akim incelenir. Dikkat edilmesi gereken nokta, kullanilan direncin degerinin devre akimini cok fazla sinirlamayacak kadar kucuk secilmesi (genellikle akima bagli olarak 10
    ile 200 miliohm arasi) ve gucunun bu akima dayanabilecek kadar buyuk olmasidir.
    Osiloskop calistirildiktan sonra bir kac dakika isinmasi beklenir. Bu esnada timebase komutatorunun ortalarda birkonumda(ornegin 5mS/div) olmasi iyi olur. Eğer bu sürenin sonunda ekranda ışıklı çizgi belirmediyse;

    Parlaklik (Intensity) potansiyometresi yeterince acik degildir. Saat yonune tam turunun 3/4 u kadar cevrilmelidir. Çizgi belirdikten sonra parlaklık yine bu duğme yardımı ile istenilen şekilde ayarlanabilir. Hala çizgi belirmediyse;




    [IMG]

    Xpos ve Ypos dugmeleri ile oynanarak çizgi ekran üzerine düşürulmeye calisilir. Sonuc olumsuzsa;





    •AT/NORM TRIGGER anahtari AT konumuna getirilir ve yukaridaki islemler tekrarlanir.

    •Isikli cizginin parlakligi ayarlandiktan sonra gerekiyorsa netligi de
    FOCUS dugmesi yardimiyla saglanir.

    Isikli cizgi ekranda belirdikten sonra Y INPUT girisine (osiloskop cok kanalli ise Y1 girisine) bir prob takilir. Gunumuzde butun problarda BNC tipi konnektorler (fisler) kullanilmaktadir. Bu fisler yerlerine turtulduktan sonra dis taraflarindaki hareketli kisim saat yonunde bir miktar cevrilerek kilitlenir. Problar X1, X10 ve X100 olmak uzere birkac cesittir. Bir prob uzerindeki bir anahtar yardimi ile hem X1 hem de X10 ozelligi gosterebilir. X1 tipi problarda olculen isaret oldugu gibi osiloskoba uygulanir. X10 ve X100 tipleri ise sirasiyla isareti 10 ve 100 kez zayiflatip osiloskoba gonderir. X10 veya X100 tipi bir prob kullanilmadan once asagidaki sekilde kompanze edilmelidir.





    Prob, osiloskop uzerindeki kare dalga uretecine baglanir ve uzerindeki ayar vidasi, ekranda koseleri duzgun bir kare dalga gorulene kadar cevrilir. Bu islemden sonra hatasiz bir olcum yapmak mumkundur. X1 tipi problarin bu isleme ihtiyaci yoktur.







    Hatalı Hatalı Doğru


    Osiloskopla Gerilim Ölçülmesi

    Ekrandaki isaretin genligi Y (dusey) ekseninde olculur. Genlik, ilk once ekran uzerindeki kareler cinsinden belirlenir. Daha sonra VOLTS/DIV giris zayiflaticisi komutatorunun uzerindeki isaretin gosterdigi deger ile kare sayisi carpilarak gerilimin gercek degeri belirlenir. Bu esnada eger varsa kesintisiz genlik ayar dugmesi “cal” konumunda veya saat istikametinin tersi yonunde en sona kadar cevrilmis olmalidir. Eger zayiflaticili ( X10 veya X100) bir prob kullaniliyorsa zayiflatma katsayısıda hesaba katilmalidir.Osiloskobun hassasiyeti VOLTS/DIV komutatorunu saat yonunde cevirerek arttirilir.






    Modern osiloskoplarda frekans yerine periyod olculmektedir. Periyod olcumleri X (yatay) ekseninde yapilir. Dalga seklinin bir periyodunun X ekseni yonundeki uzunlugu kareler sayilarak belirlenir. Daha sonra TIMEBASE komutatorunun gosterdigi deger (S/div, mS/div ya da S/div) ile kare sayisi carpilarak isaretin periyodu belirlenir. Eger varsa kesintisiz TIMEBASE ayar dugmesi “cal” konumunda veya saat istikametinin tersi yonunde en sona kadar cevrilmis olmalidir. Kullanilan prob (X1, X10 veya X100) zaman olcumlerini etkilemez.

    Dr. Azmi Demirel

  8. 8
    Mattet
    Usta Üye


    konu başlıklarını yukarıda belirttim.ilgilenen arkadaşlar pdf dosyasını aşağıdaki linkten alabilir

    Algılayıcılar

  9. 9
    Mattet
    Usta Üye
    DOKUNMATİK EKRANLAR

    Dokunmatik ekranlar nasıl çalışıyorlar?
    Dokunmatik ekranların çalışma prensipleri, kullanım amaçlarına ve bulunacakları yere göre birkaç farklı çeşitte olabiliyor. Bu tür ekranlarda günümüzde kullanılan üç temel teknoloji mevcut: Dirençli (Rezistif) Teknoloji, Yüzey Dalgası (Surface Wave) Teknolojisi ve Kızılötesi (Infrared) teknolojisi.

    Dirençli Teknoloji
    Rezistif ve kapasitif teknolojiler, dokunmayı algılamak için bir nevi devre anahtarlama sistemiyle çalışırlar. İçi açılmış bir uzaktan kumanda veya hesap makinesi gördüyseniz, tuşların temasını sağlamak üzere basınç noktalarında birbirine çok yakın iki yüzey yerleştirildiğini ve bunların
    üzerine baskı uygulandığında temas ederek devreyi tamamladıklarını görmüşsünüzdür. İşte rezistif ve kapasitif dokunmatik ekran teknolojilerinin de dokunulan yeri algılamak için kullandıkları prensip
    aynıdır.

    Rezistif teknolojide önemli olan, öncelikle tüm ekranı basınçla çalışan bir anahtarlama sistemi haline dönüştürebilmek. Bunun için özel bir yapıya sahip kaplama ekran üzerine sıkı bir şekilde yerleştirilir. Bu kaplama iki katmandan oluşur: Üstte dış etkilere dayanıklı polyester panel, altta ise direnç özelliği gösteren panel. Üstteki panelin de ön ve arka yüzeyleri de farklı özelliklere sahiptir. Ön yüzey dış etkilere dayanıklı bir yapı sunarken, arka yüzey ise yarı iletkendir.

    Dokunma işleminin algılanması için, öncelikle üst kaplamadaki iletken yüzey ve alttaki dirençli kaplamanın bir şekilde birbiriyle temas etmesi gerekir. Ancak bunun bir dokunma etkisiyle olması gerektiğinden dolayı, her iki kaplama arasına yerleştirilen yüzlerce şeffaf ayıraç sayesinde paneller
    arasından bir hava boşluğu oluşturarak iki kaplamanın durup dururken birbiriyle temas etmesini engellenir.



    Ekranı kocaman bir anahtar haline getirdikten sonra sıra dokunulan pozisyonun nasıl algılanacağını ayarlamaya gelir. Alttaki dirençli kaplama, dört adet tel tarafından sürekli olarak sırayla düşey ve yatay eksenler üzerinde hareket eden +5 volt gerilimle beslenmektedir ve kaplamanın direnç özelliği sayesinde bu voltaj bir taraftan diğer tarafa doğru azalan bir değerle ilerler. Yani dirençli kaplamaya voltajı verdiğinizde bir tarafta +5 volt ile yola çıkan voltaj, diğer tarafa doğru yol alırken giderek azalır ve diğer uçta topraklamayla sonlanor. Ancak X ve Y eksenlerinde dönüşümlü olarak verilen bu elektrik akımının voltajındaki azalma, dirençli kaplamanın özelliği sayesinde ekran üzerinde öyle düzenli bir dağılım oluşturur ki, örneğin X ekseni üzerinden akım verilirken +2.5 volt ölçüm yaptığınız bir noktanın ekranın X ekseni üzerinde tam olarak nereye denk geldiği konusunda tutarlı bir tahmin yapabilir hale gelirsiniz.

    Gelelim iletken kaplamaya. Herhangi bir dokunma olmadığı zaman iletken kaplama üzerindeki voltaj değeri doğal olarak sıfırdır ve bu değer bir kontrolcü tarafından sürekli olarak takip edilir. Ancak ekranın herhangi bir yerine dokunarak iletken ve dirençli kaplamalar arasındaki teması
    sağladığınızda, bir anda iletken yüzey üzerindeki voltaj değişir ve kontrolcü bunun farkına varır. Daha sonra kontrolcü, koordinatları belirlemek için sırayla şu işlemleri gerçekleştirir:

    1- Öncelikle X ekseni üzerinde hareket eden bir elektrik akımı oluşturarak iletken yüzeye bağlı kontrolcüde beliren voltaj değerini okunur ve kontrol kartındaki işlemci tarafından X konumu belirlenir.
    2- İkinci olarak aynı işlem bu kez Y ekseni üzerinde hareket eden bir elektrik akımı üzerinde gerçekleştirilir ve Y konumu belirlenir.
    Özetle elde edilen X ve Y konumlarına dair elde edilen voltaj ölçümleri kontrolcü tarafından ölçülüp yorumlandığında, iletken kaplamanın dirençli kaplamaya hangi noktada değdiği anlaşılır ve bu bilgi sayısal hale çevrilerek ilgili yazılıma gönderilip, ilgili işlemin yapılması
    sağlanır.

    Bu teknolojinin kullandığı kaplama görüntü kalitesini bir miktar etkilemekle birlikte, yine kaplamanın özelliklerinden ileri gelen ciddi avantajları mevcuttur. Örneğin kaplama olarak ullanılan polyester malzeme, dış ortam koşullarına ve ağır kirlilik şartlarına camdan daha fazla dayanıklılık gösterebilir. Ayrıca üzerine yapışan toz, kir gibi etkenler dokunma etkisi yaratmadığından dolayı ve eldiven, kalem gibi ekrana baskı uygulayabileceğiniz her türlü dokunma etkisiyle çalışabilirler. Bu özelliği nedeniyle açık alan uygulamalarında ve ağır kirlilik koşullarında çalışılması gereken durumlarda; örneğin endüstride, hastanelerde, sürekli yanınızda dere tepe gezdireceğiniz el bilgisayarlarının ekranlarında ve kamuya açık alanlarda kullanılan
    cihazlarda bu teknolojiden faydalanılır.

    Yüzey dalgası Teknolojisi
    Yüzey dalgası teknolojisi, dokunmayı algılamak için nispeten daha ilginç bir prensip kullanır: Ekran yüzeyini ultrasonik ses dalgalarından oluşan bir ızgarayla kaplamak ve olası bir dokunmanın ızgarada oluşturacağı kesintinin yerini tespit ederek konum belirlemek.
    Bu ilginç prensip, yine taşıdığı fikirle paralel olarak ilginç bir şekilde işler. Öncelikle ekran üzerine yüzey dalga sistemini oluşturmak üzere, özel bir şekilde üretilmiş cam bir plaka yerleştirilir. Bu cam plakanın her iki tarafında, X ve Y eksenleri üzerinde iki adet yaklaşık
    5,53KHz’lik ultrasonik ses dalgaları oluşturan vericiler yerleştirilir. Cam kaplamanın dört bir yanına ise, gelen ultrasonik ses dalgasını direkt ekran üzerine yönlendirecek şekilde 45 derece açıyla yerleştirilmiş gümüş kabartma yansıtıcılar bulunur. Bu kabartma yansıtıcılar, aynı zamanda üzerlerine gelen ses dalgasının yaklaşık %99’unu geçirirken, geri kalan %1’lik bir kısmı ekranın üzerine yansıtma özelliğine sahiptirler. Böylece sıra sıra dizilmiş yansıtıcılardan, ilk sırada olanının sesin bütününü yansıtması engellenmiş olur.
    Vericiden çıkan ses dalgası, yansıtıcıya çarpıp ekranın üzerinde bir uçtan diğer uca geçerek karşı tarafa ulaştığında bu kez ters açıyla yerleştirilmiş diğer bir yansıtıcı grubuyla karşılaşır ve ekranın bir diğer ucundaki alıcıya yönlendirilir. Bu verici ve alıcı sisteminden hem X ekseni için, hem de Y ekseni için birer tane mevcuttur. Böylece ekran üzerinde ultrasonik seslerden bir ızgara oluşur.



    Yüzey dalgalarının X ekseninde nasıl dolaştığını gösteren şema. Aynısı Y ekseninde de tekrarlanır

    Gelelim algılamanın nasıl yapıldığına... Vericiden yansıtıcılara gönderilen tek bir ultrasonik ses dalgası, tek tek tüm yansıtıcılardan geçerek alıcıya ulaşır. Ancak her yansıtıcı, ultrasonik ses kaynağına olan uzaklığına bağlı olarak değişen sürelerde bu cevabı alıcıya ulaştırır. Örneğin ekran üzerinde toplam 10 adet yansıtıcı olduğunu düşünürseniz; vericiye en yakın yansıtıcıdan ekrana yönlendirilen ultrasonik ses dalgasının alıcıya ulaşması diğerlerine oranla en kısa zamanı alır ve en uzaktaki yansıtıcıdan gelen ses dalgası vericiye en uzun sürede ulaşır. Dolayısıyla alıcı, tek bir ultrasonik ses dalgasına karşılık birbirinden farklı zamanlarda kendisine ulaşan 10 farklı
    cevapla karşılaşır. Yani ses dalgasının vericiden çıktığı yerdeki ilk yansıtıcıdan ekranı dolaşıp alıcıya ulaşması 1 saniye sürse, 2. yansıtıcıdan gelen ses dalgası için 2 saniye ve 3. yansıtıcıdan gelen için 3 saniye sürer.

    Alıcıya bağlı olan kontrol kartında, kullanılan cam kaplamanın boyutu gibi özelliklere bağlı olarak kaç yansıtıcı olduğu ve her yansıtıcıdan ekrana yönlendiren ses dalgasının alıcıya ne kadar sürece ulaşacağı baştan tanımlanmıştır. Dolayısıyla ultrasonik ses dalgası vericiden bir kez gönderildikten sonra alıcı bunun yansımalarını kontrol etmeye başlar: A süresinde ulaşması gereken birinci yansıma yerine ulaştı mı?
    Ulaştı... B süresinde ulaşması gereken ikinci yansıma ulaştı mı?
    Ulaştı... C süresinde gelmesi gereken 3. yansıma yerine ulaştı mı?
    Ulaşmadı... Bu durumda alıcı, 3. yansıtıcının ekrana gönderdiği ses dalgasının bir engelle karşılaştığını düşünüp bu noktada bir dokunma gerçekleştiğini anlar. Aynı işlem Y eksenine de uygulanarak hangi yansıtıcıdan cevap gelmediği belirlendiğinde dokunmanın koordinatı belirlenmiş olur ve bu bilgi kontrol yongalarında işlenerek yazılıma gönderilir. Bu süreç, yani vericinin ses dalgaları göndermesi ve alıcı tarafından yansıtıcılardan gelen bütün cevapların kontrol edilmesi
    işlemi her saniye 25-50 kez tekrarlanır.



    Ekranda ultrasonik seslerden oluşan bir ızgara oluşturmak üzere yerleştirilen gümüş yansıtıcıları resimde görebilirsiniz.
    Bu teknoloji, dirençli teknolojiye oranla daha modern bir tekniğe sahiptir ve ekranın üzerinde polyester bir kaplama olmadığından dolayı bu teknolojiye sahip dokunmatik ekranlar kullanıcılarına daha canlı bir görüntü sunarlar. Bu nedenle sunumun ön plana çıktığı durumlarda,örneğin pazarlama, bilgi sağlama, oyun, elektronik katalog gibi uygulamalarda bu teknoloji tercih edilir. Ancak ses dalgalarının uzun mesafede giderek etkisini yitirmesi yüzünden, belli bir boyutun üzerindeki ekranlar için bu teknolojinin kullanılması uygun değildir.

    Kızılötesi Teknolojisi
    Bu teknoloji, diğerlerine oranla anlaşılması en basit olanıdır. Kızılötesi teknolojisini kullanan dokunmatik ekranlarda X ve Y eksenlerine belli sayılarda kızılötesi diyot, bunların tam karşılarına
    da birer kızılötesi algılayıcı yerleştirilir. Sonrası tahmin ettiğiniz gibi; elinizi bu ekranın bir yerine dokundurduğunuzda, algılayıcının karşısındaki kızılötesi ışığı görmesini engellemiş olursunuz ve X-Y eksenlerindeki algılayıcılardan hangilerinin bağlantısının kesildiği bulunarak kesişme noktalarındaki koordinat hesaplanır. Bu teknolojiye sahip cihazlar, geniş mesafede dokunma algılama yeteneğine sahipler ve direkt güneş ışığından veya sudan etkilenmezler. Bu nedenle özellikle dev plazma ekranların dokunmatik hale getirilmesinde tercih edilirler.Infrared teknolojisi, kolay monte edilen bir çerçeve sayesinde hemen her ortama kolayca adapte edilebilme özelliğine sahiptir. Hatta bu işe özgü yazılımı geliştirmek şartıyla bu tarz bir çerçeveyi vitrine yerleştirilerek dokunmatik bir vitrin bile oluşturabilirsiniz. Örneğin vitrindeki bir ürün hakkında bilgi almak isteyen müşteri, vitrinde o ürünün karşısına dokunarak yine vitrine yerleştirilmiş özel bir yazılıma sahip bilgisayar ekranından fiyat ve garanti bilgilerine bile ulaşabilir.



    Bazı durumlarda malzemenin dışarıdan montajıyla, dokunmatik özelliği olmayan ekranları dokunmatik ekran haline çevirmek mümkün.
    Son olarak, anlattığımız bu dokunma algılayıcı teknolojilerin aslında basit fizik temellerine dayanan mekanizmalardan ibaret olduğunu bilmek lazım. Ancak bunların arkasında bunlar kadar önemli iki unsur daha var: Birincisi aldığı fiziksel verileri yorumlayarak sayısal koordinat bilgilerine dönüştüren ve bunun yanında ortalama hesabı ve tolerans kontrolü gibi tüm işlem yükünü üzerinde barındıran kontrolcü, ikincisi de teknolojinin işletim sistemiyle entegrasyonunu kurarak yazılımlarla uyumlu hale gelmesini sağlayan sürücü.

    alıntıdır


  10. 10
    Mattet
    Usta Üye
    mikrofon,ses sistemi ve amplifikatörler

    BÖLÜM 1

    MİKROFONLAR

    1.1. Dinamik Mikrofonlar
    1.2. Kapasitif Mikrofonlar
    1.3. Şeritli Mikrofonlar
    1.4. Piezoelektrik Kristalli Mikrofonlar
    1.5. Elektret Mikrofonlar
    1.6. Karbon Tozlu Mikrofonlar

    BÖLÜM 2

    SES SİSTEMLERİ

    2.1. Dolby Digital Nedir?
    2.1.1. Dolby Digital AC-3 Ses Çıkışı Nedir?
    2.1.2. Ev Sinama Sisteminde Ne Nedir?
    2.2. Ev Eğlencesi Nedir?
    2.2.1. Ses Deneyimi
    2.3. DTS Nedir?
    2.4. Dolby Digital 5.1’in DTS den farkı nedir?
    2.5. Dolby ProLogic, Dolby Digital ve DTS
    2.6. Ev Sinamasında Formatlar
    2.6.1. Dolby Surround
    2.6.2. Dolby Digital
    2.6.3. DTS
    2.6.4. Lucasfilm
    2.7. Sistemin Beyni
    2.7.1. Ön Hoparlörler
    2.7.2. Arka Hoparlörler
    2.7.3. Orta Hoparlörler
    2.7.4. Subwoofer


    BÖLÜM 3

    AMPLİFİKATÖRLER

    3.1. Giriş
    3.1.1. Geribeslemeli Devrenin Transfer Fonksiyonu
    3.1.2. Gerilim-Seri Geribeslemesi
    3.1.3. Geribeslemeli Amplifikatörün Analiz Metodu
    3.1.4. Akım Parelel Geribeslemesi
    3.1.5. Akım Geribeslemesi
    3.1.6. Geribeslemenin Amplideki Etkileri
    3.2. Geribeslemeli Amplilerin Frekans Cevabı ve Kararlılığı
    3.2.1. Geribeslemeli Amplilerin Frekans Cevabı
    3.2.1.1. Tek Kutuplu Transfer Fonksiyonu
    3.2.2. Çok Kutuplu Amplilerin Yaklaşık Analizi
    3.2.3. Geribeslemeli Amplilerin Kararlılığı
    3.2.4. Bode Diyagramı
    3.3. Güç Amplifikatörleri
    3.4. Genlik Distorsiyonu
    3.5. A Sınıfı Güç Amplifikatörü
    3.5.1. A Sınıfı Amplifikatörün Verimi
    3.6. B Sınıfı Güç Amplifikatörü
    3.7. Entegre Devre Güç Amplileri
    3.8. Operasyonel Amplinin Tanıtılması
    3.8.1. Operasyonel Amplinin Yapısı
    3.8.2. Operasyonel Amplinin Karakteristiği


    BÖLÜM – 1

    MİKROFONLAR


    Ses sinyallerini (akustik enerji) elektrik sinyallerine çeviren elemanlara mikrofon
    denir. Bu elemanlar, ses sinyallerini elektrik sinyallerine çeviren transdüserler (transducer, transduser) olarak da tanımlanabilir. Mikrofonların yapısı, özelliği ve çalışma ilkesi nasıl olursa olsun en önemli elemanları diyafram adı verilen esnek zar kısmıdır. Çünkü hava ortamında ilerleyen ses dalgalarının oluşturduğu basınç ilk önce mikrofonun diyaframını titreştirmektedir. Mikrofon çeşitleri şunlardır:

    1.1. Dinamik (bobinli, manyetik) mikrofonlar





    Kapasitif mikrofonların devreye bağlantısı şekilde görüldüğü gibi DC beslemeli olarak yapılır. Mikrofonun plâkalarına uygulanan DC, modele göre 1,5 - 48 V arasında değişmektedir. (Günümüzde yaygın olarak kullanılan kapasitif mikrofonların DC beslemesinde bir ya da iki adet kalem pil bulunur.) Mikrofonun içinde bulunan ön yükselteç devresinde kullanılan 100 Mohm değerli R 1 direnci FET'in DC polarma akımını sağlamaktadır.
    Not: FET, çok küçük sinyallerin yükseltilmesinde kullanılan kaliteli transistördür. Resimde kapasitif mikrofon örnekleri verilmiştir.

    Hatırlatma: Kondansatörlerin kapasitesinin artmasına neden olan etkenler şunlardır:

    I. Levhaların boyutunun (yüzey alanının) büyümesi,
    II. Levhaların birbirine yaklaştırılması,
    III. Levhaların arasına konan yalıtkanın (dielektrik) kalitesinin yüksek olmasıdır.




    Kapasitif mikrofonların bazı teknik özellikleri

    I. 50-15000 Hz arası frekanslı seslere karşı duyarlıdır.
    II. Distorsiyon oranları azdır.
    III. Empedansları büyüktür (10-30 MW ).
    1.3. Şeritli (bantlı) mikrofonlar



    1.4. Piezoelektrik kristalli mikrofonlar (kristal mikrofonlar)





    Kuartz (quartz), roşel (rochelle) tuzu, baryum, turmalin gibi kristal yapılı maddelere basınç uygulandığında üzerlerinde elektrik akımı oluşur. Bu akım, basıncın kuvvetine ve frekansına göre değişir. İşte bu esastan yararlanarak kristal mikrofonlar

    Kuartz (quartz), roşel (rochelle) tuzu, baryum, turmalin gibi kristal yapılı maddelere basınç uygulandığında üzerlerinde elektrik akımı oluşur. Bu akım, basıncın kuvvetine ve frekansına göre değişir. İşte bu esastan yararlanarak kristal mikrofonlar yapılmıştır. Kristalli mikrofonlarda, kristal madde şekilde görüldüğü gibi çok ince iki metal elektrot arasına yerleştirilmiş ve bir pim (küçük çubuk) ile diyaframa tutturulmuştur. Ses titreşimleri diyaframı titreştirince kristal de titreşmektedir. Kristaldeki titreşim ise AC özellikli sinyallerin oluşmasını sağlamaktadır.

    Kristal mikrofonların bazı teknik özellikleri

    I. Kaliteleri yüksektir.

    II. Hassas yapılıdır.

    III. Kristalin ürettiği gerilimin değeri çok küçük olduğundan mikrofonun içine mini bir ön yükselteç (preanfi) monte edilir.

    IV. Mikrofonun yapımında kullanılan kristal, nem, sıcaklık ve güneş ışığından uzak tutulmalıdır.

    V. Kristal, sarsıntı, düşürme ve çarpmalardan dolayı bozulabileceğinden, bu tip mikrofonların özenle kullanılması gerekir.
    Ek bilgi: Piezo kelimesinin anlamı sıkıştırmadır. Bazı maddelerin sıkıştırılması elektron ve oyuk hareketini çok hızlandırmakta, gelen basıncın şiddetine göre maddede EMK oluşmaktadır. Sıkışmaya bağlı olarak gerilim üreten maddeler sadece mikrofon yapımında değil, kristal hoparlörlerde, basınç ölçerlerde ve benzeri kullanılırlar.

    1.5. Elektret (electret) mikrofonlar

    Rondela (halka) biçimindeki ince bir yarı iletken maddenin iki yüzü, üretim aşamasında elektrostatik yöntem kullanılarak artı (+) ve eksi (-) ile yüklenir. Bu elektrik yükü yarı iletkenin maddenin özelliğinden dolayı yıllarca aynı değerde kalır. Elektret kapsül, kristal mikrofonlarda olduğu gibi diyaframa bağlanmıştır. Diyafram titreştiğinde, elektret de hareket eder. Bu da kapsülün moleküler yapısını değiştirerek elektrotlar arasında bir gerilim oluşmasını sağlar. Şekil ve resimde elektret mikrofonların yapısı verilmiştir.



    Not: Elektret sözcüğü, elektriklenebilen anlamına gelmektedir.

    Elektret mikrofonların teknik özellikleri
    I. Dirençleri (empedansları) yüksektir.
    II. Boyutları küçük olduğundan yaka mikrofonu olarak kullanılmaya uygundur.
    III. Hassasiyetleri yüksektir.
    IV. İlave bir DC üreteciyle besleme yapmaya gerek duymazlar.
    V. Frekans bantları geniştir. Yani alçak ve yüksek frekanslı sinyalleri dengeli olarak algılarlar.

    1.6. Karbon tozlu mikrofonlar





    Karbon tozlu mikrofonlar şekilde görüldüğü gibi bir hazne içinde doldurulan karbon tozu zerrecikleri ve esnek diyaframdan oluşmuştur. Ses dalgaları alüminyum diyaframa çarpınca bu eleman titreşerek karbon zerreciklerinin sıkışıp gevşemesine yol açar. Tozlar sıkışınca akımın geçiş yolu kısalacağından direnç azalır. Tozlar gevşeyince ise akımın geçiş yolu uzayacağından direnç yükselir. İşte bu işlem esnasında sesin şiddetine göre karbon tozlarından geçen akım değişken özellik gösterir. Karbon tozlu mikrofonların çalışabilmesi için bir DC besleme kaynağına gereksinim vardır. Bu tip mikrofonların empedansları 50 ohm dolayında olup çok küçüktür. Ayrıca, kömür tozları zamanla özelliğini kaybettiğinden mikrofonun hassasiyeti bozulmaktadır. İşte bu nedenle günümüzde çok kullanılan bir mikrofon tipi olmayıp, eski tip telefonlarda vb. karşımıza çıkmaktadır.

    BÖLÜM - 2

    SES SİSTEMLERİ

    2.1. DOLBY DİGİTAL NEDİR?

    1965 yılında, Ray Dolby adında bir Amerikan fizikçi ve mühendisi Londra’da Dolby Laboratuarlarını kurdu. Hedefi profesyonellere ve genel kullanıma yönelik olarak ses kalitesini yükseltmek için parazit azaltma sistemleri geliştirmekti. Dolby ismi şu anda tüm dünyada biliniyor ve yarattığı çevresel ses standartları hem sinemalarda hem evlerde kullanılıyor. İlk önce Dolby Dijitalin iki atasının bir tanımını verelim:
    • Dolby Surround: Üç kanala sahip, 100 Hz’den 7 kHz’e uzanan bir bant genişliği ile iki ön ve bir arka kanal.
    • Dolby Pro Logic: Dört kanal ile Dolby Surround’un geliştirilmişi, bir merkez ve arka sesler için bir kanalı paylaşan iki element.
    Dolby Dijital 5.1’e gelince (AC-3 – Audio Code-3 – olarak da bilinir.), altı kanala sahiptir: İki ön, iki arka, bir merkez ve bir subwoofer. Bir film çekilirken, genellikle ses en az beş mikrofonla kaydedilir (biri konuşmalar, dördü arka plan ses efektleri için). Dolby Surround ve Pro Logic’in aksine, bant genişliği 20 Hz’den 20 kHz’ye kadar uzanır. AC-3 terimi kullanıcının duyamadığı ses datasını yok eden ve altı kanalda kodlanmış Dolby Dijital bir ses üreten kodlama teknolojisine bir atıftır. Dolby Dijital ses için kati suretle gerekli olan şey bir dekoderdir – Creative Labs Extigy’deki, ya da Fortissimo III’deki gibi.

    Dolby Dijital, 1:12 civarında sabit bir ses sıkıştırma metodu kullanır. Bunun anlamı, kodlanacak ses ne kadar çok olursa olsun, sıkıştırmanın her zaman aynı olacağıdır, böylece sabit çıkışlı bir sıkıştırma algoritmasına sahip oluruz. Bunun pratik yönü disk alanıdır, fakat kötü yönü ses miktarı arttıkça ses kalitesinin düşmesidir. Fakat DVD yüzeyinde daha az alan ses için kullanıldığından, farklı diller ve ekstra özellikler için daha fazla alan kalır ve bu kalite kaybını karşılayabilir. Genelde, AC-3 ses 18 bit’de kodlanır, böylece Bir AC-3 sesin standart çıkışı 384 Kbps olur (6 kanal x 18 x 48 kHz). Dolby Dijital dekoder, sesi ön kanallara bir milisaniye gecikme ile gönderir çünkü dinleme pozisyonu ön ya da merkez hoparlörlerine kıyasla arkaya daha yakındır. Bu ardışık ses almayı optimize eder. Bazı dekoderlerde en iyi dinleme ayarını verebilmek için bu gecikmeyi ayarlayabilirsiniz.

    Dolby Dijital standartının ana avantajı, DVD için dijital ses çevre standartı olmasıdır. DVD standartını tanımlayan kurallara göre, DVD üzerinde Dolby Dijital Ses kayıdı olmadan, başka hiçbir dijital ses kayıdı koyulamaz. Böylece, bir DVD’de hiçbir zaman, mesela, bir DTS ses kaydını kendi başına bulamazsınız ve çoğu DVD sadece bir tane dijital ses kaydına sahiptir: Dolby. Bu da bizi standartın ikinci avantajına götürür – kesinlikle evrensel bir standarttır. Dolby Dijital 5.1 ses kayıtlı ilk film 1992’deki “Batman Returns” idi. O zamandan beri, tüm DVD’ler bu standartı kullandı.





    Dolby Dijital EX, dinleme pozisyonun arkasında bir yada iki ekstra çevresel hoparlör desteği olduğundan, Dolby Dijital 5.1’in gelişmiş bir versiyonudur. Bunun anlamı, yan kolonlarınızı doğru pozisyona koyabileceğiniz ve ses efektlerini ve derinliği arkadan alabileceğinizdir. Yine de Dolby Dijital EX’in “gerçek” bir 6.1 yada 7.1 ses standardı olmadığını aklınızdan çıkarmayın çünkü çevresel kanal geleneksel 5.1 çevresel hoparlörlerden matris kodlama yolu ile elde ediliyor. Ses Dolby Dijital’deki gibi kaydediliyor ve altıncı kanal ilk kodlama yapıldığı zaman ekleniyor. Ses mühendisleri filmi izlerler ve hangi seslerin arkaya taşınması gerektiğine karar verirler, bu yüzden EX kesinlikle bir gelişmedir. 6.1’in mi yoksa 7.1’in mi iyi olduğu tartışmasına gelince, bu kesinlikle anlamsız. 6.1’de arka merkez hoparlör mono ses üretir. 7.1’de iki arka merkez hoparlör aynı mono sesi üretir. Fortissimo III 7.1 ve Digifire 7.1’in avantajı, daha fazla yada daha az istemenize göre 6.1’i ya da 7.1’i seçebilirsiniz.iki mod arasındaki seçim tamamen teknik bir meseledir. Eğer çok fazla dinleme alanına sahip geniş bir odaya sahipseniz, 7.1 mükemmel olur, aksi takdirde 6.1 kesinlikle yeterlidir.

    2.1.1. Dolby Digital AC-3 ses çıkışı nedir ?

    AC-3, Dolby firması tarafından geliştirilen, eski analog Dolby surround sesin yerini alan çok daha geliştirilmiş bir surround ses sistemidir. Surround kanalı sadece mono sistemde çalışır ve bu da örneğin havada uçan bir jetin sesinin odada ki hoparlör arasındaki geçiş efektini olanaksız kılar. Ayrıca arka hoparlörlerin bant genişlikleri sınırlı olduğu için yeni bir sistemin ortaya çıkması için oldukça uzun bir süre geçmiştir.

    4 kanallı analog Dolby surround tersine AC-3 sistemi ses spektrumunu tam olarak kaplamak için 3 adet tam kapasiteli ön kanal ve 2 adet yine tam kapasiteli arka kanal içerir. Bir kanal sadece bas sesler için subwoofer kanal olarak seçilir. Bu 6 kanaldan gelen veri sıkıştırılarak bir veri seline dönüştürülür ve okunduktan sonra tekrar açılarak bu 6 kanala gönderilir. Böylece ses içerisindeki her türlü ince efekt fark edilebilir. Tabii ki tüm efektleri hissetmek için (Örneğin şifresiz Alman kanalı Pro 7’deki filmlerdeki) uygun bir anfiye ihtiyacınız vardır.

    5.1, 6.1 ve 7.1: Bir Hoparlör Çarpım Tablosu

    Filmlerde ya da DVD seslerinde 5.1, kayıdın 5 ana kanalda – sağ, sol, merkez, sağ çevre ve sol çevre – artı “5.1”in 1’iyle temsil edilen LFE’de (düşük Frekanslı Efektler) yapıldığı anlamına gelir. Hoparlörlere gelince, 5.1, 6.1 ve 7.1 terimleri ses sistemindeki elementlerin sayısını belirtir. Aralarındaki farklılık basittir: Sadece çevresel seslerin sayısı değişir – 5.1 için iki, 6.1 için üç ve 7.1 için dört çevresel ses kanalı vardır.




    Bazı ses düzenlemeleri, Dolby Digital’in bir varyasyonu olan Dolby Digital EX’i kullanırlar. Bu format, geleneksel 5.1 ‘in sağ ve sol çevresel kanallarına dayanan üçüncü bir çevresel kanala sahip matris bir sistem kullanırlar. Bu matris sistemi, Dolby Digital EX’in hala bir 5.1 sistem sayılabileceği anlamına gelir. Özellikle, Dolby Digital 5.1 dekoderler bu ses parçalarını okuyabildiğinden, aralarındaki tek fark üçüncü çevresel kanal için kodlanan seslerin geleneksel 5.1’in çevresel kanallarına adapte edilmesidir.





    Bu yüzden Dolby Dijital EX bir ses parçası Dolby Dijital 5.1 bir dekoder tarafından 5.1 düzeninde okunabilir. Fakat bunun tam tersi de doğrudur. 5.1’li bir ses parçasından 6.1 ya da 7.1 çıkış da alabilirsiniz. İki çevresel kanaldaki sesler karıştırılır ve üç hoparlöre dağıtılır. Bu dağıtım Dolby Dijital EX bir dekoder ya da THX surround EX dekoder ile yapılabilir.

    Bu yüzden kayıdı tanımlayan sayının, bir ses sistemindeki hoparlör sayısı ile aynı anlama gelmediğini görebilirsiniz. Hatta Dolby Pro Logic II’ile stereo bir ses parçasını çok kanallı bir sistemde çalabilirsiniz.

    2.1.2. Ev Sinema Sisteminde Ne Nedir?

    Dolby Digital: Şu andaki surround ses kaliteli kodlama standardı olan Dolby Digital, ev içi sinemanız için sinema salonu ayarında ses performansı demektir.Ounun 5.1 kanal audio ses sıkıştırma teknolojisi sizi ses ile sarmalar. Ön sol ve sağ, merkez,arka sol ve sağ hoparlörler 20Hz-20kHz arasındaki frekansları yayarlar ve ilave alçak frekanslı ses efektleri için tahsis edilmiş bir subwoofer mevcuttur. Ekstra özellikler sadece şaşırtıcı ses izleri demek ve,Dolby Digital,THX Surround EX-Dolby Digital ile THX arasında bir ortak geliştirme ürünü ile bir adım daha ileri gitmiştir. Daha iyi bir ses mükemmelliği için daha fazla derinlik ve konumlandırma anlamına gelen, dinleyicinin arkasındaki ses izine, diğer bir audio ses kanalını daha ilave eder. DTS: DTS 5.1 kanal playback kodlama teknolojisi, sol,sağ ve merkezdeki surround ses hoparlöründen dinleyiciye gelen dinamik ses etkisi sayesinde, hızla artan bir poülerlilik kazanmaktadır. Digital Ev İçi sinemasının ve Pioneer’ın herhangi bir DVD oynatıcı veya A/V yükselteç/alıcısının süper surround sesli hoparlörlerine kapınızı açınız, çünkü bunlar DTS kodlu digital veri akışlarını işleyebilir. DTS-ES(Matris 6.1): 2002 başlarında, DTS yeni bir sinema kod çözücü tanıttı; düşük seviyede veri sıkıştırması ve yüksek bir veri aktarım hızını kullanan DTS-ES. Film yapımcılarına sesli olması halinde daha da yaratıcı olmasına imkan veren, ilave bir ses kanalını ekler. Dolby HX Pro: Gitgide artan popüler Dolby Digital biçiminin önde giden koşucusu olan Dolby Pro Logic Surround, sinema salonu benzeri bir surround ses ambiansı oluşurmak üzere 5 adet hoparlör kullanır. Dolby Surround içerisinde bulunan ses verilerinin kodunun çözülmesi ile, dört ayrı çıkış üretir: ön sol, ön sağ, merkez ve arka (2 Hoparlör)

    2.2. EV EĞLENCESİ NEDİR ?

    Stereo, Hifi veya Ev Sineması terimlerine yabancı değilsinizdir. Ev eğlencesi, bütün bu ekipmanın entegre olduğu ve kendi evinizde müzik, film ve tv deneyimini yaşayabildiğiniz bir sistemdir. Ev eğlencesi, bütün medya türlerini tek bir şemsiye altında toplayabilir. Bugün CD, VHS, VIDEO, TV, DVD VIDEO ve LASER DISC bu çatı altındadır. Gelecekte ise DVD AUDIO, DIGITAL TV, WEB TV ve çok gelişmiş oyun konsolları da bu çatı altında yerini alacak.

    Multimedya dünyasında kesin bir kural var. O da herhangi bir Ev Eğlencesi’nin bir yüzünde ‘gerçek’ sesi yaşayabilmeniz için speaker’a ihtiyacınız olduğu. En iyi müzikal kayıtlarındaki sonik etkiyi dışarıya yansıtmanın ötesinde speaker’lar ev içine de entegre edilebilme özelliğine sahip.


    2.2.1. Ses Deneyimi

    Gerçek bir sinemaya gittiğinizde filmin sesleri sizi sarmalar. Normalde perdenin arkasında üç büyük speaker gizli olabilir.

    - İki tane sağda ve solda (stereo): Arka plandaki müziğin ve efektlerin etkisini vermek için,

    - Ortada bir tane: ekran boyunca yayılan konuşma ve efektleri daha temiz verebilmek için.

    Bir sinema salonunun yan ve arka duvarlarında ise çok sayıda speaker, ambiansı ve ekran dışı efektleri üretir. Bu speakerlar, sizin orada seyirci olduğunuzu unutarak ekrandaki sahnenin bir parçası olmanızı sağlar.
    Evde benzer bir ses deneyimini yaşayabilmeniz için gerçek bir sinemada kullanılan ses sistemine benzer bir düzen kurmanız gerekir.Odalarınız gerçek sinema salonlarından daha küçük ve de optimal ses düzeni için daha az sayıda seyirci olduğundan, basit bir ev sinema sistemini kurmak daha kolaydır.

    2.3. DTS NEDİR ?

    DTS, aynı Dolby Digital 5.1 gibi 6 hoparlöre sesi ayırabilen bir ses teknolojisi sisteminin adıdır. Yeni filmler ile gündeme gelen, bass ve yüksek seslerdeki gürültünün digital kayıt ile ortadan kalkması sayesinde sinema sektöründe hemen bir yer edinen bu teknolojiyi de evinize taşımak artık çok kolay. Bunun için dikkat etmeniz gereken, alacağınız DVD Player’ın DTS output (Pionner DV525 gibi) ve Anfi’nin de DTS Decoder özelliğinin olmasıdır. Yeni yeni üreticiler, artık bu decoderları da DVD Playerların içine koymaktadır. Örneğin; Pioneer 626d modeli hem DTS hem de Dolby Digitial 5.1 decoderı ile gelmektedir. Bu durumda sadece output destekli bir anfi bağlamak da yeterli olmaktadır. DTS teknolojisi için DTS Lab.’a verilen telif haklarının pahalı olmasından ötürü, DTS Anfinin ve filmlerinin fiyatı diğerlerine göre biraz daha pahalıdır.

    2.4. DOLBY DIGITAL 5.1’in DTS den farkı nedir?

    Aslına bakarsanız, Dolby Digital 5.1 ile DTS arasında çok da fazla bir fark yoktur. İki sistem de digital kaydedilmekte ve 6 kanallı ses çıkışı kullanmaktadır. Sadece DTS bass sesleri (patlama ve yüksek sesleri) biraz daha öne çıkarmaktadır. Dolby Digital Labs ilk olarak 1970 yıllarında kurulmuş ve çalışmalarına başlamış olduğundan, Dolby Digital kayıt halen dünyada daha yaygındır. DTS Laboratuarları da özellikle yeni çıkacak filmlerde master sesin kendi teknolojisi ile üretilmesi için bir takım çalışmalarda bulunmakta ve kıyasıya rekabet devam etmektedir. Yine olaya DVD yönüyle bakarsak, DTS filmler biraz daha pahalıdır. Bunun nedeni olarak DTS Laboratuvarlarına ödenen lisans ücretlerinin pahalı olması gösterilmektedir.

    2.5. Dolby ProLogıc,Dolby Digital ve DTS

    Ev Eğlencesi sistemine yatırım yapmadan önce, varolan stereo ekipmanınızı iyileştirmeniz gerekmektedir. Bundan sonraki bölümde; Dolby ProLogıc, Dolby Digital (AC3) ve DTS (Digital Theatre System) ses formatları hakkında bazı ayrıntılar bulacaksınız.

    Dolby Stereo: Bütün ev sineması formatlarının annesidir. Bu kodlama sistemi, iki kanal (stereo) içinde dört ses kanalını duymamızı sağlar. Dolby Stereo yazılımı, geleneksel stereo ekipmanı ile tam uyumludur. Dolby ProLogic decoder’de işlendikten sonra şu dört ses kanalı yaratılır.
    - Ön Sol: Tam bant genişliği, tam dinamik range,stereo.
    - Merkez (Ön): Tam bant genişliği, tam dinamik range, mono.
    - Ön Sağ: Tam bant genişliği, tam dinamik range, stereo.

    - Surround (Arka): Kısıtlı bant genişliği.(100-7.000 Hz), sınırlı,dinamik range, mono.
    Dolby Stereo sistemi ile çekilen ilk film Star Wars idi (1976). Bugün, bu formatı kullanan film sayısının 4 bini aştığı biliniyor. Adından da anlaşılacağı gibi, Dolby Stereo sadece 2 ses kanalına ihtiyaç duyar. En önemli özelliği, bir film stereo televizyona transmit edildiğinde yada HiFi, VHS VIDEO TEYP, LAZER DISC veya DVD’ye aktarıldığında surround özelliğinin kaybolmamasıdır. Dolby Stereo yazılımının ulaşılabilir olması, ev eğlencesi sistemindeki herhangi bir unsurun
    kullanılabilmesi demektir. Bütün popüler aksiyon, komedi, dram, korku, western ve diğer bütün türler, Dolby ProLogic ile daha eğlenceli hale gelir.

    2.6. EV SİNEMASINDA FORMATLAR

    Gelişen müzik ve ses sistemleri size, stereo sistemlerle üretebileceğiniz sesin gerçekliğinden çok daha fazlasını vaat ediyor. Önceki yıllar iki hoparlörle odamızda ürettiğimiz stereo sesi dinliyorduk. Daha sonra gelişen ses teknolojisi stereo’nun pabucunu dama attı. Konusunda uzman olan firmalar ses teknolojisindeki bu gelişmenin sayesinde yüksek kaliteli ve daha gerçeğe yakın sesi yaratma çabasına girdi. Bunun doğal sonucu olarak da ev sineması gün geçtikçe daha da yaygınlaştı. Sinemanın evimizin salonuna girmesi ses formatlarıyla daha fazla haşır neşir olmamıza neden oldu.

    Ses formatları çok kanallı ses üretir. Çok kanallı sesin amacı, film izleyicisine maksimum işitsel zevki tattırmak, izlenen filmin bir kahramanı olduğu hissini uyandırmaktır. Örneğin geçmiş yüzyılları konu alan bir filmin kılıçla yapılan bir savaş sahnesinde etrafta uçuşan kılıç çarpışmalarını ve insan naralarını ayrı ayrı duymak izlenen filmden alınacak zevki de arttırır. İşte sesin böylesine gerçekçi olarak odanızda dolaşmasına imkan veren ve efektleri gerçekleştiren ses formatlarıdır. Dilerseniz günümüzde kullanılan bu ses formatlarının en anlama geldiğini ve neler olduğunu kısaca açıklayalım.

    2.6.1. DOLBY SURROUND

    Dolby Laboratuarlarında geliştirilen bu format, en yaygın kullanılan temel surround/çevre ses formatıdır. Basit anlamda sesi dört kanaldan vererek çevre etkisi yaratır. Sol ön, sağ ön, orta ön (merkez) ve surround kanallarından oluşur. Bas seslerin üretildiği (düşük frekans) bir subwoofer eklemek de mümkün olmaktadır. Band genişliği 100Hz-7000kHz arası olan surround kanalı monodur ve iki arka hoparlörler besleyerek aynı sesi üretir. Bu formatta ses dijital olmayıp analogtur.

    2.6.2. DOLBY DİGİTAL

    Dolby Laboratuvarlarında geliştirilen bu format, en yaygın kullanılan temel surround/çevre ses formatıdır. Basit anlamda sesi dört kanaldan vererek çevre etkisi yaratır. Sol ön, sağ ön, orta ön (merkez) ve surround kanallarından oluşur. Bas seslerin üretildiği (düşük frekans) bir subwoofer eklemek de mümkün olmaktadır. Band genişliği 100Hz-7000kHz arası olan surround kanalı monodur ve iki arka hoparlörler besleyerek aynı sesi üretir. Bu formatta ses dijital olmayıp analogtur.

    2.6.3. DTS

    DTS’in açılımı Dijital Theater Systems’tır. Dolby Digital ses formatında olduğu gibi DTS formatında da 6 ayrı kanaldan dijital ses üretilir. DTS bazı eleştirmenlerce Dolby Digital’den sonra günümüzün en iyi alternatif sinema ses formatı olarak gösterilmektedir. Bu değerlendirme onun sahip olduğu birkaç artı yönden kaynaklanır. Dolby Digital, altı kanal ses üretimi için ses kaynağındaki stereo dijital sinyallerin bir kısmını kullanamazken, DTS daha az kayıpla bu dokunulmayan sinyalleri de okur. Dijital formatların hepsi analog sesi sıkıştırarak dijital hale getirmenin birer yöntemidir. Daha az kayıpla maksimum sıkıştırmayı yapabilen format bir adım öne geçmektedir.

    2.6.4. LUCASFİLM

    Ev sineması formatları arasındaki haksızlığa en maruz kalan format THX’tir. THX yanlış değerlendirme ile dijital ses formatlarına bir alternatif olarak gösterilerek yanlış bir yere konulmuştur. Oysa THX ses formatı diğer ses formatlarından hem gerçekleştirdiği iş bakımından hem de anlayış olarak farklı bir sistemdir. Bu formatın fikir babası, Star Wars filmlerinin de yapımcısı olan George Lucas’tır. Sinema filmlerinin ses kayıtşarı geniş sinema salonlarında üretilmek üzere yapılmaktadır. Oysa ki ev sinemasında akustik yapısı, sinema salonlarından çok farklıdır. THX, ses üretimi veya kanal sayısı ile ilgili olmayıp evlerimizin akustik yapısına adaptasyon için geliştirilmiş, ses verisinin yeniden denglenmesi esasına dayalı bir formattır. Tüm analog ve digital formatlarla çalışabilir ve ses kalitesini arttırır. Çok pahalı bir sistem olduğu için sadece belli başlı markaların en üst modellerinde bulunmaktadır.

    2.7. SİSTEMİN BEYNİ

    Ev Sineması Sistemi'nizden en iyi sonuçları alabilmek için gerekli temel eleman A / V Receiver'dır. Bu cihaz sisteminizin "kalbi ve beyni" olarak, alacağınız zevk ve heyecanı da tayin edecek ana parçadır. Ancak ihtiyacınız sadece güçlü ve yeni teknolojiyle tasarlanmış bir cihaz değildir. A / V Receiver'ınız aynı zamanda mantıklı bir mühendislik tasarımı olmalıdır. Onkyo cihazları bu mantıkla tasarlanmış, gereksiz "oyuncak detaylar" kullanılmamış, ancak sizlerin kullanımını kolaylaştıracak her türlü düzen de asla ihmal edilmemiştir.

    2.7.1. ÖN HOPARLÖRLER

    Bir ev sineması sisteminde ön hoparlörden beklenen, hem film izlerken hem de stereo müzik dinlerken yüksek performans vermesidir. Definitive Technology Bipolar Tower Serisi hoparlörleri ve Dali yer hoparlörleri değişik zevkler için bu beklentiyi en yüksek düzeyde size sağlayacaktır. Ön hoparlörler görüntü kaynağının her iki yanında yer almalıdır.

    2.7.2. ARKA HOPARLÖRLER

    Surround sistemi sesin filmi izleyeni sarması anlamına gelir. Arkada yer alan hoparlörler Dolby Pro-Logic, Dolby Digital ve DTS keyfini yaşatarak bu ambiansı size sunar. Arka hoparlörler izleyicinin iki yanına veya arkaya yerleştirilebilir.

    2.7.3. ORTA HOPARLÖRLER

    Definitive Technology ve Dali orta hoparlörleri, geniş frekans cevapları ve genişletilmiş ses dinamikleri sayesinde filmdeki diyalogları fısıltı seviyesinde bile net olarak duymanızı sağlar. Orta hoparlör izleyiciye görüntünün geldiği yönde merkezde üstte veya altta konuşlandırılmalıdır.

    2.7.4. SUBWOOFER

    Subwoofer'lar, ses sisteminizdeki insanı titreten derin basları üretmekle görevli olan en geniş hoparlörlerdir. Definitive Technology ve Dali'nin subwoofer'ları hissedilir, duyulmaz.

    Ev sineması sistemi kurulmuş örnek bir oda tasarımı.




    Ev Sineması Cihazları yerleşim planı




    F : Ana (Stereo) hoparlörler.
    S : Çevreleme (surround) hoparlörleri. Efektler için kullanılırlar
    CC : Merkez (center) hoparlörü. Konuşmalar (dialog) için kullanılır.
    SW : Derin bas hoparlörleri. Güçlü, etkin bir bas ses elde etmek için kullanılırlar.


  11. 11
    Mattet
    Usta Üye

    --->: Elektronik ile ilgili bilgi ve dökümanlar

    Reklam



    BÖLÜM - 3

    AMPLİFİKATÖRLER


    3.1. Giriş

    Bu bölümde geri beslemenin ne olduğunu ve amplifikatörlerdeki etkisi üzerinde durulacaktır. Herhangi bir amplifikatörün dört uçlu bir devre olarak kabul edebiliriz. Dört uçlunun giriş ve çıkışında iki değişkenin (akım ve gerilim ) var olduğunu göz önüne alacak olursak , dört değişik durum söz konusu olur. Yani, transfer fonksiyonu çıkış büyüklüğünün giriş büyüklüğüne oranı şeklinde olduğu için bu oran yan iki gerilim oranı , ya iki akımın oranı, ya akım/gerilim, ya da gerilim/akım şeklindedir. Transfer fonksiyonunun durumuna bağlı olarak amplifikatörler sırasıyla; Gerilim (Av), Akım (AI), İletkenlik Dönüştürücü (GM) ve Direnç Dönüştürücü (RM) amplifikatör olmak üzere dört sınıfa ayrılır.

    Amplifikatörlerin özelliklerine bağlı olarak geribesleme de dört çeşittir.

    Bunlar:
    a) Gerilim amplifikatörü için, gerilim-seri geribeslemesi,
    b) Akım amplifikatörü için, akım-paralel geribeslemesi,
    c) İletkenlik dönüştürücü amplifikatörü için, akım-seri geribeslemesi,
    d) Direnç dönüştürücü amplifikatörü için, gerilim-paralel geribeslemesi, şeklinde gruplandırılabilir.

    3.1.1. Geribeslemeli Devrenin Transfer Fonksiyonu

    Genel olarak bir geribeslemeli amplifikatörün blok diyagramı Şekil 1.1’deki gibi gösterebiliriz.

    Temel ampli (ampli = amplifikatör) devresi; gerilim, akım, iletkenlik dönüştürücü veya direnç dönüştürücü amplilerden biri olabilir. Dolayısıyla geribesleme tipi de ampli tipine bağlı olarak yukarıda belirttiğimiz dört çeşitten biri olabilir. Aşağıdaki kısımlarda geribesleme çeşitleri ve bunların birbirlerine göre üstünlükleri anlatılacaktır.



    Şekil 1.1’deki devrede A büyüklüğü temel amplinin transfer kazancı olup Av, GM, AI ve RM’den biridir. XS giriş, XO çıkış ve Xd fark işaretleridir. Bunlar da gerilim veya akım olabilir. β, geribesleme amplisinin kazancı olup XO ile Xf arasındaki birim uygunluğu sağlayacak birime sahiptir. Bu büyüklüklerin dört değişik durumdaki birimleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

    Fark veya hata işareti,
    Xd = XS - Xf = Xi dir.

    Geribesleme faktörü (β ise,
    β = Xf / XO

    olup, genel olarak frekansa bağlı kompleks bir büyüklüktür. Temel ampli kazancı (Geribeslemesiz kazanç),

    A = XO / Xi

    ve geribeslemeli kazanç,

    Af = XO / XS = A / (1 + βA)

    şeklinde ifade edilir. Eğer | Af | < | A | ise geribesleme negatif ve | Af | > | A | ise geribesleme pozitiftir. Bu b&#246;l&#252;mdeki geribeslemeli devrelerde temel ama&#231; kararlılık olduğundan, yalnız negatif geribeslemeli devreler g&#246;z &#246;n&#252;ne alınacak ve bunların &#246;zellikleri incelenecektir.





    Geribeslemeli devrelerde – Aβ’ya &#231;evrim kazancı denir. Kazan&#231; &#231;oğu zaman normalize edilmiş olarak ve dB cinsinden ifade edilir.

    N dB = 20 log Af / A = 20 log | 1 / (1 + βA) |

    Eğer negatif geribesleme s&#246;z konusu ise N negatif olur.

    3.1.2. Gerilim-Seri Geribeslemesi

    Bu geribesleme &#231;eşidi gerilim amplisi i&#231;in s&#246;z konusudur. Şekil-1.2a’da gerilim amplisinin eşdeğer devresi, b’de gerilim amplisine uygulanması gereken gerilim-seri geribesleme blok diyagramı ve c’de geribeslemeli devrenin eşdeğeri g&#246;sterilmiştir.

    Gerilim amplisinin Ri giriş direnci Rs kaynak direncinden &#231;ok b&#252;y&#252;k olduğundan Vi≈Vs ‘tir. Ro &#231;ıkış direnci de RL y&#252;k direncinden &#231;ok k&#252;&#231;&#252;kt&#252;r. Bundan dolayı Vo=(Av Vi) ≈ (Av Vs) olur. Yani, gerilim amplisinde &#231;ıkış gerilimi, giriş geriklimi ile orantılı olmakla beraber, genliği kaynak ve y&#252;k direncinden bağımsızdır. Burada;




    Gerilim amplisinde giriş direnci &#231;ok b&#252;y&#252;k olup, geri besleme uygulaması sonucunda (1 + β Av) kadar artmaktadır. Giriş direncinin artması, girişe seri şekilde yani gerilim olarak gelen diğer geribesleme t&#252;r&#252; i&#231;inde s&#246;zkonusudur. Geribeslemeli devrenin giriş direnci,

    Rif = Vs / Ii

    devreden (Rs direnci Ri’nin i&#231;inde olduğu d&#252;ş&#252;n&#252;l&#252;rse),

    Vs = Ii Ri + Vf = Ii Ri + β-Vo
    Av = Vo / Vi = Av Rl / (Ro + Rl)
    Vo = Av Vi Rl / (Ro + Rl) = Av Vi = Av Ri Ii

    elde edilir. İlgli değerler yerine konursa,

    Rif = Vs / Ii = Ri (1 +β Av)

    olur. Burada Av geribeslemesiz halde ve Rl y&#252;k direnci devrede iken bulunan

    (Vo / Vi) gerilim kazancı olup Av ise a&#231;ık devre gerilim kazancıdır. &#199;ıkış direnci hesaplanırken Rl y&#252;k direnci a&#231;ık devre edilip bir V bağımsız gerilim kaynağı uygulanır. Devredeki diğer bağımsız kaynaklar devre dışı edilerek

    Rof = V / I oranı bulunur. V kaynağının akıtacağı I akımı

    I = (V – Av Vi) / Ro = (V + β Av V) / Ro
    olur.

    Vs = 0 olduğundan Vi = -Vf = - β V dir. Buradan

    Rof = V / I = Ro / (1 + β Av) elde edilir.

    Giriş direnci geribesleme sayesinde artarken &#231;ıkış direnci azalmaktadır. Yani temel ampli ideale yaklaşmaktadır. Geribeslemedeki tek kaybımız kazancın azalmasıdır. &#199;oğu zaman y&#252;k direncinden &#246;nceki y&#252;k direnci Rof hesaplanır. Bulunan eşitlikte y&#252;k direnci yerine sonsuz konulup limit alınarak y&#252;k direncinden sonraki &#231;ıkış direnci bulunur. Uygulamada karşımıza transist&#246;r veya fetli emat&#246;r takip&#231;i devrelerde bu tip bilgileri besleme &#231;ıkmaktadır.

    Geribesleme yokken yani Re = 0 iken geri direnci Ri = Rs + Hie dir.
    Emat&#246;r takip&#231;isinin &#231;ıkş direncini bulmak i&#231;in emat&#246;r direncinden &#246;nceki direncini bulup Re i&#231;in limit almak gerekir.

    3.1.3. Geribeslemeli Amplifikat&#246;r&#252;n Analiz Metodu

    Yukarıdaki geribesleme devrelerini incelerken genel devre denklemlerinden yararlanarak transfer fonksiyonları elde edilmiştir. Bulunan bu genel ifadeler,

    Af=A/(1+β A)

    Şeklinde yazılarak geribeslemesiz halde A kazancı ile β geribesleme faktoru bulunur. Tek katlı ve basit devreler i&#231;in bu &#231;&#246;zum yolu uygun olmakla beraber birden fazla kat i&#231;in aşağıda a&#231;ıklanacak olan genel kuralları uygulama kolaylık sağlar.

    Ampli yapımında gerekli olan elektronık devre elemanları belli oldugundan giriş katına uygulanan geribesleme işretlerinin yerleride bellidir. Bunlar ;

    Seri b&#252;y&#252;kl&#252;k olan gerilim işareti

    1- ilk kattaki transistor&#252;n baz-emiter &#231;evresinde seri
    2- ilk kattaki fet in kapı-emet&#246;r &#231;evresine seri
    3- diferansiyel amplinin iki giriinin oluşturduğu &#231;evreye seri olarak uygulanır

    Paralel b&#252;y&#252;kl&#252;k olan akım işareti

    1- ilk kattaki transistor &#252;n bazına
    2- ilk kattaki fet in kapısına
    3- diferansiyel amplinin evirici ucuna uygulanır.

    &#199;ıkıştan alınan geribesleme numunesinin yeri yukarıda yapılan sınıflama gibi a&#231;ık ve belirli değildir. Numune işaretinin yerinden ziyade &#231;eşidi &#246;nemlidir.aşağıda a&#231;ıklanan test ile numunenın ne &#231;esit oldugunu anlayabılırız.

    1- Vo=0 (Rl=0) oldugunda Xf=0 oluyorsa gerilim
    2- Io= 0 (Rl= ) oldugundan Xf =0 oluyorsa akım
    Numunesi oldugu anlaşılır.

    Bir butun olarak karşımıza &#231;ıkan geribeslemeli ampliden temel ampli (A) ve geribesleme devresini ayırabılırsek geribesleme devreleri i&#231;in kullanılan genel ifadelerden yararlanmak mumkun olur. Temel ampliyi bulurken β geribesleme devresinin oluşturduğu etkiyi g&#246;z &#246;n&#252;ne almak ve temel amplinin giriş ve &#231;ıkışındaki bileşenleri bulmak i&#231;in aşağıdakı kuralları uygulamak gerekir.

    Giriş devresindeki bileşenler i&#231;in
    1. gerilim numunesı i&#231;in Vo=0
    2. akım numunesi i&#231;in Io=0 yapılmalı

    &#199;ıkış devresindeki bileşenler i&#231;in

    1- seri geribesleme işareti i&#231;in giriş &#231;evresi a&#231;ık devre yapılır.
    2- Paralel geribesleme işareti i&#231;in Vi=0 yapılır.

    B&#246;ylece , geribesleme ortadan kalkmış ve geribesleme devresini temel ampliye etki eden giriş ve &#231;ıkıştaki bileşenleri bulunmuş olur. Bu tip bir uygulamadan elde edilecek sonu&#231;larda , ihmal edilecek kadar k&#252;&#231;&#252;k hataların var olduunu hatırlatmakta fayda vardır. Bunun nedeni;
    Sistemi ideal olarak kabul etmemizdendir. Yani , işaretin A temel amplisi ile ve geribeslemenın de β devresiyle tek y&#246;nde taşındığını kabul ediyoruz. Halbukı pratikte β devresi pasif bir devre olduğundan tek y&#246;nl&#252; bir devre değildir.

    Gerilim- seri geribeslemesı i&#231;in verdiğimiz &#246;rneklerde mesela; giriş transistor&#252;n&#252;n ba akımı aynı zamanda emet&#246;r direnci &#252;zerinden aktıgında Vf geribeslem gerilimi yalnız &#231;ıkış geriliminin fonksiyonu olmayıp giriş akımınında fonksıyonu olur.

    Eğer yukarıdakı kurallar emet&#246;r takip&#231;ısıne uygulanırsa (1+Hfe ) terimi , (Hfe ) olarak elde edilrki , &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k bir hata oldugu anlaşılır. Şekil 1.4’de emet&#246;r takip&#231;isinin temel ampli devreleri g&#246;sterilmiştir.





    3.1.4. Akım parelel geribeslemesi

    Bu tip geribeslemelerde akım amplisi ,i&#231;in s&#246;z konusudur. Şekil -1.5’te g&#246;sterilmiş olan akım amplisinin eşdeğer devresinden g&#246;r&#252;leceği &#252;zere , giriş direnci kaynak direncine g&#246;re k&#252;&#231;&#252;k ve &#231;ıkış direnci y&#252;k direncine g&#246;re olduk&#231;a b&#252;y&#252;kt&#252;r.





    Bundan dolayı giriş akımı (Ii) ile orantılı olan &#231;ıkış akımı (Io) , RL y&#252;k direncinden Rs kaynak direncinden bağımsızdır.

    İdeal durumda giriş direnci sıfır ve &#231;ıkış direncinin sonsuz olması gerekir. Pratikte ise giriş direnci &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k ve &#231;ıkış direnci &#231;ok buyuktur.

    Burada , RL=0 i&#231;in Ai =Io / Ii olup kısa devre akım kazancı adını alır.

    Burada Aı geribeslemesiz durumda ki akım kazancını g&#246;sterir.

    &#199;ıkış direncini bulmak i&#231;in RL direncini kaldırıp yerine bir V gerilim kaynağı bağlamak gerekir. V kaynagının akıtacagı I akımı ,

    V/Ro-Ai Ii dir.

    Is in devre dışı edılmesıyle Is = 0 , Ii = -If= - β Io = β I olur.

    Buradan ,

    I=V/Ro – β Ai I veya I (1+ β Ai) = V/Ro
    Rof = V/I =Ro( 1+ β Ai) elde edilir.

    G&#246;r&#252;leceği &#252;zere geribeslenmenın uygulanması ıle akım amplisşinin akım kazancı Aıf = Aı/(1+ β Aı) seklınde azalırken gırıs dırencı kuculmekte &#231;ıkıs dırencı buyumektedır. B&#246;ylece akım amplisi geribesleme sayesinde ideale yaklaşmaktadır.

    3.1.5. Akım Geribeslemesi

    Bu geribesleme tipi , eşdeger devresi şekil – 1.6 da g&#246;sterilmiş olan iletkenlik d&#246;n&#252;şt&#252;r&#252;c&#252; amplisi i&#231;in s&#246;z konusudur. &#199;ıkış akımı , gırıs gerılımı ıle orantılı olup , Rs kaynak ve Rl y&#252;k direnclerinden bağımsızdır. İdeal durumda amplinin giriş ve &#231;ıkış diren&#231;leri sonsuz b&#252;y&#252;kt&#252;r.

    Gerilim-seri geribesleme devresindeki giriş direncinin hesabında oldugu gibi buradada

    Rif =Ri(1+ β Gm)

    İfadesi elde edilir. Eşitlikteki Gm temel amplinin iletkenlik d&#246;n&#252;ş&#252; kazancı olup geribesleme devresinin y&#252;kleme etkısınıde i&#231;erir. Devreden,

    Vo=Ro Rl Gm Vi / (Ro+Rl)
    Io = Vo/Rl =Gm Ro Vi /(Ro+Rl)

    3.1.6. Geribeslemenin amplideki etkileri

    Geribesleme sayasınde kazanc D=1+ β A kadar zayıflamasına rağmen geribeslemede s&#246;zkonusu olan ampliler ideal duruma yaklaşmaktadır. Bu genel a&#231;ıklama dışındaki diğer geribesleme etkileride aşağıda a&#231;ıklanacaktır.

    Amplikasyon duyarlılığı

    Amplikasyon veya kazan&#231; devreyi oluşturan elemanların &#246;zellik ve davranışlarına bağlıdır. Sıcaklık eleman deyişimi gibi etkilerle kazan&#231; ta değişebilir. Bu değişimi g&#246;stermek gayasiyle daha &#246;nce bulmuş oldugumuz geribeslemeli ve geribeslemesiz kazan&#231;lar arasındakı bağlantıdan faydalanarak amplikasyon duyarlılıgı y&#252;zde olarak ıfade edilebilir.

    Buradan

    | 1+ β A| >1 oldugundan |dA/A|>|dAf/Af| olması gerekir.

    Bunun anlamı ; &#231;eşitli etkilerden dolayı oluşacak olan kazanc değişim y&#252;zdesi geribesleme sayesinde daha k&#252;&#231;&#252;k olmaktadır. Bunun sonucunda da kazanc sabit olacak ve kararlılık artacaktır.

    Mesela ; 1+ β A= 10 ise dA/A = & 20 ise dAf/Af =& 2 olmaktadır. Yanı , dış değişimlere karsı daha az duyarlı olacaktır. | β A | >> 1 ise geribeslemeli devrenın kazancı yalnız geribesleme devresine bağlı olur.

    Yanı ;
    Avf 1/ β

    3.2. GERİBESLEMELİ AMPLİLERİN FREKANS CEVABI VE KARARLILIĞI

    Amplinin frekans cevabının s&#246;z konusu olabılmesi i&#231;in , kazan&#231; ifadesinde devredeki reaktif elemanlara ait bileşenlerin bulunması gerekir.
    Reaktif elemanlar kapasite ve self oldugundan empedansları sL ve 1/sc( veya jwl ve 1/jwc) şeklindedir.

    Kazanc fonksiyonundaki sıfır ve kutup sayısı reaktıf elemanların sayısı ve devredeki durumuna baglıdır.

    Kolayca ispat edilebilirki tek ve cift kutuplu transfer fonksıyonuna sahip geribeslemelı bır ampli kararlıdır. Kutup sayısı ikeden fazla olunsa kararsız olabılecegınden ( fazla geribeslem uygulanırsa ) osilasyona girebilir. Geribeslemelı bır amplinin transfer kazancı ,

    Af=A/(1+ β A)

    Olup | β A | >>1 oldugunu g&#246;z &#246;n&#252;ne alacak olursak ,

    Af 1/ β

    dır. G&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi kazanc yalnız geribesleme fakt&#246;r&#252;ne baglıdır. Geribesleme devresi yalnız direnclerde olussa , β frekanstan bagımsız olur.

    B&#246;yle olmasına ragmen A kazancı frekansa bağlı olduğu s&#252;rece | β A | nin değeri frekans değiştik&#231;e değişecek ve bazı aralıklarda 1 den cok b&#252;y&#252;k olmayacaktır. Bundan dolayı a nın nasıl değiştiğini ve bu değişimin hangi y&#246;ntemlerle incelendiğini ayrı ayrı araştırmakta fayda vardır.

    3.2.1. Geribeslemeli amplilerin frekans cevabı

    3.2.1.1. Tek kutuplu transfer fonksiyonu

    Transfer fonksiyonunda tek kutbun bulunması hem al&#231;ak frekanslarda hemde y&#252;ksek frekanslarda s&#246;z konusudur. Burada Ao orta frekanstaki kazancın Fh &#252;st kesim frekansı ve Fl alt kesim frekansı g&#246;steriyor. Y
    Y&#252;ksek frekansdaki kazancı geribesleme ile nasıl değiştiğini g&#246;rebilmek i&#231;in Ah ifadesini Af de yerine koyalım.

    Burada Aof = Ao/ (1+β Ao) , Fhf= (1+β Ao) Fh dır.

    Aof orta frekansta geribeslemeli haldeki kazanc Fhf ise yeni &#252;st kesin frekansı g&#246;steriyor. G&#246;r&#252;lece&#252;i &#252;zere kazan&#231; genliği (1+β Ao) kadar artmaktadır. Dolayısıyla kazan&#231; ile frekansın &#231;arpımı sabit kalmaktadır.

    Burada ; Aof = Ao/ (1+β Ao) ve Flf =Fl / (1+β Ao) dır.

    G&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi geribesleme uygulandıktan sonra alt kesim frekans k&#252;&#231;&#252;lmekte ve &#252;st kesim frekans artmaktadır. Yani band genişliği artmaktadır. Buna karşılık kazanc aynı oranda azalmaktadır.

    ODYO ve VİDEO amplilerinde Fh >> Fl olduğundan band genişlıği
    Fh – Fl Fh olarak d&#252;ş&#252;n&#252;lebilir.

    Bundan dolayı band genişliğinin (1+β Ao) kadar arttığını s&#246;yleyebiliriz





    olacaktır. Dolayısıyla S3 &#252; ihmal ederek S1 ve S2 ile yaklaşık bir transfer fonksiyonu elde edebilirizA&#231;ık &#231;evrim kutupları birbirınden olduk&#231;a uzakta bulunması durumunda yukarıdaki teoriyi kullana bilirız. Bu teoriyı once iki kutupluya ve bunun sonu&#231;larınıda &#231;ok kutupluya uygulayarak etkin kutuplar bulmaya &#231;alışacağız.

    3.2.2.Geribeslemeli amplilerin kararlılığı

    Daha &#246;ncede belirttiğimiz gibi amplilerdeki geribesleme daima negatif geribeslemedir. Yanı . (1+β A ) > ‘ dir.

    Seyrek olmakla beraber bazen pozıtıf geribeslemede kullanılır. Bu halde (1+βA ) < 0 oldugundan geribeslemeli kazancı

    ( |Af| = | A/(1+ β A )| > daha b&#252;y&#252;k olmaktadır.

    Pozitif geribeslemede β A &#231;evrim kazancı -1 değerine sahip olunca Af ın genliği sonsuz olur. Pratikte sonsuz b&#252;y&#252;k diye bir değer olmadığından bunun pratikteki anlşamı sistemın osilasyon yapmasıdır. İşaret &#252;rete&#231;lerinde b&#246;yle bir durum s&#246;z konusudur. Amplilerde ise osilasyon arzu edilmeyen bir &#231;alışmadır. Bundan dolayı geribeslemenin daima negatif olması istenır. βA &#231;evrim kazancı frekansa bağlı olarak değiştiginden kompleks bir b&#252;y&#252;kl&#252;kt&#252;r. Belirli frekans aralığında negatif olan geri besleme , frekans aralığı değiştik&#231;e pozitif geribesleme şekline d&#246;n&#252;şebilir. Bundan dolayı transfer kutuplarının S duzlemındekı değışimine bakmak gerekir. Sistemin kararlı olması i&#231;in kutupları hepsi S d&#252;zlemının sol yarısında bulunması gerekır. Kararlılık i&#231;in (1+ β A) Anın sıfırları sol yarı S d&#252;zleminde olması gerekır. Burada s&#246;z konusu olan kararlılık koklerin yer eğrileriyle incelenerek kutupların S d&#252;zlemindeki değişimi ve devrenin osılasyona girme sınırlarının belirlenmesidir.

    βA nın genlik ve fazının değışimi ,incelenerekde sistemin kararlılığı hakkında fikir edinilebililir.

    iβAnın faz a&#231;ısı 180 derece olması halinde sistemin osilasyona girmemesi i&#231;in genlığinın birden farklı olması gerekir. Benzer şekilde; βA genliği bir olduğunda sistemin osilasyona girmemesi i&#231;in faz a&#231;ısı 180 dereceden farklı olmalıdır. Şekil -2.6 da &#231;evrim kazancının ve fazının y&#252;ksek frekanslardakı değişimi g&#246;sterilmiştir.





    &#199;evrim kazancının 1(veya 0 Db) olduğu andaki faz acısı ile -180derece arasındaki fark FAZ PAYI ve fazın -180 derece olduğu andaki genlik ile 0 Db arasındaki farkada GENLIK PAYI adı verilir. Burada ki A kazancı ampli tipine bağlı olarak

    Av, Aı, Gm veya Rm den biri olabılır. Kazanc ve fazın boyle gosterilmesine BODE DIYAGRAMI adı verilir.

    3.2.4. BODE DİYAGRAMI

    Transfer fonksiyonlarının kararlılıklarını frekans d&#252;zleminde incelemek amacıyla bode diyagramından faydalanılır. Devrenin kararsızlığı &#246;zellikle y&#252;ksek frekanslar b&#246;lgesinde s&#246;z konusu olmaktadır. Bode diyagramlardan genlik ve faz paylarını belirleyerek kararlılık hakkında yorum yapabilmek i&#231;in genlik ve fazın ayni eksen takımı &#252;zerine &#231;izilmesi uygun olur.

    Burada Ao orta frekanslardakı kazancı g&#246;sterir. Yarı logaritmik kağıt &#252;zerinde genlik ve fazın değişimi &#231;izilebilir.

    20 log | A| / |Ao| ile log (F/Fp) arasındaki değişim aşağıdaki şekil 2. 7 de g&#246;sterilmiştir.

    İdeal olarak F= Fp den k&#252;&#231;&#252;k frekansklardakı kazan&#231; Ao da eşit ve F>Fp aralığında ise frekansın her 10 katında kazanc 20 Db azalacak şekilde bir değişim olur. Bundan dolayı eğım -20Db / dekad (F/Fp =10) veya -6 Db/oktav ( F/Fp =2) dır.





    Ger&#231;ek genlik etkısıde bu asimtotlara teğet olacak şekildedir. F=Fp deki genlik seviyesi -3 Db dir.
    Faz a&#231;ısı ise = -arc- tg ( f/fp) dir. Faz a&#231;ısı 3 asimtota teğettir.

    0 f 0.1 fp arasında _0 derece ye teğet olup 0.1 fp <f<10fp arasında ise -45derece / dekadlık bir eğimle ve f>10fp i&#231;in -90derece seviyesinde ve yataya paraleldir.
    Ger&#231;ek faz eğrisi bu asimtotlara paralel ve şekilde g&#246;sterildiği gibi olacaktır.

    Şekil 2-8 de iki kutuplu transfer fonksıyonunun genlik ve fazının değişimi yarı logaritmik kağıt uzerıne &#231;izilmiştir. Genlik , fp1 ile fp2 arasında -6 db/oktavlık eğimle zayıflarken fp2 den sonra -12db/oktavlık bir eğimle zayıflamaktadır.

    Faz a&#231;ısı ise ve 2 nın toplamına eşittir. Her bir kutuba ait faz a&#231;ısı kutupta -45derece den ge&#231;er. Diğer frekanslarda ise -45/dekadlık eğimle değişir. Buradaki sınırlar ger&#231;ek eğrilere ait asimtotlardır. Ger&#231;ek eğiriler yukarıdakı eşitliklerin değişik frekanslar i&#231;in alacağı değerlerden elde edilir.




  12. 12
    Mattet
    Usta Üye
    3.3. G&#220;&#199; AMPLİFİKAT&#214;RLERİ


    G&#252;&#231; amplisi &#231;ıkış katlarındaki hoparl&#246;r motor ve katod ışınlı t&#252;p gibi d&#246;n&#252;şt&#252;r&#252;c&#252;leri s&#252;rmek i&#231;in gerekli olan g&#252;c&#252; sağlayan amplidir. G&#252;&#231; amplilerinde fazla g&#252;&#231; elde etmek s&#246;z konusu oldugu halde uygulamaya baglı olarak bazen buyuk akım bazen buyuk akım bazende buyuk gerilim gereklidir. Bundan dolayı buradakı işaretler buyuk genliklidir. &#199;ıkış katından &#246;nce bir veya daha fazla ampli katı vardır. Buradaki işaret genlikleri oldukca kucuk olduğundan buradaki &#231;alışma k&#252;&#231;&#252;k işaretli A-sınıfı &#231;alışmadır. Bu katlar giriş ve ara ampli katları olup bunların g&#246;revleri k&#252;&#231;&#252;k genlikli işaretleri kuvvetlendirerek &#231;ıkış katını s&#252;rebilmektedir.

    &#199;ıkış katlarından fazla g&#252;&#231; &#231;ekildiğinden bu katlarda asıl şartlar &#246;nemlidir. Ayrıca b&#252;y&#252;k genlikli &#231;alışan durumu s&#246;z konusu olduğundan genlik ve harmonık distorsiyonu oluşturur.

    G&#252;&#231; Amplifikat&#246;r&#252; :

    Daha &#246;nce belirttiğimiz gibi g&#252;&#231; amplisi mıkrofon gibi transd&#252;serlerden baslayarak devam eden amplifikat&#246;r zincirinin son katıdır. Bu katın radyo alıcılarındakı frekans aralıgı 20hz – 20khz iken radyo vericilerinde ise istasyon frekansına bağlı olarak mhz ler mertebesindedir. Analog bılgısayar ve servo sistemlerde 0 hz frekansına kadar d&#252;ş&#252;l&#252;r. Ampli zincirinin d&#252;zenlenmesinde hesaplamaya &#231;ıkış katından başlanır. Bu hesaplamayı yaparken &#231;ıkış katının s&#252;recegi sistemin &#231;ekeceği g&#252;c&#252; bilmek gerekir. Kullanılacak devre elemanları bu guce uygun olacak şekilde se&#231;ilmelidir.

    Transıst&#246;r maksimum g&#252;&#231; ile &#231;alışması halınde olusacak olan distorsiyona da dikkat etmek gerekir. Bundan dolayı transistor&#252;n maksimum g&#252;&#231; eğrisi ve diğer sınır değerleri g&#246;z &#246;n&#252;nde bulundurulur. Maksimum g&#252;&#231;ten bağımsız olarak cıkıs katının maksımum verımı A-sınıfı i&#231;in &#37;25 ve Bsınıfı i&#231;in %78.5 tir. G&#252;&#231; amplisinin &#231;ıkış gucunu hesaplamak gayesıyle şekil-3.1 dekı devreyi g&#246;z &#246;n&#252;ne alalım. Bu devre basıt bır amplifikator devresı olup yuk dırencı Rl dır. Transıst&#246;r&#252;n &#231;alışma noktasındakı buyuklukler Vc, Ic, Vbe, Ib dir. K&#252;&#231;&#252;k indisli Vc ,Ic ,Ib,Vbe buyukluklerıde sin&#252;zoidal işaretinin efektif değerlerini g&#246;steriyor. Bir voltmetre ile Vc kolekt&#246;r gerilimini &#246;l&#231;ebiliriz. Rl y&#252;k direnci belli ise &#231;ıkış g&#252;c&#252; hesaplanabilir.





    Buradaki &#231;ıkış g&#252;c&#252; transist&#246;r&#252;n ideal bir eleman olduğu kabulu ile hesaplanmıştır. Ger&#231;ekte &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k değişimler i&#231;in dahi giriş ve &#231;ıkış işaretleri arasında bir farklılık vardır. B&#252;y&#252;k genlikler i&#231;in bu farklılık daha fazla olmaktadır. B&#246;yle bir distorsiyon transıst&#246;r&#252;n giriş ve &#231;ıkışındaki karekteristiklerin lineer olmamasından ileri gelir. Ger&#231;ekte kolekt&#246;r akımı ile baz akımı arasındakı eğride lineer değişimli bir doğru değildir.

    Genlik bozuklugu temel frekans yanında bazı harmonık frekanslarında ortaya &#231;ıkmasına neden olur. Bundan dolayı harmonik bileşenlerden distorsiyondakı etkisini incelemek gerekir.

    3.4. GENLİK DİSTORSİYONU

    Genlik distorsiyonuna lineer olmama veya harmonık distorsiyon adı verilir. Kolekt&#246;r ve baz akımları arasındakı bagıntının ( ic=k ib (k=sabit)şeklinde lineer olmayıp) parabolık bi bagıntı oldugunu kabul ederek harmonık dıstorsıyon inbelenmebilir. O &#231;alışma noktasının yakını i&#231;in baz ve kollektor akımları arsındakı dınamık transfer eğrısı nı kuvvet serisi ile ifade edebiliriz.

    Baz akımının ani değerı ib =Ibm cos wt şeklinde sin&#252;zodial bir işaret olsun. K&#252;&#231;&#252;k genlikli işaretlere ait distorsiyonunu incelemek i&#231;in bu serinin ilk iki terimini g&#246;z &#246;n&#252;ne almak yeterlıdır.

    Bu ani akımla Ic &#231;alışma noktası akımını toplayacak olursak toplam kolekt&#246;r akımı elde edılır.

    İc= Ic+ic = Ic+Ao+A1 cos wt + A2 cos 2 wt

    Bu eşitliğin yorumu yapılırsa ; parabolık bır transfer fonksıyonuna sin&#252;zodial bir işaret uygulandıgında &#231;ıkışta temel freakansla birlikte ikinci harmonik ve bir sabit terim elde edilir.
    Anlamı ortaya &#231;ıkar

    Ao.A1ve A2 katsayılarının değerleri sınır değerler cinsinden hesaplanabilir.



    Wt = 0 i&#231;in ic=Imax

    Wt = /2 i&#231;in ic =Ic

    Wt = i&#231;in ic = Imın
    elde edılır.

    Bu değerleri en son eşitlikte yerleştirirsek ;

    Imax = Ic +Ao +A1+A2
    Ic = Ic +Ao-A2
    Imın = Ic +Ao-A1+A2 olur.

    Transistorun dinamik transfer eğrisinin lineersizliğinden oluşan distorsiyon k&#252;&#231;&#252;k genlikli işaretlerde az ve b&#252;y&#252;k genlikli işaretlede fazladır. Kuvvetler serisi ile ilgili yukarıda yapılan yaklaşım k&#252;&#231;&#252;k genlikli &#231;alışma i&#231;in ge&#231;erlidir. B&#252;y&#252;k genlikli &#231;alışmalarda distorsıyonu ifade etmek i&#231;in kuvvet serisindeki t&#252;m terimleri g&#246;z &#246;n&#252;ne almak gerekli.eğer giriş işareti
    ( İb =Ibm cos wt) şeklinde ise ;

    İc=Ic+Ao+A1 cos wt +A2 cos 2wt +A3 cos 3wt… olur.

    Daha &#246;nce bulmuş olduğumuz &#231;ıkış g&#252;c&#252; ifadesı harmonik distorsiyonun olmaması durumu i&#231;in ge&#231;erlidir. B&#252;y&#252;k genlikli &#231;alışmada t&#252;m harmonıklere ait &#231;ıkış g&#252;&#231;lerini toplayarak toplam &#231;ıkış g&#252;c&#252;n&#252; bulabilir.

    3.5. A sınıfı g&#252;&#231; amplifikat&#246;r&#252; :

    Ampli sınıfları , &#231;alışma noktasının y&#252;k doğrusu &#252;zerindeki yerine g&#246;re isimlendirilir.

    A sınıfı amplide &#231;alısma noktası y&#252;k doğrusunun ortasındadır.bundan dolayı kolekt&#246;r akımı s&#252;rekli olarak akar. &#199;alışmaları ise &#231;ıkış karakteristiğinin lineer b&#246;lgesidir. G&#252;&#231; amplisinde sıcaklık &#246;nemli bir problem olduğundan &#231;alısma nokatasının sıcaklık etkisiyle yer değişmesi m&#252;mk&#252;nd&#252;r. &#214;zellikle Vbe baz emet&#246;r geriliminin sıcaklık etkisiyle değişmesi &#246;nemlidir. Kararlı bir &#231;alısma noktası elde etmek i&#231;in A sınıfı &#231;alışmada sekil 3.2 deki devre kullanılır. Transist&#246;r baz gerilimi R1 R2 ve Re direncleri ile belirlenir. Re direnci &#252;zerinde oluşan negatif geribesleme ile Vbe gerilim kompanze edilir.. mesela; sıcaklık etkisiyle Vbe gerilimi artarak baz akımında artmasına neden olur.





    Baz akımının artması ile kollektor akımı ve neticede emetor akımı da artacaktır. Emetor akımına bağlı olarak Re deki gerilim d&#252;ş&#252;m&#252; artarak Vbe geriliminin k&#252;&#231;&#252;lmesine neden olur. Buradaki negatif geribesleme ile diğer y&#246;ndeki değismelerde &#246;nlenir ve &#231;alışma noktası kararlı bir şekilde sabit bir noktada kalır.

    Negatif geribeslemenin veya Re direncinin b&#252;y&#252;k olması kararlılığın artmasına sebep olur. Re dırenci &#231;alışma noktasının yerine bağlı olduğundan fazla arttırmaz. &#199;alışma noktasının belirlenmesinde R1 ve R2 diren&#231;leride etkili olduklarından R!// R2 10 Re bağıntısı olacak şekilde bir se&#231;im yapılması uygundur. Diğer devre elemanları da &#231;alısma noktası ve y&#252;k doğrusunda bağlı olarak hesaplanır. Y&#252;k doğrusuda maksimum g&#252;&#231; eğrisi , maksimum kollektor akımı ( Icm ) ve maksimum kollektor emetor gerilimi ( Vcem) ile sınırlanır. Bu hesaplamalardaki temel hedef verimin y&#252;ksek olmasıdır.

    3.5.1.A sınıfı amplifiklat&#246;r&#252;n verimi :

    Amplinin verimi , y&#252;kten &#231;ekilen AC g&#252;c&#252;n , &#231;ıkış devresının DC besleme kaynağından &#231;ektiği DC g&#252;ce oranı şeklinde tarif edilir.

    Burada Vm ve Im sin&#252;zoıdal işaretlerın tepe değerlerini g&#246;steriyor.

    Şekil-3.1. b de a&#231;ık olarak g&#246;sterilmiş olan bu işaretler değişik genlikte olabilir. Genliğin değişmesi verimide etkiler. Dolayısıyla k&#252;&#231;&#252;k genlikli &#231;ıkış işaretlerinde verim azalmaktadır. Vm = 0 olması halınde Vcc * Ic kadarlık s&#252;reli bir g&#252;&#231; kaybı olmaktadır.

    &#199;alışma noktasının uygun se&#231;ilmesiyle &#231;alışma alanı kesim noktasından doyum noktasına kadar genişletilebilir. Maksimum olarak Im= Ic ile Vm = &#189; Vcc yapılabılecegınden b&#252;y&#252;k genlikli işaretler i&#231;in verim en cok %25 olur. Yanı 1w lık bir &#231;ıkış g&#252;c&#252; elde etmek i&#231;in 4w lık bir g&#252;&#231; harcamak gerekecektır. A&#231;ık&#231;a g&#246;r&#252;luyorki g&#252;&#231; amplilerinden Asınıfı &#231;alışmayı se&#231;mek pek uygun değildır.





    3.6. B sınıfı g&#252;&#231; amplifikat&#246;r&#252;

    B sınıfı ampliler push –pull ampli olarak ta bilinir. Bu tip amplilerde sukunette herhangi bir kollektor akımı akmaz. Yanı, Ic=0 dır. Şekil – 3.3 te g&#246;sterilmiş olan emetor takip&#231;isi devre B sınıfı kutuplanmış bir devredir.
    Transist&#246;r NPN tipi transıst&#246;r olduğundan girişe uygulanacak olan sınızoidal işaretin yalnız pozitif perıyotlarında iletime girecektir.
    Transıst&#246;r&#252;n ideal bır eleman olarak duş&#252;necek olursak ; şekil 3.3.b de g&#246;sterildiği gibi bu ampli katı bir doğrultucu nitelığınde &#231;alışacaktır.





    Sinizoidal işaretin kırpılan peryotlarını da ele alabilmek i&#231;in eşlenik iki tyransıstor kullanılır.

    Şekil -3.4.A da g&#246;sterilmiş olan eşlenik iki transistor&#252;n oluşturduğu
    push – pull amplide Vi nın pozitif yarı periyoduna T1 iletiminde T2 kesimde ve negatif yarı periyodunda ise T1 kesimde , T2 iletimde olur. Rl y&#252;k direncinden her iki perıyotta da akım aktığında Il akımı sin&#252;zoidal bir işaret şekline d&#246;n&#252;ş&#252;r. Y&#252;k akımı trabsıstor akımlarının farkına eşittir.

    İl = İ1-İ2 dir.

    Bu tip &#231;alışmalarda kullanılacak olan transıst&#246;rlerin birbirine tansımetri olması gerekirki , &#231;ıkıştaki işarette distorsıyon oluşmasın.
    Entegre tekniğine g&#246;re yapılan eşlenik emetor takip&#231;isi push – pull katlarında bu simetri &#231;ok iyi sağlanmakla birlikte &#246;nemli derecede harmonik distorsiyon oluşmaktadır.






    3.7. Entegre devre g&#252;&#231; amplileri :

    G&#252;n&#252;m&#252;zdeki amplilerin b&#252;y&#252;k bir kısmı hazır entegre devre şeklindedir. Bunlar değişik g&#252;&#231;lerde olup montajı kolay ve kalitesi olduk&#231;a y&#252;ksektir.

    Şekil -3.10 da LM-384 entegre devresi kullanılarak 5w lık bır ses amplisi g&#246;sterilmiştır. Bu ampli yaklaşık 300 khz e kadar 30dB lık bir kazan&#231; sağlar.

    Devre 8 ohm luk y&#252;ke 5w lık g&#252;&#231; verirken 1khz teki toplam harmonik distorsıyonu % 1 den azdır. Devrenin osilasyona girmesi i&#231;in &#231;ıkışla giriş arasında ka&#231;ak karasikler &#252;zerinde oluşabilecek geribeslemeye dikkat etmek gerekir.
    Bunu &#246;nlemek i&#231;in ekranlama iyi yapılmalı ve R1,C2 elemanları ile ger.ekleştirlmiş olan ileri faz kompanzasyonundan faydalanmak gerekir. Devredeki C3 kapasitesi besleme kaynağındakı değişiklikleri &#246;nlemek gayesiyle kullanılır. C1 ile al&#231;ak frekanslar k&#246;pr&#252;lenir.

    Şekil-3.11 de ise t&#252;m bir ses frekans kuvvetlendiricisi olarak kullanılabilen Lm-389 entegre devre g&#252;&#231; amplisi g&#246;sterilmiştır. Bu devre bir g&#252;&#231; &#231;ıkış katı ile &#252;&#231; tane transıstor ihtiva eder .T1 transistoru bir emetor takıp&#231;isi olarak &#231;alıştıgından giriş empedansı b&#252;y&#252;k &#231;ıkış empedansı k&#252;&#231;&#252;kt&#252;r.





    Devrenin giriş empedansı 50 k ohm dur.kesikli &#231;izgi ile g&#246;sterimiş olan &#231;er&#231;eve i&#231;indeki elemanlar yardımı ile ton kontrolu yapılır.

    T2 ve T3 transistorlerinin oluşturduğu DARLIGION katı P3 potansiyometresi &#252;zerinden &#231;ıkış katını s&#252;rer. &#199;ıkış katı 4 ohm luk yuke %10 distorsiyonlu 300mw ve 8ohm luk yukle 600mw lık g&#252;&#231; verir. Az dıstorsıyonlu &#231;ıkış işareti i&#231;in ( %0,2) fazla g&#252;&#231; &#231;ekmemek (120 mw ) gerekir. Maksimum &#231;ıkış g&#252;c&#252;ndekı giriş işaretı 4 ohm luk y&#252;k i&#231;in 100 mw ve 8 ohm luk i&#231;in 150 mw tur.

    Şekil 1-3.12 de ise i&#231;inde iki tane guc kuvvetlendırıcısı bulunan lm-2896 entegre devresının stereo guc kuvvetlendırıcısı olarak beglantı dıyagramı gosterılmıştır. Devre i&#231;in gerekjlı kaynak gerilimi 3v ile 15v tır. Maksimum sukunet akımı ıse 40 ma dır. 12 v luk kaynak gerılımınde 8 ohmluk hoparlor i&#231;inde her iki kanala 2.5w (toplam 5w) &#231;ekilirken ayni kaynak ve yollar i&#231;in k&#246;pr&#252; tipi bağlantıda (kesık &#231;izgili baglantılar ilave edılerek ) yaklasık 9 w &#231;ekılır. R1, R2 ve C2 elemanları ıle nagatif gerıibesleme oluşturulmuştur.





    Kazan&#231; bu elemanlar ile ayarlanır. Bu devrenin kazancı 180 le 360 arasındadır. En d&#252;ş&#252;k giriş gerilimi 20 mv ve giriş empedansı 100k ohm dur. R2 ve C3 elemanları ile devrenin band genişliğinde ayarlanır. 180 kazancındaki band genişliği 30hz ile 30khz ve 360 kazancında 30hz ile 20 khz dır. K&#246;pr&#252; tipi &#231;alışmada devreye RB ve CB ilave edilirken C5 ve C5 kısa devre edilmektedır. Devreyi 4 ohm luk y&#252;kle &#231;alıştırırken 12v ile 1 A lık bir entegre devre gerilim reg&#252;latoru yeterli olup, uygun bır soğutucu kullanmak gerekır.





    3.8. Operasyonel amplinın tanıtılması:

    Eskiden matematiğin d&#246;rt temel işlemi olan toplama, &#231;arpma , &#231;ıkarma ve b&#246;lme işlemlerini yapmak gayesiyle d&#252;zenlenmiş ,y&#252;ksek kazan&#231;lı amplilerle operasyonel ampli denilmekteydı.

    ilk uygulamaları y&#252;ksek voltajlı lambalı devreler olup ekonomik değildi. G&#252;n&#252;m&#252;zde ise bu konuda bır ilerleme kaydedilmış , maliyeti d&#252;ş&#252;r&#252;lm&#252;ş , kalitesi y&#252;ksetilerek kullanım alanlarıda artmıştır.

    Lineer entegre devre sınıfında olan operasyon el ampli kısaca opamp şeklinde isimlendirilir. G&#252;n&#252;m&#252;zde proses kontrol , haberleşme,bilgisayar g&#252;&#231; ve işaret kaynakları, g&#246;sterge d&#252;zenleri, test ve &#246;l&#231;&#252; sistemleri gibi alanlarda kullanılır.
    Bu b&#246;lumden itibaren tanıtılmasına en basit seviyeden başlanacak ve daha sonra her &#231;eşit uygulama ve &#246;zellikleri &#252;zerinde durulacaktır.





    3.8.1. Operasyonel amplinin yapısı :

    Opampın i&#231; yapısı &#231;ok değişik tıplerde olmakla beraber genel olarak kaskad bağlı dort alt blok halınde gosterebılırız. İlk blok diferansiyel amplinin katıdır. İkinci blok bir veya daha fazla amplini katından olusmus kazanc blogudur. &#220;&#231;&#252;nc&#252; blok buffer ve seviye kaydırıcı devrelerden olusur. D&#246;rd&#252;nc&#252; blok ise &#231;ıkış katıdır.
    Bu b&#246;l&#252;mde opampı olusturan blokların i&#231; yapıları ve &#246;zellikleri ayrı ayrı incelenecektir.bilgi sizce &#246;nemliyse tabiki

    Diferansiyel ampliler :

    Opampın ilk katı olan diferansiyel ampliyi kısa olarak DİFAMP şeklinde ifade edecegız. DC den bırka&#231; mhz e kadar olan işaretlerın farkını kuvvetlendıren bır amplidir. Difampın 1 ve 2 giriş uclarına topraga gore V1 , V2 gerılımlerı uygulanmıs olsun. Difampın kazancı Ad ve ortak mod işareti Vc ile g&#246;sterilirse,

    Vc = ( &#189; )(V1 + V2) , Vo = Ad ( V1 – V2 ) = Ad Vd
    Yazılabılır. Boylece V1 ve V2 degerlerı , Vd ve Vc ile ifade edilebilir.

    V1 = Vc + ( &#189; ) Vd
    V2 = Vc – ( &#189; ) Vd V1 ve V2 nın ayrı ayrı uygulaması halinde difamp kazancları A1 ve A2
    İse , &#231;ıkıs işaretini aşağıdaki gibi yazabiliriz.

    Vo =Vo1 + Vo2 = A1 V1 +A2 V2

    Daha &#246;nce bulduğumuz V1 ve V2 değerlerini yerleştirirsek

    Vo = Ad Vd+ Ac Vc olur.

    Burada ; Ad ( &#189; ) ( A1 – A2 ) “ fark işaret gerılım kazancı.”
    Ac A1 + A2 “ ortak mod işaret gerilim kazancı dır.

    Eğer V1 = -V2 = 0,5 V ise Vd = 1 ve Vc = 0, Vo =Ad olur.
    Eğer V1 = V2 = 1 V ise Vd = 0 ve Vc =1 , Vo = Ac olur.

    İdeal bir amplide Ad &#231;ok b&#252;y&#252;k ve Ac nın sıfır olması gerekir. Difamp kalitesini ifade etmek gayesiyle bu iki kazan&#231; arasındaki oranın değerine bakılır. Ortak mod
    eleme oranı ( common-mode rejection ratito : cmrr) olarak isimlendirilen bu oranın tanımı ,

    CMRR =| Ad / Ac |

    Şeklindedir. değeri opamptan opampa fark etmekle birlikte 1000 ile 10000 arsında bir değeridir. Katologlarda 20 log şeklinde dB olarak ifade edilir.

    3.8.2. Operasyonel amplinin karakteristiği :


    Kutuplama , dengesizlik , kayma :


    DC ve AC veya herıkısını bırlıkte kuvvetlendırmek gayesıyle en &#231;ok kullanılan ampli Operasyonel amplidir. &#214;zellikle DC işaretlerin kuvvetlendırılmesınde opamphatalı sonuc verebılır. Opampın &#231;ıkış işareti giriş işaretiyle kapalı &#231;evrım kazancının &#231;arpımına esıttır. Opampın i&#231; devrelerındekı dengesızlıkten dolayı &#231;ıkış işaretı farklı olabılır. Bu fark fazla değilse hatayı ıhmal edebılırız. Aksı halde bu hatayı kucultmeye calısmalıyız. DC işaterlerının kuvvetlendırılmesınde hata olusturan opamp karakteristikleri şunlardır.

    1- giriş kutuplama akımı ( İNPUT BİAS CURRENT)
    2- giriş dengesizlik akımı ( INPUT OFFSET CURRENT)
    3- giriş dengesızlık gerılımı (İNPUT OFFSET VOLTAGE)
    4- kayma.( DRIFT)
    opamp AC işaretlerının kuvvetlendırılmesınde kullanıldıgında kapasıtıf kublaj dan dolayı yukarı dakı hata kaynakları yok olacaktır. AC ampli i&#231;in ise aşagıdakı hata kaynakları onemlı olmaktadır.

    5- frekans cevabı (FREQUENCY RESPONSE)
    6- eğim oranı (SLEW RATE )
    Frekans cevabı,gerilim kazancının frekansane derece bağlı olduğunu g&#246;sterir. Her opamp i&#231;in
    a&#231;ık-&#231;evrim frekans cevabı katologlardaverilmiştir. Bu grafiklerden belirli bir frekans i&#231;in kazancın ne olacağı kolayca g&#246;r&#252;lebilir.
    Belirli bir kazan&#231;ta frekans olmasına rağmen opamp &#231;ıkışının değişim hızı, giriş işaretinin değişim hızından yavaş ise &#231;ıkış işaretinda bir distorsiyon oluşur. Bu hata opamp i&#231;indeki kapasitelerden ileri gelmektedir.
    Bu b&#246;l&#252;mde, yukarıda &#246;zetlemeye &#231;alıştığımız hataların ne olduğunu, nasıl &#246;l&#231;&#252;lecekleri ve nasıl azaltılacakları konusu &#252;zerinde durulacaktır.


    Giriş kutuplama akımı

    Opamp i&#231;indeki transistorlerin kutuplamaları yani baz akımları ve kolekt&#246;r-emet&#246;r gerilimleri dengeli bir şekilde yapılmalıdır. Bu durumda opamp girişlerinden &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k değerli bir kutuplama akımı akar (İdeal halde opamgirişlerinden hi&#231; akım akmadığı d&#252;ş&#252;n&#252;lmektedir). Şekil 6.1’ de g&#246;sterildiği gibi + girişten Ib + ve – girişten Ib – kutuplama akımı akar ve bu iki akım birbirine eşit olmayabilir.
    Bu iki akımın mutlak değerlerinin toplamlarının yarısına giriş kutuplama akımı denir.
    Ib akımının değeri transistorl&#252; opamplarda 1 ma ile 1 pA arasında olup FET’ li opamplarda 1 pA’ den k&#252;&#231;&#252;kt&#252;r.

    Giriş dengesizlik akımı

    Opamp’ ın &#231;ıkış gerilimi Vo = 0 olduğundan (veya yapıldığından ) Ib + ve Ib – akımlarının mutlak değerlerinin farkına ge&#231;iş dengesizlik akımı denir.
    Ios’ ın katologdaki değeri Vo = 0 V ve 25 C i&#231;in verilir. I ‘in değeri Ib’nin d&#246;rtte birinden k&#252;&#231;&#252;kt&#252;r. Eğer Ib + = 0.4 mA ve Ib - = 0.3 mA se&#231;ilirse ;

    Ib = (0.4 + 0.3 ) / 2 = 0.35 mA

    Ios = (0.4 – 0.3 ) = 0.1 mA olur.

    Giriş kutuplama akımlarının &#231;ıkış gerilimine etkısı :


    Ib – ve Ib+ akımlarının etkılerını ayrı ayrı inceleyeceğiz. İdeal durumda ; Vi = 0 oldugunda Vo = 0 olmalıdır. Ib- kutuplama akımı opampın &#231;ıkışından sağlanmaktadır. Rf geri besleme dırencı &#252;zerindekı gerılım dusumu , Vo dakı hata gerılımını olusturur. Vo = Rf Ib – dir. Ib + akımı ise o ohm luk direnc uzerınden aktığından bu akım herhangi bir hata gerilimi oluşturmaz. Eviren amplide de aynı Vo = Rf Ib – hata gerilimi oluşur. Rs den herhangi bir akım akmaz. Eğer bir Rm direnci ilave edilirse V odaki hata gerilimi artar. Normal uygulamada Rm direnci arzu edilmediği halde buradakı hata gerilimini &#246;l&#231;mek i&#231;in yararlıdır.
    İdeal halde Vo = 0 iken Vo = 0olmalıdır.
    Eğer Vs kaynagının i&#231; direnci buyuk ve Rs = 1 M ohm ise akan Ib akımı burada Rs x Ib + akımı burada Rs x Ib + kadar bir gerilim oluşturur. Bu gerilim – ve + gerişlerinde g&#246;z&#252;keceğinden &#231;ıkış gerilimide Vo = Rs x Ib + kadar olur. Ib + akımı –V ve toprak &#252;zerinden devresini tamamlar. Vo = 0.3 V olarak &#246;l&#231;&#252;lm&#252;ş ise
    Ib + =Vo/Rs = 0.3 /1 m ohm = 0.3 A elde edilir.
    Burada + ve – girişler arasındaki gerilim farkının sıfır oldugu dusunulmustur. Ger&#231;ekte bu gerılım sıfır degıldır. Opampın dengesızlık gerılımı (Vio) kadar bır gerılım farkı vardır. Boylece gercek Ib + degeri ise
    Ib+ = (Vo- Vio)/Rs
    Kadar olur. Ib- i&#231;inde aynı durum s&#246;z konusudur.

    Giriş dengesizlik akımının &#231;ıkış gerilımıne etkısı :

    Giriş dengesızlık akımının sıfır veya | Ib + | - |Ib -| durumu &#231;ok ender rastlanır. Eğer boyle bır durum varsa şekil 4.6 a da g&#246;sterildiği gibi Vs =0 iken Vo =0 olacaktır. &#199;oğu zaman dengesizlik akımını g&#246;z &#246;n&#252;ne almak gerekır. Bunun değerı Ib nin %25 i kadardır. Aynı devrede Rs =Rf se&#231;ilerek &#231;ıkışta Vo = Rs Ios kadarlık bir hata gerılımı olusturmak mumkundur. Ios = | Ib + | - | Ib - | oldugundan | Ib+| = | Ib - | ise Vo=0 olur.
    Eviren ve evirmeyen amplilerdekı dengesızlık akımının hata etkısını azaltmak gayesıyle bir R direnci koymak gerekıkr. R direncine AKIM KOMPANZASYON direnci denir. Değeri Rs ile Rf nin paralel eşdeğeri kadardır. Bunu ş&#246;yle a&#231;ıklayabılırız. Eğer Vo = 0 ise Rf ile Rs paralel baglanmış olur. Opamp uclarındakı gerılım farkı 0 oldugundan (Ib + ) ( R) = ( Ib-) ( Rf//Rs) olur.
    Eğer Ib + = Ib – ise R= Rf// Rs bagıntısı bulunur.
    Eğer Ib + Ib –ise ( Ib +) ( R ) = ( Ib-) ( Rf//Rs) eşitliği sağlanacak şekilde R ve Rf// Ri direncleri secılmelıdır. Bu se&#231;imi yapmak oldukca zor oldugundan Ib + Ib–
    kabul edılerek daima R=Rf // Rs se&#231;ilir. B&#246;ylece Vo daki hata gerılımı %25 ten fazla azalır.
    FET girişli opamplarda R dırencıne gerek yoktur. Eğer + girişe 1 den fazla dırenc baglanmıs ıse kutuplama akımının konpanzasyonu i&#231;in aşağıdakı kural uygulanır.
    “ + giriş ile toprak arasındakı DC dırenc – gırs ıle toprak arasındakı DC dırencı eşit olmalıdır. “
    Bunu uygularken kaynak i&#231; dırencı goz onune alınmalı ve opampın cıkısı Vo = 0 V yanı topraga baglı oldugu dusunulmelıdır.
    Sayısal olarak Rf = 100 kohm Rs = 10 k ile R=Rs // Rf = 9.1 k ohm degerı bulunur.
    Giriş dengesizlık gerilimi ( Vio )

    Giriş dengesizlik geriliminin tanımı

    İdeal oplampta gırıs ucları topraklandıgında cıkıs gerılımı Vo =0 dır. Pratıkte ise opampın i&#231;indekı dengesızlıkten dolayı Vo 0 olmaktadır.
    Cıkıstakı bu hata gerılımı mıkrovolt mertebesınden baslayıp mılıvolt mertebesıne kadar cıkabılır. Cıkıs gerılımını 0 yapabılmek ıcın ıkı gırıs arasına uygulanması gereken gerılıme GIRS DENGESIZLIK GERILIMI adı verılır.
    Her opamp i&#231;in bu gerılım farklı olup mesela ; 741’in 5mv ve lm 311 in 2mv kadardır. Vio gerılımı opampın + veya – gırısı ıle toprak arasına uygulanır.
    Vo ın polarıtesıne uygun olarak &#231;ıkısı 0 yapacak şekilde gırıse dengesızlık gerılımı uygulanır. Mesela cıkıs + ise gırıse + Vio ve cıkıs – ise gırıse – Vio dengeleme gerılımı uygulanır.

    Giriş dengesizlık geriliminin &#231;ıkış gerilimine etkisi :

    Dengesızlık gerılımının cıkıs gerılımıne etkısı dengesızlık gerılımı degerıne ve opampın a&#231;ık &#231;evrim kazancına bağlıdır. Negatif kucuk bır dengesızlık gerılımının acık cevrım kazancı yuksek olan bır opampın negatif saturasyona surdugu bilinmelidir.

    Dengesizlik gerilimini gemliği ve polaritesi opamptan opampa değiştiğineden bazı opamplar –Vsat ‘a bazılarıda +Vsat a s&#252;r&#252;l&#252;rler. Opamp &#231;ıkışı daima sat&#252;rasyona s&#252;r&#252;ld&#252;ğ&#252; i&#231;in dengesizlik gerilimi bu yolla &#246;l&#231;&#252;lamez Vio ‘ın bir negatif geri beslemeli ampli yardımı ile nasıl &#246;l&#231;&#252;ld&#252;ğ&#252;n&#252; anlatarak Vio’nun etkisine a&#231;ıklamak daha kolay olacaktır.
    Dengeli halde Vs = 0V olduğundan Vo = 0V olmalıdır. Vio bir işaret kaynağı gibi davrandığından ampli tarafından kuvvetlenerek &#231;ıkışa ulaşacaktır. &#199;ıkıştaki hata gerilimi,
    (Vo)io = Vio ( 1+ Rf / Rs) olur
    Eğer Vio hata gerilimi Rs’e seri olarak kabul edilseydi &#231;ıkıştaki hata gerilimi ;
    (Vo)io = - (Rf / Rs)Vio
    olacaktı Rf ki&#231;ik se&#231;ilirse artı uca bağlanacak olan kutuplama akımı kompanzayson direncinin ( R) &#231;ıkışraki hata gerilimine etki etmiyeceğinide s&#246;yliyebiliriz. Rf ‘e bağlı kapasite Vo daki g&#252;r&#252;lt&#252;y&#252; azaltır.
    741 Opampı i&#231;in Vio = 1 mV olduğu g&#246;z &#246;n&#252;ne alınırsa :şekildeki devre elemanları i&#231;in &#231;ıkış gerilimi,
    (Vo)io = ( 1 + 10000 / 100 ) x 1 mV = 101 mV olur.

    Toplayıcı devrede Rs = R1 / / R2 / / R3 Oluduğundan &#231;ıkıştaki hata gerilimi daha da artacaktır. V1 = V2 = 5mV olduğundan her biri sıralan ( Rf / R1 ) ve ( Rf / R2 ) kadar kuvvetlenerek &#231;ıkışta ( -5 ) + (-5) = - 10 mV lik bir gerilim oluşturur. V3 = 0 olduğundan bunu herhangi bir etkisi yoktur.
    Giriş dengesizlik gerilimi Vio = 2.5 mV un da + girişte olduğunu kabul edelim. Eş değer devreden Vio ya ait &#231;ıkıştaki hata gerilimi +10 mV olur. İşaret gerilimi ile hata gerilimi aynı değerde ve ters işaterli olduğundan devrede &#231;ıkış -10 mV yerine 0 V olur. G&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi hatagerilimi = ( toplanacak elemansayısı + 1 ) x ( Vio ) kadar olur. Toplanacak eleman sayısı arttık&#231;a &#231;ıkıştaki hata bileşenide b&#252;y&#252;yecektir.
    B&#246;ylebir devrede girişlerden birine mesela V3 e uygun bir gerilim uygulanarak Vio nun etkisi ortadan kaldırılabilir. Mesela V3 = 10 mV se&#231;ilirse kazan&#231;da -1 olduğundan &#231;ıkıta -10 mV elde edilir. Bu gerilim hata bileşenini yok eder. Ancak bu tip uygulamanın iki mahsurlu taraı bulunmaktadır. 1. si ; B&#246;yle k&#252;&#231;&#252;k bir gerilimi elde etmek i&#231;in +V ile – V arasına bağlanacak olan bir gerilim b&#246;l&#252;c&#252; direnci kullanılmasını gerektirmesi, 2. si ise b&#246;yle bir direncin g&#252;r&#252;lt&#252; kazancını arttırmasıdır.
    Kutuplama akımı ve dengesizlik gerilimi aşağıdaki y&#246;ntemle azaltılabilir.


    Kutuplama akımını ve dengesizlik geriliminin sıfırlanması:

    Opam &#231;ıkışındaki hata gerilimini azaltmak i&#231;in aşağıdaki 3 işlemi yapmak gerekir.
    1- Daha &#246;nce a&#231;ıklandığı gibi bir kopazisyondirenci se&#231;ilir.
    2- Giriş dengesizlik gerilimi a&#231;ıklandığı gibi sıfırlanır.
    3- &#199;ıkış gerilimi de a&#231;ıklandığı gibi sıfırlanır.
    Giriş dengesizlik geriliminin sıfırlanması :
    Opamp imalatcıları yayınladıkları kataloklarda gerilim dengesizliğinin nasıl sıfırlanacağını a&#231;ıklamaktradır. Buradaki y&#246;ntemler denenmiş en uygun y&#246;ntemlerdir. Giriş dengesizlik geriliminden dolayı &#231;ıkışta oluşan hata gerilimini azatlamak gayesi ile birka&#231; &#246;rnek devre g&#246;sterilmiştir. +V ile Opamp i&#231;indeki bir nokta arasına bir ayarlı diren&#231; bağlanarak &#231;ıkıştaki hata gerilimi sıfırlanır. Direncin değeri 0 ise 50 ohm arasındadır. Kaliteli Opamplar i&#231;in imalat&#231;ı firma tarafından bu gayeye y&#246;nelik metal film diren&#231;ler yapılmıştır.
    &#199;ıkış Geriliminin Sıfırlanması:
    &#199;ıkış gerilimi aşağıdaki sıra takip edilerek sıfırlanır.
    a) Akım kompanzasyon’u i&#231;in uygun bir diren&#231; bağlandıktan sonra yukarıda a&#231;ıklandığı gibi giriş dengesizlik gerilimi sıfırlanır.
    b) &#199;ıkışa bir y&#252;k direnci bağlanır.
    c) &#199;ıkıştaki DC gerilimini &#246;l&#231;mek i&#231;in, &#231;ıkışa bir DC voltmetere veya bir osilaskop bağlanır. &#199;ıkış gerilimini birka&#231; milivolt civarında olmalıdır.
    d) Dengesizlik gerilimi sıfırlama direncini ayarlıyarak V0 sıfır yapılır. B&#246;ylece giriş kutuplama akımından ve dengesizlik geriliminden oluşan &#231;ıkış hata gerilimi minimuma indirilmiş olur.
    e)Ayarlara dokunmadan girişe işaret verilerek kuvvetlendirme ve &#246;l&#231;&#252;m yapılır.


    Kayma :


    &#199;ıkıştaki hata gerilimi akım kompanzasyon direnci ve dengesizlik gerilimi sıfırlanması ile minimum yapılmaktadır. Bu ayarlama belirli bir sıcaklık i&#231;in ve belirli bir an i&#231;in ge&#231;erlidir.
    Dengesizlik akım ve gerilimi sıcaklıka değiştiği gibi devre elemanları değerlenini zamanla değişmesinden de etkilenmektedir. Bunlara ilave olarak kaynak gerilimi kutuplama ve dengesizlik akımlarınıda etki eder. Reg&#252;leli bir gerilim kaynağı ile bu hata yok edilebilir. Sıcaklıktan etkilenmemk i&#231;in ise ya devrenin bulunduğu ortamdaki sıcaklığın sabit tutulması yada sıcaklıktan az etkilenen Opamp se&#231;mek gerekir. Giriş dengesizlik akım ve gerilimini sıcaklıkla değişmesine kayma denir. Dengesizlik akımdaki kayma nA/&#176;C şeklinde ve dengesizlik gerilimndeki kayma ise mikrovolt/&#176;C şeklinde ifade edilir. Kayma miktarı ve y&#246;n&#252; değişik sıcaklıklarda değişik değerlerdedir. Mesela al&#231;ak sıcaklıklarda Vio = +20 /&#176;C iken y&#252;ksek sıcaklıklarda -10 / &#176;C olabilir. Bundan dolayı kataloglarda iki sıcaklık arasındaki ortalama ve maximum kayma değerleri belirtirlir.

Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Trigger Zde Hangi Marka Mekanik Anahtar Kullanılmıştır,  termokupl devresi,  elektronik ile ilgili f,  mischpult ve 8 kanali anfi baglanti semasi,  bekaletin
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi