Avrupa Yakası'nın Tanrıverdi'si SARP APAK Fan Club

+ Yorum Gönder
Müzik Köşesi ve Fan Club Bölümünden Avrupa Yakası'nın Tanrıverdi'si SARP APAK Fan Club ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Kopyacı
    Üye
    Reklam

    Avrupa Yakası'nın Tanrıverdi'si SARP APAK Fan Club

    Reklam



    Avrupa Yakası'nın Tanrıverdi'si SARP APAK Fan Club

    Forum Alev
    BU ROLÜ BANA TANRI VERDİ

    Avrupa Yakası'nın kadrosuna Tanrıverdi karakteriyle bu sezon dahil olan Sarp Apak, en az Şesu kadar fenomen oldu! Genç oyuncu, "Tanrıverdi'nin şakası yok, gözü kara, değerlerine bağlı bir Anadolu delikanlısı" diyerek oynadığı karakteri savunuyor. Apak, gülmemek için Engin Günaydın'a bakmadan oynadığını da ekliyor.

    Prensipli, harbi delikanlı, 'bacım' dediği birine asla yan gözle bakmayan; bu yüzden aşkını bile itiraf edemeyen Diyarbakırlı bir çaycı o... Şimdi herkes, 'Tanrıverdi' karakteriyle Avrupa Yakası'nın kadrosuna dahil olan 25 yaşındaki Sarp Apak'ı konuşuyor... Yılmaz Erdoğan'ın son sinema filmi 'Organize İşler', 'En Son Babalar Duyar' ve 'Anadolu Kaplanı'nda rol alan genç oyuncu, Avrupa Yakası'nın dışında; Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nun 11 Kasım'da prömiyeri yapılacak 'Öp Babanın Elini' oyununda rol alacak. Dizi dışında onu televizyonda artık daha sık göreceğiz; çünkü bu akşam yayınlanmaya başlayacak olan yeni Turkcell reklamlarının yüzü oldu... Gülse Birsel'in dediği gibi; kızlar ona bayılıyor. Öyle ki bu röportaj için gazeteye geldiğinde herkesin ilgisini çekmeyi başardı; samimiyeti ve mütevazılığı ile tam puan aldı! Gazetede onun için en çok söylenense şu oldu: "Aa, ekranda dev gibisin, meğer ne kadar küçük görünüyormuşsun!

    * Kimdir Sarp Apak? Nereden geldi İstanbul'a, hikayesi nedir?
    25 yaşındayım. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Ana Sanat Dalı 2004 mezunuyum. Okulu bitirdikten sonra hocam Barış Erdenk vasıtasıyla İstanbul'a geldim. Sadri Alışık Tiyatrosu'nda sahnelenecek 'Ağır Roman' oyunu için. Zaten okulda oynuyorduk bu oyunu. Burada popüler bir kadronun; Meral Oğuz, Cezmi Baskın ve Kerem Alışık'ın katılmasıyla Sadri Alışık Tiyatrosu'nda sahnelendi oyunumuz. Bir sezon oynadım. İstanbul'da ilk profesyonel tiyatro deneyimimin olduğu, oyunculuğun okulda öğrendiğimizden farklı yanları olduğunu görmeye başladım. Ama asla 'evet ben yüzde 100 hazırım' demedim. O senenin
    Bu rolü Bu rolü senenin sonunda BKM kendi atölye grubunu kurdu. Ve bir şekilde ben o atölye grubuna dahil oldum.

    * Hani denir ya 'çocukluğundan belliydi tiyatrocu olacağı' diye... Bu size de söylenir miydi?
    Çok hareketli ve çok yorucu bir çocukmuşum. Annem şöyle derdi, "Saygısız ve sevimsiz bir çocuk olmadın ama bizi perişan ettin!" Neşeli ve konuşkanımdır. Bizde böyle tiplere 'şuna bak, tiyatrocu gibi' derler. Öyle başlamış bir şey... Öyle oyunculuk ışığı görme durumları yok, benim ailemde sanatla uğraşan kimse de yok. Bir tane piyanist şantör akrabam var o kadar! Tiyatroya hevesim de yoktu. Annem, teyzem ve yengemin sürprizi bu bana... Toplanıp bana yetenek sınavı başvuru formu almışlar. İşletme eğitimi almak niyetindeydim ben. Tiyatro sınavını kazandım, çok imkansız görüyordum. Benim hep imkansız dediğim şeyler oldu. 'Avrupa Yakası' da imkansız gözüyle baktığım bir işti. Hayati konularda şanslı olduğumu düşünüyorum artık. İyi ki tiyatrocu olmuşum, İşletme okusaydım da yerel bir radyoda falan çalışırdım!

    AVRUPA YAKASI OLMAZ SANDIM

    * Nasıl bir şekilde?
    Kadroda bir manken varmış o ayrılmış programı uymadığı için. BKM'de iki arkadaşım var Ersin ve Rıza. Onlar Yılmaz Erdoğan'a "Abi bir arkadaş var, gelsin mi?" demişler. Gittim, o gün BKM'nin atölye grubuna dahil oldum. 1.5 yıl orada çalıştım. O süreç içerisinde 'Organize İşler'de oynadım. (Pinpon topuyla araba çalan bıyıklı karakter ve polis karakteri) 'Sizinkiler Dünya Kaç Bucak' adlı çocuk oyununda oynadım. O arada 'Mutfak' diye ufak bir sahnesi olan, bar-cafe-tiyatro tarzı bir mekan açıldı BKM'nin yanında. Orada Ersin'le yazdığımız skeçleri stand-up yaptık. Geçen yaz, 'Sizinkiler' ile yaptığımız Türkiye turnesinden döndükten sonra 'ne yapacağız bu sezon' diye düşünürken okuldan arkadaşım Öner Erkan aradı. Arçelik reklamlarından ve 'İki Aile' dizisinden bilirsiniz. Gülse Birsel, Öner'i aramış, "Avrupa Yakası'na yeni çaycı karakteri alacağız. Sana oynatmayı düşünüyorum" demiş. Öner de "Ben 'İki Aile' ile anlaştım. Ama aradığınız kriterlere uygun birini gönderebilirim" demiş. 'Tamam' demiş Gülse Hanım. Gittim, metni 10 dakika okudum. Ama çıktıktan sonra iyi hissetmedim, 'Bu şans ayağına kadar geldi, kaleciyle karşı karşıya kaldın ve o gölü atamadın!' dedim. Ertesi gün telefon geldi, Plato Film'e çağırdılar. Dedim ki 'Herhalde o kadar kötüydü ki, ne bu hal diye konuşmaya çağırıyorlar!' Baktım Gülse Hanım, yapımcımız Atilla Aslan ve Öner oturuyor. Öner eliyle 'okey' işareti yapıyor falan... Gülse Hanım çok beğenmiş. Gittikten 5 dakika sonra sözleşme imzaladım. Hayatımın bu kadar hızlı değişeceğini hiç tahmin etmezdim. Bu şansı elde ettiğim için şanslı hissediyorum.

    ŞİVE BENİM İÇİN AVANTAJ OLDU

    * İzlediğiniz takip ettiğiniz bir dizi miydi Avrupa Yakası?
    TV'de en çok maç ve futbol programları izlerim. Dizilerle aram yoktu ama arkadaşlarımın dizilerini izlerdim. Sinemaya, özellikle de komedi filmlerine özel bir ilgim vardır. Diziyi biliyordum elbette ama sürekli takip ediyordum diyemem.

    * Ekiple iyi bir uyum yakaladınız mı?
    Süper! Çok destek oldular bana, özellikle ilk günlerimde çok şaşkındım. İlk bölüm özellikle çok önemliydi. Benim için en önemlisi, dizinin oturmuş matematiği içinde sırıtmamaktı.

    * Sırıtmamak için en büyük avantajınız neydi sizce?
    Şive en çok rahatlatan etken oldu.

    * Neden?
    Annem edebiyat öğretmeni, babam makine mühendisi. Mecburi hizmet için Diyarbakır'a gitmiş ailem, ben de orada doğmuşum. Babam Adanalı, annem Hataylı. Bende biraz Araplık var ama onun dışında Güneydoğu bağlantımız yok. Üstelik annem edebiyat öğretmeni ve hep uyarırdı beni güzel Türkçe konuşmam için. Beş yaşıma kadar Diyarbakır'da kaldığım için şiveyi almışım. Arkadaşlarım da var. 'Harbiden oralı mı bu çocuk' sorusunu uyandıracak kadar iyi yapmaya çalışıyorum işimi. Tanrıverdi'yi yüzde yüz savunuyorum. Sette onun gibi düşünmek, konuşmak durumundayım ki; en iyi şekilde canlandırayım rolü.

    * Tanrıverdi ile Şesu'nun ortak yanları ve farkları neler?
    Sadece geldikleri yer benziyor. Yani ikisi de Doğulu. Şiveleri benziyor, onun dışında karakter olarak çok farklılar. Şesu kadınlara ve gece hayatına düşkün, Tanrıverdi daha prensipli. 'Abla, bacı dediğim bir insana asla başka bir gözle bakmam' diyor. Tanrıverdi'nin şakası yok bir yerden sonra. Gözü kara, değerlerine bağlı bir Anadolu delikanlısı. İstanbul'u ve işin kuralını öğrenmeye çalışan bir adam. Ama o kuralları öğrendiğinde de bozulmayacak bir adam.

    * Herkesin ilk tepkisi, Tanrıverdi'nin Şesu'nun bir taklidi olduğu yönündeydi...
    Deneme çekiminde verilen metinde Tanrıverdi karakterinin yanında şunlar yazıyordu: 'Yeni gelen çaycıdır, Diyarbakırlıdır, rockçıdır, prensiplidir, şivesi dizideki en koyu şivedir...' Aynı topraklardan geldikleri için hissediş ve gırtlakları aynı. Başta bu eleştirilere üzüldüm. Çünkü özgün bir tip olmasını istedim. Dizinin başlangıcından beri kadroda olan oyuncular, ilk başta bunun olmasının normal olduğunu söyledi. Çünkü aslında karakter bambaşka.

    KENDİMDEN BÜYÜK BİRİNE AŞIK OLMADIM

    * Dizide sizden yaşça büyük olan Fatoş'a aşıksınız. Bu da Fatoş'un en büyük kompleksi zaten. Hiç sizden büyük birine aşık oldunuz mu?
    Aşk yaşamadım ama beğeni oldu. Çok hoş hocalarımız vardı. 17-18 yaşlarımızdayken hayran hayran onlara bakardık. Ama birinin peşinden koşma gibi bir durumum hiç olmadı.

    * Hayatınızda biri var mı?
    Evet var, o da burada yaşıyor. Beş yıldır birlikteyiz.

    * Kızlar çok beğeniyor sizi... Kız arkadaşınız kıskanıyor mu, bu ilgi korkutuyor mu sizi?
    Yoo, kıskanılacak, onun endişe duymasını gerektirecek bir şey yapmıyorum. Benimki 'yakışıklıyım kızlar bana asılır mı' gibi bir korku değil. Sonuçta o piyasadan biri değilim. Benim hayatımda değişecek şeyler onu korkutacak mı diye düşünüyorum. Onda bu stresi oluşturmamak için çok dikkatli davranmaya çalışıyorum.

    * Kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?
    Açıkçası yakışıklılık bu zamana kadar öne çıkarılan bir yanım değildi. Ama Avrupa Yakası'nın yakışıklısı oldum bir anda. Ben de madem böyle düşünülüyor diyerek, giyimime, kuşamıma özen gösteriyorum. Bu da kendimi iyi hissetmemi sağlıyor.

    GÜLMEMEK İÇİN ENGİN'E BAKMAM

    * Ortaokuldayken Tanrıverdi gibi ben de Anadolu Rock hayranıydım. Acayip Haluk Levent dinlerdim. Şimdi de genelde rock dinliyorum. Duman, Mor ve Ötesi, Yüksek Sadakat severim. Emre Aydın'ı çok beğendim. Pop da, yabancı sözlü müzik de dinlerim, ama gidip yabancı albüm almam.

    * Özgün bir oyuncu olmak en büyük hedefim. Cem Yılmaz, Engin Günaydın, Yılmaz Erdoğan, Zafer Algöz gibi... Performansımı ilerletirken de özgün bir alanda; mesela komedide uzmanlaşmak istiyorum. 60 yaşıma geldiğimde 'usta' densin istiyorum. Ama Uğur Yücel, Fatih Akın ve Yavuz Turgul gibi usta isimlerle çalışmayı, onların bana neler yaptırabileceğini görmeyi çok istiyorum. Tek boyutlu olmak istemiyorum yani.

    * Hümeyra, Gazanfer Özcan ve Engin Günaydın gibi önemli isimlerle çalışıyorum, Engin Günaydın ile karşılıklı sahnelerimde genellikle gözlerim ona bakıyor ama görmemeye çalışıyorum, çünkü güleceğimi biliyorum.

    * Evciyim ben, gece dışarı çıkan biri değilim. Gündüz çıkarım ama ben genelde arkadaşlarımın evine giderim, kız arkadaşımla evde takılırım. Hâlâ mahalle kültüründe yaşıyorum. Arkadaşlarımla internet kafelerde, halı sahalarda maç yaparım. Yemek yemeği çok severim. Güzel yemek yapan yerleri keşfetmeye çalışırım.

    ARTIK YÜZÜ DAHA ÇOK GÖRÜNECEK

    * Avrupa Yakası dışında başka projelerde yer alacak mısınız?
    Bu akşam yayınlanmaya başlayacak bir reklamda; Sinan Çetin ve Serdar Erener'in çektiği Turkcell reklamında rol aldım. Bu da Serdar Erener'in 100. bölümü çekerken sete gelip beni görmesi ve Gülse Hanım'a beni sormasıyla gelişti. Onlar da o ara reklam için genç oyuncu arıyorlarmış. Gülse Hanım da 'Çok iyidir, Sarp'ı seçebilirsiniz' demiş sağolsun. Ertesi gün bana Plato Film'den telefon geldi. Anlaştık, Ahmet Gülhan'la oynadım. Benim için önemli bir olay bu. Çünkü yüzüm daha çok görünecek. Çok reklam veren bir firma olduğu için çok önemli bir şans bu. Bunun dışında Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nda oynuyorum. 'Öp Babanın Elini' adlı oyunda. Gazanfer Hoca ile her provamız bir ders niteliğinde. Ondan bir şeyler öğrenmek, her şeyi bir kenara bırakın; bir kariyer nasıl 50-60 yıl nasıl sürdürülür, bunu görmek benim için çok önemli. Hayatımın önemli bir değişimi oldu bu tiyatro da. Avrupa Yakası'na başlamadan önce okuma provası sırasında Gazanfer Hoca 'Bu sene bir tiyatro yapıyor musun? Seninle çalışmak isterim' dedi. Ben de 'Hayır yapmıyorum, zevkle size katılırım' dedim. 11 Kasım'da prömiyerimiz var. Aynı zamanda o gün doğum günüm. Doğum günü hediyesi olacak bana.

    İşte Avrupa Yakası'nın Tanrıverdi'si, Anadolu Rock'çısı Sarp APAK VİDEOLARI

    *Avrupa yakası Tanrıverdi ve Burhan kapışması*
    *Tanrıverdi en sonunda Burhan'a dalıyor*
    *Gaffur - Burhan ve çok pis dalan Tanrıverdi*
    *Burhan - Tanrıverdi Fısır Fısır*
    *Tanrıverdi - Burhan kapısıyor*
    *Burhan Vs. Tanrıverdi*




  2. 2
    eer
    Yeni Üye

    --->: Avrupa Yakası'nın Tanrıverdi'si SARP APAK Fan Club

    Reklam



    sarp apak süper yaaa







  3. 3
    Sag0paKaJm3r
    Üye
    KatıLıyorum Sana eer







+ Yorum Gönder
sarp apak alevi mi
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi