Dev Fıkra Arşivi

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Fıkra Bölümünden Dev Fıkra Arşivi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    $@F@K
    Yeni Üye
    Reklam

    Dev Fıkra Arşivi

    Reklam



    Dev Fıkra Arşivi

    Forum Alev
    Doktor

    Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole
    götürür.Bebeğe bakan doktor :
    -Bu çocuk iyi gıda almıyor, der ve kadına dönerek:
    -Lütfen soyununuz, diye rica eder.
    Soyunan kadının, göğüslerini iyice kontrol ettikten sonra doktor :
    -Düşündüğüm gibiymi? hanımefendi der, sizin hiç sütünüz yok.
    Kadın :
    -Tabi olmaz doktor bey, der.Ben çocuğun teyzesiyim...


    İyilik

    Birgun bir adamin karsisina bir cin cikmis, "benden uc dilek dile.." demis.
    Adam:"Kaynanmı, artik gormek istemiyorum" deyince cin bir anda adamin gozlerini oyuvermis.
    Adam aci icinde kivranarak:"Ne yaptin yahu" deyince
    Cin:"Eee, sen artik kaynanamı gormek istemiyorum demedin mi? Artik gormeyeceksin"demis.
    "Simdi soyle bakalim ikinci istegin nedir?"
    Adam: "Madem bu boyle oldu, ama hiç olmazsa aletim bacaklarima değsin ki teselli bulayim" deyince cin şak diye adamin bacaklarini keserek aletiyle ayni boya getirmis.
    Adam yine aci icinde "ne yaptin ulan" deyince...
    Cin:"Eee artık değiyor işte" demis ve eklemis
    "Sira son isteginde"
    Adam:"Yahu senin hic yaptigin iyi bir sey yok mu? Iyilik olarak ne
    yapabiliyorsan bana onu yap" deyince cin adamin arkasina gecmis ve adami bir guzel becermis.
    Adam yine bagirarak:"Ne yapiyorsun ulan, bu nasil iyilik" deyince
    Cin cevap vermis:"Bu sana en iyi iyiliktir, hem korsun hem topalsin, baska kim becerir seni !!!.."


    Sperm testi

    Bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak için doktora gider.
    Doktor adama bir kavanoz verir ve :
    -Bunu doldurup yarın bana getirin, der. Ertesi gün ihtiyar kavanozu
    getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve boş olduğunu görür ve
    sebebini sorar. İhtiyar anlatmaya başlar :
    -Doktor bey, dün gece sağ elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene
    olmadı. Karımı çağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla
    denedi önce dişini çıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı.
    Baktık olacak gibi değil komşunun karısını çağırdık o da iki elini ve
    ağzını denedi gene olmadı, deyince doktor kendini tutamamış :
    -Naaptınız, komşunun karısını da mı çağırdınız, diye sormuş.
    İhtiyar da :
    -Napalım, açamadık şu lanet kavanozu bir türlü.


    Diş çektirmek mi??

    Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın :
    -Ah doktorcuğum, dedi.Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih
    ederim.
    Doktor :
    -Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.


    Kitapçıda

    Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu :
    -Sizde "Kadinlara Karsi Zafer Kazanan Erkek" romanı varmı? Tezgahtar
    eliyle az ötesini işaret etti :
    -Var efendim, orada masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.


    İletişim

    Kari koca muthis kavga etmisler ve kusmusler bakmislar olcak gibi
    deyil ve birbirlerine notlar yazarak anlasmaya karar vermisler.Bir gun
    adam bir is gorusmesi yapmis ve sabah 8.30 da ise gitmesi gerek
    komidinin uzerine bir not yazip koymus "sabah beni saat 8.00 de"
    kaldir ertesi gun olmus adam bir kalkmis saat 10.00 muthis sinirle
    firlamis yatakdan ve basuncunda bir not " saat 8.00 kalk""


    Doktor

    Uzun ve yorucu bir ask ve sevisme seansindan sonra doktor az otesinde
    uyuklayan hastasina bakarken birden cok fena halde sucluluk duygusuna
    kapilmis. Panikler gibi olunca icini rahatlatmak icin kendi kendine
    soylenmeye baslamis "sakin ol Howard sakin ol... O kadar da dert etme
    kendine.. Bu dunyada hastasiyla sevisen ilk ve tek doktor sen degilsin..
    Pek cok doktor yapmistir bunu.. Tam o sirada kalbinin derinliklerinden
    gelen vicdaninin sesini duymus.
    "Ama Howard sen veterinersin..."


    Neyle çalıyorum?

    Gecenin bir vakti genelevin kapısı yıkılacak gibi çalınıyormuş...güm güm
    güm. fahişelerden biri sinirle kapıyı açmış ve karşısında iki koluda
    olmayan adamı görünce sormuş.
    - noluyor ne biçim kapı çalmak o öyle demiş adam
    - çabuk bana bir karı ver acilen demiş
    Bunun üzerine kadın
    - Sen bu halinle kadını napıcan neyine güveniyorsun diye sorunca
    Adam:
    - Bir saattir kapıyı neyle çalıyorum sanıyorsun demiş


    İş başvurusunda

    Adamın biri iş baş vurusunda bulunmak için bir şirkete gitmiş şirkettekiler
    toplanıp adamı sınava almışlar . Sana bir soru soracağız bilirsen işi
    alınacaksın demişler. Adam tamam demiş sorun.Soru şu yolda gider, yolcu taşır şöför kullanır nedir bu? Adam düşünmüş otobüs demiş .Şirkettekiler tamam kardeşim otobüs ama markası ne magirus'mu mercedes' mi MAN ' mı demişler.
    Tam adam çıkacakken gel demişler sana bir hak daha tanıyalım söyle
    bakalım havada uçar pilot kullanır yolcu taşır nedir bu? Adamcağız düşünmüş yolcu uçağı demiş. Şirkettekiler kusura bakma demişler tamam yolcu uçağı ama Boing mi , Airbus mı, concorde mu demişler bilemedin güle güle demişler.
    Adamcağız tam çıkacakken dönmüş bir soruda ben size sorabilirmiyim demiş söyleyin bakalım kadınların iki bacağının arasında bulunur nedir bu?
    Şirkettekiler tabiki malum organın adını hep bir ağızdan söylemişler. Adam
    dönmüş;tamamda kardeşim demiş ananınki mi, ebeninki mi...


    Dert

    Eczaneye giren delikanli, eczaci hanimi görünce geri dönmeye davrandiysa
    da,
    - Ne istediniz? Sorusu üzerine durmak zorunda kaldi.
    - Eczaci beyle görüsecektim.
    - Eczanenin sahibi benim. Iki de bayan ortagim var. Ne istediginizi bize
    söyleyebilirsiniz.
    Delikanli, kizarip bozararak:
    - Son günlerde bir seyler oldu bana, dedi. Kadinlar beni çok tahrik ediyor.Üç
    bes kadin bile yetmiyor. Bunun için bana acaba ne verebilirsiniz?
    Eczaci hanim: - Bir dakika, dedi içerdeki arkadaslarimla Konusayim.
    Geri dönünce:
    - Size, dedi, ayda sekiz bin frank verebiliriz. Bizim evde kalirsiniz, yiyip
    içmek de bizden.



    Reel ve potansiyel

    Çocuğun birisi, bir gün matematik dersi sonrasında kafasında bir takım
    soru işaretleri ile babasına gelir. Babası,
    "Oğlum bugün okul nasıl geçti?" diye sorunca, çocuk babasına anlatır. "Babacığım her sey iyiydi. Ama matematik dersinde anlatılan "reel" ve "potansiyel" kavramlarını anlayamadım". Bu durum üzerine babası çocuğuna bu kavramları ilginç bir yöntemle anlatmaya karar verir. Çocuğuna, annesine gitmesini ve ona 1 milyon dolar karşılığında Robert De Niro`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk gider ve sorar. Annesi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını, bedava olarakta seve seve Robert De Niro`yla yatabileceğini söyler. Çocuk bu cevabı babasına iletir. Bunun üzerine babası çocuğun ablasına giderek ona 1 milyon dolar karşılığında Leonardo Di Caprio`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk ablasına gider ve sorar. Ablasıda annesi gibi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını bedava bile seve seve onunla yatabileceğini belirtir. Çocuk bu cevabı da babasına iletir. Babası ise söyle der. "İşte oğlum sorularının cevabı. Şu anda elimizde reel olarak 2 milyon dolar para, ve 2 tane potansiyel orospu var."


    İnanır mısınız?

    Bir bayanın yatak odasındaki gardrop bozuktur. Evin yanında bulunan istasyondan tren geçince kapağı açılmaktadır. Bunun için bir gün bir
    marangoz çağırır. Marangozu yatak odasına götürür ve dolabı gösterir. O
    anda bir tren geçer ve gardrobun kapağı kendiliğinden açılır. Marangoz
    menteşelere, kilide bakar. Hanımefendi buradan gardrobunuzun nesi olduğunu anlayamadım. Şimdi ben içine gireyim ve siz kapağı kapatın, böylece ben içeriden bakarım belki böyle anlarım der. Marangoz içeri girer, kadın kapağı kapatır. O anda kapı çalar. Kadın kapıyı açar. Kadının kocasıgelmiştir. Kocası doğru odasına gider ve üstünü çıkarıp asmak için gardrobunu açar. Bir bakar ki gardropta bir adam. Kızarak adama bağırır.
    "Ne işin var senin burada?" der.
    Marangoz korkmuş bir vaziyette cevap verir.
    "Şey beyefendi ne desem ki, şimdi size burada tren bekliyorum desem
    inanır mısınız?"


    Vefakar aile

    Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın gördüler.
    Oğul sordu :
    -Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
    Baba bir an düşündükten sonra :
    -Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! dedi


    İyilik meleği

    Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir
    ses :
    -Binme, bu uçak düşecek!
    Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
    İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
    -Uçak düştü kurtulan olmadı!
    Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında
    -Binme bu trene, raydan çıkacak!
    Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
    -Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
    Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :
    -Bu otobüse binme, freni patlayacak!
    Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
    -Sen kimsin yahu?
    -Ben senin iyilik meleğinim!
    Adam iyice kızmış :
    -Ulan evlenirken neredeydin!


    Obarana

    Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar:
    -Gütenberg kim? Biliyormusunuz?
    -Hayır, der ötekiler.
    -Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gütenberg'in basım
    makinasını bulan kişi olduğunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
    -Hayır, der ötekiler.
    -Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier'in
    patatesi bulan kişi olduğunu bilecektiniz.Eğer gece kurslarına gitmezseniz
    yaşam boyunca....
    İşte ozaman, aralarında lehimci olanı öfkelenip patlar :
    -Oldu, anlaştık! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Obarana kim
    biliyormusun?
    -Hayır!
    -Peki öyle ise öğren! Obarana, sen gece kurslarına giderken karınla yatan
    heriftir!



    Kızamık

    Bey, telefonu açıp seslendi :
    -Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
    -Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim,kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
    -Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
    -Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
    -Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
    -O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
    -Ya..sonra ben karımı öptüm...
    -Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...


    -------------

    2 Hayat kadını aralarında sohbet ediyormuş.. kadınlardan biri arkadaşına demişki:
    - ben vagina ma kağıt koydum müşteri ile temasa geçince bir den bağırdım "ayy kızlığım bozuldu" ve adam bana daha fazla para verdi sende dene bak. demiş.
    Ve bu fikir 2. kadının hoşuna gider, ve oda daha fazla para almak için ve çok ses çıkarsın diye vaginasına karton koyar. ve müşteri gelir.
    bunlar odaya çıkar ve ilişkiye girerler ve odada "gıraggggg" diye bi ses duyulur ve kadında bağırır.
    -"Ayy kızlığım bozuldu" der. Adamda acı ile cevap verir.
    -Ne kızlığı be ... kırıldı!!!

    -------------
    Anadolunun Agalik duzeni suren bolgelerinde, herkes basi
    sikisinca, bir derdi olunca dogru agaya kosar.
    Cunku Aga gucludur, beceriklidir, herseyi bilir.
    Kucuk Reso'nun da kamisina su yurumus.
    Yani ergenlige erismis. Ama bu farkinda degil aleti devamli
    sisiyor agriyor. Hastalandigini sanmis ve dogru Agaya kosmus.
    Kapiyi acan Agaya aletini gostererek aglamakli bir sesle :

    - Agam sisti, inmir...!

    Aga durumu anlamis. Icerden buz almis ve Reso'nun alete
    buzu basmis.
    Buzun etkisiyle agri ve sislik kalmamis. Reso rahatlamis ve mutlu bir sekilde eve donmus.
    Ama ertesi gun ayni dert. Yine sislik ve agrilar. Tekrar
    Agaya kosmus. Yine buz fasli. 3. gun yine agri ve sisten sikayetle Agaya kosmus. Kapiyi calmis. Bu kez Aganin karisi acmis kapiyi.
    - Abla Agam evde yok mudur ?
    - Yoktur Ula ne yapacaksin Agayi ?
    Reso, bu kez Aganin karisina aleti isaret ederek, sizlanmis:
    - Abla sisti. Inmir..!
    Abla durumu anlamis ve Reso'yu iceri almis. Reso'nun aletini
    bir guzel indirmis ve gondermis. Reso, bu tedavi yonteminden
    oldukca memnun kalmis. Ertesi gun yine dayanmis Aganin kapisina.
    Kapiyi bu kez Aga a笩s.
    - Yine ne var ula, demis.
    - Agam, abla yoktur.?
    - Ablayi ne yapacaksin ula pok yiyen.?
    Reso, aletini isaret ederek;
    - Vallah Agam o senden eydir. O hem sisini indirir. Hemde
    iltihabini alir.

    -------------------
    Amerikadaki bir süper markette aradığın birşeyi bulamayana 5.000 dolar ikramiye varmış adamın biri gelir siyah prezatif ister görevliler marketi alt altüst ederler herrenği mevcuttur ama siyah prezatif bulamazlar bunun üzerine müdürü çağırırlar vatandaşın isteği malı bulamadıklarını ve ödülü hakettiğini söylerler müdürde 5.000 doları bir şartla vereceğini söyler neden illaki siyah prazatif der adamda arkadaşım öldü yengeye başsağlığına gideceğim onun için der.

    ----------------------


    ke ke ke kekemenin biri simit almak için pastaneye gider ve : 'ba ba ba bana bi si si si si si siktiret açma ver ..ına koyim'


    ---------------------


    10 kişiyi öldürmekten ömür boyu hapis mahkumu olan adam hapisten kaçar.kaçarken önüne çıkan eve girer veyataklarında uyumakta olan çifti esir alır.adamı sandalyeye.kadınıda yatağa bağlar.bir an etrafına bakınıp kadının üstüne atlar ve boynunu öpmeye başlar.aradan bir dakika bile geçmez,mahkum yeniden ayağa fırlar ve odayı terkedeer.bunun üzerine adam karısıyla konuşmaya başlar:
    -"sevgilim, bu adam yıllardır kadın görmemiş.boynunu nasıl öptüğünü gördüm.sanırım geri gelince seninle birlikte olmak isteyecektir.aman ne derse yap,onu sinirlendirme,sadece memnun olmasını sağla ki burdan sağ çıkabilelim.unutma hayatımız buna bağlı.dayanıklı ol ve unutma,seni seviyorumm!"
    kadın bu sözler üzerine gülümser ve sakince konuşur:
    -"haklısın sevgilim bu adam yıllardır kadın görmemişama o sırada benim boynumu öpmüyor,kulağıma senin çokk yakışıklı olduğunu,seni çokk beğendiğini söylüyordu.hemen ardındanda bana vazelinin banyoda olup olmadığını sordu.dayanıklı ol ve unutma,bende seni seviyorum!"...

    -----------------------------


    John sabah kalktığında vakit çok geçtir. Ve acele ile giyinip hemen bir taksiye atlayıp işe gider. Fakat işe geldiğinde patronu onu her zaman geç kaldığı için isten kovar. İşten kovulan John üzgün bir şekilde eve döner. Eve geldiğinde yatak odasında Karısını bir Zenci ile yatarken bulur. Ve kadın artık kendisini sevmediğini, evini ve arabasını aldığını söyleyip John'u evden kovar. İyice çaresiz kalan John sokaklarda dolaşırken kendini köprüden atıp ölmeyi düşünür. Tam köprüden atlarken bir Noel Baba gelir. Noel Baba niçin ölmek istediğini sorar. John başından geçenleri anlatır.
    - Noel Baba “ Şöyle 20 yaşında sarışın bir kadının olsun ister mi sin?
    -John “ Elbette”
    -Noel Baba “ Şöyle kendi işin, Porche ve muhteşem bir villan olmasını ister mi sin?”
    -John tereddütsüz “Tabi elbette isterim.”
    -Noel Baba “Ama bir şartım var.”
    -John “ Nedir şartın?”
    -Noel Baba “ Bir kere yapacağım!!!!” John düşünür, biraz sabredeceğim ve muhteşem şeyler kazanacağım der. Tamam der. John soyunmaya başlar ve bu işi yaparken
    -Noel Baba sorar. “ John kaç yaşındansın?”
    -John “41”
    -Noel Baba “John 41 yaşındasın ama hala Noel Baba'lara inanıyorsun!!!!!”



    -----------------------------
    Temel çok yoğun bir işadamı olduğu için sık sık seyahat edermiş. Bu seferki seyahattan dönüşü evlilik yıldönümlerine rastgelmiş. Temel otelden yer ayırtmış. Güzel bir yemeğin ardından ellerinde şampanyayla odalarına çekilmişler. İçkilerde içildikten sonra yatakta kutlamanın son aşamasını gerçekleştirmişler. Tabii Fadime ile Temel içkininde etkisiyle sızıp kalmışlar. Otel müşterilerinden birisi sarhoş olup yanlışlıkla gecenin bir yarısı bizimkilerin odasına girmeye çalışır. Gürültüye uyanan Temel, Fadime'yi dürterek "Şiiişştt uyan lan kocan geldi galiba" der. Fadime hiç oralı olmadan " yok be yav o iş seyahatinde der".....


    ------------------------------

    Temel sabah trenle işe giderken arkadan birisi pezevenk diye seslenmiş, bunu diyen temel çok şaşırmış ama bana dememiştir diye düşünmüş. Aradan biraz zaman geçince aynı adam Temel'e doğru yine pezevenk demiş. Çok sinirlenen Temel olay çıkmasın diye bi şey dememiş ve yoluna devam etmiş. Akşam işten döndüğünde eşi Fadime'ye işe giderken trende bi adam vardı bana pezevenk dedi demiş. Bunun üzerine Fadime vay terbiyesiz demiş. Ertesi sabah Temel yine trende ve arkadan bi ses daha DEDİKODUCU PEZEVENK.


    ----------------
    Temel ve Dursun banka soymaya karar vermişler . Ve planladıkları gibi bir gün gidip bankayı soymuşlar . Paralarla kaçarlarken arkalarına plisler takılmıs . kovalamaca esnasında polislerden biri bağırmış : " duuuurr o. çocugu !! " Temel , Dursun a dönmüş " sen kaç beni tanıdılar "



    ------------------------

    Adamın biri iş müracaatına gitmiş. Bir grubun önünde görüşmeye almışlar. "Şimdi sana bazı sorularımız olacak bakalım bilebilecek misin?" demişler; adam da "sorun" demiş. "Yolcu taşır, karayolunda gider, şoför kullanır bil bakalım bu nedir?" Adam düşünmüş ve "yolcu otobüsü" demiş. "Tamam doğru ama hangi marka, Mercedes var, Mitsubishi var di mi? Bilemedin ama sana bir şans daha vereceğiz" demişler. "Söyle bakalım havada yolcu taşır, pilot kullanır bu nedir?" Adam hemen cevaplamış "yolcu uçağı"; "Tamam ama" demişler "Boeing var, Airbus var di mi hangisi?" Bunu da bilemedin deyip iş görüşmesini bitirip adamı gönderirlerken, adam dönmüş demiş ki "Bir soru da ben sorabilir miyim?" "Tabi buyur sor bu en doğal hakkın" demişler. "Kadınların iki bacağı arasında bulunur, üremeye yarar nedir bu?" demiş. Hemen herkes o malum kelimeyi söylemiş; adam "tamam bildiniz ama ananınki var ebeninki var di mi hangisi?..."

    Skorbord
    Temel, evli bir arkadaşını ziyarete gider. Evin hanımı çok güzel bir içki masası hazırlamıştır. Hep birlikte yiyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz. İçkinin etkisiyle, ev sahibi sızar ve horlamaya başlar. Kadın, Temel'e yaklaşır ve kulağına fısıldar:
    - Haydi biraz sevişelim.
    Temel sıkılarak:
    - Nasıl olur? Sen benim arkadaşımın eşisin. Hem sonra ya aniden uyanırsa ?
    Kadın, üstündeki son giysiyi de çıkartırken: - Yer yerinden oynasa, uyanmaz artık. Temel eğilir ve arkadaşının göğsünden bir kıl kopartır. Arkadaşının horultusunda hiçbir değişme olmaz. Bunun üzerine kadınla çılgınca sevişmeye başlar.
    Kadın, bir süre sonra içli bir sesle:
    - Haydi bir daha.
    Temel, arkadaşının göğsünden bir kıl daha kopartır, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevişirler. Olay, sabaha kadar tam beş kez tekrarlanır. Güneşin ilk ışıkları odaya dolarken, Temel bir kıl daha koparınca, arkadaşı: - Bak dostum, bütün gece karımla seviştin. Ses çıkartmadım. Ama beni skorboard olarak kullanmaya devam edersen, canına okurum ha!

    Çukur işi
    Temel bir grup arkadaşıyla çukur açıyormuş.Bir başka grupda gelip çukurları kapıyomuş. Adamın biri çok merak etmiş ve ne yaptıklarını sormuş.
    Temel: -Bir grup daha fardu, onlarda fidan dikeydu, bucün gelmeduler, piz de pizim işler geri kalmasın diye çalişayruz...

    Dedikoducu Pezevenk
    Temel hergün evine trenle gidip gelmektedir.Yine bir gün trende giderken karşısında oturan adamın biri pezevenk der. Temel şaşırır acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. Adam yine pezevenk der.Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakınır; sanırım bağa dedi der. Olay çıkmaması için ilk durakda iner ve olayı evde karısına anlatır.
    -Fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der.
    Fadime ; hadi ya bak terbiyesize der.
    Temel ertesi gün aynı adamla tekrar trende karşılaşır.Adam bu sefer Temel'e bakarak şöle der:
    -Dedikoducu pezevenk...

    Dile benden ne dilersen
    Temel, Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
    -"Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım."
    Dursun : -"iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!."

    Firar
    Ufak bir suçtan hapse düşen Temel'in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir.Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir.Bir gün bacağı,sonra kolu,eli...Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir manalı bir gülüşle: -Uy!Hemşerim sanmaki anlamayrum,bağa öyle geliyoki galiba sen kısım kısım firar edeysun...

    İşaret
    Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış :
    - Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi ?
    - Evet kayığa işaret koydum
    - Aptal! Ya bugün başka kayıkla balığa çıkarsak ?!

    Paça
    Adamın biri Karadeniz'i gezerken bakmış bir köyde bütün koyunlar üç bacaklı. Merak etmiş ve arabasından inip çobana sormuş niye koyunlar böyle diye. Bunun üzerine çoban :
    - Canımız her paça istediğinde koca koyunu kesecek değildik herhalde...

    Yassı Tavuk
    Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve :
    - Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar :
    - Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz.

    Mendil
    Temel ve İdris sahilde gezinirken Temel'in kafasına martı sıçmış. Temel :
    - Mendilin var mı
    - Var da, ne yapacaksın ? Martı çoktan uzaklaştı.

    Pro
    Lazlar kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş :
    - Temel, ineklerinden pipo içen var mı ?
    - Yok
    - O zaman ahırın yanıyor




  2. 2
    $@F@K
    Yeni Üye
    Reklam



    Boyacı Laz
    Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
    - Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ?
    - Ben yine iyi çalışıyorum
    - İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın.
    - E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya basladı.

    Doğan ın Yengesi
    Temel ormanda agaç kesiyormus, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
    -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş,
    Temel de anlatmış;
    - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan ı taniyruuum, ne de yengesuni..

    Temel, Karısı ve Karısının Aşığı
    Temel, bir haftalığına gittiği memleketten, haber vermeden erken dönünce karısını evde başka bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde taşıdığı tabancasına davranan Temel, yatakta yakaladığı adamı alnının ortasından vurur. Tabancayı tam kendi kafasına doğrultmuşken, karısı haykırarak üzerine atlar:
    - Dur Temelim, kıyma kendine!..
    Temel, sinirden titreyerek haykırır:
    - Sus kaltak, sira sana da gelecek!..

    Şişlik
    Temel tarlada çalışırken çişi gelmiş, çıkarmış oraya çişini yaparken başlamış bağırmaya
    -"uyy yandum!..".
    Fatime kosmus yanina -"Ula ne oldi?"
    Temel: -"Ari sokti çukumi daa."
    Hemen kasabaya doktora giderler. Doktor Temelin aletini eline alır evire çevire incelerken Fatime de yandan onlara bakmaktadır. Fadime doktorun kulağına eğilir ve der ki:
    -"Toktor bey acısını al ama şişluk kalsun

    Bir kötülüğünü görsem tıklıycam
    Temel evlenir iki ay geçer ama tık yok, haber önce Hatice'nin annesine, oradan tüm mahalleye ve tabii ki Dursun'nun kulağına gelir. İlk karşılaşmada Dursun dayanamaz sorar.
    -Evlilik nasıl gidiyor Temel
    -İyi gidiyor
    -Nasıl böyle dersin tık yokmuş daha?
    -Henüz hiç bir kötülüğünü gormedim ki.!!

    Akrobat Temel
    Temel marangoz ama ne marangoz mesleğinin zirvesinde derken trabzona dünyanın en büyük sirki geliyor çadır direğini dikmek içinde usta bir marangoza ihtiyaç var arayıp soruşturuyorlar en iyi usta olarak temeli tavsiye ediyorlar temel sirke gelip ne iş yapılacağına bakıp takımlarını alıp geliyor ve direğin üstüne çıkıp başlıyor direği yere çakmaya bu sırada sirkin patronu aşağıdan temeli seyrediyor derken temel birden havada iki parande üç salto atarak yere iki ayağının üstüne ve ellerini bacağının yanlarına vurarak sağlam bir şekilde düşüyor bunu gören patron içtiği puroyu yutuyor ve koşarak temelin yanına gelip aynı hareketi yapmasını ve bunun karşılığında ise çok büyük para kazanacağını anlatıyor temel ise kesinlikle olmaz diyor patron gene aynı hareket için para ve 20 senelik ip canbazlarının bile bu hareketi yapamadığını anlatıyor adam ısrar ediyor temel kabul etmiyor adam gene ısrar temel en sonunda adamın kulağına eğilip ula hemşerim benim her sefer aynı hareketi yapmam için direğin tepesinde aletin başına mı vurmam lazım.

    Deneme Atlayışı
    Temel ile tursin askerde eğitimlerini paraşütçülük üzerine yapıyorlardı.
    Komutan: Bu bir deneme atlayışıdır, şimdi herkes sırayla atlayacaktır sonra aşağıda buluşma yerine gidip diğerlerini bekleyecektir, eğer paraşüt açılmazsa fazla telaş yapmayın ikinci paraşütü deneyin der ve herkesi teker teker atlatır. Temel birinci paraşütü çeker açılmaz o anda ordan geçen Dursuna bağırır:
    - Ula Tursun paraşüt açilmiy der.
    Dursun soguk bir kanlılıkla yedeği çek der. Temel onuda dener oda açılmaz. Temel Dursuna yine bağırır:
    - Ula yedeğide çektum oda açilmiy, galiba yere çakilip öleceğum Dursun der. Dursun Temeli şöyle bir süzer ver derki:
    - Ula Temel hiç korkma haçen bu sadece denemedur.

    [COLOR="Red"]Rezil Çırak
    Temel bir gün yolda yürürken Dursunla karşılaşmış. Dursun 'ooo temel dükkan açık çırakta dışarı çıkmış' demiş. Temel de 'dün akşam o beni rezil etti, bu günde ben onu rezil ediyorum' demiş.

    Beyincik
    Adamın biri beynini değişmek ister. Bunun için bir beyin doktoruna gider... Doktor fiyat listesini gösterir.. Listede şunlar gözükür...
    1 Astronot beyni 25.000
    1 Profesör beyni 50.000
    1 Karadenizli beyni 1.000.000
    Adam listeye baktıktan sonra karadenizli beyninin neden pahalı olduğunu merak eder ve doktora sorar.. Doktor şöyle yanıt verir.
    - Bir astoronot öldürüyoruz iki beyin çıkıyor, bir profesör öldürüyoruz 5 beyin çıkıyor ancak 100 karadenizliden ancak bir beyin çıkıyor.

    Düşüş
    Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış... 52, 51, 50, 49, 48... Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
    - Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk... Birinci kattan düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz.

    Sahipsiz
    Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'esordu:
    - Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?
    - Sahibi yok sanmiştum...
    - Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?
    - Mezarluğun önine parketmiştu da...

    Davet
    Temel Fadimeye demiş ki; "Fadime, bu akşam bize gel. Evde kimse olmayacak."
    Fadime akşam gelmiş kapıyı çalmış çalmış kimse açmamış...

    Kuru saçlar
    Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar :
    - Oğlum kafanı ıslatmıyacak mısın ?..
    Temel cevap verir :
    - Yok anne bu şampuan kuru saçlar izinmiş !..

    Bizim Temel birgün elinde bir çantayla havaalanına geliyor. Havaalanındaki güvenlik alanından geçerken tarama yapan alet alarm veriyor, bunun üzerine güvenlik görevlisi Temel'e soruyor:
    - Çantanızda ne var
    Temel: - Kuş yemi var diyor.
    Gorevli: - O zaman bir daha geçin bakalım diyor ve Temel tekrar geçiyor ama alet yine ötüyor bunun üzerine görevli Temel'e çantasını açmasını söylüyor ve Temel çantayı açınca görevli çantada mücevher, altın, saat gibi değerli şeylerin olduğunu görüyor ve Temel'e soruyor:
    - Hani kuş yemi vardı çantada?
    Temel: - Valla ben bunları götürüp kuşun önüne koyuyorum ister yer ister yemez...

    Otelci
    Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş. Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış.
    Temel, ne istediğini söylemiş:
    "Bana bir fahişe bulup gönderin."
    Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş:
    "Demin gelen müşteri kadın istiyor..."
    Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
    "Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..."
    Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
    "Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..."
    Kadın çok sinirliymiş:
    "Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
    Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış.
    Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış...
    Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
    "Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı."

    Sayı
    Temel bir konferansta konuşma yapıyormuş:
    "İnsanlar üçe ayrılır. Sayı saymayı bilenler ve bilmeyenler."

    Sürpriz
    Temelle dursun bir gün sinemaya giderler filmde bir at yarışı sahnesi vardır ve temel dursuna sorar
    -iddaya varmisun ben diyrum 1.at kazanur.
    dursun; -oldi benda 2. ata oynayrum
    iddayı temel kazanır ve temel dursunun 5 milyonunu alır ertesi gun temel dursunu arar
    -dünkü film faridiya ben oni bidaa seyretmiştum vicdanum rahat etmedi onun içun aradum
    dursun; benda seyretum
    temel; o zaman niye 2. ata oynadun
    dursun; süpriz oynadum olum

    Buzdolabı
    Temel ile dursun 15 sene sonra ilk kez görüşmüşler. Dursun Temel'i evine davet etmiş. Dursun un iki karısı varmış (biri imam nikahlı diğeri ise resmi). Dursun Temel'i yedirmiş içirmiş. Akşam Temel Dursunlar da kalmış. Gece Dursun un imam nikahlı karısı Dursun un yanına gelmiş ve şöyle demiş:
    "Dursun çok azdım benimle beraber ol!"
    Dursun: "olmaz evde misafir var"
    Karısı ısrar etmiş. Dursun karısına "git buzdolabının kapağını aç ışığından bak Temel uyuyorsa gel"demiş. Kadın bakmış, Temel uyuyor numarası yapmış. Dursun ile karısı işi bitirmişler. Derken öbür karısı gelmiş. Aralarında aynı konuşmalar geçmiş. Dursun bu karısıyla da işi bitirmiş. Sabah olmuş. Dursun Temel e sormuş:
    "rahat uyudun mu?". Temel:
    "evet ama gece çok susadım" demiş. Dursun sormuş:
    "peki niye içmedin?". Temel yanıtlamış:
    "nasıl içerim buzdolabının kapağını her açanı hallediyorsun!"

    Bizim ev
    Temel evlenemiş.Kızın babasının evine ziyarete gitmişler.Gece Fadime sevişmek istememiş.
    -Neden kaçaysun, diye sormuş Temel.
    -Ha pura pabamın evii, demiş Fadime.
    -Purası pabanın evi de, pizim ev çerhane midur

    Hem iyi Hem kötü
    Dursun,köyünden ayrılıp,çalışmak için İstanbul'a gider.. Aradan uzunca bir süre geçer, ama,Dursun'dan haber alınamaz.. Köyde sevilen bir kişi olan Dursun'un akibetini araştırmak üzere arkadaşı Temel!i İstanbul'a gönderirler.. Onbeş-yirmi gün sonra Temel döner..Kahvede toplanan köylüler merakla Temel'e sorarlar:
    -Ula Temel,Dursun'i buldun mi.?...
    - Hee..bulmuşim oni...
    -Peçii nasildir?..İyi mudir..köti mi.?..
    - açan,hem iyudurr..he mi de kötii..
    - Ula o nasıl oluyii..hem iyi,hem kötii..
    -Kötüdir,Çünkü Dursun ibne olmuştirr..
    - uyy..Haçan bunun iyiliği nerde dür.?..
    - Valla ben kendisini düzdüm..Muamelesi çok iyi daa..

    Temel Hamile
    Midesi ağrıyan Temel, doktora gider. Tanıdık olan doktor, Temel ile biraz dalga geçmek için, kısa bir muayeneden sonra hemen teşhisi koyar:
    - Temel, sen hamilesin.
    Temel, kendi kendine söylenir:
    - Ne? Yaktın beni Fadime, sana kaç kere "Sevişirken üste çıkma" demiştim.

    Uyarı
    Temel ile Fadime yatakta sevişirken Fadime sürekli olarak Temel'e " Temel bu iş böyle olmuyor önce uyarılmam lazım" diye itiraz etmekteymiş. Temeli'in canına tak etmiş. Bir sabah işe giderken;
    - "Bak Fadime seni uyarıyorum akşama seni halledeceğum ona gore. Sonra uyarmadı deme.

    25 sent
    Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles'e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı.
    Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele'e, sonra Kaliforniya'ya, sonrada tüm Amerika'ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı..
    "Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika'daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!..

    Temel'in Kedisi
    Temelin bir kedisi varmış ve hergün düzenli olarak gezmeye çıkartırmış.Birgün yolda karşılaştığı bir arkadaşı:
    -Ula senun paşka işin yok midur pikmaymusun herkün bu kediyi gezdirmekten? diye sorunca Temel:
    -KPende piktum ama ne yapayum ha pu kedi pakiredir istemayrum pi de yavrulasın korkayrum salamayrum! demiş. Bunun üzerine arkadaşı:
    -Ula usağum ha punun kolayi fardur... Penzine pula sal oni yanuna gelmez kedi medi..
    Temelin kafasına yatmış bu yöntem bir deneme yapmış bakmış gerçekten yanına kedi falan yanaşmıyor hergün sabahtan salarmış kediyi benzine bulayıp... aksam hava kararınca kedi de eve dönermiş rahat etmiş Temel, taaa ki bir akş am kedi hava kararıpta hala eve dönmeyinceye kadar...
    Bir telaş bir telaş oraya bak buraya sor yok yok gitti bizim kedi diye düşünürken rastladığı mahallenin çocuğu
    -ha pen kördum senun kediyi şu ileriki ranpada penzini bitmiş öbür kediler dayanaydu...

    Fındıklar
    Temel ile fadime birbirlerini çok istiyorlarmış. Fakat utangaçlıklarından birbirlerine açılmak ne kelime konuşmaları bile çık zormuş. Tesadüfen yalnız kaldıkları bir günde artık canına tak demiş olan temel fadimeye; habu findukluklardan yukarı bir çikalummi der. Fadime de he temel çikalum der. Biraz yürürler. Temel konuşacak kelime bulamaz, fadime durumu anlar bari bir soru sorayımda temel açilsun diye düşünür.
    -"Uy temel habu findukluklar kimundur" der.
    Temel hemen atılır
    -Emicemundur bi tane koparanun a...na koyarum ",
    Fadime hemen bir fındık koparır. Temel fırsatı kaçırmaz hemen sarılır fadimeye fındıklıkların altında işlerini bitiriler.
    Sonra kalkıp tekrar yürümeye başlarlar ikiside mutludur. Biraz sonra fadimenin canı çeker temele tekrar sorar,
    -"Temel, habu findukluklar kimundur.
    Temel" dayimundur, bitane koparanun a.. na koyarum der.
    Fadime hemen birtane koparır. Temel tekrar sarılır fadimeye uzun uzadıya fındıkların arasında işlerini görürler.
    Tekrar kalkarlar yürüler. Biraz sonra fadimenin canı tekrar ister temelde aynı işi yapar. Bu böyle birkaç defa daha devam eder fakat Temelin pili bitmiştir, ama fadime doymak bilmez tekrar sorar
    "Uy temel ha bu findukluklar kimundur da",
    temel "ha bilmeyirum galiba fiskobirluğunduler"

    El işareti
    Bir gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak çok kalabalık demiş.
    Temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş. Şoför kızmış ve aşağı inmiş
    -Sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş.
    Temel "asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın" demiş
    Şoför "ben sana kalabalık" dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine temel
    - "e bende beni araya sıkıştırırsın diyordum"

    Geber ula
    Temel ile Dursun hararetli bir şekilde iddialaşırlar.
    Temel: - "Ula Dursun ha pen pu pinanun çatusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa." Dursun: - "Nah dalarsun ula imkanu yoktur"
    Vardır yoktur bir milyarına iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldırıma koyar.
    -"Iyi izle ula" der "Nasul dalacam hamsi cibi"
    Dursun ise hala Temel'i umursamamakta, dalgasını geçmektedir. Temel catıya çıkar Dursun'a seslenir:
    -"Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!" ve kendini boşluğa bırakır. Tam yere üç beş metre kala Dursun yerdeki bardağa bir tekme sallar:
    "Geber ula ..pne Temel"

    Boş bardak
    Fadime ile Temel evlenirler. İlk gece fadimenin dikkatini birşey çeker: Kocası yatmadan içi su dolu bardağı yatağının ucuna koymuştur. Biraz sonra Temel ile Fadime sevişirler, temel bardağı kafaya diker uyur.
    Birkaç gün sonra temel odaya bir dolu birde boş bardak getirir. Fadime durumu anlamış ve hazırlanmıştır ancak boş bardağı da merak etmiştir. Temele döner;
    -Uşağım doli bardaği anladik da, boş ne oliyi.
    Temel; -Haçen bugün canım sevişmek istiyo ama su içmek istemiyoo.

    Tartı sefası
    Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Beğenmemiş, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış,
    -Devam edin bundan sonrası müesseseden

    Tarikat
    Temel tarikata girmek icin başvurmuş. Şeyhin karşısına çıkarmışlar. Temel:
    - Şeyhim tarikata girmek istiyorum demiş. Seyh de:
    - Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın. demiş. Neyse aradan üç hafta gecmiş ve temel şeyhin önüne tekrar gelmiş. Şeyh sormuş:
    - Temel tamam mı ? Sabredebildin mi ? Temel:
    - Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. Ikinci hafta sabrım cok zorlandı. Ama dayandım. Ücüncü hafta bir gün Migros'a gitmiştik. Benim karı üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim karı da paketleri almak için eğilince dayanamadım daldım demiş. Şeyh de:
    - Aaaa olmadı. Şimdi biz seni tarikata alamayız. deyince, Temel:
    - Boşver tarikatı bizi artık Migros'a bile almıyolar.

    Üç dil
    Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar.
    Turist ingilizce,almanca,fransızca sorar fakat bizim lazlar anlamaz...
    -Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti, der Temel,
    Dursun: -Ula neye yarayacakki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyo

    Tedavi Niyetine
    Temel hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor Temel'i muayne ettikten sonra yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek doktorun yanından çıkmış.
    Nerden bulacağını kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı Dursun'un karısı Fadime gelmiş. "O yeni doğum yapmıştı, rica ederim" demiş ve kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel "Dursun evde mi?" diye sormuş Fadimeye. Evde yok yanıtını alınca Temel utana sıkıla derdini açmış. Fadime de "N'olacak ula altı üstü bir kaç damla süt, hem sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış Temel'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış. Temel emdikçe Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma gelmiş. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel Ayıp olmaz mı?" diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde "Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş.
    Temel -"İyi öyleyse, bir iki tane de bisküvit ver bari, içim ezildi".

    Dediği dedik
    Temel ile Cemal tuttukları balığın dişi mi erkek mi olduğu konusunda iddialaşmış. Temel çözüm önermiş.
    - Yüzbaşıya soralım.
    - O ne pilir ki?
    - Ama dediğu dediktur.

    Temelin Sırrı
    Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sora onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, define haritası falan zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı çıkarmışlar.
    Şöyle yazıyormuş: 'Sancak sağ, iskele sol.'

    İstikamet
    Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin,
    - Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi, demiş.

    Teknoloji
    Temel Eskişehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmiş. Karşısındakine nereye gittiğini sormuş, İstanbul'a gittiğini öğrenince,
    - Teçnoloji ne çadar celişti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen çarşumda oturaysun İstanbul'a cideysun.

    N'oldi?
    Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış:
    'Öleceğim dedum dedum Inanmadunuz.
    N'oldi?'

    Siyah ve Beyaz
    Temel ile İdris bir gün 2 tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış iki atı da aynı ahıra koymuşlar. Temel demiş ki: - yaw İdrus, biz ha punlari kariştiriruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa - Ha çan temamdur, diyor İdris. Aradan bir iki gün geçiyor. Bir de bakıyorlar iki atında yeleleri kesik. Temel hemen olaya el koyup, - Ulu uşağum baksana daa. İkusinin de yeleleri kesuktur. Pen penumkinin kuyruğunu kesayum, haçan sen kesmeyesun. Temel kendi atının kuyruğunu kesiyor. Bir iki gün sonra yine bakıyorlar iki atında kuyrukları kesik. Temel de İdris de hayvanların bir taraflarını kesmekten bıkıyorlar sonunda Temel bir çözüm söylüyor: - Uşağum İdrus cel piz şöle yapalum. Siyah olanı sen al beyazı ben.

    "U" harfinin sakıncası
    Karadenizli vapur acentasına gitti: 'Biz vapuru kaçirduk, başka vapur bulur mısunuz?' dedi. 'Kaç kişisiniz?', 'Yediyuz.'. Acenta yetkilisi bu kadar müşteriyi kaçırmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi. Görevli sordu: 'Hani yedi yüz kişiydiniz?'. 'Doğridur, işte pir, içi, uç, dort,peş, altı, yedi. Toplam yedıyuz daa..' dedi Karadenizli. Kafası attı acenta yetkilisinin. Karadenizliyi bir güzel dövdü ve: 'Eğer, bir daha (i) yerine (u) dersen, canına okurum...' dedi. Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. 'Bana bir mım verin...' dedi. Bakkal anlayamadı, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi. Karadenizlinin işaretine bakınca: 'Yooo, o mım değil mumdur.' dedi. 'Olsun, mım demek, dayak yemekten iyidir.' dedi Karadenizli.

    Kulak
    Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikinci katın iskelesinde çalışırken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser. Kulak da aşağıya düşer. Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir: 'Hey beyler aşağılarda bir kulak gördünüz mü?' Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel'e gösterirler: 'Bu mu?' Temel aşağı doğru eğilip gözlerini kısar: 'Yok yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı'.


    Manalı Bakış
    Temel otobüse binmiş. Sormuşlar,
    - Ne yaptın, pilet aldin mi?
    - Piletci sankim pilet almamuşum gibi paga manali manali paktu.
    - Peki sen ne yaptın?
    - Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum.


    Parlak Fikir
    Trabzonlu imamlar ile Rizeli imamlar her hafta halı saha maçı yaparlar. Nedense her defasında Rizeli imamlar kazanır. Trabzonlu imam temel arkadaşlarına
    -Uşaklar, haçan bu maçlar boyle citmiyi... Dursun
    -Haçan napalım da der
    -Aklima parlak bir fiçir celdu da...
    -eee
    -Haçan bizim Tirabzonsiporlu hami'ye ciydurelim cüppeyi saruğu bu bizim merkez caminin imamı diye yutturalum da
    Temelin bu parlak fikri herkesce kabul edilir. Hami alınır ve deplasmana gidilir... Dönüşte sorarlar...
    -Haçan ne oldi maç da? Temel:
    -Yenildük... içi-bir (2-1)
    -Haçan cine mi? peçi golleri çim attu?
    - Bizimçini Hami hoca attu, onlarınçini Del piyero hoca ile Roberto karlos hoca


    Vurduk oni
    - Babam öldü, demis Temel.
    Ilyas sormus:
    - Neden öldü?
    - Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
    - Eyvah parçalandi mi?
    - Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi.
    - Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
    - Yok, karsi apartmanın balkonunda çamasirlar asili idi.
    Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü.
    - Orada mi öldü?
    - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden...
    - Peki sonra?
    - Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk oni.


    Verimli
    Bizim Temelin köyüne bir gün ziraat mühendisleri gelmiş bütün köylünün tarlalarında araştırma yapıp tarlaların verimini ölçüyorlarmış.Sıra Temel'in tarlasına gelmiş. Araştırmayı yapan mühendisler Temel'e:
    -Temel senin tarlan çok verimli bu tarlaya 1 verirsin 5 alırsın' demişler. Temel başlamış üzülmeye mühendisler:
    -Temel bunun nesi kötü? deyince: Temel:
    Neresi iyidir? Ben gecen sene buraya kaynanamı gömmüştüm der.ama geri ödeyecek döt yoktur."


    Kredi
    Paraya sıkışan temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebileceğini ama bunun için bir sağlık raporu getirmesi gerektiğini söyler:
    Temel bir anlam veremesede soluğu bir hastanede alır. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre göndereceğini ve Temel'e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karşısına dikilir ama sonuç olumsuzdur. Sağlıklı olduğunu düşünen Temel sinirli bir şekil de raporu görmek istediğini söyler ve okuyunca şok olur.. Teşhis kısa ve nettir;
    "Bahse konu kişide Kredi alacak göz var ama geri ödeyecek döt yoktur."


    Fidye
    Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü.. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı'na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel'in oğlu olduğunu ögrenince, planını yaptı.. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:
    "Temel Bey, Oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kavuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak..Dursun!."
    Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve "Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun" dedi..
    Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı:
    "İste paran. Ama gene de bir Karadenizli'nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum. Temel..."


    Oruç
    Dursun Temel'e sormuş
    - Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?
    Temal - 100 tane demiş.
    Dursun - Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin demiş. Bu espri Temel'in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal'i görmüş ve hemen sormuş
    - Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun ?
    Cemal - 50 demiş.
    -Ha uşağum 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum demiş.


    Süper
    Temel arabayla giderken bakmış benzini bitiyor. Hemen en yakın benzinciye girmiş, pompanın yanında durmuş, arabadan inip benzin deposunu açmış, başlamış işemeye. Temel'in işediğini g ören pompacı
    "-Ya sen ne yapıyorsun, bu yaptığın normal mi?".
    Temel "yooo Süper."


    Piyano
    Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:
    -Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!
    Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
    - Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.


    Akvaryum
    Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:
    - Ula bu nası oliyi?
    Adam: - Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları yönetebilirler demiş.
    Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel kafasını akvaryuma sokmuş ağzını balıklar gibi bir açıp bir kapatıyor.


    Eczane
    Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye:
    - Beyefendi sizde soğan var mı?
    Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e:
    -Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat.
    Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmiş,Temel'e:
    -Siz de soğan varmı? demiş...
    Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis...


    Çay
    Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da eşini hayal eder durur. Ama eve geldiğinde çok yorgundur ve bu yüzden performansı ile ilgili tereddütleri vardır... Ya yorgunluktan birşey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düşünür. Sonunda ne yapacağına karar verir ve fadimeye seslenir...
    - Fadime suyu ocağa koy! Olmazsa çay demleruz!


    Tahlil
    Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin agladığını görür.
    Yaklaşır ve sorar: "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?".
    Adam: "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler." der.
    Bu sefer Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam Temel'e sorar:
    "Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın?".
    Temel: " Ben..." der, "İdrar tahlili yaptırmaya geldim..."


    Avcı Temel
    Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel yatın yere tavşan deliği! Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen Vururlar.
    Tekrara yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyük bir delik çıkar karşılarına. Temel: "Yatın yere, tilki deliği!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar onu da vururlar. Tekrar düşerler.
    Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel:" Yatın yere ayı ini", Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakaralar. Temel:"Uşaklar ne çıkacağunu bilmeyrum. Ama yatın ne çıkarsa bahtumuza!" Ertesi gün gazetelerde:
    Dört avcı tren altında can verdi...


    Refleks
    Temel İstanbul'a gelmiş ve İstanbullu bir kızla flört etmeye başlamış. Beraber yolda yürürlerken kız dalgınlıkla bir muz kabuğuna basmış. Sendelemiş, fakat tam düşeceği sırada tekrar dengesini sağlayıp son anda yere düşmekten kurtulmuş. Ve Temele demiş ki:
    - Nasıl refleksim iyi mi?
    Sendelediği sırada kızın iç çamaşırı olmadığını da gören Temel cevap vermiş :
    - Uyy siz ona refleks mi diyisınız ?


    Alkol Kontrolü
    Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyetkemeri takılmış görünce,
    - Ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. Temel sevinçle
    - "Ne yapacağım hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. Komiser şaşkın şaşkın
    - "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey temel içince ne dediğini bilmez” der. Komiser daha da şaşkınlıkla
    - "Ne bir de içkili misiniz diye haykırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve
    - "Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdruste koşa koşa gelerek
    - "Ne oldi geçtuk mi sınırı"der.


    Pijama
    Temel Dursun'a misafirliğe gitmiş. Fakat bi zaman sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış. Dursun
    - "Temel bu akşam gitme, çok yağmur yağıyor. Burda kal yarın gidersin.Yoksa çok ıslanırsın" demiş. Temel kabul etmiş. Bir ara Temel ortalıktan kaybolmuş. Sonra kapı çalmış. Kapıyı açan Dursun Temel'i sırılsıklam karşısında görünce şaşkın bi halde sormuş:
    - Ula Temel bu ne hal? Temel de
    - "Haçan pijamalarımı almağa cittum" demiş.


    Papağan
    Fadimeyle Temel buluşmaya gitmişler. Fadimenin elinde birde papağanı varmış. Temel sormuş:
    - Hangi dili konuşaği bu kuş?
    Fadime:- ze ingliş. lafğanse. a capan
    Temel:- Lazca bilmiyor mu?
    Fadime: -Bilmiyor
    Temel: -Ha ha haa ula boşuna büyütmüşsün o kadar burunu


    Sıra
    Temel otobüse binmek için bilet alacakmış bilet bayisinin önüne gitmiş ve ufak 'n'şeklinde bulunan pencereden içeriye doğru eğilerek,
    - Beyfendi bir otobüs bileti verirmisiniz demiş.
    Gişedeki adam lütfen sıraya geçermisiniz diye seslenmiş temele. Temel şaşırmış çünkü sırada kimse yokmuş. Temel tekrar gişedeki adama; - Arkadaş bir bilet istiyorum demiş adam biraz daha sestonunu arttırarak sıraya geçin demiş. Temel şaşkın bir halde.
    - Tekrar yav kardeşim bir bilet verirmisin demiş adam bu sefer yüksek sesle sıraya geç be kardeşim demiş. O arada temelin beklediği otobüs gelmiş ama temel hala bileti alamamış.Temel yine; - Etme kardeşim ver bileti daa otobüs geldi demiş. Adam yav sıraya geç dedik ya deyince artık temel zivanadan çıkmış ve 'n' şeklindeki pencereden adama sağlam bir yumruk oturtturmuş. Adam;
    - Ne kim vurdu lan bana kim o lan diye başını'n'şeklindeki camdan dışarıya çıkarıp karşısında temel'i görünce
    Temel; - Ben ne bileyum uşağum baksana sırada bu kadar adam var kim bilur kim vurdu saaa.


    T.H.P
    Temel sabah uçağı ile parise gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile istanbula dönmek istemekte...aksilik uçagi kaçırır. Saat 23.30 de lüks bir otelin yolunu tutar. odasına çıkıp uyur. sabah saat 7'de resepsiyona gidip hesabını sorar.
    Eline bir fatura uzatırlar temel şaşırır.Ulan bir başımızı koyduk ve kalktik 400 dolar... Olurmu. der. - Ama efendim hizmetlerimiz var.
    Temel faturaya bakar T.K.P 100$
    - T.K.P ne?
    - Tenis kortlarını kullanma parası.
    Ben kullanmadım ki der temel.
    - Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var. Der
    Resepsiyon memuru yine bakar H.K.P 150$
    - Bu ne?
    - Havuzu kullanma parası
    - Kullanmadim ki der temel. Resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik.
    Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanın altına aynen sunu yazar.
    T.H.P 500$. Ve resepsiyon memuruna uzatır.
    - Ver bakalım 100$ sizinde bana 500$ borcunuz vardır, der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır.
    - T.H.P ne oluyor?
    Temeli Halletme Parası.
    Aman efendim olurmu öyle şey estağfurullah. der resepsiyon memuru.
    Kardesim Temel burdaydı Halletseydiniz bütün gece...


    Matematik
    Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar:
    Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek."
    Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum:
    Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.
    Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur...


    Laz olduğun için
    Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9'a kadar sayabildi ben tam 14'e kadar saydım , laz olduğum için mi ?
    Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir,
    2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine
    Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d'ye kadar öğrendi ben h'ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der
    Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine
    Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der
    Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşında olduğun için.


    Yardım
    Temel ıssız dağlarda gezerken ayağı kayar ve bir uçurumdan asağı düşerken, yamaçtan dışarı doğru büyümüş bir ağaca zorlukla tutunur.tek eli ile asılı vaziyette başlar bağırmaya "KİMSE YOK MİDUUUUR
    KİMSE YOK MİDUUUUR!"
    yakınlarda sesini duyacak kimse yoktur. Temel saatlerce aynı pozisyonda bağırmaya devam eder.
    "KIMSE YOK MIDUUUUR ! KIMSE YOK MIDUUUUR!"
    Aslen keyfine düşkın olan bu kulunun zor durumunu ve feryatlarını duyan Tanrı dayanamaz ve gik gürlemesini andıran bir ses duyulur
    "EEEY KULUM TEMEL SEN DE BİLİYORSUN BUGÜNE KADAR BENİM EMİRLERİME PEK RİAYET ETMEDİN, RAKI İÇTIİN, KUMAR OYNADIN, BAŞKASININ MALINA GÖZ DİKTİN, ÇAPKINLIK YAPTIN. ANCAAAAK ŞU HALİNE DAYANAMADIM VE SANA BIR SANS DAHA VERMEK İSTERİM. EĞER İYİ BİR KUL OLMAYA SÖZ VERİRSEN SENİ KURTARACAĞIM!"
    Ses kesilir. Bir sure daha sessiz kalan Temel başlar tekrar bağırmaya:
    "BAŞKA KİMSE YOK MİDUUUUUR!
    BAŞKA KİMSE YOK MİDUUR!"


    Ceset
    Temel le dursun gece bekçileriymis.Tam konservatoryumun onunden gecerlerken orada bir adamin olu yerde yattigini gormusler. Temel telsizi acmis tam polise bildirecekken dursuna demis: Ula konservatoryum nasil hecelenir? o da demis bilmiyorum..
    Temel de o zaman bu oluyu eczanenein onune cekelim...


    Pilot Temel

    bir gün temel uçak pılotu olmuş.giderlerken uçağın sağ kanadı yanmış.sonra temel demiş;kaptanınız temel konişiyi sakın telaş etmeyun demiş.sonra aradan beş dakka geçmeden uçağın sol kanadı yanmış.sonra temel;kaptanınız temel konişiyi sakin telaş etmeyun demiş.sonra uçak düşmeye başlamış.temel;kaptnınız temel konişiyi şimdi atlaya bilirsiniz, demiş.


    Penguen
    Temel ile dursun Bir gün Sokakta bir penguen bulmuslar ve onu karakola göturmusler komser onlara bu hayvanı cabuk hayvanat bahcesine göturun demiş. aksama doğru komser pencereden dısarı bakarken temel İle dursun pengueni ortalarına almıs gezdiriyorlar.Komser pencereyi acıp demişki
    Komser-'Ula usaklar ben size o hayvanı hayvanat bahjcesine götürün demedim mi
    Teme ile Dursun kızgın bi sekil de
    Temel ile Dursun-'tamam da göturdük simdide sinemaya götüreyruz demişler


    "Z" harfi
    Temel mahkemede hakimin huzuruna geçmiş hakim sormuş oğlum ismin ne temel fakat *z* si yok demiş. hakimde eeeee oğlum *temel*isminde zaten *z* harfi yoktur. demiş. temelde hemen karşılığını verir.. ,,ee biz ne dedik ,


    Garaj
    hava çok karlı radyo'dan her gün yayın yapılıyormuş
    - Bu gün yollar karlı yolların buz tutma ihtimali var o yüzden sağ taraftan gidin yada sol taraftan gidin. Temel bu yayınlara göre sağ ya da soldan hareket ediyormuş.Yine yağışlı bir gün radyo yine yayın yapıyormuş radyodaki kadın
    - Bu gün yollar yine buzlu tam şu taraftan gidin derken yayın kesilmiş. Temel'de yanında oturan Fadime'ye dönmüş
    -Haçen kadın açikleme yapemadu yayin kesuldu şimdi arabayu ne tarafe çekelum Fadime hemen cevap vermiş;
    - Uşağum bu gün bırak araba garajda galsun


    Öksürük
    Temel ile Dursun doktora gitmişler. Dursun öksürüyor, Temel ise kabız imiş. Doktor bunlara birer şurup vermiş fakat şişeler karışmış.Doktor bir hafta sonra kontrole gelmelerini istemiş. Bir hafta sonra Dursun doktora gitmiş. Doktor "nasıl oldun, öksürüğün geçti mi?" diye sormuş. Dursun ise "Toktor pey haçan cesaret edup te öksüremeyrum" demiş


    Bebek
    Temel komutandan izin istemiş ve eklemiş:
    -Çocuğum olacakta!
    Komutan:
    -Ne zaman? demiş. Temel:
    -İzin verirseniz eve gittikten 9 ay sonra demiş.


    Yemek
    temel birgün ispanyaya gitmiş bir arkadaşının tavsiyesi ile bir restuaranta girmiş ve bana engüzel yemeği getirin demiş garsonun getirdiği yemeği temel afiyetle yemiş ve garson bu yemeğin ne olduğunu sormuş garsonda boğanın testisleri demiş ve temel ispanyadan ayrılıp türki yeye dönmüş daha sonra temel işleri nedeniyle tekrar ispanyaya gitmiş ve aynı lokanta ya yemek yemek için girmiş ve aynı yemeği sipariş etmiş garson yemeği getirdikten sonra temel afiyet ile yemiş yedikten sonra garsona sormuş demişki ya garson bey buseferki biraz küçüktü demiş garsonda temele e! her zaman matador kazanacak değilya demiş


    Bulgu
    temel bilim adamı iken temeli dünya bilimadamları toplantısına çağırırlar. avrupalı bilginler başlar;bizim yaptığımız kazılarda 25m. aşşağı indik ve telefon koabloları bulduk. demek ki bizim atalarımız telefon kullanmışlar diye övüne övüne konuşmuşlar.sıra bizim temele gelir;biz yaptığımız kazılarda 50m. aşşağı indik bişey bulamadık, demek ki bizim atalarımız cep telefonu kullanmışlar"demiş.


    Muhallebi
    Temel ile Dursun Amerika'da yaşarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş,Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de şaşırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler.Ertesi gün gazetelerde manşet :
    "Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!.."


    Eyaletlerin Hikayesi
    Temel ile Idris cok eskiden bir yolculugacikmislar.Temel'in arkasinda saz, Idris'in sirtinda azik, Asya'yi gecip, Amerika'ya gelmisler. Burda dolasirken birden etraflarini kizilderililer sarmis.
    Napicaz derken Temel:
    -"Ben sazimi cikartip caligim, bunlar boyle birsey gormemislerdir,"deyip baslamis saz calmaya. Temel'in saz calisini duyan butun kizilderililer son hizla kacmislar.
    Bunun uzerine Idris:
    -"Buraya bir tek saz yetti, buranin adi TekSaz olsun" demis.
    Gene yola koyulmuslar. Bir gun yine kizilderiler etraflarini sarmislar,
    Temel gene ayni taktik saz calmis. Sazi duyan yerliler iyicene sinirlenip uzerlerine yurumeye baslamislar Temel ile Idrisin.
    Bunun uzerine Idris guzel bir yellenmis. Kokuya dayanamayan kizilderilerin hepsi vin.
    Temel:
    -"Buranin adi da Laz VeGaz olsun bari," demis.
    Dolasmaya devam ederlerken gene kizilderililer saldirmislar. Temel baslamissaza, ama sazi duyan kizilderililer cok sinirlenip almislar sazi, Temelin uygun bir yerine monte etmisler ve gitmisler. Bunun uzerine Idris:
    -"Buranin adi da ArkanSaz olsun".

    Kılçık

    Temel bir gün trene binmiş.hamsilerini çıkarır kılçıklarını bir yana etlerini bir yana ayırır.etlerini poşete sarıp camdan atar.kılçıklarını ekmeğin arasına koyup yemeğe başlar.karşısındaki adam şaşırır ve 'niye etlerini attın kılçıklarını yiyorsun'der.
    Temel'de karadenizliler kılçıklarını yedikleri için akıllıdır der.
    adam imrenir bir tane kılçıklı ekmek ister.Temel olur ama tanesine '500bin' isterim der.
    Adam 'tamam' der ve 5 tane yer. Tabii çok hoşuna gider. Sonra'yahu beğendim yedim ama sana 2,5 milyon verdim, hamsinin kilosu zaten o kadar'der.
    Temel'in cevabı 'bak gördün mü? akıllanmaya başladın'olur.








  3. 3
    $@F@K
    Yeni Üye

    Bizi izler misiniz?

    Yetmişlerinde bir çift.. Doktora gelmişler..
    "Doktor" demişler.. "Sevişirken bizi izler misiniz?" Doktor şaşkın bakmış.. Demek bir sorunları var. Tıp adamı olarak yardım etmek zorunda..
    "Peki" demiş.. Çift yatağa uzanmış.. Doktor izlemiş ve teşhisini bildirmiş:
    "İkiniz de gayet sağlıklısınız. Sevişmeniz fevkalade.. Merak edecek birşey yok.. Viziteniz 32 dolar. Bu da faturanız.."
    Ertesi hafta çift gene gelmiş doktora.. "Sevişirken bizi izle" diye..
    Gene izlemiş doktor.. Gene sorun yok. Gene vizite 32 dolar. Her hafta çift randevu alıyor, geliyor, sevişiyor, parayı ödüyor, çıkıp gidiyor.
    Bir türlü birşey bulamayan doktor sonunda dayanamamış.. "Bana biraz yardımcı olun. Sıkıntınız ne, söyleyin.."
    Adam cevap vermiş:
    "Herhangi bir sıkıntımız yok. Birşey bulmanızı da istemiyoruz. Bu kadın evli.. Onun evine gidemiyoruz. Ben de evliyim.. Benim evime de gidemiyoruz. Hilton geceye 78 dolar istiyor.. Sheraton 82 dolar.. Buraya ise sadece 32 dolar ödüyoruz. Onun 28 dolarını da sigortamız fatura karşılığı 'Doktor muayenehanesinde ziyaret' fonundan geri ödüyor!.."

    İzah meselesi

    On yıldır evlilermiş.. Ama gerdek gecelerinden başla****** adam hep karanlıkta sevişmek konusunda ısrar etmiş.. Kadıncağız yıllar yılı kaç kez sabahlara kadar yalvarmış, bir kerecik olsun,ışıklari yakıp sevişmek için ama adam hep inatla "Hayır" demiş.. "Kesinlikle olmaz. İlle de karanlıkta sevişeceğiz.." O gece kadıncağız gene ışıkları yakmak için yalvaracak gibi olmuş, ama hemen vazgecmiş. Kocası on yıl sonra insafa gelecek değil ya.. Vazgeçmis ama sadece yalvarmaktan.. Kafasına koymuş, bu kez çünkü.. Tam sevişmenin en heyecanlı anı, en doruk noktasında elini kaydırıp, yatağın bas ucundaki gece lambasının düğmesine dokunuvermiş.. Bir de görsün.. Kocasının beline, o yapay aletlerden biri bağlı değil mi?..
    "Bunu bana nasıl yaparsın" diye haykırmış.. "Bunca yıldır, bu işi sahte bir aletle yaptığını bana söylemedin bile.. Hemen açıkla bana her şeyi.. Hemen.."
    Adam çok ama çok soğukkanlı yanıt vermiş..
    "Tamam, tamam.. Her şeyi izah edeceğim sana.. Ama önce sen bana şu üç çocuğumuzu izah et, bakalım!.."

    Yeter be

    Adamın biri bir aydır tatilde yalnız başına bıraktığı karısını hafta sonu nedeniyle ziyarete gitmişti. Karısı kendisini garda karşılayıp boynuna atladı.
    - “Ah sevgilim, bilsen seni ne kadar özlemişim...gelmene öyle mutlu oldum ki.”.
    Akşam yemekten sonra karıkoca oteldeki odalarına çekildiler. Kapıyı kapatır kapatmaz öpüşüp koklaşmaya, tatlı sözler mırıldanmaya başladılar.
    Fakat tam bu sırada komsu odadan bir tekme duvara indi. Ardından öfkeli bir ses gürledi:
    - “ Yeter yahu... Her geceki gibi gene başlamayın... bırakın da hiç olmazsa bu gece uyuyalım...

    50 dolar

    Vietnam savaşının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu: - “ sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.” Kısa süre sonra eşinden şöyle bir cevap geldi: - “ sevgilim,sakın onlara 50 dolardan fazla para verme,ben burada ancak o kadar alabiliyorum.”

    Kullanım dışı

    Alışverişten sonra evine dönen kadın, kocasını yatakta genç ve güzel bir kadınla yakalayınca dehşete düşer. Ortalığı dağıtmaya kalkışacağı sırada kocası onu durdurur.
    "..Şoyle açıklayabilirim..." der..
    "Eve dönerken bu zavallı kızı gördüm. Çok yorulmuştu. Onu arabama aldım. Karnı da acıkmıştı, o yüzden onu eve getirdim ve senin buzdolabında unuttuğun rostoyu pişirdim. Kızın ayakkabıları delinmişti. Modası geçti diye artık giymediğin ayakkabılarından bir çift verdim ona. Üşümüştü, o yüzden sana doğum gününde aldığım fakat rengini beğenmediğin için hic giymediğin süveteri ona verdim. Kızın pantolonu parça parça olmuştu, artık senin kalçalarının sığmadığı bir pantolonunu da verdim. Tam çıkmak üzereyken bana
    "Karınızın artık kullanmadığı başka birşey var mı bu evde?" diye sordu.. ve işte buradayız..'

    Amca ve Teyze

    Minik oğlan bahçede oynarken, babasının arabasıyla sokaktan geçip, ormana doğru gittiğini görmüş. Merak bu ya. O da arabayı izleyerek ormana gitmiş.
    Bir de ne görsün. Babası ile teyzesi arabanın yanında durmuş öpüşüyorlar. Çocuk bu ya, gördüğünden etkilenmiş durumda koşarak eve dönmüş, nefes nefese heyecanlı bir şekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babamı ormanda" derken annesi sözünü kesmiş ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinleş. Öyle anlat" demiş.
    Oğlan sakinleştikten sonra devam etmiş, "Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler".
    Anne çocuğa dönmüş, "Dur bakalım, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamını anlatma, sakla. Aksam yemeğinde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanın suratını görmek istiyorum".
    Aksam olmuş, yemeğe oturmuşlar. Anne çocuga dönmüş; "Bu gün neler yaptığını bize anlatsana" demiş. Oğlan baslamış; "Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler. Ardından geçen sene babam seyahatteyken senin Amcamla yaptığın şeyden yaptılar"

    Düşman Karargahı

    Bir kasabanın kilisesinde papaz vaaz vermektedir. Konu kasaba nufusunun azlığına gelir ve papaz halkı çocuk yapmak için "Eşiyle cinsel ilişkide bulunan her kimse bir tabur düşman askeri öldürmüş kadar sevap kazanır" der. Vaazdan sonra evine dönen çiftlerden birinde kadın kocasına yaklaışr ve "Hadi kocacım bir tabur asker öldürelim" der. Kocası kabul eder ve birlikte olurlar. Aradan yarım saat geçer, kadın yeniden gelir, "Hadi kocacım bir tabur düşman askeri daha öldürelim" der. Adam yine kabul eder ve yeniden birleşirler. Aradan bir saat geçer, kadın yeniden gelir "Hadi kocacım bir tabur daha öldürelim" der, adam oflaya puflaya kabul eder ve yeniden birlikte olurlar. Bunun üzerinden bir saat geçer kadın yine ister adam bir nevi çaresiz yine "hadi" der, bu sırada çıkarttıkları seslerden rahatsız olan oğulları gelir odaya:
    "Ya çok gürültü yapıyorsunuz uyuyamıyorum"
    Babası yakınır: "Ne yapayım oğlum, düşman askerleri ananin orasına karargah kurmuş, öldür öldür bitmiyor"

    Dayanıklı Ol

    10 kişiyi öldürmekten ömür boyu hapis mahkumu hapisten kaçar. Kaçarken önüne çıkan bir eve girer ve yataklarında uyumakta olan bir çifti esir alır. Adamı bir sandalyeye, kadını da yatağa bağlar. Bir an etrafına bakınıp kadının ustune atlar ve boynunu öpmeye başlar. Aradan bir dakika bile geçmez, mahkum yeniden ayağa fırlar ve odayı terkeder. Bunun üzerine adam karısıyla konuşmaya başlar:
    "Sevgilim, bu adam yıllardır kadın görmemiş. Boynunu nasıl optüğünü gördüm. Sanırım geri gelince seninle birlikte olmak isteyecektir. Aman ne derse yap, onu sinirlendirme, sadece memnun olmasını sağla ki burdan sağ çıkabilelim. Unutma ki hayatımız buna bağlı. Dayanıklı ol ve unutma, seni seviyorum!"
    Kadın bu sözler üzerine gülümser ve sakince konuşur:
    "Haklısın sevgilim bu adam yıllardır kadın görmemiş ama o sırada benim boynumu öpmüyor, kulağıma senin çok yakışıklı olduğunu, seni çok beğendiğini söylüyordu. Hemen ardından da bana vazelinin banyoda olup olmadığını sordu. Dayanıklı ol ve unutma, ben de seni seviyorum!"

    10 dolar 10 dolardır

    Yaşlı bir çift her yıl yılda bir gelen festivale giderlermiş. Her sene yaşlı adam gezi başına 10 dolara biletle katılınan bir uçak gezintisine katılmak ister, her sene de karısı itiraz eder ve şöyle dermiş:
    - 10 dolar 10 dolardır.
    Üç yıl beş yıl "10 dolar 10 dolardır" derken, en sonunda yaşlı adam demiş ki;"- Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir." Fakat karısı tınmamış ve şöyle demiş;"- 10 dolar 10 dolardır...". Ama bu sırada uçağın pilotu bunları duymuş ve ikisine bir pazarlık önermiş. İkisi de uçağa binecekler, eğer uçuşun başından sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa, 10 dolar ödeyecekler...Yaşlı çift kabul etmiş. Ve uçağa binmişler. Pilot da bahis söz konusu olunca başlamış acayip manevralar yapmaya...Taklalar atmış, uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani duruşlar,dönüşler,dalışlar yapmış. Ama arkadan ses yok ! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş;
    - Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz de çıt çıkarmadınız...Yaşlı adam cevap vermiş:
    - Karım uçaktan düşünce aklımdan söylemek geldi ama, 10 dolar 10 dolardır...

    Değmez

    Viagra kullanımının yasak olduğu Mısır'da bir mısırlı pazarda gezerken yanına bir yabancı kaçakçı yaklaşmış. "Beyefendi" demiş, "Viagra almak istemez misiniz. Sadece 100 Mısır lirası"
    - Değmez...
    - 50 Mısır lirasına ne dersiniz?
    - Değmez...
    - Peki ya 20?
    - Hayır değmez...
    - Peki ya 10 Mısır Lirası?
    - Değmez...
    - Bakın, bu hapların her bir tanesi 10 Mısır Lirasına maloluyor. Nasıl olur da "Değmez" dersiniz !
    - Yo yo, Haplara değer. Ama karım buna değmez..

    Balon

    Küçük çocuk, annesinin kendisini yıkadığı bir anda annesinin göğüslerini göstererek sorar,
    "-Anne bunlar ne?" Ne diyeceğini bilemeyen annesi, unutacağını düşünerek
    "-Yarın kahvaltıda babana sorarsın! Diyerek geçiştirir. Ertesi gün kahvaltıda çocuk soruyu bu kez de babasına sorar. Baba
    "-Oğlum onlar birer balon, annen öldüğü zaman onları şişireceğiz ve annen de cennete uçacak!" diye cevap verir. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra, birgün eve erken gelen baba, küçük çocuğu gözyaşları içinde bulur:
    -Baba koş, annem ölüyor.
    -Nereden anladın yavrum?
    -İçerideki amca annemin balonlarını şişiriyor ve annem de "Tanrım, geliyorum" diye bağırıyor.

    Şifre kısa

    Bir bayan eleman yeni bir erkek müşterinin bilgisayarlarının ayarlarını yapmasına yardım ediyormuş. Sırası gelince, adama internet şifresi olarak hangi kelimeyi kullanmak istediğini sormuş. Kadını utandırmak isteyen adam "Penis !" demiş. Kadın kılını bile kıpırdatmadan dönmüş, şifreyi girmiş ve bilgisayar cevap vermiş:
    - Şifre reddedildi - Çok Kısa..

    Ruj İzi

    Bir kız yurdunda şöyle bir sorun yaşanmaktadır: Kızlar, sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynayı öperek dudak izi bırakmaktadırlar, bunların temizlenmesi sorun olmaktadır. Yurdun müdürü birgün yurtta kalan kızları ve tuvaletleri temizleyen hademeyi tuvalete toplar. Kızlara yönelik şöyle bir konuşma yapar:
    "Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek dudak izi bırakıyorlar. Hadememiz bunları temizlerken çok zorlanıyor. Şimdi ne kadar zorlandığını hep beraber izleyelim." Der. Bir işareti ile hademe fırçasını klozetlerden birine daldırıp aynayı temizlemeye başlar. O günden sonra aynalarda bir daha dudak izine rastlanmaz.

    Kimmiş

    'Çok acayip bir şey oldu,' diye adam arkadaşına anlatır:
    'Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açanı hizmetçi kız zannedip öptüm.. Meğer karım değil miymiş?'
    'Eee, ne olmuş yani?' der beriki.
    'Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?'

    Topu Elinden Kaçırmış

    Hasta doktoruna dert yandı: 'Sormayın doktor bey... Gece gündüz, kendimi hep kaleci olarak düşünüyorum, ha bire topu tutmak için sağa sola atlıyorum. Geceleri uykum kalmadı, gündüzleri iş yapamaz hale geldim.' 'Canım kaleci olduğunuzu düşünmeyi bıraksan da biraz da güzel kızları düşünsen olmuyor mu yani?' 'Ah doktor bey... bir kaç defa kızları düşünmeye çalıştım her seferinde topu elimden kaçırdım, gol yedim...'

    Yanlış Ev

    Hizmetçi: Aloo?
    Adam: Kızım benim, hanımı çağırıver sen bana
    H: Bir dakika efendim
    H: Alo
    A: Ne oldu kızım, hanım nerede?
    H: Ay beyfendi nasıl söylesem, hanımefendi yatak odasında biriyle beraber.
    A: Ne, bir adamla mı?
    H: Maalesef, beyfendi.
    A: Ne?!, hem de benim evimde ha! Bana bak kızım, git benim çalışma odama, aç masamın çekmecesini ordaki tabancayı al, ikisini öldür, emrediyorum sana!
    H: Beyfendi, ben nasıl yaparım öyle şeyi?
    A: Yaparsın, bak telefonda bekliyorum, yürü haydi
    İki el silah sesi duyulur..
    H: Alo, beyfendi
    A: Ne yaptın kızım?
    H: Söylediğiniz gibi silahı aldım, ikisini de öldürdüm efendim. Sonra da silahı havuza attım.
    A: Ne havuzu?
    H: Bahçedeki yüzme havuzuna beyfendi, nereye olacak?
    A: Ulan bizim villada yüzme havuzu yok ki, orası neresi Alooo?

    Kadınları anlamak

    Adam yolda yürürken yerdeki çaydanlığa tekme atmış. İçinden çıkan cin biraz kızgın bir eda ile
    : - Senle uğraşacak çok vaktim yok basit bir şey iste hemen yapayım işim var...
    Adam düşünmüş :
    - Ömrüm boyunca Hawai'yi görmek isterdim ama uçağa binmeye korktuğum için hiç gidip göremedim, bana öyle bir yol yap ki oradan Hawai'ye gideyim...
    Cin : Ooo zor iş daha basit birşey iste deyince...Adam düşünmüş Kadınlarla olan ilişkilerinde hiç başarılı olamadığını hatırlamış ve Cin'e :
    - Bana öyle bir kabiliyet verki herhangi bir kadınla karşılaştığımda ne istediğini ilk bakışta anlayayım demiş...
    Cin :
    - Hawai'ye yapılacak yol üç şeritmi olsun, dört şeritmi...

    Karlı oyun

    New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın aptal görünüşlü bir hanım yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşca vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor: -Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz,sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.Ve ilk soruyu soruyor:
    -Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?
    Kadın tek söz soylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru sorma sırasi sarışına gelmiş:
    -Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen sey nedir? Adam dakikalarca düşünmüş... Yanıtı bulamamış... Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış. Kadin parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
    -Cevap ne?
    -Kadın tek kelime etmeden çantasını acmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış....

    Tren bileti

    Üç bayan ve üç erkeğin iş icabı trenle bir seyahate çıkmaları gerekir. Tren garına giderler. Üç bayan 3 bilet aldığı halde erkekler tek bilet alır. Bayanlar bunun sebebini sorduklarında erkekler 'bekleyin ve görün' derler. Trene binerler ve tren hareket ettikten bir süre sonra üç erkek kalkıp hep beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra kondüktör gelir ve üç bayandan üç bileti alır. Tuvaletin önünden geçerken kapıyı tıklatıp,'bilet lütfen,' der. Kapı açılır ve bir el bileti uzatır. Bayanlar bunu görürler. Taktiği kapmışlardır. Dönüş yolculuğu için yine gara giderler. Bayanlar bu sefer tek bilet almışlardır. Erkekler ise hiç bilet almaz. Bayanlar yine şaşırıp sebebini sorduklarında Erkekler yine bekleyip görmelerini söylerler. Bir sure sonra yolculuk başlar. Önce bayanlar kalkıp tuvalete girer. Ardından da erkekler karşısındaki tuvalete. Kondüktörün gelmesine yakın bir erkek çıkıp karşı kapıyı tıklar ve 'bilet lütfen,' der. Açılan kapıdan bir el bileti uzatir. Bileti alan erkek diğer tuvalete geri girer!..

    Kulaklarına inanamazsın

    Cindy Crawford ve Asim bir gemi kazasi neticesinde issiz adaya duşerler. Ne yapsinlar can sıkıntısından sabah akşam birlikte olurlar. Ancak bir sure sonra Asim durumdan zevk almamaya başlar. Cindy çildirir. Asim'a ne oldugunu sorar, ne isterse yapabilecegini soyler. Her turlu fantaziyle ve herşeyiyle emrine âmade oldugunu, nerede hata yaptiysa duzeltmeye çalişacagini anlatir. Asim inatla Cindy'ye 'istedigim şeyi yapabilmen mumkun degil' der. Cindy çaresizlik içinde israr eder ve herşeyi goze aldigini soyler. Asim en sonunda 'Bir denemeye' karar verir. Önce Cindy'nin saçlarini kisacik keser. Sonra üstünü ortecek biçimde ceketini giydirir. Kestigi saçlardan biyik yapar. Cindy, ne oldugunu anlamaya çalişirken Asim onu mumkun oldugu kadar erkege benzettikten sonra akşam olunca sahile gelmesini soyler. Akşam olur ve Cindy erkek kiliginda sahile gelir bakar ki Asim mukellef bir raki sofrasi hazirlamiş ve masayi mezelerle doldurmuştur. Asim ve Cindy masaya otu-rurlar ve Asim elini kanka modunda Cind'nin omzuna koyar ve şoyle der: 'Ulan Kazim bir aydir ki-minle sevişiyorum soylesem inanmazsin'

    Harçlık

    İki arkadaş karılarına ne kadar harçlık bıraktıklarını konuşuyorlarmış. birincisi halinden pek şikayetçi olmamış; 'ne biliyim işte bizimki az bir parayla idare ediyi' demiş. İkincisi 'yok anam ben hergün para bırakayrum, kari yine istiyor, bıktım valla' demiş. 'Allah allah, ne yapar ki bu kadar parayı' demiş birinci. İkinci adam sıkıntılı, 'valla içki desen yok. Kumar desen yok.Kari desen kendisi kari...'

    Dayak

    Köşede müşteri bekleyen sokak kadınına yaklaşan adam :
    -Kaça, diye sordu... Saatiniz kaça?
    -10 Milyon lira...
    -Ben onmilyon değil, tam yüzmilyon lira veririm...
    -Gerçekten mi?
    -Gerçekten ya... Valla veririm hemde yüzmilyon lira... Ama döverim ben ...
    -Amaaaaan. Yüzmilyonu verde döv... Otele doğru yürüdükleri sırada adam yineledi :
    - Bak söyleyeyim fena döverim ben ...
    -Döv canım, yüzmilyonu ver de... Soyundukları sırada adam :
    -Son defa söylüyorum fena döverim.
    -Amaaaaan be!... Dövermiş.... Ne kadar döversin yani?
    -Vallaaa parayı geri alıncaya kadar döverim...

    Feda

    Becky ve Sam 50'nci evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı. Sam birden soruverdi: "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?.." "O da nereden çıktı?" diye sinirlendi Becky.. "Cevabı da öğrenmek istemezsin herhalde ?.." "İsterim" dedi Sam.. "Lütfen anlat, ne olur?.." "Madem öyle" dedi Becky, "Üç kez aldattım seni.." "Üç kez öyle mi?.. Kimlerdi onlar?.." "İlki" diye anlatmaya başladı Becky, "Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi diş kliniğini kurmak istiyordun ama hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka yöneticisi eve geldi, hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern araçları getirebildin." "Ooo Becky.. Benim için kendini feda ettin ha.. Benim sevgili karım!.. Peki ikincisi.." "Hani 50 yaşında felaket bir kalp krizi geçirmiştin.. Çok kritik bir bye-pass ameliyatı geçirmen gerekiyordu da, hiçbir doktor sana el süremiyordu.. Her an ölebilirdin. O sırada Dr. Bakey onca yoldan kalktı geldi. Ameliyatını yaptı, seni hayata döndürdü.." "Ah benim sevgili karım.. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin öyle mi?.. Hiç kimsenin böyle harika bir eşi olamaz. Böyle bir şey yapman beni ne kadar sevdiğini gösterir. Üçüncü peki?.." "Hatırlıyor musun, yıllar önce Diş Hekimleri Odası Başkanı olmayı fena halde istiyordun ve 47 oyun eksikti?.."

    Heykel

    Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve girdiğini duyar.
    - Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran. Adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe pudrası serper.
    - Sakın kımıldama ve heykelmissin gibi davran!
    - Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası kapıdan girer girmez.
    - O mu? Sadece bir heykel. Smithler yatak odaları için bir tane almışlardı. O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım. Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz hatta yatağa girene kadar. Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfağa gider, bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile geri döner.
    - Al bakalım, der, bir şeyler ye. Ben 3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemişti.

    İlk Yıllar

    İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu. Biri
    -"Ben" dedi, "Evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar, nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım."
    Diğeri içini çekerek sordu "Ya şimdi?"
    -Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!..

    Reel ve Potansiyel

    Çocuğun birisi, bir gün matematik dersi sonrasında kafasında bir takım soru işaretleri ile babasına gelir. Babası, "Oğlum bugün okul nasıl geçti" diye sorunca, çocuk babasına anlatır. "Babacığım her sey iyiydi. Ama matematik dersinde anlatılan "reel" ve "potansiyel" kavramlarını anlayamadım". Bu durum üzerine babası çocuğuna bu kavramları ilginç bir yöntemle anlatmaya karar verir. Çocuğuna, annesine gitmesini ve ona 1 milyon dolar karşılığında Robert De Niro`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk gider ve sorar. Annesi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını, bedava olarakta seve seve Robert De Niro`yla yatabileceğini söyler. Çocuk bu cevabı babasına iletir. Bunun üzerine babası çocuğun ablasına giderek ona 1 milyon dolar karşılığında Leonardo Di Caprio`yla yatıp yatmayacağını sormasını ister. Çocuk ablasına gider ve sorar. Ablasıda annesi gibi, 1 milyon dolar`a gerek olmadığını bedava bile seve seve onunla yatabileceğini belirtir. Çocuk bu cevabıda babasına iletir. Babası ise söyle der. "İşte oğlum sorularının cevabı. Şu anda elimizde reel olarak 2 milyon dolar para, ve 2 tane potansiyel orospu var."

    Tercih

    İki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar, "Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun ?" Diğeri cevap verir, "Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana "Hangisini istiyorsan al" dedi." Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını salla****** "İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi".

    Alışkanlık

    Genç karı koca yataklarında uyurken kadın rüyasının etkisi altında "eyvah kocam" diye bağırmış kocası uyku sersemi fırlayıp gardolaba saklanmış.

    Öpücük

    Diskoda bir güzel eğlendikten sonra delikanlı sevgilisini evine götürmüş. Kapıda tam ayrılacakları vakit oğlan bir elini duvara dayayarak kızcağızı kapı ile kendi arasına sıkıştırmış...
    - Bir kere öpücem!...
    - Olmaz, komşular görür... Derken tartışma uzamış. O sırada kapıaçılmış, küçük kızkardeş gözlerini oğuşturarak kapıda belirmiş. Ablasına dönüp:
    - Babam diyor ki,> demiş, öptürecekse öptürsün yoksa ben aşağı inip o herifi öyle bir öperim ki bir daha unutamaz... Hem söyle şuna abla, elini de diafonun düğmesinden çeksin...

    Lord

    Bir ingiliz lordu karısını yatakta bir genç adamla basmış...onları öyle görünce kadına:
    -"sayın leydim bu yaptığınız genel ahlaka sığmaz ben size güvenmiştim, güvenimin sonsuza kadar süreceğini tahmin ediyordum... bana bunu yapamamlıydınız....",
    diye yarım saat nutuk çeker. Ama sonunda dayanamaz ve yataktaki gence doner:
    - "Ve siz sevgili genç, en azından ben konusurken durmak nezaketini gösterebilirdiniz...

    Tanıdık

    Yasli Alman cift Turkiyeden tatilden donuyorlarmis otelden cikarak bir taksiye binmisler ve tutmuslar havaalani yolunu.Bu sirada taksi soforu sormus:Hangi ulkeye gidiyorsunuz?
    Ihtiyar adam :Almanyaya demis.Ihtiyar kadinin da kulaklari pek duymuyor tabii kocasina: ne diyoor? diye sormus.Adamda nereye gittigimizi soruyorda... demis
    Biraz yol aldiktan sonra taksi soforu tekrar:Almanyanin hangi sehrine demis?
    Ihtiyar adamda Hamburg demis..
    Ihtiyar kadin yine :Ne diyooor? diye sormus Adam:Hangi sehirde kaldigimizi soruyor demis..
    Taksi soforu :Ben demis hayatimin en kotu seksini Hamburgta (sao paulo da) yaptim demis
    Sagir kadin yine sormu: Ne diyooorrr?
    Ihtiyar adam da demis:Seni tanidigini soyluyooorrr.....

    Boşanma

    Bekar biri dert yaniyormus:Evlilik ne kadar kolay sarhos kafayla evlendirme memurunun onude bir evet kelimesi kullaniyorsun ve omur boyu basina kadini musallat ediyorsun...
    Oteki arkadasi buna katilmamis ve demiski:O kadarda degil ,gece yatarken uyuyor gibi yapipta bir kac kadin ismi sayiklarsan bir cabuk bosanirsinki.....

    Mendil

    Kadin elindeki ipek mendili kocasina gostererek: Bu senin sekreterinin degilmi?
    Adam da :nerden buldun onu?
    Kadin:Ben degil postaci yatak odamizda buldu....

    Son söz
    Olum yatagindaki kadin kocasina sormus:Bana soz ver ben oldukten sonra elbiselerimi evlenecegin kadina giydirmeyeceksin...adam da demis:
    sacmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyilesirsin,ikincisi onun boyu seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...

    Sıkıntı
    Adam karisina demis:Karicigim isler biraz kotu gidiyor,biz cok para harciyoruz.Sen yemek yapmasini ogrensende mutfakta calisan ascinin isine cikis versek...
    Kadin hemen cevaplamis:Eger sen sevismeyi ogrenirsen ilk once makam soforunu kovalim istersen

    Brezilyalı
    adamın biri pazarlama firmasında calışıyormuş işimde cok başarı göstermiş ve patronu yanına cagırmış seni teprik ederim demiş seni ödüllendirecegim seni birezilyadaki firmanın başına müdür yaptım hemen eşyalarını topla ve git adamın sevinecegini sanmış ama adam bu işe tepki göstermiş olmaz öyle şey ben oraya gitmem demiş patron niye diye sormuş adam ordan ya futbolcu cıkar yada hayat kadını cıkar benim ne işim var orda demiş bu seferde patron sinirlenmiş sen nediyorsun be adam hayat kadını cıkar demekle benim karım birezilyalı demiş pazarlamacı adam cekingen bir sesle şey patron karınız hangi takımda oynuyor.

    Görüyorum

    Amerikan Delegesi Hanimefendi kürsüye gelmis..
    "Geçen yilin kararlarini aynen uyguladim.Eve gider gitmez kocama: 'Bundan sonra temiz çamasir istersen kendi çamasirini kendin yika. Iste makine orda..' dedim.
    Ilk gün birsey görmedim.Ikinci gün birsey görmedim.Üçüncü gün bir baktim, makinenin basinda sadece kendi camasirlarini degil, benimkileri de yikiyor."
    Alman Delegesi söz almis, arkasindan..
    "Ben de kararimiz geregince kocama: 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulasigini kendin yika' dedim..
    Birinci gün birsey görmedim. Ikinci gün birsey görmedim. Üçüncü gün baktim, makinenin basinda sadece kendininkileri degil, benim bulasiklarimi da yikiyor."
    Üçüncü konusmaci bizden feminist kardesimiz.. "Türkiye'ye döner dönmez kararimiz geregince kocamla konustum. Ona dedim ki: 'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pisirmen gerekecek.Iste mutfak orada..'dedim.
    Birinci gün birsey görmedim. Ikinci gün birsey görmedim.Üçüncü gün sol gözüm biraz açilir gibi oldu, hafiften görmeye basladim

    Muayene

    Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve Kocanizin ölmemesini istiyorsanız şu kağıda yazdıklarımı uygulayacaksınız der
    1-Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve ise mutlu gitmesini sağlayın
    2-Ögleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin.
    3-Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı. Eve gelince eline bir kadeh içki verin dinlenmesini sağlayın.
    4-Haftada en az üç kere birlikte olun, eğer isterse daha fazla birlikte olun. Ve tamamıyla tatmin olduğundan emin olun.
    "Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsaniz kocanızın sağlık yonunden hiçbir problemi olmayacak" der doktor. Eve geldiklerinde adam karısına sorar,
    Ne dedi doktor sana?
    Kadın cevaplar: Ölecekmişsin

    Kulaklar

    Adamin biri kazada kulaklarini kaybetmis.. Arastirmalari sonucu iyi bir plastik cerrah bulmus , ve girmis ameliyata..
    Ameliyat sonrasibandajlar açildiktan bir süre sonra "Aman Allahim Doktor! Bana kadin kulaklaritakmissiniz!" diye bagirmaya baslamis..
    "Kulak kulaktir!" demis Doktor.. "Kadini erkegi olmaz!"
    "Yaniliyorsunuz!" demis hasta.. "Herseyi duyuyorum ama hiçbir sey anlamiyorum!"

    Terzi Agop

    Terzi Agop ile Vartanuş evlenmişler... Mutlu birkaç yıldan sonra bir gün terzi Agop pat diye ölüvermiş... Genç dul Vartanuş da Demirci Agop ile evlenmiş... Gerdek gecesi Demirci Agop geçmiş Vartanuş'un karşısına, yavaş yavaş soyunmaya baslamış...
    Önce pazularını göstemiş:
    - Bunlar terzi Agop'ta var idi?
    - Yok idi, demiş Vartanuş...
    Sonra üstünü çıkarmış geniş göğsünü göstermiş:
    - Böyle göğüs terzi Agop'ta var idi?
    - Yok idi, demiş Vartanuş...
    Demirci Agop pantolonunu indirmiş, bacak kaslarını göstermiş:
    - Bunlar terzi Agop'ta var idi?
    - Yok idi, demiş Vartanuş...
    En son demirci Agop külodunu indirmiş:
    Böylesi terzi Agop'ta var idi?
    Vartanuş'un sabrı taşmış:
    - Yok idi, yok idi, ama bu kadar zamanda terzi Agop seni de halleder idi, beni de halleder idi, üstüne iki de pantolon diker idi!

    Zifaf Gecesi

    Uzun ikna turlarından sonra Ermeni mahallesinin 17 yaşındaki güzeller güzeli ve yoksul aile kizi ZIVART, mahallenin zengin ve yaşlı 75 yaşındaki MIGIRDIC bey ile evlendirilir.
    İlk gece mıgırdıc bey ölür. Durumu şüpheli bulan savcılığın açtığı dava sonucunda; mahkemede hakim sorar:
    Kızım anlat bakalım nasıl öldü?
    Zivart, utangaç ve ermeni şivesiyle anlatır:
    Valla hakim bey, malumunuz zifaf gezesi... Migirdic bey üstüme geldi... basladi titremege...
    ben zanetim geloor, meger gidoormus !?

    Micro Soft

    Karısı Bill Gates'ten boşanmak istemiş. Hakim şaşkın, aklı almıyor. "Hanımefendi lütfen sıkıntınız nedir söyleyin , böylesine dünyanın en zengin adamından insan neden boşanmak isteyebilir?" diye sormuş.
    Kadıncağız &#231;ok dertli. " Ah Hakim Bey", demiş "nasıl sıkıntım olmaz, biliyorsunuz işte hem < micro >, hem de < soft >".

    Ya da...

    Kadınla kocasının arasında uzun s&#252;redir bir faaliyet yokmuş. Koca ne yaparsa yapsın karısının ilgisini &#231;ekmeyi başaramıyormuş. En sonunda &#231;areyi karısını bir psikoloğa g&#246;t&#252;rmekte bulmuş. Psikolog gen&#231; ve g&#252;zel kadını problemini c&#246;zmek i&#231;in :
    "Anlatın bakalım bir g&#252;n&#252;n&#252;z nasıl ge&#231;iyor "demiş.
    Kadıncağız baslamış anlatmaya ...
    "Sabahlari işe ge&#231; kalmamak i&#231;in taksiyle gidiyorum. Fakat yanımda para bulunmadığından sof&#246;r " Bayan ya parayı &#246;dersiniz ya da ….." diyor. Mecbur kaldığım i&#231;in ' ya da ' yı se&#231;iyorum. Durum b&#246;yle olunca işe gec kalıyorum tabii Patronu kapıda kaşlarını &#231;atmış beni beklerken buluyorum. Patron," ise b&#246;yle ge&#231; gelmeye devam edersen seni işten atarım ya da ….." diyor. Yine 'ya da' yı tercih etmek zorunda kalıyorum. Akşam eve yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya dayanıp kirayı yine bir hafta geciktirdiğimizi belirterek " ya kirayı hemen &#246;dersiniz ya da …." diyor. Eee, haliyle 'yada' yı tercih ediyorum. Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak halim kalmıyor tahmin edersiniz …"
    Psikolog kadına bakıyor :
    "Hanımefendi t&#252;m bu anlattıklarınızı kocanıza anlatabilirim ya da ….

    Pratik Zeka

    Adamin biri birg&#252;n fel&#231; olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında fel&#231;li arkadaşı adama "terliklerim yukarıda kalmis onları bana getirirmisin l&#252;tfen" diye rica etmiş.
    Adam yukarı &#231;ıkmış, bir de ne g&#246;rs&#252;n! Fel&#231;li arkadaşının afet gibi iki kızı varmış. Hemen pratik zekasını &#231;alıştırarak
    "Babanız beni sizinle yatmam i&#231;in g&#246;nderdi" demiş.
    Kizlar "Nasıl olur! imkanı yok demişler!"
    Adam "inanmıyorsanız soralım" demiş ve aşağıya seslenmiş:
    "iKiSiNiDE Miiii!".
    Fel&#231;li adam bağırmış: "iKiSiNiDE! iKiSiNiDEEEE!"

    Usta Diş&#231;i

    Orta yaşlı yakışıklı, barda yalnız başına oturan fevkalade şarışının yanına oturmuş.. Laf lafı, laf kapıyı a&#231;mış tahmin edersiniz. Soyunmuşlar.. Bembeyaz &#231;arşafların &#252;zerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş:
    - Siz diş&#231;isiniz galiba..
    - Evet demiş adam, biraz şaşkın..
    - Nerden anladınız?..
    - Yatağa girmeden &#246;nce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim de.."
    Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış: - Siz sadece diş&#231;i değil, &#231;ok b&#252;y&#252;k, &#231;ok usta bir diş&#231;i olmalısınız!.. Adam hafiften kasılmış.. Yatağın başucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş:
    - Peki bunu nerden anladınız?..
    - Zor olmadı, hi&#231;bir şey hissetmedim de..

    Akıllı er

    Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni
    kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman
    karardigi zaman, MUCUK bir &#246;p&#252;c&#252;k sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. T&#252;nelden ciktıktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye d&#252;s&#252;nmekte ve kafasini sallamaktadir.
    Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de &#246;pmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir.
    Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi &#246;pt&#252;. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle d&#252;s&#252;nmektedir:
    "Hehe. Aferin lan bana. elimi &#246;p&#252;p nasil yapistirdim tokadi albaya...

    &#220;&#231; dilek

    Bir g&#252;n ayı ile tavşan ormanda geziyorlarmış.Karşılarına bir cin &#231;ıkmış.Ayı ile tavşan korktukları i&#231;in ka&#231;maya başlamışlar.Cin
    "Durun ka&#231;mayın"demiş."Sizin &#252;&#231; dileğinizi yerine getireceğim".
    &#214;nce ayıya birinci dileğini sormuş. Ayı da "Bu ormandaki b&#252;t&#252;n ayıların dişi olmalarını ve bana aşık olmalarını istiyorum"demiş.
    Cin daha sonra tavşanın ilk dileğini sormuş.
    Tavşan da"Motorbisiklet istiyorum"demiş.Ayı tavşana"Sen salak mısın?Daha g&#252;zel birşey isteyebilirsin"demiş.
    Cin ayıya ikinci dileğini sormuş. Ayı:
    "Bu &#252;lkedeki b&#252;t&#252;n ayıların dişi olmalarını ve bana aşık olmalarını istiyorum"demiş.
    Sonra tavşan"Ben kask istiyorum"demiş. Ayı "Daha g&#252;zel birşeyler istesene"demiş ve son dileğini dilemiş.
    "B&#252;t&#252;n d&#252;nyadaki ayıların dişi olmalarını ve bana aşık olmalarını istiyorum"demiş.
    Tavşan motoruna binmiş,kaskını takmış ve son dileği şu olmuş;
    "Ben bu ayının ibne olmasını istiyorum"

    Yer yokluğundan

    Delikanli kiz arkadasi ile aganigi naganigi yapacak yer ararlar ancak
    bulamazlar ve bir kamyonun altina girerler. Bir sure sonra
    delikanlinin omzuna bir el dokunur delikanli bakar ki bir polis. Hemen
    toparlanir ve polis sorar;
    " Ne yapiyorsunuz bakayim siz burada"
    Delikanli sogukkanli olmaya calisarak;
    " Hiic der kamyon tamir ediyordum"
    Polis " Bak oglum der bu cumle ile 3 hata birden yaptin"
    " 1.cisi : Kamyon tamir edilirken yuz ustu degil sirt ustu yatilir"
    " 2.cisi : Alt taraf degil ust taraf cikartilir"
    " 3.cusu : Kamyon gideli yarimsaat oluyor"

    &#199;im bi&#231;me makinası
    Supermarkete bir eleman aranmaktadir. Elemanin super tezgahtarlik bilgisine sahip olmasi on kosullardan biridir. Bunun icin her gelen
    adaya bir de uygulama yaptirilarak performansina bakilmaktadir. Bir gun iceri bir aday daha girer ve ise talip oldugunu soyler.Bunun uzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sinamak icin,
    "Evlat simdi beni iyi izle" der. Ilk gelen musteri
    "Bir paket cim tohumu istiyorum"der.
    Bunun uzerine tezgahtar yesil, sari, uzun, kisa, cabuk buyuyen, kalin,ince bir suru cesit cim tohumunu ballandira ballandir anlatir ve adam sonunda "Bana yesil ve ince olanindan bir paket lutfen"der ve tam parayi odeyip cikacak bizim kurt tezgahtar,
    "Beyefendi bir dakika. Size bir de cim bicme makinesi verelim" diyerek soze girer ve onlarca cesit cim bicme makinesini avantajlarini, odeme kolayliklarini,bir daha boyle bir firsat bulamayacaginı adama gene ballandira ballandira anlatir ve sonunda adam cim bicme makinesini de alarak magazadan ayrilir.
    Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni gorelim"der ve evlat tezgaha gecer. Yeni gelen bay musteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman
    bayagi atesli bir sekilde orkid cesitlerini, renkleri kalinliklarini vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hicte assagi kalmayacak bicimde anlatir. Musteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir duzine kadar alir. Parayi odeyip cikacakken bizim aday,
    "Beyefendi size bir de cim bicme makinesi satalim" der. Adam,
    "Hoppalaaa, niye ki?" diye soruncabizimki,
    "Beyefendi hafta sonu bi iş yapamiyacaksiniz, bari cimleri bicin !"

    Cenaze
    Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi farkeder; onde giden
    kopekli bir adam, arkasynda bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir
    baska tabut ve tek syra olmus yaklasyk 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basındaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar;
    "Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatırlatmak istemem ama olenler neyiniz oluyor?"
    Adam yanitlar
    "Ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
    "Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?"
    "Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde karima yardima gelmis
    onu da oldurmus."
    Adam biraz dusundukten sonra sorar;
    "Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
    "Siraya gec"

    Hocanın aklı

    D&#246;rt universite ogrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini
    kacirirlar, sinav ertesinde hocalarini yakalayip, zarzor bindikleri arabanin lastigi patladigi icin sinavi kacirdiklarina ikna ederler.
    Kadın, yalvarmalarina dayanama****** bu d&#246;rt arkadasa sinavi 3 gun
    sonra yapacagini soyler.
    Sinav gunu geldiginde, matematik hocasi bizim dortluyu sinifin d&#246;rt kosesine oturtur. Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdir, sinavda da 5 soru vardir. Sayfanin onundeki 4 matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir.
    Kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen şoyledir
    " Hangi lastik patladi ?? "

    Ehvaaah!!

    Gunlerden bir gun spermler ayaklanirlar.
    -Bu prezervatif cikali hicbir ise yaramiyoruz, derler.Bir gun aralarindan biri one cikar ve:
    -Arkadaslar biz bu prezervatifi patlatip amacimiza ulasmaliyiz, der.Savas
    naralari atarak saldiriya gecerler fakat hepsi carpip &#246;l&#252;r.Bu olay gelenek
    haline gelir ve nesiller boyu surer ve hic bir basari elde edemezler.Gunlerden bir gun aralarindan biri yine one cikar ve
    -Arkadaslar atalarimizdan kalan bu gelenegi yerine getirmeliyiz ve bu sefer
    cok guclendik artik amacimiza ulasacagiz- der. Savas naralariyla yine
    saldiriya gecerler ve en sonunda prezervatifi patlatirlar.Ondeki liderlerinden bagirarak bir ses gelir:
    -Imdat boka battik geri donun !!!

    Acele etmeyin

    Alican &#231;ok terbiyesiz bir &#231;ocukmus. Bir g&#252;n annesinin misafirleri konken
    oynamaya geleceklermis.Oglunun yanlis hareketlerde bulunacagindan korkan annesi misafirlere Alican terbiyesiz bir laf ederse kalkip gidiyormus
    gibi yapin belki utanir demis.Misafirler tamam deyip oyuna basladiklari
    sirada Alican i&#231;eri firlayarak"Anne anne limana bir gemi yanasti i&#231;inde
    bir s&#252;r&#252; abaza denizci var,etrafta kari ariyorlar demis Bunun &#252;zerine
    kadinlar ayaga kalkip gidermis gibi yapmislar. Bu sirada Alican atılmış "Oturun oturun daha birhafta buradalar "

    Enayi değilim

    Arabasını park edip lokantaya giren adam, &#231;ıktğında arabasını akordeona
    d&#246;nm&#252;ş bir halde bulur.
    Cam sileceğinin altında bir kağıtt vardır.Kağıdı a&#231;tığında, şu satırlarla
    karşılaşır :
    -&#214;n vitesle geri vitesi karıstırıp arabanıza sert bir şekilde &#231;arptım.
    Arabanızda g&#246;rd&#252;ğ&#252;n&#252;z gibi &#231;ok b&#252;y&#252;k hasar var. Olayı g&#246;ren kimseler de
    şu an, ben bu satırları yazarken &#231;evremde toplanmış bulunuyorlar ve bu
    kağıda adımı ve adresimi yazdığmı sanıyorlar.Ne halin varsa g&#246;r, o
    kadar enayi değilim!

    Aklınızda bulunsun


    Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
    ehliyet ruhsat istemis. Adam da "Yanimda yok, arkadasin evinde
    iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
    lazım" demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok...Gitmis komiserine durumu anlatmis...
    Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii...
    Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok...
    Sasirmis tabi..
    "Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
    olmadigini soyledi" demis.
    Bizim uyanik donmus komisere..
    "Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
    gectigimi filan da soyleyebilir"








  4. 4
    $@F@K
    Yeni Üye
    Arkadaşlar Yorumlarınızı Eksik Etmeyiniz....

  5. 5
    yalova95
    Emekli
    sexy fıkralarını okudum .........

  6. 6
    sivaslı_kız_
    Usta Üye
    ...çok harika olmuş...

  7. 7
    mustikgozen
    Üye
    oldukça büüyük bir arşiv...saol paylaşım için

  8. 8
    surgeon35
    Üye
    eline sağlık ama
    Fadime suyu ocağa koy! Olmazsa çay demleruz!
    bunu ok yerde gördüm anlamı ne söyleyebilecek varmı ?

  9. 9
    ayferb
    Yeni Üye
    Rihanna


    bir gün rihanna konserdeymiş ve sevgilisi gelmiş demiş ki: Gel gidelim mi? demiş ve rihanna gitmek istemiyormuş ve dayanamamış.


    Öğretmen

    Öğretmen ödevini yapmayan öğrenciye demiş ki:

    -Sen hiç ödev yapmıyorsun

    -Yapmıyorum oyun oynuyorum

    -Oyun mu oynuyorsun? Bir daha ödevlerini yapacaksın

    -Tamam , öğretmenim

  10. 10
    ßéLa_07
    Yeni Üye
    Paylaşım İçin Teşekkürler ...!

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi