Nasrettin hocadan fıkralar

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Fıkra Bölümünden Nasrettin hocadan fıkralar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    sayanor
    Üye
    Reklam

    Nasrettin hocadan fıkralar

    Reklam



    Nasrettin hocadan fıkralar

    Forum Alev
    Çocuklara Fıkralar

    Editörün Notu: Nasreddin Hoca güleryüzlülüğü ile büyük küçük herkesin sevgisini kazanmış simge bir kişilik olduğundan onun adıyla anlatıldığı zaman fıkralar daha kolay benimsenmektedir.
    Nasreddin Hoca fıkraları geleceğimiz çocuklarımızın hayatını iyi birer kişi olarak devam ettirebilmeleri açısından faydalı olabilir. Küçük bir nasihat, yerinde bir şaka gibi görünen günlük konuşmalar bir hayat olayı olarak çocukların aklında hemen yer etmekte ve ileride ihtiyaç duyduklarında bilinç altında yerleşen birikimlere göre davranmaktadırlar.
    Çocuklarımızın kazanması beklenen erdemlerin dikte edilme yerine eğlenceli bir şekilde öğretilmesi kazanılan iyi davranış biçimlerinin kalıcı olmasını sağlayacaktır. Burada anlatıcı konumundaki anne-babanın söz ve davranışlarıylada tutarlılık göstermesinin çok önemli olduğunu belirtmekte yarar var. Fıkraların tam metninin okunması yerine konunun anlaşılabileceği şekilde dinleyici çocuğun ilgisine göre içerik renklendirilebilmelidir. Böylece çocuğunuzu en iyi siz tanıyabileceğiniz için onun duymaya alıştığı ifadelerle anlatılması sizin başarınızı artıracaktır.



  2. 2
    sayanor
    Üye

    --->: Nasrettin hocadan fıkralar

    Reklam



    İnşallah
    Açıklama: a) Tedbirli olmanın önemi ve tedbir alındıktan sonra Allah'a tevekkül etmenin gereğini anlatır. b) Yalan söylemenin ve savsamanın ne kadar kötü olduğunu anlatır. Not: İnşallah, Allah'ın izniyle anlamında kullanılmaktadır.
    Hoca evde karısıyla beraber oturmuş ertesi günün planını yapıyordu. Karısına dedi ki:
    - "Eğer yarın hava güzel olursa ormana ağaca giderim, iyi olmazsa hamama." Karısı Hoca'yı uyarmış:
    - "İnşallah de Hocam." Hoca:
    - "Hanım ne var bunda yarın hava ya iyi olur ya kötü ne var bunda." Ertesi gün olur ve sabah namazından sonra bulutsuz ve güneşli havaya gören Hoca keyifle ormanın yolunu tutar. Köyden epeyce uzaklaşmıştır ki askeri bir birlikle karşılaşır. Askerler Hoca'dan komşu kasabanın yolunu tarif etmesini isterler fakat askerlerle uğraşmak istemeyen Hoca bilmiyorum deyince komutan Nasreddin Hoca'ya:
    - "Kavuğundan utan bir de yalan söylüyorsun! Çabuk düş önümüze ve en kısa yoldan bizi Sivrihisar'a götür!" diye hep kızar hem de yolda rehberlik etmesini emreder. Hoca askerlerle birlikte onca yolu teper ve Sivrihisar’a ulaşıp serbest kalınca tekrar evinin yoluna koyulur. Bu sırada nereden geldiği belirsiz kara bulutlar güneş batmadan her yeri karartırlar. Bir şimşek ardına bir gümbürtü, rüzgâr fırtına derken bardaktan boşanırcasına yağmur başlar. Ancak gece yarısından sonra eve varabilen Hoca ayaklarına karasular inmiş, yarı ölü vaziyette kapının eşiğine yığılır. Kapının tokmağına güçlükle dokunur. Karısı içerden "kim o ?" diye seslenince, Hoca binbir güçlükle:
    - "İnşallah benim karıcığım." diyebildi.







  3. 3
    sayanor
    Üye
    Halep Oradaysa Arşın Burada
    Açıklama: a) Yalan söyleyerek kendinde bulunmamayan özellikleri insanlara varmış gibi anlatılmasının yanlışlığı ve hakikatin ortaya çıkınca ne kadar mahcup olunacağı b) Palavracı insanlara itibar edilmemesi. Not: Halep, Osmanlı devleti döneminde ortadoğu şehirlerindendir. Arşın, günümüzde kullandığımız metre gibi uzunluk ölçme birimidir.
    Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş:
    - "İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!.." Nasreddin Hocada bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :
    - "Yaa demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim." Adam hık mık etmiş.
    - "Ama ben Halep'te atladım." demiş. Hoca kızmış :
    - "Canım Halep oradaysa arşın burada."







  4. 4
    sayanor
    Üye
    Düşünür
    Tavuğu 5, papağanı 50 akçeye satan adama Hoca sorar.
    - "Hemşerim bu nasıl kuş 50 Akçe istersin?
    - "Hocam bu kuşa papağan derler ve ve insan gibi konuşur." Bunu diyen Hoca hemen eve koşar, kümesten hindisini kaptığı gibi pazara döner ve başlar bağırmaya.
    - "Bu gördüğünüz kuş sadece 100 Akçeye, gel, gelll!" Herkesten çok papağan satan şaşar bu ise ve sorar.
    - "Hocam 100 Akçe çok değil mi bir hindi için?"
    - "Sen 50 ye satıyorsun ama"
    - "Dedim ya hocam benim kuş konuşur ama"
    - "Öyleyse, benimki de düşünür!"

  5. 5
    sayanor
    Üye
    Aynı Fikir
    Hoca, gençliğinde, cimriliği ve kıskançlığı ile tanınmış olan bir adamın kazlarından birini yolda yakalayıp cübbesinin altına saklamış. Epeyce yol aldığı halde hayvancağız hiç sesini çıkarmamış. Hoca, bir ara “Şu kaza bir bakayım, öldü mü, kaldı mı?” diyerek cübbesinin ucunu kaldırmış. Bu sırada kaz, gagasını açarak sanki “sussss!” der gibi ses çıkarmaya başlamış:
    - "Tısss, Tısss! Hoca, hemen cübbesini örtmüş ve:
    - "Aferin kaz oğlu, ben de sana bunu tembih edecektim!..."

  6. 6
    sayanor
    Üye
    Klavuz Horoz
    Hoca köyünde en yakın kasabaya tavuklarını götürmek için kafese koyar. Yola koyulduktan sonra kendi kendine:
    - “Bu cehennem sıcağına zavallı tavuklar dayanamazlar. Onları kafesten çıkarıp salıvereyim!” diye düşünür. Fakat tavukları salar salmaz hepsi dört bir tarafa dağılıvermişler. Hoca küplere biner ve horozu yakalar:
    - “Sen ne biçim kılavuzsun? Güneş doğmadan önce karanlıkta ötmesini biliyorsun da güpegündüz o şehrin yolunu nasıl bilmezsin?”

    Yas
    Hoca’nın tavuğu kaybolmuş. Bir siyah bez bulmuş, parça parça kesmiş, her parçayı delip diğer kalan her tavuğun boynuna takmış. Bunları görenler,
    - “Hoca bu ne?”
    - “Analarının yasını tutuyorlar,” demiş.

  7. 7
    ßy_ߣLaJİX
    Emekli
    zuhahahah manyaQ olmus yaa D:D:D:D:D:D

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi