Beşiktaş'ımızın Şanlı Tarihi

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
Haber Bölümü ve Futbol Bölümünden Beşiktaş'ımızın Şanlı Tarihi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    madeline
    Üye
    Reklam

    Beşiktaş'ımızın Şanlı Tarihi

    Reklam



    Beşiktaş'ımızın Şanlı Tarihi

    Forum Alev
    Merhaba arkadaşlar sizlerle şanlı tarihimizi paylaşmak istedim.Umarım beğenirsiniz.Yorumlarınız eksik etmeyin.Ve ayrıca sevgili moderatörlerimizden bu konuyu önemli lere almasını istiorum maksat herkez görsün ve tarihimizi bilsin.


    saygılar madeline



    ŞANLI TARİHİMİZ




    İçindekiler
    1)KURULUŞ
    2)BEŞİKTAŞ'IN RENKLERİ VE İLK ROZETİ
    3)KARA KARTALLAR EFSANESİ
    4)BEŞİKTAŞ VE FUTBOL
    5)SAVAŞ YILLARI
    6)YENİ LİG'İN KURULUŞU
    7)İLK YILDA İLK ŞAMPİYONLUK
    8)ATATÜRK VE BJK
    9)BJK KURUCULARI
    10)BJK FUTBOL ŞEREF TABLOSU
    11)BAŞARILARIMIZ
    12)İLKLER
    13)BAŞKANLARIMIZ
    14)BJK DİVAN BAŞKANLARI
    15)UNUTULMAZ YERLİ OYUNCULARIMIZ
    16)UNUTULMAZ YABANCI OYUNCULARIMIZ







    1)KURULUŞ
    1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı.
    1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.

    Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.

    2)RENKLERİMİZ VE İLK ROZETİMİZ



    1906 Rozeti 1906 Rozeti arkası



    Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili bir çok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerimizin her zaman siyah-beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur:

    Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz.
    Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1906” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. Rozetin arka yüzünde “Konstantinopolis”te yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Onursal Başkanımız Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir.
    3)KARA KARTALLAR EFSANESİ

    Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”. Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.

    Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.

    Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştu
    4)BEŞİKTAŞ VE FUTBOL

    Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da, 1910’ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos’unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldı. Beşiktaşlı gençlerin kurduğu futbol takımlarını tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen Şeref Bey’in girişimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beşiktaş’a katıldı. Bu şekilde Futbol Şubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete başladı.

    Resul, Rıdvan, Behzat, Doktor Sabri, Şair Kazım, Sadi (Baltalimanı), Doktor Mehmet, Asım, Şeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluşan ilk futbol takımının malzemelerinin masraflarını da İpekçi İhsan isimli bir sporsever karşıladı. Birinci takımın yanı sıra ikinci, üçüncü, dördüncü takımlarını da kuran futbol şubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarını hızlandırdı. Böylece futbol Beşiktaş’ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı’nın ardından Dünya Savaşı’nın da başlamasıyla Beşiktaş’ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.
    5)SAVAŞ YILLARI

    Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle sağ kalan sporcular semte ve Kulübe dönmeye başladı. Futbol Şubesi'nin kurucusu Şeref Bey de Romanya cephesinden geri döndü. İstanbul'da düşman işgalinin olduğu yıllarda çeşitli sıkıntılar çekildi. Daha önce bir kilisenin binasına taşınan kulüp malzemelerinin bir kısmı Rumlar'ın elinde yağma olmaktan kurtarılıp, Akaretler'de başka bir binaya nakledildi. Bir taraftan düşmanla yapılan Milli Mücadele'ye yardım edildi. Diğer taraftan da futbol takımı Şeref Bey tarafından tekrar güçlü hale getirildi.
    (Fotoğraf: Fuat Balkan (uzun boylu) ve büyük kardeşi Fethi Balkan Paşa askeri üniforma ile.)


    6)YENİ LİG’İN KURULUŞU

    O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.
    7)İLK YILDA İLK ŞAMPİYONLUK

    Grubunda bütün maçlarını kazanan Beşiktaş, finalde diğer grubun birincisi Darüşşafaka ile karşı karşıya geldi. 23 Temmuz 1920'de oynanan bu maçı Siyah-Beyazlı takımımız, 2-1 kazanarak tarihimizdeki ilk şampiyonluğumuzu elde etti.
    8)EN BÜYÜK BEŞİKTAŞLI ATATÜRK


    Ulu Önderimiz Atatürk, Kulübümüz’ün kurulmasından büyük mutluluk duymuş ve kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara vermiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, Erkan-ı Harbiye’nin 3. sınıfına gelmişti. Bazen sabahlara kadar uyumuyor, hürriyet ve istibdadı düşünüyordu. Bu arada mektebini bitirdikten sonra kurmayı düşündüğü Vatan ve Hürriyet Cemiyeti yavaş yavaş kafasında şekilleniyor, mezun olacak arkadaşlarını bu doğrultuda hazırlıyordu. İşte tam bu günlerde bir haber aldı. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü (1903) kurulmuştu. Subay ve Saray’a yakın kişilerden oluşan bu kuruluş, Mustafa Kemal’in ilgisini iyice çekti. Nasıl olmuştu da Yıldız Sarayı’na 100 metre mesafedeki Osman Paşa Konağı’nda gençler biraraya gelmiş; Saray hafiyelerinin gözlerinin önünde sportif faaliyetlerine girişmişlerdi? Mustafa Kemal’i o günlerde sportif çalışmalardan çok, Saray’a karşı oluşturdukları fikirler ilgilendiriyordu. Mustafa Kemal, kurucularının Zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı da Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenmişti. Fakat O’nu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin istibdadı yenerek biraraya gelmeleriydi. Atatürk’ün bu şekilde Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü’ne bağlılığı arttı.

    Öyle ki, Mustafa Kemal Atatürk, katıldığı bir İttihati Terakki toplantısında şu tenkitlerde bulunuyordu: “Beşiktaş Osmanlı Terbiye-i Bedeniye kadar olamadınız. Programınız ve lideriniz yok.”

    1914 ile 1920 yılları arasında Akaretler/Spor Caddesi'nde Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne komşu olan Atatürk, görevi gereği sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesiyle kız kardeşinin Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet ederdi. Taraftarlar arasında asker kökenli olmanın getirdiği sevgi ve saygıyla pekişen bağlılık, Ulu Önder'in kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara verdiği belgelerle sabittir.

    Atatürk’ün Akaretler Yokuşu üzerinde oturduğu 76 nolu binanın dış kapısı yanındaki Mermer Kitabe'de şu satırlar yer almaktadır: "Atatürk, 1.Dünya Savaşı'ndan düşmana karşı İstanbul'u koruyup kurtaran, Çanakkale Müdafihi Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal Paşa iken bu evde kiracı olarak kalmıştır."

    Mustafa Kemal Atatürk; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916'nın ilk günlerinde Akaretler'deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki Plazalar'ın bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler'i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır: "Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni ikişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim."
    9)BEŞİKTAŞIMIZ’IN KURUCULARI


    Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşeni), Osman Paşazade Mehmet Şamil (Osmanoğlu), Hüseyin Bereket, Kadızade Nazım Nazif (Ander) ve 20’ye yakın genç Beşiktaş'ın ilk kurucularıdır. Kurucuların ortak özellikleri Kafkas kökenli olmalarıdır. Ahmet ve Mehmet Ali Fetgeri kardeşler, Gürcistan tahtına kadar yükselmiş, Batum civarından göç etmiş bir soydan gelmektedirler. Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket, Dağıstan aslanı Şeyh Şamil’in soyundan gelmektedirler.

    10)BJK FUTBOL ŞEREF TABLOSU

    OSMANLI DEVRİ

    1919-1920 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP.
    1920-1921 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP.
    1921-1922 İST."PAZAR LİGİ" ŞAMPİYONU

    CUMHURIYET DEVRİ

    1923-1924 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1933-1934 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1934 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU
    1934-1935 İSTANBUL SİD ŞAMPİYONU
    1937-1938 TEYYARE KUPASI ŞAMPİYONU
    1938-1939 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1939-1940 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1940-1941 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1940-1941 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1941-1942 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1942-1943 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1943 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU
    1943 İZMİR FUAR KUPASI ŞAMPİYONU
    1943-1944 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1944 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1944-1945 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1945 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU
    1945-1946 İST.LİGİ ŞAMPİYONU (8 Yılda 7 kez.)
    1946-1947 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1947 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1949-1950 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1950-1951 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU (ilk)
    1951 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU
    1951-1952 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU
    1952-1953 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU
    1956-1957 TÜRKIYE LİGİ (Fed.Kupası) ŞAMPİYONU
    1957-1958 TÜRKİYE LİGİ (Fed.Kupası) ŞAMPİYONU
    1959-1960 TÜRKIYE LİGİ ŞAMPİYONU

    (Mahalli ligler dikkate alınmadan doğrudan doğruya)

    1965-1966 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1965 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1965-1966 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1966 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1966-1967 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1967 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1968 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1969-1970 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1971-1972 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1971 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1972 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1974-1975 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1977 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1981-1982 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1984 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1984-1985 AMATÖR İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1985 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU
    1985 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1985-1986 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1986 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1988 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU
    1988 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1988 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1988-1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupası)
    1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupasi)
    1989 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1989-1990 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1989-1990 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1990 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupası)
    1990-1991 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1990-1991 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1991-1992 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU (ilk namağlup)
    1991-1992 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1993 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1993-1994 TÜRKIYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1994 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1994-1995 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1996 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1997 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1998 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1998 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    2000 ATATÜRK KUPASI ŞAMPİYONU
    2002-2003 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU



  2. 2
    madeline
    Üye

    --->: Beşiktaş'ımızın Şanlı Tarihi

    Reklam



    11)BAŞARILARIMIZ
    En fazla resmi İstanbul Ligi Şampiyonu (15 Kez).

    Üst üste beş yıl İstanbul Şampiyonu olan tek Kulüp (1939-1943).

    İstanbul Ligleri’nde en fazla gol atan takım (1 Sezonda 90 Gol, 8 Yılda 599 Gol)

    Resmi Lig’de 18 maçta 18 galibiyet alan tek takım.

    Resmi Ligler’de en fazla "namağlup şampiyon" olan takım (7 Kez).

    Türkiye Ligi’nde "Namağlup Şampiyon" olan tek takım.

    Türk Milli Takımı'nı temsil hakkı verilen tek takım.

    Ambleminde AY-YILDIZ olan tek Kulüp.

    En fazla Centilmenlik Kupası alan takım (19 Kez).

    Genç Takımlar Futbol Ligi'nde en çok İstanbul ve Türkiye Şampiyonu olan Kulüp (30 Kez).

    Eskrimde Balkan şampiyonu olan Kulüp.

    "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" fikrini ortaya atıp uygulamasını ve kanunlaşmasını sağlayan Kulüp.

    Grekoromen güreşi, öncelikle kulüplere, daha sonra da Türkiye'ye yayan Kulüp.

    Atletizm, eskrim, boks, basketbol, güreş ve futbolda Türkiye şampiyonlukları olan Kulüp.

    Sırıkla atlamayı Türkiye'ye getiren Kulüp (Ressam Namik İsmail).

    Okullarda "Beden Terbiyesi" dersleri veren Kulüp.

    Türkiye'nin en zengin tesislerine sahip Kulübü.

    Türkiye'de her branşta "Spor Okulları" açan tek Kulüp.

    Alt yapısından en çok yıldız yetiştiren Kulüp.

    Üst üste 56 maç yenilmeyen tek kulüp "Yenilmez Armada".

    Üst üste en fazla arka arkaya galip gelen takım (18 Kez).

    İki senede sadece 1 yenilgi alan tek takım.

    Resmi bir maçta 10 gol atan tek takım; 1989-90 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor: 10-0 Ali Gültekin (4), Metin Tekin (3) ve Feyyaz Uçar (3).

    Evinde 10 sene hiçbir Anadolu takımına yenilmeyen tek takım.

    Lig tarihinde en uzun süre yenilmeyen ekip (48 maç) Beşiktaş, 1990-91 sezonunun 26. haftasında Gençlerbirliği'ne 2-0 yenildikten sonra, 1991-92 sezonunu yenilgisiz kapattı. Besiktaş tam 48 hafta sonra, 1992-93 sezonunun 13. haftasında Galatasaray'a 3-1 yenildi

    Birinci futbol liginde üst üste en çok maç kazanma rekoru (1959-60 sezonu üst üste 13 maç).

    Türkiye'de bütün kuruluşlar ISO 9001: 1994'e göre belgeli olmasına rağmen, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ISO 9001: 2000 revizyonuna göre belgelendirilmiş ilk kuruluş. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, sportif branşlar yönetimi ve spor tesisleri işletimi, marka ve amblemli ürün pazarlama ve satışı, basın, halk, üye ve taraftar iletişimi ile üyelik hizmetleri alanlarında ISO 9001: 2000 versiyonuyla Türkiye'de belgelendirilmiş ilk ve tek spor kulübü.

    12)İLKLER
    Ulu önder Atatürk'ün ilk ilgilendiği ve ziyaret ettiği Kulüp (1914).

    İlk kurulan Spor Kulubü (1903)

    ilk tescil edilen Spor Kulübü (1910).

    İlk spor tesisi ve lokali kuran Kulüp (Akaretler-1909).

    İlk resmi İstanbul Ligi şampiyonu (1924).

    İlk eskirim şampiyonu Kulüp.

    İlk atletizm şampiyonu Kulüp.

    İlk güreş şampiyonu takım.

    İlk voleybol şampiyonu takım.

    İlk Başbakanlık Kupası.

    İlk Federasyon Kupası.

    20 takım arasında yapılan ilk Türkiye Ligi'nde şampiyonu.

    Olimpiyatlara ilk defa bayan sporcu yollayan Kulüp (1936-Berlin).

    Ülkemizde ilk defa sahnede spor gösterisi ve jimnastik hareketi düzenleyen Kulüp (1910 / Kadıköy Apollon Sineması).

    İlk sualtı sporları yapan Kulüp.

    İlk kıtalar arası seyahat yapan Kulüp (USA).

    İlk boks şubesi kuran antrenörler yetiştiren Kulüp.

    Türkiye'de dekatlon yarışları yapan ilk Kulüp.

    İstanbul'da ilk defa uluslararası güreş turnuvası yöneten Kulüp (1910-1911).

    İlk maraton müsabakasını kazanan sporcu "Maratoncu İbrahim".

    İlk "Atış Poligonunu" kuran Kulüp.

    Türkiye’de Engelli Şubesi olan ilk ve tek Spor Kulübü.

    Dünya’da ve Türkiye’de çocuk dergisi çıkartan ilk ve tek Spor Kulübü.

    Türkiye’de turizm şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.

    Türkiye’de sigorta şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.

    13)BAŞKANLARIMIZ

    Kulübümüz’ün ilk Başkanlık onuru M.Şamil Osmanoğlu’na ait. İlk başkanımız bu görevde 1903-1908 yıllarında arasında bulundu.

    TARİH SIRASINA GÖRE B.J.K. BAŞKANLARI
    1903-1908 Mehmet Şamil
    1908-1911 Şükrü Paşa
    1911-1918 Fuat Paşa
    1918-1923 Fuat Balkan
    1923-1924 Salih Bey
    1924-1926 Ahmet Fetgeri Aşeni
    1926-1928 Fuat Balkan
    1928-1930 Ahmet Fetgeri Aşeni
    1930-1932 Emin Şükrü Kunt
    1932-1935 A. Ziya Karamürsel
    1935-1938 Fuat Balkan
    1938-1939 A. Ziya Karamürsel
    1939-1941 Yusuf Ziya Erdem
    1941-1942 A. Ziya Karamürsel
    1942-1950 A. Ziya Kozanoğlu
    1950 Ekrem Amaç
    1950-1952 Salih Fuat Keçeci
    1952-1955 Abdullah Ziya Kozanoğlu
    1955-1956 Tahir Söğütlü
    1956-1957 Danyal Akbel
    1957- Ferhat Nasır
    1957-1958 Nuri Togay
    1958 Enver Kaya
    1959-1960 Nuri Togay
    1960-1963 Hakkı Yeten
    1963-1964 Selahattin Akel
    1964-1966 Hakkı Yeten
    1966-1967 Hasan Salman (17.06.1966-11.02.1967)
    1967-1968 Hakkı Yeten
    1968-1969 Talat Asal
    1969-1970 Rüştü Erkuş (08.12.1969-26.01.1970)
    1970 Nuri Togay (10.02.1970-29.03.1970)
    1970-1971 Agasi Şen
    1971-1972 Himmet Ünlü
    1972-1973 Şekip Okçuoğlu (21.06.1972-13.01.1973)
    1973-1977 Mehmet Üstünkaya
    1977-1979 Gazi Akınal
    1979 Hüseyin Cevahir (11.04.1979-20.05.1979)
    1979–1980 Gazi Akınal (21.05.1979-27.09.1980)
    1980-1981 Rıza Kumruoğlu (30.09.1980-28.03.1981)
    1981-1984 Mehmet Üstünkaya
    1984-2000 Süleyman Seba
    2000-2004 Serdar Bilgili
    2004 Yıldırım Demirören
    14)BJK DİVAN KURULU BAŞKANLARI

    1960-1962 Enver BALKAN
    1962-1964 Enver ABİRAL
    1964-1966 Selahattin AKEL
    1966-1968 Cahit CAKA
    1968-1970 Şekip OKÇUOĞLU
    1970-1972 Şekip OKÇUOĞLU
    1972-1974 Şekip OKÇUOĞLU
    1974-1976 Rüştü ERKUŞ
    1976-1978 Şekip OKÇUOĞLU
    1978-1980 Şekip OKÇUOĞLU
    1980-1982 Şekip OKÇUOĞLU
    1982-1984 Turgay ATASÜ
    1984-1994 Ahmet PAFTALI
    1994-1996 Sabri ALINAK
    1996-1997 Oktay ÇOKYÜKSEL
    1997-2000 Yilmaz SOYSAL
    2000-2000 M. Ferhan DİNÇER
    2000-2000 B.Burhan TANIŞ
    2000-2002 Gazi AKINAL
    2002- Şeref NASIR




    15)UNUTULMAZ YERLİ OYUNCULARIMIZ





    HAKKI YETEN

    ŞEREF GÖRKEY

    ŞÜKRÜ GÜLESİN

    VEDİİ TOSUNCUK

    HÜSEYİN SAYGUN

    HÜSNÜ SAVMAN

    ŞEVKET YORULMAZ

    FARUK SAĞNAK

    BÜLENT AZİZ ESEL

    KEMAL GÜLÇELİK

    RECEP ADANIR

    NAZMİ BİLGE

    ALİ İHSAN KARAYİĞİT

    FARUK KARADOĞAN

    GÜVEN ÖNÜT

    RASİM KARA

    ZEKERİYA ALP

    KAYA KÖSTEPEN

    NECMİ MUTLU

    SABRİ DİNO

    BİROL PEKEL

    ŞENOL BİROL

    AHMET ÖZACAR

    SANLI SARIALİOĞLU

    YUSUF TUNAOĞLU

    MEHMET EKŞİ

    NECDET ERGÜN

    SAMET AYBABA

    ZİYA DOĞAN

    RIZA ÇALIMBAY

    RECEP ÇETİN

    KADİR AKBULUT

    ULVİ GÜVENEROĞLU

    GÖKHAN KESKİN

    METİN TEKİN

    FEYYAZ UÇAR

    ALİ GÜLTİKEN

    MEHMET ÖZDİLEK

    ERTUĞRUL SAĞLAM

    NİHAT KAHVECİ


    16)UNUTULMAZ YABANCI OYUNCULARIMIZ

    Zlatan Arnavutoviç

    Sava Paunoviç

    Joe Erwin Kuzman

    Cevdet Şekerbegoviç

    Mirsad Kovaçeviç

    Leslie Ferdinand

    Stefan Kuntz

    Fani Madida

    Daniel Amokachi

    Pascal Nouma



    KAYNAK:www.besiktasjk.com

    SEVGİLİ MODERATÖRLERİMİZDEN İSTEDİĞİM BU KONUYU ÖNEMSEMESİ MAKSAT HERKESİN YARARLANABİLECEĞİ BİR KONU OLMASIDIR SAYGILAR. MaDeLiNe







  3. 3
    madeline
    Üye
    Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili bir çok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerimizin her zaman siyah-beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur:

    Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz...
    Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1906” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. Rozetin arka yüzünde “Konstantinopolis”te yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Onursal Başkanımız Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir







  4. 4
    madeline
    Üye
    Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.

    Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.

    Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur

  5. 5
    madeline
    Üye
    Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da, 1910’ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos’unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldı. Beşiktaşlı gençlerin kurduğu futbol takımlarını tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen Şeref Bey’in girişimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beşiktaş’a katıldı. Bu şekilde Futbol Şubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete başladı.

    Resul, Rıdvan, Behzat, Doktor Sabri, Şair Kazım, Sadi (Baltaliman&#305, Doktor Mehmet, Asım, Şeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluşan ilk futbol takımının malzemelerinin masraflarını da İpekçi İhsan isimli bir sporsever karşıladı. Birinci takımın yanı sıra ikinci, üçüncü, dördüncü takımlarını da kuran futbol şubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarını hızlandırdı. Böylece futbol Beşiktaş’ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı’nın ardından Dünya Savaşı’nın da başlamasıyla Beşiktaş’ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.

  6. 6
    madeline
    Üye
    Muhittin Bey : Beyoglu Mutasarrifi - Reis
    Mazhar Kazanci Bey : Jimnastik ögretmeni
    Cami Bey : Fizan Mebusu
    Refik Bey : Yüzbasi
    Fuat Balkan Bey : Eskrim ögretmeni
    Mehmet Ali Fetgeri Bey : Jimnastik ögretmeni
    Behçet Bey : Güresçi

    1910 yilinda Fizan Mebusu Cami Bey, Beyoglu Mutasarrifi Muhittin Bey, Muallim Mazhar Kazanci, Fuat Balkan ve Mehmet Fetgeri'nin tesebbüsü ile kulüp Fuat Beyin evinin alt katindaki yerden Akaretler'de, sonradan Sulh Mahkemesi olan 49 numarali binaya tasinmistir. BilAhere bu bina da küçük geldigi için yine Akaretler'de 84 numarali binaya naklediliyor.

    Bu binanin arkasindaki arsayi tesfiye edip orasini basta futbol olmak üzere her türlü sporun yapilmasina müsait duruma getirdikten sonra sahanin açilis merasiminde Serasker Riza Pasazade Sükrü Pasa'nin (Paris Basin Atasesi) baskanligi altinda :

    Haci Ahmet Pasa : Enver Pasa'nin Babasi
    Ziyaeddin Kara Mürsel : Hazinci Hassa Müdürü
    Sevket Cenani : üçüncü Daire-I Belediye Reisi
    Mazhar Kazanci : Jimnastik ögretmeni - Yüzbasi
    Fuat Balkan : Eskrim ögretmeni - Subay
    Ahmet Fetgeri : Güres ve Halter ögretmeni - Deniz Subayi
    Mehmet Ali Fetgeri : Barfiks ögretmeni
    Beylerden kurulu bir idare heyeti teskil edilmistir.

    Daha sonra Sehzade ömer Hilmi Efendi'nin himayesiyle bir çok mebus fahri aza olarak kulübe kazandirilmislardir.

    1912 (1328) Balkan Harbi'nin çikisi Beşiktaş Kulübünü adeta felce ugratmis, yöneticilerin çogu vatan müdafaasina kostugu için bütün subelerde faaliyetler durmustur. Balkan Harbi'nin devami sirasinda 84 numarali binanin kirasini ödeyemeyince kulüp bu yeri terketmeye mecbur oldu. Kulüp esyalari ve kupalari sahanin kenarinda tek katli binaya nakledildi. Harpten sonra Fuat Bey dönünce Akaretler'deki 33 numarali bina kiralanarak tekrar faaliyete basladi.

    Yeni Kurulan Lig

    O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.

    Ve İlk Şampiyonluk

    Grubunda bütün maçlarını kazanan Beşiktaş, finalde diğer grubun birincisi Darüşşafaka ile karşı karşıya geldi. 23 Temmuz 1920'de oynanan bu maçı Siyah-Beyazlı takımımız, 2-1 kazanarak tarihimizdeki ilk şampiyonluğumuzu elde etti.İlk yılda gelen bu şampiyonluk Beşiktaş'ı ateşlemeye yetti...

  7. 7
    madeline
    Üye
    1935 yiliydi. Besiktas Jimnastik Kulübü bir karar almisti. "Atatürk Günü" düzenlenmesini istiyorlardi. Ulu önder sporu ve sporcuyu seviyordu. Öyle ise onun adina spor müsabakalari yapmak çok dogru olurdu.
    Bu fikir hemen Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerine de açildi ve iki kulüpten de olumlu yanit alindi.

    Tarih 24 Mayis 1935'ti. Fenerbahçe stad'inda yapilan ilk Atatürk Günü müsabakalarini binlerce kisi izlemisti.

    Aradan kisa bir zaman geçmisti. Besiktas Jimnastik Kulübü, Atatürk Günü'nün her yil düzenlenmesini istiyordu. Ankara'da toplanacak olan Spor Kongresi'nde bu konu konusulabilirdi. Kongre'de kürsüye Besiktas Jimnastik Kulübü'nden Ahmet Fetgeri çikti. Istanbul'da düzenlenen Atatürk Günü spor müsabakalarini anlatti. Sözlerine söyle devam etti: "Atatürk Günü'nün tüm Türk gençligine maledilmesi için 19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami adi altinda her yil yapilmasini teklif ediyoruz."

    Bu konusma alkislarla karsilandi. Konu Atatürk'e açildi. Ulu önderin de onayiyla 19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami kutlanmaya baslandi.

  8. 8
    madeline
    Üye
    Ulu Önderimiz Atatürk, Kulübümüz’ün kurulmasından büyük mutluluk duymuş ve kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara vermiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, Erkan-ı Harbiye’nin 3. sınıfına gelmişti. Bazen sabahlara kadar uyumuyor, hürriyet ve istibdadı düşünüyordu. Bu arada mektebini bitirdikten sonra kurmayı düşündüğü Vatan ve Hürriyet Cemiyeti yavaş yavaş kafasında şekilleniyor, mezun olacak arkadaşlarını bu doğrultuda hazırlıyordu. İşte tam bu günlerde bir haber aldı. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü (1903) kurulmuştu. Subay ve Saray’a yakın kişilerden oluşan bu kuruluş, Mustafa Kemal’in ilgisini iyice çekti. Nasıl olmuştu da Yıldız Sarayı’na 100 metre mesafedeki Osman Paşa Konağı’nda gençler biraraya gelmiş; Saray hafiyelerinin gözlerinin önünde sportif faaliyetlerine girişmişlerdi? Mustafa Kemal’i o günlerde sportif çalışmalardan çok, Saray’a karşı oluşturdukları fikirler ilgilendiriyordu. Mustafa Kemal, kurucularının Zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı da Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenmişti. Fakat O’nu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin istibdadı yenerek biraraya gelmeleriydi. Atatürk’ün bu şekilde Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü’ne bağlılığı arttı.

    Öyle ki, Mustafa Kemal Atatürk, katıldığı bir İttihati Terakki toplantısında şu tenkitlerde bulunuyordu: “Beşiktaş Osmanlı Terbiye-i Bedeniye kadar olamadınız. Programınız ve lideriniz yok.”

    1914 ile 1920 yılları arasında Akaretler/Spor Caddesi'nde Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne komşu olan Atatürk, görevi gereği sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesiyle kız kardeşinin Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet ederdi. Taraftarlar arasında asker kökenli olmanın getirdiği sevgi ve saygıyla pekişen bağlılık, Ulu Önder'in kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara verdiği belgelerle sabittir.

    Atatürk’ün Akaretler Yokuşu üzerinde oturduğu 76 nolu binanın dış kapısı yanındaki Mermer Kitabe'de şu satırlar yer almaktadır: "Atatürk, 1.Dünya Savaşı'ndan düşmana karşı İstanbul'u koruyup kurtaran, Çanakkale Müdafihi Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal Paşa iken bu evde kiracı olarak kalmıştır."

    Mustafa Kemal Atatürk; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916'nın ilk günlerinde Akaretler'deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki Plazalar'ın bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler'i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır: "Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni ikişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim."

  9. 9
    madeline
    Üye
    OSMANLI DEVRİ

    1919-1920 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP.
    1920-1921 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP.
    1921-1922 İST."PAZAR LİGİ" ŞAMPİYONU

    CUMHURIYET DEVRİ

    1923-1924 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1933-1934 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1934 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU
    1934-1935 İSTANBUL SİD ŞAMPİYONU
    1937-1938 TEYYARE KUPASI ŞAMPİYONU
    1938-1939 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1939-1940 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1940-1941 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1940-1941 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1941-1942 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1942-1943 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1943 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU
    1943 İZMİR FUAR KUPASI ŞAMPİYONU
    1943-1944 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1944 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1944-1945 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1945 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU
    1945-1946 İST.LİGİ ŞAMPİYONU (8 Yılda 7 kez.)
    1946-1947 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.)
    1947 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1949-1950 İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1950-1951 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU (ilk)
    1951 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU
    1951-1952 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU
    1952-1953 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU
    1956-1957 TÜRKIYE LİGİ (Fed.Kupas&#305 ŞAMPİYONU
    1957-1958 TÜRKİYE LİGİ (Fed.Kupas&#305 ŞAMPİYONU
    1959-1960 TÜRKIYE LİGİ ŞAMPİYONU

    (Mahalli ligler dikkate alınmadan doğrudan doğruya)

    1965-1966 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1965 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1965-1966 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1966 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1966-1967 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1967 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1968 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1969-1970 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1971-1972 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU
    1971 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1972 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1974 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1974-1975 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1977 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1981-1982 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1984 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1984-1985 AMATÖR İST.LİGİ ŞAMPİYONU
    1985 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU
    1985 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1985-1986 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1986 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1988 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU
    1988 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1988 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1988-1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupas&#305
    1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupasi)
    1989 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1989-1990 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1989-1990 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1990 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupas&#305
    1990-1991 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1991-1992 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1991-1992 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU (ilk namağlup)
    1991-1992 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1993 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1993-1994 TÜRKIYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1994 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    1994-1995 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU
    1996 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU
    1997 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU
    1998 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU
    1998 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU
    2000 ATATÜRK KUPASI ŞAMPİYONU
    2002-2003 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU

  10. 10
    madeline
    Üye
    Kulubumuzde Basketbol faaliyetleri 1933 senesinde baslamistir.
    1936 Berlin Olimpiyatlari'ndan sonra, Besiktas Basketbol Takimi dagildigi icin sube, faaliyetlerine ara vermek zorunda kalmistir.

    1940 yilinda sube tekrar kurulmus, ve Turk Basketbolun'da Besiktasimizin sesini duyurmaya baslamistir.

    1957 senesinde Besiktas'li Hudai Budanur Karagucu macinda tam 110 sayi atarak Turk Basketbol Tarihinde bir macta en fazla sayi kaydeden oyuncu olmustur. O gun Besiktas maci 110-46 kazanmistir, yani Besiktas'in butun sayilarini Hudai Budanur atmistir. Bu rekor daha sonradan Erman Kunter tarafindan kirilmistir.

    1966-67/1976-77 yillari arasinda Besiktas, Turk Basketbolu'nda altin cagini yasamistir.

    Bu sure icerisinde 3 kere sampiyonlugu kil payi kacirmis, 1974-75 sezonunda ise ozledigi sampiyonluga kavusmustur.

    Bu donem icerisinde ayrica 1'er defa Genclik ve Spor Bakanligi ve Beden Terbiyesi Genel Mudurlugu kupalari ile 2 defa da TRT Kupasi Sampiyonu olmus, "Turkiye Kupasi"nda ise iki kere final oynamistir.

    Ayrica yine bu donemde Ezeli Rakiplerimiz Galatasaray ve Fenerbahce'ye karsi cok buyuk bir ustunluk saglanmistir.

    1986-1987 sezonunda 15 Galibiyet, 7 Maglubiyet ve 37 puanla Klasman Grubu birincisi olan Besiktas'in, Play-Off'taki Galatasaray macinda Hakemlerin yardimiyla Amerikalisina 2 mac ceza verilmis ve olasi bir Sampiyonlugu calinmistir. Galatasaray serisini Besiktas 2-1 kaybederek elenmistir. Ancak Turk Basketbol Tarihine gececek Besiktas'in kazandigi serinin ikinci macinda Besiktas Amerikalisindan yoksun bir sekilde 4 Yabancili veya Turklestirilmis Galatasaray'a 17 sayilik bir ustunluk saglayarak buyuk bir basari kazanmistir. Ayni yil Klasman Grubundaki birincilik Besiktas'i Cumhurbaskanligi Finalisti yapmistir.

    Araliksiz 20 yil Turkiye 1. Liginde mucadele eden Besiktas, 1987-88 sezonunda tarihinin en basarisiz sezonunu yasamis ve ilk defa 2. Lige dusmustur.

    Ancak ayrilik uzun surmemis ve ertesi sezon hemen 1. Lige geri donmustur.

    1970-87 yillari arasinda 1 Sampiyonluk, 5 ikincilik kazanan Besiktasimiz, kume dustugu sezondan sonra ozlenen kadrosunu kuramamis ve ligi hep orta siralarda tamamlamistir.

    1955-56 Istanbul Ikinci Kume Sampiyonu
    1966-67 Istanbul Birinci Kume Sampiyonu
    1971-72 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Ikincisi
    1974-75 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Sampiyonu
    1974 TRT Kupasi Sampiyonu
    1975 TRT Kupasi Sampiyonu
    1975 BTGM Kapasi Sampiyonu
    1975 Zafer Kupasi Sampiyonu
    1976 Genclik ve Spor Bakanligi Kupasi Sampiyonu
    1975-76 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Ikincisi
    1976-77 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Ikincisi
    1980-81 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Ikincisi
    1981-82 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Ikincisi
    1986-87 Turkiye Deplasmanli Basketbol Ligi Klasman Grubu Birincisi

  11. 11
    madeline
    Üye

    Beşiktaş'da İz Bırakan Yabancı Futbolcular

    Reklam



    Zlatan Arnavutoviç
    Yugoslavya’nın Zagreb şehrinde 13 Şubat 1954’te dünyaya gelen Arnavutoviç, Beşiktaş savunmasında görev yapan en başarılı yabancı futbolculardan birisiydi. Özellikle korner atışlarında rakip kalelere gönderdiği toplarla dikkat çeken 1.84 boyundaki Yugoslav yıldız, 1983-84 sezonunda Dinamo Zagreb’den transfer edilmişti.

    Sava Paunoviç
    Boğa kadar güçlü, tilki kadar kurnaz, tavşan kadar süratli bir futbolcu”, dersek Paunoviç’i tarif etmiş oluruz herhalde. Son derece sıcakkanlı bir futbolcu olan Paunoviç, Beşiktaş tarihinin en verimli yabancılarından biriydi.
    1977 Temmuz’unda Partizan’dan 700 liraya 2 yıllık sözleşme ile Beşiktaş’a transfer edildi. 1977-78 sezonunda 27 lig maçında 7 gol attı, ertesi sezon ise 28 maçta 14 golle gol krallığında ikinci sırayı aldı. Özellikle derbilerde ve deplasmanlardaki üstün formuyla dikkat çeken Paunoviç, attığı goller kadar attırdıklarıyla da gündemde kalmayı başarmıştı.
    Türt futboluna yabancı oyuncu yasağı gelmesiyle, 1978 Haziranı’nda Yugoslav takımı Radniki Kragujevac’a gitti.

    Joe Erwin Kuzman
    Futbola MTK Budapeşte’nin genç takımında başladı. 3 yıl A Takım’da oynadıktan sonra, Avusturya’nın Wiener Sport Club ekibine transfer oldu. Macar futbolcu 1 yıl sonra İspanya’ya gitti. 6 sezon Sevilla, 3 sezon da Espanyol formasını giydi ve İspanya vatandaşı oldu.
    1966-67 sezonunda Szalay ile birlikte Beşiktaş’a geldi. Szalay sadece 3 maçta oynayıp, Amerika’nın Philadelphia Spartans Takımı’na giderken, Kuzman o sezon şampiyon olan Beşiktaş’ta attığı gollerle yıldızlaştı.
    Oynadığı 22 lig maçında attığı 8 golün 5’i galibiyeti getirdiği için, Beşiktaş tribünleri kendisine &#8220ek gol Kuzman tek gol” diye tezahürat yapmaya başladı. Sezon bitiminde ise şampiyon Beşiktaş’tan ayrılıp ABD’ye Szalay’ın takımı Philadelphia’ya gitti ve 2 maçta 1 gol attı.
    Ertesi sezon Cleveland Stokers’ta yer aldı ve 15 maçta 2 gol kaydetti. 1968-69’da tekrar Beşiktaş’a döndü, ancak o tribünleri ayağa kaldıran eski golcü değildi. Oynadığı 15 lig maçının 6’sı 90 dakika idi ve attığı gol sayısı sadece 1 oldu. Ertesi sezon 2. Lig’deki Boluspor’a transfer oldu ve kırmızı-beyazlı takımda Türkiye’deki ikinci şampiyonluğunu yaşadı.

    Cevdet Şekerbegoviç
    Beşiktaş’ta forvet bölgesinde görev yapıp başarılı olan ender futbolculardan biri olan Şekerbegovç, 15 Temmuz 1955’te Yugoslavya’nın Tuzla kentinde dünyaya geldi. Futbola da Sloboda Tuzla takımında başladı. 1977-83 arasında 9 kez Yugoslavya A Milli Takım formasını giydi.
    1983-84 sezonunda transfer olduğu Beşiktaş’ta solaçık mevkinde görev yapan Şekerbegoviç, özellikle duran toplarda ve sol kanattan yaptığı ortalarda çok etkiliydi. Boşnak yıldız, 1985 yılında Beşiktaş’a veda etti.

    Mirsad Kovaçeviç
    Beşiktaş tarihinin en başarılı ve en golcü yabancılarıdan biri olarak kabul edilen Kovaçeviç, 1984’te Sloboda Tuzla’dan transfer edildi. Beşiktaş’ta istikrarlı ve başarılı 2 yıl geçirdi. 1984-85’te Beşiktaşımız averajla şampiyonluğu kaybederken, 34 maçın hepsinde yer alan tek futbolcu olan Kovaçeviç, 17 golle gol krallığında ikinci sırayı aldı.
    1985-86’da bu defa Beşiktaş, Galatasaray’ı averajla geride bırakıp şampiyon olurken, 36 maçın hepsinde yer alan 5 oyuncudan biri olan Kovaçeviç, yine 17 gol attı ve gol krallığı sıralamasında dördüncü oldu.
    1986 Temmuz’unda Galatasaray’a transfer oldu.

    Leslie Ferdinand
    Yaşı 20’nin üzerindeki bütün Beşiktaşlılar’ın gönlünde taht kurmayı başaran bir yabancıdır Les Ferdinand.
    Gordon Milne’in yakından tanıdığı bir futbolcu olan Ferdinand, 22 yaşında Quenn’s Park Rangers takımından Beşiktaş’a kiralık olarak 1 sezonluğuna geldi.
    Başarılı futbolunun yanı sıra, sempatikliği ile de tribünlerin sevgilisi oldu. 1988-89 sezonunda ligin ilk yarısında ve Türkiye Kupası finali ilk maçında Schumacher’i avlayarak Fenerbahçe’ye attığı goller, seyredenlerin hafızalarından silinmedi.
    İngiliz golcü, lig, UEFA, Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Kupaları’nda toplam 34 maçta 16 gol attı. Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonlukları yaşadı. İngiltere’ye döndükten sonra iyice yıldızlaştı. Milli Takım’ın değişmez elemanlarından biri olurken, Queen’s Park Rangers’tan Newcastle United’a oradan da Tottenham’a transferi büyük yankı uyandırdı.

    Stefan Kuntz
    Beşiktaş taraftarının kalbinde taht kuran futbolcuların arasında hiç şüphesiz Stefan Kuntz da yer almakta.
    Kuntz, Borussia Neunkirchen, Vfl Bochum, Bayer Uerdingen ve Kaiserslautern takımlarında oynadıktan sonra, 1995’te Beşiktaş’a transfer oldu.
    Beşiktaş’ta oynadığı tek sezonda 30 lig maçında 9, iki Avrupa Kupası maçında da 2 gol attı. Almanya’da çok sevilen bir futbolcu idi ve onu izlemek için Almanya’dan özel seyirciler Beşiktaş maçlarına geldi.
    1996 Avrupa Şampiyonası finallerinde 34 yaşında olmasına rağmen, Almanya’nın Avrupa Şampiyonu olmasında başrolü oynadı. İngiltere’ye attığı gol, unutulmaz goller arasında yer aldı. 1996 Temmuz’unda Arminia Bielefeld’e transfer oldu. Almanya’da 429 lig maçında 173 gol attı, 24 defa A Milli oldu.

    Fani Madida
    Orta saha, forvet, sağbek gibi mevkilerde başarıyla görev yapan Güney Afrikalı futbolcu, Kaizer Chiefs takımından 1992’de geldi. Sergilediği performansla istikrarlı oyunculardan biri oldu.
    Beşiktaş’ta 3 sezon forma giyerek tarihe geçti. Madida, Amokachi ve Ronaldo ile birlikte en uzun süre oynayan 3 yabancı futbolcudan biridir. Siyah-Beyazlı takımda 76 lig maçında oynadı, 16 gol attı. 1 Lig, 1 Kupa şampiyonluğu yaşadı. 1995’te Antalyaspor’a gitti.

    Daniel Amokachi
    21 Haziran 1994’te Dallas’taki Cotton Bowl Stadı, Dünya Kupası maçlarından birine tanık olmanın heyecanını yaşadı. Kupanın iki renkli takımı Nijerya ile Bulgaristan’ın mücadelesinde tribünler Nijerya’nın 14 numaralı futbolcusunu büyük bir hayranlıkla izledi. Topu her alışında müthiş fuleli deparlar atan bu Nijeryalı, o akşam Bulgar savunmasını çökertip 1 gol atıp, 2 de attırdı. Maçı 3-0 kazanan Nijerya, Dünya Kupası’nın flaş takımı olurken, dünya futbolu da Daniel Amokachi ile tanıştı.
    Nijerya’nın sembol futbolcularından biri olan Amokachi, 1996’da İngiltere’nin Everton takımından Beşiktaş’a transfer edildi. Beşiktaş formasını 3 yıl giydi. Ligde 77 maçta 19, Avrupa Kupaları’nda ve Türkiye Kupası’nda 17’şer maçta 3’er, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Kupaları’nda da 3 maçta 1 olmak üzere, toplam 14 resmi maçta 26 gol kaydetti.
    Siyah-Beyazlı takımda 1’er Türkiye, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Kupası şampiyonlukları yaşadı. Dönem dönem sakatlık ve Nijerya seyahatlerinden geç dönmesi nedenleriyle performansı beklenenin altında oldu. Yine de unutulmaz maçlara imza attı, sürati ve tekniği ile beğeni kazandı.
    Daha önce Belçika’da Brugge’de oynayan Amokachi, 1994 Dünya Kupası’nın yıldız oyuncusu idi. 1998 Dünya Kupası’nda ise sakatlığı nedeniyle gölgede kaldı ve uluslararası kariyerini noktaladı.

    Pascal Nouma
    2000-2001 sezonunda Fransa’nın Lens takımından transfer edilen Pascal Nouma, ilk günden itibaren Beşiktaş tribünlerinin sevgilisi oldu.
    2001-2002 sezonu bittiğinde Pascal Nouma artık Siyah-Beyazlı formayı giymiyordu. Ama taraftar O’nu hiç unutmadı. 2002-2003 sezonu başında, Beşiktaş 100. yılını kutlamaya hazırlanırken, bir ilk gerçekleşti ve Pascal Nouma tekrar, 1 yıl sonra Siyah-Beyazlı takımımıza transfer edildi.
    Sezonun bitmesine 6 maç kala, gol attığı Fenerbahçe derbisinde yaptığı bir hareket nedeni ile Kulüp ile ilişkisi kesilen Fransız golcü, Fransa’da doğdu, Beşiktaşlı oldu. Helal olsun sana Pascal Nouma tezahüratı ile ölümsüzleşti.
    Pascal Nouma, Beşiktaş formasıyla toplam 44 maç oynadı, 22 gole imza attı. 14 kez Avrupa Kupası maçlarında görev alan Fransız yıldız, 5 gol kaydetti.

  12. 12
    madeline
    Üye
    HAKKI YETEN
    Beşiktaş’ın sembolü Baba Hakkı, 1910 yılında Vodina’da doğdu. Henüz 1 yaşındayken ailesi İstanbul’a yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, 1914’te Çanakkale’de şehit düştü.

    5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. Bu dönemde Beşiktaş Muradiye semtinde futbola başladı. Maltepe, Halıcıoğlu ve Kuleli askeri takımlarında oynadı. Beşiktaş Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey tarafından Siyah-Beyazlı renklere kazandırıldı. Bu arada askerlik mesleğini bırakarak avukat oldu.

    17 yıl Beşiktaş forvetinde özellikle sağiç olarak yer aldı. Otoriter ve teknik oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde Baba lakabını aldı. Saha dışında da tam bir beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi.

    1945’te futbolu bırakana kadar, 1 Türkiye Birinciliği, 2 Milli küme, 1 Başbakanlık Kupası, 7 İstanbul Ligi, 1 İstanbul Şildi, 2 İstanbul Kupası şampiyonluğu yaşadı. 17 yıl formasını giydiği Beşiktaş’ta 439 maçta 382 gol kaydederek inanılması güç bir sayıya erişti. Derbilere de damgasını vuran Baba Hakkı, hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye 30’ar gol atarak tarihe geçti.

    İkinci Dünya Savaşı nedeniyle A Milli Takım çok az sayıda maç yaptığından Hakkı Yeten de yalnızca 3 kez ay-yıldızlı formayı giyebildi. 27 Eylül 1931’de Bulgaristan’a 5-1 yenildiğimiz maçta tek golümüzü Baba Hakkı atmıştı.

    Futbolu bıraktıktan sonra Futbol Federasyonu’nda Asbaşkanlık yaptı. Beşiktaş’ta 3 dönem başkanlık yaptı. Daha sonra yönetimi kurulu tarafından şeref başkanı seçildi. Hakkı Yeten, 17 Nisan 1989 tarihinde yaşama veda etti. Beşiktaş Belediyesi, Fulya Stadı’nın bulunduğu caddeye O’nun ismini verdi.

    ŞEREF GÖRKEY
    Bir futbolcu düşünün… Maçta bir gol atıyor ama voleleri meşhur olduğu için seyirci golü beğenmiyor… O da gidip hakeme itiraz ediyor Hocam golü saymayın. Top elime çarptı. Kimden mi bahsediyoruzElbette ki, Beşiktaş’ın efsane forveti Şeref Görkeyden… Nam-ı diğer Voleci Şereften…

    Şeref Görkey, 1913 yılında İstanbul’da doğdu. Annesinin söylediğine göre, yapraklar dökülürken… Çok küçük yaşta Nişantaşı’nda futbola başladı ama yetiştiği yer Beşiktaş Genç Takımı oldu. Kısa sürede yıldızı parlayan Şeref Görkey, 16 yaşında kapısından adımını attığı Beşiktaş’tan bir daha hiç kopmadı.

    20 Yıl Boyunca 10 Numara
    Şeref Görkey, ilk resmi maçını İstanbulspor’a karşı oynadı. Hep 10 numara giydi ve futbolu da 10 numara olarak bıraktı. Görkey, o yılları şöyle anlatıyordu Çok iyi bir ekiptik. Benden bir sene sonra 1931’de Hakkı (Baba Hakk&#305 takıma geldi. Hüsnü Sağman, Hayati, Adnan vardı. Önümüze geleni yenerdik. O zamanlar Beşiktaş’ın taraftarı artmaya başladı. İki-üç bin taraftara top oynamaya başladık. Rakipleri bazen çok eziyorduk. Hakkı bazen yanıma gelip Yahu Şeref Fevzi ile İbrahim’e de söyleyelim de çok atmayalım. Üzülüyor çocuklar derdi. Üç-dört gol atıp bırakırdık.

    Görkey, derbilerin de unutulmaz golcüsüydü. Galatasaray’a 30, Fenerbahçe’ye 13 kez gol atarak, Baba Hakkı’nın ardından derbilere damgasını vurmayı başardı.

    3 Golünden Biri Voleyle
    Görkey, futbol hayatı boyunca attığı toplam 320 golün 99’unu voleyle kaydetti. Hiç penaltıdan golü yoktu. Çünkü duran topların fileye gitmesini gol olarak görmüyordu Şeref Görkey. Meşhur voleleri sorulduğunda da hemen Baba Hakkı’yı anıyordu: &#8220ttığım gollerin çoğunda Hakkı’nın emeği vardır. Baba Hakkı, Şükrü Gülesin gibi topu ayağına lokum misali oturtan arkadaşların varsa, o voleleri sen de atarsın!”

    Bir keresinde Fenerbahçe’ye normal bir gol atmış Görkey. Tribünlerden hemen Sana yakışmadı şeklinde sitemler yükselmiş. Bunun üzerine Şeref Görkey’le hakem arasında şu diyalog yaşanmış:
    Şeref Görkey: Hocam bu golü saymayın.
    Hakem: Neden?
    Şeref Görkey: Elime çarptı hocam
    Hakem: Ben görmedim ve golü verdim. Artık iptal edemem. Hakemi kandıramayan Görkey, devre arasında soluğu Baba Hakkı’nın yanında alıyor: İkinci devre hep havadan isterim topları.
    İstediği oluyor ve kendisine ilk devrede sitem eden taraftarlardan, muhteşem bir voleyle adeta özür diliyor.

    Briyantinsiz Çıkmam
    Futbolcuların yurt dışı maçlarına üçüncü mevkide gittiği, yanlarına beslenme çantası verildiği dönemin futbolcusuydu Şeref Görkey. Büyük yokluklar içinde top koşturmalarına rağmen, Voleci Şeref, kıyafetlerine hep dikkat etmiş. Hiçbir maça, saçına briyantin sürmeden çıkmamış. Belki de bu nedenle, kolejli hayranları hep olmuş. Görkey, işte bu kolejli kızlardan birine, Nükhet Hanım’a kaptırmış gönlünü ve 1940 yılında hayatlarını birleştiren imzayı atmışlar.

    22 Şampiyonlukta İmzası Var
    Beşiktaş futbol tarihinde, 18 i resmi olmak üzere, tam 22 şampiyonlukta imzası olan Görkey, dönemindeki Milli maç azlığından sadece 1 kez A Milli formayı giyebildi. 12 Temmuz 1936 tarihinde Yugoslavya ile oynanan ve 3-3 biten o maçta da, takımın ilk golünü kaydetti. Aralıksız 20 yıl Siyah-Beyaz formamızı giyen Görkey, futbolculuğu bıraktıktan sonra da futboldan kopamadı. Beykoz ve Adalet’in yanı sıra Beşiktaş’ta teknik direktörlük yaptı. 1962 yılında A Milli Takım’da teknik adamlık görevini üstlendi. 1960 yılında da Beşiktaş Divan Kurulu Üyesi olarak, hizmetlerini sürdürdü.

    100. Yıl Meşalesini Yaktı
    Beşiktaşımız İnönü Stadı’nda yapılan 100 üncü Yıl kutlamalarında da efsane forvetimiz Şeref Görkey aramızdaydı. Büyük golcümüz Feyyaz Uçar’ın koluna giren Görkey, sahanın ortasına kadar yürüdü. 100. yıl meşalemizi Görkey ve Uçar birlikte yaktılar. Bu sırada eski açık tribünden 100. yıla doğru gün, saat, dakika ve saniye sayan dev saat sıfırlandı ve yine aynı tribünde 2 kulenin üstüne yerleştirilen meşaleler yandı. Görkey o günü şöyle anlatıyordu Bir zamanlar Taksim Stadı vardı. Şimdi Gezi Parkının olduğu yer. Biz maçlarımızı orada yapardık. Kadıköy’deki Papazçayırı gibi. Ben Taksim Stadı’nı dün gibi hatırlıyorum. Zaten o stadda oynayıp da hâlâ yaşayan başka topçu kalmadı. Şeref Stadı’nda da çok maç yaptık. Şimdi orada da Çırağan Oteli var. Ama İnönü’nün yeri ayrı. Biz oraya Dolmabahçe deriz, Mithatpaşa deriz. Şimdi İnönü diyorlar. Ne maçlarımız oldu orada. Futbolu bıraktığım 1950 yılından bu yana hiç ayağım değmemişti İnönü’nün çimlerine. O gün, 100üncü Yıl kutlamaları için Feyyaz’ın kolunda sahaya girince duyduğum heyecanı anlatamam. Herkes bize bakıyor, seyirciler tribünlerde. Tıpkı eski günlerdeki gibi... Bir an yığılacaktım olduğum yere. Çok heyecanlandım. Hiç böyle bir günüm olmadı. Allah bana bu günleri gösterdiği için çok bahtiyarım.

    ŞÜKRÜ GÜLESİN
    14 Eylül 1922’de doğan Şükrü Gülesin, Türk futbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olarak anıldı. Futbola küçük yaşta Kınalıada’da kaleci olarak başladı ve kısa sürede forvete geçti. İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenci iken Beyoğluspor’a transfer olan Şükrü, 1940-41 sezonunda Beşiktaş’a geldi. 1944-45 sezonunda Ankaragücü’nde forma giyen Gülesin, Beşiktaş’ta oynadığı 10 yılda, 3 Milli Küme, 6 İstanbul Ligi, 2 İstanbul Kupası, 2 Başbakanlık Kupası şampiyonlukları yaşadı. 13’ü Galatasaray’a, 9’u Fenerbahçe’ye olmak üzere derbilerde 22 gol kaydetti. Ortaya koyduğu muheşem futbolla birlikte attığı korner golleri de onu büyük üne kavuşturdu. Adını Avupa’da duyuran Gülesin, 1950’de İtalya’ya gitti. Palermo, Lazio, tekrar Palermo olmak üzere 3 sezonda, İtalya 1. Ligi’nde 79 maçta 36 gol attı. Dünyanın bu en zor liginde forma giyen en başarılı yabancılardan biri olarak anılan Gülesin, Türkiye’ye dönünce Galatasaray’a transfer oldu. 10 u Beşiktaş’ta, 1 i Lazio’da olmak üzere 11 kez A Milli formayı giydi, toplam 4 gol kaydetti. Futbolu bıraktıktan sonra, Milli Takım Teknik Komitesi’ne seçildi, Beşiktaş’a yöneticilik ve spor yazarlığı yaptı. 10 Temmuz 1977’de kalp kizi geçirerek yaşama veda etti.

    VEDİİ TOSUNCUK
    1921 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Vedii Tosuncuk, futbola 22 yaşında İzmir’de başlamıştır. Kısa zamanda Karşıyaka takımında ortahaf mevkiinde oynamış, Tıp tahsili için İstanbul’a geldiğinde de, çocukluğundan beri gönül verdiği Beşiktaş’a transfer olmuştur. Beşiktaş Futbol Takımı’nın sol kanadında uzun yıllar başarılı maçlar çıkarmış ve fiziki üstünlüğüne eklediği mükemmel tekniği ile, Siyah-Beyazlı takımımızın şampiyonluklarında önemli roller oynamıştır. Ayrıca Beşiktaş’ta Kaptan’lık mertebesine ulaşmış yıldızlardandır. Uzun, sert vuruşları sayesinde maçın kaderini değiştiren oyuncular arasında yer alan Tosuncuk, Beşiktaş tarihinde Hüsnü Savman’dan sonra gelen en büyük solbek oyuncusudur. A Milli Takım’da 10 defa solbek olarak ay-yıldızlı formayı giyen Vedii Tosuncuk, 1 defa da kaptanlık yapmıştır.


    HÜSEYİN SAYGUN
    İstanbul Beyazıt ta 1920 yılında doğan Hüseyin Saygun, futbola Kadırgada başladı. Bir süre Kurtuluş’ta futbol oynadıktan sonra Beşiktaş’a transfer oldu. 1936dan 1947ye kadar giydiği siyah-beyazlı formayla çok başarılı maçlar çıkarttı. 1947-48 sezonunda Vefa’da oynayan Hüseyin, bir yıl sonra Beşiktaş’a döndü ve futbolu siyah-beyazlı forma altında bıraktı. Orta sahada oyunu yönlendiren ve günümüzde “playmaker” olarak adlandırılan Saygun, derbilerde Fenerbahçe ve Galatasaraya karşı da 4er gol kaydetmeyi başardı. 9 kez A Milli olan ve Çengel lakabı ile anılan Hüseyin Saygun, 1959 yılında Teknik Direktör Remondoni’nin takımı bırakması üzerine Beşiktaş’ı çalıştırdı. 1994 yılında da vefat etti.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi