Adamlar 500 sene önce böyle imiş... Biz hala böyleyiz... :(

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Garip ve Esrarengiz Olaylar Bölümünden Adamlar 500 sene önce böyle imiş... Biz hala böyleyiz... :( ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Börtecine
    Emekli
    Reklam

    Adamlar 500 sene önce böyle imiş... Biz hala böyleyiz... :(

    Reklam



    Adamlar 500 sene önce böyle imiş... Biz hala böyleyiz... :(

    Forum Alev
    Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun
    sıcaklığı
    tam istediğiniz

    gibi
    değilse eskiden Ingiltere'de bu
    işlerin nasıl yapıldığını
    düşünün.



    1500'lerde
    Ingiltere'de işler şöyle yapiliyordu :
    Insanların
    çoğu Haziran'da evleniyordu.Çünkü senelik
    banyolarını Mayıs ayında

    yapıyorlar,
    Haziran'da hala çok kötü
    kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya
    başladıkları için
    gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak
    amacıyla
    ellerinde

    bir
    buket çiçek
    taşıyordu.



    Banyolar içi sıcak
    suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana

    geliyordu.
    Evin erkeği temiz suyla yıkanma
    imtiyazına sahipti. Ondan sonra
    oğulları ve diğer
    erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en
    son
    olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu
    esnada su o kadar kirli hale
    geliyordu ki içinde gerçekten
    bir şeyleri kaybetmek mümkündü.



    Ingilizce'deki "banyo
    suyuyla birlikte bebeği de atmayın" (Don't
    throw the baby out
    with the bath water) deyimi buradan
    gelmektedir.


    Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan
    yapılıyor,
    kamışların
    altında
    tahta bulunuyordu. Burası
    hayvanların ısınabilecekleri tek yer
    olduğu için bütün
    kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar
    (fareler,
    böcekler)

    çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı
    kayganlaşıyor
    ve
    bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu.
    Ingilizce'deki

    "kedi-köpek yağıyor"
    (It's raining cats and dogs) deyimi buradan
    gelmektedir.



    Yukarıdan evin içine
    düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey
    yoktu. Böceklerin
    ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi
    büyük
    bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek
    direkler ve üstünde örtü
    bulunan Ingiliz usulü yataklar
    buradan gelmektedir.



    Zemin topraktı. Sadece
    zenginlerin zemini topraktan başka bir
    şeyden yapılmıştı.
    Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri
    buradan
    çıkmıştır.



    Zenginlerin ahşaptan
    yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın
    ıslandığı zaman
    kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman
    (thresh)
    seriyorlardı. Kış boyunca saman
    sermeye devam ediliyordu. Bir
    zaman geliyordu ki kapı açılınca
    saman dışarıya taşıyordu.

    Buna mani olmak üzere
    kapının altına bir tahta parçası konuyordu
    ki
    bunun
    adı "thresh hold" (saman tutan;
    Türkçesi "eşik") idi.



    Yemek pişirme işlemi
    her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki
    büyük bir kazanın
    içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana
    bir
    şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor,
    et pek bulunmuyordu.
    Akşam yahni yenirse artıklar kazanda
    bırakılıyor, gece boyunca soğuyan
    yemek ertesi gün
    tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen
    bu
    yahni

    çok
    uzun süre kazanda kalıyordu.
    "Bezelye lapası sıcak, bezelye
    lapası
    soğuk,
    kazandaki bezelye lapası dokuz
    günlük" (peas porridge hot, peas
    porridge cold,
    peas porridge in the pot nine days old)
    tekerlemesinin
    menşei
    budur.



    Bazen domuz eti
    buluyorlar o zaman çok seviniyorlardi. Eve
    ziyaretçi gelirse
    domuz etlerini asarak onlara gösteriş
    yapıyorlardı.
    Birisinin eve domuz eti getirmesi
    zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir
    parça keserek
    misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna "yağ
    çiğnemek"
    (chew the fat) adı
    veriliyordu.



    Parası olanlar
    kalay-kursun alaşımından yapılmış tabaklar
    alabiliyordu.
    Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek
    yemeğe
    karışmasına sebep oluyor, böylece gıda
    zehirlenmelerine ve ölüme yol
    açıyordu. Domatesler buna sık
    sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık
    400 yıl boyunca
    domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.



    Çoğu insanın
    kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları
    yoktu.
    Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu
    zaman bu tabaklar bayat
    ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o
    kadar bayat ve sertti ki uzun zaman
    kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı
    için içinde
    kurtlar ve
    küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan
    yemek yiyen insanların
    ağızlarında "tabak ağzı" (trench
    mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.



    Ekmek itibara göre
    bölüşülüyordu. Işçiler yanık olan alt
    kabuğu,
    aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu
    alırdı.



    Bira ve viski içmek
    için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu
    bileşim insanları
    bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu.
    Yoldan
    geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek
    için hazırlık yapıyordu.
    Bunlar birkaç gün süreyle mutfak
    masasının üstüne yatırılıyor¸ aile
    etrafına toplanıp
    yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu.
    Buna
    "uyanma" nöbeti
    deniyordu.



    Ingiltere eski ve
    küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek
    yer bulamamaya
    başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları
    çıkarıyor,
    kemikleri bir "kemik evi"ne götürüyor ve mezarı
    yeniden kullanıyorlardı.
    Tabutlar açıldığında her 25 tabutun
    birinde iç tarafta kazıntı izleri
    olduğu görülürdü.
    Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya
    çıktı.
    Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip
    bağlayıp bu ipi tabuttan
    dışarıya taşıyarak bir çana
    bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu
    mezarlıkta oturup
    zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti "graveyard
    shift")
    denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur ("saved
    by the bell") bazıları da
    "ölü zilci" (dead ringer)
    olurdu.



    Gerçekler bunlar. Kim
    demiş tarih sıkıcıdır diye..




  2. 2
    redkit_redkit
    Yeni Üye

    --->: Adamlar 500 sene önce böyle imiş... Biz hala böyleyiz... :(

    Reklam



    senin neren böle usta
    sen nerde yaşıon







  3. 3
    YuRDuM iNSaNı
    Üye
    Güzel bi paylaşım olmuş..Emeğine sağlık...Ama biz hala böyleyiz derken ne demek istedin anlamadım açıkçası...Bizim neremiz böylee:confused:







  4. 4
    Börtecine
    Emekli
    Orda aslında bir kelime oyunu var biz hala böyleyiz derken biraz derin düşünmek gerekir şimdiki halimizi onlarla kıyaslayın ev bizim şimdiki halimizle onların şimdiki halini kıyaslayın;)

  5. 5
    KeşmekeŞ
    Özel Üye
    okunması gereken bir konu olmuş arkadaşım paylaşım için teşekkürler

  6. 6
    barisbaris
    Üye
    bende fransızların yerdeki dışkılara(kendi dışkıları;tuvaletleri olmadığı için evin ortasına bile yapıorlardı) basmamak için topuklu ayakkabı yaptıklarını duymuştum.

  7. 7
    cRq
    Üye
    gercekten güzeL konu...


    şimdiki halimizi onlarla kıyaslayın ev bizim şimdiki halimizle onların şimdiki halini kıyaslayın;)

    yaani?:D


  8. 8
    seco00006
    Usta Üye
    çok güzel bi paylaşım arkadaşım emeğine sağlık....

    gerçekten çok pis insanlarmış .. ve hala öyle olduklarını düşünüyorumm :S:confused::eek:

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi