Jazz in Kalamış

+ Yorum Gönder
Müzik Köşesi ve Güncel Müzik Haberleri Bölümünden Jazz in Kalamış ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    MaviAdam
    Özel Üye
    Reklam

    Jazz in Kalamış

    Reklam



    Jazz in Kalamış

    Forum Alev



    Klasik ve Caz müziği alanında düzenledigi nitelikli festivaller ve orijinal kitlesel konserlerle tanınan Hakan Erdoğan Productions, Istanbullu cazseverleri Kalamış’a davet ediyor. Garanti Bankasının desteğiyle, 25 ve 26 Ağustosta Kalamış Parkı’nda düzenlenecek “Jazz in Kalamış”, “İyi” müziğin yanı sıra eğlenceli bir yaz programı sunacak.
    Saat 18.00’de başlayacak beş saatlik programlara toplam sekiz topluluk katılacak. Dünyanın en eski Big Band’lerinden Oleg Lundstrem Jazz Orchestra, Türkiye’de Sony BMG’den albümü çıkan ve ülkemizde de tanınan Lyambiko, canlı kaydedilen son albümünün ekibiyle ve dünyanın en iyi füzyon davulcusu seçilen Paul Wertico’yla sahneye çıkacak olan Larry Coryell, Istanbulluların yakından tanıdığı piyano virtüözü Marian Petrescu ve triosu, Portekiz cazının yıldızı Jacinta, son albümüyle müthiş bir çıkış yakalayan Kerem Görsev, son zamanlarda verdiği her konser olay haline gelen, Latin müziğin Türkiye temsilcisi Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars ve eğlence müziğinin en iyilerinden Ercüment Vural & Jelâtin.
    “İyi” müziğin yanı sıra eğlenceli bir yaz programı sunmanın da hedeflendiği bu festival, biçim bakımından bir ilk olacak. Her iki akşam da son konser izleyiciyi dansa davet edecek: Etkinliğin ilk günü Swing, ikinci günü Latin müziğiyle kapanacak. İzleyiciler konserleri ister numaralı sandalyelerde, ister minderlerde izleyebilecek, yiyecek-içecek hizmetlerinden yararlanabilecekler. Böyle bir festival için eşsiz bir mekân olan Kalamış Parkı, festivale özgü çevre düzenlemesiyle, deniz kenarında, geniş ve ferah bir yeşil alanda cazın ve nitelikli eğlencenin tadına varılmasını sağlayacak. Ayrıca, çocuklar ve gençlerin cazla tanışmalarına fırsat sağlamak için, ebeveyniyle gelen 0–16 yaş arası grubun festivale katılımı ücretsiz olacak.
    “Jazz in Kalamış”, programı, ritmi ve coşkusuyla Anadolu yakasını şenlendirecek.
    25 Ağustos 2007, Cumartesi
    18.00 – 23.00
    (Sahneye çıkış sırasına göre)
    Ercüment Vural ve Jelatin

    1959’da Samsun’da doğan Ercüment Vural ailesinde hiç müzisyen olmamasına rağmen içindeki müziği çok küçük yaşlarda keşfetti. 4 yaşında twist söyleyip dans etmeye, 7 yaşında ise izlediği Dr.Jivago filminin orijinal film müziği notalarını çıkartıp tüm mandolin sınıfıyla paylaşmaya başladı…
    İlkokul üçüncü sınıfta klavyeli çalgılara geçen Vural, 15 yaşında ilk grubunu kurdu. 16 yaşında ise ağırlıklı olarak üfleme çalgılardan oluşan bir grubun solistliğini yapıyordu. 20’li yaşlarında Avusturya’ya yerleşen Ercüment Vural, Istanbul’a döndükten sonra Onno Tunç’la birlikte birçok başarılı pop müzik albümünün yapımında rol üstlendi. 1994 yılında, daha sonra kendi kategorisinde büyük bir albüm satış başarısı yakalayacak olan Passaporte Latino’yu kurdu.
    Ercüment Vural, Önder Focan’la oluşturduğu Ercüment Vural - Önder Focan Project’in yanı sıra son yıllarda çok beğeni toplayan Jelâtin isimli kendi müzik grubuyla da Latin caz çalışmalarını sürdürüyor.
    Marian Petrescu Trio

    Marian Petrescu, piyano
    Mihai Petrescu, kontrbas
    Raimo Vayrynen, davul
    Geçtiğimiz yıl kaydettiği “From Mozart to Jazz” albümüyle Türkiye’de de büyük ilgi toplayan Marian Petrescu Trio, swing’den be-bop’a, hard-bop’tan Afro-Latin’e uzanan geniş bir dağarla hayranlarının karşısında olacak.
    1970’te doğan Marian Petrescu dört yaşında piyano çalmaya başladı. İsveç’te klasik müzik ve caz konservatuvarında, ardından da Finlandiya’da Helsinki Sibelius Akademisi’nde eğitim gördü. Hayranlık uyandırıcı tekniği, sağlam klasik müzik eğitimi ve yaratıcılık eseri nüanslarla yüklü dinamik yorumu sayesinde daha on beş yaşındayken Pori Caz Festivalinde caz dinleyicisinin ilgisini üzerinde topladı. İlk plak kaydı yayımlandığında on altı yaşındaydı.
    O tarihten beri uluslararası platformda büyük başarı gösteren sanatçı, 1989’da Martial Solal Caz Piyano Yarışması’nda ikincilik ödülünü, 1992’de Bükreş Caz Festivali’nde de birincilik ödülünü kazandı. Montreux, Paris, Hague ve Kopenhag caz festivallerinde sahneye çıktı; Finlandiya’da düzenlenen Pori, Nisan Cazı ve Baltık festivallerine katıldı. Arturo Sandoval, Toots Thielemans, Al Jarreau, Didier Lockwood, Richie Beirach, Tony Williams, Ulf Wakenius, Ray Charles Band, Lars Danielsson, Riccardo Del Fra, Ron McClure, Jean-Francois Jenny-Clar gibi yıldızlarla birlikte çaldı.
    Lyambiko

    Lyambiko, vokal
    Marque Lowenthal, piyano
    Robin Draganic, kontrbas
    Heinrich Koebberling, davul
    Lyambiko ilk kez 2000 yılında, A-trane adlı bir caz kulübünde sahneye çıktı. Kısa süre sonra kendi grubunu kurdu ve bu grupla dört albüm kaydetti. Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Amerika gibi ülkelerde dört yüzden fazla konser verdi. Lyambiko ve Love… and Then albümleriyle ödüller aldı. Son albümü İner Sense geçen Şubat ayında piyasaya çıktı.
    Altı yıl boyunca aynı ekiple caz standartlarını seslendirdikten sonra özgün bestelere yönelmek istedi. Son albümünde Marque Lowenthal ve Robin Graganic’in yanı sıra Lyambiko’nun da parçaları bulunmakta. Davulda Heinrich Koebberling’in yer aldığı bu albümde Finn Wiesner’in iki muhteşem bestesi de mevcut.
    Grubun Regattabar konserinin ardından Boston Globe şunları yazdı: “Lyambiko, uzun zamandır karşılaşmadığımız, büyük gelecek vaat eden bir caz vokal. Billie Holiday’in canlılığını, Julie London’ın seksiliğini ve Nina Simone’un tenini taşıyor.” Süddeutsche Zeitung’un yorumu da şöyle: “Caz vokalin ilahlarından biri olmaya çok yakın.”
    Oleg Lundstrem Jazz Orchestra

    Oleg Lundstrem Devlet Caz Oda Orkestrasi’nin benzersiz bir hikâyesi vardır. Orkestra, Count Basie Orkestrası’ndan bir yıl kadar önce kurulmuş ve bu sayede de dünyada en uzun süredir çalan orkestra unvanı ile Rus Ginnes Rekorlar Kitabına geçmiştir. Oleg Lundstrem’in caza karşı ilgisi 1932’de Duke Ellington orkestrasının Dear Old Southland’ini eline almasıyla başladı ve iki yıl sonra, birlikte büyüdüğü arkadaşlarıyla kendi orkestrasını kurdu. Dokuz kişilik bu orkestranın başına da oylama sonucu Lundstrem geçti. Topluluk 1935’te, Çin’in Haierbin kentinde, “Green Crocodile” adı altında çeşitli dans partilerinde, balolarda ve yerel radyoda konserler verdi ve popülerlik kazanmaya başladı. Ancak bir süre sonra, Çin’deki politik atmosferin değişmesi yüzünden pek çok Rus aile şehri terk etmeye başladı ve o sıralarda Şangay’da bulunan Lundstrem burada bir otel ile ilk anlaşmasını imzaladı. Topluluk, caz grupları arasındaki zorlu rekabete rağmen, kısa süre içerisinde ünlendi Şangay’da; 1937 ve 1940’ta da, on bir kişiye ulaşan kadrosuyla, tatil kenti Tsingtao’da çaldı. Burada Oleg Lundstrem’in aklına klasik Rus şarkılarını caz tarzında çalmak fikri geldi. Bu şarkılar çok tutuldu.
    İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Liceum Tiyatrosu’nda, savaşın son bulması şerefine verdikleri konserde Oleg Lundstrem ilk bestesi Interlude’u izleyiciye sundu. Artık on dokuz kişiydiler. Ancak kızışan politik atmosfer yüzünden ülkedeki yabancıların hayatı iyice zorlaştı ve grup üyeleri anavatanları Rusya’ya dönmeye karar verdiler. Ülkelerinde, halkın caza ihtiyacı olmadığını savunan komünist yönetim yüzünden, yüksek caz eğitimi almayı umut ederek geldikleri Kazan şehrinde farklı mekânlarda çalmak üzere dağıldılar – Oleg Lundstrem de Opera ve Bale Tiyatrosuna kemancı olarak girdi. Bu dönemde Tatar Devlet Filarmoni Topluluğunun sanat yönetmeni A.S. Klyutcharyov, dağılmasını önlemek için orkestraya yardım elini uzattı ve birçok yerde konserler vermelerini sağladı. Oleg Lundstrem bu konserlerde ünlü Tatar ve Sovyet şarkılarının caz yorumlarını çalmaya başladı. 1955 yılında orkestra Tatar bestecilerle birlikte çalışmaya başladı ve büyük bir başarı elde etti.
    1989’da orkestranın başına Alexander Bryksin geçti. Bryksin’in tükenmez enerjisi ve yaratıcı yaklaşımı sayesinde orkestra dağılmaktan kurtuldu; politik ve ekonomik istikrarsızlığa, finansal destek eksikliğine, caza duyulan ilgisizliğe göğüs gerebildi. Sonuçta bütün bu talihsizliklere rağmen orkestra çalışmalarına devam etti, Rus kültürü ve tarihinde önemli bir yer edinmeyi başardı. 1989 Ekiminde Oleg Lundstrem Orkestrası, Moskova Müzik Konservatuvarı Büyük Konser Salonunda sahneye çıkan ilk caz orkestrası oldu.
    2001 yılında Gregory Garanyan orkestranın başına geçti ve topluluğa yeni bir soluk getirdi. Orkestra son yıllarda yüzlerce konser verdi ve 2003’te Çin’de, büyük yankılar uyandıran bir turneye çıktı. Turne sırasında orkestra, müzikal kariyerinin başladığı yer olan Paramount’ta da konser verdi. Bu konser “tarihi bir konser” diye anıldı, çünkü sanatın zamandan daha güçlü olduğunun bir kanıtıydı.
    Özetle orkestra yetmiş yıllık müzik hayatı süresince on binden fazla konser vermiş ve cazı eski insanların müziği olarak görüp tarihe gömmek isteyenlere en güçlü cevabı sunmuştur.
    26 Ağustos 2007, Pazar
    18.00 – 23.00
    (Sahneye çıkış sırasına göre...)
    Kerem Görsev Trio

    Kerem Görsev, piyano
    Kağan Yıldız, kontrbas
    Cengiz Baysal, davul
    Türkiye’de caz denince akla gelen ilk isim olan Kerem Görsev, 1961 yılında İstanbul’da doğdu. İlk caz denemelerini, 1981 yılında gitar sanatçısı Ercüment Ateş ile Ankara Kızılay Orduevinde dans ve yemek müziği yapan bir grupta çalarak ortaya koydu. Beste denemelerine 90’lı yıllarda başlayan Kerem Görsev, 1994 yılında ilk albümü Hands & Lips’i yayımladı. Karizmatik kişiliği, piyano çalma stili ve kulüp işletmeciliğiyle yıllardır Türkiye’nin en önemli caz isimlerinden biri olan Kerem Görsev, tüm dünyada yüzlerce başarılı konser vermiş ve onlarca albüm yayımlamıştır.
    Jacinta

    Maria Jacinta Bola Ramos, vokal
    Rui Caetano, piyano
    Jorge Reis, saksafon
    Joao Custodio, kontrbas
    Bruno Pedroso, davul
    Jacinta, klasik piyano ve kompozisyon eğitimi gördükten ve hatta bir progresif rock grubunda yer aldıktan sonra caza geçti. Manhattan School Of Music’de master yaptı; Ornette Coleman Band’den Chris Rosenberg ve New York Voices’dan Peter Eldridge ile doğaçlama çalıştı. Yine New York’ta Maria Schneider, Ed Neumeister, Mark Murphy, Dave Hollande ve Annie Ross gibi modern cazın ünlülerinin düzenlediği workshop’lara katıldı. California’da yaşadığı dört yıl boyunca da birçok müzik topluluğuyla, Kimball’s East ve Yoshi gibi önemli mekânlarda sahneye çıktı.
    2001 yılında Cinco Minutos de Jazz tarafından “en iyi yeni sanatçı” seçildi. Aynı yıl, yapımcı Laurent Filipe tarafından davet edilerek “Bessie Smith’e Övgü” konserleri serisinde performans sergiledi. Portekizli eleştirmenler tarafından “zamanımızın en iyi vokallerinden biri” ilan edildi. Bu projenin başarısı, 2003 yılında Blue Note/Emi’den çıkan bir albümle doruğa ulaştı. Tribute to Bessie Smith adını taşıyan bu albüm Portekiz’de müzik listelerinin tepesine yerleşti ve Portekiz’in caz tarihinde daha önce hiç görülmemiş bir başarı yakalayıp Altın Plak ödülü aldı.
    Sanatçı 2006’da yine Blue Note/Emi’den stüdyo albümü Day Dream’i çıkardı. Duke Ellington’ı “yeniden keşfettiği” bu albüm müzik kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Müzik yelpazesini, birbirinden çok farklı yeni renkler katarak daha da genişletti: Albümde Oleg Djavan, Cole Porter, Tom Jobim, Duke Ellington, Zeco Afonsa, Martin ve Monk gibi besteciler bir araya getirilmişti
    Larry Coryell Power Trio

    Larry Coryell, gitar
    Jonathan Wood, bas
    Paul Wertico, davul
    1943’de Galveston’da dünyaya gelen Larry Coryell gitardan önce birçok farklı enstrüman çaldı. Bu dönemde Chet Atkins, Chuck Berry ve daha sonra Wes Montgomery gibi sanatçılardan etkilendi.
    1965’te New York’a gitti. Gitarın her türlü tınısına ulaşabilmek için Leonid Bolotine ile klasik gitar çalıştı. Killer Joe Piro ile çaldı; 1967’de Gary Burton Quartet ile çalışması sayesinde ülke çapında tanınmaya başladı.
    1960’ların sonuyla 70’lerin başında, rock ve caz başta olmak üzere farklı müzik türlerinin aranan gitaristi oldu. Jack Bruce ile turneye çıktı. Jimmy Webb, 5th Dimension, Charles Mingus, Billy Cobham, Chick Corea, John Mc Laughlin gibi sanatçı ve gruplarla çalıştı. Rock, caz ve Doğu ezgilerini harmanlayan bir gitar ilahı olarak anılmaya başlandı.
    1974’de, meslektaşı ve arkadaşı Randy Brecker’la birlikte, tarihin en popüler ve en başarılı füzyon gruplarından The 11th House’u kurdu. Grup dağıldıktan sonra Aristo Records’tan birkaç solo albüm çıkardı. 1980’lerden bugüne değin sayısız konser verdi; Brezilya, Doğu Avrupa ve Uzak Doğu’da pek çok festivalin aranan simalarından biri haline geldi.
    Washington Üniversitesinde verdiği derslerle “hem yapabilen hem öğretebilen” bir sanatçı olduğunu kanıtladı. Otuz beş yıllık müzik geçmişine sığdırdığı yetmişten fazla albümle, bir “gitar ilahı” olarak tarihe geçti.
    Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars

    Ayhan Sicimoğlu, vurma çalgılar, vokal
    Banu Kunt, vokal
    Barış Ertürk, bariton saksafon
    Burak Ersöz, davul
    Emre Ataker, tuşlu çalgılar
    Jozi Levi, tuşlu çalgılar
    Luis Ernesto Gomez, bongos, campana, tambora, vokal
    Reynier Magre Avila, double bas, vokal
    Serkan Çifçi, trompet
    Serkan Okanar, trompet
    Taşkın Akarsu, trombon
    Zeynep Özbilen, vokal
    Türkiye’nin en renkli müzisyenlerinden biri, ritim profesörü, vurma çalgılar ustası Ayhan Sicimoğlu ve topluluğu Latin All Stars, Jazz in Kalamış’ta dünya ritimlerini enerjik teknikleriyle harmanlayacakları etkileyici bir performansa hazırlanıyor…
    Eylül 2006’da Doublemoon’dan çıkardığı ve “Koleksiyoncu Albümü” olarak nitelendirdiği “Friends&Family” albümünde Kolombiyalı Rodrigo Rodriguez, Kübalı trompetçi Amik Abdel Guerra Ling Long; Perulu Cesar Correa, Fahir Atakoğlu, Aydın Esen, Özkan Uğur, Uğur Yücel, Mirkelam ve kızı soprano Ayşe Sicimoğlu ile çalıştı. Ünlü DJ Claude Challe albümü “muhteşem bir Latin füzyon” olarak nitelendirdi.





  2. Alev
    Özel Üye

    Jazz in Kalamış Makalesine henüz yorum yazılmamış. ilk yorumu siz yapın


Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi