Korkut Ata Tiyatrosu Tahlili

+ Yorum Gönder
Ciddi Konular ve Güzel Yazılar / Makaleler Bölümünden Korkut Ata Tiyatrosu Tahlili ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    LoveNess
    Bayan Üye
    Reklam

    Korkut Ata Tiyatrosu Tahlili

    Reklam



    Korkut Ata Tiyatrosu Tahlili

    Forum Alev
    KORKUT ATA

    GİRİŞ

    Türk edebiyatının en önemli sözlü ürünlerinden biri – hiç şüphesiz – Dede Korkut Hikâyeleridir. Hikâyeler muhtevasında barındırdığı kültürel öğelerden dolayı adeta bir Türklük bilgisidir. Türk aydınının ulus devlet sürecinde bu verimli kaynaktan yeterince faydalanamadığını söylemekle birlikte özellikle Cumhuriyet Döneminde bu hikâyelerin asıllarına sadık kalınarak oyunlaştırıldığı görülür.
    Bu çalışmaların sınırları içerisinde 1977 den günümüze çıkış noktası dede korkut olan ve Dede Korkut Hikâyelerindeki “adalet, mücadele, kahramanlık, cesaret, sadakat, töreye bağlılık, fedakârlık” gibi öğelere vurgu yapan ve çoğu bu hikâyelerin isimlerini alan on oyundan bir tanesi olan “Korkut Ata” adlı tiyatroyu değerlendirmeye ve incelemeye çalışacağız.
    Dede Korkut Hikâyelerinin oyunlaştırıldığı tiyatrolar arasında en dikkat çeken birçok Dede Korkut hikâyesini iç içe vermesi ve Dede Korkut hikâyesinin günümüze ilişkilendirmesi gibi özellikleriyle Turan Oflazoğlu tarafından yazılan Korkut Ata adlı oyundur.
    Azrail de kopuz çalıp, öykü anlattığı müddetçe yaşayacağına dair söz alan Korkut Ata, esas ölümsüzlüğün çalışmakla bilgelikle ve iyilik yaparak bırakılmış olan bir isimle mümkün olabileceğini anlar. Eserimiz bölümlerini oluşturan; Boğaç Han, Bamsı Beyrek, Kan Turalı ve Deli Dumrul’un hikâyeleri bu hakikatin anlaşılabilmesine yardım eder.
    “Ancak vermeyi bilen
    Olmaya hak kazanır. Övgüler, alkışlar
    İnsan yüreğinin görkemli çabasına!
    Övgüler, alkışlar
    Gönül denilen Tanrı otağına!
    Çaba, çaba, çaba! Yaşamak
    Çabadan başka nedir acaba?”
    Ele aldığımız bu eser 2 perdeden oluşmaktadır. Birinci perdede iki ikinci perdede iki öykü yer almaktadır. Dolayısı ile oyunumuz iki perde ve dört bölümden oluşuyor. Diyerek tahlile başlayabiliriz.
    Eserimiz 1998 yılında, Türk Dil Kurumu tarafından basılmıştır.2000 yılında ise Ankara Devlet Tiyatrosu’nda İsmet Hürmüzlü’nün yönetmenliği ile sahnelere taşınmıştır.
    Tiyatromuz, Dede Korkut’a çağdaş bir yorum getirmenin yanı sıra Oğuzlar’ın yaşantısının bilinmeyen yönleri de gözler önüne sermektedir.
    Eser Turan Oflazoğlu’nun “2001 Karaman Türkçeyi en iyi kullanan yazar ödülü” olmasında büyük bir yapıtaşıdır.

    OLAY ÖYKÜSÜ / VAKA

    Giriş kısmında da bahsetmiş olduğumuz üzere eserimizi 2 perde ve 4 bölüm olarak inceliyoruz. Eserimiz 4 faklı hikâyeyi kapsadığından dolayı bir vakadan diğerine geçmek konu bütünlüğünü bozacaktır. Bu sebeple tiyatromuzun olay örgülerini bölüm bölüm sunmak eseri ve eserin incelenmesini daha anlamlı kılacaktır.

    I. PERDE

    1. BÖLÜM: Boğaç Han Destanı
    Eserimiz Azrail ile Korkut’un karşılaşmaları ile başlar. Azrail Korkut’a senin için mezar kazıyorum, diyerek artık ölüm vaktinin geldiğini söyler. Korkut kurtuluş çareleri aramaktadır. Fakat Azrail kesin kararlıdır. Korkut’un canını alacaktır. Korkut derin derin düşünürken eline kapuzunu alıp çalıp söylemeye başlar. Bu Azrail’in hoşuna gider. Korkut’a sürekli çalıp söylersen, canına ilişmeyeceğim, sen ve yakınındakiler artık beni görmeyecekler, der ve Korkut çalıp söylemeye devam eder…
    Vakamız Hanlar Hanı Bayındır Han’ın bütün Oğuz Beylerini çağırıp büyük bir şölen yapmasıyla devam eder. Bayındır Han bir yere ok otağ bir yere kızıl otağ bir yere de kara otağ kurdular. ‘’ Der ki Bayındır Han…
    Oğlu olan ak otağa konsun/kızı olan kızıl otağa; her kimin / kızı da oğlu da yoksa kara otağa konsun”
    Oğlu olan ak otağa konar, kızı olanda kızıl otağa. Beylerden Dirse Han adında bir hanın çocuğu yoktur. Bayındır han Dirse Han’ı hiçbir otağa oturtmaz Dirse Han ile karısı Tomur Hatun kalabalıktan ayrılır ve yalnız kalırlar. Dirse Han faturasını karısı Tomur Hatun’a kesmektedir. Ona benim suçum neydi ki hanım beni kara otağa layık gördü diyerek sitemde bulunur. Bunun üzerine Korkut, Tomur Hatun ve Dirse Han konuşmaya başlarlar.
    Korkut Dirse Han’a aç doyurmasını, çıplakları giydirmesini, yetimlere babalık yapmasını, borçluyu borcundan kurtarmasını söyler. Bunun üzerine Tamur Hatun sevinir ve Dirse Han ile birlikte büyük bir şölen yaparlar. Korkut’un dediği yardımları yaptıktan sonra Allah onlara bir erkek çocuk verir. Çocuk bir yiğidin feri kaçtığı boğayı devirerek Boğaç Han adını alır. Günler sonra Dirse Han’ın beylerin Dirse Han’ın yanına gelerek oğlu ile Dirse Han arasına fesat sokar. Türlü bahanelerle Dirse Han’ı oğlu Boğaç’ı öldürmesi için ikna ederler. Bunu da en iyi şekilde düzenleyerek üstünün kapanacağını söylerler durum böyle telakki kılınır ve Dirse Han oğlu Boğaç’ı av esnasında okuyla vurur. Boğaç Han oracıkta düşer, kalır. Otağına yalnız dönen Dirse Han’ı karısı Tomur Hatun sıkıştırır fakat ondan laf alamaz. Tomur Hatun diğer kadınlarla oğlunu aramaya koyulur. Yaralı oğluna Hızır görünmüştür ve anasının sütüyle Boğaç iyileşir. İntikamını almak için babasının yanındaki beyleri haklamaya koyulur fakat o beyler bunu önceden sezerek Dirse Han’ı kaçırırlar. Boğaç Han yiğitlerini de yanına alarak babasını kurtarır ve o yalancı beyleri haklar
    Birinci hikâye bittikten sonra Azrail tekrar Korkut a görünür ve Korkut lafını hiç kesmeyerek ikinci hikâyeye yani Bamsı Beyrek destanını anlatmaya koyulur.

    II. BÖLÜM

    BAMSI BEYREK DESTANI

    Senaryomuz Bayındır Han’ın tekrar beyleri sohbetine çağırmasıyla kaldığı yerden devam eder. Bayındır Han’ın karşısına Kara Göne oğlu Kara Budak, sağ yanına Kazan oğlu Uruz sol yanına ise Kazılık Koca oğlu Bey Yigenek oturur. Bay Büre derler bir bey bunları görünce derinden bir ah çeker, ağlamaya başlar. Bayındır Hanın sormasına karşılık bir oğlum yok, derdime ortak olacak kardeşim yok diyerek Tanrı’ya sitem eder. Bayındır Han ellerini kaldırarak Tanrı’ya Bay Büre ye bir oğul vermesi için yalvarır.
    Bay Bicen adındaki bey de kız evlat ister. Birlikte Tanrı ya yalvarırlar. Orada çocukları olursa birbirine beşik kertme yavuklu yapacaklarına söz verirler. Uzun zaman sonra Bay Büre’nin oğlu bezirgânları müşkül bir durumdan kurtarmıştır. Mallarının Gürcistan’a gitmesine engel olmuş. Baş kesmiş, kan dökmüştür. Bay Büre bunları duyunca gururlanır, Korkut Ata da türlü övgülü sözlerle yiğidin adını Bamsı Beyrek koyar.
    Bamsı Beyrek bir gün av sırasında geyik kovalarken bir otağa rast gelir. O otağa Bay Biçen’in kızı Banı’ nın otağıdır. Bamsı Beyrek bunu öğrendikten sonra Banı Çiçek’e beşik kertmesi olduğunu söyler. Önce kız ben Banı’nın dadısıyım diyerek onunla konuşmaya başlar. Eğer beni yenersen Banı’yı da yenersin yoksa Banı’ya sahip olamazsın der. Beyrek kızı yendikten sonra Banı Çiçek gerçek kimliğini açıklar. Beyrek de oracıkta yüzüğünü çıkarıp Banı’nın parmağına takar. Günler sonra Beyrek ailesine durumu açar ve Banı’ya talip olduğunu söyler. Fakat banının bir deli kardeşi vardır. Adı Deli Karçardır. Kızı istemek için Korkut Ata’yı yollarlar deli oğlan Korkut’a birçok şart sunar. Bunlar üstesinden gelinemeyecek şartlardır fakat Korkut Ata bu durumu da çözer. Düğün hazırlıklarına başlanır. Düğünün olduğu sırada düşmanlar otağı basarlar ve gerdek gecesi Bamsı Beyrek’i kaçırırlar. Aradan on altı yıl geçer fakat hala Beyrek’ten haber alınamamıştır. Yalancık adında bir yalancı Beyrek’in kanlı gömleğidir, diyerek Bayındır Han’a gömleği verir. Banı gömleği Beyrek’in gömleğidir, diyerek tanır ve ağlar. Gömleği getiren Yalancık’ı sevindirmesi için Banı Çiçek ile Yalancık’ı nişanlamak isterler. Bamsı Beyrek’in babası Bay Büre bir şekilde Beyrek’e ulaşılmasını ve haber salınmasını söyler. Bezinganlar Beyrek’i tutsak olduğu yerde bulurlar ve tez kaçıp gelmesini söylerler. Bütün durumu anlatırlar. Beyrek tutsak olduğu yerden Gökçe adında bir hatunun yardımıyla kaçar. Beyrek eğer kurtulursam dönüp seni helalime alacağım diye Gökçeye söz verir ve oradan kurtulur. Otağa döndüğünde Yalancık ile Banı Çiçek’in düğününün yapıldığını görür ve kendini gizleyerek düğünün içine karışır. Bayındır Han’dan izin isteyerek Banının oynamasını ister. Kendisi de Korkut’un kopuzuyla ona eşlik edecektir. Banı oyuna kalktıktan sonra kopuz çalıp söz söyleyenin Beyrek olduğunu anlar ve sevinerek tekrar birleşirler. Beyrek, Yalancık’ı Bayındır
    Han’ın sözleri üzerine affeder ve Korkut ‘un duaları ile ikinci hikâyede sona erer.




    II. PERDE

    III. Bölüm: Kan Turalı Destanı

    Vakamız Korkut’un tek başına söyleşmesi ile başlar. Korkut çalmadığım söylemediğim zaman hayatın anlamı yok gibi sözler söylemesi üzerine Azrail görünür ve Korkut telaşla tekrardan anlatmaya başlar. Çalarak…
    Kan Turalı adında bir yiğit vardır. Babasının adı da Kanlı Koca’dır. Kanlı Koca oğlu Kan Turalı’ya dünya düzeni ile ilgili kıssalar anlatır. Onun evlenmesini, düzenini geleceklere de taşımasını söyler. Kan Turalı babasına evleneceği kızında kendisi gibi olması gerektiğini söyler. Fakat aramalara rağmen kız bulamazlar. Kanlı Koca ile Kan Turalı beraber aramaya koyuldular. İç Oğuz’da Dış Oğuz’da kız bulamadılar. Trabzon’a geçtiler. Trabzon Tekfuru’nun bir kızı vardı ki Kan Turalı gibi hünerli ve ay gibi güzeldi. Fakat kızın babasının üç şartı vardı. Bu şartları halletmeyen otuz iki yiğit kellesini vermişti. Kan Turalı da kızı almak için yola koyulur. Günler sonra Selcen adındaki güzel kızın bulunduğu otağa varır. Kız da onun cesaretine ve yiğitliğine gönlünü kaptırmıştır. Şartlar gereği canavarlar ile karşılaşır ve alt eder. Aslan karşılaşır alt eder, deve ile karşılaşır onu da alt eder. Bu sırada da Korkut Ata, Kan Turalı’ya kopuz çalarak ezgileri ile cesaret vermektedir. Kan Turalı bütün şartları gerçekleştirerek. Selcen’i alır. Beraber yola koyulurlar. Yolda konaklayınca kızın diğer sevenleri Kan Turalı’nın üzerine hücum ederler. Selcen ile Kan Turalı düşmanları omuz omuza çarpışarak alt ederler.
    Vakamız bu çalışmalar sonucunda Korkut Ata’nın ezgi ve şiirleri ile biter.

    IV. Deli Dumrul Destanı

    Oğuz ilinde bir er vardır. Adı Duha Koca oğlu Deli Dumruldur. Deli Dumrul bir kuru çayın üzerine köprü yaptırmış geçenden otuz akçe, geçmeyenden döve döve kırk akçe alır. Benden güçlü olan var mı, var mı öyle bir yiğit çıksın meydana bileyim diyerek aciz insanlara sataşmaktadır. Korkut Ata’nın sözlerine, tembihlerine rağmen bunlara devam eder. Amacı namını Hint’e, Rum’a, Şam’a dört bucağa yaymaktır. Dumrul milleti döve döve köprüden geçirip akçe aldığı sırada birkaç kadının ağladığını görür. Benim köprümün yanında bu tatsız şamatada neyin nesi diyerek kadınlara sorar. Kadınlar bir yiğidi kaybettik ona ağlaşıyoruz derler. Dumrul yiğitlenerek kim, nasıl öldürdü sorularını sorar ve kadınlardan Azrail cevabını alınca, Azrail’e yiğitlik göstermek için onu meydana çıkmaya davet eder. Türlü sözlerle ona çıkışır. Azrail birden görününce Dumrul’un eli ayağı tutmaz olur. Birkaç kere daha yiğitlenir fakat Azrail görünür görünmez Dumrul korkudan titremektedir. Korkut Dumrul’a Azrail’e yiğitlik olmayacağını söyler ve Dumrul’a çalmaya başlar. Azrail Dumrul’u Korkut’un çalıp söylemesine affeder. Fakat ona çanın karşılığı için bir can bulmasını söyler. Dumrul kim verir, kimden can alırım diye düşünürken ailesinin yanına gider. Önce babası Duha Koca’dan can ister fakat babası türlü bahaneler göstererek can tatlı oğul diyerek oğlunu savar. Oğlan bu sefer de anası Döndü’ye gider. Döndü ocağın başında yemek yapmaktadır. O sırada Azrail Dumrul’a ara ara görünüp onu korkutmaktadır. Anası Döndü’de Dumrul’a canını vermeyi göze almaz düşmanlara tutsak olaydın burçlarda tutulaydın seni o zaman kurtaraydım fakat can tatlı diyerek oğlunu savar. Dumrul som çare olarak karısı Aysu’nun yanına geçer. Aysu’ya durumu anlatır. Benden sonra dilediğine var çocuklarımızı öksüz koyma der. Fakat Aysu benim dileğim sensin sen yoksan ben neyleyeyim, çocuklarına sen yakışırsın, diyerek canını vermeyi göze alır. Bu Korkut’un çok hoşuna gitmiştir. Tekrardan çalmaya, söylemeye başlar. Bu durum Azrail’in de hoşuna gitmiştir. O da durumu alkışlar ve söylenir. Korkut Ata etrafındaki olaylara bakarak ölümden kurtuluşun olmadığını anlar. Kopuzunu eline alarak çalmaya tekrardan başlar ve Azrail ile ölüme yavaş yavaş çala söyleye gider.




    -MERAK UNSURLARI-

    1- Azrail kazdığı mezara Korkut’u koyacak mı?
    Korkut Azrail ile anlaşma yapar ve çalıp söylediği zaman ölmeyeceği sözünü alır. (s.4) Fakat tiyatromuzun sonunda Korkut ölümsüzlüğü namelere bırakarak, Azrail ile dünyaya veda etmiştir.
    2- Korkut ölümsüzlüğü anlatırken neden kadından başlamıştır anlatmaya?
    3- Allah Dirse Han’a evlat verecek mi?
    Korkut’un sözlerinin dinlenmesi, dediklerinin Dirse Han ve karısı Tamur Hatun tarafından yapılması sununda Tanrı Dirse Han’a bir erkek evlat verir. (s.14)

    4. Oğlan bayağı yenebilecek mi sorusu merak konusudur.
    Oğlan yumruğu boğanın tepesinden çekince, boğa yere serilir. (s.15) Oğlanın Adı Boğaç Han’dır.
    5. Dirse Han yanında ki beylerin sözüne uyup oğlunu öldürecek mi sorusu merak unsurudur.
    Dirse Han beylerin lafına gider ve oğlu Boğaç’ı av esnasında iki küreğinin arasından vurur. (s.19)
    6. Boğaç Han’ın vurulduktan sonra hayatta kalıp, kalmayacağı merak unsurudur.
    Boğaç Han rüyasında Hızır’ı görür ve O’nun söylediklerini annesini tarif eder. Bu sayede hayatta kalır. (s.21-22)
    7. Boğaç Han intikamını babasını öldürecek mi? Soru su merak unsurudur.
    Boğaç Han annesinin ve Korkut’un sözlerine intiba ederek babasının yanındaki kırk beyden intikamını alır. (s.23)
    8. Tanrı Bay Büre ve Bay Biçen’e çocuk verecek mi?
    Batındır Han’ın ve etraftakilerin duası ile ikisini de bir çocuk verilir. Bay Büre’nin oğlu, Bay Biçe’nin kızı olur.
    9. Bamsı Beyrek, ben Banı Çiçek’in dadısıyım diyen hâlbuki esasta Banı Çiçek olan kadını yenebilecek mi?
    Beyrek Banı Çiçek’i birçok kapışmada yener. (s.33)
    10. Deli Karçar Korkut Ata’yı kovacak mı yoksa onu kabul mü edecek sorusu merak unsurudur.
    Deli Karçar, Korkut’un kopuzu ve ezgisi karsında yumuşar, onunla konuşur. (s.38)

    11. Korkut ve Bay Büre Deli Karçar’ın bütün şartlarını yerine getirebilecek mi?
    Korkut ve Bay Büre Deli Karçar’a ders verir.(s.41)
    12. Bamsı Beyrek düşmana esir olacak mı sorusu merak unsurudur.
    Düşmanlar gerdek gecesi, karanlık bir anda baskın yaparak Beyrek’i tutsak alırlar. (s.42)
    13. Beyrek düşmandan kaçabilecek mi sorusu merak unsusudur.
    Aradan 16 yıl geçmesine karşın Beyrek kaçmayı başarır. (s.49)
    14. Yalancık’ın söylediklerine karşın ne göreceğidir.
    Yalancık söylediklerine karşın Karçar’ın sözü üzerine Banı ile nişanlanır.
    15. Banı Çiçek düğün esnasında çıkagelen Beyrek’i tanıyacak mı?
    Banı Çiçek karşılıklı söyleşmeler sonucu kocası Beyrek’i tanır ve tekrar mutlu hayat sürerler.(s.55)
    16. Kan Turalı kendisine yakışan, kendisi gibi olan bir eş bulacak mı?
    Kanlı Koca İç Oğuz Dış Oğuz’u gezdi oğluna göre kız bulamadı. En son Trabzon tekfurunun kızını beğenip aldılar (s.62)
    17. Kan turalı Trabzon Tekfurunun ağır şartlarına rağmen Selcen’e kavuşur.
    18. Bir diğer merak unsurumuz, Kan Turalı’nın uykudan vaktinde uyanıp uyanmayacağıdır. Kan Turalı düşman saldırısına yakın uyanır ve eşi Selcen ile düşman ile çarpışırlar (s.70)
    19. Kan Turalı ile Selcen iki ikişi olmalarına rağmen düşmanlarını yenebilecek mi, bu soruda merak unsurudur.
    Düşman kalabalıktır. Fakat onlar iki kişidir. Ama gönüllerindeki aşk öyle güçlüdür ki iki kişi olmalarına rağmen düşmanı yenerler (s. 70)
    20. Deli Dumrul insanları zorla köprüsünden geçirerek, ayrıca geçmeyenleri de döverek para almaya devam edecek mi?
    Dumrul, Korkut Ata’ nın nasihatlerine rağmen bir müddet daha para almaya geçmeyenleri dövmeye devam eder bu ağlayan kadınları görünceye kadar devam eder. (s.79)
    21. Azrail, Dumrul’un laflarına karşılık onun canını alacak mı?
    Azrail meydana çıkar çıkmaz deli Dumrul titremeye başlar korkut ata sayesinde Azrail in elinden kurtulur. (s. 81)
    22. Dumrul kendi canı yerine can bulabilecek mi?
    Önce babasının yanına gider sonrada anasının yanına gider. Fakat ikisi de canını vermez en son karısının yanına gittiğinde o canını vermeye hazırdır (s. 95, 98, 99, 103)
    23. Azrail deli Dumrul un bulduğu canı kabul edecek mi?
    Tanrı Aysu’nun yaptığı hareketi çok beğenir ve Azrail dumrulun canını almaktan vazgeçer onları bağışlar (s. 104)
    24. Azrail korkutun canını sürekli çalması sonucu olmayacağını söylemişti. Tiyatronun sonunda korkut Azrail e canını verecek mi? Korkut dünyada en büyük ölümsüzlüğün kalıcı bir eser bırakmakla, sevgi ile insanları aşılamakla, yardım etmekle elde edildiğini anlar ve tiyatromuzun sonunda Azrail ile ölümsüzlüğün yolunda yürür. (s. 105)

    ŞAHIS KADROSU

    Eserimiz 4 destan konu aldığı için pek çok destan kahramanı asıl kahraman konumundadır olaylar bu karhamın etrafında dönmektedir. Oyunumuz da faklı öyküler yer aldığından aynı oyuncu bir den fazla rol üstlenmektedir. Olay örgüsü Korkut Ata’nın gözüyle anlatıldığı için başkahramanımız aslında Korkut Atadır.

    KİŞİLER
    Korkut Ata
    Azrail
    Bayındır
    Dirse Han
    Tomur Hatun
    Boğaç
    Bay Büre
    Bay Biçen
    Bamsı Beyrek
    Banı Çiçek
    Kısırca Yenge
    Karaca Hatun
    Deli Kaçkar
    Yalancık
    Gökçe Hatun
    Durla Hatun
    Boğazca Fatma
    Kanlı Koca
    Kan Turalı
    Selcan Hatun
    Deli Dumrul
    Duha Koca
    Döndü Hatun
    Ayşe Hatun
    Kadınlar
    Erkekler
    Delikanlılar
    Genç kızlar
    Beyler
    Bezirgânlar
    - Destanlarımıza yön veren kahramanlarımız yani asıl kahramanlarımız Korkut Ata, Azrail, Boğaç, Bamsı Beyrek, Kan Turalı ve Deli Dumruldur.

    KORKUT ATA

    Azrail ile öykü anlatarak ve ezgiler dile getirerek hayatı karşılığında antlaşma yapmıştır. Eserimizdeki dört öykü Korkut’un dilinden anlatılmaktadır. Oyunumuzun sonunda Korkut ölümsüzlüğün bırakılan eserlerde, yapılan iyiliklerde olduğunu anlar ve Azrail ile yoluna devam eder, ölür… (s.4-105)

    BOĞAÇ
    Dirse Han’ın oğludur. Birçok yiğidin deviremediği boğayı devirerek adını ‘Boğaç’ almıştır. Babası Dirse’nin yanındaki beyler babası ile aralarına fesat sokmuşlar ve Boğaç’ı babasına vurdurmuşlar. Fakat Boğaç ölmemiş, Hızır’ın da yardımı ile hem babasını o fesatçı beylerin elinden kurtarmış hem de o beyleri öldürerek boyunu kurtarmıştır. (s.14-23)

    BAMSI BEYREK
    Bezirgânların mallarını Gürcülerin ellerinden kurtarmış ve adını kazanmıştır. Banı çiçek adında bir bey kızı ile beşik kertmesidir. Bir gün o kızı otağında görür ve birçok zorluğa karşın onu kendine hatun alır. Tam gerdek gecesi düğünün yapıldığı otağ düşmanlar tarafından basılır ve Bamsı Beyrek kaçırılır. Karısı da Bamsı Beyrek’ i öldüğünü haber veren Yalancık’ a verilir. Yıllardır haber alamayan Beyrek’ e babası tarafından haber ulaştırılır. Beyrek bir yolunu bulur ve kaçar. Sonunda karısına kavuşur. Karısına öldüğünü haber veren Yalancık’ ı da bağışlar ve hayatlarına devam ederler. (s.25-57)

    KAN TURALI
    Kan Turalı babası Kanlı Koca’nın nasihatleri üzerine evlenmeye karar verir. Fakat evleneceği kızında kendisi gibi yiğit olmasını ister. İç Oğuz da Dış Oğuz da böyle bir kız bulamazlar. Kan Turalı Trabzon Tekfuru’nun kızını beğenir. Kız ile türlü yarışmalardan sonra evlenir. Bir gece kızı almak isteyen diğer düşmanlarını da karısı Selcen ile yenerler ve hayatlarına devam ederler. (s. 59-73)

    DELİ DUMRUL
    Deli Dumrul bir kuru çayın üzerine köprü yaptırır. Geçenlerden ve geçmeyenlerden zorla para alır. Bir gün kadınların bir yiğidin ölümüne ağlamaları üzerine Azrail’ e sözlü sataşmada bulunur. Azrail, Deli Dumrul’ a görünerek onun canını alacağını söyler. Canının karşılığın da can bulursa onu bağışlayacağını söyler. Dumrul babasından ve annesinden canlarını ister fakat vermezler. Son olarak karısı ile vedalaşmaya gider ve karısı ona canının feda olduğunu söyler. Azrail bunun üzerine Dumrul’ un canını bağışlar. (s. 75-104)

    AZRAİL
    Azrail ALLAH’ın can almakla görevlendirdiği melektir. Korkut’ un canını alacağı sırada onun ezgilerini dinler ve canını bir şartla bağışlayacağını söyler. Bu şartta Korkut’ un sürekli ezgileriyle Kopuz çalıp öyküler anlatmasıdır. Metin boyunca Azrail Korkut ve diğer kahramanlarla diyaloğu kurar ve en sonun da Korkut ile beraber Hak yolunu tutar. (s.1-105)

    YARDIMCI UNSURLAR – GÖLGE ŞAHSİYETLER
    Eserimiz de dört hikâye Korkut Ata’nın ağzından anlatılmıştır. Öykülendirmeye bağlı olarak ta asıl kahramanımız Korkut yardımcı unsurları fazla işlememiştir. Ancak biz yinede asıl kahramanların yanlarında ki kahramanları yardımcı unsur olarak alıyoruz…
    Boğaç’ın babası Dirse Han, annesi Tomur Hatun ilk destanımıza yön veren yardımcı unsurlardandır.
    Bayındır, eserimizin tamamında yardımcı unsur olarak rol üstlenmektedir.
    Kadınlar, erkekler, Beyler ve Tomur Hatun’un Boğaç’ı aramak için yanında götürdüğü kızlar Boğaç Han destanı’ nın yardımcı unsurlarıdır.
    Deli Dumrul destanında Kara Göne oğlu Kara Budak, Kazan oğlu Uruz ve Kazılık Koca oğlu Bey Yigenek isimleri geçmektedir. Bu isimlerde kadromuzu süsleyen gölge şahsiyetlerdir.
    Bay Büre ile Bay Biçen ikinci destanımızda ki kahramanların babalarıdır. Asıl kahraman kadar önemli değillerdir. Yardımcı unsurumuza iki kahramanımızı da alabiliriz.
    Bamsı Beyrek destanında geçen, Kısırca Yenge, Karaca, Yalancık, Genç, kahramanın kız kardeşleri, Boğazca Fatma ve Burla gibi isimlerde yardımcı unsurlardır.
    Kan Turalı destanında Kanlı Koca, Selcen Hatun, Trabzon Tekfuru, kadınlar ve erkekler yardımcı unsurlardır.
    Duha Koca, Döndü Hatun, Aysu Hatun, kadınlar ve adamlar Deli Dumrul’un öyküsünde geçen yardımcı unsurlardır.

    HASIM / KARŞI GÜÇ
    Korkut’un bu Dünyadan göçme vakti gelmiştir. Azrail Korkutun ve yakınındakilerin canlarının peşindedir. Bu durumda Azrail eserimiz genelinde hasım güçtür.
    Dirse Bey’in yanında ki Beyler, baba ile oğlun arasına düşmanlık sokmak istemektedirler. Bu beyler hasım güçlerdir.
    Bamsı Beyrek hikâyesinde Deli Karçar kız kardeşini vermek istemez ve Korkut’u öldürmek ister. Bu kahramanımız da hasım/karşı güçtür.
    Bayburt Beyi ve adamları otağı basıp Beyrek’i kaçırırlar onu esir ederler. Bu durumda Bayburt Beyi ve adamaları karşıt güçtür.
    Yalancık Beyrek’in öldüğünü söyleyerek Banı Çiçek’e talip olur. Yalancık destanımızda karşıt güçtür.
    Trabzon Beyi kızını Kan Turalıya vermemek için türlü bahanelerle şartlar ortaya atar. Trabzon Bey’ i karşıt güç durumundadır.
    Selcen’in diğer âşıkları uyku vakti Kan Turalı’ya baskın yaparlar ve savaşı Kan Turalı ile Selcan kazanır. Bu baskını yapan âşıklar karşıt güç durumundadır.
    Deli Dumrul destanında hasım güç Dumrul’un ta kendisidir. Zorla haraç alır, baş keser ancak Azrail’i de dâhil edersek öykümüze, Dumrul halka karşı hasım güçtür; Azrail ise Dumrul’a karşı hasım güçtür.
    ALICI
    Boğaç Han kimsenin yenemediği boğayı tek bir yumrukla yere sermiş ve ismini kazanmıştır.
    Boğaç Han babasının ve kedisinin öcünü, babasının yanındaki beyleri yenerek almıştır.
    Boğaç Han’ın babası Dirse Han oğluna Allah’a dua ederek sahip olmuştur.
    Bay Büre ve Bay Biçen, Bayındır Han’ın dularıyla çocuk sahibi olmuşlardır. Beyrek adını bezirganların mallarını gürcülerin ellerinden kurtararak kazanmıştır.
    Beyrek Banı Çiçek i onunla yarışarak kendine hatun almıştır.
    Korkut, Deli Kaçar ı aklıyla yenerek cezasını almıştır.
    Beyrek esir alındığı yerden kaçarak karısı Banı ya tekrar kavuşmuştur. Alıcı durumundadır.
    Kan Turalı, Trabzon Beyinin üç şartını da yerine getirmiş Selcen Hatunu almıştır.
    Kan Turalı uyku vakti bastıran düşmanı yenmiş karısına da tekrar kavuşmuştur.
    Deli Dumrul hikâyesinde alıcı Dumrul un kendisidir. Canının karşılığı olarak karısının canını bulmuş ve bu harekete sevinen Azrail den ömürlerine ömür almıştır.

    YÖNLENDİRİCİ
    Eserimizin tamamında yönlendirici güç olarak korkut ağır basmaktadır.
    Dirse Han’ın oğluna düşman kesilip onu yaralamasında yönlendirici unsur Dirse Han ın yanındaki beylerdir.
    Boğaç’ın babasına tekrardan bağlanmasını sağlayan, yönlendirici durumda olan kişi Tomur Hatun’dur.
    Beyrek’in hapisten kaçması için onunla bezirgânlar yönlendirici durumdadır.
    Korkut, Beyrek’e kendini belli et, göster düğününde geldiğini diyerek yönlendirici durumdadır.
    Kadınların düğün esnasında oynamalarını isteyen Burla yönlendirici durumdadır.
    Kan Turalı’ya evlenmesi için öğüt veren Kanlı Koca yönlendiricidir.
    Deli Dumrul öyküsünde yönlendirici Azrail’dir. Dumrul’u can bulması için tehdit eder ve bu bölümün asıl yönlendirici rolünü üstlenir.

    ARZU EDİLEN VEYA KORKU DUYULAN NESNE
    Eserimizin girişinde korku duyulan Azrail’dir. Azrail Korkut’un Korkulu rüyasıdır. Korkut’un arzusu ölmemek için sürekli ezgiler çalıp hikâyeler anlatmaktır.(s.1-4)
    Boğaç Han öyküsünde arzu duyulan nesne; Dirse Han ve karısı Tomur Hatun’ un çocuk sahibi olmasıdır. (s.12)
    Boğaç Han babasının ve kendisin intikamını almayı arzular ve gerçekleştirir.(s.21)
    Bamsı Beyrek öyküsünde Bay Büre ve Bay Biçen birer çocuk arzu ederler. (s.26)
    Beyrek’in tutsak alındığı yerden kurtarılması arzu edilen nesnedir. (s. 42)
    Banı Çicek’in Yalancık ile evleneceği sözü Beyrek’i korkutmuştur. (s.44)
    Kan Turalı öyküsünde arzu edilen Kan Turalı’ nın kendisi gibi bir eş bulmasıdır. (s.60)
    Trabzon Bey’inin kızını almak Kan Turalı için arzu uyandırmaktadır. (s.65)
    Kan Turalı’ ya sunulan şartlar gereği, savaştığı canavarlar korku ve tahlike uyandırmaktadır. (s.67)
    Selcen Hatun aşıkları’nın baskın yapacağını düşünerek telaşlanmaktadır. (s.68)
    Deli Dumrul öyküsünde arzu edilen Dumrul’un canının yerine başka bir can bulabilmesidir. Korku uyandıran ise Azrail’dir. (s.85)

    ZAMAN
    Eserin Tarihsel Zamanı: Eserimizin tarihsel zamanı hakkında, metnimizden bilgi alamıyoruz.
    Eldeki kaynaklara göre eserimizin tiyatrolaştırılmadan evvelki öyküsel hali XV. yüzyılda yazıya geçirebilinmiştir.

    Esrin Aksiyon Zamanı: Eserimi incelediğimiz zaman vaka ve durumlar için tarih belirtilmediğini görmekteyiz. Bazı olaylarda zaman kavramı vurgulanırken bazen gün, bazen ay, bazen de yıl olarak betimleme yapılmıştır. Fakat bu uygulamalar kesin tarihi belli edememektedir. Günün hangi dilimlerinde olduğu da (sabah, gece, ilkindi) bazı sahnelerde okuyucuya söylenmiştir.
    Eserimizde zaman kavramı şu örneklerle ilişkilendirebiliriz:
    ‘Gebe kalan karısı Tomur Hatun bir oğlan doğurdu kendisine on beş yıl geçince(…)’ (s.14)
    Uzun zaman kısaltmak tasvirlere de verilmiştir.
    ‘Salkım salkım tan yelleri eserken
    Sakalı boza çalan çayır kuşu öterken
    Göğsü güzel kaba dağlara gün değerken’ (s.18)
    Sabah vakti bu mısralarla anlatılmıştır.
    ‘Bugün, yarın, gelir oğlun, kaygılanma’ (s.20)
    Yine uzun zamanı kısaltmak için şu şekilde betimleme yapılmıştır.:
    ‘Beş yaşına girer oğul,
    Beş yaşından on yaşına,
    On yaşından on beşine girer.
    Çalımlı kartal hünerli(…) (s.27)
    ‘Tam on altı yıl geçti aradan(…)( s.42)
    ‘sabahın ilk aydınlandığında yerimden kakmadım mı?’ (…) (s.34)
    ‘On altı yıllık özlemin Beyrek geldi(…) (s.55)

    Eserin Kaleme Alınma Zamanı: A.Turan OFLAZOĞLU’ nun bu eserinin ne zaman kaleme alındığına dair bir bilgiye ulaşamamaktayız.

    Eserin Basılma Zamanı: Eser, 1998 yılında Türk Dil Kurumu Tarafından basılmıştır.

    MEKÂN
    Esrimiz öyküsel bir yapı içinde mekândan bağımsız görünüyorsa da en azından belirsiz bir mekâna sahiptir.

    AÇIK MEKÂN
    Bayındır Han Otagı, Bay Büre ve Bay Biçen’in otağları, Bay Biçen’in kızı Banı Çiçen’in otağı, Karadervent, Trabzon, İç Oğuz, Dış Oğuz illeri eserimizde geçen mekânlardır.
    KAPALI MEKÂN
    Bayburt Hisarı, Trabzon Tekfuru’nun kalesi mekânlarımızdandır.

    MEKÂNIN SİMGESEL DEĞERİ
    Mekân, vakanın bir öğesi olarak aksiyon oluşmasına da etki eder. Bazı mekânlar şahısları ‘engelleyen’ veya onlara ‘yardım eden’ bir görev alabilirler. Mesela bir köprü, şahsın hedef objeye ulaşmasını sağlarken, bir nehir engelleyebilir. Mekânın sembolik bir işlevi de olabilir. Tekrarların mecazların böyle bir görev üslendikleri görülmüştür. Mekânın simgesel değerinden yola çıkarak eserimizdeki mekânlara değinelim:
    “Bir yere ak otağ kurdurur Bayındır Han
    Bir yere kızıl otağ, bir yere de kara otağ” (s.10)
    “Oğlu olan ak otağa konsun,
    kızı olan kızıl otağa; her kimin
    kızı da oğlu da yoksa
    kara otağa konsun.”
    Korkut:
    Oğuz’da bir ev vardı, Duha Koca Oğlu
    Deli Dumrul derler. Bir kuru çayın üzerine
    Bir köprü yaptırmış geçenden otuz akçe alır.
    Geçmeyenden döve döve kırk akçe
    Yanlış duymadınız daha çok alıyor,
    geçmeyenden. “Neden yapıyor bunu?” diye mi,
    soruyorsunuz?
    Dumrul:
    Benden deli, benden güçlü kimse var mı?
    Ortaya çıksın da bileyim diye (…) (s.74)

    Dede Korkut Oğuz boylarının destanlaşmış hikâyelerini derli toplu biçimde aktaran destanlarımız hikâyelerini derli toplu biçimde aktaran bir anlatıcıdır. Türk edebiyatının ilk ürünlerinden olan Dede Korkut Hikâyeleri Türk boylarının Kafkasya ve Azerbaycan yörelerindeki yerleşme, yurt kurma uğraşlarını ve akınlarını konu alır. Bu uğraşlar amacında Türk kavmi için her nefer bir elmas madeni kadar değerlidir. Övülmüş kavim olarak da Kuran’da geçen milletimiz taa ezelden kut anlayışıyla yoğrulmuş, İslamiyet’e geçişte bu anlayışı iman yoluyla da ha da genişletmiştir. Eserimizde kutsanmış Türk insanının sanından ve zürriyetinden bahsediliyor. Çocuğu olmayan insanın bir suçu vardır ki Tanrı onu kargamıştır yoksa Oğuz kavminden böyle insan çıkmaz diyor. Dumrul’da ki simgesel değer daha farklıdır. Dumrul’un köprüsü O’na para kazandıran bir araç konumunda değildir. Aksine köprü, Dumrul’un kahramanlığını âleme duyurması için araçtır ve eserimizde bu şekilde bir simgesel değeri vardır.

    MUHTEVA İNCELEMESİ
    -ÖLÜM-
    Oğuzlar İslamiyet’i kabul etmeden evvel “Gök Tanrı” inancını benimsiyorlardı. Kut anlayışı Oğuzlar üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Ölüm Oğuz insanı tarafından Tanrı’nın verdiği ceza olarak telakki ediliyordu. Eserimiz ölümsüzlüğü yakalamaya çalışan Korkut’un ve ölümün peşlerinde olduğu diğer destan kahramanlarımızın maceraları sonucunda oluşmuştur.
    “Azrail:
    Ezgilerin, öykülerin devam ettikçe
    yaklaşmayacağım sana Korkut
    Korkut:
    Ama ezgilerin öykülerin sonu gelirse
    Seninde sonun gelir; demek istedi bana” (s.4)

    -KADINA VERİLEN DEĞER-
    Kadınlar bu eserinde oldukça canlı ve göçebe hayatın bütün özelliklerini yansıtacak biçimde anlatılmıştır. Çoğu erkekleri gibi savaşçı ve onun imdadına yetişecek kadar cesaretlidir. Ata biner, kılıç sallar ve düşman kovalar. Erkeğin namusunu, şerefini kendi namusu bilir. Sadıktır, erkeğini yıllarca bekler fedakârdır, canını bile kocasının şerefini korumak uğruna hiçe sayar. Tedbirlidir, devlete asi olmaktan alıkoyar kocasını…
    İşte Oğuz kadını böyle bir kadındır. Tiyatromuzda kadın bütün özellikleriyle işlenmiştir.
    Korkut Ata eserimizin girişinde kadınlara verilen değerden bahsetmiştir. Erkeklerimizi bir manada yererek, kadınlarına daha çok değer vermelerini istemiştir.
    “Korkut:
    Kadın yaşamdır, yaşamda kadın.” (s.7)

    -DİN-
    İslami motiflerle, ahlaki motiflere bu hikâyelerde çokça rastlanır. Hemen her hikâyenin sonunda edilen dualarda Dede Korkut, Allah ve Peygamber sevgisini dile getirir. Temiz imanı över, iyi dileklerde bulunur. Bu duaya âmin diyenlerin “didar” görmesini diler. Pek çok hikâyede bulunan dini motiflerden çoğu, eserimiz başlangıcında değiş halimde verilir. Hikâyelerde Peygamberimizden de bahsedilir. Düşman karşısında çaresiz kalanlar ya Allah’a sığınır ya da Hızır imdadına yetişir rol gösterir yahut da meleklerden yardım görür. Oğlu kızı olmayanlar, bir ağzı dualının duasını almak için kurbanlar keser, ziyafetler tertipler. Tiyatromuzda İslami motifler yanında, bunlarla çatışmayan eski Türk kültürüne ait pek çok unsura da rastlanır. At sevgisi oğul düşkünlüğü, misafirperverlik, ata-ana sevgisi, kardeş bağlılığı, adak adama ve şükran ziyafetleri hep bu tür motiflerdir ve eserimizde çok yer tutarlar.
    “Al sancak kaldırılınca Müslümanlar arka olsun ona (…)” (s.29)
    “Tanrı’nın buyruğu, Peygamber’in kavliyle (…)” (s.38)

    -SAVAŞ-CİHANGİRLİK-
    Eserimizde işlenen bu tema üzerine Mehmet Kaplan’ın “Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar” adlı esrinden fikirlerini sunacağım.
    “Dede Korkut eserinde cihangirlik ihtirası yoktur. Kanaatimce bu onların kendileri kadar kuvvetli düşmanlarla karşılaşmış bulunmalarından ileri geliyor. Anadolu’nun istilası devirlerini aksettiren bu hikâyelerde cihangirlik ihtirasının yerini şerefini ve ailesini koruma ve kurtarma duyguları alıyor. Oğuzların tam birlik halinde bulunmadıklar, beyler hatta aile uzuvları arasında bile mücadele olduğu görülüyor. Dede korkut hikâyelerinde bahis konusu olan psikolojik ve sosyolojik hareket amillerini gözden geçirirsek, kahramanlığın akılcılık şeklinden çıkarak, başka duygularla birleştiğini görürüz. Hatta burada Alp tipinin bozulmaya başka bir tipe kaymaya başladığından dahi bahsolunabilir.”
    Birinci hikayemizde, Dirse Han’ın beyleri, bir iftira ile oğlu Boğaç Han’ın babasını öldürtmeye kalkıyorlar. Başaramayınca Dirse Han’ı kâfirlere teslim ediyorlar. Diğer hikâyemizde kâfirler Beyrek’i kaçırıyorlar. Üçüncü hikâyemizde Kan Turalı Trabzon Tekfuru’nun kızını almak için üç canavarla güreşiyor, kızı alıp otağına dönerken, kâfirler tarafından baskına uğruyor. Son hikâyemizde ise Deli Dumrul Azrail ile karşılaşıyor ve mağlup oluyor.




    ANLATIM TEKNİKLERİ
    1.TASVİR TEKNİĞİ
    Eserimiz bir tiyatro metni olduğu için tasvirlere bolca yer verilmiştir. Diyaloglarda konuşan kişinin tavrı, hareketleri, konuşma şekilleri parantez içinde belirtilmiştir. Kızgın, sakin, öfkeli, tedirgin, düşünceli gibi kelimelere yer verilmiştir. Metnimizin pek çok yerinde bu teknik kullanılmıştır.
    “Karçar (ters)
    Karçar(gönülsüz)” (s.37)

    2. ÖZETLEME VE GERİ DÖNÜŞ TEKNİĞİ
    Olaylar ve durumlar anlatılırken ayrıntılara inilmez. Savaşlar, Han’ların büyümeleri, olaylar ve durumlar bazen bir fotoğrafta bazen de bir cümleyle anlatılır.
    “Gebe kalan karısı Tomur Hatun bir oğlan doğurdu kendisine. On beş yıl geçince öyle bir yiğit oldu ki bu oğlan (…) (s.14)

    3. OTOBİYOĞRAFİK TEKNİK
    Dede Korkut Hikâyelerini konu alan bu tiyatro eserde, kahramanlar olarak, karşımıza yine eser içerisindeki hikâyelerden bir şahıs kadro, oluşturulmuş böylece eser dönemin görsel bir anlatısı mahiyetinde meydana getirilmiştir. Bundan hareketle yazar eserde otobiyografik unsurlar kullanılmamış, yalnızca eserdeki şahıs kadrodan müteşekkil bir senaryo kaleme almıştır.

    4. DİYALOG TEKNİĞİ
    Eserimiz bir tiyatro eseri olduğu için tamamı diyalog tekniği ile kaleme alınmıştır.

    5. İÇ MANOLOG
    Kahramanların seslendirmedikleri, sadece içlerinden geçirdikleri; kendilerine sarf ettikleri cümleler metnimizde yer almıştır.
    Korkut-(iç sesi): “Ama ezgilerin, öykülerin sonu gelirse seninde sonun gelir, demek istedi bana.” (s.4)
    Boğaç Han-(iç sesi) “Bir dama direk vururlar, o dama destek olurlar. Ben ne diye destek oluyorum bunun alnına?” (s.15)

    DİL VE ÜSLUP
    Ahmet Turan OFLAZOĞLU’nun eserde kullandığı dil, oldukça açık ve sadedir. Akıcı ve hoş bir anlatım söz konusudur. Korkut’un dile getirdiği ezgilerde bu akıcılık ön plana çıkmaktadır.
    Manzum tarzda dile getirilen bu söyleyişler sanatlı ve sade üsluplu olarak yazıya getirilmiştir. Dil işlekliği, bütün hikâyelerde benzer ve terkipsiz bir anlatım kullanıldığı düşünülürse ne kadar geniş bir dönemi konu alırsa alsın tek bir yazar tarafından kaleme alındığı akla yatkın görülmektedir. Birçok hikâyede aynı vasıfta anılan kahramanlar, değişik durumlarda farklı tavırlar ortaya koydukları halde hemen hemen aynı kelimelerle konuşur, aynı deyimleri kullanırlar. Anlatım o kadar canlı bir konuşma diliyle geliştirilmiş ki okurken ya da dinlerken hiçbir ayrıntısını kaçırmak istemezsiniz. Olup bitenler, bir destan havasında başlar, gerçekçi bir hikâye dili ve çağdaş bir olay örgüsü ile gelişir ve okuyanlara dinleyenlere iyimser duygular telkin ederek sona erer.
    “Karlı dağlarımız yıkılmasın,
    gölgesi kaba ağaçlarımız kesilmesin,
    taşkın akan güzel sularımız kurumasın
    yüce Tanrı kimselere muhtaç etmesin sizi.
    Bütün ölmüşlerin yeri cennet olsun.” (s.24)


    Nazmi Güldeş






  2. 2
    AYSEVEN
    Bayan Üye

    Cevap: Korkut Ata Tiyatrosu Tahlili

    Reklam



    dede korkut hikayeleri ile büyüdük biz içerdiği mesaj duygu hala aklımda şimdilerde anlatılan hikayeler nekadarda kolay ve anlamsız yetişen neslin bu şekilde eğitilmesi acı bir durum







+ Yorum Gönder
tiyatro tahlili nasıl yapılır,  turan oflazoğlu korkut ata özeti,  korkut ata turan oflazoğlu ozeti
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi