Bursa İli Keles Ve Orhaneli Yöresi Halk Oyunları Araştırması

+ Yorum Gönder
Her Telden ve Halk Oyunları - Dans Bölümünden Bursa İli Keles Ve Orhaneli Yöresi Halk Oyunları Araştırması ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    Bursa İli Keles Ve Orhaneli Yöresi Halk Oyunları Araştırması

    Reklam



    Bursa İli Keles Ve Orhaneli Yöresi Halk Oyunları Araştırması

    Forum Alev
    BURSA İLİ KELES VE ORHANELİ YÖRESİ HALK OYUNLARI ARAŞTIRMASI

    BURSA TARİHİ

    “Bursa’nın kuruluşu, M.Ö. IV.yy.’a dek uzanır. Bitinya Kralı I.Prusias (M.Ö.230 - M.Ö.182) döneminde bulgulara rastlandı.Ege göçleriyle çeşitli kavimlere konak olan yöre, Lidya Kralı Krezüs’ün M.Ö. 546’da I.Kiros’a yenilmesiyle Pers egemenliğine geçti. İskenderin Persleri yenmesinden sonra Bitinya Krallığı Makedonya İmparatorluğunda özerk olarak yaşadı. Bitinya Krallığını Galatlar ve Bergama Krallığı izledi. Pontus kralı M.Ö. 88’de Bitinya yöresini istila etti. Romalı komutan Lukullus, M.Ö. 71’de bu kralı yenince Bitinya egemenliğine geçmiş oldu.

    Roma yönetimi sırasında yöreye Balkanlardan ***lar ve İskitler göç etti. 395’de imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma’da (Bizans) kalan yöre beş doğu genel valiliğinden biri oldu. 668 yılında yöreye Araplar, 1078’de de Türk akıncıları ulaştılar. İznik 1075’de fethedildi, ancak Bursa kenti uzun yıllar alınamadı. 1097’de Bizans İznik’i geri aldı. 1261’de İnegöl tekfurunu yenen Osman Bey Bursa topraklarına girdi, ancak İnegöl 1299’da alındı. 1301’de Osmanlılar Ulubat gölüne ulaştı. Orhan Gazi 1325’te kenti kuşattı ve kent 1326’da Osmanlılara geçti.”

    KELES

    COĞRAFİ DURUMU: İlçenin topraklarını; doğudan İnegöl ve Domaniç, batıdan ve güneyden Tavşanlı ile Orhaneli; kuzeyden ise Bursa merkez ilçesi çevreler.

    Yüzölçümü : 680 km²
    Önemli dağlar : Uludağ ve uzantıları.
    Önemli akarsular: Nilüfer çayı, Kocasu, Sakarı ve Keles deresi.
    İklimi : Marmara ve Ege Bölgesinin geçit iklimi.

    TARİHİ DURUMU: Keles’in tarihi oldukça eskiye dayanır. Kesin olarak ne zaman kurulduğu bilinmez. Ancak söylentilere dayanılarak tarihçesi yapılabilmektedir. Buna göre ilçenin tarihi 12. ve 13. yüzyıla kadar gitmekte ise de, biz daha eskiye dayandığını söyleyebiliriz. Oğuz Türklerinin gerçek yurtları olan Anadolu’ya doğru göçleri sırasında yerlerinden oynayan, Hazar Denizinin güney eteklerinde yaşayan Keles Kenti Oğuz Türkleri ve göçleri bugünkü yurtları olan bölgemize yerleşmişlerdir. Belenören, Kıranışıklar ve Kıpçakçaya benzeyen büyükbalık kemiği anlamına gelen Gelemiç köylerinin adları da zamanında buraya gelen Türkler tarafından eskiden geldikleri bölgelerin adlarını yeni yerleştikleri bu bölgelere ad olarak verdikleri kaynaklarda da belirtilmektedir. 1300 yıllarına doğru buralara gelip yerleşen Oğuz Türklerinin torunlarıdır. Gelemiç, Kocakavacık, Güvenli ve Sorgun Oğuzların ilk yerleştikleri dağ köyleridir.


    ORHANELİ

    COĞRAFİ DURUMU : Orhaneli Bursa’nın 65 km. güneyindedir. Yüzölçümü 1731 km² dir. Denizden yüksekliği 525 m.dir.

    TARİHİ DURUMU : Orhaneli ilçesi Bizans devrinde imparator Adrianus’un av mahalli olarak kurulmuştur. Harmancık Tekfuru Köse Mihal’in Müslüman olmasıyla Osmanlılara bağlandı. İlçe 1869 yılına kadar Bursa ile Harmancık ilçesine bağlı Beyce Bucağı iken; 1982 yılında Orhaneli ilçesi haline gelmiştir.


    BURSA FOLKLORU

    Şehrin folkloru diğer pek çok ilimizde olduğu gibi çok zengindir. Osmanlılar döneminde şehir ve köylerdeki Yörüklerle Rum azınlığın yaşattığı değerler, cumhuriyet dönemi sonrasında göçlerle daha da zenginleşmiştir.

    Bugün özellikle Artvin ve Balkan ülkelerinden (Bulgaristan ve Eski Yugoslavya) gelen göçlerle çok büyük bir kültür merkezi olmuştur Bursa ili.
    Ayrıca özellikle Keles ve Orhaneli ile civar köylerinde yaşayan Yörüklerde kendi öz benliklerini ve kültürlerini günümüze kadar koruyup, getirebilmişlerdir.


    BURSA TÜRKMEN HALK OYUNLARI
    (Orhaneli – Keles Yöresi Oyunları)

    Neşe, elem, aşk ve kahramanlık gibi duyguların milli ruh ve karaktere uygun bir tarz ve hareket ile ifadesi olan halk oyunları bize nesilden nesile süregelen ecdat yâdigarı milli ananelerimizden birisidir.

    Bursa “Güvende” oyunları örf ve adetleri, Uludağ eteklerinde kurulmuş olan Orhaneli ve Keles civarında halen canlı bir şekilde sürmekte ve orjinalliğini korumaktadır.


    ERKEK OYUNLARI

    Küçük Oyun (Alçak hava)
    Büyük Oyun
    Algın Olur Oyunu
    Yüksek Oyun (Keles Sekmesi)
    Sorgun Oyunu
    Güvendeler

    KÜÇÜK OYUN (Alçak Hava)

    Aşkla ilgili olan bir oyunumuzdur. İki gencin birbirini sevmelerini, birbirlerine kavuşmasını anlatır. 4/4 lük tempo ile çalınır. Bu oyuna başlarken oyuncular müzik eşliğinde meydanda dönerler. Türkünün ilk mısralarında kollarını yukarıya kaldırıp, oyuna başlarlar.

    Oyunun kendisine mahsus tavır ve figürleriyle türkünün neşeli melodisine uyan oyuncular çevik hareketlerle devam ederler. Küçük oyun aşağıdaki güfte eşliğinde oynanır.

    At olur da tepmez mi?
    Yar olur da öpmez mi?
    Yarin öptüğü yerde,
    Kırmızı güller bitmez mi?

    Dere geliyor dere,
    Aman da dere geliyor dere,
    Kumunu sere, sere,
    Al beni götür dere,
    Aman da al beni götür dere,
    Yarin olduğu yere.

    Kıyıdan, kıyıdan kıyıdan gel,
    Ortası çamur kıyıdan gel.

    BÜYÜK OYUN

    Birbirini seven gençlerin sevgilerinin her şeyden üstün olduğunu anlatan bir oyundur. 9/8 lik bir aksak tempoyla oynanır. Aksak olan temposunda kendisine has tek ayak üzerinde sekme vardır. Oyunun son bölümünde oyuncular diz vururlar. Türkünün giriş yerlerinde figürler çok canlıdır. Daire birden kapanıp, açılır. Bu türkülerden bazıları ; Sevsen Uyanmaz, Azime, Çıkma Dışarlara Gün Vurur Seni.


    Arpa da ektim ne olacak aman,
    On yedili Fadimem.
    Dertlerin beni beni de alacak,
    İkimizin sevdası aman aman!
    On yedili Fadimem
    Kıyamete mi kalacak.
    Fadimem senin uğrunda aman!
    On yedili Fadimem,
    Dertlerin beni beni de alacak.
    Sevsem uyanmaz, sevsem uyunmaz,
    Gecelerin ayazına canlar dayanmaz.


    ALGIN OLUR OYUNU

    Seven gencin sevgisini dile getiren bir oyunumuzdur. Sevdiği kızın çok güzel olduğunu anlatır. 9/8 lik çok aksak bir tempoyla oynanır. Hareketlerde gayet yumuşak diz kırmaları ve kol çekmeleri vardır. Dönüşler ve çöküşler çok çeviktir.

    Dereleri aldı tüfek yangısı,
    Göster Allah göster,
    Benim yarim hangisi.
    Benim yarim güzellerin incisi.
    Güzelim, kibarım, yollarımız ayrıldı.
    Bizi de böyle ayıranlar ayırdı.
    Doğan da aylar doğuşundan bellidir.
    Gözel de kızlar yörüyüşünden bellidir.


    YÜKSEK OYUN (Keles Sekmesi)

    Birbirini seven gençlerin ailelerinin razı olmaması üzerine dostlarından ayrılığı göze alarak beraberce dağları aşıp, şehre kaçmalarını sekme figürleri ve ritimlerle anlatmaktadır. Genellikle üç bölümden oluşur. Oyunun ilk bölümüne fasıl denir. İkinci bölüm oyunun sözlerinin başladığı ve karşılıklı gidip gelme figürlerinin bulunduğu kısımdır. Son bölümde ise meyana geçilir. Bu kısımda çökme ve dönme figürleri yapılır. Bu oyunun en büyük özelliği karşılıklı olarak en az iki kişi ile oynanmasıdır. En çok bilineni “Aşalım” dır. 9/8 lik tempo ile oynanır. Aksak olan dördüncü temposunda hafif ve zarif adımlarla yapılan sekme hareketleri vardır.

    Aşalım aşalım, dağları aşalım
    Düşelim düşelim ovaya düşelim.
    Ayrılık günleri gelmiş aman helallaşalım,
    Dağların sevdası sevdası
    Saz ile olur mu aman
    Güzelin sevdası naz ile olur mu? Aman.


    SORGUN OYUNU (Çiftetelli)

    Oyun, dürü getirme diye de bilinir. Dürü evine getirilen dürülerin getiriliş anını temsil eden karşılıklı ve grup halinde oynanan neşeli bir oyundur. Sadece müzik eşliğinde oynanır.Türkü ve sözleri yoktur.


    GÜVENDE

    Türkü ve söz yoktur, erkeklerin güç gösterisini gösterir, daire formunda oynanır, diz vurmalar ağırlıktadır. Ritim 2/4 lüktür. Bayanlar ağır oynarlar. Bazı köylerde Güvende, düz oyun olarak geçmektedir.


    KIZ OYUNLARI

    Menekşe
    A Fadimem
    Trem Yolu
    Deve Gelir İnişten
    Cezayir
    Yemeni
    Azime


    MENEKŞE

    Yöremizde en çok oynanan oyunlardan bir tanesidir. Kına gecesi gelini ağlatmak anında türkülü olarak oynanır. Gelinin oğlan evine gitmesini vurgulayan bu oyunda zarif yürüyüş ve bacak hareketlerinin uyumu gerçekten çok güzel ve canlıdır. Bazı köylerde “Kız Havası” olarak da geçer. Minoşe, menevşe de denilmektedir (2)
    Kolların hareketi menekşe çiçeğinin açılış kapanmasını sembolize eder. Bu oyunun ritmi 9/8 liktir.

    Menekşesi tutam, tutam
    Arasına güller katam.
    Nice gurbet elde yatam,
    Sen gel menekşeli gelin.

    Gelin gelin allı gelin,
    Al yanağı ballı gelin.

    Gelin gider su doldurur pınardan,
    Aylar geçti haber gelmedi yardan.


    A FADİMEM

    Orhaneli’ye bağlı köylerden birinde iki genç birbirini severler. Oğlan tarafının kızı istemesiyle olayın tatlıya bağlanacağı sanılmaktadır.Ancak kız tarafının ağır şartlar ileri sürmesi ve Beyce (Orhaneli’nin eski adı) de dükkan açılmasını istemesi, fakir olan erkek tarafına ağır gelir. Daha sonra bu iki genç anlaşarak köyden kaçarlar. Bu olaydan etkilenen gençler yeni bir türkü yakarlar ve bunu oyunla ifade ederler.

    Yöredeki bu tür oyunlara “Dar Oyunlar” veya “Düz Oyunlar” denilir. Bu oyunların ritmi 9/8’liktir. Bu oyunlardan bazılarının sözleri şöyledir:


    A Fadimem

    A Fadimem hadi senle kaçalım
    Beyce pazarında dükkan açalım

    Ay lay lilom, ay lay lom, ay lay lilom ay lay lom

    A Fadimem iner gelir Belen’den
    Zülüfleri tel tel olmuş elemden

    Ay lay lilom, ay lay lom, ay lay lilom ay lay lom

    A Fadimem iki değil, üç değil
    Benim bağrım demir değil, tunç değil

    Ay lay lilom, ay lay lom, ay lay lilom ay lay lom


    Emine

    Dereler doldu taş ile
    Gözlerim doldu yaş ile
    Sen kimlere yar oldun
    O gülmedik baş ile

    Acem şalı belinde
    Bir ucu da Emine’nin elinde
    Emine benim olmazsa a yarim
    Durmam şu Bursa’nın köyünde

    Ay oğlumuz, ay oğlumuz
    Beyce, Bursa yolumuz
    Yaktı beni kül etti
    Orta boylu kızınız.



    TREN YOLU

    Sevgilinin askere gittiğini ve hasretine dayanılamadığını anlatan bir oyundur. Hareketler yumuşak ve yavaştır. Sekmeler devamlı parmak ucunda yapılır. Yörede düz oyunda denmektedir. Ritim 9/8 liktir.

    Tren yolunda çiçek of of o yarim,
    Trenler geçmeyecek a yarim.
    Ben yarimle konuştum of of o yarim,
    Sigara içmeyecek a yarim.

    Tren yolu bayır mı of of o yarim,
    Yarim çantan ağır mı? a yarim.
    Hiç izine gelmedin of of o yarim,
    Başçavuşun gavur mu? a yarim.


    DEVE GELİR İNİŞTEN

    Düğün günü kadınlar grubunun eğlence ve oyunlarında bakır (tirki) la çalıp oynanılan bir oyundur.Genellikle mani türü özelliğini taşıyan ezgisi eşliğinde hareketler zarif ve uyumludur. Ritim 9/8 liktir.

    Deve gelir inişten,
    Çıngılları gümüşten.
    Yarim çerez yollamış
    Bin bir türlü yemişten.

    Bu tarla uzun tarla
    Parla sevdiğim parla
    Yanıma gelemezsen
    Uzaktan mendin salla.


    CEZAYİR

    1892 tarihinde Fransızların Osmanlıların elindeki Cezayir’i işgal etmelerinden sonra Osmanlı Hükümdarı seferberlik ilân etmiştir. Tüm erkeklerin seferberliğe gitmesi üzerine geride kalan genç kız ve kadınlar Cezayir’e giden erkekler için ağıt yakmışlardır. Bu ağıt daha sonra jest ve figürlerle canlandırılarak oyunlaştırılmıştır. Zamanın hareketlerini tamamen korumakta olan orijinal bir oyundur. Oyun içinde birleşip ayrılmalar ve hüznü ifade eden figürler vardır. Ritmi 2/4 lük olup, türkü söylendiğinde ağır, oyunu oynandığında hızlıdır. Her geline Kına Gecesi oynatılması adettendir.

    Cezayir’in harmanları, savrulur
    Savrulur da sol yanıma devrilir.
    Sarı buğday samanından ayrılır,
    Sokakları mermer taşlı
    Gül elleri hilâl kaşlı CEZAYİR...


    YEMENİ

    Aşkın; güzel, sevginin bulunmaz bir şey olduğunu anlatır. Sevgilinin karşısında kendinden geçişi anımsatan parmak uçlarındaki yumuşak ve zarif hareketler oyunun en belirgin özelliğidir. Ritim 9/8 liktir. Bu oyun genellikle yaylaya göçte harman alanında ve kına gecesinde oynanır.

    Ben yemenimi aman aman al isterim,
    Ortasında a canım da dal isterim.
    Bir güzelde aman aman yar isterim,
    Al gel oğlan al gel de mor yemeniyi
    Bul gel oğlan bul gel de mor çiçeği.


    AZİMEM

    Neşe ve aşkın uygun hareketlerle anlatıldığı bir oyundur. Çok canlı ve hareketlidir. Aksak bir tempoyla oynanır. Aksak olan temposunda zarif esnemeler vardır. Ritim 9/8 liktir.

    Çıkma dışarlara gün vurur seni,
    Ölürüm ayrılmam alırım kız seni.
    Aylar gibi doğmuş
    Günler gibi parlayıp geçmiş.
    Seni gidi seni, seni de
    Sen aldattın kız beni.
    Seni gidi oyunbaz,
    Cilvesine doyulmaz, aman canım doyulmaz.

    Bizim kaplar kalaylı,
    İçi dolu saraylı.
    Şu zamanın kızları,
    Kandırması kolaylı, aman aman a canım kolaylı.



    BURSA HALK OYUNLARI MÜZİĞİ

    MÜZİK: Yöremizde bayanlar bütün eğlencelerinde bakır çalıp eğlenirler. Bakır çalarken de devamlı türkünün sözlerini okurlar. Bakırlarında çalınan ritim genelde 9/8 lik ritimlerdir.

    Erkeklerin eğlencelerinde kullandıkları sazlar yer ve zamana göre değişmektedir.


    OTURAK VE ODA MUHABBETLERİNDE KULLANILAN SAZLAR:

    1- Saz 4- Dabrika (Darbuka)
    2- Cura 5- Zil
    3- Kabak Kemane 6- Kaşık


    MEYDAN EĞLENCELERİNDE KULLANILAN SAZLAR:

    Zurna
    Davul
    Güdüm


    YÖREDE KULLANILAN ENSTRÜMANLAR

    Yörede iki türlü çalgı topluluğu vardır. Biri yöreye Türkmenlerle birlikte gelen, davul, zurna ve kudümden oluşan topluluktur. Diğeri ise sonradan bunların yerini alan gırnata (klarnet), cümbüş, keman ve darbukadan oluşan çalgı topluluğudur. Bu tür çalgı toplulukları Orhaneli ve çevresinde, diğerleri ise Keles, Harmancık taraflarında görülür. Yörede çalınan enstrümanlar dört gruba ayrılır:

    a) Nefesli Sazlar : Zurna, gırnata, kaval
    b) Yaylı Sazlar : Keman, kemane
    c) Tezeneli Sazlar : Bağlama, cura, üçtelli, divan, cümbüş
    d) Vurmalı Sazlar : Davul, kudüm, darbuka, bakır, kaşık, zil ve zilli maşa

    “Çok önceleri davul zurnayı açık meydanlarda, bağlamayı da
    kapalı alanlardaki eğlencelerinde kullanırlarmış. Sonraları bağlamanın yerini yavaş yavaş köylünün kendi yaptığı kemaneler almıştır. Bu kemanenin tutuş şekli, çenelik kısmı aşağıda, sap kısmı ise yukarı doğru olan bir şekildir. Davul açık alanlarda zurnaya tokmakla, kapalı alanlarda yapılan eğlencelerde kemaneye parmaklarla vurarak eşlik eder.”


    BURSA HALK OYUNLARI GİYSİLERİ

    DAĞ KÖYLERİ ERKEK GİYSİLERİ

    1- Şapka
    2- Dağ Yemenisi
    3- Gömlek
    4- Aba potur ve yelek
    5- Damat Kesesi
    6- Tütün Kesesi
    7- Kozalı Kuşak
    8- Çarık
    9- Yağlık
    10- Çoban Şalı
    11- Silahlık
    12- Saat Kösteği
    13- Barutluk
    14-Karçın


    BAŞLIK

    Şapka :
    Düz beyaz (Hasa) kumaşın üzerine renkli iplerle tamamıyla elde işlenir. Damada hediye için nişanlısı, kız kardeşi veya annesi yapar. Üzerindeki modellere nohut yanışı, muska yanışı vb. adları verilir. Nedeni ise modellerin nohut ve muskaya benzemesi nedeniyledir. Üzerinde tek püsküllü olabilir. Daha güzel ve gösterişli olması için ana püskülün etrafına birkaç daha püskül eklenebilir.

    Dağ Yemenisi : (Dörtlü has yazma) (Oyalı yazma)
    Erkekler şapkanın üzerine gölgelik ve süs olması için iki veya tek yemeniye dolarlar. Sağ ve sol taraflardan aşağıya doğru omuzlara kadar uçları sarkar. Şapkanın üzerinde yalnız oyaları gözükür. Bu oyalar çok çeşitlidir. Oya adları (merdiven, demir, guguklu, kozalı, hanımeli, dilgöz, kedi merdiveni gibi...)

    GİYSİ
    (Köynek, mintan) Çizgili dirilten yakasız , önden yarıya kadar açık, 3-4 düğmeli, uzun kollu, ağızları tasmalıdır.

    Gömlek :
    Devamlı giyilen gömlekler ince çizgili siyah ve beyaz renklidir. Düz renkte olanları ise siyah, beyaz, sarı, yeşil ve al renklidir. Önemli günlerde ise çok dikkati çeken yukarıdan aşağıya 2 cm. kalınlığındaki çizgili renkleri olan gömlekleri giyerler. Kendilerinin dokuduğu gömleklere ise kenarlı gömlek adı verilir. Kumaşın adı altıparmaktır.

    Yelek :
    Bir asır evvel kullanılmaya başlanmış olup evlerdeki el tezgahlarında dokunurdu. Bu tezgahtan (20-30) cm. eninde uzun yün yelek dikilir. Yeleklerin kolları olmayıp üstte iki cep alta iki cep vardır. Önden aşağı düğmelidir.

    Potur :
    Yeleklik kumaştan İngiliz külotu şeklinde potur dikilir. Bel kısmı bol, dizden sonra dardır. Paçaları dizden aşağıya düğmelidir. Karçının altında gözükmez ama giyilme kolaylığı vardır.

    Kozalı Kuşak:
    Erkeklerin taktığı kozalı kuşak tek katlı olur. El tezgahlarında dokunur. Beli tamamen soğuktan korur, sağlık yönünden yararlıdır. Ucundaki püsküllere saçak adı verilir. İçinde bulunan motiflerin adları: (Süs çiçeği, ilgi, kuş gözü) denir. Kırmızı 1 cm. kalınlığındaki çizgiye gorof denir. Beli en az üç ve beş defa dolar.

    Çarık :
    Çarıklar sığır derisinden yapılır, daha ucuz olduğu için eşek derisinden de yapılır. Aynı zamanda eşeğin arka sırt derisinden yapılan çarıklar daha dayanıklı olduğu için tarla ve bahçeye giderken giyilir. Çarıklar yapıldığı biçime göre isimler alırlar:

    Şaplı deri (Tabaklanmış deriden)
    Tüylü deri (Talım)
    Normal deri.

    Çarığın yerini zaman içinde, deriden yapılıp siyaha boyanmış , yemeniler almıştır. Genellikle İnegöl’de yapılmaktadır.


    Yağlık :
    Hasa kumaş üzerine (kalınca patiska) iğneyle işlenir. Hesap işi olanları ya da sarma olanları vardır. Köyde genelde telli olanları çok daha makbuldür. Damalar kuşağının üstüne astığı gibi, yeleğinin üst cebinin bir tanesine sokar. Kızlar işlerler, sevdiği erkeklere nişanda verirler. Çeyiz süslemesi olarak da kullanılır.

    Çoban Şalı :
    El tezgahlarında yün ipeklilerle dokunmaktadır. Devamlı kare modeli vardır. Siyah-beyaz veya sarı-siyah renkler hakimdir. Büyükler için 40 cm. eninde olur, 1,5 m.de uzunluğundadır. Ağzı açıktır, önünden püsküller sarkar. Tarlaya çalışmaya gidenler veya sürüsüne bakmağa giden çobanlar boynuna atar. İçine de azığını koyarlar.

    Silahlık :
    Yaklaşık olarak boyu 30 cm. genişliği 20 cm.dir. Bele tamamen kendi kayışı ile dolanır. Önünde bölmeler bulunur. Bölmelere kav, çakmak, sigara tabakası, bıçak, silah vb. konur. Damatlar ise bir tarafına yağlığını sarkıtırlar. Köylerdeki diğer ismi ise kütüklüktür.

    Saat Kösteği :
    Boynundan aşağı sarkıtırlar, öndeki bölmeleri çok fazladır. Gümüşten olanları daha makbuldür.

    Barutluk :
    Su kabaklarını kuruturlar, bir ucunu oyarlar, içine barutlarını koyarlar, belinin yan tarafına sarkıtırlardı.

    Karçın :
    Tamamen dövme yünden yapılır, el tepmesidir. Dizlerin altına kadar gelir aşağıya 10-15 cm. kıvrımı vardır. Bu da kış aylarında dolaşmağa giderken dizleri tamamen kaplasın diye yukarıya doğru çekilir. Bu el tepmesi karçınlar kesinlikle kar suyu ve soğuk geçirmez. Karçının ucuna ayak bileğinden aşağıya yün çorabı monte ederler.


    AKSESUAR

    Damat Kesesi (Pulyatlı) :
    Pazen, divitin kumaş ve artan kırpıntılardan yapılır, demir pullarla işlenir. Bu keseyi kızlar nişanlısına işlerler. Kesenin ucundaki tuğraya bazı köylerde tavuk bacağı (kaz ayağı) denirse de yıllardır bir gerçek var ki bu tuğra üç oktur. Keselerden hariç bir çok giydikleri elbiselerde bu vardır. Bu da oğuzların üç ok kolundan geldiklerini simgeler.

    Tütün Kesesi :
    Divitin, pazen vb. kumaşların üzerine işlerler. İplikleri genelde koza ipeğindendir. İşlemeleri iğneyle yapılır. Kordonu yün iplerle işlenir, ucundaki ponponlar ipek kozaları boyanarak elde edilir. Genç kızların işlediği keseyi boynundan aşağıya sarkıttıkları gibi, bellerine de dolarlar.


    ŞEHİR (MERKEZ) ERKEK GİYSİLERİ

    Keçe külah, şapka, keyfiye, dağ yemenisi, cepken, potur, gömlek, kuşak, çorap, yemeni, silahlık, yağlık, saat kösteği.

    BAŞLIK

    Keçe Külah (Fes) :
    Koyu gri kalıpsız yün keçeden yapılmıştır. El tepmesidir. Üzerine keyfiye dolanır. Yaşlılar başlık olarak takke giyerler.

    Şapka :
    Düz beyaz hasa kumaşının üzerine renkli iplerle elde işlenir. Damada hediye için nişanlısı, kız kardeşi veya annesi yapar. Tepesi tek püsküllüdür, gösterişli olması istenirse birkaç püskül eklenebilir.

    Keyfiye (Poşu):
    Çok renkli çizgili ipek dokumadır. Keçe külahın kenarına dolanıp sağ yandan sallandırılır.

    Dağ Yemenisi (Oyalı Yazma):
    Erkeklerin şapkalarının üzerine gölgelik ve süs olması için iki veya tek yemeni dolanır. Sağ veya sol taraftan aşağıya doğru omuzlara kadar uçları sarkar. Şapkanın üzerinde sadece oyaları gözükür.


    GİYSİ

    Cepken :
    Genellikle koyu gri, lacivert, kirli beyaz kaşe kumaştan yapılmıştır. Uzun kollu dikilebildiği gibi yalancı kollu (kartal kanadı) da dikilebilir.
    Ön ve arka bedene ve kollara siyah, sarı veya beyaz sim iplik işlemelidir. Cepken boyu kuşağı geçmez.

    Potur : (Kırpıt)(Şalvar)
    Cepkenin renginde olup aynı kumaştandır. Paça boyu diz altına kadar uzanır.Özellikle arkada bol büzgülüdür, cepsiz olup yanları sim veya pamuk iplikle işlenmiştir. Beli boldur. Uçkurla toplanır.

    Gömlek :
    İnce çizgili siyah beyaz renklerdedir. Düz renkte olanları siyah beyaz, sarı, yeşil, al olabilir. Bunun yanısıra 2 cm eninde, yukarıdan aşağıya çizgili altıparmak kumaştan önü açık, düğmeli, uzun kollu, renkli gömlekler giyerler. Kol uçları bilekte tasmalıdır. Kendilerinin dokuduğu kumaşlardan yapılma gömleklere kenarlı gömlek denir.

    Kuşak :
    Desenli yün şal poturun üzerine kuşak olarak en az 3-4 kez dolanır.El tezgahlarında dokunur. Beli soğuktan korur. Ucundaki püsküllere saçak adı verilir.

    Çorap :
    Beyaz üzerine çeşitli renklerle işlemeli yün çoraptır. Diz altına kadar uzanıp, konç ağızlarına kırmızı beyaz, ya da yeşil beyaz kordonla bağlandıktan sonra püskülleri dıştan sallandırılır.

    Yemeni :
    Ham deriden yapılır. Siyaha boyanmıştır. Genellikle İnegöl’de imal edilir. Tabanları köseledir.

    AKSESUAR

    Silahlık (Kütüklük) :
    Vaketa denilen siyah, kahverengi deriden yapılır. Kuşağın üzerine bağlanır. Üzerinde bölmeler bulunur. Bölmelere, kav, silah, çakmak, sigara tabakası, bıçak vb. konur.

    Yağlık :
    Hasa kumaşının üzerine renkli ipliklerle hesap işi veya sarma işlenir. Kuşağının üzerine sarkıtılır. Çeyiz süslemesi olarak da kullanılır.

    Saat Kösteği :
    Boyundan aşağıya sarkıtılır. Saat kuşağın veya silahlığın içine girer. Gümüş olanları daha makbuldür.



    KIZ GİYSİLERİ

    1- Çarık
    2- Çorap
    3- Şalvar
    4- Fistan
    5- Üç etek
    6- Önlük
    7- Dizge
    8- İşlik
    9- Sıktırma
    10- Arkalık
    11- Güdük
    12- Fes
    13- Bazi
    14.Çıngıllı bağlama
    15- Kaşık
    16- Takılar.

    BAŞLIK

    Fes :

    Üç çeşit fes kullanılmaktadır.
    Boncuklu fes
    Alpagut fes
    Mustafamlı fes (Gümüşlü)

    BONCUKLU FES : Tepesi ve önce sarkan kısmı tamamıyla renkli boncuklarla işlenmiştir. Sarkıtmalarda baklava biçimi hakimdir. Kasbastı
    renkli boncuklardan oluşur.

    ALPAGUT FES : Ön tarafı gelin telleriyle ve pulyatla süslenmiş olan fes.

    MUSTAFAMLI FES: Ön tarafı gümüş takılarla süslenmiş festir

    Fes yapımında boncuklar tepede mercanla toplanır. Kızların oynarken güzel kokmaları için parfüm yerine her iki tarafa karanfil dizeleri asılır.

    Bazi : Fesin üzerine takılan her tarafı pullarla kaplı baş örtüsüdür. Kırmızı bezin üzerine pullar işlidir. Bez kırmızı olduğu için de albazi denmektedir. Genelde Keles’in Çaybaşı köyünde görülmektedir.

    GİYSİLER

    Çarık : Erkeklerin kullandığı çarıkların aynıdır.

    Çorap : Genelde çoraplarını koyun ve keçi yünlerini, örekelerle ip haline getirirler ve bunları kök boyalarla boyayıp tek veya beş şişle işlerler. Çorapların üzerinde bir çok motif bulunur. Hayatlarını çoraplarına nakşederler. Motiflerin adları (Esma yanışı , esranyüzü, yarım yanış, sıçan dişi, boncuk yanışı, testere dişi) dir. Motifler topuklarına kadar uzanır. Topuklarında ise (Düz yanış, Serpme yanışı ya da yarım yanıştır) Ayak bileğinde en çok kullanılan motif ise (Şagayma, diğer ismi ise gazelli yanış motifi kullanılır. Ayak burnunda parça yanış kullanılır. Çoraplar yaz ve kış kullanılır, ayak sağlığı için çok yararlıdır. Kısa olanlarına çetik denir.

    Şalvar : Şalvar genelde Orhaneli’nin köylerinde kullanılır. Beyaz pamuk veya keten ipliğinden el tezgahlarında dokunarak elde edilir. Ağı dardır. Şalvar çorabın üzerine dökümlü olarak düşer. Buraya, kendilerinin kozayı boyayarak, iplik haline getirerek ve iğneyle işledikleri parçayı monte ederler. Buna da paçalık adı verilir. Dışarıdan bakıldığında kadının sadece paçalığı gözükür.

    Fistan : Uzun göynek (gömlek) ve dayanıklı entari dedikleri fistandır.Kadının bütün vücudunu kapatır. Yalnızca kendinin iğne ile işledikleri yer gözükür.

    Üçetek : Etekli entari de derler. Ketenden yapılır. İçine pamuklu astar çekilir. Siyah, al renkler daha çok kullanılır. Önden iki parça sarkar, bunlar kısa ve işsizdir. Arkadan sarkan etek bölümü ise kozalı iplikle ve su taşlarıyla işlenir. Burada motiflerin dili gerçekten çoktur. Kadının evli olup olmadığını, çocuklu mu değil mi, hasat zamanını nelerden hoşlandığı gibi benzeri olayları anlatır. Aynı motifler kolların el üzerine düşen bölümlerinde de kullanılır.

    Önlük : Keles ve Orhaneli’de kullanılan önlükler, motif bakımından birbirlerinden değişiktir. Keles’in köylerinde (Kocakavacık, Sorgun, Düvenli vb. yerlerde) göbekli peşkirler makbuldür. Bu peşkirlere “elmalım” da denir. Bu göbekleri nohut büyüklüğünde taşı iple bağlarlar ve önlüğü büsbütün siyah boyaya atarlar. Boyadan çıkıp, kuruduktan sonra ipi çözerek taşları çıkarırlar. Ön taraf taşların yerleri göbek göbek olur. Bunları genç kızlar takarlar. Yaşlılar ise düz ve sade olanını kullanırlar. Zaman içinde demir pullarla işlemek adet olmuştur.

    Dizge : Kadının belini tamamen iki veya üç kez sarar, ucundaki püsküller üçeteğin yanına kadar sarkar. Bu püsküller keçi kılından veya yünü boyayarak elde edilir. Beli tamamıyla toplar, önlüğün düşmemesine yardımcı olur. Dağdan odun getirirken ip olarak kullanırlar.

    İşlik : Kadın ve kızımızın ön tarafını tamamıyla kapatan, yelek biçimindedir. Ön tarafı koza ipliği ve su taşlarıyla işlidir. Siyah, al mavi ve sarı renkler hakimdir.

    Sıktırma : Önü açık yeleğe benzemektedir. Ön tarafı koza ipliği ve su taşıyla işlidir. Vücudunu sıkmaktadır. Ketenden yapılır. Siyah ve al renkler hakimdir.

    Arkalık : Yöremizde kullanılan arkalık iki çeşittir. Kare biçiminde olan üçgen olarak bağlanır. Uzun kuşak olan çapraz bağlanır. Siyah renkler hakimdir. İçinde bulunan beyaz motiflere kuş gözü ve kuş pençesi denir.

    Güdük : Yöremizde kullanılan güdük (cepken) kısa, göğüs altına kadardır. Simli, sade diye ikiye ayrılır.

    SİMLİ GÜDÜK :Gelinlerin kullandığı güdüktür. Bindallılarda bulunan işlemeler hakimdir. (Diğer adı sarkadır.)

    SADE GÜDÜK : Bunun sadece ön tarafı koza iple veya telle işlenir. Gelin olurken takıldığı gibi normal hayatta en çok kullandıkları cepkendir. Renk olarak kırmızı, mavi, sarı ve mor renkler hakimdir.

    AKSESUAR

    Çıngıllı Bağlama : Beyaz hasa kumaşın uç bölümünü koza iplerle işleyerek ucuna eski gümüş paraları takarlar. Dizgelerine bağlatıp aşağıya doğru sarkıtırlar. Eğlencelerine oynadıkları zaman kendilerine çok iyi ritim vermektedir.

    Kaşık : Şimşir kaşıkların uçlarını keserler, oyun kaşığı olarak kullanırlar. Yöremizde akça ağaçtan bıçakla yapılan tongurdaklı kaşık çok kullanılır. Bu kaşıkların ustası Sorgun köyünden İbrahim Gümüş’tü.

    Bürgü : Fesin üzerine bağlanan renkli pullu eşarbı yanlardan tutarak arkada sarkar. Beyaz tülbent bezine tepede ve uçlarda işlenmiş renkli, kanaviçe motifler vardır.

    Pullu Eşarp : Kare ipekten yapılıp, kenarları bakır pullarla çevrilmiştir. Fesin üzerine üçgen bağlanır. Pullar tüm yüzü sarar. Gelin başlarında taze veya yapma çiçek, gelin teli, takılar, oyalar kullanılır. İç eşarplarının bağlama şeklinden, genç kız, gelin, evli oldukları anlaşılır. Yanlara astıkları karanfiller bir çeşit parfüm aromasıdır.

    TAKILAR

    Yöremizin kadınları takıya çok düşkündür. Genelde kendilerinin yaptıkları takıları kullanırlar. Çeyizlerinin süslemesinde takıların çok büyük rolleri vardır. Kullanılan takılardan bazıları:

    Gıdıklık (Boncuk)
    Gerdanlık (Boncuk)
    Toka
    Çakı zinciri
    Gümüş ve bakır bilezikler
    Beşibiryerde
    Gümüş kolyeler


    ÖZET

    Bursa ili Halk Oyunları ile zengin bir kentimizdir. Orhaneli Keles yöresi Uludağ’ın içlerinde sazı,sözü, giysileri,türküleri, oyunları ile canlılığını hala sürdürmektedir.

    Oyunlarda neşe, yas, aşk, kahramanlık, askerlik işlenmiştir. Davul , zurna, kabak kemane, klarnet, tahta kaşıklar, bakır tepsiler danslara eşlik eder.
    Kostümlerde hasa ve altıparmak kumaşlar, ipek ve yün dokumalar, kozalar, boncuklar, bakır pullar, kuru karanfiller, ellerde kına kullanılmaktadır. Parlak yörük renkleri hakimdir.

    Oyunlar tahta kaşıklarla oynanır. Oyunların ritimleri 4/4, 2/4lük genelde de 9/8 liktir.

    Oyunlarda dönmeler,açılıp kapanmalar diz vurmalar, kol çekmeler, sekmeler hakimdir. Erkeklerin güç gösterileri, kızların zerafetleri oyun içinde bir bütün olarak gösterilmektedir. Köyde gençlerin göbeklerini boyayarak dans etmeleri de yaygın bir adettir.




  2. 2
    AYKIZ
    Bayan Üye

    Cevap: Bursa İli Keles Ve Orhaneli Yöresi Halk Oyunları Araştırması

    Reklam



    bursa türkiyenin bir ili olup ayrıca dördüncü büyük şehridir de 2016 dünya yaşanılabilir şehirler sıralamasında dünyada 37. türkiyede 1. sırada yer almaktadır







+ Yorum Gönder
orhaneliyöreseloyunları,  bursa orhaneli oyun havaları
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi