Kaybolan Değer: Erzurumlu Âşık Yaşar Reyhani

+ Yorum Gönder
Her Telden ve Halk Oyunları - Dans Bölümünden Kaybolan Değer: Erzurumlu Âşık Yaşar Reyhani ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    Kaybolan Değer: Erzurumlu Âşık Yaşar Reyhani

    Reklam



    Kaybolan Değer: Erzurumlu Âşık Yaşar Reyhani

    Forum Alev
    Yasar Reyhani.jpg

    KAYBOLAN DEĞER: ERZURUMLU ÂŞIK YAŞAR REYHANİ

    Erzurum’un Hasankale (Pasinler) ilçesine bağlı Avlar köyünde 1932 yılında dünyaya geldi. Baba-sının adı Recep, annesinin adı Yıldız’dır. Alvar köyü Erzurum’da olduğu gibi komşu il ve ilçele-rin de tanıdığı bir köydür. Zira bu köyde ârifler meclisi varlığını her zaman korumuş ve güzel sohbetler ile ehli dil insanların yetişmesinin ze-mini hep canlı tutulmuş. Reyhanî de çocukluk günlerinin köyünde geçtiğini söylerdi.

    Âşık Reyhanî’nin asıl adı Yaşar’dır. Soyadı, Yıl-maz olmasına rağmen hep mahlasını kullanmıştır. Mahlası, Bayburtlu Hicranî, Bardızlı Nihanî ve çevrede o zamanki tanınmış âşıklar tarafından ve-rilerek benimsenmiş ve yıllarca Reyhanî olarak bilinmiştir. Bu isimleşen mahlasıyla da çok büyük bir ün yapmıştır.

    Ben, Âşık Yaşar Reyhanî’yi 1958 yılında tanıdım. Askerlik dönüşümde 1960 yılından itibaren birbi-rimizi daha da yakından tanıma imkânımız oldu. O zamanlar Kars ve Erzurum’da yeni bir âşık nesli filizlenmeye başlamıştı. Bu kuşak içinde Er-zurum’un güçlü seslerinden olan Reyhanî’nin şiir yapısı kuvvetli ve derin olmakla birlikte sosyal i-çerikli bir özellik taşımaktaydı.



    Erzurum’da Emrah ve Sümmanî döneminden sonra bir ışık gibi parladı. Genç, ateşli, hareketli biri olarak alev gibi sönmeyen, girdiği her mecliste kendisini ve sanatını ortaya koyan bir âşıktı.
    Âşıklık geleneği bir zamanlar kendi bölgesinde yaşarken Kars ve Erzurum’da yetişen bir kuşak, bu geleneği bulundukları bölgenin dışına taşıdı. Bu isimlerden birisi de Âşık Yaşar Reyhanî’dir. Bu kuşak geleneği, yurt içinde olduğu gibi yurt dışına, Avrupa’ya, Amerika’ya kıtalar ötesine ta-şıdı. Reyhanî de plak ve kasetleri bir yana, geze-rek görerek bu ülkelerde bulundu.

    Bizler bir dönemin âşıkları olarak el ele verdik. Kendi güç ve gayretlerimizle doğduğumuz illerin adını uzak yerlerde yıldız gibi ay gibi hatta güneş gibi yaydık. Başladığımız noktadan çok daha ö-telere, elimizden geldiği kadarıyla sanat gücü-müzle âşıklık geleneğini bugünlere getirdik.

    Erzurum ve Kars âşıkları, iller arası yarışmalarda tatlı bir rekabet ve hoş bir mücadele içinde o ka-dar güzel şeyler yaptılar ki bunların bugün değe-rine paha biçilemez. 1960 yılı sonrasında, Atatürk Üniversitesi ve o dönemde Kars’ta bulunan ve sonra kapanan, ancak Erzurum’da halen varlığını sürdüren TRT Radyolarının varlığı âşıklık gele-neğini kucaklamaları ile gerek Reyhanî ve gerek-se diğer âşıklar için çok büyük önem taşımıştır.
    Atatürk Üniversitesinin genç akademisyenleri ile yaşıtlarımız oldukları için sürekli birlikte olduk. Üniversite çeşitli zamanlarda âşıklar bayramı dü-zenledi. Bu bilimsel katkılarla yapılan tanıtmalar geleneğe önemli hizmetler yaptığı gibi ileriye ta-şımıştır. Âşıklar üniversitenin yardımı ile yeni bir güç kazandılar. Bu dönemin âşıklarından ba-zıları; Yaşar Reyhanî, Mevlüt İhsanî, Mustafa Ruhanî, onlardan önce daha yaşlı olan usta âşık-lardan Nalbant İshak (İshak Kemali), Ummanî Sa-raç, Ummanî Can ve meddah diye bilinen Behçet Mahiri vardı.

    Reyhanî bunların arasında genç kuşak olarak en önde gelenlerden biri olmuştu. Bülbül gibi sesi ve zeki olmasıyla gelenekteki önemli dallardan atış-ma ve diğer türleri başarıyla temsil etti. Bunun yanında halk diliyle çağın dilinde olan sosyal ya-şantı konularını en iyi şekilde dile getiriyordu. Bunların birçok örnekleri var; Erzurumlu Gelin, Almanya Dramı, Almanyalı Memet (O Gelin), Er-zurum’dan Göç, Para Destanı, Yaz Gazeteci…
    Yaşadığı dönemde beğenilen birçok eser üreten ve kabına sığmayan bu minyon orta boylu insan, sa-zını eline aldığı zaman “dev”leşen bir cüsse hali-ne geliyordu. Kendi duygularını dile getirdiği zaman kimseden çekinmeden söyleyen bir yay gi-bi çelik, ok gibi düz, ateş gibi bir gönlü taşıdığını ortaya koyuyordu.

    Türkiye’de sayısı yüzlerin üzerindeki şölen, fes-tival ve diğer yarışmalar gibi; Konya’da yapılan Türkiye Âşıklar Bayramı’na 35 yıl; Uluslar arası İstanbul Festivali’ne 25 yıl katıldığımız organi-zasyonlarda gücünü her zaman üst seviyelerde tutan bir yetenek, Allah vergisi bir güçtü.

    Âşık Yaşar Reyhanî’yi anlatan bazı kitap ve ma-kaleler yayımlandı. Ben bunların dışında bilimsel bir teori ortaya koymak düşüncesinde değilim. Bir arkadaşı olarak, elli yıla yaklaşan bir zaman süre-sinde benim ve diğer arkadaşlarımla geçen bazı hatıralarını paylaşmak istiyorum.

    Âşık Yaşar Reyhanî, bu geleneği Erzurum’dan başlayarak, dünyanın farklı noktalarına kadar gü-cünü ve sanatını ulaştırabilmiştir. Bugün bile bunca imkân içinde birçok insanın yapamayacağı şeyleri âşıklık geleneğine kazandırmıştır. Şiirle-rini çok iyi bir şekilde okuduğunuz zaman göre-ceksiniz ki dünyadan bir Âşık Yaşar Reyhanî gel-di geçti.

    Biz bir dönemin fidanları idik. Hatta çağlayan ırmaklar gibi peşi sıra yürürdük. Erzurum’dan Yaşar Reyhanî, Mevlüt İhsanî, Mustafa Ruhanî ve bir sonraki kuşaktan Nuri Çırağı ile diğer Erzu-rumlu genç âşıklar ile Kars’tan Murat Çobanoğlu, İlhami Demir, Rüstem Alyansoğlu ve ben, Kars ile Erzurum illeri arasında âşıklık geleneğini zir-veye taşıyan bir kuşak olduk.

    Bundan sonra gelenler bu geleneğin içinde ken-dilerini çok rahat hissedecekler. Çünkü güçlü bir âşıklık mirası devredildi. Çok zorluklar içinde bugüne gelindiği bilinmelidir. Umarım ki bunu herkes anlar ve kabul eder.

    Reyhanî ile sayısını bilemediğim birçok hatıramız var. 1971 yılında, devrin başbakanı Süleyman Demirel; beni ve Murat Çobanoğlu ile Yaşar Reyhanî’yi Almanya’ya “Kültür Elçisi” olarak gönderdi. Almanya’nın Köln şehrindeyiz. O gün “karnaval” dedikleri günmüş. Tabi her yer ana baba günü. Kimse kimseyi tanımıyor. Almanların Köln’de bulunan meşhur Dom kilisesinin kena-rında sıkıştık kaldık. Ama bir yandan da programa ulaşmamız lazım. Yol bulamıyoruz kendimize. İşte o zaman Reyhanî elini kulağına koydu ve yüksek bir sesle türkü söylemeğe başladı.

    Reyhanî’nin sesi yankılanmaya başlayınca sanki bir sel geldi ve orta yerden yararak bize yol açtı. Almanlar geri dönüp baktılar bize doğru ve yol verdiler. Biz de yoldan geçip programımıza gittik.
    Buna benzer daha neler neler. Bir gün Konya’da âşıklar bayramındayız. Bayramı düzenleyen Şair Feyzi Halıcı beni, Reyhanî’yi, Çobanoğlu’nu ve İlhami’yi çağırdı. Bize dedi ki; “Bu akşam, Tu-rizm Bakanı Nihat Kürşat gelecek. Ona “hoş gel-diniz” diyeceksiniz.” Zaten Konya’da yapılan Türkiye Âşıklar Bayramı’nın açılışını her zaman “Hoş geldin” deyişleri ile bizler yapardık. Bakan geldi, “Hoş geldiniz” dedik. O arada, Reyhanî bir ayak açtı.

    Âşıkların umutları Bakan Bey’in ellerinde,
    Bu kapının anahtarı, Bakan Beyin ellerinde.

    O günden itibaren, âşıklıklar için sosyal güvence konusu hükümet nezdinde dile gelmiş oldu.
    1994 yılında Kültür Bakanlığı beni, Murat Çobanoğlu ve Yaşar Reyhanî’yi Kırgızistan’a gönderdi. Ahıska’dan Kırgızistan’a sürgün edilen Türkler, bizi Bişkek’te evlerine davet etti. Orada yapılan üçlü deyişler ve ertesi gün Türkiye Cum-huriyeti Büyükelçiliğinin yapmış olduğu özel programda söylediğimiz “Telli Kavak” deyişleri bir tarihi hatıra olarak yer aldı. Buna benzer bir-çok deyişlerimiz ve hatırlarımız vardır.
    Kader birliği yaptığım Yaşar Reyhanî, yıllar önce Erzurum’dan Bursa’ya taşındı. Ömrünün belki en acılı günlerini gurbette geçirdi. Bunu herkes bil-mektedir ki “bülbüle altın kafes yaramamıştır”. Son 7 yıl içinde, yaşadığı bazı sağlık sorunları olmuştur. Bursa’ya her gidişimde onu yanına uğ-rar, hâlini hatırını sorardım. Yüzüme bakar ve li-sanı hâl ile meramını anlatırdı.

    Bursa Yıldırım ilçesi Belediye Başkanı Özgen Keskin, Âşık Yaşar Reyhanî adına bir park yap-tırdı. Bu parkla birlikte Reyhanî adı bir yönüyle de olsa ölümsüzleşti. Yüzlerce eser sahibi olan Yaşar Reyhanî 10 Aralık 2006 tarihinde aramız-dan ayrıldı.

    Birlikte hayatımızın son elli yılında her şeyi paylaştığımız bir birliktelik bu şekilde nihayetlendi. Onu kaybetmenin bende nasıl bir ü-züntü meydana getirdiğini anlatmak mümkün de-ğildir.

    Âşık Reyhanî, Bursa’da Yıldırım Belediyesi’nin, adına yaptırdığı parkın, hemen yanında bulunan Cumalıkızık Beldesi mezarlığına defnedildi.
    Cenaze törenine, Türkiye’nin dört bir yanından â-şıkların gelmesi güzel bir vefa örneğiydi. Bursa Vali yardımcısı, Yıldırım ilçesi Kaymakamı, Bur-sa Kültür ve Turizm İl Müdürü, Yıldırım Belediye Başkanı, sevgili sanatçı dostlarımız iştirak et-mişlerdir. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Sayın Prof. Dr. Mustafa İsen, Reyhanî’nin vefat haberini kendisine ilettiğim andan itibaren büyük bir yakınlık göstermiş ve devletin imkânlarını seferber etmiştir. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

    Hayat her yönüyle bir hatıralar bütünü. Gelen gi-diyor… Âşık Reyhanî, gidip de, arkasında ölme-yecek eser bırakmış ustalardan biri oldu. Hatıra-lar yazmakla bitmiyor. Yazılınca da pek fazla anlatılamıyor aslında. Ama 22 Temmuz 1992 tari-hinde, TRT İstanbul Radyosunda yaptığımız bir şiir programı sonrasında, gece kaldığımız misa-firhanede üç arkadaş olarak söylediğimiz deyişi ben o anda hemen kaleme aldım. Daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış olan deyişme şöyledir.


    Murat ÇOBANOĞLU
    Hava bulutlandı, karanlık çöktü,
    Yağmur danesidir, kar danesidir.
    Dediler, sevdiğim gelir bu yana,
    Vallahi gönlümün bir danesidir.

    Yaşar REYHANÎ
    Âşığı maşuku bağlayan feryat,
    Zülüften dökülen ter danesidir.
    Dünya hiç kimseye bâki değildir,
    Bir gün dökülecek fer danesidir.

    Şeref TAŞLIOVA
    Gök yüzünde on beş günlük ay gibi,
    Sevdiğim yanağın nur danesidir.
    Ela gözlüm, kara kaşın yay gibi,
    Edepli bakışın ar danesidir.

    Murat ÇOBANOĞLU
    Sevdiğim döküyor acı yaşları,
    Gün geçtikçe ağarıyor saçları,
    O yârin gülüşü, beyaz dişleri,
    İncidir, mercandır, dürdanesidir.

    Yaşar REYHANÎ
    Nerye gitsen sevda çıkar uğruna,
    Aşk neşterdir âşıkların bağrına,
    Bir can bahşeylemiş canan uğruna,
    Kerem âşıkların merdanesidir.

    Şeref TAŞLIOVA
    Dağ gibi dumanlı âşığın başı,
    Yanağına akar gözünün yaşı,
    Yüreğinde sönmez aşkın ateşi,
    Sinesini yakan kor danesidir.

    Murat ÇOBANOĞLU
    Demek ki zalimde yokumuş vefa,
    Ömür geçmektedir sanki hurefa,
    Leyla Mecnun’una çektirdi cefa,
    Gine dert yanmadı sır danedisir.

    Yaşar REYHANÎ
    Âşığa bulunmaz duracak vatan,
    Nerde güzel görse orada yatan,
    Tarih boyu bu yolları ıslatan,
    Sevdanın döktüğü her danesidir.

    Şeref TAŞLIOVA
    Yeter bu çektiğim yüreğim ezme,
    Kaşını oynatıp gözünü süzme,
    Ürkek ceylan gibi yamaçta gezme,
    İpekli saçların zer danesidir.

    Murat ÇOBANOĞLU
    ÇOBANOĞLU var mı bu hâli seçen?
    Köprüsünü kurup üstünden geçen,
    Baktım o güzelin göğsünde açan,
    Durmadan kızaran nardanesidir.

    Yaşar REYHANÎ
    Ey ÂŞIK REYHANÎ, Hakk’ı bırakma!
    Ellerini çürük halkaya takma,
    Âşığa kudretten verilen lokma,
    Dolu dedikleri pir danesidir.

    Şeref TAŞLIOVA
    Çok şükür Allah’a çekmedik darlık,
    Bizim ile yaşar bu bahtiyarlık,
    ŞEREF der, âşıkta bitmeyen varlık,
    Kudret hazinesi var danesidir.


    Âşık Şeref TAŞLIOVA




  2. 2
    AYKIZ
    Bayan Üye

    Cevap: Kaybolan Değer: Erzurumlu Âşık Yaşar Reyhani

    Reklam



    aşık yaşar reyhani eski aşıklardan bu yüzyılda artık aşık geliri zor gelir artık bu işte bakırcılık gibi teknolojiyle kaybolup gider reyhani 1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. adı Yaşar Yılmaz İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşmiştir







+ Yorum Gönder
yaşar reyhani memet o gelin,  aşık reyhani alevi midir,  asik reyhani aleviler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi