Kilim ve Halı Dokumacılığı

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Her Telden ve Hobiler Bölümünden Kilim ve Halı Dokumacılığı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gönülce
    Özel Üye
    Reklam

    Kilim ve Halı Dokumacılığı

    Reklam



    Kilim ve Halı Dokumacılığı

    Forum Alev
    Halı ve Kilim Dokumacılığının Tarihi




    Dokuma tekniğinin ilk olarak ne zaman ve nerede başladığı tam olarak bilinmese de hiç kuşku yok ki dokuma sanatı, genel bağlamda, Orta Asya'da başlamıştır. Bu bölgede yaşayan yerliler, ki göç eden bu kabilelere yörük ya da göçebe kabileler denilmektedir, büyük bir nüfus patlaması neticesinde Asya'nın batılarına göç edip kendilerine yaşamak için daha uygun alanlar aramaya başladıklarında göçebeler şiddetli bir çok hava koşullarına maruz kalmışladır. Bu nedenle çadırlarını kurmak için keçi yünü kullanmaya başlamışlardır. Keçi yünü koyun yününe nazaran çok daha uzun ve sıkıdır. Düz dokuma tekniği bu anlamda ilk defa göçebe tenteleri yapmak için kullanılmıştır.

    Küçük bir kızın saç örgüsü at kuyruğundaki kısa ve sıkı saçların dışarı çıkması gibi keçi yünü de dokuma kumaşın dışına çıkarak düz dokuma çadırındaki delikleri kapar ve çadırı adeta su geçirmez bir halde getirir. Daha sonraları, bu göçebe insanlar çadırlarının toprak zeminindeki rutubetten kendilerini korumak ihtiyacı duymuşlardır. Bu yüzden düz dokuma tekniğinin aynısını kullanarak "Kilim" adını verdikleri zemin kaplamalarını üretmişlerdir. Yaşadıkları bu alanda pagan inanışlar hakim olduğu için düz dokuma motiflerinin çoğu tapınılan bir takım sembol betimlemeleri yansıtır.
    Bir süre sonra dokuma sanatı gelişti ve günlük yaşamda kullanılan bir çok eşya; örneğin ulaşımda kullanılan at veya develerin eyer çantası gibi, dokumaydı.

    Yörükler keçi yününden kilimler dokuyarak bunları sıcak battaniyeler olarak kullanıyorlardı. Kilimler ayrıca çadırların içinde bölmeler yaratmak için kullanıldığı gibi bebek beşiklerinde de kullanıldır. Kilim kenarlarından çadır direklerine bağlanarak beşiğin öne ve arkaya sallanmasına ve bu sayede de bebeğin uyuması sağlanırdı. Bu tür çeşitli dokumalar zaman içerisinde bir takım ek kullanımların oluşmasıyla evrimsel temelde gelişmiştir. Çadırlarda yaşayan bu göçebeler ilk başlarda kuru yaprak yığınlarını çadırlarının köşelerine dizmiş ve bunları yatak olarak kullanmışlardır. Ancak vücut ağırlığı altındaki bu yatakların toz toprak olmaları, çok az konfor sağlamaları ve sıklıkla değiştirilmek zorunda olmaları gibi dezavantajları bulunmaktaydı. Daha sonraları hayvan postlarının kullanımını model alarak, göçebeler bu düz dokumalarına (pile) eklemeye başladılar. Bu ilk pile kilimleri oldukça esneklerdi. Göçebeler bu kilimleri kolaylıkla katlayıp atların sırtlarına atarak bunları uzun yolculukları esnasında uyku çantaları olarak kullanmaktaydılar.

    Daha önce de belirttiğimiz gibi, ilk düğüm atılmış- pile halıların ne zaman ve nerede dokunduğunu hiç kimse tam olarak bilmemektedir. Ancak hayatta kalmayı başaran en eski pile halı Altay dağlarının Pazyryk vadisindeki bir Sycthian prensinin mezarında keşfedilmiştir. İlk kez Sibirya'da bir rus arkeolog tarafından 1947'de segilenmiş ve şu anda da Leningrad'daki Hermitage Müzesi'nde sergilenmektedir. Bu halı Türk çift düğümü ile dokunmuş olup metrekaresinde 347.000 düğüm bulunmaktadır. Boyutları 3,62 m2 olan bu halıya yapılmış olan incelemeler neticesinde İsa'dan Önce 5. yüzyıla ait olduğu ortaya çıkmıştır. Pazyryk, diğer ismiyle Altay halısı oldukça gelişmiş bir görünüme sahiptir ve bu sebeple de dokumacılığın uzun bir geçmişe sahip olduğunun kanıtı niteliğindedir.




  2. 2
    Gönülce
    Özel Üye

    --->: Kilim ve Halı Dokumacılığı

    Reklam



    Türk Kilim ve Halıları


    Türk halıları, ister düğümlü ister düz dokuma olsun, Türkler tarafından üretilmiş bilinen en mükemmel sanat şeklidir. Orta Asya'dan Türkiye'ye kadar tüm Türkler arasında halı dokuma sanatının yaygınlaşmasının çevresel, sosyal, ekonomik ve dinsel nedenleri vardır. Yüzyıllar boyu Türklerin yaşamış olduğu coğrafi bölgeler ılıman hava ikliminin bulunduğu alanlardı. Gündüz ve gece, yaz ve kış sıcaklık farkları oldukça değişkendi. Türk göçebeler, tarımsal alanlarda ya da kasabalarda kurdukları çadırlarda ya da büyük şehirlerdeki büyük evlerde yaşıyorlardı ve kendilerini soğuk havanın etkilerinden korumak için yerleri bazen de duvar ve girişleri halılarla kaplıyorlardı. Halılar her zaman pamuk ya da yün, nadiren de ipek eklemeleri el yapımı olurdu. Bu halılar soğuğa karşı doğal duvar görevini görmekteydiler. Düz dokuma kilimler ise sıklıkla batteniye, perde ya da koltukların üzerine konulan kaplamalar olarak kullanılırdı.

    Türk halıları, tüm dünyadaki ev eşyaları arasında en çok satılanlarıdır. Zengin renkleri, sıcak tonları ve olağanüstü dokuları ile geleneksel motifleri Türk halılarının 13. yüzyıldan bu yana koruduğu mevkide büyük bir paya sahiptir. 13. yüzyılda Anadolu'yu dolaşmış olan Marco Polo, bu halıların güzelliği ve sanatsal değeri üzerine yorumlarda bulunmuştur. Bu dönemden kalan ve Selçuk halıları olarak bilinen diğer bir kaç halı, orta Anadolu'daki bir çok camide keşfedilmiştir. Selçuk Halıları bugün Konya ve İstanbul'daki müzelerde sergilenmektedir. Marco Polo'nun 1272 senesinde övmüş olduğu halıların aynısına bakıyor olabileceğimiz düşüncesi oldukça heyecan vericidir.

    Türk Kilim ve Halı dokumacılığının Anadolu'daki yayılması ve gelişmesi Selçuklu İmparatorluğu dönemine rastlamaktadır. Dokuma sanatı Anadolu'ya 11. yüzyılın sonları ve 12. yüzyılın başlarına doğru en güçlü dönemini yaşamış olan Selçuklular tarafından tanıtılmıştır. Bir çoğu halen belgelenememiş sayısız halı parçasının yanı sıra, Selçuklu kökenli 18 adet halı ve parçası bulunmaktadır. Bilinen en eski Selçuklu halıları 13. ve 14. yüzyıllardan kalmadır. Bu halıların 8'i Selçukluların başkenti olan Konya'daki Alaattin Camisi'nde 1905 yılında Alman Konsolosluğu üyesi Loytred tarafından bulunmuştur. Bulunan bu halıların 1220 ile 1250 yılalrı arasında Selçuklu bölgesinde dokunmuş olduğu bilinmektedir.

    3 büyük eksiksiz kilim, diğer bir takım ufak kilimlerden kalmış 3 büyük parça ve büyük kilimlerden kalmış 2 oldukça küçük parçadan oluşan 8 çarpıcı kilim 1930 yılında Beyşehir'deki Esrefoğlu Camisinde bulunmuştur. Günümüzde, bu kilimler Konya'daki Mevlana Müzesi'nde ve Londra'daki Kier Kolleksiyonunda sergilenmektedir. Üçüncü bir grup halı kalıntısı ise 1935-1936 yıllarında Fostad'da ( Eski Kaire) bulunmuştur. Fostad'da bulunmuş bu 7 kilimin 14. yüzyılda Anadolu'da dokunmuş olduğu belgelenmiştir. Bahsettiğimiz bu 18 kilimin ortak tasarım özelliği Kufic kenarları, 8 uçlu yıldız ve geometrik motifleridir. Orta Asya kökenli Türk kilimleri 14. yüzyıla kadar tüm karakteristik özelliklerini korumuştur. Osmanlıların tüm Anadolu'da kontrolü ele geçirmelerinden sonra motiflerin karakteristik özellikleri ve ölçülerinde bir takım değişimler olmaya başlamıştır.

    Osmanlı Hükümdarlığı esnasında bir çok Türk kabile beraber yerleşip bir dizi kasaba ve küçük şehir kurmaya karar vermiştir. Hereke şehri Marmara Denizi'nin kıyısında İstanbulun 60 km kadar doğusunda kurulmuştur. İlk saray halısı atölyesi Hereke'de tesis edilmiştir ve Osmanlı saraylarını dekore etmek üzere değişik ölçülerde halı dokumacılığına başlanmıştır. Bu istisnai güzellikteki kilimler aynı zamanda barış ve savaş dönemlerinde Avrupa ülkeleriyle ilişkileri pekiştirmek adına kral ve kraliçelere, ordu komutanlarına hediye olarak da yollanmıştır. 14. yüzyıl sonlarına doğru bu kilimler Avrupa evlerine, kiliselerine ve şatolarına girmeye başlamıştır.

    14.-16. yüzyıllar süresince Türk kilim tasarımları Holbein, Lotto, Memling ve Van Eyck gibi Avrupalı birçok ünlü sanatçının resimlerinde yer almıştır. 16. yüzyıl başlarında Avrupalı neredeyse her prensin kendine özel bir koleksiyonu vardı. Viyena'da insanların kilim almasına ise ancak 1671'den sonra izin verilmeye başlanmıştır. Türklerin Viyena'yı terketmesinden sonra birçok Türk kilimi çadırlar içinde bırakılmıştır. Bu sayede güzel Türk halıları Avrupa halkı tarafından tanınmıştır. Bir süre sonra ise Avrupalı kral ve kraliçeler şatolarını ve saraylarını ziyarete açmışlardır. Bu da Türk kilimlerine olan ilgiyi arttırmış ve bu sayede kilimlere olan talep de artmıştı.

    19. yüzyılda İstanbul'un Kumkapı, Topkapı ve Üsküdar gibi bölgelerinde saray halısı atölyeleri açılmaya başlanmıştır. 1891 de ise Sultan Abdülhamit II Hereke'deki atölyelerin sayısını ve büyüklüğünü arttırmıştır. Böylece Hereke'deki halı dokumacılığı çeşitlilik kazanmıştır. Bu gelişim süresince Orta Asya'dan Anadolunun ovalarına ve kıyı şeritlerine kadar Anadolu kilimleri saflığını ve karakteristik özelliklerini korumuştur. Türk saray kilimleri Türk egemenliğideki kaynaklardan esinlenmiş olup Türk standart ve gereksinimlerine göre değişikliklere uğramıştır. Bu süreç içerisinde kilimler Avrupa'da da hakettikleri yere ulaşmıştır. Hereke, Uşak ve Bergama gibi bölgelerin kilimleri zaman içinde ünlenmiştir. Anadolu kilimlerinin tasarım, renk ve sembolleri inanılmaz bir şekilde zengindir. Bu kilimler günümüzde 750den fazla köyde dokunmaktadır








  3. 3
    Gönülce
    Özel Üye
    Orta Asya Kilimleri
    Irak'ın yanısıra Afganistan, Hindistan ve Pakistan gibi diğer ülkeler de ihracat için el dokuma kilimleri üretmektedir. Hem Pakistan hem de Hindistan oldukça modern kilim ve tekstil endüstrisi geliştirmişken Afganistan'ın kilim ihraç endüstrisi oldukça kısıtlı kalmıştır.

    Hindistan
    Kilim dokumacılığı Hindistan'da İran'da olduğu kadar eski bir gelenek değildir. Kilim dokumacılığı Hindistan'a 16. yüzyılda İran İmparatorluğu tarafında tanıtılmıştır. 1526-1530 yılları arasında İran kilim dokuma endüstrisi gelişmeye başlamıştı. 15. yüzyıl sonunda İran'daki Mongol hakimiyeti sona erdiğinde Hindistan kilim dokuması konusunda bir hayli ilerlemişti. 1501 yılında İran yönetimi Hindistan'da dokumacılık için profesyonel atölyeler açmış ve bu konuda uzman kişileri denetleyeci olarak atamıştır.

    Sonuç olarak neredeyse tüm Hint tasarımları ünlü İran tasarımlarının birer imitasyonudur. Bu kilimleri birbirinden ayırın tek özellik yünün ve dokumanın farklı nitelileridir.
    15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Hindistanda üretilmiş kilimlerin çoğu nerdeyse İran dokumaclığı kadar iyidi ancak 17. yüzyılın sonunda bu sanat hemen hemen sona erdi. Dokuma endüstrisi 1800li yıllardan İngilizler tarafından yeniden kuruldu ancak bu tarihten sonra üretilen halılar eskisi gibi olamadı.

    Hint kilimlerinde kullanılan yünün İran halılarında kullanılandan daha kalındı. Ayrıca Hint kilimlerini sertliklerinden ötürü katlamak çok daha zordur.
    Yine de güzel görünümleri ile zeminlerinizi süsleyip uzun seneler yıpranmayan kilimledir.









  4. 4
    Gönülce
    Özel Üye
    Pakistan
    Hindistan'daki gibi Pakistan'ın kilim endüstrisi de İran İmparatorluğu'ndan etkilenmiştir. İran yönetiminin 16. ve 17. yüzyıllarda Pakistan'a kilim üretim olanakları getirmesiyle dokumacılık bu bölgede de önemli ölçüde gelişmiştir.
    Pakistan'ın bugünkü stil ve desenleri ya İran, ya Türk ya da Buhara tasarımlarını örnek alır niteliktedir. Buhara kilimleri oldukça yumuşak ve parlak bir yün yapısına sahiptir. Bu kilimlere olağanüstü bir yumuşaklık kazandırmak amacıyla saf koyun yünü kullanılmaktadır. Bu tasarımlarda sadece 2 ya da 4 renk kullanıır ve bu renkler de genellikle yeşil, mavi ya da kırmızının tonlarından oluşmaktadır. İran kilimlerine benzer olan çeşitleri ise hem kalite bakımından hem de fiyat açısından yüksektir.
    Bugün Pakistan dünya çapındaki en büyük 4. halı üreticisidir.


  5. 5
    Gönülce
    Özel Üye
    Afganistan

    Afganistan'ın halı endüstrisi, ülkenin politik sorunlarla karşılaşmasından önce olduğu kadar iyi değildir. Günümüzde ülkede bir çok kilim üretiliyor olmasına karşın ihracat oldukça azdır. Bu nedenle Afganistan halılarını diğer dünya ülkelerine Pakistan ve İran aracılığıyla pazarlamaktadır.
    Afgan kilimleri genellikle Buhara kilimlerine ve Türkiye'de üretilenlerle doğu Türkmenistan kilimlerine benzemektedir. Afgan kilimlerinde kullanılan renkler heyecan verici ve kilimin tarzına özel renklerdir. Çeçen kabileleri gibi Afgan göçebeleri günümüzde halen kilim üretmektedir ancak bunlar çok az miktarda olduklarından ötürü oldukça nadir ve zor bulunurlar.
    Umuyoruz ki bu politik kaos içerisinde Afganistan kilimleri sonsuza dek yol olmaz.


  6. 6
    Gönülce
    Özel Üye
    Avrupa Kilimleri
    Avrupa'daki kilim dokuma sanatının kökeni belirsiz olmaklaberaber bazı Avrupa ülkelerinin neredeyse 1000 yıl evvel düz dokumalar ve duvar halıları üretmiş olduğu bilinmektedir. Kanıtlar göstermektedir ki doğu kilimleri ilk olarak M.S 1000 yılı sonrasında ithal edilmiştir. Bu da pile-knotting tekniğinin hemen taklit edilmesiyse eğer daha önceden biliniyor olduğu anlamına gelmektedir.

    Şile halıların Avrupa'da yayılması 11. ve 13. yüzyıllarda sürmüş Haçlı Seferleri, Marco Polo'nun (1254-1324) seyehatleri ve Venedik'teki elçilikler sayesinde gerçekleşmiştir. Ayrıca Portekiz'in 14. yüzyılda başlamış olan koloni genişlemesi da etkenlerden biriolarak kabul edilir.
    Avrupa pile halılarından kalan en eski parça Harz Dağı bölgesindeki Quedlinburg'daki Schlosskirche'de korunmaktadır. Bu kilim tek pile düğüm ile dokunmuş olup bu özelliği ile İspanyol halılarına benzemektedir ancak yapılan araştırmalarda bu kilimin İspanyol dokumacılığı ile bir bağlantısı bulunamıştır.

    1255 yılında Castilelı Eleanor İngiltereli Edward I ile evlendiğinde yanında bir çok İspanyol kilimi getirmiştir.
    İngiltere'nin büyük bir bölümünde17. yüzyıl başlarına kadar saraylarda ve büyük evlerde bile hasır ve samanlar zemin kaplaması olarak kullanılmaktaydı. Britanya zaman içerisinde zenginleştikçe tüm bu saman ve hasır kilimlerin yerini pile kilimler aldı.
    Eski Avrupa tablolarında betimlenmiş tüm zemin kaplamaları doğu kilimlerine benzemektedir. Bu da çok şaşırtıcı bir durum değildir çünkü Avrupalılar bu sanatı kendileri öğrenmeden çok önce İran halıları ihtal etmekteydiler.

    Bir çokları Venedik'in 15. yüzyılda Asya'dan kilimler ithal ettiğine ve Avrupalıların özellikle doğu kilimlerini tercih ettiklerine inanmaktadır. 17. yüzyıl sonlarında iran ve Türk halıları Avrupa'nın en fazla değer gören halılarıydı. Krallar diğer politik liderlere müttefik olmak için ipek İran halıları armağan etmketeydiler.

    18. yüzyılın ortalarından 19. yüzyıla kadar Avrupalı neredeyse her ülke kendi kilim dokuma sanatına başlamıştı. En iyi üreticiler İspanya, Fransa, Polonya, İtalya, İngiltere, Almanya, Avusturya, Hollanda ve Romanya'ydı.

    Günümüzde Avrupa el dokuma kilimleri sanayinin işçilik maaliyeleri ile yarışmaması nedeniyle oldukça nadir üretilmektedir. Bunun yerine Belçika gibi kimi Avrupa ülkeleri özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında önemli makina dokuma halı sanayileri geliştirmişlerdir.



  7. 7
    Gönülce
    Özel Üye
    Kilimler Gizli Bir Dil Konuşur


    Kilimler, düğümlerden oluşan çok eski bir alfabenin ördüğü gizli bir dille konuşuyor. Kilimler, ‘kilimce’ konuşuyor. Kimyon ve hardal otundan üretilmiş parlak sarılar, unutmabeni çiçeği ile dağ lavantasının demir kazanlarda günler ve gecelerce kaynatılmasıyla kotarılmış cıvıltılı yeşillerin hemen yanı başında duruyor. Ötede taze ceviz kabuğundan damıtılmış yakıcı kızıl bir kahverengi. Bir renk cümbüşü içindeyiz. Hepsi de zengin bir tabiattan doğal yollarla elde edilmiş ve yıllar geçtikçe solacaklarına, parlaklıkları daha da artmış yüzlerce renk, gözlerimizde bir ebemkuşağı gibi kıvılcımlanıyor. Sumak otundan alınmış morumsu kahverengiler, pelit ile servi kozalaklarının kaynatılmasıyla bulunmuş parlak siyahlar bizi uzak ve tenha dağ başlarına, oralardan geçen Yörüklerin kıl çadırlarına götürüyor. Türkiye’nin ulu dağlarını, ıssız koyaklarını, göçerlerden başka kimselerin ayak basmadığı sarp geçitlerini anlatan renkler, en az kendileri kadar etkileyici olan motif ve desenlerde boy gösteriyor.

    Renkler, kurt ayağı, akrep, muhabbet kuşu, koç boynuzu, sine desen, çoban gülü, ejder, bülbül yuvası, yayla gülü, keçi boynuzu, çengel, saç bağı, küpe, el, su, madalyon, kandil, kumru ve hayat ağacı motiflerinin üzerinde menevişler yapıyor. Bütün bu renk ve desenlerin düğüm düğüm sıralandığı kimi büyük, kimi küçük kilimler ise, görmüş geçirmiş bir Anadolu bilgesi gibi sessizce duruyorlar bir süre. Sonra ansızın kilimler konuşmaya başlıyor. Kilimler, düğümlerden oluşan çok eski bir alfabenin ördüğü gizli bir dille konuşuyorlar. Kilimlerin güçlükle duyabildiğimiz fısıltıları, geçmiş günleri, çoktan unutulmuş alışkanlıkları, savaş yıllarının acı ve sıkıntılarını, barış zamanının bolluk ve bereketini, umutsuz aşkları, ara sıra yaşanan mutlulukları, çokça yaşanan üzüntüleri, doğum ve ölümleri, düğünleri, kına gecelerini, uzak ellere gelin gitmiş genç kızların ana baba hasretini ve kendilerini dokuyan yorgun ellerin sahibi olan kadınların hikayesini anlatıyor. Kilimler, ‘kilimce’ konuşuyor…


  8. 8
    Gönülce
    Özel Üye
    Kilim Dokuma Teknikleri


    Kilim dokumada kullanılan çok çeşitli tezgah ve dokuma teknikleri, farklı amaçlar için kullanılmaktadır; Bu farklı amaçlar iki ayrı grupta toplanabilir. İlk grup basit dokuma tekniğidir. Bir kilimde desen oluştururken iplik tekrar tekrar renklerden geçirilir.

    İplikler, “çözgü” adı da verilen dikey ipliklerin altından geçirilerek motif ve desenler oluşturulur. Daha sonra yatay iplik (atkı) aynı yerden, yani renkli motifin köşesinden geçirilir. Bu uygulama bir motif bitinceye kadar devam eder. Diğer motifin bittiği yerden bir sonraki motifin yapılmasına başlanır. Asla iki ayrı ip rengi bir birine bağlanmaz. Bu işlem sonunda iki ipliğin arasında kesik şeklinde bir görünüm oluşur. Her renk bloğu başarıyla dokunarak kilim tamamlanır. Böyle dokunmuş kilim ışığa tuttuğunuzda çok rahat bir şekilde iki desen arasındaki kesiklerin buluştuğunu, ama birleşmediğini görürsünüz. İkinci grup sarma ve işleme tekniğinin uygulandığı dokumaları içerir.

    Üçüncü bir iplik, dikey ve yatay iplikleri sararak, amaca göre farklı biçimlerde kullanılır (Cicim, Zili veya Sumak) ve motif oluşturulur. Cicim motifleri genellikle aralarında organik bir bağ olmaksızın serpilir. Zili kilimlerinin yüzey dokumasında, dizayn iplikleri ve düşey çizgiler bulunur, bu da Zili kilimlerinin ayırt edici özelliğidir. Sumak’ta yüzey tamamen dizayn iplikleriyle kaplanır. Bütün bu teknikler istenirse tek bir dokumada bir araya getirilebilir. Bu dört çeşidin de kendi alt grupları olup, farklı teknikleri vardır.

    Kilim dokumada kullanılan 2 temel düğüm vardır. Bunların birincisi, çift dikiş denen Türk dikişidir, sıkı dokunmuş uzun dayanan ve sağlam halılar bu dikiş yöntemiyle yapılır. Diğer dikiş ise tek dikiş olarak bilinir; Pers dikişi veya Sennah dikişi olarak da adlandırılır.

    Türk düğümü, iki ipliğin diğer bir iplikle çevrelenmesi yöntemiyle yapılır. Pers düğümü ise tek atkının sıkı, diğerinin gevşek sarıldığı bir yöntemdir. Gevşek kalan uç, atkı ipliklerinin içinden çekilir, diğer gevşek uç ise çift atkı ipliğinin dışına gider. Dokumada kullanılan ipler, bitkilerden (pamuk, keten), hayvanlardan (yün, tiftik, ipek), metallerden (altın, gümüş) ve diğer materyallerden (naylon, perlon) elde edilir. Bu iplerin boyanması 2 şekilde olur:

    Doğal ve sentetik boyama yöntemleri vardır. Doğal boyamada ceviz kabuğu ve yaprağı, çay, soğan, yabani erik, siyah meşe palamudu, saman, turşu ve peynir suyu, yakılmış bitki külleri, pas, boyama özelliği olan çamur ve toprak, ayva ve yaprağı, patlıcan kabuğu, domates ve asma yaprağı, yumurta boyası (kök boya) gibi maddeler kullanılır. Katalizör olarak da tuz ve şaptan yararlanılır. Yünün kalitesi hava şartlarına, koyunun yetişme şartlarına ve kırpılma zamanına göre değişir. Kuru ve sıcak yerlerde yetişen koyunların yünü kurumuş ve narin oluyor ve kolay bozuluyor. Bu ortamlardaki koyunların yünleri kısa ve cansız görünür. Kaliteli yün, sulak, soğuk ve yüksek yerlerde iyi beslenen, sağlıklı koyunlardan elde edilir. Soğukta yetiştirilen koyunlar, soğuktan korunmak zorunda oldukları için postları daha çok gelişir ve vücutları daha yağlı olur. Bu yağ daha sonra lanolin denen bir maddeye dönüşür ve yün liflerine girer bu sayede yün 10 cm. gibi bir uzunluğa kavuşur. Elde edilen yün, ipeğe benzer ve esnektir. Yüksek yerlerde yaşayan koyunlardan, ilkbahar mevsiminde kırpılarak elde edilen yün, en kalitelisidir. Yün, kirmen adı verilen ilkel aletlerde, tekerleklerin dönmesiyle iplik haline getirilir. El örgüsünde yün lifi, örme işlemi boyunca orijinal uzunluğunda kalır. (Örme işleminden önce 7 cm. uzunluğundaki bir yün lifi, örme işleminden sonra da aynı boyda olacaktır.) Endüstriyel örgü makinelerinde de yün lifi işlenebilir, ama bu işlem sırasında bazı yün lifleri zarar görür. Zarar gören lifler birbirine yapıştırılsa bile sonuç olarak yün gücünü kaybedecektir ve bu yünle dokunan kilimin de ömrü kısalacaktır.

    Kilim ve parça halı dokumada pamuk hem atkı hem de çözgü ipliklerinde kullanılır. Pamuk lif, yün ile karşılaştırıldığında daha az elastiktir, ama daha dayanıklıdır. Yün dokumaya göre daha sıkı dikişler pamukta kullanılabilir. Yün liflere sıkı dikişler uygulandığında lifler bozulabilir, ama pamuk lifler sıkı dikişlere daha dayanıklıdır. Yoğun dikiş kullanılan yün lifli halıların atkı ipliklerinde genelde pamuk çözgü ipliği kullanılır, örneğin; Hereke, Ladik ve Kayseri Bünyan halıları bu yöntemle elde edilir.

    Orta Doğu köylüleri ve göçebeleri birçok farklı dokuma tekniği kullanarak göz alıcı tekstil sanatını yaratırlar.


  9. 9
    Gönülce
    Özel Üye
    Yaygın Kullanılan Dokuma Metodları


    Parça Tapestry

    Bu teknik genellikle yün parça halılarda ve asılan kilimlerde kullanılır. Parça tapestry, çantalarda ve resimli tapestry’lerde kullanılır.

    Atkı yüzlü dokumalar (çözgüsü tamamen sarılmış), dikey damarlı şekilde oluşturulur. Çözgü iplikleri dokuma tezgahına takılan uzunlamasına ipliklerdir, atkı iplikleri bu çözgü ipliklerine geçirilir.

    Tapestry dokumasında atkı iplikleri devamlı değildir. Sanatçı, renkli atkıları arkalı önlü bir şekilde desenlerden geçirir. Tapestry yönteminde, renklerin birleştiği noktalarda, desen eğer dikey ise küçük bir kesik oluşur. Diğer tapestry yöntemlerinde atkılar aynen tekrarlanır ve birbirine geçirilir, bu uygulama kesik oluşumunu engellemek de başarılı olsa da bu yöntemlerin de kendi dezavantajları mevcuttur. Tapestry yöntemi en düzgün dokumayı sağlar.

    Dokumacılar, desenlerde dikey çizgilerden kaçındıkları için dizayn çapraz ve yatay desenlerden oluşur. İyi bir sonuç için, çapraz desenler kesiştirilmelidir. Kilimlerin dizaynları genellikle yapısal nedenler göz önünde bulundurularak yapıldığı için, iyi dokunmuş kilimlerde aynı karakteristik dizaynı görmek mümkündür.

    Tapestry tekniğindeki atkı iplikleri her zaman yatay değildir, eğri ve kavisli de yapılabilir. Mısırlı dokumacılar, Anadolu, İran ve Kafkasya’dakiler gibi hayvan, insan ve bitki motiflerini kullanırlar, ama dizaynlarında mutlaka geometrik kurallara bağlı kalmazlar.


  10. 10
    Gönülce
    Özel Üye
    CİCİM - ZİLİ(SİLİ) - SUMAK


    Cicim ve Zililer dokuma ayrıntıları olan kilim çeşitleridir. Cicim ve zililer yüz ve tersleri ayrı dokumalardır. Yüzde meydana getirilecek desenin motifleri düz dokuyu yapan atkı ve çözgü iplik sisteminin yanı sıra renkli ikinci bir atkı ipliğinin (kırma) çözgülerin arasından önden arkaya geçirilmesi ile yapılır. Ön bölümde ipler dağınık ve karışık, tersinde ise düzenli bir kompozisyon oluşturur.

    Cicim, yalnız kendi tekniğiyle dokunduğu gibi, cicim-kilim, cicim-zili, cicim-sumak veya bunların birkaçından oluşmuş kuşaklar halinde dokunabilir. Bazen cicim dokumanın arasına zili veya sumak teknikleri ile de süsleme katılabilir.

    Cicimle aynı teknik özelliklere sahip zililer, desenlerinin yüzeyde hiç boşluk bırakılmadan dokunmuş olması ile cicimlerden ayrılır. Zililer, “ıstar” adı verilen dikey tezgahta ters tarafı yüzde olmak üzere dokunur. Tekniği; cicime göre daha kolaydır. Düz zili, çapraz zili, seyrek zili, damalı zili ve konturlu zili gibi çeşitleri vardır.

    Sumak, cicim ve ziliye benzer ancak, desenleri atkıların çözgülere sarılması ile oluşturulmuştur. Çözgü ve atkı dışında deseni oluşturan renkli ipleri vardır. Dokuma tersinde düzgün ve kabarık, düzgün yüzünde ise desen yapılan renkli ipler dağınık ve ke------. Desenler, sarma usulü yapıldığından dıştan bakıldığında örme gibi görünür. Sumak; Doğu ve Batı Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülürken Orta Anadolu’da çuval gibi dokumalarda kullanılır ve kuşaklar halinde dokunur. Düz sumak, atkısız düz sumak, balık sırtı, ters sumak gibi çeşitleri görülür.


  11. 11
    Gönülce
    Özel Üye

    --->: Kilim ve Halı Dokumacılığı

    Reklam



    Acaba Kilimim Hangi Yöreye Ait ?


    Duvardan duvara halılar artık kullanılmıyor, yer döşemelerinde ise l-----nt, parke ve bazı mekanlar da terracotta vb. doğal taşların uygulaması hakim. Başlıbaşına bir güzelliği sergileyen bu yer döşemelerinin üzerine kilimler atılıyor ve her tarz dekorasyona uygunluğu sağlanıyor. Kimimiz antika bir kilimi yere koyuyor, kimimizde tatil de gezip dolaşırken beğendiğimiz ve evde dekorasyonumuza uyum sağlayacağını düşündüğümüz bir kilim alıyoruz. Yer döşemesine ve konulduğu yere sıcak bir hava veren kilimlerden vazgeçmek çok zor.

    Sizler için bazı yörelerin kilimleri ve özelliklerini araştırdık;
    Fethiye
    Fethiye kilimleri alışılmamış motifli olup, göbekleri boş, çevresi motiflidir. Bir diğer kompozisyon ise, tüm zemini kaplayan birbirine kanca motifleriyle bağlanmış göbek desenli bordürlerdir. Ana renkler, mavi, kırmızı, kahverengi, yeşil, turuncu, eflatundur. Geniş ve dikdörtgen boyutlardadır.

    Şarköy
    Şarköy ya da Trakya kilimi olarak bilinen bu kilimler, İslam-Osmanlı etkisi taşırlar. Bordürleri çiçek ve yaprak desenlidir. Tek parça olarak muhtelif ebatlarda dokunurlar. En çok görünen renkler, koyu kırmızı, mavi, yeşil, az olarak da sarı ve beyazdır.
    Eşme
    Eşme Kilimleri'nin çözgüleri orta kalınlıkta yün ve pamuktandır. Kenarları küçük dolgu motifleri ile bezelidir. Renkler soluk gri, yeşil, pastel kırmızı ve bazen bordürlerde siyahtır. Eşme kilimleri, Batı pazarlarının gözde kilimlerindendir.


    Kayseri
    Kayseri Kilimleri kaba yünden dokunsa da, dokumada kullanılan yün yumuşak ve ipeksidir. Kayseri, ipek kilimin dokunduğu tek bölgedir. İpek dışındakiler, doğal yün rengindedir; beyaz, kahverengi ve gri. Boyuna dokuma tekniği ile dokunur. Bordürleri çiçek ve asma yaprağı motifleriyle bezenmiştir.

    Sivas
    Sivas kilimleri'nin çoğu seccade biçimindedir. Farklı kenar desenlerinin arasında mihrap yer alır. İnce yünden dokunur. Parlak kırmızı, açık ve orta tonda yeşil, turuncu, mavi, kahverengi, siyah ve beyaz renkler genellikle kullanılan renklerdir. Bordürlerinde, ana kenar suyuna bağlı muhtelif desenler vardır.

    Balıkesir
    Balıkesir, Yörük kilimi'nin günümüze kadar en iyi korunduğu yöre olarak tanınır. Genellikle tek parça halinde dokunurlar. Renkleri geleneksel yün tonlarıdır; koyu kırmızı ve mavi. Az da olsa 1900'lerin son dönemlerinde toprak renkleriyle dokunmuş kilimlere rastlanır.

    Mut
    Toros dağları'nın güneyinde yer alır. Tipik Yörük olan Mut Kilimi'nin çözgüleri keçi ve at kılından olup, çoğunlukla doğal kahverengi yündendir. Altıgen şekilli göbekler birbirine kalın testere dişli motiflerle bağlanır. Boyuna örgü tekniği ile dokunan Mut kilimleri genellikle dar endedir.

    Aydın
    Aydın Kilimi'nin en belirgin özelliği karışık motiflerdir. Sekiz köşeli yıldızdan çıkan küçük kanca motifi, göbek veya bordürlerde kullanılır ve bu bölge kilimlerinin ana çizgisini oluşturur. Boyuna örgü tekniği ile dokunur. Renkler, başta kırmızı, mavi, turuncu, kahverengi, yeşil olmak üzere canlı renklerden seçilir. Kırmızı bazen zemin rengi olarak da kullanılır. Enleri geniştir ve genellikle iki yarımdan oluşur.


    Malatya
    Malatya kilimleri üç veya dört göbek deseni içerir. Altıgen göbek desenleri, kol ve kanca motifleriyle kenarlara bağlanırlar. Dokuma materyalleri, ipek vepamuk karıştırılmış ince yündür. Renkler, koyu kahverengi, kırmızı, mavi, yeşil ve beyazdır. Boyuna örgü tekniği çok görülmekle beraber, sade örgü tekniği de kullanılır.

    Karabağ
    Karabağ olarak bilinen Erzurum yöresinin bu kilimleri, "Modern Bessarabian" olarak da adlandırılırlar. Koyu zeminlidirler; siyah veya koyu kahverengi. Çiçek motifleri, kırmızı, pembe ve turuncu olup, bordürleri genellikle açık renk ve beyazdır. Duvara asılarak da kullanılır.

    Kars
    Türkiye'nin Rusya sınırında çokça rastlanır. Ana renkler, kahverengi, pembe, turuncu ve beyazdır. Genellikle kalın dokuma olup,doğal kahverengi yün çözgülüdür. Ortasında birbirine bağlı göbek desenleri yer alırken, kenarları farklı desendedir. Boyuna dokuma tekniği ile dokunurlar.


  12. 12
    Gönülce
    Özel Üye

    KİLİMLERİN ÖMRÜNÜ UZATIN ..


    Temizleme

    Temizleme için konusunda uzman, profesyonel bir el dokuma halı temizleyici ile çalışmanız kiliminizin düzgün bir biçimde temizlendiğinden ve işlem esnasında hasar görmeyeceğinden emin olmanızı sağlayacaktır. Buharlı temizleme, kuru temizleme ya da bir takım kimyasal işlemler yünün üzerindeki bir takım doğal yağları çıkarabileceği için dikkatli olmalısınız çünkü bu yağların gitmesiyle yün daha kolay kırılan bir yapıya dönüşüp aşınma süreci hızlanacaktır. Düzgün temizleme, renk zengiliğini ortaya çıkardığı gibi yün elyafların güçlenmesini sağlar ve kiliminizin ömrünü uzatır. Trafik yoğunluğunun miktarına bağlı olarak, kilimizin her 2-5 yıl içinde en az 1 defa yıkanmasını öneririz.

    Yer Değiştirme


    Trafik yoğunluğu bulunan bölgelerde kiliminizin devamlı olarak aşınacağı düşünüldüğünde, kiliminiz yerini her yıl en az 1 defa değiştirmeniz faydalı olacaktır. Güneşin çok yoğun olduğu yerler gibi çevresel özelliklerin sert olduğu durumlarda yer değiştirme kiliminizin yıpranmasını azaltacaktır. Dilediğiniz takdirde yer değiştirme işlemini daha sık gerçekleştirebilirsiniz.

    Süpürme


    Kirleri çıkarmak ve elyafların ömrünü uzatmak için kilimlerinizi belirli aralıklarla süpürmelisiniz. Süpürme işlemini havlarının çıkış yönüne doğru uygulamanız önemlidir. Eğer havların çıkış yönüne doğru süpürmezseniz kir halınıza daha da işleyecektir. Dikkat etmeniz gereken bir başka husus da halıyı döverek süpüren bir süpürgeden ziyade emme yolunu kullanan bir süpürge kullanmanızdır. Ancak yine de senede 2 defa olmak üzere dövme yoluyla çalışan bir süpürge kullanmanız fazydalı olacaktır. Sadece ön yüzünü değil arka yüzünü de bu yolla temizlemelisiniz. Yine de unutmamalısınız ki bu uygulama sadece yün halılar içindir. İpek kilimleri kesinlikle bu yolla süpürülmemelidir.

    Alt Taban Dolgusu


    El dokuma kilimlerinin aşınmaya karşı olağanüstü bir direnme yeteneği vardır. Makine halılarına nazaran ömürleri daha uzundur. Alt taban dolgusu sayesinde halı havı vakitsiz aşınma yaşamaz. Kilimin altına yerleştirecek düzgün bir taban ile hem aşınmaya engel olursunuz hem de kiliminiz üzerinde yürürken kayıp kırışmaz. Daha da önemlisi her türlü kir kilim yerine bu koruma üzerinde birikecektir.

    Onarım/Yenileme


    El dokuma kilimlerine onarım yapıldığı zaman neredeyse yeniye yakın bir görünüme kavuşurlar. Hasar görmesi durumunda kilimler yeniden dokunabildiği gibi hiç bir problem kalmaksızın onarılabilirler de. Ancak burada unutulmaması gereken nokta tüm bu işlemlerin bir profesyonel tarafından yapılması gerektiğidir.

    Leke Çıkarma


    Her zaman kuru temizleme kağıdı kullanın. Eğer bir dökülme gerçekleşmişse kağıt havlu, sünger ya da bir bez parçasıyla silin. Asla ovalamayın. Temizleme esnasında sıcak su kullanmayın. Kimyasal temizleme çözeltilerinden, beyazlatıcılardan ve alkalilerden kaçının. Bazı iklimlerde nemi temizleyememeniz halinde küflenme sorunuyla karşılaşabilirsiniz. Islak alanları nemi tamamen giderene kadar silin. Zorlu leke ve dökülmelerde bir profesyonele danışmayı ihmal etmeyin.

    Bitki Saksıları


    Bitki saksılarından gelen sızıntılar kilimlerinize çok ciddi hasarlar verebilir. Devamlı sızıntılar ya da saksının dibinde oluşan sıvılar halı havının çürümesine neden olur. Kilimlerinizi asla ve asla bitki saksılarının altına sermeyin. Ayrıca kiliminizin etrafında bulunan saksıların da sızıntı yapıp yapmadığını sıklıkla kontrol edin.


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
kilim dokuma teknikleri,  antika trakya kilim
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi