Sorun cevap vereyim

Konu Kapatılmıştır
3. Sayfa BirinciBirinci ... 2346 ... Sonuncu8Sonuncu9
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden Sorun cevap vereyim ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 25
    hasan67
    Yeni Üye
    Reklam

    cok saol allah razi olsun

    Reklam



    yardiminiz´dan dolayi cok tesekkür ettim Allah razi ola.Allaha emanet ol selamun aleykum


    Yudumla cok saol allah razi olsun Hakkında Konu

  2. 26
    esat35
    Üye
    selamün aleyküm öncelikle çalışmalarınızda başarılar diliyorum..sorum şu göz hakkı varmıdır?ben yok biliyorum..lütfen aydınlatın saolun..hayırlı günler..

  3. 27
    streetboy
    Üye
    allaha inanmayan biri(ben deilim)ne ne denilirki allaha inansın?

  4. 28
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı esat35 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamün aleyküm öncelikle çalışmalarınızda başarılar diliyorum..sorum şu göz hakkı varmıdır?ben yok biliyorum..lütfen aydınlatın saolun..hayırlı günler..
    ve aleykumusselam ve rahmetullah esat35

    göz hakkı var tabi olmazmı:)

    -gözü haramdan korumak. [Allahın istediği doğrultuda kullanmak]
    -gözler bir emanet olduğu için temizliğine dikkat etmek.
    -rahatsız olduğunda tedavi etmek
    -Herşeye Allahın kudreti nazarı ile bakmak (tefekkur)

  5. 29
    esat35
    Üye
    çok özür diliyorum sorumu yanlış şekilde sormuşum tabiiki göz hakı var:)Cenabı Hak bu güzel bedenimizi bizlere emanet olarak verdi.ona en iyi şekilde bakmamız gerekir.benim sormak istediğim başkasının malında hakkımız olduğunu düşünmek,bir bahçenin önünden geçerken ağaçtaki bi elmadan benimde göz hakkım var diyerek mal sahibi rıza vererek yada vermeyerek zorla istemek bu tür şeyler örnekler çoğaltılabilir..tekrar ALLAH razı olsun.hayırlı günler..

  6. 30
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı esat35 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    çok özür diliyorum sorumu yanlış şekilde sormuşum tabiiki göz hakı var:)Cenabı Hak bu güzel bedenimizi bizlere emanet olarak verdi.ona en iyi şekilde bakmamız gerekir.benim sormak istediğim başkasının malında hakkımız olduğunu düşünmek,bir bahçenin önünden geçerken ağaçtaki bi elmadan benimde göz hakkım var diyerek mal sahibi rıza vererek yada vermeyerek zorla istemek bu tür şeyler örnekler çoğaltılabilir..tekrar ALLAH razı olsun.hayırlı günler..
    bu adet maalesef çoğu yerde yaygındır fakat islamın ruhuna aykırıdır.
    bir müslümanın malı, izin vermeden hiç kimse onu kullanamaz.

    Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurdular ki:
    "Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, başkasının haberi peşine düşmeyin, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez.
    Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer müslümana haramdır. Allah sizin sûretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır eliyle göğsünü işaret etti:
    Sakın ha! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Bir müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz."

    KAYNAK: - Buhârî, Nikâh 45, Edeb 57, 58, Feraiz 2; Müslim, Birr 28 - 34, (2563-2564); Ebû Davud, Edeb 40,

  7. 31
    esat35
    Üye
    verdiğin bilgiler için saolasın..şimdi daha net olarak kavradım.ALLAH 'a emanet olun..

  8. 32
    farre
    Emekli
    dövme yaptırmak günah mı?

  9. 33
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı farre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    dövme yaptırmak günah mı?
    Tabiki günahtır. Peygamberimiz sav yasaklamıştır.

    Vücudumuz bize Allah’ın eşsiz bir emânetidir. Bu emâneti, Allaha, aldığımız gibi kusursuz ve noksansız teslim etmek, her şey bir yana, bizim fıtrat ve vicdan borcumuzdur. Üzerinde, fıtrat dışı ve keyfî olarak kalıcı tasarrufta bulunmaya yetkimiz olmadığı gibi, esâsen buna izin de yoktur. Bu kabilden olarak, meselâ vücuda dövme yaptırmak câiz değildir. Peygamber Efendimiz (asm) tarafından yasaklanmıştır.1
    Dövme, vücut üzerinde ihtiyaç dışı, kalıcı izler bırakan, vücudu tahrif ve tahrip eden bir tasarruftur. İnsanın asâletine ve saygınlığına da uygun değildir.
    Dövme İslâm toplumunun bir geleneği ve örfü değil; yabancı kültürlerin bir örfüdür. Yabancı kültürlerin insan fıtratına uygun olmayan uygulamalarını taklit etmek ise, her zaman, arkasından başka olumsuz tavırlara ve gelişmelere de kapı açma riski taşımaktadır.
    Âlimler dövme yapılan yerde kan hapsedildiğinden, dövme yerinin necis olduğunu söylemişlerdir.
    Dövme ile ilgili şu hususu bilmekte de yarar vardır: Dövme derinin dışına değil, içine yapılan bir muamele olduğundan, abdeste, gusle ve ibâdete mâni teşkil etmez. Çünkü abdestte ve gusülde farz olan, derinin dışını yıkamaktır.
    Dipnotlar:
    1- Buhârî, Libas, 85-87; Müslim, Libas, 119

  10. 34
    Smallville
    Üye
    Ben büyü diye birşey varmı diye merak ediyorum.Gerçekten varmı?
    Varsa günah mı?


  11. 35
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı Smallville Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben büyü diye birşey varmı diye merak ediyorum.Gerçekten varmı?
    Varsa günah mı?
    BÜYÜ NEDİR?
    Din ile ilgisi olmayan dualar ve hareketlerle ruh üzerine tesir yapmak. Buna Arapça'da "sihir" adı da verilir. Bir insanı istenilen şeyi yapmağa sevk eden gizli kuvvet, tabiata aykırı haller vücuda getiren etkiler. Bunları yapanlara "büyücü" denilir. Büyüyü şöyle tarif etmek mümkündür. Herhangi bir çıkar uğruna başkasına zarar vermeye yönelik meşru olmayan yollarla bir takım gizli kuvvetleri yönlendirerek yapılan ve gerçeğe uymayan gözbağcılık, düzenbazlık, oyunculuk şeklindeki işler. Gözbağcılık, düzenbazlık gibi oyunlarla insanları aldatan kişiye büyücü, bu kişilerin yaptığı işe büyü, bu işin meslek haline getirilmesine de büyücülük denir.

    Büyücülük, İslâm'dan önce Araplar'da, Rumlar'da, Hintliler'de, Mısırlılar'da yaygın idi. Özellikle Hz. Musa zamanında büyücülük itibarlı bir meslek idi. Hz. Süleyman zamanında da yaygındı. Büyünün kendine göre özellikleri ve çeşitleri vardır.
    Kara büyü: Asıl sihir bu olup bazı kimseler, perilerin ve özellikle şeytanların müdahalesiyle, tabiatüstü bir takım fiiller yapabilecekleri iddiasındadırlar.
    Mecaz yoluyla büyü: Anlaşılamaz, akıldan hariç şey demektir.
    Beyaz yahut (tabii) büyü: Zahiren acaip, fakat aslında tabii sebeplerle meydana gelmiş bir takım fiiller yapmak sanatıdır. Hokkabaz kuleleri gibi.
    Büyü, muhtelif kavimlerde mevcuttu. Keldânîler'de, Keldânî büyüsü, her yere dağılmış olan perilerin tabiat hadiselerini vücuda getirdikleri itikadına dayanıyordu. Bazı yaratıklar şeytanî bir kuvvetle mücehhez idiler. Bununla beraber, bu kuvvet erkekten ziyade kadında bulunuyordu. Cadılar ve şeytanlar insanların bedenine girmek gücüne sahip idiler.
    Mısır'da, Musa (a.s.)'dan evvel Mısırlılar, kanunen caiz olan bir büyü kabul ediyorlardı. Bununla beraber kanunen yasak olan büyünün her türlü icra usullerini daha az bilmez değillerdi. Sihirbazların hayata ve ölüme tasarruf ettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardım için çağırma gücüne sahip olduklarına ve tabiat kuvvetlerini diledikleri gibi kullanabileceklerine inanıyorlardı.
    Uzak Şark'ta büyüye gelince: Çinliler büyünün her türlüsüne karşı derin bir alâka besliyorlardı. Konfüçyüs'ten önceki dönemlerde Wu denilen bir tür cadı, devletin sosyal yapısında resmi bir mevki sahibi idi. Büyü usulleri arasında geleceği bilerek geleceğe ait hususları söylemeye, cinleri uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.
    Yunan-Roma büyücülüğü de şöyle idi: Görünmez kuvvetleri beşerin iradesine mahkûm kılmak sanatı, Yunan-Roma medeniyetinde Şark'ta olduğundan daha az rağbet bulmuş değildi. Yunan sihirbazları daha çok kendilerine hizmet edebilecekleri ümidiyle yabancı ilâhlara müracaat ediyorlardı. Tesalya kıtası gizli sanatlara mensup en meşhur adamları yetiştirmekle meşhurdu. Büyü, imparator Ogüstüs zamanında, büyük bir ehemmiyet kazanmıştı.
    Yahudilik'te sihre itikat pek revaçta idi. Perileri davet etmek, şeytanları insanın iradesine mahkûm kılmak, her türlü harikalar, hulâsa medeniyette şöhret bulmuş itikatların bütünü Yahudilik'te mevcuttu. Yahudiler büyü formüllerinde, eski zamanlardaki geleneklerden yahut yabancı dinlerden gelen cin ve peri isimlerini almışlardır.


    İslâm toplumlarında sihir: Müslümanlardan bazıları büyüde Yahudilerden, Suriyeliler'den, İranlılar'dan, Keldânîler'den ve Yunanlılar'dan ders almışlardır. Tütsü, tılsım, muska, cadılık, fala bakmak vs. hep oralardan gelmiştir. Müslümanlar cinlere inandıkları için bu inanç sihre inanmaya da yolaçabiliyordu. Rasûlullah (s.a.s.) "isabet-i ayn"a, yılan sokması ve genellikle hastalıklara karşı rukyayı yani duayı caiz görmüştür. Fakat büyü ile Hz. Peygamber'in (s.a.s.) duası arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir takım fal kitapları vardır ki kelime ve harflerin suretiyle geleceği bilmeye çalışırlar.
    Batı dünyasında büyü: Bütün milletlerin arşivleri tetkik olununca, büyüye müteallik bu türlü inançlara rastlanır. Keltler, Tötonlar, İskandinavlar, Finler, Doğu milletleriyle bu konuda bir çok esaslı benzerlikler göstermektedirler. Bugün akıl ve mantığın ilerlemesiyle büyünün ortadan kalktığına inanmak pek cesur bir davranıştır.

    Büyü ve büyücülük İslâm'da yasaklanmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de büyücülerin iflah olmayacağı (Tâhâ, 20/69) belirtilmiştir. Kâfirler, kendilerini haklı çıkarabilmek, Allah'ın elçilerini yalanlamak için onları büyücülükle, büyü yapmakla suçlamışlardır. Büyücülükle suçlananlar arasında Hz. İsa (es-Sâf, 61/6); Hz. Musa (ez-Zuhruf, 43/49); (ez-Zâriyat, 51/39), Hz. Süleyman (el-Bakara, 2/102), Hz. Muhammed (el-Hicr, 15/6) zikredilmektedir. Başka bir ayette, inanmayan kişilerin bütün peygamberleri büyücülükle suçladıkları görülmektedir (ez-Zâriyat, 51/52). Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde yedi şeyden sakınınız" buyururken ikinci sırada "sihir yapmayı"Büyüye inanan kişinin Cennet'e giremeyeceği de (Ahmed İbn Hanbel, II, 83; IV, 399) belirtilmiştir.
    Başka bir hadiste de büyücüye, müneccime, gaibden haber veren kimseye inanan kişinin Kur'an'ı inkâr etmiş olduğu belirtilmektedir. (Ebû Davûd, Tıp, 21).
    zikretmiştir. (Buhârî, Iiasâya 23; Müslim, İman,144). Başka bir hadiste büyü yapan kişinin küfre girdiğini belirtmiştir. Muhabbet için efsun yapmanın, ipliğe okumanın, büyü yapmanın şirk olduğunu da belirtmiştir (Nesâî, Tahrim 19).


  12. 36
    mrtcn tkdmr
    Üye

    --->: kafanıza takılan bir soru varsa buyrun sorun (dini konulardan)

    Reklam



    meraba sn. mumsema
    ilk önce sizi tebrik etmek istiyorum bize böyle bir hak tanıdığınız için (yani merak ettiklerimizi size sorup öğrenmemiz için) sorum şöyle; yolculuk ederken namazımızı kılacağımız vakit secdede durmamız gerekmiyor dimi?

Konu Kapatılmıştır
3. Sayfa BirinciBirinci ... 2346 ... Sonuncu8Sonuncu9
müslümanın mslümana 3 günden fazla küsmesi
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi