İyi idareci olmak için nelere dikkat etmek gerekir?

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden İyi idareci olmak için nelere dikkat etmek gerekir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gölge Adam
    Usta Üye
    Reklam

    İyi idareci olmak için nelere dikkat etmek gerekir?

    Reklam



    İyi idareci olmak için nelere dikkat etmek gerekir?

    Forum Alev
    İyi idareci olmak için nelere dikkat etmek gerekir?
    CEVAP
    Her idareci, elemanlarından iyi iş, iyi randıman bekler. Elemanlarının arı gibi çalışıp bal yapmalarını ister. Bir kovandaki arıları, duman ile kaçırırsak veya hepsini öldürürsek, balı kolayca almak mümkündür. Fakat bu aldığımız son bal olur. Arılara ihtiyaçları kadar bal bırakıp kalan balı alırsak, arılar, bal imaline devam ederler.
    Kusursuz eleman bulunmaz. Marifet, onları kusurları ile kabul edip çalıştırabilmektir. Âmir, elemanını tenkid ederse, o da savunmak mecburiyetinde kalır. Yaptığı yanlış işin doğru olduğunu isbat için bin tane delil getirir. Kusuru kolay kolay kabul etmez. Tenkid edildiği için de incinir, çalışma azmi kırılır, istenilen verim alınamaz.
    Her âmirin âmiri vardır. Acaba bir âmir, kendi âmirine karşı iyi eleman mıdır? Elemanlarından beklediği saygıyı, işi , kendisi âmirine karşı yapabiliyor mu? Eğer kendisi âmirine karşı kusur ediyorsa, elemanlarının kusurlarını da görmemesi gerekir. Acaba en büyük âmir olan Allahü teâlâya karşı günahsız, kusursuz bir kul muyuz? Eğer elemanların itaatsiz oldukları, vazifelerini aksattıkları görülüyorsa, biz de vazifemizi yapmıyoruz demektir. Çünkü (Allaha itaat edene, bütün mahluklar itaat eder.) buyuruluyor.
    Herkes Kendini Beğenir
    Mahkumların en canisi bile, kendini suçsuz kabul eder, yaptığı kötülükleri makul sebeplerle açıklamaya çalışır, kendini iyi bir insan olarak bilir. Suçlu bir mahkum kendini böyle bilirse, diğer insanlar kendilerini ne zannetmez ki?
    Kusursuz insan olmadığına göre, kusur bularak, tenkid ederek değil, iyi yönlerini tesbit edip o açıdan işe girmek gerekir. Her elemanın iyi ve kötü yönleri vardır. İyi yönlerini takdir ederek yaklaşmalıdır! (Bu kadar tenkide darılmaz.) diyerek işe tenkidle girmemelidir! Basit bir tenkid, küçük bir kıvılcımdır. Patlamaya hazır olan insan gururuna değer değmez infilak etmesine sebep olur.
    Bir taşa çarpanın suçu taşta, yılanı eline alanın da suçu yılanda bulması normal bir iş değildir. O hâlde, akıllı kimse; taşta, yılanda değil, kendinde kusur arar. Deliyi, kusurluyu azarlamaz. Şu hâlde, idareciliğin birinci şartı, hiç kimseyi tenkid etmemektir. İkinci şartı ise insanları tanımaktır.
    İnsan, mühim bir şahsiyet, önemli bir kişi olmak ister. Bu istek herhangi bir çırakta da vardır. Herkesin nefsi âmir, hatta ilah olmak ister. Meşhur bir artist olmak için evlerinden kaçan çok kız vardır. Önemli kişi olma arzusu, insanı bir şiir veya bir kitap yazmaya, bir eser meydana getirmeye zorlar. Meşru yoldan şöhrete kavuşamıyan kimse, olay çıkartarak gazetelerde resimlerinin çıkmasını sağlar. Bir kahraman gibi gazetedeki resimlerine bakar.
    Herkes Takdir Bekler
    Takdir ve ilgi toplamak arzusu herkeste vardır. Mesela bir kadın, kocasının ilgisini üzerine toplaması için, yalandan hastalanır. Bir çocuk parmağındaki yarayı, ona buna gösterip, ilgilenmelerini ister. Büyükler de çocuklarından farklı değildir. Yazdığımız bir şiiri bir arkadaş beğense, ona yazdığımız bütün şiirleri göstermeye çalışarak, bizimle daha fazla ilgilenmesini, bizi takdir etmesini isteriz. Bazı kimselerin önemli kişi olma arzusu, tımarhaneye düşmelerine sebep olmuştur. Elemanların kusurlarını, iyi hareketlerini takdir ederek düzeltmeye çalışmalıdır!
    Şunu da unutmamalı ki, riyakarca bir takdir zararlı olabilir. Bir insanı onda bulunmayan bir meziyetle övmeye kalkarsak, içinden "Haydi sen de" diyebilir. Şu hâlde mevcut olan iyi vasfını takdir etmek gerekir. Onların arzularını sormalı, istekleri ile ilgilenmelidir! (Ben eleman olsam, âmirimden ne beklerdim?) diye düşünmelidir!
    İnsan emir almaktan hoşlanmaz. Onun için (Şunu şöyle yap!) dememeli, (Şunu şöyle yapsak olmaz mı? Ben şöyle düşündüm. Acaba siz nasıl düşünüyorsunuz?) gibi sözler, elemanı incitmez, nefsinin hoşuna gider. Kendisinin önemli bir kişi olduğunu görerek çalışma azmi artar. Kısacası, nasıl idare edilmek istiyorsak, elemanlarımızı da o şekilde idare etmemiz gerekir.
    Maiyete ne sert, ne de yumuşak davranmalı, orta yolu takip etmelidir! Maiyete karşı fazla yumuşak davranılırsa, laubali olurlar. İşler ciddiyetle yapılmaz. Sert davranılırsa, âmirden nefret ederler. Tanıdıklar ve maiyettekiler çekinmeden âmirin yanına girebilmelidir. Yanına girilmekten çekinilen kimsede hayır yoktur.
    Edebin temelleri
    Bir idare altındaki toplulukların ahlâk ve özellikleri birbirine zıtlık yönünden aynı yerde yetişmiş olan bitkilere benzer. Bazısı tatlı ve faydalı, bazısı da acı ve zehirli olur. Herhangi bir bahçede yetişen karışık bitkilerden acı ve zehirli olan türleri ayıklanmazsa çoğalır, kuvvetlenir, tatlı ve faydalı olan bitkilerin yaşamasına, gelişip büyümesine engel olur, telef olmasına sebep olur. Bitkiler arasındaki acı ve zararlı otları temizlemek için bir bahçıvan gerektiği gibi, halkın da fitneci, bölücüleri doğru yola getirecek, mazlumlardan zulmü kaldıracak, cemiyete düzen verecek rahatlık ve huzur getirecek, idaresindekileri seven adil bir idareye ihtiyacı vardır.
    Siyaset ve adaleti iyi olan idarecinin idaresi devamlı olur. Terbiyeye riayet olunmazsa idarede çökme arızaları görülür.
    Terbiyenin Önemi
    İdarecinin terbiyeye gereken değeri verip maiyetindekilere önem vermesi ve ikramlarda bulunması terbiyenin gerekleri arasındadır. Terbiye daima kişinin aklına, hidayet yolunda kılavuzluk eder. Terbiye elde etmeye yönelmelidir! Çünkü terbiye aklı artırır, mevki ve mertebede olgunluğa eriştirir, kişiliği kuvvetlendirir.
    Terbiyeli kişi, edebi sebebiyle mal kazanır ve yüksek dereceye ulaşır. Fakat babasından edep değil de mal intikal eden evlat, malı kaybettiği gibi terbiyeden de mahrum kalır.
    “Mirasın hayırlısı edep”, “arkadaşın hayırlısı güzel huy”, “rehberin hayırlısı iyilik yollarını gösteren, kötülük yollarını kapamayan yardımcıdır”. “Ticaretin faydalısı, çok çalışmaktır.” “İstişareden daha çok güvenilecek dal, bilgisizlikten daha şiddetli fakirlik olmaz.”
    Edebin gerekli olduğuna inanan kişi, bu iki temelini de bilmeli ki; bu prensipleri, idaresinde uygulasın. Çünkü sağlam idare ancak bunlara dikkat etmekle gerçekleşir:



  2. 2
    Gölge Adam
    Usta Üye

    --->: İyi idareci olmak için nelere dikkat etmek gerekir?

    Reklam



    Edebin temeli ilimdir. İlim, şunları bilmek için şarttır:
    Dini iyi bilmek: İşlenen suçların içyüzünü ve suçluları cezalandırmak hususunda yeterli hukuki bilgiye sahip olmak. Huzur ve mutluluğu ayakta tutan adaleti yaşatmak.
    İlim, âmirin bir uyarıcısı ve koruyucusudur, sahibini zulümden, hak yemekten alıkor, yumuşak huylu eder. Zulümden uzaklaştırıp maiyetindekilere şefkat ve merhamet ettirir.
    İdareci, Allahü teâlâdan korkarsa, elemanlar da ondan korkar.
    İdareciliğin Temeli
    İlmi istemek, ilmin peşinde çok koşmak idareciliğin temelidir. Temeli olmayan bir bina yıkılmış bir harabe gibidir. Her işi layık olana vermelidir! Bunun için idarende bulunanların şahsiyet ve kabiliyetlerini iyi tanı! Geçici istek peşinde gitmekten vazgeçersen her işte doğruluk üzere hareket etmeyi ve her işi ehline vermeyi başarırsın. Böylece vazifeliler, dilediğin şekilde sana yardımcı ve dost olurlar, yapılması için verdiğin işler gerçekleşir, kaybolmaz. İdaren altındakileri sen iyi tanıdıkça; fakir ve zayıflar, rahatlık ve bolluğa kavuşur, kötü idarecilerin zulüm ve haksızlığından korunur, zâlimler zulümlerini akıtıp ortaya çıkaramazlar, mazlumlar da güvenli bir hayata kavuşurlar.
    İdareci, faydasız şeyler peşinde koşmaktan kaçarsa, idaredeki isabetli görüş ortaya koyma imkanı doğar. Nefsini faydasız şeyler peşinden çeviremeyen kişi, beş duygusunu da zapta güç bulamaz.. Beş duygusuna hakim olamayan, seçkin yardımcılarına sahip olamaz.
    Mevcut olan kabiliyetli yardımcılar ve yüksek seviyedeki görevlilerine söz geçiremez olan idareci, zamanla siyasi etkisini kaybeder. Bunun için ilk önce büyük düşman olan nefsi, hemen peşinden de 5 duyguyu kontrol altına almak gelir. Nefse galip gelinirse öteki kontroller de kolaylaşır. Zira 5 duyu, nefse yardım eder ve tehlikeli isteklere sürükler.
    Beş duyumuzun gereğini yapmak gerekir.
    1- İşitme duyusu:
    Bir ceylan, avcıya yakalanmak korkusundan dikkat üzere iken, duyacağı bir ses, avcıya karşı olan dikkatini dağıtırsa, avcı gelir ceylanı yakalar.
    2- Dokunma duyusu:
    Bir file bakıcısı yavaşça yaklaşır, yumuşakça tutunur, yapışıp okşar. Fil, korunmak için tedbir almaz, o kişi de üzerine binip fili dize getirir.
    3- Görme duyusu:
    Çekirge, güneşin, sıcaklığından gizlenirken, gün ışığı kendisine hoş görünür de buna aldanarak ortaya çıkar. Böylece, sıcaklık altında yanar.
    4- Koklama duyusu:
    Güzel kokulu yerlere konan gül sineği, filin kulağından çıkan güzel koku onu aldatınca oraya konar. Fil de kulağını hareket ettirerek sineğe vurur ve öldürür.
    5- Tatma duyusu:
    Balık oltadaki yeme aldanır. Yemi yerken avlanır.
    Bu beş duyuya hakim olan, nefsine de hakim olur, siyaseti de güzel olur.
    Bir hükümdar anlatır
    "Geçici zevk ve eğlencelerimiz bizi mühim işlerimizle uğraşmaktan alıkoydu. Askerlerimize gerekli önemi vermez olduk, maaşlarını azalttık. Yardımcılarımız azaldı. Ülkede yaşayan insanlara zulmettik. Zulmümüzden kurtulmak için beddua ettiler, rahatlık getirecek bir idare için yalvardılar. Bütün bunlardan daha önemli olarak layık ve ehil olmayan insanları büyük hizmetler için görevlendirdik; önemli işlerin başına getirdik. İşte bunun için devletimiz yıkıldı mülkümüz çöktü."
    Akıl hoca, nefis onun eşi, vücut da onların oturdukları ev gibidir. Akıl nefse galip geldikçe nefis vücudun menfaatlarına uygun işler yapar. Eğer nefis akla galip gelirse, çirkin şeyler yapar.
    Bir idarecinin nasihati:
    Hakkı uygula, doğru yoldan ayrılma, bilmediğin şeyi sor! Nefsin isteklerini terket! Gerçek meydana çıkıncaya kadar hiçbir işi küçümseme, önemsiz de görünce yine titiz davran, Allahtan korkan ve sorumluluk duygusuna sahip temiz kişileri kendine yakın tut. Bunların görüşlerinden faydalan.
    Eğer böyle yaparsan bu davranışın ruhunu süsler ve başarılı olursun. Yalan yere sana yapılan övgüleri kabul etme, pohpohçuları geri çevir. Çünkü yalan yere yapılan övgü ve ikiyüzlülük kokan pohpohların sonucu vahim, meyveleri acı olur.
    Şunu da unutma ki, övgülerin içinde hile ve çıkar yatar. Sırlarını sırdaşından başkasına açma! Hilesini sezdiğin kişiye asla güvenme! Üstesinden gelemiyeceğin işe girişme, yapamıyacağın işi vâdetme! Hayırlı bir işe girişince acele et. Kötü olan işte acele etme! Başkalarına acı ki, cenab-ı Hak da sana acısın!







  3. 3
    Gölge Adam
    Usta Üye
    Yardımcının Özelliği
    İdarecinin yardımcısında şu özellikler bulunmalıdır:
    1- İlim.
    Bilenle bilmiyen bir olmaz.
    2- Tecrübe.
    Tecrübelerle dolu bir yaş seviyesine gelen kişi; iki yüzlü çıkarcıları uzun tecrübelerinin doğurduğu sezişle kolayca teşhis eder, idare mekanizmasına ahlâksızları karıştırmaz.
    3- Güvenilir olmak.
    Bu özellik hıyanet yapmaması için şarttır.
    4- Doğru sözlü olmak.
    Bu, sözüne güvenilir olması, sözünde durması için aranır.
    5- Hırstan uzak olmak.
    Bu da yanılıp rüşvete yönelmemesi için gereklidir.
    6- Kin tutmamak.
    Kin, adalete, şefkate manidir. İdareci ise adaletli, şefkatli olmalıdır!
    7- Verilen işleri unutmamak.
    Unutulursa büyük zararlar doğar.
    8- Anlayışlı olmak.
    Doğruyu, eğriyi farkedip karıştırmamalı.
    9- Hislerine esir olmamak.
    Bu durum, aklı bulandırır, hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırdedemez duruma getirir.
    10- Mali işleri iyi bilmek.
    İdarecide bu on özellik varsa işler düzenli olarak yürür. Biri eksikse, işler o ölçüde noksan ve çürük yürür.
    Tecrübeli bir idareci diyor ki:
    Kendime bir yardımcı isterim ki; beğenilen ve hayırlı hasletleri olsun, terbiyeli, güzel ahlâklı, kendine verilen sırlara sahip olsun, mesuliyetindeki emanetlere riayet etsin. Yumuşak huylu olsun. İlimle düşünsün ve konuşsun, en küçük işareti bile anlasın. Akıllılar gibi alçak gönüllü, fakihler gibi anlayışlı, her işinde ağırbaşlı olsun! Kendine ihsanda bulunulunca teşekkür etsin. Sıkıntı verilince sabretsin. Pişmanlık doğuracak şeyler peşinde koşmasın! Tatlı dil ve inandırıcı sözlerle devlet adamlarını kendine çekip bağlasın.
    Halife Memunun veziri Fazıl, ülkenin çeşitli yerlerine gönderdiği adamlarına derdi ki:
    "Halktan duyduklarınızı gelip bana söyleyin"
    Böylece bunların getirdiği bilgiye göre halkın beğenip iyi gördüklerini yapar, beğenmediklerini terkederdi.
    İdarecilik Otoritesi
    İdarecilik otoritesi üçe ayrılır.
    1- İdareciliğin otoritesinin halk arasındaki heybet, kuvvet ve saygısı.
    2- Müstakil olarak işlerin çözümüne girişebilme ve intizam getirme özelliği.
    3- İdare kuvveti.
    Bunların en değerlisi idare kuvvetidir. Kolayca çözümlenemeyen işlerde yumuşaklık ve sabırdan daha tesirlisi yoktur. Bu gibi işlerde acele davranmak faydasızdır. Hatta kuvvet zayıflığa dönüşür.
    Su, her şeyden yumuşaktır. Kuvvetli bir kişi, akan bir suyu kesip engelliyemez. Ama acele etmiyerek, bir set yaparsa, suyun akmasına engel olur.
    Başka bir misal:
    Kuvvetli bir fil bir dağı yarmak için dişlerini vursa dağa zarar gelmez. Fakat filin dişleri kırılır. Hâlbuki file göre çok zayıf olan insan ağırbaşlılıkla, çeşitli çareleri deneyerek dağı deler.
    İdareci, para işlerini gayet güvenilir, emin kişilere vermeli, israftan, lüzumsuz yere aşırı harcamalardan kaçınmalı, haklı alanda harcamalı; hakkı olmayana ve gerekmiyen yere harcamaktan sakınmalıdır! Hasılı; para konusunda çok tedbirli olmalı, hakkı olmayana bir şey vermemeli, ama hakkı olanı yerinde ve anında sevindirmelidir!
    Farslı Bir Hükümdar
    Farslı bir hükümdar, altından birkaç direk yaptırıp hazineye koymuştu. Görevliler bu direkler üzerinde otururlardı. Bu durum, ülke halkının gözlerinde ve düşman ülkelerin gözünde hükümdarın değerinin ve şanının artmasına sebep olmuştu. Zamanla devlet, hükümdarın torununa kalmıştı. Torunu, çok müsrif idi. Hazineyi gereksiz yerlerde harcadı. Hatta dedesinin yaptırdığı altın direkleri de eritip harcamak istedi. Ancak direklerin içinin kum dolu olduğu görüldü.
    Direklerin bu sırrı yayılınca, devletin zayıflamasına, düşmanlarının cesaret kazanmasına sebep oldu. Şu hâlde, düşmanların ve rakiplerin gözünde büyük görünecek tedbirler almalıdır.
    Bir kurumun varlığını devam ettirmesi şu üç şeye bağlıdır: Olaylara yerinde ve zamanında tedbir alabilen akıllı bir yardımcı, para ve adalet.
    Bir idareci diyor ki: "Emirlerimde ciddi olarak durdum. İdarem altındaki fertlerin kalbine, kin ve düşmanlık karışmamış bir saygı ve heybet yerleştirdim. Yalan ve hilesiz bir sevgi yeşerttim. Elemanların ücretlerini tatminkar bir derecede tuttum. Böylece kurumum bu seviyeye yükseldi.
    İdarecinin vasıfları
    İdareci için çok önemli ve değerli hasletlerden bazıları şunlardır:
    Adaletli, akıllı, cesur, cömert, yumuşak huylu, vefalı, doğru, şefkat ve merhametli, sabırlı, affedici, şükredici, yavaş hareket edici, bilgili, namuslu ve vakarlı olmak.
    Adalet: İdarecide bulunması gereken özelliklerin en değerlisi adalettir. Adalet, iyiliğe itaate sebeptir ve ülfeti doğurur. Çalışanların mutluluğu ve huzuru, idarecinin, düzenli olması derecesine göredir. İdare iyi ise elemanlar da iyi olur. İdareci, elemanların durumlarını iyi takip etmeli, hakettikleri ücretleri, işlerine ve seviyelerine uygun olarak zamanında ödemelidir! Yoksa hizipleşme baş gösterir.
    Akıl: Akıl sayesinde kişi; hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden ayırır, yanlış karar vermez. Bir olayın meydana gelmesinden sonra savunma tedbiri alana akıllı denmez. Akıllı kişi, olay meydana gelmeden çare ve çözüm arayandır.
    Cesaret: Cesur idareci, müessesesini kem gözlerden korur, bekçilik görevini iyi şekilde yapar. Aynı zamanda idare altındakileri de her türlü haksızlıktan korumuş olur.
    Cömertlik: Hulefa-i Raşidin, ihtiyaçlarını arzedenleri dine uygun olarak sevindirirler, herkesin durumuna uygun gerekli iyilik ve ihsanda bulunurlardı.
    Yumuşaklık: Yumuşaklık güzel vasıflardandır. Normal yemek şifa ve gıda, tıka basa yemek hastalığa sebep olduğu gibi, sert davranış ve şiddet; dostları, düşman eder.
    İdareci için her yerde ve her işte yumuşaklık göstermek uygun olmayabilir. Bunun için âmir durumunda olanlara daima yumuşak davranmalıdır!. Bozguncu tabakadakilere genel olarak sertlik de göstermek gerekir. Alt tabakadakilere de yerine göre sertlik yerine göre yumuşaklık gösterilir. Onun için "Suçlulara şiddet göstermek, seçkin ve dürüstlere de yumuşak davranmak gerekir" denmiştir.
    Büzür Cumhura "Bir hükümdar nasıl başarılı olur?" demişler. O da şöyle cevap vermiş:
    "İyilere, ileri gelen seçkinlere samimiyet ve dostluk göstermek, halka sevgisini açıklayıp onları kendisine bağlamak fakat, biraz korku da verip tesirli bir davranış göstermek, adi kimseleri ise gerçekten korkutmak suretiyle hükümdar başarılı olur."
    Vefa: Vefa, ömür boyu ve öldükten sonra da sevgiyi devem ettirmektir. Peygamber efendimiz (Ahde vefa dindendir) buyurmuştur. (Hakim)
    Doğruluk: Yalancılık ne kadar kötüyse, doğruluk da o kadar iyidir. (Doğru konuşan, doğrulukla iş yapan kâmil insandır) buyurulmuştur. İslâmiyetin üç temel direği hak, adalet ve sadakat, yani doğruluktur. Her işin nizam ve intizamı doğruluk iledir.
    Şefkat ve merhamet: İdareci herkesten daha çok şefkatli ve merhametli olmalıdır. Çünkü hadis-i şerifte, (Halka merhamet etmiyene, Hak merhamet etmez) buyuruldu. (Taberânî)
    Sabır: Sabretmek, kurtuluşa sebep olan güzel huylardandır. Sabır, peygamberlerin hasletlerindendir. Sabır, acı ise de meyvesi tatlıdır.
    Affetmek: Yalan söyliyerek özür dileyeni bile affetmek müstehaptır. Affetmek çok faziletlidir. Hadis-i şerifte (Affedin ki affedilesiniz) buyuruldu. (İ.Ahmed)
    Şükür: Şükür, her nimetin Allahü teâlâdan geldiğini bilip dil ile de hamdetmektir. Allahü teâlânın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden sakınmak şükretmek olur. İnsanların hidayeti için çalışmak, onları irşad etmek de şükür sayılır.
    Aceleden kaçmak: Ceza vermekte acele etmemeli, affa uğrama imkanı doğabilir. Mükâfat vermekte acele etmek fertlerinin itaatlerini kuvvetlendirir.
    Ağırbaşlılık: Normal işlerde ağırbaşlı olmak ve yavaş hareket etmek. Çünkü normal işlerde yavaş olmak, emin adamlarla yürümeyi sağlar.
    Namuslu Olma: Kötü söz ve işten uzak olmak demektir.
    Vakar: İdarecinin vakar ve heybeti düşmanları korkutur, eşkıyayı sindirir, fertlerin saygı duymalarına sebep olur.







+ Yorum Gönder
idarecilik nedir,  idareci olmak,  iyi idareci,  idarecinin vasıfları,  iyi bir idarecinin vasıfları
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi