Kürtaj (çocuk Aldırma)

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sözlük Bölümünden Kürtaj (çocuk Aldırma) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Reklam

    Kürtaj (çocuk Aldırma)

    Reklam



    Kürtaj (çocuk Aldırma)

    Forum Alev
    KÜRTAJ (ÇOCUK ALDIRMA)

    “Kadınlarınızın hayırlısı çocuk yapmaya elverişli olandır,” “Evlat kokusu Cennet kokusundandır” ve “Hayırlı evlat dünyada nur, âhirette sürurdur” mealindeki hadis-i şeriflerde çocuk sahibi olmak teşvik edilmiştir.

    Bu meseleye bu kadar ehemmiyet veren dinimiz, çocuk ana rahmine düştükten sonra doğuncaya kadar hep onu korumuş, anne-babaya da birtakım mes’uliyetler yüklemiştir. Hiçbir sebep yokken, keyfî ve mevhum sebepler ileri sürerek “cenin” tabir edilen ana rahmindeki çocuğun varlığına son vermeye müsaade etmemiştir. Böyle bir suçu işleyenleri “câni” olarak görmüştür. Çünkü “cenin” bir insan mesabesindedir.

    Çocuk canlı hale geldikten sonra artık bir insan olarak kabul edildiğinden, onu düşürmek, bugünkü tıbbî tabirle “kürtaj” yaptırmak, yetişkin bir insanı öldürmek gibidir. Şayet henüz “canlı” değilse; bu halde iken kürtaj yaptırmak ise, bir masumun hayata gelmesine mâni olmak sayıldığından, yine büyük bir mes’uliyeti gerektirmektedir. Kendi güzelliğini düşünerek bu hatayı işleyen kadınları Ömer Nasuhi merhum şöyle anlatmaktadır:

    “Mücerred gençlik çağının kendilerine verilmiş olduğu güzelliği, taraveti (tazeliği) muhafaza arzusuyla bu cinayeti irtikâp edenler de canavar tabiatlı insanlar demektir. Acaba böyle taş yürekli bir valide, doğurduğu yavrusunu diri diri yiyen bir canavardan daha aşağı bir mahiyette değil midir?”

    Haklı gerekçelere dayanmadan kürtaj yapanları “tazir” cezasına çarptıran İslâm hukuku, kendi imkân ve ölçüleri içinde bu engelleyici tedbirleri almıştır. Fakat bu arada haklı sebebe dayandığı zaman da, ruhsat tarafını ve çıkar yolu göstermiştir.

    Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu’nu esas alarak bu husustaki hükmü şu şekilde özetlememiz mümkün olacaktır:

    Muhakkak bir özür ve zaruret dolayısıyla bazı ceninleri düşürmek cinayet sayılmayacağı gibi, maddî ve mânevî bir mes’uliyeti de gerektirmez. Şöyle ki:
    Henüz âzası belirmemiş olan bir cenin, annesinin hayatına tesir edecek sıhhî bir sebepten dolayı tıbbî bir tetkik, muayene ve teşhis sonunda aldırılabilir.
    Bu arada şöyle bir izah da getirilmektedir:

    Bir kadın kucağında süt emen çocuğu varken hâmile kalsa, bu arada yavaş yavaş sütü kesilmeye başlasa, çocuk süte doymayıp aç kalsa, ailenin süt anne tutmaya imkânı da yoksa, bu arada çocuğun hastalanıp ölme tehlikesi de vaki olacaksa; bu takdirde henüz çocuğu düşürmek caizdir. Çünkü bu şekildeki bir cenin, teşekkül etmiş bir insan sayılmayıp et parçası veya kan pıhtısı hükmündedir. Kucakta bulunan çocuk ise yaşayan bir insandır. Bu bakımdan hayattaki çocuğu korumak için kürtaj yaptırmanın mahzuru yoktur.(Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu,3: 145-149. )

    Ceninin oluşmaması için anaya zarar vermeden her hangi bir metoda baş vurmak caizdir. Yeter ki kökten döllenmeye son verecek bir metoda başvurulmasın. Cenin oluşmuş ise durum değişir. Gazali ve bir çok Maliki alimlerine göre ciddi bir mazeret olmadan ceninin ilk günlerinde de olsa kürtaj yapmak haramdır. Bazı İslâm hukukçularına göre de cenin üzerine 42 gün geçmeden evvel kürtaj yapılabilir. 42 gün diyoruz; çünkü Müslim'in rivayetine göre nutfe üzerine 42 gün geçtikten sonra Cenabı Allah bir melek gönderir, ona biçim verir, kulak ve gözünü yapmaya başlar. Yani cenin üzerine 42 gün geçerse o artık şekillenme sürecine girdiği için müdahale etmek caiz değildir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 326) Bu müddeti geçtikten sonra kürtaj yaptırmak caiz değildir. Çünkü organları kısmen beliren cenin bir insan hükmündedir. Bu hale gelmiş olan bir cenini düşürmek canlı bir insanı öldürmekle aynıdır.

    Yukarıda bahsi geçen ruhsatla birlikte, bilhassa zamanımızda çocuk eskiden olduğu gibi anne sütüne muhtaç olmadan da gıdasını alabilmektedir. Bunun için şayet çocuk mamayı yiyebiliyor, ailenin bütçeszi de bu masrajı karşılayabiliyorsa, en uygun olanı kürtaja başvurmamaktır. Fakat ocuk memeden kesildiği takdirde hastalanıyor, zayıflıyor, hatta hayatî bir tehlikeye düşüyorsa, yukarıdaki ruhsattan istifade edilebilir. Fakat her aile, en iyisi, kendi imkân ve şartlarını nazara alarak bu hükümlerden istifade etmelidir.

    Bu arada, anne-baba “kürtaj” gibi istenmeyen bir çareye gerek kalmadan, çocuk sütten kesilinceye kadar azil ve doğum kontrolü yollarıyla daha tehlikesiz bir tedbire de başvurabilirler.


    İslam Fıkhı Ansiklopedisi




  2. 2
    mumsema
    Özel Üye

    islamda çocuk aldırmak

    Reklam



    İslamda Kürtaj hakkında kısaca bilgi

    Kürtaj; kelime itibariyle kazımak anlamına gelir. Teknik bir terim olarak başlamış bir gebeliğin tıbbî bir müdahale ile sonlandırılması demektir.
    Çocuk, Allah’ın insana lütfettiği en güzel nimetlerden biridir. Bu nimet, büyüklüğü nispetinde bir sorumluluk; aynı zamanda bir külfettir. Gönül aydınlığı çocuklarımız, önemli bir imtihan vesilesidir. Bir insanın dünya ve ahiret hayatını yakından ilgilendirecek kadar hassas bir sorumluluk alanı ortaya koyar. Çocuk dünya hayatının süsü, göz aydınlığı; ahiret yurdunun huzur vesilesidir.


    Kur’an-ı Kerim çocukların korunması hususunda önemli tedbirler almıştır. Bunların başında çocukların hayat hakkı yer almaktadır. Çocukların öldürülmesinin yasaklanması hususunda Kur’an ayetleri iki ayrı meseleye dikkat çekmektedir. Bunlardan biri cahiliye döneminde kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi; diğeri ise henüz hayat bulmamış ceninin hayat hakkının sonlandırılması yani kürtaj meselesidir.
    Allah’u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” (1)
    En’am suresindeki bu ayet-i kerimede en büyük haramlar sayılırken geçim korkusu ile çocuk öldürme üçüncü sırada zikredilmiştir. Ayrıca aynı surenin diğer bir ayetinde ise “Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı –Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir”(2) buyrularak çocuk öldürenlerin büyük hüsrana uğrayacakları haber verilmiştir. Başka bir ayet-i kerimede ise “yoksulluk korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır”(3) buyrulmuştur. Burada “fakirlik korkusu” veya “geçim kaygısıyla” şeklindeki kayıtlardan hareketle anne karnındaki çocuğun öldürülmesinin yasak olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
    Yaşama hakkı Allah tarafından insana bahşedilmiş en temel haktır. Bu nedenle hiçbir kimse Allah’ın verdiği canı alamaz. Allah’a kulluk için yaratılmış, imtihan için yeryüzüne gönderilmiş insanın dünyaya gelmesi kendi elinde olmadığı gibi dünyadan ayrılması da kendi yetkisinde değildir. Dünyaya gelmesi de, ölümü de ilahi iradenin elindedir. İnsan, Allah’ın verdiği ömrü sonuna kadar muhafaza etmek ve onu en iyi şekilde değerlendirmekle mükelleftir. Bir insanın ne kendini ne de bir başkasını haksız yere öldürmeye hakkı olamaz.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi