Ordu'nun İlçeleri

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Karadeniz Bölgesi Bölümünden Ordu'nun İlçeleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Ordu'nun İlçeleri

    Reklam



    Ordu'nun İlçeleri

    Forum Alev
    Ordu’nun biri merkez olmak üzere on dokuz ilçesi vardır.

    Merkez:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 142.075 olup, 102.107’si ilçe merkezinde, 39.968’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar kızılağaç, gürgen, meşe, kayın, ladin, köknar ve sarıçam ormanları ile kaplıdır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; fındık, mısır, patates, fasulye ve sebzedir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık, iç kesimlerde ise hayvancılık yapılır. Sümerbank SoyaFabrikası, un, gıdâ, fındık ürünleri, fındık kırma, orman ürünleri fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.

    İlçe merkezi. Boztepe’nin eteğinde ve Kirazlimanı kıyısında kurulmuştur. 1888 yangınından sonra plânlı bir şekilde kurulan Ordu, Karadeniz’in en genç şehridir. Samsun-Giresun sâhil yolu ilçeden geçer. İlçe belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.

    Akkuş:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.889 olup, 6236’sı ilçe merkezinde, 42.653’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 43 köyü vardır. Yüzölçümü 666 km2 olup, nüfus yoğunluğu 73’tür. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağlar akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. Başlıca akarsuları Karakuş ve Bolaman çaylarıdır. Dağlar zengin ormanlarla kaplıdır.

    Ekonomisi ormancılığa dayanır. Tarım sınırlı alanda yapılır. Başlıca tarım ürünleri fındık, ceviz, patates ve mahleptir. Bâzı orman köylerinde arıcılık ve tavukçuluk yapılır. Yaylacılık yöntemiyle hayvancılık da gelişmiştir. Kereste fabrikası başlıca sanâyi kuruluşudur.

    İlçe merkezi, Ünye-Niksar karayolu üzerindedir. İl merkezine 145 km mesâfededir. Eski ismi Karakuş idi. 1954’te ilçe olan Akkuş’un belediyesi aynı sene kurulmuştur.

    Aybastı:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 32.452 olup, 17.143’ü ilçe merkezinde, 15.309’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlık olup, Canik Dağları ile kaplıdır. Dağlarda yüksek yaylalar vardır. Küçük akarsular, vâdilerle dağları parçalamıştır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, buğday, mısır ve fındıktır. Yayla hayvancılığı ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. En çok koyun ve sığır beslenir. İlçe topraklarında linyit yatakları vardır.

    İlçe merkezi, Canik Dağlarının kuzey eteklerinde, Bolaman Çayının kollarından biri kenarında kurulmuştur. İl merkezine 137 km mesâfededir. 1960’ta ilçe merkezi olan Aybastı’nın belediyesi 1954’te kurulmuştur.

    Çamaş:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.331 olup 10.430’u ilçe merkezinde, 4901’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 6 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağlar akarsu vâdileriyle derin bir şekilde parçalanmış olup, zengin bir ormanla kaplıdır. Başlıca akarsuyu Bolaman Çayı ve kollarıdır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır ve soya fasulyesidir. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi Canik Dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Fatsa’ya bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1975’te kurulmuştur.

    Çatalpınar:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 17.165 olup 4630’u ilçe merkezinde, 12.535’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır ve soya fasulyesidir. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. Fatsa’ya bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1973’te kurulmuştur.

    Çaybaşı:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.721 olup, 6526’sı ilçe merkezinde, 15.195’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağları parçalayan akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır. Başlıca akarsuyu Cirit Deresidir. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık ve mısırdır. Yüksek kesimlerde yaylacılık metoduyla daha çok büyük baş hayvan besiciliği yapılır. İlçe merkezi, Canik Dağları eteklerinde, Cirit Deresi kenarında kurulmuştur. Ünye’ye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.

    Fatsa:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 94.789 olup, 39.467’si ilçe merkezinde, 55.322’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar orta yükseklikte olup, Canik Dağlarının uzantılarıdır. Başlıca akarsuyu Bolaman Çayıdır. Bu akarsuyun getirdiği alüvyonlu topraklar, eskiden çok girintili olan koyu doldurarak Fatsa Ovasını meydana getirmiştir.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, çay, mısır, elma ve armuttur. Hayvancılık ekonomik açıdan ikinci derecede gelir kaynağıdır. Yaylacılık metoduyla ençok sığır ve koyun beslenir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılır. Et kombinası ve fındık kırma atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.

    İlçe merkezi, deniz kıyısında kurulmuştur. Samsun-Ordu sâhil yolu ilçeden geçer, İl merkezine 56 km mesâfededir. İlçe kıyıya paralel olarak büyümektedir. Belediyesi 1876’da kurulmuştur.

    Gölköy:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 53.896 olup, 18.149’u ilçe merkezinde, 35.747’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlık olup Canik Dağları tamâmını kaplar. Dağların akarsu vâdileriyle parçalanmış kısımlarında yaylalar vardır. Başlıca akarsuları Bolaman ve Melet çaylarıdır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, armut ve elma olup, ayrıca az miktarda arpa, buğday ve fasulyedir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve keçi beslenir. Ormancılık gelişmiş olup, başta kereste olmak üzere orman ürünleri ekonomide önemli yer tutar. İlçe topraklarında bakır, kurşun, çinko ve demir yatakları vardır.

    İlçe merkezi, Bolaman Çayının kollarından olan bir derenin kenarında kurulmuştur. Ordu-Sivas karayolu 2 km doğusundan geçer. İl merkezine 60 km mesâfededir. 1936’da ilçe olan Gölköy’ün belediyesi aynı sene kurulmuştur.

    Gülyalı:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 10.150 olup, 4536’sı ilçe merkezinde, 5614’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Turnasuyu’dur.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır, patates, fasulye ve sebzedir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık, iç kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi deniz kıyısında kurulmuştur. Ordu-Giresun sâhil yolu ilçeden geçer. İl merkezine bağlı belediyelik bir köyken 19 Haziran 1987’de 3922 sayılı kânunla ilçe oldu.

    Gürgentepe:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 38.405 olup, 17.076’sı ilçe merkezinde, 21.329’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır. Başlıca akarsuyu Bolaman Çayıdır.

    Ekonomisi, tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, armut ve elmadır. Hayvancılık ve ormancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve keçi beslenir. Fatsa-Sivas karayolu ilçeden geçer. Gölköy’e bağlı belediyelik bir köyken 19 Haziran 1987’de 3922 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1955’te kurulmuştur.

    İkizce:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.165 olup 6078’i ilçe merkezinde, 22.087’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlıktır. Başlıca akarsuyu Akçay’dır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır ve pirinçtir. Ünye’ye bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.

    Kabadüz:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.689 olup, 4866’sı ilçe merkezinde, 10.823’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde düzdür. Güneyi Canik Dağlarının uzantıları ile kaplıdır. Başlıca akarsuyu Melet Çayıdır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, patates, fasulye ve sebzedir. Yaylacılık metoduyla en çok sığır ve koyun beslenir. İlçe merkezi Melet Çayı kıyısında kurulmuştur. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.

    Kabataş:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.335 olup, 8669’u ilçe merkezinde, 12.666’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 4 köyü vardır. İlçe toprakları Canik Dağları ile kaplıdır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.

    Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır ve fındıktır. Yayla hayvancılığı gelişmiştir. En çok koyun ve sığır beslenir. Aybastı ilçesine bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.

    Korgan:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 36.699 olup, 13.171’i ilçe merkezinde, 23.528’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. Yüzölçümü 206 km2 olup, nüfus yoğunluğu 178’dir. İlçe topraklarını Canik Dağları engebelendirir. Dağlar akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. Başlıca akarsuları Elekçi Deresi ve Bolaman Çayıdır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, mısır ve fındık olup, ayrıca az miktarda elma, armut, buğday, arpa ve fasulye yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmiştir.

    İlçe merkezi Elekçi Çayı vâdisinde kurulmuştur. Küçük ve gelişmiş bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 91 km mesâfededir. 1960’ta ilçe olan Korgan’ın belediyesi 1958’de kurulmuştur.

    Kumru:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 39.593 olup 10.774’ü ilçe merkezinde, 28.819’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 344 km2 olup, nüfus yoğunluğu 115’tir. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar Elekçi Deresi ve kolları tarafından derin şekilde parçalanmıştır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, mısır ve fındık olup, az miktarda armut, elma, buğday, arpa, fasulye yetiştirilir. Hayvancılık ve arıcılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun beslenir. Ormancılık gelişmiştir.

    İlçe gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 91 km mesâfededir. Eski adı Karacaali ve Karaçalı idi. 1960’ta ilçe olan Kumru’nun belediyesi aynı sene kurulmuştur.

    Mesudiye:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 22.786 olup, 4047’si ilçe merkezinde, 18.739’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 38, Topçam bucağına bağlı 13, Yeşilce bucağına bağlı 7 köyü vardır. Yüzölçümü 1180 km2 olup, nüfus yoğunluğu 19’dur. İlçe toprakları dağlıktır. Doğusunda Giresun Dağları, batısında Canik Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Melet Çayıdır. Yüzölçümü bakımından en geniş ilçedir.

    Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday ve patates olup, ayrıca az miktarda elma, fındık, armut ve mısır yetiştirilir. Köylerde tavukçuluk, arıcılık, sığır besiciliği, el sanatları konularında özendirici çalışmalar yapılmaktadır.

    İlçe merkezi Melet Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Ordu-Sivas karayolu 1 km batısından geçmektedir. İl merkezine 113 km mesafededir. Eski ismi Hamidiye’dir. İlin en az nüfuslu ilçesidir. Belediyesi 1855’te kurulmuştur.

    Perşembe:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 44.128 olup, 9963’ü ilçe merkezinde, 34.165’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 38 köyü vardır. Yüzölçümü 226 km2 olup, nüfus yoğunluğu 195’tir. Hafif engebeli düzlüklerden meydana gelen ilçe topraklarının büyük kısmı bir yarımada üzerindedir.

    Ekonomisi tarım ve balıkçılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, mısır, fındık patates, elma, armut olup, ayrıca az miktarda soya fasulyesi ve çay yetiştirilir. İç kesimlerdeki yaylalarda küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. Balıkçılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır.

    İlçe merkezi, Perşembe Koyunda kurulmuştur. Eski adı Vona idi. Samsun-Ordu kıyı yolu ilçeden geçer. İl merkezine 18 km mesâfededir. 1945’te ilçe olan Perşembe’nin belediyesi 1922’de kurulmuştur.

    Ulubey:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 37.698 olup 10.116’sı ilçe merkezinde 27.582’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. İlçe topraklarını Canik Dağları engebelendirir. Dağlar kayın, köknar ve ladin ormanları ile kaplıdır. Başlıca akarsuyu Melet Çayıdır.

    Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, patates ve fasulye olup, ayrıca az miktarda elma ve armut yetiştirilir. Hayvancılık ve ormancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. İlçe merkezi, Ordu-Sivas karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 22 km mesâfededir. Fazla gelişmemiş bir yerleşim merkezidir. 1958’de ilçe olan Ulubey’in belediyesi aynı sene kurulmuştur.

    Ünye:

    1990 sayımına göre toplam nüfûsu 109.139 olup, 42.836’sı ilçe merkezinde 66.303’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları, orta yükseklikte ve kıyıya doğru alçalan dağlardan meydana gelmiştir. Dağların yüksekliği 1.500 metreyi geçmez. Başlıca akarsuları Akçay, Cudi Deresi ve Ceviz Deresidir. Kıyıları genelde düzdür. Yüksek kesimleri kayın ormanları ile kaplıdır.

    Ekonomisi tarım ve sanâyiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, elma, patates ve armuttur. Hayvancılık ve balıkçılık gelişmiştir. Fındık kırma atölyeleri ve çimento fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında demir cevheri yatakları vardır.
    İlçe merkezi, Taşhâne Burnu üzerinde kurulmuştur. Amasya-Erzincan karayolu Akkuş üzerinden gelerek, Samsun-Ordu sâhil yolu ile ilçe merkezinde birleşir. İl merkezine 77 km mesâfededir. Gelişmiş bir yerleşim merkezidir. Belediyesi 1877’de kurulmuştur.




  2. 2
    Tenha2190
    Emekli

    --->: Ordu'nun İlçeleri

    Reklam



    Herbiri birbirinden güzel fakat, Merkez apayrı Boztepe bizim paris'imiz ;)







  3. 3
    OR@L
    Usta Üye


    Akkuş, Ordu ilinin bir ilçesidir.
    Yüzölçümü 636 km², 2000 yılı nüfus sayımına göre nüfusu 49.800'dür. Kuzeyinde Ünye ve Samsun, güneyinde Niksar ve Tokat ile çevrili bir alanda yeralmaktadır. Yüzölçümü gözönüne alındığında Ordu'nun en büyük ilçesidir.

    * Akkuş topraklarında çağlar içinde Tibaren ve Kalip kavimlerinin yaşadığı, sonraki dönemlerde Pont Krallığının egemen olduğu bilinmektedir. Danişmendliler ve Hacıemiroğlu Beyliği'nin yönetiminde de kalan Akkuş, 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı egemenliğine alınmıştır. 1954 yılına kadar Karakuş adıyla bilinen Akkuş İlçesi dönemin başbakanı Adnan Menderes tarafından Akkuş adının bu ilçeye daha uygun olacağını düşünerek değiştirilmesine karar vermiştir.

    * İlçe Doğu Karadeniz'in dış kesimlerinde Canik sıradağları üzerinde Argan tepesi eteklerinde kurulmuştur. Ünye-Niksar karayolu üzerinde Ünye'ye 62 kilometre mesafede yer almaktadır. İlçenin denizden yüksekliği 1340 metredir.
    * İlçenin iki önemli akarsuyu Tifi ve Karakuş çaylarıdır. Tifi çayı, irili ufaklı derelerin birleşmesi ile oluşmuştur ve yeşilırmakla birleşmektedir.
    * İklim yaylaların tipik karakteristikleri ile uyumludur. İlçe yılın 4-5 ayı karlar altındadır. Yılın kalan aylarında sis ve yağmur dönüşümlü olarak ilçenin iklim yapısını şekillendirmektedir. Yaz aylarında nadiren yüzünü gösteren güneşli günlerde ilçenin sık gürgen ve çam ormanlarından kaynaklanan temiz havasına ve tabiat güzelliklerinin seyrine doyum olmaz.
    * Yayla ve kış turizmi için çok uygun koşullara sahiptir. İlçe maküs kaderinin değişebilmesi için bu koşulları değerlendirebilecek yatırımcı ve girişimcileri beklemektedir.
    * Akkuş halkının başlıca geçim kaynağı tarım(fındık,kara lahana,mısır,mahlep vb), orman, hayvancılık, el sanatları ve ticaretdir. Halıcılık son yıllarda büyük gelişme göstermiştir.

    * 40.79 derece Doğu boylamı, 39.01 Derece Kuzey enlemi koordinatlarında bulunmaktadır.


    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre ?. Bunun ? ilçe merkezinde, ? ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.

    Yıllara göre ilçe nüfus verileri
    Yıllar Merkez Köyler Toplam
    2007 4694 28365 33059


    Köyler

    Aşağı Düencili,Alanköy, Anbargürgen, Ceyhanlı, Çamlıca, Çavdar, Çökek, Çukurköy, Dağyolu, Damyeri, Düğencili, Esentepe, Gedikli, Gökçebayır, Gürgenliyatak, Haliluşağı, Karaçal, Kargı, Kemikgeriş,Ketendere, Kızılelma, Koçcuvaz, Kurtboğaz, Kuşçulu, Külekçili, Meyvalı, Muratlı, Ormancık, Ortabölme, Şahin, Tuzakköy, Yeniköy, Yeşilgüneycik, Yeşilköy, Yolbaşı, Y.Düğencili

    Mahalleler

    Merkez Beldesi Merkez, Subaşı, Yazlıkbelen, Yenimahalle, Çaldere, Çamalan

    Akpınar Beldesi Düzmeşe, Elicek, Eminli, Hamzalı, Karlıtepe, Merkez, Ortaköy

    Salman Beldesi Çakırlar, Çamalan, Elmalık, Güveluşağı, Merkez, Şehit Kerim, Taşoluk

    Çayıralan Beldesi Belalan, Çayıralan,

    Seferli Beldesi Aliimamlar, Boğmalık, Göğmele, Merkez, Tepe

    Kızılelma Beldesi Çubuklu, Kışla, Kızılelma

    Coğrafyası

    * İlçemizin değişiklik arz eden bir iklim yapısı vardır. Kuzey kesimlerde İç Karadeniz iklimi, Güney kesimlerde ise Karasal iklim hüküm sürmektedir. Kışlar çok sert ve uzun geçer.
    * Arazi yapısı genellikle dağlık olup, %40 meyilli yamaçlarla kaplıdır. Dağların üzeri tepe noktalarına kadar ormanlarla örtülüdür. İlçe merkezi bu dağlar arasında 1300 metre yükseklikte küçük bir platoda yerleşmiştir. Belli başlı akarsu ve gölleri yoktur. Küçük dereler ve çaylar bulunur. Bunların en önemlisi Tifi çayıdır.
    * Ormanlık saha genel yüzölçümün %65’ine tekabül etmektedir. Km2. olarak 412,451 Km2. dir. Ormanın %90’ını kayın ağaçları teşkil eder. Az miktarda da sarıçam ve meşe türleri bulunmaktadır. Mer’alar 13,41 Km2., tarım alanları ekilebilen saha ise 213,90 Km2. dir.
    * İlçemizin genel yüzölçümünün % 46’sına tekabül eden ormanlık saha kayın (% 90), meşe, kızılağaç, sarıçam, orman gülü vb. değişik ağaç ve ağaçcıklardan oluşmaktadır. Geri kalan kısmı ise çiftçilerimiz tarafından yetiştiriciliği yapılan değişik kültür bitkileri ile çayır-mera bitkilerinden oluşmaktadır. Bitki örtüsü rakıma (250-1600 m.) bağlı olarak değişiklik arz etmektedir.

    * İlçemizde tarımda kullanılan araziler genellikle engebeli olup, % 5- 75 arasında değişen meyil arz etmektedirler. Çiftçi aileleri % 60’nın 20-50 dekar arasında değişen arazi varlığına sahiptir. Sulanabilen tarım alanı yok denecek kadar azdır. İklim şartlarının ağırlığı tarımsal faaliyetleri büyük ölçüde sınırlandırmaktadır. Hatta denizden yükseklik artıkça kültür bitkilerinin dağılımı da değişiklik göstermektedir. Bu da üretim ve verimi kısıtlamaktadır.

    Eğitim ve Kültür

    * Okur yazarlık durumu bu günün şartlarına göre Okullaşma oranı %60 İlçe merkezinde 1 Lise, 1 İmam-Hatip Lisesi, İMKB YİBO Müdürlüğü,1 Cumhuriyet Kız YİBO, Fatih İlköğretim, Kasaba ve Köylerimizde Akpınar Kasabasında PİO.,Çok Programlı Lise,bulunmakta olup, Ç-Yazıkıyısı, S-Salmanbaşı, 75.Yıl, Damyeri, Seferli-Alan, Haliluşağı 1-8 sınıflı İlköğretim Okulları bulunmaktadır. 1-5 sınıflı 60 adet İlköğretim Okulu bulunmaktadır.Okur Yazar oranı ise genel olarak %95 dir.

    Ekonomi ve Sosyal durum

    * İlçemiz Sosyal yönden az gelişmiş bir yöredir. Kırsal kesim genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta, bu yolla elde ettiği gelir geçimini temin etmeye yetmemektedir. İlçe merkezindeki ekonomik ve sosyal yönden faal nüfusun büyük bölümü nakliyatçılıkla, küçük esnaflık ve küçük sanatkarlıkla uğraşmaktadır.
    * Devamlı işçi çalıştıran kuruluş olarak İlçemizde sadece SEKA İşletme Müdürlüğü (Kereste Fabrikası) vardır. Bunun yanında Orman İşletme Müdürlüğü de mevsimlik işçi çalıştırmaktadır. Başkaca bir iş sahası olmadığından gizli ve açık işsiz durumunda olan büyük bir işsiz kesim vardır. Köylerimizde sosyal hayat tamamen durgundur. Toplu yerleşim olmaması, arazi yapısının müsait olmaması, alt yapı hizmetlerinin yetersizliği gibi sebeplerle, kırsal kesimde sosyal hayat gelişmemiştir.
    * Kırsal kesimde sosyal münasebetler ve kültürel etkileşimin zayıf olmasında, dağınık şekilde birbirinden oldukça uzak mesafelerde yerleşimin büyük tesiri vardır. Bu nedenle kırsal kesimde sosyal hayat yerine ailevi hayattan söz etmek doğru olur.
    * Kırsal kesimde binalar genellikle ahşaptır. Yapımında tuğla ve çimento kullanılan binalar tek tük ve öncelikle iktisadi yönden daha iyi olan köylerimizde olmak üzere yeni yeni görülmeye başlanmıştır. İlçe merkezinde yapılar genellikle betonarmedir. Gecekondu tipi inşaat yoktur. İlçede konut sıkıntısı hissedilmektedir. Emniyet Amirliği, Özel İdare Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı, Malmüdürlüğü, Orman İşletme Müdürlüğü SEKA İşletme Müdürlüğü, PTT Müdürlüğü ve Sağlık teşkilatına ait lojmanlar bulunmaktadır.

    Tarihçesi

    * a-TÜRKLER ÖNCESİ DÖNEM

    * Akkuş İlçemizin Tarihi İlkçağ öncesi yani Yazının bulunmasından öncesine kadar dayanmaktadır. Akkuş’a ilk yerleşen, burada ilk yaşayan Kavimlerin KALİP’ler olduğunu ünlü Amasya’lı Tarihçi Strabon yazmaktadır. Ancak hangi Yüzyılda Akkuş ve çevresine yerleştikleri, ne zamana kadar buralarda yaşadıkları belli değildir. Fakat Akkuş ve köylerinde bulunan en eski Tarihi kalıntı Kalip’lere aittir ve Gökçebayır Köyü Höben Mahallesinde bulunmuştur. Strabon ise tahminen Akkuş veya bu civardan gelen Kalipleri tahminen M.Ö.30 Yıllarında Ünye’de görmüş olup, getirdikleri işlenmiş Bakır ve Kalay Madenlerini Denizci Fenikelilere sattıklarını anlatmaktadır. Fakat Akkuş tahminen, daha önceleri Anadolu’nun ilk Devleti olan Hitit Devleti sınırlarında bulunuyordu, ancak bu dönemde Akkuş topraklarında henüz yerleşim bulunmuyordu, çünkü buna dair bir kalıntı yoktur.

    * Bu bölgeye Hitilerden sonra ilk İstila hareketlerini Türk olma İhtimalide olan Kimmer’ler ve İskit’ler yapmışlardır. Önce Kimmerler, Karadenize ve Anadolu’ya, Kafkaslardan inerek, Lidyalıları ve Bu Bölgedeki Mosk Krallığını mağlup ederek, yıkmışlardır..Ancak savaşçı ve sert Kimmer’lerin Medeniyete katkısı az olmuş, onlardan çekinen Kıyıdaki Halk’lar, Dağlara çekilmişler, onların gitmesinden sonra, Kıyı Bölgeyi bu kez İskitler istila etmişlerdir. İskitlerde savaşçı ve sert bir Topluluk olup, Tarihte bilinen tek Hükümdarları Alp Er Tunga’dır. İskitlerden den de çekinen buradaki Kavimler, Kıyılardan yukarı Dağlık Bölgelere doğru yine çekilmişler, M.Ö.7.Yüzyılda Kimmerlerin,6.Yüzyılda da İskitlerin Orta Asya’ya çekilmesiyle, önemli kısmı tekrar Kıyılara dönmüşlerdir.

    * Kalip’ler bir Devlete sahip olmuş bir Topluluk değillerdir. Küçük bir Grup olduğu sanılmaktadır. Zaten onlardan başka Orta Karadeniz Havalisinde Milattan önce; Tibarenler, Kelkler, Kekenler ve Mosklar gibi bugün izi kalmamış birçok ama nüfusu az Kavim yaşıyordu. Kaliplerden başka, Ordu’nun diğer sakinleri Tibarenler’dir.

    * Bundan sonra Bölge bir dönem de Ege’den gelen İyonlu Milet’lerın egemenliğinde yaşadı. Milet’liler, Denizci bir Kavim olup, kıyılara ağırlık vererek, buralarda Ticaret Kolonisi kurmuşlardır. İlimiz Ordu şehri, Milet’liler tarafından bu dönemde kuruldu. M.Ö.500 Yıllarında ise Bölge ve tüm Anadolu, İran’dan gelen ve Anadolu’ya 200 yıl hakim olmuş, Pers İmparatorluğu hakimiyetinde yaşadı. Persler döneminde yine Kıyılarda Pazar Siteleri kuruldu.-Ticaret maksadıyla-Fakat Persler Anadolu’ya 200 yıllık dönemde fazla bir Medeni katkı göstermediler. Ancak Orta Karadeniz gibi Anadolu’da bazı yerlere nüfus yerleştirdiler.

    * Balkanlarda güçlü bir Devlet kuran Makedonyalı İskender, meşhur Asya seferine çıkarak ilk olarak girdiği Anadolu’da M.Ö.331 yılında Persleri iki Savaş sonunda(en son İssos Savaşında) yenerek, hem Persleri ortadan kaldırdı, hem de Anadolu ve İran’ı ele geçirdi. Fakat Hindistan’a ve Mısır’a kadar giden Makedonya’lı İskender’in ölümü ile bu İmparatorluk parçalandı. Nihayet Anadolu önce tek bir Devlet iken sonra beş Devlet oldu. Bu İskender ve sonrasındaki Roma İmp. Hâkimiyetine kadar geçen döneme Tarihte HELEN Dönemi denmektedir. Bu dönemde, Orta Karadeniz Bölgesinde M.Ö.301 Yılında Pont ya da Pontus Krallığı kuruldu. Başkenti Amisos (Samsun) olan bu Devleti İranlı Pers ırkından gelen I.Mitridates kurmuştur. Akkuş’ta bu Devletin içinde tenha Köylerden oluşan Dağlık ve ormanlık bir araziydi. Bu Devlet uzun Siyasi olaylar yaşadı. Giresun bu dönemde I.Farnak tarafından, Farnakiye adıyla kuruldu. Pontus Krallığının Amisos’ta bulunan Darphanesinde basılan Madeni paralarda Kralın resmi, Devletin sembolü olan Ay ve Yıldız ile kutsal saydıkları Geyik resmi bulunuyordu. Akkuş’umuzun tek ve en eski Kalesi olan Seferli-Alan Köyü içinde ve Erbaa sınırında olan KEVGİR KALESİ Pontus Krallığı döneminden kalma bir Tarihi eser olup, tahminen VI.Mitridat zamanında yapılmıştır. Halk arasında Kevgür, Keygür Kalesi ya da Keçi Kalesi de denilen bu Kale aslında ciddi bir Tarihi eser olup, ilgilenmeyi ve bir Restorasyonu beklemektedir. Ancak uzak bir yerde oluşundan dolayı önce Salman-Seferli Grup Yolunun Asfalt haline getirilip Ulaşım sorununun çözülmesi icap etmektedir. Bu Kale tahminen Savunma, Erzak ve Silah Deposu, Savaşlarda dağılan kuvvetleri Toplama merkezi olarak yapılmıştır. Kale Tifi Çayından 399 metre yüksektedir. Bugün Harabe halinde olan Kale içinde Odalar, Potalar, Tüneller, 8 Kişinin bile rahat yürüyeceği merdivenler, Gizli bağlantılar ve Yollar bulunmaktadır. Hatta bu Gizli yolun Tifi Çayına doğru inilen 752 basamağı sayılmış, gerisinin yıkıntı ve tehlikeli olduğu görülmüştür. Tahminen Kalede aynı zamanda birde darphane bulunuyordu. Kale civarında bulunan bir Roma sikkesinde 113 tarihi tespit edilmiştir. Demek ki, Kale daha sonra Roma ve Bizans döneminde de kullanılmıştır. Kalenin etrafı uçurum olup, Savunmaya elverişlidir.

    * M.Ö.63 Yılında Pontus Devleti yıkılarak, Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçmiştir. Fakat Pontus ortadan kalkmamış, Roma’ya bağlı Pontus Eyaleti olmuştur. Romanın Bölgedeki ilk Valisi olan I.Polemon bugünkü Bolaman şehrini kurarak, Eyalet merkezini buraya almıştır. Akkuşta haliyle Pontus eyaletine bağlıydı. Eyaletin merkezi M.S.70 Yılında önce bugünkü Sivas’a, daha sonraları Trabzon’a alınmıştır.

    * M.S.395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Anadolu Doğu Roma (Bizans)İmparatorluğu içinde kalmıştır. Bölge ve Akkuş, Başkenti Konstantinepolis (İstanbul) olan bu Devletin sınırları içinde bir Eyalet olarak varlığını sürdürdü. Bizans döneminde Bölgeyi Tekfur denilen Valiler yönetmiştir. Bizans hakimiyeti Bölgede ve Akkuş’ta uzun Yüzyıllarca sürdü. Akkuş’ta, Bizans dönemine ait birçok Sikke (Madeni para) bulunmuştur. Bunlar Gümüş ve Bronz Sikkeler olup, üzerinde imparatorun ismi, resmi, Haç işareti ve Tarih bulunmaktadır. Mesela Akkuş’ta bulunan Bizans Paraları, Bizans İmparator’ları Nicepherus, Heraclus, Staurcius ve X.Constantin Dukas’a aittir. Bu dönemde Akkuş’ta Nüfus artmış, Köyler çoğalmış olup, bu Köyleri köydeki soylu Aile resilerinden Rum Beyleri yönetirdi. Ancak Karadeniz Bölgesi ve bütün Anadolu gibi Roma ve Bizans Dönemlerinde ırk olarak Rum değildi. Rum kelimesi,’ROMA’LI’ Kelimesinin kısaltılmış halidir. Yani Türkler Anadolu’ya ilk geldiklerinde bakıyorlar ki buradaki Halklar kendilerine Roma’lı ya da kısaca ROM diyorlardı, Türklerde bu sözü RUM olarak çevirmişler, kullanmışlardır. Yani esasen Rum ya da Romalı demek, ırkları farklı farklı olsada uzun Yüzyıllar içinde etnik kökenlerini gerek baskıyla gerekse kaynaşmayla unutmuş birçok Topluluğun, Anadolu’da Grek Dili ve Yunan Kültürü içinde birleşip, kaynaşması ve Hristiyanlığın Ortodoks Mezhebiylede bütünleşmesiyle ortaya çıkmış geniş bir Topluluk demektir.










  4. 4
    İlk Yolcu
    Bayan Üye
    * b-TÜRK-İSLAM DÖNEMİ

    * Haliyle bizi daha çok ilgilendiren bu dönemdir. Biliyoruz ki, kendi Ülkesi Anadolu’yu savunan ve Türk’lere meydan vermek istemeyen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes ile hem bu savaşı kazanmak hem de yeni bir Vatan kazanmak isteyen Büyük Selçuklu Devleti Sultanı AlpArslan’ın sıcak bir Yaz gününde bugün Muş’un Malazgirt Ovasında yaptıkları büyük savaşı kazanan Selçuklular için, artık Anadolu’yu Marmara kıyılarına ve Doğu Karadeniz dışında savunacak bir Ordu kalmamıştı. Önde gelen Kumandanlarına Fetih emri veren Sultan Alparslan, bu Türkmen Beyleriyle birlikte Orta Asya’dan koparak İran ve Azerbaycan üzerinden gelen Yüzbinlerce Türkmenlerede yol vermiş oluyordu. Türk’ler çeşitli gruplardan oluşan ve geniş sahalara yayılmış bir millet’tir. Türklerin en büyük grubunu Oğuzlar teşkil eder. Oğuzlar 24 Boya ayrıldığını biliyoruz. Fakat diğer Türk Gruplarına göre geç Müslüman olan Oğuzlara, Arap’lar Türkmen demiş ve bu söz’de tutmuştur. Yani İslam öncesi Oğuz, sonrası zamanlarda Türkmen! Fakat Türkmenlerin İslam’laşması da zaman almıştır.

    * Anadolu’ya göç bizim tarih anlatışımızda gerek mitleştirilerek, gerekse üstünkörü anlatılır. Türkmen Aşiretleri, yani Türkiye Türklüğünün ataları tam olarak Orta Asya’dan değil, Orta Asya’nın Batı bölgesinden yani Horasan Bölgesinden Anadolu’ya göçmüşlerdir. Horasan toprakları bugün, İran’ın Doğusu ile Türkmenistan sınırları içindedir. Çoğu göçebe olan bu Kabileler Horasan’da nüfusun kalabalıklaşması, çekişmeler, Hayvancılıkla geçindikleri için geniş, yeni ve bakir bir saha olan Anadolu nedeniyle akın akın, çığ gibi geliyorlardı. Bunu şöyle hayal edebilirsiniz; eski zamanlarda Yaylalara çıkan Yörükler gibi, sesleri birbirine karışmış ve etrafı çınlatan binlerce Koyun, Keçiler, Sığır ve Mandalar, Atlar, Katırlar, Develer’le ortalığı toza dumana katan, içinde Çocuklar, Kadınlar, İhtiyar Kocalar, Atalar ve eli silah tutan yiğit Türkmen Gençleri, Erkekleri ve başlarında Kabile, Aşiret Bey’leriyle beraber günler-Aylar yolculuktan sonra, Çadırlarıyla konaklayarak, at ve deve üstünde, bazen yaya olarak Anadolu’ya gelip, ya kendine gösterilen bir Sahayı yahut benimsediği bir yeri ya kavgasız, ya da diğer Selçuklu Bey’lerinin emrinde Cenk’le, Savaş’la fethederek oraya yerleşmektedirler. Hatta şartlar gereği bazen yerleştikleri yeri bir zaman sonra terk ederek, yeni bir Yurt’luk peşinde koşarlar. İşte Anadolu’nun Türkleşme Hikayesinin ilk Aşaması budur.

    * Türkler ilk yerleşmeler sonunda bir değil birçok Devlet kurdular: Danişmentliler, Saltuklular, Mengücekliler, Artuklular, Çaka Beyliği, Ahlatşahlar v.s…Fakat Konya’da kurulan Türkiye Selçuklu Devleti zaman içinde hepsine son verdi. Fakat bu Devletler esas olarak Büyük Selçuklu Devletine bağlıydılar. Büyük Selçukluların en muhteşem dönemini yaşadığı Alparslanın oğlu Melikşah ünlü Kafkasya seferi sırasında Ünye’ye geldiği ve atını Denize sürdüğünü bazı Tarihler anlatır. Bu Akkuş’un 60 km. Güneyinde yaşanan bu olay, Melikşah’ın Orta Asya’dan buraya kadar gelmesi beni şahsen heyecanlandıran bir olay’dır. Acaba nereden geri dönmüştür, ne yapmıştır, tam bilinmez.

    * Akkuş’a gelince; Akkuş’un dibinde müthiş bir Türk Devleti kurulmuştu: Danişmentliler!..Danişment Gazi tarafından kurulan bu Devlet Malatya’dan Niksar’a kadar geniş Toprakları fethetmiştir(1090). İşte Akkuş’a ilk Türk ayağı bu dönemde değmiş olmalıdır. Daha çok Güneyde ve Batı’da Haçlılarla, Bizans’la mücadele eden, Seçuklulara da zaman zaman yardım eden Danişment’liler’in zamanla Kuzey tarafı ile ilgilenmeye başlarlar. Danişment Gazi ‘den sonra başa geçen oğlu, Melik Gazi, Anadolu’daki güvenliğini sağladıktan sonra Karadeniz Sahillerine inmek için, Danişment Ordusu ile sefer çıkar ve Akkuş Dağlarını aşarak Ünye’ye iner.(Yıl 1129 ya da 1130)Kıyı Bölgesi Bizans Valisi olan Kasianus’ten Samsun’dan Fatsa ya da Ordu’ya kadar bütün Sahil Kalelerini teslim alır. Bu Fetihleri, Danişment Türklerinden günümüze kalmış ve Anadolu’nun ilk Türkçe eserlerinden olan, yegane ve çok kıymetli eser, Danişmend-name anlatmaktadır. İşte Tahminimizce Danişment Ordusu ile yukarı çıkan ve beklide buralarda bazı noktalara yerleştirilen Danişment Askerleri Akkuş’a yerleşen ilk Türk’ler olmuşlardır. Bu arada Sahile inen Danişment Türkmen Askerleri ilginç bir manzara ile karşılaşmış ve burada Bizans tarafından güvenlik için görevlendirilen ve başlarında Tadis ya da Tadik adlı Bey’leri bulunan Peçenek Türk’leriyle karşılaşmış ve savaşmışlardır. Bu Türk’ler zannımızca Müslüman olmayıp, daha önce Balkanlardan Bizans Ülkesine gelmiş olan paralı Askerlerdir.

    * Neticede Danişmentlilerin Ünye ve civarındaki Bölgeyi fethetmeleriyle birlikte Danişmentli Göçebe ve Hayvancı Türkmenlerden bir kısım, Akkuş Dağlarına doğru çıkmaya başlamışlardır. Böylece Akkuşa ilk Türk yerleşimi başlamıştır. Hayvanlarına otlak ve kendilerine saha arayan bu Türkmenler tenha Akkuş Dağlarında az sayıdaki Rum-Bizans Köylerinden arta kalan yerlere, bayırlara yahut mücadele-savaş yollu bazı Köylere yerleşmişlerdir. Mesela Karaçal Köyünde bu dönemde yerleşim sadece Alan ve Hacılı Mahallesinde bulunuyordu, zaten Hacılı Mahallesinde Kaleboynu mevkiinde bulunan Harç ve Tuğla parçaları, yıkık duvar kalıntıları, Topraktan yapılmış Çanak-Çömlek parçaları ve Küpler içinde ortaya çıkan İnsan İskeletleri burada bir Rum Köyünün daha önce bulunduğunu ortaya koymaktadır. İşte Alan Mahallesi mevkiinde Rum Köyünün yahut civardaki Rum’ların Bey’i olan Olcan’la, Türkmen Bey’i Karaçal’ın savaştığı rivayet edilir. Ancak bugünkü bütün Akkuş Köylerinin hepsi bu zamanda oluşmadı.

    * Danişmend-name’de, Kıyı(Sahil)kesimine Canik Bölgesi denilmektedir. Canik bir Türk Beyi olup, ne zaman yaşadığı konusunda bilgimiz yoktur, fakat tahminen bir Türkmen olan Canik Bey’in oğulları ilk Türk Fetihleri zamanında Samsun civarına ilk yerleşen ve Fetihlerde bulunan Türkmen grubu olsa gerektir. Canik oğullarından kinaye, Bafra-Fatsa arası bölgeye Canik denmiştir. Canik Bölgesine yerleşen Türkmenler farklı bir gruptur, Faruk Sümer’e göre bir kısmı Çepni Türkmenleridir. Bugün bile Akkuş’ta Halk’tan eskiler Kıyı-Sahil kesimine CENİK, CENÜK(Canik)demektedir. Bu bile Akkuş Halkının Danişment Devleti zamanında yerleşmeye başladığına, ufak bir delil sayılabilir. Fakat Akkuş’a Türk yerleşimi zaman içinde Selçuklu, Osmanlı zamanlarında da devam etmiştir. Ancak bu Kadim(eski)zamanın yerleşimci Türk’leri genellikle Bektaşi-İslam anlayışında olup, Kültürlerinde Orta Asya izleri ve Şamanist unsurlar taşıyan Türkmenlerdi. Danişment Öyküsü burada bitmez. Melik Gazi’nin vefatından sonraki dönemlerde Canik Bölgesi tekrar Bizans Hakimiyetine geçer. Bu arada Melik Gazi’ye Akkuş’umuzda halen büyük saygı vardır, eskiler onun Niksar’daki muhtemelen ona ait olabilecek Türbesi’ni bilir ve giden, ziyaret eden olur. Danişmentlilerin daha sonraları başına geçen Yağıbasan Bey, Elden çıkan Canik Sahil Bölgesini geri almak için başa geçen,1157 yılında Niksar’dan yola çıkarak, Akkuş yoluyla Ünye’ye indiğini ve Ünye’den, Samsun’a kadar olan Bölgeyi tekrar ele geçirdiğini görmekteyiz. Yağıbasan Bey’den birçok yer ismi Hatıra kalmıştır. Mesela Ünye-Tekkiraz’daki ve Samsun-Çarşamba’daki Yağıbasan Köyleri Emir Yağıbasan’dan ismini almış yerlerdir. Ünye’nin Ekincik Köyünde Meliktepesi, Akkuş’umuzdaki Talışmalan Köyüde ismini Danişmentlileren almıştır. Talışmalan ya da Aşağı Düğencili Köyü ismini Danışma-alanı ya da Danişment-alanı cümlesinden gelmektedir. Bu Köyün ismi, Osmanlı Tapu Tahrir Defterlerinde aynen’ Danişmendalanı’ şeklinde geçmektedir.

    * Danişmend Devletinin Türkiye Selçukluları tarafından yıkılmasından sonra Bölge ve Akkuş, Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Muhteşem ve yüksek dönemler yaşayan Türkiye Selçukluluları Doğudan adım adım gelen Moğol tehlikesini göremediler. Nihayet İran’ı ele geçirmiş ve Anadolu’ya girmiş olan İlhanlı Moğollarıyla 1243 yılında Sivas’ın Suşehri İlçesi yakınlarındaki Kösedağ mevkiinde yani Akkuşa 3-4 saat uzaklıktaki bu yerde Selçuklu Türk Ordusu karşılaştı. Ve Türkiye Selçuklu Sultanı tecrübesiz II.Gıyaseddin Keyhüsrev tecrübeli Vezirlerin tavsiyesine uymamasının ve sonraki acemiliklerinin faturasını ağır bir yenilgiye uğrayarak ödedi. Halbuki akıllı bir taktikle savaşı Selçuklu-Türk Ordusu kazanabilirdi. Moğollar Anadolu’yu dört koldan işgale başladılar. Tabiiki henüz Köylerden oluşan, tenha Akkuş toprakları ve Canik bölgesi’de Moğol hakimiyetine girdi. Moğolar birçok mamur Anadolu şehirlerini, muhteşem nice Medeniyet eserini yakıp-yıktılar, binlerce Türkü, Müslümanı katlettiler, Şehit ettiler. Moğolar Anadolu’yu Baycu Noyan,Timurtaş Noyan Paşa gibi Anadolu Genel Valilerince yönettiler, tabii bu dönemde azda olsa Anadolu’ya bazı eserler bıraktılar. Mesela, yakın yerlerde yaptıkları; Olcaytu Hanın eşinin yaptırdığı Amasya Bimarhanesi ve Timurtaş Noyanın yaptırdığı Samsun Kale Mescidi gibi..Fakat Türkiye Selçuklu Devleti söndü, parçalandı. Bu sırada görünüşte bağımsız fakat Moğollara bağlı birçok Anadolu Beyliği türedi. Başkenti Niksar olan ve Doğanşah Bey’inoğlu Taceddin Bey tarafından kurulan Taceddinoğlu Beyliği, Erbaa, Akkuş, Ünye, Terme ve Çarşamba’ya hakim oldu. Ordu, Fatsa, Aybastı tarafında ise Hacıemiroğlu Beyliği kurulmuştu. Bu arada Moğolar’da İranda bazı savaşları kaybedince, Anadolu’da hakimiyetleri sona erdi. Zaten onlarında önemli bir kısmı Müslüman olmuştu..Taceddioğulları kendi çapında güçlü bir beylikti. Sahile yapılan akınlarda bazen yine Akkuş Dağlarından ve Topraklarından geçiyorlardı. Fakat 1375’lerde Taceddin Bey, Ordu’ya, Hacıemiroğullarına saldırınca 1380 yılında bunun intikamını, Hacıemir Bey’in oğlu Süleyman Bey, ani bir baskınla Taceddin Bey’i öldürerek aldı.Akkuş,Niksar,Ünye Yöresi Hacıemiroğullarına geçti.

    * Bu sırada Anadolu’nun Batısında kurulmuş küçük Osmanlı Beyliği gitgide büyüyor, epey güçlendikten sonrada yönünü Anadolu’ya çevirmiş oluyordu. Böylece kısa bir süre Yıldırım BAYEZID’ın Demir Yumruğu ile bütün Anadolu’da Türk Birliğini oluşturmasından, 1389 Yılında Hacıemiroğullarıda nasibini alır. Fakat doğudan bir kez daha amansız bir tehlike yola çıkmış, ortalığı kasıp kavuruyordu. Bir Özbek Türkü olan Timurlenk, arkasına aldığı Çağatay Bey’leri, Hazar Bey’leri, İran Türk Askerleri, Moğol unsurlarıyla, Derya gibi Askeri ile 1402’de Ankara-Çubuk Ovasında o Büyük Hakan Yıldırım Bayezıd’ın karşısına çıktı, fakat Timuru ani bir baskınla yenmek fırsatını mertliğe aykırı bulan Yıldırım bunun bedelini, Tatarların ve eski Anadolu Bey’lerinin ihanetiyle ağır ödedi. Bu ihanet edenlerden biride Akkuş ve Ordunun eski hakimi olan, Timur tarafına geçmiş olan Hacıemiroğulları Beyleriydi.Yıldırım Bayezıd han bu esaret kendine ağır geldikçe, kahrında hastalanarak, esaret içinde vefat etti.

    * Ankara Savaşından sonra eski Beyliklerini geri almışlar, bundan sonrası bir kısım Tarihçilere göre, Ordu-Canik-Akkuş Bölgesi tekrar Hacıemiroğullarının egemenliğine girmiş, ancak toparlanan Osmanlı Devleti karşısında İran ve Doğu Anadolu’ya hakim olan Akkoyunlu Türk Devletine yanaşan Hacıemiroğulları,1473 yılında Otlukbeli Savaşında, Büyük Türk Hakanı Fatih Sultan Mehmet’in, Akkoyunlu Uzun Hasanı mağlup etmesiyle, Urfa’ya kaçmışlar ve burada ‘Mir Canik’denilen bir Köy kurarak yerleşmişlerdir. Fakat, bu arada Akkuşa Türkmenlerin yerleşimi bu dönemde de sürmüştür.

    * Bir diğer Tarihi bilgiye göre ve bizimde benimsediğimiz görüşe göre, Ankara Savaşından sonra tekrar Taceddinoğulları Beyliği yeniden kurulur. 1428 yılında Taceddinoğullarının son Bey’i Canik Bölgesinin, Niksar’ın, Akkuş’unda son Türkmen Beyi Taceddinoğlu Hasan Bey; Sultan I.Mehmet Çelebi’nin Pazusuna yenik düşer, direnemez, direnmez oda bilir gücünü ve bu yüzden bağışlanır, Ailesiyle Rumeli’ye gönderilir, Gümülcine’de Sancak Bey’i olur. Bundan sonra Akkuş, Sivas Eyaletine bağlı Merkezi Samsun olan Canik Sancağının Ünye Kazasına bağlı bir Karye(Köy)olarak bulunan akkuş’un adından bahsedilmez, fakat kayıtlarda yer almıştır. Yani Akkuş isimi henüz zaten oluşmamıştır, Karakuş adıda yoktur, fakat Ünye’ye bağlı olduğumuz için, o dönemde bulunan eski Köylerimiz kayıtlarda özellikle Tapu-Tahrir Defterlerinde yer alır. Bu dönemlerde Akkuş ilçe merkezinin olup-olmadığını bilmiyoruz fakat zannımızca Selçuklu ya da Beylikler döneminde yoktu. Osmanlı Döneminde birkaç yazlık-Yayla evinden mürekkep bir yer olarak kurulduğunu, bu yüzden ilk adının Yazlık-belen(Yayla yeri)olduğunu düşünüyoruz. Fakat dediğimiz gibi bazı Köylerimizin Tarihi çok eskilere, Türk’lerden önceye dayanır, Akkuş daha hiç ortada yoktur. Yavuz Sultan Selim döneminde Akkuş Köyleri, Canik ve Trabzon’la birlikte Erzincan Eyaletine bağlanır, Kanuni döneminde de bu devam eder. İşte bazen Erzincan, bazen Trabzon, bazen Sivas eyaletine bağlı devam eden Akkuş merkez zannımızca bu sırada oluşmuş ve Karakuş adını almıştır. Canik ve Niksar Yöresinde Akkuş’a bu dönemden kalma ismiyle KAROOÇ,GAROÇ diyen eskiler mevcuttur. Bilinmelidir ki,eski Türkçe de Kalın ünlüler daha çok kullanılırdı, Mesela Alma(Elma), Osmanlı Fermanlarında, Edüp, Olmaya, Gelür, Edüle, Yapula gibi bugün kabaca gözüken bir konuşma vardır..Fakat Karakuş adı nereden gelmiştir, kesin bir bilgi yoktur, ancak Akkuş Merkez’de ya da bu civarda yerleşim oluşturma fikri ortaya çıkınca ‘Gökyüzünde uçan Karakuş’lardan başka bir şey bulunmayan ıssız bir yer’ (Kargalar ya da Kartallar ya da ikisi olsa gerektir)olarak keşfi yapılır, böylece ya ilk adı Karakuş olur, ya da Yazlıkbelen iken, sadece Yazın gelinen yaşanan bir yer iken, yerleşimle birlikte Karakuş adını alır. Osmanlı Devrinin uzun Asırlarında Akkuş’ta da değişik, acı-tatlı Hadiseler yaşanmıştır. Osmanlı Türk devletinin satvet günlerinde o zaferlere Akkuş Köylerinden katılan elbet nice Asker olmuştur. Fakat iç karışıklık Duraklama döneminde, meşhur Karayazıcı ve kardeşi Deli Hasan buralara yakın yerlerde İsyan etmişler, Niksar, Tokat, Ordu arasında Dağlarını mesken edinmişlerdir. Etrafa dehşet saçan bu İsyancıları ortadan kaldırmak için gelen Sokulluzade Hasan Paşa, bu iki kardeşi Tokat’tan itibaren peşine düşerek Perşembe yaylasında yakalar.(Çamiçi ile Aybastı-Akkuş arasındaki büyük Yayla) Burada Karayazıcı’yı öldürür. Fakat Kardeşi Deli Hasan’da çevresindeki eşkiyalar ve bazı Türkmen Bey’lerini toplayarak, Hasan Paşanın üstüne varır, onu Şehid eder. Ancak içte ve dışta birçok gaile ile uğraşan Osmanlı Devleti Deli Hasan’ı affetmek için yapılan ricaları kabul ederek, Deli Hasan’ı Bosna Beylerbeyi olarak tayin eder. Böylece bu Gaileyi şartlar gereği böyle halleder.

    * Karakuş adına ilk defa 1858 yılındaki kayıtlarda rastlanır. Sivas eyaletine bağlı Canik (Samsun) Sancağına bağlı gözükmektedir. Karakuşa ait bilinen ilk resmi Tapu kaydı, 1873 (1288 Şaban) yılına ait olup, Tekkegöğsü mevkiinde yeri olan Rahmanoğlu Hüseyin bin(oğlu) Hüseyin’e ve Çaldere’de yeri olan Efiloğlu Mustafa bin Hıdır’a aittir. Bundan sonra Karakuş bir Pazar yeri olarak önem kazansa da Cumhuriyet dönemine kadar gelişememiştir. Bunun nedeni Nüfusun azlığı ve Osmanlının son Döneminde bağımsızlık fikri ile harekete geçen Rum Çetelerinin oluşturduğu korku yüzündendir. Fakat Karakuş; yüzyıllarca Tokat İlinin ve iç kesimin Ticari mallarını Kıyıya ve Ünye Limanına ulaştırdığı, Mal alıp geri döndüğü, Gemilerden gelen Malların da iç kesime ulaştırıldığı ,Develerle, Katırlarla yüklerin taşındığı, Atlı süvarilerle korunarak giden Kervanların geçtiği bir Kervan Yoluna sahipti. Bu kervan Yolu Karakuş ve civarına Ekonomik anlamda ciddi faydalar sağlıyordu. Kervan Yolu, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kullanılmıştır..Rahmetli Babaannem; Çocukluğunda Akkuştan geçen Develer gördüğünü söylerdi. Ancak bu Yol, bazılarının iddia ettiği gibi asla İpek Yolu değildir Bu kervan Yolunun izleri, Taşlarının bir kısmına bugün Ortabölme ve Kusköy Topraklarının birleştiği Töngelyanı-Taşaağıl mevkiinde rastlanmaktadır. Tahminen Kevgir Kale’si de, bu Yol üzerinde bulunmaktadır.

    * Osmanlının son, zayıf ve karışık dönemlerinde, Karadeniz Bölgesinde Sinop’tan, Trabzon’a uzanan bir Pontus-Rum Devleti kurmak için harekete geçirilen ve Batılı devletlerce azdırılan, kışkırtılan ve Silah-Para desteği verilen Bölgede yaşayan Rum Halkından oluşturulan Rum Çeteleri, Yüzyıllardır birlikte Barış ve Kardeşlik içinde yaşadıkları Müslümanlara, Türk’lere silah çekmişlerdir. Özellikle Kıyı kesimindeki kalabalıkça Rum’lardan oluşturulan bu Pontus Çetelerinin Akkuş sorumlusu; Çetebaşı Sirop isminde bir Rum idi, Tekkiraz civarının Rum Çete Reisi’de Zilovanis idi. Yakın zamanda vefat etmiş Akkuş merkezdeki eski İnsanların iyi tanıdığı, İzmili Dede(Ali Aksu-Ali Usta) ve Rum Çetelerinin çocukken kaçırdığı Ömer şefik Görgülü’nün Ahmet Çelik Bey’in Akkuş Kitabında bahsettiği gibi epey zulüm ve Cinayetler işleyen bu Rum çetelerine karşı Karakuş’ta, Efilo, Kurubaşo, Temel Ağa, Gökmen Ali gibi Türk Çeteleride (Kuvay-ı Milliye denebilir) bulunuyor ve mücadele ediyorlar, Halkı kolluyorlardı. Fakat ne yazıktır ki Türk olup, Halka zarar veren, soyan Çetelerde vardı, bunlarda Ortabölmeden Fındık Ali, Koca Durmuş, Kurtboğazdan Mıstık kahyanın Salih,Salmandan Salman Tahiri ve Ovalı (Niksar-Hosaf’tan) Kesik kulak gibi..Bunları halen yaşayan Akkuş’un Çınarlarından, 1909 doğumlu Ömer Çavuş’ta doğrulamaktadır.

    * Neticede bu çetelere önce Karadeniz Havalisi Kuvay-ı Milliye Reisi Kurtuluş Savaşının Kahramanlarından Giresunlu Topal Osman Ağa son verdi. Sonra düzenli Ordu kuruldu, Milli Mücadele başladı, Karakuşu ve Canik’i temsilen temsilciler Sivas Kongresine katıldılar. Mustafa Kemal önderliğinde ve Milletimizin onca sıkıntı ve bin bir güçlük ile aç, fakir, muhtaç halde yardımı ile desteği ile Milli Mücadele başarıldı, Kurtuluş Savaşı kazanıldı. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Karakuş 1892-1920 yılları arasında yani Osmanlının son döneminde Bucak yani Nahiye olmuştur. 1923 -1924 yılında da Ordu İl yapılmış, Karakuş’ta Ünye ile birlikte Samsun’dan alınarak Ordu İline bağlı bir Bucak (Nahiye-Belde) oldu.

    * Karakuş 4 Mart 1954 Tarihinde İlçe olmuş ve ismi de AKKUŞ olmuştur.

    Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/Akku%C5%9F,_Ordu

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi