Zarif Konaklarıyla Safranbolu

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Karadeniz Bölgesi Bölümünden Zarif Konaklarıyla Safranbolu ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Zarif Konaklarıyla Safranbolu

    Reklam



    Zarif Konaklarıyla Safranbolu

    Forum Alev
    Safranbolu’yu ziyaret edenleri, büyük ölçüde korunmuş bir kent ile eski bir rüyadan arta kalan zarif konaklar bekliyor..



    HER AİLEYE İKİ ÇOCUK

    Safranbolu’nun nüfusu, 1960’lara kadar hep 5 bin civarında seyretmiş. 1970’lerde kentin SİT alanı ilan edilmesinde büyük emeği geçen eski belediye başkanı Kızıltan Ulukavak’a göre bunun temelinde; Safranbolu sakinlerinin asırlardır hep iki çocuk sahibi olması ve kentin lonca sistemiyle işleyen kapalı ekonomik yapısını sürdürebilmesi yatıyor. Böylece yeni evlere fazla ihtiyaç duyulmamış ve Edirne’nin, Bursa’nın, İstanbul’un köşkleri birer ikişer kereste yığınına dönüşürken; Safranbolu’nun güzelim ahşap evleri yakın zamana kadar ayakta kalabilmiş. Tabii birtakım değişikliklerle... ‘Pederşahi’ aile düzenine göre tasarlanan bu evler, yeni sahipleri tarafından duvarlarla bölünerek birkaç aileyi birden barındıracak hale getirilmiş. Safranbolu mimarisinin alameti farikası olan küçük pencereler genişletilerek, ‘asri pencere’ye dönüştürülmüş. Tabi küçük pencerelerle birlikte, evlerin gözkapaklarını andıran kara kapaklar da yok olmuş ve sakız gibi bembeyaz dantelli perdeler, yerini tül perdeye bırakmış. Koruma kararı çıkıp da herkes evinde istediği değişikliği yapamaz hale gelinceye kadar, evler lego oyuncaklar gibi şekil değiştirip durmuş. Yine de bütün bunlar, Safranbolu’nun kent ölçeğinde Anadolu’nun en iyi korunmuş mimari değeri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bundan 200 yıl önce bir Osmanlı kentinin nasıl göründüğünü hayal etmek isteyenler için bulunmaz nimet olan Safranbolu; planı çok az değişmiş arnavutkaldırımı sokakları ve otantik çarşı yapısıyla, gerçek bir açık hava müzesi.



    BİRER ŞEYTAN MİNARESİ

    Üç derenin yonttuğu derin bir kanyonda kurulu Safranbolu’da arazinin az ve eğimli oluşu, beraberinde ilginç mimari çözümler getirmiş. Çoğu iki-üç katlı konak tipi yapılar olan Safranbolu evlerinin taş zeminleri, genellikle sokağın doğal çizgisini izliyor. Üst katlar ise payandalarla desteklenerek sokağa doğru taşırılabiliyor. Evin parseli dar ve şekilsiz de olsa, bu teknik sayesinde üst katlardaki odalar geniş ve düzgün dörtgen şeklinde inşa edilebiliyor. Tekniğin bir inceliği de, evin ekseninin ihtiyaca veya ışığın geliş yönüne göre üst katlarda hafifçe döndürülebilmesi! Böylece Çarşı’nın daracık sokaklarındaki evler, tutunabildikleri daracık eğimli arazi parçası üzerinde döne döne yükseliyorlar; tıpkı birer şeytan minaresi gibi... Evlerin içi de en az dışı kadar incelikli. Kışın kullanılan basık tavanlı orta katlar, ana rahmi gibi güvenli ve sıcak.

    Yazlık üst katlar ise yüksek tavanlı ve havadar. Evin en güzel ve manzaralı odası olan baş oda, genellikle en üst katta yer alıyor. Kalem işleri ve ahşap süslemeleriyle baş oda, ustaların da tüm maharetini sergilediği yer. Tipik Safranbolu evlerinde, her oda çekirdek bir ailenin tüm barınma ihtiyacını karşılayacak şekilde düzenlenmiş. Sedirleri sayesinde gündüz oturma odası, ocağı ile aynı zamanda mutfak, gece yüklükten çıkarılan yer döşekleriyle yatak odası, yüklükte gizli gusulhanesiyle de banyo olabilen bu odaların her birine, boşuna ‘ev’ dememiş Safranbolu sakinleri! Bağımsız birimler olarak tasarlandıkları için, odaların her birine yük evi, misafir evi, yemek evi gibi isimler verilmiş...





  2. 2
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Zarif Konaklarıyla Safranbolu

    Reklam



    HAVUZLU KONAK

    Safranbolu’nun popüler bir turistik adres haline gelmeye başladığı yıllarda, geleneksel evlere de yoğun bir ziyaretçi akını başlamış. Önceleri konukseverlik gereği ziyaretçileri içeri buyur eden ev sahipleri, zamanla bu insan trafiğinden sıkılmış elbet...

    Neyse ki tam o sırada, müze evler imdatlarına yetişmiş. Bunlardan ilki ve belki de en güzeli, Kültür Bakanlığı’nın restore ettirdikten sonra 1981’de ziyarete açtığı Kaymakamlar Evi. İçinde yaşayanlar olmadığı için, insanda bir parça ‘mumya’ etkisi bıraksa da, Safranbolu evlerinin kusursuz örneklerinden biriymiş bu konak. 1989’da misafir ağırlamaya başlayan Turing Havuzlu Konak ise sadece Safranbolu’nun değil, Türkiye’nin de otele dönüştürülen ilk tarihi köşkü. Bir zamanlar kentin zenginlerinden Asmazlar ailesine ait olan ve kentin girişinde ziyaretçileri karşılayan konağın en güzel sürprizi, Safranbolu’da benzerine az rastlanan havuzlu salonu! Eskiden selamlık odası, bugünse kafe-restoran olarak kullanılan salondaki havuz, yaklaşık 1.80 metre derinliğinde ve tonlarca su alabilecek büyüklükte. Ev sahibi Şerife Asmaz’la birlikte, evin birinci katındaki havuz odasında, sedirlerde oturup sohbet ediyoruz. Bir zamanlar Safranbolu’nun en sevilen karakterlerinden biri olan kayınvalidesi Gültekin Hanım’ın sözünü anımsıyor Şerife Hanım: “Kızım, bu evleri nefes yaşatır...” Kim bilir kaç nesildir pencereleri süsleyen çiçekli perdelerden süzülen ışık, havuzun aynasına siluetlerimizi düşürürken; evin daha kaç nesille birlikte nefes alıp vermeye devam edeceğini de merak ediyorum ister istemez...



    SAFRANBOLU’NUN SAYFİYESİ

    Eskiden en yoksulundan en zenginine kadar her Safranbolu ailesinin; bir tane şehir, bir tane de bağ evi sahibi olduğunu biliyor muydunuz? Bugün Safranbolu’yu ziyaret eden turistlerin çoğunun adını bile duymadığı Bağlar bölgesi, kent merkezine 3 km uzaklıkta yer alıyor. Yaz aylarında Çarşı kesimine göre birkaç derece daha serin olan Bağlar’daki tarihi konakların özelliği ise çok geniş bahçeler içinde yer almaları ve şehir merkezindeki evlere göre daha oturaklı, büyük ve düzgün dörtgen planlı olmaları... Meyve bahçeleri ve temiz havasıyla pastoral bir sığınak olan Bağlar’da sonbahar oldu mu, evler küçük birer fabrika gibi işlemeye başlar; pekmez, reçel, turşu, kavurma gibi kışlık yiyecekler üretilirmiş. Günümüzde ise imece usulü pişirilip, ahşap kalasların üzerine serilip tavana asılan yufka ekmekler ve her sonbaharda kesilen hayvanlardan yapılan kavrulmuş kıyma (yerel ismiyle ‘kuru kıyma’), artık sadece birkaç ailenin nostaljisinden ibaret. Safranbolu’daki son günümde, Erhan adlı bir lise öğrencisiyle tanışıyorum. Kardeşiyle birlikte bindiği bisikletle fotoğraf karemin içinden geçen Erhan, merakla yanıma yaklaşıp, “Neden hep öndeki güzel evleri gösteriyorsunuz? Biraz da yok olanları anlatsanız...” diyor. Erhan, okulda hazırladığı ‘Safranbolu’nun Arka Yüzü’ başlıklı ödevinde, yıkılmaya yüz tutmuş iki evi incelemiş. Cadde üzerinde restore edilmiş pırıl pırıl bir evin hemen arkasından, boş gözlerle bakan yıkık bir evi işaret edince, ne demek istediğini daha iyi anlıyorum. Safranbolu evlerinin, western filmlerindeki gibi yüzeysel birer dekora dönüşmemesi gerektiğini ve bir müzede yaşamanın, aslında ne kadar zor olduğunu da fark etmemi sağlıyor Erhan... Ama yine de iyi ki varsın Safranbolu!


    __________________








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi