Hava kirliliği ile alerji arasında nasıl bir ilişki vardır

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Hava kirliliği ile alerji arasında nasıl bir ilişki vardır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: hava kirliliği ile alerji arasında nasıl bir ilişki vardır

    Alerji nedir?

    Allerji, vücudun bir madde ile temasından sonra ortaya çıkabilen ve bazen zararlı olabilen ani bir reaksiyondur. Allerjen maddenin temas ettiği çeşitli organlarda ortaya çıkabilir. Allerjen maddelerin neden olduğu hastalıkların başında allerjik astım, allerjik rinit ve allerjik cilt hastalıkları gelmektedir.

    Çocuklarda astım allerjik bir hastalıktır. Akciğerde hava yollarını oluşturan bronşlarda aşırı bir hassasiyet söz konusudur. Solunan hava ile giren allerjenik maddeler, sigara dumanı gibi akciğerlerde harabiyet yapabilen maddeler ya da virüs gibi bazı mikroplar akciğere girdikten sonra hava yollarında aniden bir daralma ve balgam artışı olmaktadır. Bu sırada hastada öksürük , hırıltı ve nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Çevredeki bu zararlı maddenin ortadan kalkması ve hastanın tedavi edilmesinden sonra hava yolları tekrar eski haline dönmekte ve normal hayatına devam edebilmektedir. Ancak çocuğun etrafında az da olsa sürekli zarar veren bir allerjenik madde varsa, bu kronik temas sonucunda devamlı öksürük gibi bazı sinsi şikayetler ortaya çıkar.

    Astıma neden olan allerjenler nelerdir?


    Ülkemizde en sık rastlanan allerjenler ev tozu akar böcekleridir. Akarlar ev içinde halı, yatak, yastık, yorgan gibi eşyalarda yaşar ve son derece hızlı üreme kabiliyetine sahiptir. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu ufak böcekler nemli ve sıcak evlerde daha fazla ürerler ve bu canlıların dışkıları (asıl allerjik olan akar böceklerinin dışkılarıdır) havaya karışarak solunum yollarına girerler.


    Polenler, bitkilerin çoğalmasını sağlayan , özelllikle ilkbahar ve yaz aylarında çevreye saçılan gözle görünmeyen tozlardır.Polenlerin burundan ve ağızdan solunum yollarına inmesi ile, bazı allerjik hastalarda hastalığa neden olabilirler ve bazı mevsimlerde şikayetleri arttırırlar.Bazı gıdalar allerjiye neden olabilirler ve özellikle küçük çocuklarda astım belirtilerini ortaya çıkarabilirler. Süt çocuklarında en sık astım nedenleri inek sütü ve yumurta gibi nedenlerdir . Büyük çocuklarda her türlü gıda olabileceği gibi, çeşitli gıda katkı maddeleri neden olabilir, ancak gıdaya bağlı astım büyük çocuklarda çok nadirdir

    Allerjik hastalıkların sıklığı ne kadardır?

    Hem ülkemizde hem de bütün dünyada allerjik hastalıkların sıklığı 1970’li yıllardan itibaren artış göstermektedir. Değişik toplumlarda ve değişik yaş gruplarında çocukluk çağı allerjik hastalıklarının sıklığı çok uzun zamandan beri anketler ve diğer yöntemlerle araştırılabilmiştir.. Ülkeler ve toplumlar arasındaki genetik ve cevresel farklılıklar da hastalık ile ilgili öne sürülmüş olan faktörlerin daha iyi araştırılmasına yardımcı olmaktadır.

    Ülkemizde değişik illerde allerji ve astım sıklığı araştırılmıştır. Büyük şehirlerdeki oranların, daha küçük olanlara nazaran çok daha fazla olduğu gözlenmiştir. İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Allerji ve Göğüs hastalıkları Anabilim Dalı bünyesinde, İstanbulda 1995’de değişik okullarda yaptığımız bir araştırmada astım sıklığı %9,8 iken, bundan 10 yıl sonra, aynı okullarda bu araştırma tekrar edilmiş ve %17 civarında bulunmuştur. Allerjik rinit ve cilt allerjileri de benzer oranlarda artmaktadır. Astım ve allerjik hastalıkların sıklığı bütün dünyada hızla artmaktadır. Fakat en hızlı artış, en çok büyük şehirlerde olmaktadır.


    1990’lı yıllarda astımın dünyadaki sıklığı, geniş bir organizasyon çerçevesinde, okullarda yapılan anketler ile araştırılmıştır. 56 ülkeden 450.000 den fazla okul çocuğu çalışmada yer almıştır ve bütün merkezlerde ayni yöntemler kullanılmıştır. .Merkezler arasında 20 kata varan farklılıklar saptanmıştır. En yüksek sıklık İngiltere de, Yeni Zelanda ve Avustralyada saptanmıştır. Bunu ABD merkezleri takip etmektedir. En düşük sıklıklar Doğu Avrupa ülkeleri, İndonezya, Yunanistan, Çin Taivan, Özbekistan Hindistan ve Habeşistan’da bulunmuştur.

    Avrupa ülkeleri içinde doğu- batı farkı belirgindir. 1992’de Doğu ve Batı Almanya arasındaki duvarın yıkılması ile genetik olarak homojen olan bir toplumda yaklaşık 40 yıl değişik şartlarda yaşamış olmanın etkisini araştırma fırsatı doğmuştur. Allerjik hastalıklar Batı Almanya’da doğuya göre daha fazla bulunmuştur. Bu tarihlerde Doğu Almanyada da batı tipi yaşamın başlamasından ve beslenmede değişmeler (tereyağı yerine margarin ve değişik sıvıyağların kullanıma girmesi, katkı maddelerinin ve işlenmiş gıdaların tüketilmesi) olduktan sonra, araştırma 1996’da tekrar edildiğinde Doğu Alman çocuklarında allerji oranlarının arttığı gösterilmiştir.

    Kırsal kesimde ve çiftliklerde yaşayan çocuklarda astım ve diğer allerjik hastalıkların daha az görülmesinde, şehir hayatındaki bazı risk faktörlerinden çok, çiftlik ortamlarında ne olduğu tam bilinmeyen koruyucu çevrenin etkisi olduğu düşünülmektedir. Çiftlikte büyümenin koruyucu etkisi bulunmasına rağmen, kırsal kesimde büyüyen fakat ailesi çiftçilik yapmayan çocuklarda bu ortamın koruyuculuğu saptanmamıştır. Çiftlik hayvanları ile temas arttıkça koruyuculuğun arttığı gösterilmiştir. Devamlı olarak çiftlikte yaşamasa da sık sık temas edenlerde de koruyucu etki görülmektedir. İlk 1 yaş içinde pastörize olmayan süt ile beslenenlerde bu etki en yüksektir.

    Çifliklerde ve kırsal kesimde yaşayan ailelerde yaşam biçiminin de koruyucu rol oynadığı düşünülmektedir. Büyük aile yapısı, evde daha çok hayvan besleme, ısınma şartları, yeme alışkanlıkları şehirlerde yaşayanlardan daha farklıdır.


    Değişen yaşam biçiminin astım üzerine etkileri nelerdir?

    Ülkemizde son yıllarda hızla gerçekleşen şehirleşme, hem çocuk hem de erişkinlerin sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Kırsal kesim sakinlerinin gittikçe artan oranlarda şehirlere göçetmesi ile yaşam şartları hızla değişmektedir. Bu durum kişiler, ailelere ve toplumlara zarar verebilmektedir. Büyük şehirler, ciddi sosyal problemlerin ve fiziksel hasarların merkezi haline dönüşmektedir.

    Şehirleşme, bizde olduğu gibi, bütün dünyada hızla sürmektedir. Dünya nüfusunun büyük şehirlerde yaşayan kısmı son 200 yılda %5’den %50’ye çıkmıştır. Durum böyle olunca “şehirleşmenin bügün ve gelecekte astım ve diğer allerjik hastalıklar üzerine ne gibi etkileri olacaktır?” sorusu akla gelmektedir.

    Allerjik hastalıkların sıklığındaki artışın nedenlerini açıklayabilmek için çeşitli hipotezler öne sürülmüştür. Bu teoriler arasında sosyoekonomik durum, ailenin büyüklüğü, erken çocukluk yaşlarında geçirilen enfeksiyonlar, temizlik, allerjenler ile temas, diyet ve obesite, doğum ile ilgili risk faktörleri ve çevre kirliliği bulunmaktadır.

    Viral enfeksiyonların astımı kötüleştirebileceği bilindiği halde astım ve allerjinin ortaya çıkmasındaki rolü tam olarak bilinmemektedir. RSV adlı virüs enfeksiyonu geçirdikten sonra hışıltılı ataklar, solunum fonksiyonlarında düşme ve havayolu aşırı duyarlılığına neden olmaktadır.

    Erken çocukluk yaşlarında aşılanmalar ve antibiotik kullanımının allerjik hastalıkların riskini arttırdığı düşünülmektedir ancak ispat edilememiştir.

    Şehirleşme ile beraber evlerde hamam böceği de artmaktadır. Hamam böceğinin allerjeni çok kuvvetli bir tetikleyicidir. Hamam böcekleri en çok nem ve yiyecekler sayesinde üredikleri mutfaklarda bulunur ancak yatak odası zemininde, yatak çarşaflarında ve döşemelerde bulunmaktadır. Hamam böceği allerjisi daha çok ağır astımlılarda bulunmaktadır.

    Astımda en iyi incelenen allerjen ev tozu akarlarıdır. Ev tozu akarları allerjilerinin sıklığı ve ağırlığı bölgeden bölgeye değişmektedir. Nem oranının yıl boyu yüksek kaldığı bölgelerde evlerde çok akar bulunmaktadır. Şehirlerde insanların kalabalık yaşadığı yerlerde, sızan boruların ve kötü havalandırmanın neden olduğu nemli mekanlarda, eskimiş halılar, yataklar ve döşemelerin bulunduğu ortamlarda akarlar çok fazla üreyebilirler.

    Evcil hayvanlara karşı allerjiler de astımda rol oynamaktadır. Bu hayvanlar evden uzaklaştırılsalar bile allerjenler ile temas devam etmektedir.


    Evdeki yüksek rutubetin sağlık üzerine çok olumsuz etkileri vardır. Rutubetli ortamda küf üremesi artar, ev tozu akarları daha çok ürer. Şehirlerdeki eski evlerde bu tür sorunlar çok daha fazladır. Taşınabilir nem alıcı sistemlerinin ev içi nem miktarına ve akar üremesi üzerine etkisi çok azdır.

    Şehirlerde yaşayan çocuklarda ebeveynlerin psikososyal problemleri ile astım arasında bağıntı vardır. Psikolojik stresin immunolojik ve nöroendokrin etkileri olabilir ve böylece allerjik hastalıkların ortaya çıkışına ya da ağırlaşmasına neden olabilir. Ebeveynlerin stresi çocuğu etkileyerek bağışıklık sistemini olumsuz yönde uyararak allerjiye neden olabileceği düşünülmektedir.


    Yiyeceklerimizdeki değişim ile allerjik hastalık riskinin artmakta olduğu da dikkati çekmektedir. Anne sütünün çocukluğun ilk yıllarında bağışıklık sistemi olgunlaşması ve infeksiyonlara karşı korumada çok yararlı bulunmasına rağmen, allerjik hastalıklara karşı koruyuculuğu hakkında çok çelişkili sonuçlar vardır. Taze meyve ve sebze tüketiminin azalması ve çoklu doymamış yağ asitlerinin (ör: linoleik asit) kullanımının çok artması ile vücutta allerjiye eğilimi arttırır. Genetiği değiştirilmiş gıdalar son yıllarda yavaş yavaş yiyeceklerimize girmeye başlamıştır. Gıdaların genetiğini değiştirme nedenlerinin başında verimi arttırmak gelmektedir. Bu teknoloji ilegıdaların allerjenitelerinin değiştirilmesi mümündür ve böyle gıdalara karşı allerjik reaksiyonlar gittikçe artan sıklıkta bildirilmeye başlanmıştır.

    Şehir hayatına geçiş ile diyette meydana gelen değişiklikler ani olmakta, aynı zamanda çocukların vücut hareketleri de azalmaktadır. Bunun sonucu olarak kilo alma, obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalıkları riski artmaktadır. Bu hastalıklar erken çocukluk döneminde, hatta anne karnında başlar, ileri yaşlarda modern toplumların yaşam biçimi sonucu ortaya çıkar. Geleneksel yaşam biçiminden şehir hayatına hızla geçen toplumlarda ortaya çıkan bu “yeni dünya sendromu” gittikçe önem kazanmaktadır.

    Allerjik hastalıklardan çocuk nasıl korunabilir?


    Allerjik hastalıklardan korunmak için çocuğun havası temiz bir ortamda yaşaması çok önemlidir.. Sigara dumanı çocuğu olumsuz yönde etkileyen en önemli etkendir. Büyüklerin sigara içmesi ile akciğerlerine ve üst solunum yollarına dolan zararlı maddeler büyük hasarlara yol açarak ileride astımgelişmesini tetiklerler. Bu nedenle çocukların yanlarında kesinlikle sigara içilmemeli ve sigara içilen ortamlara sokulmamalıdırlar.


    Hava kirliliğine yol açan diğer çeşitli maddeler de vardır. Özellikle büyük şehirlerde yoğun olan trafikte arabalardan çıkan egzos gazı önemli bir zararlı maddedir. Fabrika dumanları, baca dumanları, temizlik malzemeleri, deterjanlar, cila ve boya kokuları, hatta parfümler bazen bu hastaları çok rahatsız edebilir ve çocukta öksürük ya da nefes darlığı gibi belirtilere yol açabilir. Böyle ortamlardan çocuğun korunması gereklidir.

    Çocuğun yaşadığı ortamda çok eşya olması, özellikle duvardan duvara halılar, birkaç kat halinde olan perdeler çok sayıda kotuklar, divanlar, ranzalar ve diğer toz tutan eşyalar fazla sayıda akar böceğinin yaşamasına neden olarak astıma yol açabilirler. Çocuğun yaşadığı ortam az eşya ile döşenmiş ve mümkün olduğu kadar yıkanabilen türler seçilmiş olmalıdır. Toz tutan tüylü oyuncaklar yerine yıkanabilen ve rahatlıkla silinebilen oyuncaklar seçilmelidir.


    Odanın ısısı hiçbir zaman yüksek olmamalı ve geceleri ev soğumalıdır. Ev içi nem miktarı daima %50 nin altında olmalıdır. Ev içi nemi arttıran, içeride çamaşır kurutma ve yemek pişirme gibi işlemler yapılmamalıdır. Ev içi nemin artışı ile evde bulunan akar böcekleri ve küfler çok çoğalarak rahatsızlığa neden olurlar. Ev ortamı sık sık havalandırılmalı ve ısı kaybını önlemek maksadı ile sıkı sıkı kapanan plastik çerçevelerden kaçınılmalıdır.


    Şehir çocuklarında hamam böcekleri de korunulması gereken önemli allerjenlerdir. Bu nedenle evde yerleşmelerine kesinlikle izin verilmemelidir.

    Ev dışı allerjenlerin başlıcaları polenler ve küflerdir. Bunlardan kaçınmak çok zordur, çünkü hava yolu ile çok uzaklara kadar gidebilirler ve camdan içeri girebilirler. Eğer çocuğun polen mevsiminde ve belirli yerlerde ortaya çıkan şikayetleri varsa maske takılabilir.

    Enfeksiyonlardan, özellikle damlacık yolu ile bolaşan solunum yolu enfeksiyonlarından çocuğu korumak gerekir. Ancak bu pek kolay değildir. Kreş, yuva ve okul gibi çocukların kalabalık olduğu yerlerde bu bulaşma daha fazla olmaktadır. Ancak buralarda da temizlik koşullarına tam uyulması şarttır ve bu sağlanabilirse bulaşma oranı çok düşer. Aile içi bulaşmaya neden olan ve sık hastalanan aile fertleri varsa, onların tespit edilip tedavi edilmeleri ile çocuklarda hastalanma azaltılabilir.







  3. 3
    Ziyaretçi
    Hava kirliliği insan sağlığını çok etkiliyor be doktor







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi