Okuma ve düşünce arasında nasıl bir ilişki vardır

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Okuma ve düşünce arasında nasıl bir ilişki vardır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: okuma ve düşünce arasında nasıl bir ilişki vardır

    Okuma ve Düşünce Tembelliği


    İnsanlığın ve medeniyetin yücelmesinde iki etkin anahtar ‘’düşünmek ve okumaktır.’’ Okumak beynimizin aldığı mesajları, zihnimizin anlama becerisinden süzdüğü, sonuç, bilgi ürettiği karmaşık bir faaliyettir. İnsan aklı düşünerek okumak ve okuyarak düşünmek eylemlerinin; doğru sonuçlar, mantıklı kararlar, yararlı bilgiler çıkarması ile gelişir.


    Öğrencilerine okumayı, dinlemeyi öğreten sevdiren öğretmenler başarılıdır. Öğrencisine düşünme becerisini de önce sevdiren sonra öğreten, hayat boyu bir alışkanlık haline gelmesini sağlayan öğretmen ve okullara ne mutlu…

    Ülkemizde maalesef okuma ve düşünme tembelliği vardır…
    Düşünme tembelliğinden dolayı insanlar her şeyi hep gördükleri ve alıştıkları şekilde yaparlar. Gördüklerini taklit etmeye meyillidir insanlar. Oysa düşünmeye vakit ayırsalar, en uygun, en güzel, en yararlı, en hayırlı olanı bulabilirler. İnsan karşılaştığı birçok olay ve sorunda derinlemesine düşünmediği için yeni çözümler getiremez.
    Çocukların evde veya okulda soru sormaları engellenmemeli, onları ciddiye alarak cevap verilmeli ve karşılıklı soru-cevap ilişkisi kurularak, düşünmeleri, akıllarını kullanmaları öğretilmelidir. Genelde yetişkinler soru soran çocuklara, klasik ve kaçamak bir cevap verirler;
    ‘Büyüyünce anlarsın veya öğrenirsin… ya da ‘’şimdi bunun zamanı değil’’
    ’’Doğru soru sormak’’ ve ‘’doğru cevabı’’ almak özellikle bir çocuk için çok önemlidir.

    Düşünce tembelliğinden dolayı insanlar her şeyi gördükleri, alıştıkları şekilde yaparlar. Çünkü bu kolay yoldur. Oysa ‘’ne yaparsam daha iyi olur, bir işte daha iyi sonucu nasıl alırım’’ diye düşünmez çoğumuz. İnsanların çoğunluğu yaşamlarını ‘’koşuşturma’’ içinde geçirirler. Yaşam mücadelesi zor, vaktim yok, stres içindeyim, yoğun programım var diye günümüz insanı için düşünme ve okuma tembelliğini destekleyecek sayısız bahane vardır. İnsanın bu dünyadaki amacı sadece para kazanmak, işe gitmek, diploma almak, maça gitmek olmamalıdır. Tüm bunları yaparken insan, bu geçici dünyadan bir gün ayrılacağını, geride sadece iyilikleri, bıraktığı iyi eser veya evlatları olacağını bilmelidir.
    İnsan okumalı. Okudukça hem kendisine hem çevresine yararlı çalışmalar yapmalı.

    Sürekli okuma bizi hem bilgilendirir hem de düşünme tembelliğinden kurtarır. Etkin şekilde, kendini vererek okuma, anlamı kavramak ve anlatma yeteneğini geliştirmek, konuşur gibi okuma, özet çıkarma, basılı bilgi kaynaklarını kullanmada ustalık kazanmak gibi olumlu özellikler kazandırır.

    Ülkemizde okuma alışkanlığına rakamlarla bir bakalım…
    Bin kişiden sadece biri kitap okuyor. Gençlerin yüzde yetmişi hiç kitap okumuyor.
    Dergi okuma oranı % 4
    Gazete ‘’ ‘ % 22
    Radyo dinleme % 25
    T.V izleme % 94

    Bir millet düşünün ki, kitap okuyanın oranı binde bir, televizyon izleyenin oranı ise yüzde 94 olsun. Böyle bir oran dünyanın hiçbir ülkesinde olamaz. Bu büyük bir noksanlıktır. Okumayan insan sevmesini ve vermesini layıkıyla bilemez.
    Bu milletin uyanması için Gazi Mustafa Kemal yola, eğitimle çıktı. Bu yüce seferberlikte bir anda alfabeyi değiştirdi. Kendisi her konuda deha olduğu gibi, okuma yazma seferberliğinde milletin başöğretmeni oldu.
    Böylesi bir devrim bu kadar kısa bir zamanda tarihte yoktur. Olamaz da…
    Televizyon iyi bir teknolojik ürün ama, Televizyon seyirciliğinde, okuma-yazma, öğrenme-öğretme, düşünme yok. Sadece televizyon seyrediliyor.
    Yazık ve gerçekten çok yazık… T.V. seyrederek geçen boş zaman, hayat yalnız izleyenin günahı değildir. İlgili tüm kurum ve kuruluşlar bu konuda ciddi bir hata içindeler. Okumayı sevdirmeli, teşvik etmeliyiz. Belki, gerekirse okumayı bir vatandaşlık görevi olarak ortaya koymalıyız. Ayıp,yazık ve günah.. Bu ülkenin insanı nasıl bu hale geldi? Okumuyoruz, düşünmüyoruz. Netice de bilimde, teknolojide, sosyal yaşamımızda, siyasi yaşamımızda yeni bir şeyler üretemiyoruz. Kalıplaşmış bilgi, deney, düşünce sistemlerini sadece kabul ediyoruz. Üstüne bir ilave yenilik, insanlığın hayrına bir buluştan yoksunuz.
    Ülkemizde eğitimi çok iyi bir programla, genç nesili okumaya ve düşünmeye yönlendirecek bir düzen kurmalıyız.
    Ben son üç yılda Samsun, İstanbul, Çeşme olmak üzere üç okul yaptırdım. Hepsi de denizcilik meslek lisesi. Çünkü denizcilik ülkemizde öncelik vereceğimiz konulardan biridir.
    Denizcilik Meslek Lisesi mezunlarının işi hazır. Bunu çok önemsiyorum.

    Türkiye Yazarlar Birliği verilerine göre ülkemizde on bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa Kitap Kurdu sayılıyor..
    Düşünme ve kitap okumaya ayrılan vakit açısından Türkiye’nin karnesi çok zayıf…
    Son söz;
    Karnesi zayıf olan öğrenci sınıfta kalır, çalışırsa sadece bir yıl kaybeder.
    Karnesi zayıf ulus ise medeniyet sınıfında kalır ve bunun telafisi yoktur.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi