Gece Namazının Faziletleri

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Gece Namazının Faziletleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Gece Namazının Faziletleri






    Soru: gece namazının faziletleri hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgi verirmisiniz ?







  2. 2
    Asel
    Özel Üye





    Cevap:
    Gece Namazının Faziletleri

    Gece Namazının Fazileti Hakkında Bilgi



    Hamd, Allah'adır. Kainatı yoktan vareden, onu eşsiz bir şekilde yaratan ve yaradılışını yerli yerinde kılan Allah'a hamdolsun. O, kullarına iki yol göstermiştir. Bir grup mutlu olmuş, bir grup da mutsuz olmuştur. O'na hamdeder ve O'na şükrederim. O'na, kendisine yaraşır şekilde şükrederim. O sürekli şükredilmeye layıktır. Boyun eğip kulluk ederek şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki efendimiz ve nebimiz Muhammed, O'nun kulu ve rasulüdür. O, Rabbinden en çok korkan ve en takvalı olandır. Allah O'na, ailesine, fazilette öne geçen sahabilerine, tabiine ve iyilikle onlara uyanlara, Allah'ın dinine gerçekten yardım edenlere salât ve selam eylesin, onları mübarek kılsın.
    Bundan sonra. Ey insanlar!. Sizlere ve kendi nefsime Allah azze ve celle'den hakkıyla korkmayı tavsiye ederim. Allah'dan hakkıyla korkun. Allah'a itaat ederek; çokça zikrederek, şükrederek ve güzelce ibadet ederek O'na yaklaşın. Nimetlerini itiraf ederek ve yarattıklarına iyi davranarak O'nun sevgisini kazanmaya çalışın. Rahatta iken O'nu hatırlayın ki, sıkıntıda iken de O sizi hatırlasın. Şüphesiz siz boşyere yaratılmadınız ve başıboş bırakılmadınız. Bugün korkan yarın emniyette olur. kazançlı kimse, fani olanı verip karşılığında baki olanı satın alandır. Zarar eden kimse ise, kulakları çirkin seslerle dolduran ve dünyayı tercih edendir.
    Ey müslümanlar! Tarihi okuyan ve milletlerin hallerine bakan bu çağın insanlığın yaşadığı en kanlı, en yıkıcı hoşgörüsüz bir çağ olduğunu görür. Dikkate değer, hayret edilecek bir başka şey ise bunun, ilimlerin ve kültürün, eğitimin, buluşların ve keşiflerin görülmemiş bir kuvvete ulaştığı bir vakitte olmasıdır. Bugün dünyanın yaşadığı maddi ilerleme inkar edilemez bir gerçektir. Bu ilerlemenin iletişim ve ulaşım alanlarında, araç-gereç ve teknikte, sağlık ve eğitimde yararlı etkileri ve hayırlı sonuçları vardır. İnsanların hayatında bunların olumlu etkileri görülmektedir. Fakat görülen bütün bu yararlı sonuçlarla birlikte bu çağ acımasızlık ve vahşette en büyük çağdır.
    Aydınlanmanın, yıkıcılığa yolaçması şaşılacak bir durumdur. Fakat bu şaşkınlık; müslümanın, Allah azze ve celle'nin şu kavline başvurmasıyla ortadan kalkar: (Dünya hayatından görünen kısmı bilirler. Fakat ahiretten yana gafil olanların tâ kendileridir onlar.) (30/er-Rûm/7)
    Ahiretten gafil oldular ve Rablerini unuttular. Görevlerinin gerçek anlamını bilemediler. Kendileri için kanun koydular ve koydukları hükümlerde keyfi davrandılar. Büyük bir küstahlıkla haddi aştılar.Zekalarını, yıkıcı silahlar üretmek ve zengin kaynakları haksız bir rekabetle elde edebilmek için çalıştırdılar. İlimlerini ve buluşlarını bu yönde kullandılar.
    Durup düşünmeyi gerektiren şey şu ki bütün bu çabaların yeryüzünde bu alanlarda sarfedilen rekabet ve uğraşların yarısından daha azı Allah'a karşı edepli olmak ve O'na saygı için, O'nun rızasını kazanmak için sarfedilseydi insanlar topluca dünya ve ahireti kazanırlardı. Emniyet içinde olurlar, üstlerindeki ve ayaklarının altındaki nimetlerden yerlerdi. Fakat onlardan çoğu inkar etti ve zulmetti, eziyet etti ve bozgunculuk yaptı. Savaşlar çıkardı, çatışmalar alevlendirdi. Ekonomik ve siyasal sorunları körükledi. Milletleri zayıflattı ve hakları çiğnedi. Ve yaptıkları ile cezalandırıldı. Hala da yaptıkları dolayısıyla başlarına felaketler gelmektedir.
    İslam ehli bu mübarek ayda şunu ilan ederler. Doğruluk ve ıslah, ancak kalbin doğruluğu ve bilinmeyenleri bilen Allah ile bağ kurması ile mümkün olur. İbadette ve hükümde Allah'a tam olarak boyun eğmedikçe asla doğruluk ve ıslah olmaz ve olmayacaktır.
    İslam'da ibadet geniş manaları olan bir kavramdır. Samimi bir iman ve salih bir ibadettir. (De ki: "Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur.") (6/el-En'âm/162-163) (Erkek olsun kadın olsun, kim mü'min olduğu halde salih amel işlerse Biz şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız. Ve bunları elbette işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandıracağız.) (16/en-Nahl/97) Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. (Andolsun asra ki, gerçekten insan ziyandadır. İman eden, salih ameller işleyen, birbirine hakkı tavsiye eden ve birbirine sabrı tavsiye edenler müstesnâ.) (103/el-Asr/1-3)
    Bütün bunlardan sonra Allah'a güvenerek ve en güzel şekilde O'na tevekkül ederek hayata hakim olmak ve sebeplere sarılmak gelir. Bunu Allah'ın kelimesi en üstte olsun diye ve fitne kalmayıp dinin hepsi Allah'a ait olsun diye Allah yolunda kullanmalıdır.
    Ey müslüman kardeşler! İnsan zayıftır. Rabbi ile bağ kurduğu zaman dışında gücü yoktur. İnsan, şer güçlerle karşılaşır. Şehvetlere ve hırslara karşı koymada direnç gösteremez. Azgınlığa karşı savaşamaz. Yolu uzar ve hedef uzaklaşır. Bu, şiddetli dalgalar ve akımlar karşısında Allah'a sığınmaktan ve O'na sarılmaktan başka kurtuluşu yoktur. Ey müslümanlar! Müslümanların bu günlerde (Ramazan'da) yaşadığı değerli vakitler dolayısıyla İslam'daki ibadetlerin en önemlisi ve Allah subhanehu ile bağı en büyük olanı hakkında konuşmak gerekir. Bu, nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in, işler zorlaştığı zaman sığındığı, gözünün nuru olan ibadettir. Namaz, yollar daralınca bitmeyen bir hazine ve coşan bir kaynaktır. İşler yoluna girer ve hayatın coşkusu artar: "Ey Bilal! Namaz için kamet et ve bizi namazla rahatlat."
    Namaz, İslam'ın direğidir. Allah'ın izniyle tevbe edenlerin ve korkanların sığınağıdır. İbadet edenlerin nurudur. Namazın nuruyla kalplerin pası silinir. Zikirleri ile gaflet perdesi aralanır. Sırları ve etkisiyle yüzler nurlanır. Kimin imanı kuvvetli ise namazı daha güzel, ibadeti daha uzun ve inancı daha büyüktür. Ebu Hüreyre Radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Namaz en hayırlı ibadettir. Kim onu daha fazla çoğaltabilirse çoğaltsın." Bu hadisi, Taberani el-Evsat'ta rivayet eder. İsnadı hasendir.
    Allah'ın kulları! Gece namazı ve seherlerde teheccüd kılmak yücelerin yücesi Allah ile bağın görkemli bir kulluk suretinde ortaya çıkması içindir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih olarak rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurulur: "Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır." Bu hadisi Müslim, Sahih'inde Ebu Hüreyre kanalıyla rivayet eder. İlim ehlinden bir çoğu bu konuda icma olduğunu bildirmiştir. En büyük önder ve en yüce örnek nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ayakları parçalanıncaya kadar gece namazı kılardı. Bunu Buhari ve Müslim rivayet eder.
    Ramazanda ise diğer aylardan daha çok ibadete gayret ederdi. Ramazan'ın son on günü girince gecelerini ihya eder, ailesini uyandırır ve izarını sımsıkı bağlardı. "Kim Ramazanda inanarak ve karşılığını Allah'dan bekleyerek gece ibadetine kalkarsa geçmiş günahları bağışlanır." "Her gecenin son üçte biri kalınca Rabbimiz dünya semasına iner ve "Ben hükümdarım. Bana dua edene icabet edeyim. Benden isteyene vereyim. Benden bağışlanma dileyeni bağışlayayım" der." Amir b. Abse radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kulun Rabbine en yakın olduğu an gecenin sonudur. O saatte Allah'ı zikredenlerden olabilirsen ol." Hatta gecede bir vakit vardır ki, müslüman bir kul o vakitte Allah'dan bir şey isterse mutlaka verilir. Bu saat her gecede vardır.
    Gece namazıyla -Allah'ın izniyle- ölü kalpler dirilir. Körelen arzular bilenir. Gece namazı Allah'a yakınlıktır. Kötülükleri siler ve günahlara keffaret olur. Hadis-i Şerif'te şöyle buyurulur: "Gece namazına sarılın. Çünkü o sizden önceki salihlerin alışkanlığıdır." Vehb b. Münebbih Rahimehullah şöyle der: "Gece namazıyla değersiz kimse değerlenir ve zillet içinde bulunan kimse izzet sahibi olur. Gündüz oruç, sahibinin şehvetlerini kırar. Mü'min için cennetten başka rahat yoktur." İbni Abbas radıyallahu anhuma şöyle der: "Kim Allah'ın Kıyamet Günü, uzunca bekleyişi kendisine kolaylaştırmasını isterse Allah onu, gece karanlığında secde eder ve kıyamda dururken, Ahiret'ten sakınır ve Rabbi'nin rahmetini dilerken görsün."
    Rahman'ın seçkin kulları, geceleri Rablerine secde eder ve kıyamda dururlar. Nefislerini yumuşak yataklardan çekip alırlar. Allah ile başbaşa kalmayı, Allah'ın vadettiğini ummayı ve tehdidinden korkmayı tercih ederler. ((O mu), yoksa ahiretten korkarak, Rabbinin rahmetini umarak, gece saatlerinde kıyamda durarak, secde ederek itaatte bulunan kimse mi daha (hayırlıdır)?.) (39/ez-Zümer/9)
    Allah'ın çokça ibadet eden ve takvalı kulları vardır. Gecenin çok azında uyurlar. Seherlerde Allah'dan bağışlanma dilerler. Gece namazının, onların yanında esrarı vardır. Zikirlerin onların gönlünde bir tadı vardır. Yakarmanın onların yanında bir lezzeti vardır. Ebu Süleyman ed-Darani Rahimehullah şöyle der: "Gece ibadet edenler geceleyin, eğlence düşkünlerinin eğlenceden aldıkları zevkten daha fazla zevk alırlar. Gece olmasaydı, dünyada hiç kalmak istemezdim." İbni Ömer Radıyallahu anhuma'ya ölüm gelince şöyle der: "Gece ibadetinden ve gece namazından başka dünyadan birşeyi özlemiyorum."
    Gece namazı, hayatın karmaşasından kurtuluştur. Cömertlerin en cömerdi Allah celle ve alâ ile bağ kurmak ve Allah'ın ihsanını ve fazlını almaktır. Gece ibadetine kalkanlar kabir yalnızlığını ve Diriliş Günü'nün korkularını hatırlar. Kabirlerdekinin çıkarıldığı ve göğüslerde gizlenenlerin ortaya döküldüğü günü hatırlar. Bu nedenle Katâde rahimehullah şöyle der: "Hiç bir münafık geceyi ibadetle geçirmez."
    Onlar Allah'ın salih kullarıdır: (Yanları yataklarından uzak kalır. Rablerine, korkarak ve ümit ederek dua ederler. Onlara verdiğimiz rızıktan da infak ederler. Onlara o işlediklerine mükafat olmak üzere, gözleri kamaştıran ne nimetler gizlendiğini hiçbir kimse bilmez.) (32/es-Secde/16-17) Amaçları farklı ve istekleri çeşitli de olsa gece onların pınarı ve kaynağıdır: (Her topluluk kendi su alacağı yeri öğrenmişti.) (2/el-Bakara/60) Biri, dua edip yalvarmaktan hoşlanır. Diğeri ihsan sahibidir, dereceleri artar ve hayırda yarışır. Bir başkası ise günahkardır; bağışlanma dileyerek yakarır ve günahına ağlar. İsteğinde ısrar eder. Kurtuluşu isteyen bir isyankardır. Hataları ve kötü davranışları dolayısıyla özür diler.
    Hepsi Rablerine dua ederler. Korkarak ve ümit ederek Rabbinden ister. Allah da onlara nimetlerinden verir ve onları seçkin kullarından kılar. onlar ne kadar da azdır. Geceleyin az bir uyku ile yetinirler. Namaz ve Kur'an ile, zikir ve oruç ile meşgul olurlar. Bu onların arzusudur. Şu yüce ayeti iyice anlamaya çalışın: (Gecenin bir kısmında O'na secde et. Gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et. Gerçekten bunlar o çarçabuk geçeni (dünyayı) severler ama çok ağır bir günü (ahireti) de arkalarına atarlar.) (76/el-İnsan/26-27)
    Gece; ibadet ve dua ehlinden beklentisi yüksek olanların meydanıdır. Hayat yolculuğunun salih bir azığıdır. Dünya hayatını isteyenler ise beklentisi küçük olanlardır. Dünya hayatında boğulurlar ve geriye zor bir gün bırakırlar. Bu konuda geçmiş alimlerden biri şöyle der: "Gece uyuyan ve gündüz eğlenen nasıl olur da hesabın kötü olmasından kurtulmayı ümit eder?!" Bu çağın insanlarının çoğunun eğlencesi Allah korusun gece ve gündüz sürmektedir.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi