Hz Muhammed'in Faziletleri

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Hz Muhammed'in Faziletleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Hz Muhammed'in Faziletleri






    Soru: hz muhammed "sav" in faziletleri nelerdir ayrıntılı bir şekilde bilgiler verir misiniz ?







  2. 2
    Asel
    Özel Üye





    Cevap:
    Hz Muhammed'in Faziletleri

    Muhammed aleyhisselamın faziletleri




    1- Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır.
    2- Allahü teâlâ, onun ismini Arşa, Cennetlere ve yedi göklere yazmıştır.
    3- Hindistanda yetişen bir gülün yapraklarında (Lâ ilahe illallah Muhammeden resûlullah) yazılıdır.
    4- Basra şehrine yakın bir nehirde tutulan balığın sağ tarafında Allah, sol tarafında Muhammed yazılı görülmüştür. Bunlara benzeyen vakalar çoktur. Bu fakir, Hüseyin Hilmi Işık, 1975 Londrada basılmış olan (A History of Fishes) kitabının, ikiyüzüncü sahifesinde kuyruğunda Kurân harfleri ile (Şânullah) yazılı balığın resmini gördüm. Verilen bilgide, kuyruğun diğer tarafında (Lâ ilâhe illallah) yazılı olduğu bildiriyordu.
    5- Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır.
    6- Meleklerin Hazreti Âdeme karşı secde etmeleri için emr olunması, alnında Muhammed aleyhisselâmın nûru bulunduğu için idi.
    7- Âdem aleyhisselam zamanında namaz için okunan ezanda, Hazreti Muhammedin ismi de söylenirdi.
    8- Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emr etti ki, Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa, ona iman etmeleri için ümmetlerinize de emr ediniz!
    9- Tevratda, İncilde ve Zeburda Muhammed aleyhisselâmın ve dört Halîfesinin ve eshabından ve ümmetinden bâzılarının isimleri bildirilmiş ve meth olunmuşlardır. Allahü teâlâ, kendinin Mahmud isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine isim koymuştur. Allahü teâlâ, kendi isimlerinden Rauf ve Rahim isimlerini Habibine de vermiştir.
    10- Dünyaya geldiği zaman melekler tarafından sünnet edilmiştir.
    11- Dünyaya geleceği zaman çok büyük alâmetler görülmüştür. Tarih ve mevlit kitablarında yazılıdır.
    12- Dünyaya gelince, şeytanlar göke çıkamaz, meleklerden çalamaz oldular.
    13- Dünyaya geldiği zaman yeryüzündeki bütün putlar, tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler.
    14- Beşiğini melekler sallardı.
    15- Beşikte iken gökteki ay ile konuşurdu. Mübârek parmağı ile işâret ettiği tarafa meyl ederdi.
    16- Beşikte iken konuşmaya başladı.
    17- Çocuk iken, açıklarda gezerken, başı hizâsında bir bulut da birlikte hareket ederek gölge yapardı. Bu hal, Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti.
    18- Üç yaşında iken ve kırk yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve elliiki yaşında mîraca götürülürken, melekler göğsünü yardı. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar.
    19- Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mühürü vardı. Muhammed aleyhisselâmın ise sol kürekteki deri üzerinde, kalbi hizâsında idi. Cebrail aleyhisselâm kalbini yıkayıp göğsünü kapadığı zaman, Cennetten getirdiği mühür ile sırtını mühürlemişti.
    20- Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.
    21- Aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü.
    22- Sevr (öküz) burcunun yanında bulunan (Süreyya) denilen yıldız kümesindeki yedi yıldızı gözleriyle görüp sayısını bildirmiştir. Bu yıldız kümesine Pervin ve Ülker de denilmektedir.
    23- Tükürdüğü acı suları tatlı yaptı. Hastalara şifa verdi. Bebeklere süt gibi gıda oldu.
    24- Gözleri uyurken, kalbi uyanık olurdu. Bütün Peygamberler de böyleydi.
    25- Ömründe hiç esnemedi. Bütün Peygamberler de böyleydi.
    26- Teri gül gibi güzel kokardı. Bir fakir kimse, kızını evlendirirken, kendisinden yardım istemişti. O anda verecek şeyi yoktu. Küçük bir şişeye terinden koydurup verdi. O kız, yüzüne, başına sürünce, evi misk gibi kokardı. Evi (güzel kokulu ev) adı ile meşhur oldu.
    27- Orta boylu olduğu halde, uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.
    28- Güneş ve ay ışığında yürüyünce, gölgesi yere düşmezdi.
    29- Bedenine ve elbisesine sinek, sivri sinek ve başka böcekler konmazdı.
    30- Çamaşırlarının ne kadar çok giyse, hiç kirlenmezdi.
    31- Her yürüdüğü zaman, arkasından melekler gelirdi. Bunun için, Eshâbını önünden yürütür, arkamı meleklere bırakın derdi.
    32- Taş üstüne basınca, taşta ayağının izi kalırdı. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı. Açıkta abdest bozduğu zaman, yer yarılıp bevi ve benzerleri toprak içinde kalırdı. Oradan etrâfa güzel kokular yayılırdı. Bütün Peygamberler de böyle idi.
    33- Hacamat kanından içenler oldu. Bunu işitince, (Cehennem ateşi onu yakmaz) buyurdu.
    34- Büyük bir mûcizesi de mîraca götürülmesidir. Burak denilen Cennet hayvanı ile Mekkeden Kudüse götürüldü. Oradan göklere ve Arşa götürüldü. Kendisine acâyip şeyler gösterildi. Allahü teâlâyı baş gözü ile gördü. Bir anda tekrar evine getirildi. Mirac mûcizesi, başka hiçbir peygambere verilmedi.
    35- Ona salât ve selâm okumaları ümmetine farz oldu. Allahü teâlâ ve melekler de, ona salât ve selâm etmektedir.
    36- İnsanlar ve melekler içinde en çok ilm ona verildi. Ümmi olduğu halde, yâni kimseden birşey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ ona herşeyi bildirmiştir. Âdem aleyhisselâma herşeyin ismi bildirildiği gibi, Ona herşeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir.
    37- Ümmetinin isimleri, cisimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi.
    38- Aklı bütün insanların aklından daha çoktur.
    39- İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi ona ihsan olundu. Büyük şâir Ömer İbnil Fârid'a (Resûlullahı niçin meth etmedin) dediklerinde, onu meth etmeye gücüm yetmiyeceğini anladım, Onu meth edecek kelime bulamadım demiştir.
    40- Kelime-i şehâdette, ezanda, ikâmetde, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda, bâzı ibâdetlerde ve hutbelerde, nasihat yapmakda, sıkıntılı zamanlarda, kabirde, mahşerde, Cennetde ve her mahlûkun lisanında Allahü teâlâ, O'nun ismini kendi isminin yanına koymuştur.
    41- Üstünlüklerinin en üstünü, Habibullah olmasıdır. Allahü teâlâ, O'nu kendisine sevgili, dost yapmıştır. O'nu herkesten, her melekten daha çok sevmiştir. (İbrâhimi Halil yaptım ise, seni kendime Habîb yaptım) buyurmuştur.
    42- (Sana, râzı oluncaya kadar, [yeter deyinceye kadar] her dilediğini vereceğim) âyeti, Allahü teâlânın Peygamberine bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, şerîat ahkâmını, düşmanlarına karşı yapdım ve galebe ve ümmetine fetihler, zaferler ve kıyâmetde her türlü şefâat ve tecellîler ihsan edeceğini vâd etmektedir. Bu âyet geldiği zaman, Cebrâil aleyhisselâma bakarak, (Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına râzı olmam) buyurdu.
    43- Gece, gündüz, uyanık iken, uykuda iken, yalnız iken, çoklukda iken, yolculukta iken, evde iken, harpde iken, gülerken, ağlarken mübârek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi. Bâzı zamanlarda ise, yalnız Allah ile idi. Dünyadaki vazifelerini yapabilmek için, zevcesi Hazreti Âişenin yanına gelip, (Ey Âişe! benimle konuş da kendime geleyim) der, ondan sonra Eshâbına nasîhat ve irşad etmeye giderdi. Sabah namâzının sünnetini evinde kılıp, Hazreti Âişe ile bir miktar konuştukdan sonra, Eshâbına farzı kıldırmak için mescide giderdi. Bu hal hasâis-i peygamberidir. Hazreti Âişe ile konuşmadan dışarı çıksa idi, ilâhi tecellilerinden ve nurlardan dolayı, yüzüne kimse bakamazdı.
    44- Allahü teâlâ, Kurânı kerimde, her Peygamberi O'nun ismi ile bildirmiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise, ey Resûlüm, ey peygamberim diyerek bildirmiştir.
    45- Gâyet açık, kolay anlaşılır olarak konuşurdu. Arabî lisanının her lehçesi ile konuşurdu. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevap verirdi. İşitenler hayran olurlardı. (Allah beni çok güzel yetiştirdi) buyurdu.
    46- Az kelimelerle çok şey anlatırdı. Yüz binden ziyâde hadis-i şerifi, onun (Cevâmi-ul kelim) olduğunu göstermektedir. Bâzı âlimler dediler ki, Muhammed aleyhisselâm, islâm dîninin dört temelini, dört hadisle bildirmiştir. Bunlar: (Ameller niyete göre değerlendirilir) ve (Helal meydandadır, harâm meydandadır) ve (Dâvâcının şâhid göstermesi ve dâvalının yemin etmesi lâzımdır) ve (Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikçe, imânı kâmil olmaz). Bu dört hadisden birincisi, ibâdet bilgilerinin, ikincisi, muâmelât bilgilerinin, üçüncüsü, husûmât, yâni adâlet işlerinin ve siyâset bilgilerinin, dördüncüsü de, âdâp ve ahlâk bilgilerinin temelidir.
    47- Muhammed aleyhisselâm mâsum idi. Bilerek ve bilmeyerek büyük ve küçük, kırk yaşından evvel ve sonra, hiçbir günah işlememiştir. Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir.
    48- Müslümanların namazda otururken (Esselâmü aleyke ayyühünnebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak, Muhammed aleyhisselâma selâm vermeleri emr olundu. Namazda başka bir Peygambere ve meleklere karşı söylemek câiz olmadı.
    49- Rütbeyi, saltanatı istememiş, Peygamberliği, fakirliği dilemiştir. Bir sabah Cebrâil aleyhisselâm ile konuşurken bu gece evimizde yiyecek bir lokmamız yokdu buyurdu. O anda, İsrâfil aleyhisselâm gelip (Allahü teâlâ söylediğini işitti ve beni gönderdi. İstersen her elini sürdüğün taş altın olsun, gümüş olsun, zümrüt olsun. İstersen melek olarak Peygamberlik yap) dedi. Resûlullah üç kere (Kul olarak Peygamberlik istiyorum) dedi.
    50- Başka Peygamberler belli bir zamanda, belli bir memleketde Peygamberlik yaptı. Muhammed aleyhisselâm ise, yer yüzündeki bütün insanlara ve cinne kıyâmete kadar Peygamber olarak gönderilmiştir. Meleklerin de, hayvanların da, nebatların da, cansızların da, kısaca bütün mahlûkların peygamberi olduğunu bildiren âlimler de vardır.
    51- Bütün varlıklara rahmeti, faydası yayılmıştır. Müminlere faydası meydandadır. Başka Peygamberlerin zamanındaki kâfirlere, dünyada azablar yapılır, yok edilirlerdi. O'na îman etmeyenlere dünyada azâb yapılmadı. Birgün, Cebrâil aleyhisselâma (Allahü teâlâ, benim âlemlere rahmet olduğumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasîb oldu mu?) dedi. Cebrail de (Allahın büyüklüğü dehşeti karşısında, sonumun nasıl olacağından hep korku içindeydim. Sana, emin olduğumu bildiren ayeti getirince, bu müthiş korkudan kurtuldum. Bundan büyük rahmet olur mu?) dedi.
    52- Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın râzı olmasını istemiştir.
    53- Başka Peygamberler, kâfirlerin iftirâlarına kendileri cevap vermiştir. Muhammed aleyhisselâma yapılan iftirâlara ise, Allah cevap vererek, O'nun müdâfaasını yapmıştır.
    54- Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin sayısı, başka peygamberlerin ümmetlerinin sayıları toplamından daha çoktur. Onlardan daha üstün ve daha şereflidirler. Cennete gideceklerin üçte ikisinin bu ümmetten olacağı, hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.
    55- (Mevâhibi Ledünniyye) de diyor ki, (Ümmetimin dalâlet üzerinde birleşmemelerini Rabbimden diledim, Kabul eyledi) hadisi meşhurdur. Başka bir hadisi şerifte (Allahü teâlâ sizi üç şeyden korumuştur. Bunlardan biri, dalâlet üzerinde birleşmekten korumuştur) buyurdu. Hakkı, doğruyu bulmak için çalışırlarken, ihtilâfa düşerler. Bu çalışmaları ise, rahmete sebep olur. Bu hadisi iki kimse inkâr etmiştir: Biri Mâcin, ikincisi Mülhiddir. Mâcin, dini dünya kazancına âlet eden hilecidir. Mülhid de, Âyeti kerimelere dünya çıkarlarına göre mâna vererek kâfir olan sapıktır. Yahya bin Said diyor ki, İslâm âlimlerim kolaylaştırıcıdırlar. Bir işe, birisi halâl demiş, başkası harâm demiştir. Sâlih insanlar için halâl dediklerine, fesad zamanında harâm demişlerdir. Hadisde bildirilen üç şeyden ikincisi, sâri [bulaşıcı] hastalıktan ölen, şehid sevabına kavuşur. Üçüncüsü, iki kimse, bir müslüman için, hayırlıdır [iyi biliriz] diyerek şâhid olursa, o müslüman Cennete gider.
    Yukardaki hadisi şerifler gösteriyor ki, (İcmâi ümmet) yâni, müctehid denilen âlimlerin sözbirliği, (Edillei şeriyye) dendir. Yâni, din bilgilerinin dört kaynağından birisidir ve dört mezheb haktır. Mezhebler, müslümanlar için Allahın rahmetidirler.









  3. 3
    Asel
    Özel Üye
    56- Resûlullaha verilecek sevaplar, diğer Peygamberlere verilecek sevaplardan kat kat ziyâdedir. Makbul bir ibâdet ve hayırlı bir iş işleyene verilen sevap kadar bunun hocasına da verilecektir. Hocasının hocasına dört misli, onun hocasına sekiz misli, onun da hocasına onaltı misli olmak üzere, Resûlullaha kadar her hocaya talebesinin iki misli sevap verilecektir. Meselâ yirminci hocasına beşyüz yirmi dört bin ikiyüz seksensekiz sevap verilecektir. Muhammed aleyhisselâma, Ümmetinin herbir işinden verilecek olan sevapların sayısı, bu hesâba göre düşünülürse, hepsinin miktârını Allahü teâlâdan başka kimse bilemez. Selefi Sâlîhinin, sonra gelenlerden daha efdal, daha üstün oldukları bildirildi. Sevap sayısı bakımından bu üstünlük meydandadır.
    57- Kendisini ismi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak, uzaktan kendisine seslenmek, yolda önüne geçmek harâm edilmiştir. Başka Peygamberlerin ümmetleri, kendilerini isimleri ile çağırırdı.
    58- İsrâfil aleyhisselâm da Muhammed aleyhisselâma çok kere gelmiştir. Başka Peygamberlere yalnız Cebrail aleyhisselâm gelmiştir.
    59- Cebrail aleyhisselâmı melek şeklinde iki kere görmüştür. Başka hiçbir Peygambere melek şeklinde görünmemiştir.
    60- Kendisine Cebrail aleyhisselâm yirmidört bin kere gelmiştir. Başka Peygamberlerden en çok olarak Mûsa aleyhisselâma, dört yüz kere gelmiştir.
    61- Allahü teâlâya Muhammed aleyhisselâm ile and vermek câiz olup, başka Peygamberlerle ve meleklerle câiz değildir.
    62- Muhammed aleyhisselâmdan sonra, zevcelerini başkalarının nikâhla almaları haram edilmiş, bu bakımdan müminlerin anneleri oldukları bildirilmiştir. Başka Peygamberlerin zevceleri kendilerine yâ zararlı olmuş veyâ fâidesiz olmuşlardır. Muhammed aleyhisselâmın zevceleri ise, dünya ve âhiret işlerinde, kendisine yardımcı olmuşlar, fakirliğe sabr etmişler, şükr etmişler ve şerîati yaymakta çok hizmet etmişlerdir.
    63- Resûlullahın kızları ve zevceleri, dünya kadınlarının en üstünüdür. Eshâbının hepsi de, Peygamberlerden başka, bütün insanların en üstünleridir. Şehirleri olan Mekke-i mükerreme ve sonra Medine-i münevvere, yer yüzünün en kıymetli yerleridir. Mescid-i şerîfinde kılınan bir rekat namaza, bin rekat sevâbı yazılır. Başka ibâdetler için de böyledir. Kabri ile minberi arası, Cennet bahçesi gibi kıymetlidir. (Öldükten sonra beni ziyaret eden, diri iken etmiş gibidir. Harameynden birinde ölen bir mümin, kıyamet günü emin olarak diriltilir) buyurdu. Mekke ve Medine şehirlerine (Harameyn) denir.
    64- Neseb ve sebep bakımından, yani kan ve nikâh bakımından olan akrabâlığın kıyâmette faydası yoktur. Resûlullahın akrabâsı bundan müstesnâdır.
    65- Herkesin soyu oğlundan ürer. Hazreti Muhammed aleyhisselâmın soyu ise, kızı Fâtımadandır.
    66- O'nun isimini taşıyan müminler Cehenneme girmeyecektir.
    67- O'nun her sözü, her işi doğrudur. Her ictihâdı, Allahü teâlâ tarafından doğrulanır.
    68- Onu sevmek herkese farzdır. (Allahı seven, beni sever) buyurmuştur. Onu sevmenin alâmeti, şerîatine, tarîkına, sünnetine ve ahlâkına uymaktır. Kurânı Kerimde (Bana uyarsanız, Allah sizi sever) demesi emr olundu.
    69- Onun Ehl-i beytini sevmek vâcibtir. (Ehl-i beytime düşmanlık eden münâfıktır) buyurmuştur. Ehl-i beyt, zekât alması harâm olan akrabâsıdır. Bunlar, zevceleri ve dedesi Hâşimin soyundan olan müminlerdir ki, Alînin, Ukaylin, Cafer Tayyarın ve Abbasın soyundan olanlardır.
    70- Eshâbının hepsini sevmek vâcibdir. (Benden sonra, eshâbıma düşmanlık etmeyiniz! Onları sevmek, beni sevmektir. Onlara düşman olmak, bana düşman olmaktır. Onları inciten beni incitmiş olur. Beni inciten de, Allahı incitir. Allahü teâlâ, kendisini incitene azâb yapar) buyurdu.
    71- Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâma, gökte iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır. Bunlar Cebrail, Mikâil ve Ebubekir ve Ömerdir.
    72- Her insanın cinden arkadaşı vardır. Bu şeytan kâfirdir. İnsanı aldatarak, vesvese vererek, îmamını almaya, günah yaptırmaya çalışır. Resûl aleyhisselâm, kendi arkadaşı olan cinniyi îmâna getirmiştir.
    73- Erkek, kadın, büyük yaşta vefat eden herkese kabrinde Muhammed aleyhisselâm sorulacaktır. Rabbin kimdir denildiği gibi, Peygamberin kimdir de denilecektir.
    74- Muhammed aleyhisselâmın hadis-i şerîflerini okumak ibâdettir. Okuyana sevap verilir. Hadîs-i şerif okuman için, abdest almak, temiz elbise giymek, güzel koku sürünmek, hadis kitabını yüksek bir yere koymak, okuyanın dışardan gelenler için ayağa kalkmaması ve dinleyenlerin birbirleriyle konuşmamaları müstehabdır. Hadîs-i şerifleri devamlı okuyanların yüzleri nurlu, parlak ve güzel olurlar. Kurân-ı kerim okurken de, bu edepleri gözetmek lâzımdır.
    75- Resûlullah vefat edeceği zaman, Cebrail aleyhisselâm gelip, Allahü teâlâdan selâm getirdi ve hatırını sorduğunu söyledi. Vefat edeceğini bildirdi. Kendisi ve ümmeti için çok müjdeler verdi.
    76- Mübârek rûhunu almak için, Azrail aleyhisselâm, insan şeklinde geldi. İçeri girmek için izin istedi.
    77- Kabrinin içindeki toprak, her yerden ve Kâbeden [ve Cennetlerden] daha efdaldir.
    78- Kabirde, bilmediğimiz bir hayatla diridir. Kabirde Kurânı Kerim okur, Namaz kılar, Bütün Peygamberler böyledir.
    79- Dünyanın her yerinde Resûlullaha salavat okuyan müslümanların selâmlarını işiten melekler, kabrine gelip haber verirler. Kabrini hergün binlerce melek ziyâret eder.
    80- Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. Bunları yapanları da görür. Günah işleyenlerin afv olunması için dua eder.
    81- Kabrini ziyâret etmek, kadınlara da müstehabdır. Başka kabirleri ise, yalnız tenha zamanlarda ve örtülü ziyaret etmeleri câizdir.
    82- Diri iken olduğu gibi, vefâtından sonra da, dünyanın her yerinde, her zaman o'na tevessül edenlerin, yâni onun hatırı ve hurmeti için isteyenlerin duâsını Allahü teâlâ kabul eder. Bir köylü, türbesi yanına gelip (Yâ Rabbî! Köle âzâd etmeyi emr ettin. Bu senin peygamberindir. Ben de, kölelerinden biriyim. Peygamberinin hurmeti için, beni Cehennem ateşinden âzâd et!) dedi. (Ey kulum! Niçin yalnız kendinin âzâd olmasını istedin? Bütün kullarımın âzâd olmalarını niçin istemedin? Haydi git! Seni Cehennemden âzâd ettim) sesi işitildi. Evliyânın meşhurlarından Hâtem-i Asam, Resûlullahın türbesinin yanında durup, (Yâ Rabbi! Peygamberinin kabrini ziyaret ettim. Beni, eli boş olarak çevirme!) dedi. (Ey kulum! Habibimin kabrini ziyâret etmeni kabul ettim. Seni ve seninle beraber ziyâret edenleri mağfiret ettim) sesi işitildi. İmâm-ı Ahmed Kastalânî Hazretleri diyor ki, birkaç sene hastalık çektim. Doktorlar çâresini bulamadı. Mekkede bir gece Resûlullaha çok yalvardım. O gece rüyâda bir kimse gördüm. Elindeki kâğıtta, (Burada Ahmed Kastalânînin hastalığı için, Resûlullahın izni ile ilâç yazılmıştır) okudum. Uyandığımda hastalığım kalmamıştı. Kastalânî yine diyor ki, bir kızcağız sara hastalığına yakalanmıştı. İyi olması için Resûlullaha çok yalvardım. Rüyamda bir kimse, kızcağızı hasta yapan cinni bana getirdi. Bunu sana Resûlullah gönderdi dedi. Cinniye darıdım, bağırdım. Kızcağızı incitmeyeceği için bana yemin verdi. Uyandım, Kızcağızın sara hastalığından kurtulduğunu haber aldım.
    83- Kıyâmet günü kabirden ilk önce Resûlullah kalkacaktır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak üzerinde mahşer (toplantı) yerine gidecektir. Elinde (Livâülhamd) denilen bayrak olacaktır. Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Hepsi, bin sene beklemekten sıkılacaklardır. Önce Âdem, sonra Nuh, sonra İbrahim ve Musa ve İsa peygamberlere gidip, hesâba başlanması için şefâat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahdan utandıklarını, korktuklarını söyleyecekler, şefâat edemeyeceklerdir. Sonra, Resûlullaha gelip yalvaracaklardır. Secde edip, dua edecek ve şefâati kabul olacaktır. Önce, onun ümmetinin hesâbı görülecek, önce sıratdan geçecekler ve Cennete gireceklerdir. Her gittiği yeri nurlandıracaklardır. Hazreti Fâtıma sıratdan geçerken (Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor) denecektir.
    84- Altı yerde şefâat yapacaktır. Birincisi, (Makam-ı Mahmûd) denilen şefâatı ile, bütün insanları mahşerde beklemek azâbından kurtaracaktır. İkincisi, şefâatı ile, çok kimseyi hesapsız Cennete sokacaktır. Üçüncüsü, azâb çekmesi lâzım olanları azâbdan kurtaracaktır. Dördüncüsü, günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır. Beşincisi, sevâbı ve günâhı müsâvi olup, (Ârâf) denilen yerde bekleyenlerin Cennete gitmelerine şefâat edecektir. Altıncısı, Cennette olanların derecelerinin yükselmesine şefâat edecektir.
    Şefâati ie hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefâatleri ile de, yetmişer bin kişi hesapsız Cennete gireceklerdir.
    85- Resûlullahın Cennette bulunduğu makamın ismi (vesile)dir. Burası Cennetin en yüksek derecesidir. Cennette bulunan herkese birer dal yetişecek olan (sidretülmüntehâ) ağacının kökü oradadır. Cennettekilere her nimet, bu dallardan gelecektir.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi