Gül veren ellerde gülün kokusu kalır

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Kıssalar - Hikayeler Bölümünden Gül veren ellerde gülün kokusu kalır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    D.K.F.Q
    Usta Üye
    Reklam

    Gül veren ellerde gülün kokusu kalır

    Reklam



    Gül veren ellerde gülün kokusu kalır

    Forum Alev
    Uzun yıllar önce Çin’de Li-Li adlı bir kız, sevdiği gençle evlenir ve
    kocasının annesiyle birlikte oturmaya başlarlar. Bir süre sonra gelin ile
    kayınvalide arasında anlaşmazlık çıkar. Tartışmalar kavgaya dönüşür.
    Kişilikleri taban tabana zıt olan iki kadın arasındaki anlaşmazlık her geçen
    gün biraz daha artar. Çin geleneklerine hiç uygun olmayan bu davranışları
    yüzünden çevrelerinin de tepkisini çekerler. Annesi ile karısı arasında
    kalan genç adam için de huzur bulamadığı evi cehennem haline gelmiştir.

    Artık bir şeyler yapması gerektiğini düşünen Li-Li, babasının eski bir
    arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona
    bitkilerden yaptığı bir karışım hazırlar ve üç ay boyunca her gün azar azar
    kayınvalidesinin yemeklerine koymasını söyler. Zehir az az verileceği için,
    kayınvalideyi gelininin öldürdüğünü kimse anlamayacaktır. Ancak yaşlı adam,
    karışımı genç kadına verirken bir öğütte bulunur:

    “Hiç kimsenin, özellikle de kocanın şüphelenmemesi için bundan sonra
    kayınvalidene çok iyi davran, ona en güzel yemekleri pişir ve saygıda kusur
    etme.”

    Sevinçle eve dönen Li-Li, yaşlı adamın dediklerini aynen uygular, her gün
    birbirinden güzel yemekler yapar ve zehiri azar azar kayınvalidesinin
    tabağına damlatır. Bu arada ona çok iyi davranmayı da ihmal etmez. Bu güzel
    davranışlara kayınvalide de kayıtsız kalamaz ve gelinine kızı gibi
    davranmaya başlar. Barış rüzgarlarının estiği evde huzur hakimdir artık.

    Bir gün Li-Li kayınvalidesini gerçekten sevdiğini anlar. Yaptıklarından
    büyük bir pişmanlık duyar. Yaşlı gözlerle baharatçıya koşarak, yaşlı adama
    zehiri kayınvalidesinin kanından temizleyecek bir iksir vermesi için
    yalvarır. Adam Li-Li’ye bakıp kahkalarla güler ve şöyle der:
    “Sevgili çocuğum, sana verdiğim karışım vitaminlerden oluşuyordu. Öldürmek
    bir yana, olsa olsa kayınvalideni daha da güçlendirmiş oldun. Gerçek zehir
    senin beynindeydi. Sen kayınvalidene iyi davrandıkça o da sana aynı şekilde
    karşılık verdi. Aranızdaki nefret dağılıp, yerini sevgiye bıraktı, böylece
    gerçek bir ana kız oldunuz.”

    Kıssadan hisse: Eski bir Çin atasözü şöyle der; gül veren elde, gül kokusu
    kalır. Sevilen insan; sevgisini, insanlara veren insandır.




  2. 2
    asac
    Emekli

    --->: Gül veren ellerde gülün kokusu kalır

    Reklam



    güzel hikaye duymuştum önceden bir sorum olacak alakalı değil ama ..

    bi aralar afedersiniz maymun çocuk,yılan çocuk.kurbağa çocuk sonra Kur'an ı yere atan kız köpek oldu gibi haberler çıktı bunlar ne kadar gerçektir hepsinin fotolarına baktım gerçek gibiler yılan çocuk maymun çocuk kurbağa çocuk gerçekliğine inandıklarım ama şu Kur'anı yere atan kız gerçek mi? Annesi Kur'an okurken kız yüksek sesle müzik dinliyormuş annesi kısmasını söylemiş kız itiraz etmiş sonra kendisinin susmasını söylemiş ve Kur'an'ı alıp yırtmış ve yere atmış kız yanmaya başlamış annesi üzerine battaniye örtmüş ve battaniyeyi kaldırınca .....!! annesi babası kızın iğne ile öldürülmesini talep etmişler.







  3. 3
    D.K.F.Q
    Usta Üye
    Bilmiyorum..Ama Gerçek Herhalde Kardes







  4. 4
    alicanavar
    Özel Üye
    Alıntı asac Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    güzel hikaye duymuştum önceden bir sorum olacak alakalı değil ama ..

    bi aralar afedersiniz maymun çocuk,yılan çocuk.kurbağa çocuk sonra Kur'an ı yere atan kız köpek oldu gibi haberler çıktı bunlar ne kadar gerçektir hepsinin fotolarına baktım gerçek gibiler yılan çocuk maymun çocuk kurbağa çocuk gerçekliğine inandıklarım ama şu Kur'anı yere atan kız gerçek mi? Annesi Kur'an okurken kız yüksek sesle müzik dinliyormuş annesi kısmasını söylemiş kız itiraz etmiş sonra kendisinin susmasını söylemiş ve Kur'an'ı alıp yırtmış ve yere atmış kız yanmaya başlamış annesi üzerine battaniye örtmüş ve battaniyeyi kaldırınca .....!! annesi babası kızın iğne ile öldürülmesini talep etmişler.
    Size gönderceğim şu yazı inanıyorum ki sorunuzu cevaplandıracaktır.

    LANETLİ KIZ balonu söndü

    Sanal âlemde dinsel konulara ilişkin olarak türetilen efsanelerin ardı arkası kesilmiyor. Samimi dindarları son derece rahatsız eden bu modanın en son örneği durumundaki "çarpılmış genç kız" hikâyesinin de kuyruklu bir yalan olduğu ortaya çıktı.


    Türkiye kamuoyu da dahil olmak üzere İslâm dünyasını aylardır meşgûl eden bu olayın kahramanı heykeltraş Patricia Piccinini'ye ulaşan Yeni Şafak, çirkin bir yalana âlet olmanın şokunu yaşayan Avustralyalı sanatçıdan olayın iç yüzünü öğrendi.

    ALİ MURAT GÜVEN / HABER MERKEZİ

    Geçtiğimiz yıllarda İslâm ülkelerini ayağa kaldıran "Mağara cini fotoğrafı", "Hz. Âdem'in dev iskeleti", "cehennemde kaydedilen sesler" gibi kuyruklu yalanların
    ardından, internet ortamı dinsel inançlar üzerine oynanan sinsi bir oyunun daha arenasına dönüştü. Son birkaç aydır bütün İslâm ülkelerinde âdeta bir kitle histerisi şeklinde yayılan ve ürkütücü şöhreti kısa sürede ülkemize de ulaşan "Kur'an'a saygısızlık ettiği için hayvana dönüşen Ürdünlü genç kız" fotoğrafının, gerçekte Avustralyalı bir sanatçının silikondan yaptığı ilginç görünümlü bir heykele ait olduğu ortaya çıktı.




    Yaz ayları boyunca sayısız internet sitesini arşınlayarak özellikle İslâm ülkelerinde yaşayan milyonlarca kişinin tüylerini ürperten "lanetlenmiş kız" fotoğrafı ve heykeltraş Piccinini'nin sözkonusu heykeli de içinde barındıran
    "Deri Peyzajı" adlı eseri…
    gibi kuyruklu yalanların ardından, internet ortamı dinsel inançlar üzerine oynanan sinsi bir oyunun daha arenasına dönüştü. Son birkaç aydır bütün İslâm ülkelerinde âdeta bir kitle histerisi şeklinde yayılan ve ürkütücü şöhreti kısa sürede ülkemize de ulaşan "Kur'an'a saygısızlık ettiği için hayvana dönüşen Ürdünlü genç kız" fotoğrafının, gerçekte Avustralyalı bir sanatçının silikondan yaptığı ilginç görünümlü bir heykele ait olduğu ortaya çıktı.

    Bir dizi insan-hayvan karışımı canlıyı küçük bir erkek çocuğuyla birlikte tasvir eden bu heykel grubu, ünlü heykeltraş Patricia Piccinini tarafından 2003 yılında tasarlanıp hazırlandı. Halen Sydney'de yaşayan ve sıradışı yapıtlarıyla sık sık uluslararası sergilere davet alan Piccinini'nin anılan çalışmasına ait yakın plan bir fotoğrafı sanatçının internet sitesinden onun izni olmaksızın kopyalayan kimliği belirsiz "tebliğciler", sözkonusu fotoğrafa bir de "çarpılma hikâyesi" ekleyerek bunu sanal âlemde elden ele dolaştırmaya başladılar.

    Konunun kısa süre içinde tartışma forumlarının sınırlarını aşıp paranormal olayların incelendiği "ciddi" sitelere sıçramasıyla birlikte olaydan Piccinini'nin de haberi oldu ve sanatçı kişisel sitesinde öfkeli bir açıklama yayımladı. Ancak, buna karşılık, "çarpılan kız" efsanesi, insanların bu tür dinsel hikâyelere inanmayı içtenlikle arzu etmeleri üzerine geçtiğimiz yaz ayları boyunca hız kesmeden yayılmayı sürdürdü.


    İslâm'ın bu gibi yalanlara ihtiyacı mı var?

    Her ortaya çıkışlarında geniş bir inanan kitlesi toplayan dinsel içerikli kent efsanelerinin, özellikle 2000'li yılların başlarından itibaren ciddi bir artış gösterdiği gözleniyor. İlk çıkış kaynağı genellikle belirlenemeyen ve faillerinin daha etkin bir uluslararası yayılım için interneti başarıyla kullandıkları bu tür paranormal hikâyeler, kimilerine göre "biraz abartılı ögeler (!) içermekle birlikte, insanları ilahî gerçeklere yaklaştıran bir tür tebliğ görevi" üstlenmekteler. Ancak, bu sakat düşünce tarzı istisnasız her seferinde olumsuz sonuçlar doğuruyor ve arka plandaki gerçeklerin ortaya çıkmasıyla birlikte, İslâm adına yola çıkanlar her seferinde İslâm'a izi kolay kolay silinemeyecek türden lekeler sürüyorlar. "Kur'an'a saygısızlık ettiği için çarpılan kızın dramı" gibi vak'alar zayıf olan imânları pekiştirmek adına doğru yöntem olarak kabul edildiği takdirde, benzeri bir başka durum yaşandığında, sözgelimi, "Filistin'de camileri basıp talan eden, Kur'an-ı Kerim nüshalarını yerlere atan İsrail askerlerinin neden olay ânında alev alıp yanmadığı" gibi bir sorunsal da bu kez aynı imânları zedeleyen bir anti-teze dönüşebiliyor. Bu açıdan bakıldığında, sözkonusu yalanları ortaya atan kişilerin samimi dindarlardan ziyade, farklı bir taktikle çalışan "din karşıtları" olma ihtimalleri daha yüksek...

    Dinsel içerikli kent efsanelerine karşı öteden beri ödünsüz bir biçimde tavır alan Yeni Şafak Haber Merkezi, önceki yıllarda da "Birleşik Arap Emirlikleri'nde çekilen cin fotoğrafı", "Hz. Âdem'in Suudi Arabistan'da bulunan dev iskeleti", "Müslüman olan Alman fizikçisi Hans Aiberg", "cehennemde kaydedilen korkunç çığlıklar" ve "Astronot Neil Armstrong'un Ay'da ezan sesi duyup Müslüman olması" gibi başka bazı popüler yalanların da içyüzünü kanıtlarıyla birlikte açığa çıkararak Müslüman kamuoyunun dikkatine sunmuştu.

    "Olay heykel"in tasarımcısı Patricia Piccinini:
    'Fotoğrafı internet sitemden çalmışlar'



    Avustralyalı heykeltraş Patricia Piccinini, sanat dünyasında sıradışı çalışmalarıyla tanınıyor.
    Yeni Şafak'ın, ülkesi Avustralya'dan bağlantı kurarak görüşlerine başvurduğu bayan heykeltraş Patricia Piccinini (40), yapıtı üzerine son aylarda internette ortaya çıkan spekülasyonlardan dolayı tek kelimeyle burnundan soluyor. Olaydan ilk kez geçen Ağustos ayında haberdar olduğunu belirten Piccinini, gazetemize şu açıklamayı yaptı:

    "Doğrusu, bu yalan karşısında söyleyecek söz bulamıyorum. Ben bir sanatçıyım ve dünyadaki bütün dinlere karşı sonsuz saygım var. Ancak, önceki yıl gerçekleştirdiğim bu çalışmanın fotoğraflarının kişisel internet sitemden çalınarak böylesine abuk subuk bir hikâyeye alet edilmesi karşısında tahmin edemeyeceğiniz kadar çok yıprandım. Sahtekârların kullandıkları fotoğraf, son iki yıldır dünyadaki bazı önemli sergilere katılan "Leather Landscape" (Deri Peyzajı) adlı yapıtımdan alınma bir detaydır. Bu yapıtı, hayâl gücümün ürünü olan, ancak genetik mühendislerinin gelecekte üretmesi olası bazı insan-hayvan karışımı hibrit yaratıkların ve onları ilgiyle izleyen küçük bir oğlan çocuğunun silikondan yapılma heykelleriyle oluşturdum. Beyaz deriden hazırlanmış fütüristik bir dekorun üzerine yayılan sözkonusu heykeller, ilk kez 2003 yılında Venedik Bienali'nde görücüye çıktı ve bir hayli ilgi gördü. O tarihten bu yana da daha bir dizi ülkede sergilendi. Yapıtın hazırlanmasında silikon ve derinin yanısıra tahta, akrilik ve insan saçı kullanıldı."

    Olayın gerçek yüzünü kişisel internet sitesinde de açıkladığını belirten Piccinini, buna karşılık internetin yalanları yayma konusundaki hızına yetişmenin imkânsız olduğunu vurgulayarak, "Hiçbir dinin, varolmak için bu tür komik hikâyelere ihtiyacı yok. Bence bu tür kent efsaneleri ilk anda kitleleri bir ölçüde heyecanlandırsa da inançlı topluluklar arasında sonradan büyük bir hayâl kırıklığı ve öfkeye yol açıyorlar. O nedenle, yapılanın iyi niyetli bir dinsel misyonerlik çabası olduğundan son derece kuşkuluyum" şeklinde konuştu.

    'Belge-fotoğraf'a (!) eşlik eden ürkünç hikâye
    Patricia Piccinini'ye ait olan hibrit yaratık heykelinin fotoğrafını internet üzerinden kısa sürede bütün dünyaya yayarak özellikle İslâm coğrafyasında heyecan verici bir efsaneye dönüştüren sahtekârlar, görenlerin tüylerini ürperten bu "belge"ye (!) şöyle bir de arka plan hikâyesi eklemişlerdi:

    Ürdünlü yaşlı bir kadın evinde Kur'an-ı Kerim okumaktadır. O sırada, yan odada yüksek volümde müzik dinleyen kızını teybin sesini kısması için uyarır. Ancak genç kız inançsız biridir; annesini bu uyarısından dolayı azarlar ve elindeki Kur'an-ı Kerim'e saygısızca vurur. Fakat, bunu yapar yapmaz bir anda bütün vücudu alevlerle kaplanır ve odanın ortasında cayır cayır yanmaya başlar. Dehşet içindeki anne hemen yakınlardaki bir battaniyeyi kapar ve kızını saran alevleri söndürebilmek amacıyla onu sıkıca sarıp sarmalar. Biraz sonra battaniyeyi açtığında ise fotoğrafta görülen insan-köpek karışımı korkunç yaratıkla karşılaşır. Kız, biraz önceki çirkin hareketi nedeniyle "çarpılmıştır".

    Evde yaşananlar kısa sürede Ürdünlü resmî yetkililerin kulağına gider ve genç kız bilimsel olarak incelenmek üzere Hollanda'daki bir askerî hastaneye nakledilir. İnternette dolaşan görüntü de kızın incelemeler sırasında çekilen gizli fotoğraflarından biridir. Olay, "Kur'an'ın mistik gücü ve yüceliği uluslararası kamuoyu tarafından kabul görmesin" diye aylardır bütün dünyadan saklanmaktadır. Ancak, bu muhteşem "kanıt", nasıl olduğu anlaşılamayan bir yolla Hollandalı yetkililerden kaçırılarak bizim aşırı ateşli tebliğcilerimizin eline geçmiştir.

    Tabiî, bütün bu hengâmede kaş yapılacak derken bir kez daha göz çıkartılır ve tıpkı daha öncekilerde olduğu gibi bu olayın balonunun da patlamasıyla birlikte İslâm'ın uluslararası alandaki itibarına bilerek ya da bilmeyerek müthiş zararlar verilir. Olayın aydınlığa kavuşmasıyla birlikte, bugünlerde Batı kaynaklı birçok internet sitesinin sözkonusu hikâye nedeniyle Müslümanları makaraya alan yorumlar yayımladığı dikkati çekiyor.

    BU TÜR KONULARA İNANMADAN ÖNCE DOĞRU OLUP OLMADIĞINI ARAŞTIRMALIYIZ.ÇÜNKÜ YÜCE ALLAH KUR'AN-I KERİMİNDE BİLE DEFALARCA BİZİ ARAŞTIRMAYA VE DÜŞÜNMEYE SEVKEDECEK AYETLERLE SESLENMEKTE


  5. 5
    asac
    Emekli
    Teşekkür ederim.Ben de bakıp bakıp korkuyordum.Peki bir sorum daha var.Allah gerçekten zalim kullarına veya kendisine yada O'nun kitabına hakaret edenleri nasıl cezalandırır?

  6. 6
    mumsema
    Özel Üye
    Alıntı asac Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkür ederim.Ben de bakıp bakıp korkuyordum.Peki bir sorum daha var.Allah gerçekten zalim kullarına veya kendisine yada O'nun kitabına hakaret edenleri nasıl cezalandırır?
    evet kardeşim.

    Allah cc Kur'anda örneklerini de vermiş. bak "ad kavmi" "semud kavmi" "firavun" "ebu leheb" vs

    nasıl soruna ise; bu dünyada yada ahirette olur. bu dünyadaki ceza perişanlık ve kendi yolundan kovması, ahirette ise cehennemdir.

    Allaha emanet ol

  7. 7
    GüllereVurgun
    Usta Üye
    gerçektn çok güzel bir kıssa ..
    sağol D.K.F.Q ..
    emeğine sağlık .

  8. 8
    alicanavar
    Özel Üye
    Cenâbı Allah asla zulmetmez. Ancak zulümler; çok bilgisiz ve nefsinin kötü arzularına esir olan insanlardan kaynaklanmaktadır. Allahü Teâlâ'nın sevmediği benliklerin başında zalimler gelmektedir. Küfür (Allah'ı inkar), bozgunculuk, şirk (Allah'a ortak koşma), israf, kibir, hainlik v.s. gibi diğer sevilmeyen sıfatların tamamı veya parçalı olarak zalimlerde bulunmaktadır. Onlar, aynı zamanda küfre sapmış kâfirlerdir.

    ALLAH ZALİMLERİ SEVMEZ

    3/57: ... Allah, zalimleri sevmez.
    28/50: ... Allah, zalimler topluluğunu güzele ve doğru yola eriştirmez.
    11/18: ... Allah'ın lâneti zalimler üstünedir.


    Cenâbı Allah'ın sevmedikleri benliklerin başında, İlâhî Yasa'lara ters davranmayı adet haline getiren zalimler gelmektedir. Onlar lânetlenmişler, mutlaka azaba da uğrayacaklardır.

    İNSANLAR KENDİLERİNE ZULMEDİYORLAR

    1
    0/44: Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Ne var ki insanlar kendilerine zulmediyorlar.
    22/10: Bu ceza, senin kendi elinle yaptığın işin karşılığıdır. Muhakkak ki Allah, kullarına asla zulmedici değildir.


    İlâhî Yasa'lara uyulduğu ve yaratılış düzeni insanlar tarafından bozulmadığı sürece, ceza asla uygulanmaz. Bilakis küçük iyilikler bile büyük mükâfatlarla ödüllendirilir. Ancak günahlarda ısrar edildiğinde, bunun karşılığında ceza kaçınılmaz olur. Allah, insanlar ne kadar cezayı haketmişse yalnız onu verir. Muhakkak ki Allah, kullarına zulmedici değildir. Akıl, gönül gibi pek çok nimet verilen insanlar; iman etmiyor ve her türlü kötülükleri de işleyerek cezayı hak etmekteler. Böylece beden ve nefislerini de ceza almaya mahkûm ediyorlar. İşte bu mahkûmiyet, kötü fiiller sergiledikleri için insanın kendi kendine yaptığı zulümdür.

    İNSAN İLE ALLAH ARASINDAKİ ZULÜM

    2/114: Allah'ın camilerini, içlerinde Allah'ın adı anılmasın diye engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişilerden daha zalim kim olabilir?...
    31/13: ... Muhakkak ki şirk (Allah'a ortak koşma), büyük bir zulümdür.
    11/18,19: Yalan düzerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim var? ... O zalimler ki Allah'ın yolundan alıkoyar, o yolu eğriltmek isterler. Onlar ahireti inkar ederler.
    32/22: Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra, onlardan yüz çevirenden daha zalim kim vardır?...


    Cenâbı Allah ile insan arasındaki zulümlerin en kötü olanları; şirk (Allah'a ortak koşma), yalan ve uydurmalar ile insanları Allah yolundan alıkoyanlar, küfre saparak Allah'ı inkâr edenlerdir. Bu bakımdan zalimler için korkunç bir azab öngörülmüştür.
    Cenâbı Allah, evreni ve varlıkları yaratarak aralarında ilâhî bir düzen kurmuştur. İnsanlara da, yaşamları için en uygunu olan Yasalar'ını bildirmiştir. Bu hükümleri bırakıp da nefisleri istikametinde hareket edenler için Maide 5 / 5 de şöyle buyrulmaktadır : " ...Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir."

    İNSANIN KENDİ KENDİNE ZULMÜ

    35/32: ... Onlardan bir kısmı kendi nefsine zulmedicidir, bir kısmı da orta yolu tutar...
    5/87: ... Allah'ın size helal kıldığı temiz ve güzel nimetleri kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin...


    Nefs; can, kişi, kendi öz varlığı demektir. İnsanın kendine zulmü; Dünya nimetlerine yani kadın-erkek gibi zıt eşler, para, mal, servet, otomobil, yiyip içme ve eğlence v.s. sırt çevirmek suretiyle olursa ruh namına bedene yapılmış demektir. dünya nimetlerinin ve bedenin geçici zevklerine esir olur da nefs arzusunu tanrı edinirse, o zaman da ruha zulüm yapılmıştır.

    Kur'ân; helâl kılınan nimetleri, kendinize haram etmeyin, aşırılığa da kaçmayın, hep orta yolu tutun ikazını yapıyor. Nefse zulmedilmeden, aşırı gidilmeden dünya nimetlerinden istifade edilmelidir. Her zaman orta yol izlenmeli, bu da, adalete en uygun olanıdır.

    ZULME SAPAN ÜLKELERİN SONU

    22/45: Nice memleketler vardı ki; zulüm yapıyorlarken Biz onları yok ettik. Damları çökmüş duvarları üzerlerine yıkılmıştır...
    28/59: ... Biz ülkeleri, halkları zulme sapmadıkları sürece yok etmeyiz.


    Zalimlerin ülkesi de, ahalisi de yok edilmeye mahkûm edilirler. Ancak bir ülkenin ahalisi zulme sapmadan, o ülke ceza görmemektedir. Firâvunun Ülkesi ve Halkı, Nûh Kavmi, Roma İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı ile Almanyanın mahvolması; bu mucize ayetlerin tipik örnekleridir.

    ZULME UĞRAYANLAR İÇİN SAVAŞIN

    4/7576 : Size ne oluyor da, Allah yolunda: " Ey Rabbimiz! Bizleri bu halkı zalim kentten çıkar; katından bize bir dost gönder, katından bize bir yardımcı gönder. " diye yalvarıp duran boynu bükük ve çaresiz erkekler, kadınlar ve çocukların kurtulması uğrunda savaşmıyorsunuz? İman edenler Allah yolunda savaşırlar. Küfre sapanlarsa şeytanın yolunda savaşırlar. Haydi, siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Hiç kuşkusuz şeytanın tuzağı çok zayıftır.

    İslâmiyette; savunma savaşının dışında, masum ve biçare insanları zulüm ile inleten zalimlere mutlaka karşı çıkılması ve gerekirse de onları kurtarmak için savaşılması emredilmiştir. Muhakkak ki iman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Şeytan ve taraftarlarının tuzağını bozmak için gayret sarfedilmeli, onlara imkân vermemek için mücadele edilmelidir.

    ZULMEDENLERE KARŞI ZAFER

    42/42: İnsanlara zulmedenlere, Yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte böyleleri için acıklı bir azab vardır.
    22/39,41: Zulme uğratılarak kendilerine savaş açılanlara, savaşma izni verilmiştir. Allah, onlara yardım etmeye elbette gücü yeter...İman sahipleri öyle kişilerdir ki; kendilerini Yeryüzünde imkân ve güç sahibi yaparsak namaz kılar, zekât verirler, iyiliği emreder kötülükten alıkoyarlar. Tüm işlerin sonu Allah'a varır.


    Zalimlere yalnız zulme uğrayanlar değil, onların dışındakiler de mutlaka karşı koymalı, zalimleri etkisiz hale getirmelidir.

    Cenâbı Allah; zulüm yaparak savaş açanlara karşı, savunma savaşına izin vermektedir. Neticede de savaş açılan ezilmiş tarafın ilâhî bir yardımla zaferi ile neticelenecektir. Böylelikle azgın kişilerin zulmü sona erecek; onların yerine inançlı, barışçı, iyilik sever kullar ülkeyi adaletle yöneteceklerdir.

    ZALİMLERİ MUTLAKA HELÂK EDECEĞİZ

    14/13: ... Zalimleri mutlaka yok edeceğiz.
    76/31: ... Zalimler için korkunç bir azab hazırlanmıştır.
    6/129: Zalimlerin bir kısmını günahlardan ötürü, diğer bir kısmına böylece musallat ederiz.


    Zalimler, neticede azabı hak ederler. Yaratılışın negatif oluşumu olan zalimler, mutlaka yok edilecektir. Tıpkı Cenâbı Allah'ın Celâl görüntüsü olan şeytanî kuvvetlerin yok olduğu gibi. Nisa 4/4: " ... Korkmayın, hiç kuşkusuz şeytanın tuzağı çok zayıftır. "

    En'am 6/129 da zalimler için ilâhî bir yasa açıklanmaktadır : Yaratılış düzenine karşı koymaya çalışan mafia, babalar ve çeteleri birbirlerine musallat edilerek yok edilmektedir.


  9. 9
    perili_köşk
    Yeni Üye
    gerçekten çok güzel bir hikaye paylaşım için saol D.K.F.Q

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi