HIZIR aleyselamın hayatı

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Kıssalar - Hikayeler Bölümünden HIZIR aleyselamın hayatı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    ..::RoND::..
    Yeni Üye
    Reklam

    HIZIR aleyselamın hayatı

    Reklam



    HIZIR aleyselamın hayatı

    Forum Alev
    “Hızır” derler. Vardır. Kimdir?

    Musa peygambere Ledün yani var olan akla zorlanmadan sokulamayan kudret aleminin sırlarının ilmi...

    İlim var olan bir şeyin künhüdür esasıdır vardır demektir. Hakiki inanç alemine kavuşanlar bilirler, sezerler, inkâr edemezler, etmezler.

    İmkân aleminde bunalanlara yardıma koşan mübarek bir Zat-ı şerif... “Var mıdır? Yok mudur?” sözleri inanmayanların veya inanamayanların sözleridir bunlar...

    Halk gönlünde yaşıyor ya, inanıyorlar ya, bu inanana da inanmayana da yeter.

    Hızır ab-ı hayat suyu içmiştir derler. Devamlı olduğunun güzel inancının delilidir bu... Bizce Hızır Aleyhisselâm vardır. Bunaldığımızda yardıma Hakk nasip etsin diye dua ederiz.

    Bir de İlyas vardır. Onun hakkında denizlerde, Hızır karalarda imkân aleminin her yerinde Hak'kın kullarına yardımının mümessilleri... Senede bir defa buluşurlarmış sözü halk arasında yaşar. Bu gönüllerde hürmete bürünmenin timsalidir.

    (Hızır - İlyas)... Günü diye anarlar, dilekler yaparlar. Gün doğmadan her diyarda Hızır'a rastlamak ümidi vardır.

    Bir kul rastlamış Hızır'a konuşmuş. Ondan dinledim ben de. Naklediyorum güzel bir mülâkat...

    İster “evet”, ister “hayır” de. Efsane,hurafe menkıbe olamaz. İnananlara inanmayanların saldırışlarından çıkar menkıbe, efsane, hurafe... Biz reddederiz bu lâfları. Efsaneyi hurafeyi araştırın, aslına varın. “Hikâye” diyelim bunlara. Güzellikleri insana hitap eder o kâfi değil midir?

    Rüyada gördüğünü inkâr edebilir misin? Bu ne demektir? diye sorar durursun.

    Rüya kûdret alemine ait olan ruhla imkân aleminde dolaşmaktır. Rüya bu...

    “Allah kulunun biri”, günün birinde Hızır'a rastladı senelerce evvel... Sonraları da Hızır ona rastladı. Hızır konuştu “o kul” dinledi.

    Hızır'a sordu Hızır söyledi. Günün birinde Hızır o kulu götürdü bir yere...

    O kul bu tesadüflerden utandı. Kimden utandı: Kendinden..

    “Ben kimim ki Hızır bana rastladı” diye...

    Başka bir gün de “o kul” ormanda kırklarla görüştü.

    Yaylalarda yedilerle buluştu. Geceleri onbirleri dinledi...

    Aradan yine seneler geçti. Bu kul konuşuyordu diğer bir kul ile...

    Hızır'ın kendisine söylediğini o rastladığı kula dedi... Ne dedi bilir misin?

    Kul arkadaş, üçler kalmadı bugün...:rolleyes:

    Yediler iki kişi kaldı...Kırklar onbir kişiye indi...

    Hamdolsun ki onbirler baki...

    Hızır’ın rastladığı kula “o kul” sordu, beni bir yere götürdü dedin. Nereye götürdü?...

    Hemen cevap verdi. “Beni değil. Bizi...” Ben başka, biz başkadır. Malûm ya... Sözlerimi anlayamadın.

    Hem bunları sualle uzatma. Anlattığımı anlarsan yeter.



  2. 2
    HARUN9045
    Emekli

    --->: HIZIR aleyselamın hayatı

    Reklam



    İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:
    – Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!.. Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:
    – Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen?
    Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:
    – Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da:
    – Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.
    Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:
    – Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper.
    Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:
    – Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber:
    – Belli olmuyor mu? deyince:

    – Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm eden Hz. İsa:
    – Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar.
    Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:
    – Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki:
    – Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında?
    Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder:
    – Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün!..
    Derler ki:
    – Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.
    – Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.
    Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si:
    – Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır!







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi