Hüzünbaz Sevgiliye Mektuplar - Arif Toprak

+ Yorum Gönder
Kültür-Sanat ve Kitap - Dergi Tanıtımları Bölümünden Hüzünbaz Sevgiliye Mektuplar - Arif Toprak ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Hüzünbaz Sevgiliye Mektuplar - Arif Toprak

    Reklam



    Hüzünbaz Sevgiliye Mektuplar - Arif Toprak

    Forum Alev

    Yokluğunda yıkılıyorum… Duvarlarım yıkılıyor, bentlerim yıkılıyor, bedenim yıkılıyor, hayallerim yıkılıyor, ben yıkılıyorum. Yıldızlar silinmiş gökyüzünden. Güneş erteliyor doğmasını, esirgiyor ışıklarını benden.
    Gittiğim her yerde seni arıyordum. Seni bulacak beni sana anlatacaktım. Tüm sırlarımdan, arzularımdan, umutlarımdan, korkularımdan bahsedecektim sana.

    Gece bitiyor yavaş yavaş. Ezan sesi geliyor çok uzaklardan. Gülümsüyorum, sessizlik yıkılıyor. Telefonum çalıyor, telaşlı telaşlı. İçimi sevinç kaplıyor. Çünkü arayan sensin. Zaten kimim var ki senden başka? Kimin getirdiğini bilmediğim çiçekler odama doluyor, kokusu beni sana getiriyor.

    Konuşuyoruz uzun uzun. Sohbetin koyulaştığı bir anda koyulaşıyor gözyaşlarımız. Her kapatışta hüzünlenmek mi lazım?
    Bu mektubu sana büyük şehirlerin kenar mahalleli otellerinde yazıyorum. Koyu perdeleri var otelin, etraf sessiz ıssız. Yan odalarda zevk çığlıkları geliyor. Beni boğuyor sensizlik.
    Baktığım her şeyde seni görsem de yetmiyor artık acılarımı dindirmeye. Vazodaki güller, dolaptaki gömleğin, masa üstündeki makyaj malzemelerin. Odaya sinen kokun. Hiçbir şey acılarımı yalnızlıklarımı hüzünlerimi dindirmiyor. Kendi yalnızlığımı kendimle sobeliyorum. Odamdaki sırlı camla kandırıyorum gözlerimi.

    Selam veriyorum dağlar gibi hasretine: İçimin koru küllenmiyor hiçbir zaman. Oysa ne güzel yakışıyorduk aşka. Benim satırlarımda saklı aşkımız dolaşıyor, tüm cümlelerim şimdi noktasız. Sürekli yazacak şeyler buluyor, tamamlayamıyor tarif edemiyorum aşkımızı. Yakışıyorduk, bildiğim tek şey bu. Yüzün resimlerde kalan bir anı değil, anıları canlandıran bir mucize.

    Tüm şarkılar seni söylüyordu. Fakat şimdi hiçbir radyo çalmıyor şarkılarımızı. Gittin; bari şarkıları düşman etme kulaklarıma! İçimi acıtıyor sözlerin. Ben yalnızlığımda anıların saçını okşuyorum.
    Ey sevgili! Şimdi ağla bu aşka, iki damla şifan olsun. Ben sana hala düşler biriktiriyorum damatlığımın iç cebinde. Aramızdan hüzünlü şarkılar geçiyor.

    Ayrılıkla barışığım. Her şeye küsüyorum. Sigaramın dumanı aldığım nefesime karışıyor, boyu kısalıyor ömrümün. Ağzından kırık notalar dökülüyor tebessümüme! Bu kahır dolu şarkıların notaları çok ağır değil mi sevgili?

    Seni bana getiren gemileri yaktılar, öğlece kaldım. Dile düşürdün ya sevdamı. Üstü sende kalsın acılarımın. Sana da yarar belki. Kim bilir belki de iyi gelir acıyan yanlarına. Kalbim tutukluk yaptı yine kan vermiyor hücrelerime; uyanır mı gecem güne bilemem. Artık yazmak istemiyor kalemim. Yine dönmeliyim sensiz kendime, küllemeliyim anılarımı hüznüme karşı.


    Uyanmalıyım yokluğuna artık. Sen de kaldır başını yalnızlık, bu kalabalığa inat. Islak kala kalma yazılanların koynunda. Güneşi çağır gecene, kurutsun gözlerini yaşından. Ey sevgili, nereye gitsem sen; berisi aşk, ötesi sevgi. Nasıl çıkarım bu yalnızlığın içinden bu kadar sensizken ben?
    Dışarı atıyorum kendimi. Sessiz senli bir yer arıyorum. Bulamıyorum oysa. Her taraf kör, sağır, dilsiz ve karanlık.
    Dün gidecek hiçbir yer bulamadım ve konuşacak hiçbir dost. Bir parkta oturdum, yüreğimle konuştum: Seni yüreğime anlattım, uçakta başını omzuma koyup uyumandan. Kızılay soğuğundan, sarımtırak otel odalarındaki hüzünlerimizden. Dinlemediğimiz dilencilerin inceliklerinden, senin merhametinden, asabi oluşundan, leylak ve menekşe lekesi öpüşlerinden bahsettim yüreğime.

    Ne güzel konuşurdun konuşunca. Nasıl da rahatlardım, avuçlarında. Saman rengi saçlarına dokunurken ellerimle içimin kıpırtılarını duyardın. İçin içine sığmaz yerinde duramazdın. Balkona çıkıp yıldızlarla konuşmanı nasıl da kıskanmıştım, hatırladın mı? Hele o ıslak saçlarla sokağa çıkışına ne demeli şimdi? Su damlacıkları saçlarından yuvarlanıp gamzelerinde birikmişti. Mutluluklarımıza hiç olmadık sebepler bulmuştuk. Alnımıza düşen yıldıza şiirler yazmıştık seninle.
    Maskesizdik ikimiz de. Yüzün dünyanın en masum bebeğiydi. Bir o kadar sevecen, bir o kadar kırılgan. Sensizlik yüzüme kapı gibi kapandığında kendimi dışarı atmıştım. Bir parkta oturmuş, yüreğimle konuşmuştum yine. Gökyüzüne doğru şunu haykırmıştım: Sen tanrımın bana hediyesisin. Sen ettiğim duaların kabul oluşusun.


    ...




  2. 2
    AYSEVEN
    Bayan Üye

    Cevap: Hüzünbaz Sevgiliye Mektuplar - Arif Toprak

    Reklam



    160msayfadan oluşan ktap erguvan yayınları tarafındnan yayınlanan eserdir Hüzünbaz Sevgiliye Mektuplar arif toprağın yazarlığını yaptığı eserdir







+ Yorum Gönder
arif toprak hüzünbaz sevgiliye mektuplar
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi