Atp nedir?Ödev İstek

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Konu Dışı Başlıklar Bölümünden Atp nedir?Ödev İstek ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    angel-girll
    Bayan Üye
    Reklam

    Atp nedir?Ödev İstek

    Reklam



    Atp nedir?Ödev İstek

    Forum Alev
    atp nedir?
    canlılar hücrelerinde kullanabileceği enerjiyi(atp)nereden sağlar?
    yardım edermisinizz:confused:



  2. 2
    Hasan
    Özel Üye

    --->: ACİLLL bi bakın lütfen

    Reklam



    ATP Nedir Nasıl Elde Edilir
    Konu:Atp nedir nasıl elde edilir




    ATP Hücrenin Enerji Değişim Aracıdır

    Klorofil tarafından emilen ışık enerjisi, o haliyle bitkilere yararlı değildir. Yararlı bir hücre enerjisine, bir kimyasal enerji biçimine dönüşmesi gereklidir. Bitki olsun hayvan olsun bütün canlı hücrelerin enerji sağlayıcısı daha çok ATP olarak bilinen adenosin trifosfattır. ATP, hemen hemen DNA zincirinin tek bir nükleotid halkası büyüklüğünde ve karmaşıklığında bir moleküldür. Aslında, fazladan iki fosfat eklenmiş bir nükleotiddir (adenosin monofosfat) Önce ATP'nın hücre içinde nasıl oluştuğunu inceleyeceğiz. Burada gördüğünüz gibi klorofil ışığı emer, ışığın enerjisini elektriğe çevirir, sonra da şeker yapma işlemi sırasında bu enerji ATP'ye dönüşür. Güneş enerjisi böylece ATP molekülleri içine kilitlenip saklanır.
    Hayvan hücrelerinin klorofilleri yoktur. Onlar bitkileri yiyerek sağladıkları şekerden ATP üretmek zorundadırlar. Bitki şekerinin oksijenle yakılıp ATP sağlanması için, hayvan hücrelerinin ufacık şeker yakan odacıkları vardır.








  3. 3
    Börtecine
    Emekli
    ATP Üretim Yolları
    1-Fotosentez: Işık enerjisi kullanılarak ATP üretir.(Fotofosforilasyon)
    2-Kemosentez: İnorganik maddeleri yakarak ATP üretir.(Kemofosforilasyon)
    3-Solunum: Organik maddeleri parçalayarak ATP üretir.(Oksidatiffosforilasyon)
    4-Fermantasyon: Substrat düzeyinde fosforilasyon.



    Yukarıda ATP yi ve nasıl üretildiğini öğrendik. Şimdi canlılar için gerekli enerjiyi sağlayacak kimyasal tepkimeleri göreceğiz.



    SOLUNUM ÇEŞİTLERİ
    A-Hücre dışı solunum
    B-Hücre içi solunum
    a-Oksijenli solunum
    b-Oksijensiz solunum

    OKSİJENLİ SOLUNUM
    OKSİJENLİ SOLUNUM:

    Solunum;enerji verici besinlerin kimyasal bağlarında depolanmış enerjiden yararlanarak ATP sentezlenmesine denir. Eğer organik madde oksijen kullanılarak CO2 ve H2O’ya kadar parçalanırsa bu olaya oksijenli solunum denir.
    Kimyasal bağlardaki bu enerji, bağların açılmasıyla ortaya çıkarılır. Oksijenli solunum sonucunda 38 ATP’lik enerji üretilir.
    Mitekondrisi olan bütün hücreler oksijenli solunum yapar. İnsanın alyuvarları hariç bütün hücrelerinde mitekondri olduğuna göre, bütün hücrelerimizde oksijenli solunum yapılır diyebiliriz. Her canlı, her hücresinde, her an oksijenli solunum yapar.(Bakteri ve mavi – yeşil algler dışında ) Bitkiler de öteki canlılar gibi hücrelerinde her an oksijenli solunum yapar. Yani gündüz fotosentez, gece solunum yaptığı düşüncesi yanlıştır. Çünkü solunum hem gece, hem gündüz yapılır.
    Tüm bunlardan da anlayacağımız gibi fotosentez sonucu oluşan besin ve oksijen solunumda kullanılarak karbon dioksit ve suya dönüştürülür.Bunlarda tekrar fotosentezde kullanılır.

    BESİN + OKSİJEN mitekondri + SU + KARBONDİOKSİT + ENERJİ
    Enzim

    Kireç suyu kullanılarak ortamda karbondioksit olup olmadığı, solunum yapılıp yapılmadığı, oksijen kullanılıp kullanılmadığı anlaşılabilir.


    OKSİJENSİZ SOLUNUM (FERMANTASYON)

    Karbonhidratlardan, oksijen kullanılmadan ATP sentezlenmesidir.
    Fermantasyonda, karbonhidratlardan glikoz kullanılır. Eğer kullanılacak madde sakkaroz gibi bir disakkarit ise veya nişasta gibi bir polisakkarit ise, önce sindirilerek yapı taşı olan momosakkaritlere parçalanır. Oluşan fruktoz yady galaktoz gibi momosakkarit ise glikoza dönüştşrülüp kullanılır.
    Fermantasyon tüm canlılar tarafından kullanılır.Üstelik büyük bir bölümü, bütün canlılarda aynı biçimde yapılır.Ancak daha sonraki evreler farklı olduğundan farklı son ürünler oluşur.

    İNSAN VE HAYVANLARIN ÇİZGİLİ KASLARINDA YAPILAN FERMANTASYONUN SAN ÜRÜNÜ ‘LAKTİK ASİT’TİR

    C6H1206------------------->2 C3H6O3 (LAKTİK ASİT) + 2ATP

    SİRKE BAKTERİSİNİN FERMANTASYONUNUN SONUCU ‘SİRKE ASİDİ’


    C6H12062 -------------------> CH3 –COOH+2CO2 +2ATP

    BİRA MAYASININ FERMANTASYON ÜRÜNÜ İSE ‘ETİL ALKOL’DÜR


    C6H1206 ------------------->2C2H5 –OH + 2CO2 +2ATP



    FOTOSENTEZ



    Bitkiler besin yaparken havadan karbon dioksit alırlar ve oksijen verirler.Yapraklara yeşil rengi veren klorofil maddesi güneş enerjisini kullanarak karbon dioksit ve suyu oksijen ve basit şekerler dönüştürür. Basit şekerler bitki için gerekli besinlere değişirler,açığa çıkan oksijen ise havaya verilir.Bu besin yapımı işi fotosentez adını alır.
    Bitkiler, hayvanların tersine,besin aramaya gerek duymaz,besinlerini kendilerini üretirler.Beslenmenin yolu,bitkiye özgün yeşil rengi veren “klorofil” denilen yeşil boyarmaddeden geçer.Bitki,klorofil aracılığıyla,güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürür:bu kimyasal enerji de genellikle nişasta biçiminde saklanır ve gelişmek, büyümek için yakıt olarak kullanılır.Işık enerjisiyle,karbon dioksit ve su,zengin enerjili bir besin olan glikoza dönüşür.Yani fotosentez (ışılbireşim),ısı ve ışıkla gerçekleşir.
    Bitki yapraklarını oluşturan hücrelerin içinde,kloroplast” denilen,çok küçük yapılar vardır.Her hücrede kloroplast sayısı yüzden fazladır.Kloroplastların içindeki yeşil renkli boyarmadde klorofil , ışık yakalar.Kloroplastlar,güneş ışınlarını panel gibi toplayıp,kolektör gibi enerjiye dönüştürerek,besin üretirler.
    Bitkiler de insanlar ve hayvanlar gibi yaşamak ve büyümek için havadan gazları,topraktan su ve tuzları,ve güneş ışığının enerjisini kullanırlar.
    Bazı bitkiler besinlerini yapamazlar,başka bitki ya da hayvanlardan elde ederler.Diğer canlıların besinlerini alan bu bitkilere asalak denir.Bazı bitkiler de ölü hayvan ve bitkilerin üzerinde yaşarlar,bunlar çürükçül bitkilerdir.Bazen iki cins bitki birbirlerine zarar vermeden bir arada yaşarlar.Bu birliğe,ortakyaşama denir.
    Bitkilerin bir grubunun beslenmesi çok ilginçtir.Etçil bitkiler de besin yapmak için gerekli bütün hammaddeler bulunmaz.Bunlar,böcekleri yakalayıp sindirerek kendilerinde eksik olan azotu sağlarlar.
    Yapraklar bitkinin besin oluşturan organlardır.Çeşitli hammaddeler burada besinlere dönüştürülürler.
    Yaprak damarları iletim borularıdır.Yaprakta oluşan besinleri götürür ve yaprağa bol su getirirler.Bu suyun bir kısmı besin yapımında (fotosentez) kullanılır,çoğu da terlemeyle havaya verilir.
    Yaprakların birçok yararları vardır.Birçok hayvanlar,yaprakları yer.İnsanlar da yapraklardan çeşitli şekillerde yararlanırlar.

    Fotosentez kısaca yeşil bitkilerin besinlerini yapma işlemidir.
    6H2O +6CO2 +IŞIK ------------------->C6H12O6 + 6O2

    ayrıca:http://tr.wikipedia.org/wiki/Adenozin_trifosfat

    Kolay gelsin buse;))










  4. 4
    Börtecine
    Emekli
    ATP’NİN YAPISI • Kloroplastta üretilen ATP’nin mitokondride üretilenden farkı yoksa neden kloroplasttaki ATP sitoplazmada kullanılmıyor? • ATP hücre zarından geçememesine rağmen nasıl oluyor da mitokondri zarından geçip sitoplazmaya girebiliyor? • Kloroplasttaki protein sentezi için gerekli olan ATP sitoplazmadanmı kloroplasta geliyor? ATP molekülünün yapısı, hücrenin neresinde sentezlenirse sentezlensin aynı olmak zorunda. Su molekülünün her zaman aynı H2O oluşu gibi, ATP de daima aynı ATP. Kloroplastlarda sentezlenen ATP molekülleri, öncelikli olarak fotosentez tepkimelerinde kullanılıyor. Zaten fotosentez tepkime zincirinin bir basamağı olan ışığa bağımlı tepkimeler dizisinde sentezlenen bu ATP’ler, ışıktan bağımsız fotosentez basamaklarına aktarılarak fotosentez tamamlanıyor. Fotosentezin devamı söz konusuyken bu ATP’lerin sitoplazmaya aktarılmasının metabolik açıdan mantıklı hiçbir kazancı olamaz. Farklı zarların farklı geçirgenlik ölçütleri bulunuyor. Her zarın geçirgenliği, birçok koşula göre belirleniyor ve bunlardan birisi de zar üzerindeki geçiş kanallarının boyutları. Bu nedenle, bir zardan geçebilen bir molekülün başka bir zardan geçememesi, bir başka deyişle mitokondri zarından geçebilen ATP molekülünün hücre zarından geçememesi son derece doğal. Kloroplasttaki protein sentezi için gerekli olan ATP molekülleri de, cevabın ilk bölümünde anlatılan olaylar dolayısıyla sitoplazmadan sağlanıyor. Eğer kloroplast içerisinde üretilen ATP, herhangi bir nedenden ötürü fotosentez tepkimelerinde kullanılamazsa, öncelikli olarak kloroplast içerisinde gerçekleşen ve enerji gereksinimi duyan tepkimelerde kullanılabiliyor ATP MOLEKÜLÜNÜN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ Yaşamak için enerjiye ihtiyacımız vardır. Ancak vücudumuz enerjiyi saf şeker ya da saf proteinden elde etmez. Vücudumuzun kullanabileceği enerji bileşimi( ATP) oldukça farklıdır. Günlük hayatımızda tükettiğimiz şeker, yağ ve proteinler enerjiyi kullanabilmemiz için farklı bir formata girerler. Yağ, şeker, protein nasıl enerjiye dönüşür? Vücudumuz herhangi bir fiziksel aktivitede yada normal metabolizmal faaliyetlerinde kullanılabilir enerjiye ihtiyaç duyar. Bu enerjiyi ATP denilen ve adenosine üç fosfat yoluyla yapışmış olan maddeler ile sağlar. Bu enerji ATP'de bulunan fosfatın parçalanarak ADP oluşturması ile ortaya çıkar. Bu tamamen doğal bir döngüdür ve vücudumuz bu döngüyü gün boyu sürekli yapar. Peki ATP nasıl oluşur? Vücutta bulunan 3 sistem ATP oluşumunu sağlar. Her bir sistem düzenli ve bir sıraya bağlı olarak çalışır. Bunlardan ilki ATP-Kreatin fosfat sistemidir. Burada bir hızlı koşuya veya depara yetecek kadar enerji üretilir. Aynı zamanda oksijen yanması olmaz. Kreatin fosfat çok hızlı parçalanan bir enerji molekülüdür. Ayrıca oluşan ADP'yi de sonrasında ATP'ye dönüştüren de bu moleküldür. Ancak kaslarda kreatin fosfat fazla bulunmaz ve hızlı tüketilir. Bundan dolayı sporcular yardımcı maddeler kullanarak kas güçlerini arttırılar. ATP, Kreatin Fosfatlı sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit) olarak iki bölüme ayrılır. Bu sentez de öncelikle kaslarda hazır bekleyen ATP ler yakılır. Daha sonra ise ortamda yeterli oksijen bulunmuyorsa bu enerji veren maddeler oksijensiz olarak yakılırlar. Bu yakım sonunda laktik asit (süt asidi) oluşur. Bu asit kaslarda yorgunluk sağlayan bir maddedir. ATP sentezi 3 şekilde olur. Oksijenli (aerobik), Oksijensiz( anaerobik) ve fotosentez ile oluşur. İnsanlar için fotosentez olayı geçerli değildir. Anaerobik sistemde 90 saniye gibi kısa bir süre için enerji üretilebilir. Vücuttaki glukozun enerji için parçalanması sistemin temel özelliğidir ve yine oksijen kullanılmaz. 2 molekül ATP gereken bu süreç, uzun sürmesi sonucunda laktik asit maddesi çoğalır ve kaslarda ağrı oluşabilir. Bu sisteme oksijensiz enerji oluşum sistemi denir. Aerobic sistem ise gücün ana kaynağıdır. Bu sistem sayesinde nefes alır, kalbimizin atımını sağlar yani fiziksel yaşamımız için gerekli olan dayanıklı uzun vadeli enerji oluşumu anlamına gelir. Nefes alma yoluyla alınan oksijen, vücuttaki glükozu yakar ve enerji açığa çıkar. 38 ATP molekülü gerektiren bu sistem, anaerobik sisteme oranla 20 kat daha dayanıklıdır. Ayrıca bu sistem sayesinde vücutta biriktirilen yağlar da enerji için parçalanabilir. Diğer bir ismiyle oksijenli enerji oluşum sistemi adı verilir. İnsan organizması genelde aerobik yaşam (oksijenli ortamda) sürdüren bir canlıdır. Burada solunan hava akciğerde alveol keselerini doldurur. Dolaşım sistemi sayesinde kana geçen oksijen kana kırmızı rengini veren hemoglobin sayesinde taşınır. Bu madde kan içinde kalbe gelir ve kalp onu hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyinde hemoglobin karbondioksitle birleşip, oksijeni bırakır ve tekrar kalbe gelip, kirlenmiş kanın temizlenmesini sağlar. İşte burada hücre düzeyine gelen oksijen, enerji verici maddeleri öncelikle karbonhidrat(şekerler) yakar ve aerobik yolla (oksijenli yol) enerji (ATP)oluşur. Egzersiz yaparken vücudun kullandığı üç enerji kaynağı karbonhidrat, yağ ve proteindir. Her biri farklı besin gruplarında bulunur. Ayrıca her birinin kilokalori yani enerji değeri farklıdır. 1 karbonhidrat 3.75 kkalori, 1 protein 4 kkalori ve 1 yağ 9 kkalori değerine sahiptir. Yağ ne kadar da fazla enerjiye sahip görünse bile egzersizler için en yararlı madde sayılmaz. Kas egzersizleri için tavsiye edilen enerji glukozdur. Besinlerden alınan şeker parçalanarak karaciğerde depolanır ve ani enerji gereksinimleri için kullanılır. Ancak 70 kilo bir insan 450 veya 1700 gram glikojen depolayabilir. Egzersiz yaparken alınacak veya kullanılacak enerji yakıtının miktarı belli başlı etkenlere bağlıdır: Besin alışkanlıkları E gzersiz düzeyi Egzersiz türü Çalışma temposu Çalışma süresi Anaerobik aktiviteler sadece glukoz kullanır. Öte yandan aerobik aktiviteler için üç besin grubu (yağ, protein, şeker) devreye girer. Fakat aerobik aktivitelerde protein, yağ ve karbonhidattan daha az kullanılır. Düşük tempolu egzersizlerde vücut yüksek miktarlarda yağ yakarken protein ve kalori harcanması minimum düzeydedir. Egzersizin yoğunluğu arttıkça vücut daha az yağ yakmaya ve daha cok glukoz ve kalori harcamaya başlayacaktır. Egzersiz düzeyi yüksek seviyede tuttuğunuzda vücut git gide daha çok yağ yakacak, glukoz harcanmasını azaltacak ve daha önce depolanmış glukozu saklamaya çalışacaktır. Bu şekilde düzenli egzersizler sayesinde vücuttaki biriktirilmiş yağ azalacak ve enerji artacaktır.

    ayrıca indirebileceğil yer:http://www.odevturk.com/ara_bul.asp?...ifosfat%20(atp)


  5. 5
    angel-girll
    Bayan Üye
    çok sağol ya repinizi vericem şimdi yardım ettiğin için çokk sağolun:D:D

  6. 6
    Börtecine
    Emekli
    Besin maddesinin hücre içerisinde parçalanmasıyla yapısında bulunan kimyasal bağ enerjisi açığa çıkar. Bu esnada açığa çıkan yüksek enerjinin canlıya zarar vermemesi için reaksiyon kontrollü bir şekilde gerçekleşir.
    Solunum denilen bu parçalanma olayından sonra açığa çıkan enerji,
    bir başka organik molekülün yapısında depolanır.
    Canlıların hareket, büyüme, aktif taşıma, ısı ayarlaması gibi
    bütün faaliyetlerinde kullandığı ortak enerji molekülü ATP’dir.
    Glikozun yakılmasıyla açığa çıkan kimyasal bağ
    enerjisi, hücrede ATP molekülünde kimyasal bağ
    enerjisine dönüştürülür.
    ATP molekülü; riboz şekeri, adenin organik bazı
    ve üç fosfattan oluşur. ATP molekülündeki
    fosfat bağlarının kopmasıyla 7300 kalorilik
    enerji açığa çıkar.


  7. 7
    Mattet
    Usta Üye
    Forum Kuralları

    6. Konu başlıklarını konunun içeriğini ifade eden şekilde seçilmesi gerekmektedir. "yardım, lütfen, kişiye özel gibi başlıklar uyarı yapılmaksızın yöneticiler tarafından silinir" (Seyirci Üye ve Yeni Üyeler e uyarı Daha üst Gruplar için BAN sebebidir.)

    1.134 mesajın var ama
    hala nasıl konu baslıgı eklenecegı hakkında bı bılgıye sahıp deılsınız
    sureklı aynı hataları yapıyorsunuz lütfen bundan sonra daha dıkkatlı olun baslık duzeltıldı!!


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi