Türkçemizi Güzel Kullanalım , Koruyalım Kampanyası

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
Sohbet Forumları ve Konu Dışı Başlıklar Bölümünden Türkçemizi Güzel Kullanalım , Koruyalım Kampanyası ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Reklam

    Türkçemizi Güzel Kullanalım , Koruyalım Kampanyası

    Reklam



    Türkçemizi Güzel Kullanalım , Koruyalım Kampanyası

    Forum Alev
    Her şey, bizi birbirimize kenetleyen en güçlü bağ olan Türkçe için!

    Dilimize sahip çıkalım. Aramızda Türkilizce değil , Türkçe konuşalım.

    Türkçemize sahip çıkalım. Atalarımız sadece toprak için kıymetli canlarından vazgeçmemişler. Bu ülkeyi vatan yapan ulvi değerlerden biri de dildir. Atalarımıza olan borcumuzu böylede ödeyebiliriz.

    Bir yandan ilerlerken, bir yandan tökezliyoruz. Bilgisayar çağı ve internet kullanımı kısacası "chat dili" dediğimiz düşman, dilimizi mahvetmekte.

    Forumdaki bütün arkadaşlarımdan bu konuda biraz daha duyarlı olmasını rica ediyorum. Gönül ister ki herkes Türkçe'yi bütün dilbilgisi kurallarına uyarak kullansın. Fakat daha önce aşmamız gereken, özellikle bu duyuru ile bahsetmek istediğim konu, kullanmamamız gerekirken kullandığımız ve dilimizden çıkarttığımız harfler.

    "q, w, x, sh" bizim alfabemizin harfleri değildir ve bizim alfabemizdeki harflerin yerine asla ve asla geçemez.

    "eidir, memleket nire, gidiom, güsel, eed, taam, annadım, bakcez vs." gibi kelimelerde aradan çıkartılan harfler küçük birer kayıp olarak gözükse bile, dilimiz için büyük bir kayıptır.

    Türk dilini iyi veya kötü kullanan, hatalarını düzeltmek isteyen bütün arkadaşlarımızdan bu kampanyaya katılmalarını rica ediyorum. Ne kadar büyürsek, ne kadar çoğalırsak o kadar büyük bir güç oluruz.

    Büyük ve kaliteli bir forum olarak, büyük ve kaliteli bir adım atalım. Türkçemizi katledenlerin önüne geçelim.

    TÜRK HARFLERİNİN KABUL VE TATBİKİ HAKKINDA KANUN

    Kanun Numurası : 1353
    Kabul Tarihi : 1/11/1928
    Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 3/11/1928 Sayı: 1030
    Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 10 Sayfa: 3
    ...
    Madde 4 : Halk tarafından vakı müracaatlardan eski Arap harfleriyle
    yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir.
    1928 senesi Kanunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi
    levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi,
    resmi bilcümle mevkut, gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk
    harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

    YANİ;

    Madde 4 : Halk tarafından yapılan başvurulardan eski Arap harfleriyle
    yazılı olanlarının kabulü 1 Haziran 1929 gününe kadar geçerlidir. 1928
    yılındaki kanunun başlangıcından itibaren Türkçe özel veya resmi levha,
    tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile aynı biçimde Türkçe özel,
    resmi bütün süreli, süreli olmayan gazete, kitapçık, broşür ve yayınların
    Türk harfleriyle basılması ve yazılması zorunludur.



    Turkcemizi Guzel Kullanalim.jpg




  2. 2
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: "Türkçemizi Güzel Kullanalım , Koruyalım" Kampanyası

    Reklam



    ATATÜRK' ÜN TÜRK DİLİ İLE İLGİLİ SÖYLEDİKLERİ


    Türk milletinin dili Türkçe'dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır... Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. 1929


    Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak lazımdır. 1930


    Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. 1930



    Türk dilinin kendi benliğine, aslında güzellik ve zenginliğe kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın dikkatli, ilgili olmasını isteriz. 1932


    Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi içn her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz. 1938


    Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. 1931


    Milli bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz.
    Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında egemen ve esas kalacaktır. 1933








  3. 3
    fbauk3
    Emekli
    yine anlamlı bir konu açmışsın tebrikler +REP+

    peki bir sorum olcak hani türkçe de 2 harf yan yana gelmez ya peki tüRK de mi türkçe değil çok merak ediyom







  4. 4
    AYŞEGÜL CEMRE
    Usta Üye
    yaprock abla çok güzel bi konuya değinmişsin.

  5. 5
    arapfree
    Emekli
    arkadasım öncelikle paylasımın için saol bende türkçe iiii kullanılmasını isteyenlerdenim emeğine sağlık

  6. 6
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    İsterseniz Kuralları Bir Daha Gözden Geçirelim Ne Dersiniz ?

    Hece: Ağzımızın bir hareketiyle çıkan seslere HECE denir.
    Kelimeler hecelerden, heceler harflerden meydana gelir. A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü derken ağzımızı bir kez açıp kapatıyoruz. Aynı şekilde "al, bal, çal, kol, il, öl..." derken ağzımızı bir kez açıp kapatıryoruz.

    Türkçede heceler şöyle meydana gelmiştir.

    Bir tek sesli (ünlü) harften meydana gelen heceler: a, e, ı, i, o, ö, u, ü
    Bir sesli, bir sessiz harften meydana gelen heceler: al, at, ak, ay...
    Bir sessiz, bir sesli, bir sessiz harften meydana gelen heceler: bel, bol, kal, gel...
    Bir sesssiz, bir sesli harften meydana gelen heceler: ba, da, ka, la ...
    Bir sesli, iki sessiz harften meydana gelen heceler: alt, üst, ırk...
    Bir sessiz, bir sesli, iki sessiz harften meydana gelen heceler: kurt, yurt, Türk...
    Dilimizdeki heceler en az bir, en çok dört harfli olurlar

    Heceler tek başlarına anlamsızdırlar. Yalnız bazı heceler kelime olarak kullanılır. Bu kelimeler anlamlıdır. bal, bel, kol, dal, çal, yal, hal, Türk, kürk...


    HARF - KAYNAŞTIRMA HARFLERİ - ÜNLÜ DÜŞMESİ - ULAMA

    Harf: Ağzımızdan çıkan sesleri yazıda göstermek için kullanılan işaretlere HARF denir.
    Alfabemizde 29 harfin 8 i sesli (ünlü), 21 i sessiz (ünsüz) dür. Sessiz harfleri sesli harfler yoluyla söyleyebilmekteyiz.
    Sesli harfler de kalın ve ince sesliler olmak üzere ikiye ayrılırlar:

    Kalın Sesliler: a, ı, o, u
    İnce Sesliler : e, i, ö, ü

    Kaynaştırma Harfleri: Dilimizde sesli ile biten bir kelimeye sesli ile başlayan bir ek geldiğinde araya "y, ş, s, n" harflerinden biri girer. Bu harflere kaynaştırma hafrleri diyoruz. Bu harfleri "yaşasın" kelimesinde geçen sessiz harflere bakarak kolayca anlayabiliriz.
    oku - y - acak ___ okuyacak
    yaz - acak - s - ınız ___ yazacaksınız iki - ş - er ___ ikişer
    kare - n - in ___ karenin

    Ünlü düşmesi: Dilimizde iki heceli bazı kelimeler, belli ekler aldıklarında ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler:
    ağız
    alın
    beyin
    karın Ağzını sonuna kadar açtı.
    Alnına ıslak bez koyunca ateşi biraz düştü.
    Şekildeki insan beynini inceleyiniz.
    Karnı çok acıkmış olmalı.

    Ulama: Dilimizde cümleler okunurken kelimelerin sonlarında bulunan sessizler, kendilerinden sonra gelen kelimelerin ilk harfi sesli ise bu sesliye bağlanarak okunurlar.
    Emanet_eşeğin yuları gevşek olur.
    Geniş_ovayı seyre daldı.
    Elbisenin_ütüsü bozulmuş. Emane - teğeğin yuları gevşek olur
    Geni - şovayı seyre daldı.
    Elbiseni - nütüsü bozulmuş.

    BÜYÜK SES (ÜNLÜ) UYUMU


    Herhangi bir kelimenin Türkçe olup olmadığını anlamak için arayacağımız ilk özellik büyük ünlü kuralına uyup umadığıdır.
    kiralamak __ ki - ra - la - mak __ İnce sesli ile başlamış, kalın sesli ile bitmiş. uymaz
    merdiven __ mer - di - ven __ Büyük Ünlü Uyumuna uyar

    İstisnalar:

    Ses değişikliğine uğrayan kelimelerde bu kural aranmaz. (elma - alma, anne - ana, kardeş - kardaş, hangi - kangı...)
    Birleşik kelimelerde bu kural aranmaz (ağabey, gecekondu, başöğretmen, delikanlı...)
    Türkçeye yabancı dillerden giren kelimelerde kural aranmaz (Cumhuriyet, misafir, otobüs, televizyon, cami...)
    -yor, -ken, -ki, -leyin, -imtırak, -daş eklerinde bu kural aranmaz (ekşimtırak, sabahleyin, sonraki...)
    KÜÇÜK SES (ÜNLÜ) UYUMU


    Sesli harfler ağzımızdan çıkış durumlarına göre bazı özellikler taşır

    DÜZ-GENİŞ
    a, e

    DÜZ -YUVARLAK

    o, ö

    DAR-DÜZ

    ı, i

    DAR-GENİŞ

    u,ü


    Düz Sesliler : a, e, ı, i
    Yuvarlak Sesliler: o, ö, u, ü

    Dar Sesliler : ı, i, u, ü
    Geniş Sesliler : a, e, o, ö

    Türkçede bir kelimenin ilk hecesindeki sesli harf:

    Düz ise, sonra gelen hecelerin ve eklenen eklerin de düz olur.
    Yuvarlak ise, sonra gelen hecelerin ve eklenen eklerin de seslileri ya düz - geniş veya dar - yuvarlak olur.
    Kelimenin ilk hecesinde "a" varsa, daha sonraki hecelerde de "a" veya "ı" bulunur: kadın, kalın, adam, aman...


    "e" den sonra "e" veya "i" gelir: elek, eşit, erik, esen...
    "ı" den sonra "a" veya "ı" gelir: kırık, çıkık, kımız, kısa, kına...
    "i" den sonra "e" veya "i" gelir: çilek, kiriş, çiçek, biniş...
    "o" den sonra "a" veya "u" gelir: kova, koru, sopa...
    "ö" den sonra "e" veya "ü" gelir: ölüm, örgü, sopa
    "u" den sonra "a" veya "u" gelir: kuyu, kuzu, kuşak, kulak...
    "ü" den sonra "e" veya "ü" gelir: üzüm, üzgün, güzün, üzmek...

  7. 7
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    SERT SESSİZLERİN YUMUŞAMASI

    Sert sessizle biten kelimelere, sessiz harfle başlayan bir ek eklenmek istendiğinde, şayet ekin ilk harfi yumuşak sessizlerden b, c, d, g ise bu harfler sertleşerek p, ç, t, k şeklinde eklenirler. bu kurala SERT SESSİZLERİN YUMUŞAMASI KURALI denir.
    Genellikle trkçe kelimelerin sonlaında yumuşak sessizlerden b, c, d, g bulunmaz. Bu kurala uymayan bazı kelimeler de vardır. Ancak bu çeşit kelimelere kural dığı kelimeler denir. Buna göre kelime sonunda sözü edilen yumuşak sessizlerin yerine sertleri bulunur.

    kitab - kitap, ağac - ağaç, tad - tat, kabag - kabak

    Bu durumda şayet bir kelimenin sonunda p, ç, t, k harflerinden biri gelmişse ve bu kelimeye sesli harfle başlayan bir ek eklenmek istendiğinde:

    p sert sessizi yumuşar b olur :
    ç sert sessizi yumuşar c olur :
    t sert sessizi yumuşar d olur :
    k sert sessizi yumuşar ğ olur : dolapı değil dolabı.
    ağaçı değil ağacı.
    tatı değil dadı
    kabakı değil kabağı.

    Ancak bu kurala uymayan bazı durumlar vardır:

    Bazı tek heceli kelimelerin sonlarına gelen sert sessizler, sesli harfle başlayan bir ek alsalar bile yumuşamazlar. Aynen yazılırlar. Ben ata binmeyi çok severim. İkinci kata varınca beni bekle.
    p, ç, t, k harfleriyle biten, yabancı dillerden dilimize girmiş birçok kelime sesli harflerle başlayan bir ek aldıklarında değişikliğe uğramazlar. Bu kelimelerin sonundaki sert sessizleryumuşamaz. Cumhuriyeti gençlik koruyacaktır. Türkler esareti kabul etmezler. İnsan, saadeti evinde aramalıdır.
    p, ç, t, k harfleriyle biten özel isimler, sonlarına ünlü ile başlayan bir ek alsalar da bu kelimeler aynen kalır. Mehmet'i öğretmen çağırdı. Recep' in başarısı gurur verici.

    Sert sessiz harflerden "p, ç, t, k, h, s, ş, f" biriyle biten kelimelere "c, d, g" süreksiz yumuşak sessizlerden biriyle başlayan bir ek geldiğinde eklerin başındaki ünlsüzler sertleşir. Bu kurala SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİ KURALI denir.

    c - ç

    kitap + cı __ kitapçı
    sabah + cı __ sabahçı


    d - t

    yarış + dı __ yarıştı
    sokak + da __ sokakta


    g - k

    coş + gun __ coşkun
    piş + gin __ pişgin
    VURGU VE TONLAMA


    VURGU: Konuşurken veya bir parçayı okurken, bazı heceleri veya kelime gruplarını üztüne basarak söyleriz veya okuruz. Bu söyleyiş özelliğine VURGU denir.
    Kelimelerde Vurgu: Türkçe kelimelerde genellikle hafif bir vurgu vardır. Genelde kelimelerin son hecesinde görülür. Yalnız yer isimlerinde vurgu ilk veya orta hecededir: Ankara - İzmit - Tokat - Sakarya gibi.

    Örnek: Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla.

    Kelimelere ek eklendiğinde, vurgu son heceden bu eke geçer: Du - va - rı, du - va - ra, du - var - da...

    Kelimelerde Vurgu Alan ve Almayan Ekler

    Kelime türeten ekler vurgu alır. Gözlük, gözlükçü, Güzellik, kömürcü
    İyelik ekleri vurguyu kendine çeker: Kitabım, kitabın, kitabı, kitabımız, kitabınız, kitapları
    Soru eki olan "mi" vurgulu söylenmez. Bu kitap senin ki?

    Cümlelerde Vurgu: Genellikle cümlelerde vurgu yüklem olan kelimenin üzerindedir. Ancak cükledeki kelimelerin anlam değeri birbirine eşit değildir. Üzerinde durulan kelime, yükleme yakın bir kelimedir.

    Örnekler:
    Ahmetler, yarın saat dörtte İzmir'e gidecekler.
    Ahmetler, yarın sat dörtte izmir'e uçakla gidecekler.
    Ahmetler uçakla İzmir'e yarın saat dörtte gidecekler.
    YArın saat dörtte İzmir'e uçakla Ahmetler gidecekler.

    TONLAMA: Cümlelerin söylenişi sırasında, sesimizi cümlelerin anlamına göre ayarlamaya TONLAMA denir.

    Cümlelerde Tonlama: Cümleleri yalnızca düzgün yazmak yeterli değildir. Okurken ve konuşurken cümleleri anlamlarına uygun biçimde söylemek, konuşmayı güzelleştirir. Okunan parçanın özelliğine göre vurgu kullanılır .

  8. 8
    fbauk3
    Emekli
    Alıntı fbauk3 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yine anlamlı bir konu açmışsın tebrikler +REP+

    peki bir sorum olcak hani türkçe de 2 harf yan yana gelmez ya peki tüRK de mi türkçe değil çok merak ediyom
    cevap verin lütfen çok merak ediyorum

  9. 9
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    TÜRKÇE KATLİAMI

    Beyninizde peydahlanan notaları bir kâğıda geçirip, dinlenilmesinin zevk ve lezzetine doyulamayan bir beste yaratmak ne ise, ben, Türkçe yazmak ve konuşmak da öyledir diye inanmışımdır. Bu meşakkatli zirveye tırmanmak öylesine güç ki, kırk küsur yıl var, hayallendiğim böylesine bir besteye henüz imza atamamışımdır.
    Ve acı bile olsa itiraf şart:
    Biz, bu ifade zenginliği, ahenk ve musikî hazinesi dediğimiz besteye kulaklarımızı tıkamışızdır. Onu unutmak bir tarafa, hatta inkâra bile cür’et etmişizdir. Ve bırakınız farklı nesillerin birbirlerini anlamadıklarını, ama aynı kuşağın insanları olarak da, birbirimize sağırlaşmaya ve yazıp dillenişimizden artık tat almamak noktasına çakılıvermişizdir.
    Dil ki, Ebed-Müddet oluşun tek beka şartıdır. O hâlde, neden bu cinayet, bu intihar ve bu millî tebahhur edişin köklerindeki sebepler?...
    Bu suale ya bir cevap verilecek ve reçetesi yazılacak ya da şüphe etmeyiniz elli sene sonra, Türkçe’yi konuşmak ve öğrenmek için ithal malı aydınlara muhtaç olacağız.
    Bir Sitem

    Yıllar boyu, imtihan dönemlerinde fakültedeki çocuklarıma hep aynı sitemde bulundum. Yazdıkları ve en kaba şekli ile doldurup verdikleri kâğıtlardaki “Mühmel” liğe bakıp bakıp:
    - Çocuklar dedim, hayatınızda hiç mi bir aşk mektubu yazmadınız? Hani, kâğıtta itina ve temizlik bir tarafa, insan o aşk mektubunun kelimelerini ararken bir lâhza düşünür. En tesirli yumuşak ve musikîleşen sözleri seçer.. Oysa şu kâğıtlarınıza bakınız. Türkçe yok... Sentaks namevcut.. İfade mantığı kayıplara karışmış.. Yani güzelim Türkçe’yi koydunsa bir yere şayet, ara ki bulasın...
    Çokluk bu serzenişi anlatamadım bile.. Sonra kırk küsur yıl gazete sekreteryasındaki mücadele. Yanlış kelime kullanmamak... Bir tebliğ güzelliği taşıyan haber ve makalelerde Türkçe’nin taçlanışı.. Çokluk boşuna ümitlenmişimdir. O günden bu yana Türkçe’miz, ıslak avuçlarımızdan kayan bir sabun.. Yahut kraterden indifa eder etmez aşağılara doğru, rastladığı her şeyi yok ederek nehirleşen bir lav cehennemi misali, Türkçe’mizin harabiyata teslimine şahit olmuşumdur.
    Bereket, bir avuç Alp-eren ruhlu Türkçe ve Türk Dili sevdalılarına, Türk Edebiyatı ve illerde, ilçelerde yayınlanan edebiyat ve sanat dergilerine.. Bereket, az bile olsa yayınlanan eserlere ve söz, kalem nuru sahiplerine..
    Okumadan Âlim
    Türkiye’de iken sık sık kullandığım bir deyişi, burada Avrupa’da beş yıldır yüzlerce defa karşı karşıya konuştuğumuz dostlara da söylüyorum:
    - Biz okumadan âlim, yazmadan kâtip olmanın büyük ustalarıyızdır. Anamızdan doğar, her şeyi biliriz.. O hâlde öğrenmeye ne hacet...
    Teşhisim mübalâğalı gibi görünür ama, içindeki hak payı bana inanınız büyüktür.
    Öğrenci okumuyor.. Öğretmen okumuyor.. Gazetecisi okumuyor.. Aydını okumuyor.. Politikacısı okumuyor.. Doktoru, avukatı, hâkimi okumaktan alabildiğine kaçıyor... O zaman hangi Türkçe? O zaman hangi dil, hangi Ebed- Müddet’in beka şartı...
    Daha ağır bir tespit:
    - Türkçe’yi sadece yüz elli kelimenin içinde konuşmak, bir kültür marifeti sayılıyor. Dikkat ediniz, gün geçtikçe konuşmayan ve konuşmayı fuzulî bir gayret sayan insanlar hâline geliyoruz. Hani Avrupa’da mağazalarda satılan, tercüme makineleri var ya.. Onlara döneceğiz yakında. Bu inkârcılığın sonu bir yere varmaz.. Tehlikeyi şimdiden görmüş olabilsek.. Hiç değilse, geç kalmış olmaz, sonunda başlarımızı yumruklamaya sebep olacak sancılardan kurtulmuş oluruz.
    ..

  10. 10
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Bir Hazine ki
    Vakit vakit günlük köşe yazarı olduğum gazetede, deyimlerimizin zenginliğini tekrarlamamı isteyen genç öğretmenlerden mektuplar alıyorum. Belli ki susuzlar. Ama Türkçe’mizi yaşatacak ve lâyık olduğu zirveye oturtacak olan yine onlar.
    Geçenlerde sadece “El” kelimesi üzerinde yazayım dedim, sütunumun geometrik muhtevası kâfi gelmedi. Bakınız burada vereyim:
    El açmak. Eli ağır işi pâk olmak. Elden ağıza yaşamak. Eli ağzında kalmak. Ele alınır olmak. Elini tutmak. El altından... Eli armut devşirmiyor ya... Elde avuçta bir şey kalmamak... Elde avuçta nesi varsa... El ayası... Eli kolu bağlı olmak... El ayak çekildi... Eline ayağına düşmek... Eli ayağı düzgün... Eline ayağına sarılmak.. Elini bağlamak... Eline bakmak... El basmak... Eli bayraklı... El bebek gül bebek... Eli belinde... El benim etek senin... El bezi... Elini bırakıp ayağını, ayağını bırakıp elini öpmek... El birliği... Eli boş... Eli böğründe kalmak... Eli ve eteğine çabuk... El çabukluğu... El çekmek... Elden çıkmak... El çırpmak... Ele güne karşı... Eli daldan kaymak... El damarlı yaprak... El değmemiş... Ellerin dert görmesin... Elini dişlemek... Elinde doğmak... El döğüşü... Elden düşme... Eli düzgün... Elinde ekşimek... El elde, baş başta... El elden üstündür, arşa varıncaya kadar... El el üstünde kimin eli var... El eli yur, el de yüzü... El emeği... Eli ermez, gücü yetmez... Elini eteğini çekmek... El etek çekildikten sonra... El ense çekmek... Eline eteğine doğru... El etek öpmek... Eline eteğine sarılmak... Elinden geleni ardına koymamak... El hamuru ile erkek işine karışmak... Elden gel bakalım... Eli genişlemek... Ele avuca sığmamak... Elden hibe... Elinden kuş bile kurtulmaz... Eli kalem tutmak... Elinden kaza çıkmak... Eli koynunda kalmak... Eli böğründe kalmak... Elinin körü... Eli kulağında... Eli maşalı... Eli nurdan kopsun... El öpmekle ağız aşınmaz... El pençe dîvan durmak... Elimi sallasam ellisi... Eli sopalı... Eline su dökebilmek... Eli tartısız... El ulağı... Elinle ver, ayağınla ara... Elini veren kolunu alamaz... Eli vergili... Bir eli yağda bir eli balda... Elim yakanda... Ellerim yanıma gelecek... Eli yatmak... El yordamı ile... Eli yüzü düzgün...
    Sadece “El kelimesi” üzerinde yine sadece bazı deyimleri verdim yukarıdaki satırlarda... Ya diğer kelimeler... Ya o deyimler bolluğu ve hazinesi...
    -Türkçe dar çerçeveli bir dildir, diyor bazıları. Milyon kere yalandır. Ben ki, Türk Dili ustası ve uzmanı değilim, ben farkındayım bu ihtişamın... Ve hocaları, üstadları...
    Ama hüner, bunları bellemek ve benimsemek...
    Yukarıdaki deyimlerin çoğunu bir başka veya hayran olduğumuz yabancı dile çeviremezsiniz, mümkün değildir. Türkçe’mizdeki ifade bolluğu, başka hiçbir dilde, böylesine bir cilveleşme güzelliğine sahip değildir...
    Peki Ya Gerçek
    Avrupa’da ve hele hele Almanya’da Türkçe’miz üvey evlât bile değil...Horlanan öksüz bir eski akraba sanki...Pırıl pırıl öğretmenler var... Çoğu genç. Genç olduğu içindir ki, daha yetişmeleri gerek. Ama buradaki okullarda Türk öğrenci, Türkçe dersine ister girer, ister girmez... Öğretmen verdiği ödevin getirilmesini isteyemez... Çocuğuna not verip yönetemez de... Zaten isteseniz de istemeseniz de, bir kültür erozyonu içindeyiz buralarda... İşçilerimizin hasta olanları var... Size anlatırken “Krank’a çıktım” diyorlar. Türkiye’ye izne gidişin adı “Urlaub Sezonu...” olmuş... İş yerinden izin aldığı gün size”Bugün frei’im”... diyorlar...
    Ya okunan kitaplar... Yılda bir defa kitap fuarları açılıyor. Bereket, bol bol dinî kitaplar... Ya kültür eserleri? Onlar “Gaybub...” Hemen hemen her kitaplıkta bir Mehmet Akif, bir Necip Fazıl, bir Peyami Safa, bir Atsız, bir Sepetçioğlu var... Cemil Meriç’in nefis eserleri raflarda bekleşiyor...
    -Hiç olmazsa, Ömer Seyfeddin’in bir eserini alınız... Onar kişilik gruplar yapınız. Bir ders okuyanlar, diğer bir gün okuduklarını anlatsınlar... Öbür ekip, aynı şeyi tekrarlasın. Hem kelime hazineleri genişler, hem Türkçe’nin güzelliklerine aşina olmanın yollarını bulurlar...
    Beş seneye varıyor, bu sözleri söylediğim... Kimse umursamadı. Ve evlerde, derneklerde ve cami kitaplıklarında, ilgisizliğin, nankörlüğe dönüşümü yüzünden ağlamaklı kitaplar... Yani, zavallı perişan ve ihmaline bile ağlayamayan Türkçe’miz...
    Aynı dert başka dillerin de başında... Bakıyorum Fransızlar ve İngilizler, gençlerin dillerini unutmakta olduklarından şikâyetçiler. Demek ki, dert sadece bize özgü değil. Ama, bizdeki yıkıntı onlarda yok. Günlük gazetelerin kültür ve edebiyat ilâveleri onar on beşer sahifelik. Tirajları yüz binlerin üzerinde. France Litteraire, bir edebiyat dergisi... İki yüz bin satışı var. Bonn istasyonunda, kurulduğu köşede bana fiyaka yapmasına nasıl bozuluyorum bir bilseniz...
    Sevinmek İçin
    Aklımız otuz sene sonra başımıza gelmiş olsa bile, bir hayır vardır. Buradaki dernekler, gençler bazı mahallî gazeteciler ve dilini, dinini ve milliyetini kendilerine bayrak yapmış çocuklar, güzel gayretlerin içindeler... Aralık ayında Amsterdam Türk Kültür Merkezi nefis bir yarışma açtı. Başkan Ahmet Ceyhan ve İbrahim Çitil ve arkadaşları Avrupa’da Türk Kompozisyon Yarışması açtılar. Sevgili Mehmet Doğan, Türkiye’den gelmişti jüriye katılmak için. Ben hayretler içinde nefis kompozisyonlarla karşılaştım. Öğretmenler, (gencecik hanım ve delikanlılar) yazı Türkçe ve edebiyat meraklıları hiç beklemediğim bir nefaset demeti vermişlerdi. Şimdi ödül alanların çalışmalarının yayınlanacağı kitabın hazırlığı yapılıyor. Bana buraya telefon edip, bir önsöz yazmamı istediler. Yazmaya çalışacağım. Yeni yarışmaları bekleyerek ümitleniyorum...
    Yoksa bu kısırlık içinde... Yoksa Türkçe’mizi böylesine ihmal faciasının muhtevasında ve aydınların ve görevli olmaları gerekenlerin günlük endişelerinin ve çıkarlarının peşinde koşuşmaları sonucu kaybedeceğimiz hayalime gelmemişti.
    Türkçe’yi böylesine horlamanın sonunda, dışarıdan Türkçe hocası getirmeye muhtaç olmamızdan korkar hâldeyim...
    Bir Yabancı Türkçe Dostu
    Bütün Avrupa üniversiteleri Türkoloji enstitüleri ile donanmış gibi. Güzel ve metotlu bir çalışmanın içindeler. Ama, ne var ki, Türkçe’nin ana vatanındaki kısırlık ve kuraklık buralara da tesir etmiş. Kitaplıklarını geziyorum. Hemen hemen bütün edebiyatımız, raflarda mevcut... Genç Türk ve yabancı öğrenciler de, gayret içinde çalışıyorlar. Hocalar Türkçe’nin üç bin yıllık tekâmülünü belgeleri ile anlatıyorlar. Ve elbette güncel ağırlık bugünün Türkçesinde. Gençleri, kitaplıklarında çalışırlarken izlemeye çabalıyorum. Gerçekten ciddîler. Elbette telâffuz farklılıkları ve sevimlilikleri var. Ne var ki en kısa zamanda hatalarını düzeltmek merakındalar...
    Burada, size içinizi pek açamayacağına inandığım bir haber vereyim derim. Bir bakıma Türkoloji fakültelerinin ve dallarının istatistikî bilançosu...
    Bu bölümlerde okumakta olan yabancı ve Türk öğrenciler var, dedim ya... Sınavlarda en düşük notu alanlar çokluk bizim çocuklar... Neden?
    Bir yetkili çıksa da, gelip burada, galiba anavatanda da olduğu gibi “Türkçe jenosid”ini bir ele alsa...
    El mutlaka elden üstündür dedik ya...
    O sebeple söylerim bunları.


    Alıntıdır

  11. 11
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: "Türkçemizi Güzel Kullanalım , Koruyalım" Kampanyası

    Reklam



    Alıntı fbauk3 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    cevap verin lütfen çok merak ediyorum
    fbauk 6. Mesajı Sizin İçindi ..

    Okursanız Bi Problem Olmadığını Görüceksiniz ..


  12. 12
    fbauk3
    Emekli
    ben o mesajı göremedim de onun için yaprock abla çok özür dilerim

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi