Bursa Kaleleri Surları Sur Kapıları

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve Marmara Bölgesi Bölümünden Bursa Kaleleri Surları Sur Kapıları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    Reklam

    Bursa Kaleleri Surları Sur Kapıları

    Reklam



    Bursa Kaleleri Surları Sur Kapıları

    Forum Alev
    Bursa Kaleleri Surları Sur Kapıları
    bursa kalesi - bursa surları



    İznik’ten Yenişehir ve Bursa yönüne giden yolun başındaki Yenişehir Kapısı, Roma döneminde MS.I.yüzyılda İmparator Cladius zamanında yapılmıştır. Bu kapı da çeşitli dönemlerde tahrip olmuş ve onarılmıştır.

    Yenişehir Kapısı, diğer kapılar gibi üç bölümden meydana gelmiştir. Dışarıdan kente girişi sağlayan ilk kapı ön sura bağlıdır. Bu kapı da önceki dönemlere ait devşirme parçalardan yapılmış ve surla birleştirilmiştir. Dış kapı 4.20 m. genişliğinde, 5.75 m. yüksekliğinde, 3.10 m. derinliğindedir. Tuğla kemerli kapı ahşap hatıllarla sınırlandırılmış, iç kısımları tuğla ile örülmüştür. Günümüze gelen izlerden kapının iki kanatlı olduğu anlaşılmaktadır. Ana surla bağlantılı orta kapı ise, dış kapının 15 m. kuzeyinde olup, oldukça sade yapı tekniği göstermektedir. Bu kapı 3.50 m. genişliğinde, 5 m. yüksekliğinde ve 3.95 m. derinliğindedir. Roma döneminde yapılan bu kapı kesme taştan yapılmıştır. Kemeri üzerinde sade bir silme görülmektedir. Kapının üst kısımları tamamen yıkılmış olduğundan yeterli bilgi bulunmamaktadır. Doğusunda tuğladan iki katlı silindirik, üzeri kubbeli bir kulesi vardır.Batı yönündeki kulenin yalnızca temel izleri görülmektedir. Orta kapıdaki izlerden Lefke Kapısı’na konulmuş olan kitabenin burada da tekrarlandığı anlaşılmaktadır. İç kapıya kare bir avludan sonra ulaşılmakta olup, bu kapıdan da günümüze çok az kalıntı gelebilmiştir. Bunun da antik devşirme malzemeden yapıldığı izlerden anlaşılmaktadır.

    Yenişehir Kapıları ile Lefke Kapı’sı arasındaki sur doksan derecelik bir açı ile dönmektedir. Açının bu köşesindeki bir kule içerisinde de Aziz Mikhael’in at üzerinde büyük bir freskosu yakın tarihlerde bulunmuştur. Ancak zamanla bu fresko da tahrip edilmiştir.

    İznik surlarının göl kıyısında kalan uzak kesimlerinde de Laskarisler döneminde diğerlerinden çok daha alçak bir ön sur yapılmış ve bunun önüne de gölün suyundan yararlanılarak bir su hendeği kazılmıştır

    Lefke Kapısı


    Lefke Kapısı, İznik’in doğusunda, Kılıçarslan Caddesi´nin sonundadır. Bu kapı, Osmaneli’ne açılan yoldan ötürü bu isimle tanınmıştır. İznik’in 13 km. doğusundaki Karadin yerleşim yerinden ötürü bir süre “Karadin Kapı” ismi yakıştırılmıştır.


    Osmanlı döneminde haç yolu üzerinde bulunduğundan ötürü de bir süre bazı gezginler buradan “Şam Kapı” ismi ile söz etmişlerdir. İmparator Hadrianus (117-138) bu kapıyı iki yanındaki kuleleri ile birlikte bir zafer takı biçiminde yaptırmıştır.

    Lefke Kapısı’nın ana giriş kemerinin güney ayağı üzerinde dokuz satırlık bir Grekçe kitabe bulunmaktadır; bu kitabede “Uğurlu olsun, eyaletin başşehri Nikaia Gaius teşekkür eder” yazılıdır. Kitabede ismi geçen kişi büyük olasılıkla Caius (Julius Basus) veya Gaius (Cassius Chrestus)’dur. Kapının kente bakan yüzündeki arşitrav üzerinde iki satırlık bir yazı vardır. Burada, “İmparator Kayser, Tanrı Traianus Parthicus´un oğlu Tanrı Nerva´nın torunu, halkın egemenlik yetkisini kendinde taşıyan (Tribunicia Potestas), Traianus Hadrianus Augustus´a, Augustusların en dindar Neokoru, Dionysos ve Herakles soyundan gelen, Bithynia ve Pontus´un birinci şehri, imparatorların en kutsal senatosunun kararları uyarınca Metropolis olan Nikaia sundu” yazılıdır. Lefke Kapısı’nın kente bakan yüzünde yaya geçişi üzerindeki nişte bir kitabe daha bulunmaktadır. Burada, “Proconsul ve şehrin patronu M. Plancius Varus´u dostu Cladius Quintianus onurlandırdı” yazısı bulunmaktadır. Bu yazıtlardan da anlaşılacağı gibi, Plancius Varus´un bir mermer heykeli bir niş içerisinde bulunuyordu.

    Lefke Kapısı’nın batı ve doğu cepheleri aynı özellikte yapılmıştır. Bugün kapının 1.80 m.lik kısmı toprak altında kalmıştır. Kapının iki yanında 0.88 m. genişliğinde, 3.60 m. uzunluğunda yaya geçitleri bulunmaktadır. Bunların ortasındaki yuvarlak kemerli asıl giriş 4.30 m. genişliğinde ve toprak altında kalan kısımlar dışında 3.70 m. yüksekliğindedir. Yan geçitlerde kurt dişi motifli lentoların üzerinde akantus yapraklı başlıklar ve kemerlerle çevrili nişler görülmektedir.



    İstanbul Kapısı

    İstanbul Kapısı İmparator Hadrianus zamanında, MS.70-71 yıllarında yapılmıştır. Bugün İznik’in kuzeyindeki Atatürk Caddesi’nin surlarla birleştiği yerde olan bu kapı çeşitli dönemlerdeki onarımlardan sonra günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Roma ve Bizans dönemlerinde İstanbul’a giden yolun buradan başlamasından ötürü İstanbul Kapı ismi ile anılmıştır.

    Kapının önündeki dış kapı ön sura ait olup, iki yanında iki silindirik küre bulunmaktadır. Bir sıra moloz taş, iki sıra tuğla ile yapılmış olan kapının üç yöne bakan birer mazgal penceresi bulunmaktadır. İstanbul Kapısı kuleler arasındaki yolun ortasında olup, yan ve üst söveleri silindirik, koyu renkte granit sütunların hatıllar ve demir kuşaklarla birbirlerine bağlanmasından oluşmuştur. Burada bulunan sövelerin üzerindeki büyük kemer köşe duvarlarının üzerine oturtulmuştur. Ayrıca kemer ile söve arası da tuğla ile örülerek doldurulmuştur. Üstteki yatay sütunun uçları konsollarla takviyeli olup, dışarıya çıkıntı yapmaktadır. Kapı üzerinde yüksek kabarma olarak yapılmış bir savaş sahnesi görülmektedir. Bu kabartmaların üst kısmında da Pampfilya tipi bir lahit kapağı görülmektedir.

    İstanbul Kapısı 2.80 m. genişliğinde, 2.75 m. yüksekliğindedir. Kapının kuzey ve güney cepheleri aynı yapı özelliğini taşımaktadır. Bu kapı orta kapıdan biraz farklı bir eksendedir. Bizans döneminde Theodor Laskaris XIII.yüzyılda buraya bir demir kapı eklemiştir. Ana geçidin her iki yanında 3,50 m. uzunluğunda, 0,90 m. genişliğinde yayalar için iki geçit yapılmıştır. Bu geçitler üzerinde de kurt dişi lentolardan oluşan beyaz mermer bezemeler dikkati çekmektedir. Kapının iki yanına nöbetçi odaları yerleştirilmiştir. Kapının şehre bakan yüzünde bir kitabe olduğu, çivi deliklerinden anlaşılmaktadır. Bu deliklere dayanılarak okunabilen kitabede; “Gaius, Cassius Chrestus´un çabasıyla yapımı tamamlanan bu eseri Prokonsil M. Plancius Varus imparatorların yüce evine ve eyaletin başşehri Nikaia´ya adadı” yazılıdır. İstanbul Kapı’sındaki bu yazıtlar Roma İmparatoru Vespasian (69-79) ve İmparator Titus´un (79-81) müşterek yönetimleri sırasında yazılmıştır. Kitabede ismi geçen M. Plancius Varus İznik’in önemli bir kişisi olup, Bithynia ve Pontus eyaletlerinde prokonsillük yapmıştır.

    Kapının kuzey ve güney cephelerinde, geçitlerindeki nişler içerisinde Roma döneminde heykellerin bulunduğu, Bizans dönemlerinde de onların yerine fresklerin yapıldığı günümüze gelen izlerden anlaşılmaktadır. Roma döneminde yapılmış olan ana kapının yanında sur duvarlarına bağlanan bir iç avlu, bunun güneyinde de İznik’e girişi sağlayan bir iç kapı bulunmaktadır. Bu kapı 4.15 m. yüksekliğinde, 4.01 derinliğinde iki kanatlı ahşap bir kapı ile kapatılıyordu. Bunun iki yanında da 1.75 m. genişliğinde yayalar için geçitler bulunuyordu. Burada bulunan ve tiyatrodan sökülmüş bir taşın üzerinde de Grekçe; “Düşmanın cüretinin, tanrının yardımıyla, utanca dönüştüğü şu yerde, Hıristiyan dostu krallarımız Leon ve Constantinius, yüz basamaklı bir zafer kulesi yaptırdılar. Coşku içinde giriştikleri bu işi gerçekleştirerek, Nikaia şehrini içten bir gayretle onardılar. Her üne laik saray mabeyincisi patrik Artavasdos´un yapıtın tamamlanmasında büyük emeği geçti” yazılıdır. Ayrıca tiyatrodan buraya getirilen, MS. II.yüzyıla tarihlenen sakallı bir mask da bulunmaktadır. O zamanki inanışa göre bu masklar kenti kötü ruhlardan ve düşmanlardan korumak amacı ile buraya yerleştirilmiştir. İç kapının kuzeybatı yüzeyinden kazınmış bir büst kabartmasının Büyük İskender´e ait olduğu belirtilmektedir.




  2. 2
    Gülehasret
    Süper Moderatör

    --->: Bursa Kaleleri Surları Sur Kapıları

    Reklam



    Bursa Kalesi




    Bursa Kalesi

    Bursa Kalesi’nin kalıntıları ve bazı burçlar günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Bu kalenin yapımına Bytnialılar (MÖ.700) zamanında başlanmış, daha sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından da kullanılmıştır. Bu dönemlerde ve Osmanlılar zamanında kale bir çok kez onarılmış ve her toplum buraya kendi izlerini yansıtmıştır. Bu nedenle kale içerisinde Roma dönemine ait sütunlar, lahit parçaları, adak ve mezar stelleri, kitabeler ile heykel kaideleri de kullanılmıştır. Bu tür toplama malzeme bugünkü Hisar Kapı’sında ve Tophane ile Üftade arasında doğusunda yoğun biçimde görülmektedir.

    Bursa yöresi XIV.yüzyıldan sonra gezginlerin ilgisini çekmiştir. İbn-i Batuta’nın başlattığı gezileri Bertrandon De La Broquire (1432), Polonyalı Simeon (1608), Evliya Çelebi (XVII.yüzyıl), Katip Çelebi (XVII.yüzyıl), George Wheler (1675), Jean de Thevenot (1689), A.De La Motray (1699), Paul Lucas (1700), Helmuth Von Moltke (1836), George Perpot (1864), Aleksander Von Warsberg (1869), İbnülcelal Sezayi (1890), Clement Huart (1897), Thomas Allom (XIX.yüzyıl), Pierre Loti (XX.yüzyıl), Regis Delbeuf (1906), Şerafeddin Meğmumi (1909) ve Ahmet Şerif (XX.yüzyıl) izlemiş ve hepsi de ayrı ayrı anılarını yazarken kaleden ve surlardan söz etmişlerdir.

    1879 tarihli bir kent haritasında Bursa surlarının beş kapısı olduğu gösterilmektedir. Bunlar; Hisar Kapı (Balık Pazarı Kapısı), Kaplıca Kapısı, Pınarbaşı Kapısı, Zindan Kapısı ve Yer Kapı’dır. XX.yüzyılın başına kadar ayakta duran Hisar Kapı bu kapıların en görkemlisi ve en çok bezemesi olanıdır. Osmanlı döneminde Eski Bursa denilen Hisariçi’ni bu surlar çevreliyor ve Osmanlı yerleşimi de bu surların içerisinde bulunuyordu.




    Kale Burçlarından Biri

    Bursa Kalesi oldukça yüksek olup, yapımında çeşitli blok ve moloz taşlar kullanılmıştır. Kaleyi çeviren surların güney kısmındaki çift sur duvarları beş köşeli burçlarla da sağlamlaştırılmıştır. Bizanslılardan 1326 yılında ele geçirilen bu kale ve surlar Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiştir. Bunlar Tophane ile Çakır Ağa Hamamı arasındaki silindirik ve üç köşeli burçlar olarak günümüze gelebilmiştir. Ne var ki, Bursa Kalesi’nin bazı bölümleri, Hisar Kapı ve surların bazı duvarları1855 yılındaki Bursa depremi sırasında yıkılmıştır.

    Bugün kale ve surların günümüze gelebilen bölümlerinde yuvarlak kemerler, mazgallar dikkati çekmektedir. Pınarbaşı Kapısı ile Zindan Kapı arasında birbirlerine paralel uzanan surların bilinmeyen bir tarihte yeni yapılanma için kesme taşları sökülmüş, yalnızca temel izleri günümüze gelebilmiştir.








+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi