Atatürk Suçlu

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Öğretim ve Mustafa Kemal Atatürk Bölümünden Atatürk Suçlu ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    DereeN
    Usta Üye
    Reklam

    Atatürk Suçlu

    Reklam



    Atatürk Suçlu

    Forum Alev
    İLHAN SELÇUK YAZDI;


    'Atatürk Suçlu!..'
    Sağa sola bakıyorum, gazete, kitap, dergi okuyorum; Atatürk'e saldırı,
    taşlama, yergi, eleştiriden geçilmiyor; anlıyorum ki Atatürk büyük suç
    işlemiş...

    Niçin?

    *

    Çünkü dünya görüşünde, evrene bakış felsefesinde, ideolojik içeriğinde
    'Aydınlanma' yı yeğlemiş Atatürk, 'Akıl inançtan, bilim dinden
    bağımsızdır' demiş. A benim canım Mustafa Kemal'im, uygarlığın ışığına
    neden yüzünü dönersin? İran'a bak, Suudi Arabistan'a bak!..
    Bırakaydın, bağnazlığın dipsiz kuyusunun bostan dolabında dönenseydik.
    En büyük suçunu 'Gerçek yol gösterici bilimdir' diyerek işledin.

    Atatürk suçlu...

    'Vatanın bağrına düşman dayamışsa hançerini' Gazi Paşa görmezlikten
    geleydi; 'İngiliz muhibbi' olaydı, 'Amerikan mandacılığı' na
    sarılaydı; 'Ya istiklal ya ölüm' deyip ortalığa atılarak pişmiş aşa
    neden soğuk su kattı?

    Atatürk suçlu...

    Osmanlı, Sevr Antlaşması'nı kuzu kuzu imzalamışken bizlere Konya Ovası
    yetmez miydi? Denizi zaten sevmeyiz, dağların gerisine çekilip
    bozkırda otururduk. Eloğlu vatanın minarelerine çan takar, bizim cami
    yaptırma dernekleri de Haymana bölgesinde çalışmalarını
    yoğunlaştırırdı. Nemize gerek İstiklal Savaşı? Nemize gerek İzmir,
    Aydın, Edirne, Çanakkale, İstanbul? Nemize gerek Lozan, a Mustafa
    Kemal Paşa?

    Atatürk suçlu...

    Sevgili Mustafa Kemal, kadın hakları senin neyine? Bak, şimdilerde
    genç kızımız başına türban dolarken sana da verip veriştiriyor.
    Yurttaşlık Yasası çıkardın, erkek karısını iki sözcükle boşayamıyor;
    ama kadın kara çarşafa girip sana beddua ediyor. Hukuk devrimini neden
    yaptın Kemal'im?

    Atatürk suçlu...

    Çünkü cumhuriyeti ilan etti. Haydi padişah efendimize kıydı, hilafete
    neden dokundu? Laik devletten daha büyük günah olur mu şu dar-ı
    dünyada Gazi Kemal'im?. .

    Atatürk suçlu...

    Osmanlı'nın cengâverliğinden bizi soyutladı; 1923'ten bu güne 'Yurtta
    barış, dünyada barış' diye yaşamak erkekliğimizi öldürmedi mi? Biz
    korkak mıyız a Gazi Paşa? Savaşçılıktan nasıl vazgeçeriz? Senin en
    büyük suçun barışçılık değil mi?

    Atatürk suçlu...

    Çünkü 1923'te kurulan cumhuriyete 1925'te başkaldıran Şeyh Sait 'e el
    sürmeyecekti; hilafetçi Said-i Nursi 'yi başkente buyur edip devletin
    başına oturtacaktı. On bir yıl süren savaşlardan sonra temelini attığı
    devleti, İngiliz işbirlikçisi şeyhlere, aşiret reislerine, seyyitlere
    lokma lokma sunarak, parça parça edecekti. A benim Mustafa Kemal
    Paşam, ayaklanmalara karşı neden beyaz teslim bayrağını çekmedin de
    üstlerine yürüdün?

    Atatürk suçlu...

    Öyle bir cumhuriyet kurmuş ki, bir türlü yıkılmıyor. 21'inci yüzyıla
    yaklaşıyoruz, devleti Amerika'ya teslim edemedik, parçalayamadık; bu
    yüzden Gazi'ye çok kızıyoruz, cumhuriyetin harcını sa ğlam karmış diye
    öfkeleniyoruz.

    Atatürk suçlu...

    Yetmiş yıl önce bağımsız bir cumhuriyet kurmuş, bize bırakmış; yarım
    yüzyıldan beri laik cumhuriyeti çağdaş demokrasiye yakışır bir düzeye
    getiremedik; bu yüzden öfkelendikçe yarım yüzyıl öncesine dönerek
    Atatürk'e veriştiriyoruz.

    Atatürk suçlu...

    Çünkü canım Mustafa Kemal, bizim adam olacağımızı sandı, biz cüdam
    olduk; başımızı dik tutacağımıza, Ortadoğu'da 'süper yabancı devlet'
    in taşeronluğuna soyunduk; içimizdeki aşağılık duygusunu Atatürk'ü
    eleştirerek gidermeye çabalıyoruz.


    Cumhuriyet
    İlhan Selçuk



  2. 2
    ejder123
    Usta Üye

    --->: "Atatürk Suçlu"

    Reklam



    Gerçekten çok güzel bi şiir... ki güzelligi kadar Dogruda....








  3. 3
    AdamusS
    Yeni Üye
    çok dogru yazmıs cok katılıyorum







  4. 4
    hackeremin
    Emekli
    gerçekten haklı söylicek söz bulamıyorum

  5. 5
    crazyboys93
    Yeni Üye
    basını okuyunca ne diyo yha bu dedım kfr etcetım nerdese sonunu gordum haklılık payı verdım

  6. 6
    ozan765
    Üye
    adam ne mükemmel bişey yazmış valla helal olsun İlhan SELÇUK'A

  7. 7
    Ziyaretçi
    çok güzel yazmış eline saglık

  8. 8
    Bloom_Flora
    Yeni Üye
    katılıyorum ablam benim

  9. 9
    berta
    Üye
    Çok duygulandım,harika bir yazı,söylenecek ne kalmışki teşekkürden başka.

  10. 10
    alicanavar
    Özel Üye
    Bilmeyenler için 9 Mart Cuntası ve İlhan Selçuk...

    İlhan Selçuk saygın bir isim mi? Her şeyden önce bu sorunun doğru cevabını vermemiz gerekir. Eğer "evet saygın bir isimdi" diyecek olursanız, hemen karşınıza 9 Mart Cuntası ile çıkarlar.

    2008Yeni kuşaklar bu cuntanın Türkiye'de bir Baas rejimi tesis etmeye çalıştığını bilmezler. Baas rejimi, tıpkı bugünkü Suriye ile devrilen Irak rejimi, Saddam rejimi gibi bir rejimi ifade eder. 9 Mart Cuntası yarısı asker yarısı sivil bir konsey tarafından yönetilen bir ülke öngörüyorlardı. İlhan Selçuk eski bir cuntacıdır. Eğer cuntacılar saygın adamsa İlhan Selçuk da saygın olmalı!

    Arkadaşları Doğan Avcıoğlu, Cemal Reşit Eyüpoğlu, Mümtaz Soysal ve İlhami Soysal'dı. Bunlarla birlikte Yön hareketini başlattı. Yön hareketinin yayınladığı yön bildirisi, ki bu bir manifestoydu ve Yön Dergisi'nin sahibi Doğan Avcıoğlu idi, imza koyanlar arasında bugün Bugün Gazetesi'nde çalışan Can Aksın da vardı. Selçuk ve arkadaşları ordu içindeki genç subaylarla birlikte 9 Mart 1971 günü darbe yapmayı planlamışlardı.

    Bu darbenin hazırlıkları yapılırken İlhan Selçuk'un Cumhuriyet Gazetesi'ndeki odası karargah olarak kullanılmıştı! Cuntanın adına Madanoğlu Cuntası deniliyordu. Bugün de Cumhuriyet Gazetesi'nin AK Parti hükümetini devirmek için karargah olarak kullanıldığı iddiaları var. Ne ilginç değil mi, Dünya değişiyor ama cuntacı cuntacılığından hiçbir zaman vazgeçmiyor.

    9 Mart Cuntası'nı 12 Martçılar önledi. Zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur saf değiştirince Cemal Madanoğlu Cuntası başarısız oldu. Eğer 9 Mart Cuntası başarılı olmuş olsaydı 27 Mayıs'ın devamı olacaktı. İlhan Selçuk Ziverbey Köşkü'nde sorgulandı. Belki de işkence gördü. Cumhuriyet'in solcu ve komünist gazete olarak anılması İlhan Selçuk ile birliktedir. Ondan önce Cumhuriyet solda sol, sağda sağcı yazarların yazdığı bir gazeteydi.

    Mahir Kaynak işte bu cuntanın içine sızmış bir ajandı. Kaynak, İlhan Selçuk ile beraber "darbeciler" birbirlerinin ev ve işyerlerinde toplantılar yapmaktaydı. Bunlardan biri de Cumhuriyet Gazetesi'nde yapılmıştı. O dönemde sadece İlhan Selçuk değil Cumhuriyet'in tüm çalışanlarının cuntanın içinde olduğu ifade ediliyordu Sol çevreler 12 Mart Muhtırası'nı kendi darbeleri sanmış olsalar da birkaç gün sonra 9 Martçılar'ın tasfiye edildiği anlaşılmıştı. Yeni kuşaklar bu dönemi pek bilmez.

    Onun için öğrenmek isteyenlere bir tavsiyem var. Hasan Cemal'in -ki Cemal Cumhuriyet'in yayın yönetmenliğini de yapmıştır İlhan Selçuk'un muhalefetine rağmen- "Cumhuriyeti çok sevmiştim" kitabını okuyun. Ve görün Cumhuriyet denilen gazete neymiş, İlhan Selçuk denilen yazar neymiş!

    Bugün
    Nuh GÖNÜLTAŞ

  11. 11
    P®ens
    !! Cümle Mühendisi !!

    --->: "Atatürk Suçlu"

    Reklam



    Alıntı DereeN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Atatürk suçlu...

    Sevgili Mustafa Kemal, kadın hakları senin neyine? Bak, şimdilerde
    genç kızımız başına türban dolarken sana da verip veriştiriyor.
    Yurttaşlık Yasası çıkardın, erkek karısını iki sözcükle boşayamıyor;
    ama kadın kara çarşafa girip sana beddua ediyor. Hukuk devrimini neden
    yaptın Kemal'im?

    Cumhuriyet
    İlhan Selçuk
    Yorumadaki bu kısım manidar türbanlı kızların Atatürk düşmanı olduğunu söyluyor.Be adam git bak bakayım senin gibilerin rahat yaşadığı bu ülkeyi kurtarırken şehit olan kadının kıyafetine ne hakla sen vatan haini ilan edersin bu insanları.Kaldı ki senin gibi pasif düşünceler sahip insanlar bu yorumu yazar üstüne bide univesitelere girerken cıkar şu başörtüsünü der.

    Hani kadın hakları ? yine sen ve senin gibiler karar veriyor kadınlarn giyimine nerde eşitlik.

    Öyle işine geldiği gibi Atatürkcülük olmaz İlhan

    Sözler ilhan Selçuk adır DereeN e değil karıştırılmasın.

    İzle bu Videoyu İlhan belki (ki sanmam) biraz fikrin olurda yazarken düşünebileme yeterneğinde oluşur






  12. 12
    hizlivegenc
    Yeni Üye
    Çünkü dünya görüşünde, evrene bakış felsefesinde, ideolojik içeriğinde
    'Aydınlanma' yı yeğlemiş Atatürk, 'Akıl inançtan, bilim dinden
    bağımsızdır' demiş. A benim canım Mustafa Kemal'im, uygarlığın ışığına
    neden yüzünü dönersin? İran'a bak, Suudi Arabistan'a bak!..
    Bırakaydın, bağnazlığın dipsiz kuyusunun bostan dolabında dönenseydik.
    En büyük suçunu 'Gerçek yol gösterici bilimdir' diyerek işledin.

    Aşağıda yazdıklarım yukarıda ki paragrafın sahteliğini ifşa etmek içindir. Sözlerim kesinlikle Atatürk'e değildir, kendini ilerici sanan yobazın din hakkında ki menfi lafızlarınadır.

    Atatürk bunları değil bunları söylemiştir: (Kaynak muteberdir, çünkü devletin, diyanetin sitesinden alıntıdır. Ayrıca çoğu kaynakta bunlar yazar.)

    http://www.diyanetvakfi.dk/musavir/A...inAnlayisi.htm

    Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiııa etmiyor. "

    "Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmu~tur. Bir dine tabü olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. "1

    "Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O'nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik deııridir. İkinci devir, insanlığın kemal devridir. "

    "Ey millet! Allah birdir, şânı, büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur'ani azimuşsândaki nusustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ııe tabi kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır. "2

    "Din, bir ııicdan meselesidir. Herkes ııicdanın emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Dü~ünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din i~lerini, millet ve devlet i~leriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kasta ve füle dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat ııermeyeceğiz. "3

    Din ııardır ııe lazımdır, Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takııiye etmek lüzumu hissedilmemi~. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış, Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez, Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır, "4


    "Efendiler.." Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihninin başlı başına çalışması lazımdır. İşte biz de burada din ve dünya için geleceğimiz ve istiklalimiz için ııe en çok milli egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım, Ben yalnız kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum, Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Milli ülküler milli irade yalnız şahsın düşünmesinden değil tüm millet fertlerinin ülkülerinin toplamıyla yaratılır... " "Milletimiz dil ve din gibi kuııvetli iki hazineye sahiptir. Bu faziletleri hiç bir kuııvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamayacaktır ve alamaz. "5

    "Bizim dinimiz hiçbir ııakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir, Allah'ın emrettiği şeyi, kadın ve erkek beraber olarak ilim ve kültür edinmeleridir, Kadın ve erkek, bu ilim ve kültürü aramak ııe nerede olursa oraya gitmek ııe onunla dolu olma zorundadır. Îslam ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtları bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim, kültür ııe diğer hususlarda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır, Belki daha ileriye gitmişlerdir,

    "Minberlerin halkın anlayacağı bir dille ruh ve dimağa hitab olunmakla İslam ehlinin ııücudu canlanır, iman kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna nazaran hatiplerin haiz olmaları lazım gelen özellik yetenek ııe dünyanın gidişini bilmeleri çok önemlidir. "

    Bizde ruhbanlık yoktur, Hepimiz eşitiz ve dinimizin ahkamını eşit olarak öğrenmeliyiz, Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır, orası da mekteptir, 6,

    "Bu başarının, kutsal topraklarımızı düşman istilasından büsbütün olarak kurtaracak olan kesin zaferin hayırlı bir başlangıcı olmasını Tanrının lütfundan dilerim.”

    "Biz ne Bolşevik'iz, ne de Komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız, Türkler milliyetperııer ve dinlerine hürmetkar bir millettir, Bizim hükümet şeklimiz tam bir Demokrat Hükümetidir. "'



    Akıl inançtan, bilim dinden bağımsızdır. dememiştir Atatürk. Bilim dinden bağımsız düşünmek en derin gaflet çukurudur. Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, dinin gösterdiği yoldan bir adım öteye gidemez '' İlimsiz din kör,dinsiz ilim topaldır ''. Neden bunları söyledim açıklıyorum:

    'Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız.'(Terğîb, 2,83) Hadisini tüm bedahatiyle bilim günümüzde açıklıyor.

    İran'a bak, Suudi Arabistan'a bak!.. demiş yazar. İran bilim olarak bizden hayli ilerde, Arapların geri kalmasının asıl sebebi ise batıl itikadlarınca hak mezhep olmayan Vehabiliğe kapılıp nerden geldiklerini unutmalarıdır.

    Ezel kadar eski ebed kadar yeni olan dinimiz bizi geriye götürecekmiş (!)

    Şu unutulmamalıdır, biz ne kadar İslam'dan uzaklaşmışsak o kadar geri kalmışızdır. "Istanbul muhakkak fetholunacaktir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askerlerine ne güzel askerlerdir" Hadisine nail olan ordu, Hadis'e mazhar olan orduyla yaşayan o dönemin halkı İslamiyet'i asli manasıyla yaşadığı için, onlar ve torunları üç kıtaya hükmetmiştir. Aklı dinden, bilimi dinden ayırdıkları için değil. Ezel kadar eski ebed kadar yeni olan dinimizi yaşayanlar için topluluklar için bu muzafferlik mütemadiyyen haizdir.

    Günümüzde bilim, namaz kılarken yaptığımız hareketlerin pratikte sağlığa en faydalı gelecek hareketler olduğunu açıklıyor. (Farzı muhal manevi faydalarını yok sayarsak.)

    Dinin bilime köstek olduğunu iddaa eden yazarın söyleyemediklerini batının önde gelen bilim adamları ve şahsiyetler söylemiş, buyurun:

    “Hiç kimse Hz. Muhammed’in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa’ya nasip olan bütün başarılara rağmen bizim bütün kanunlarımız, İslâm medeniyetine bakarak çok ek------. Biz Avrupa milletleri, büyük medenî imkânlarımıza rağmen, Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız.”

    Johann Wolfgang von Goethe (Alman Şair ve Yazar)




    Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır.

    Lev Nikolayeviç Tolstoy ( Rus Yazar)




    Büyük İslâm Peygamberi Yüce Yaratıcı’nın katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.

    Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (Meşhur Rus Yazar)




    “Şöyle bir göz atmakla, Hz. Muhammed’in, bütün vasıflarını ve kahramanlıklarını görmek mümkündür. Bunlardan bazıları Peygamberliğinin ilk günlerinde ve bazıları da peygamberliğinden sonra olmuştur. Eşsiz mucizeleri gördüğüm zaman, O’nu rütbe bakımından insanların en büyüğü ve en yücesi olarak mütalaa ediyorum. Hatta; insanlık O’nun bir benzerini görmemiş ve görmeyecektir de…”

    Aziz, Prof. Bosworth Smith (Mohammed and Mohammadanism, London 1874)




    “İslâm medeniyetinin modern dünyaya en büyük yardımı ve hediyesi ilimdir. Fakat Avrupa’yı, yeniden hayata kavuşturan şey, yalnız ilim değildir. İslâm medeniyetinden gelen daha başka tesirler Avrupa hayatına ilk parlaklığını vermişti.
    Avrupa’nın ilerleme hayatında İslâm kültürünün kati tesirini takip edemeyeceğimiz bir tek safha bulunmadığı gibi tesirin kendini bütün azametiyle hissettirdiği saha tabii ilimler ve ilim zihniyetidir.
    Orta çağın ilk yarısında dünyanın hiçbir milleti insanlığın ilerlemesine müslümanlar kadar hizmet etmemiştir. 9-12 asırlar arasında felsefe, tıb, tarih, ilahiyat, astronomi ve coğrafya mevzuunda Arapça olarak yazılan eserler herhangi bir lisanla yazılanların fevkinde idi.”

    Prof. Dr. Philip Khuri Hitti




    Bitmeyen bir hayranlık, sürekli bir saygı, Arabistan’ın bu büyük Peygamberinin hayatını ve şahsiyetini inceleyen ve nasıl öğrettiğini, nasıl yaşadığını bilen herkesin bu güçlü Peygamber için ürpertici bir saygıyla dolmaması mümkün değildir. Kitabımda söyleyeceklerimin pek çoğu, çoklarının bildiği şeyler olsa da, ben onları ne zaman yeni baştan okusam, bu Arabistanlı Muallim için hep yeni bir hayranlık, yeni bir saygı duyuyorum.”

    Annie Besant, (Hindistan’ın Bağımsızlık Mücadelesi Liderlerinden)




    ’Ben şahsen Hz. Muhammed’in hayranıyım.’

    Sosyolog V.D.Eratsen




    Asrımızda çeşitli ilim adamlarının yaptıkları tecrübe ve araştırmalar göstermiştir ki, pişirmek kaydıyla soğan ve sarımsağın damar sertliğini mühim ölçüde azalmalmaktadır. Ayrıca pirişilmiş sarımsağın kanda lipid (yağ) artmasına mani olduğu ve kan pıhtılaşma bozukluklarını da bir ölçüde engellediği, yüksek tansiyonlu kişilerde ise tansiyonun düşmesine yardımcı olduğu müşahede edilmiştir. Nitekim ondört asır önce Efendimiz’de (sav) bir hadislerinde sarımsağın pişirilerek yenilmesini tavsiye etmiştir.

    Doğrusu aranırsa Hira Dağı mağarasında meleği gördüğü günden beri geçen 20 sene dünyayı değiştirmeye kafi gelmiş. Hicaz’ın kuru kumlarında yeni bir tohum filizlendirmişti; öyle bir filiz ki Arabistan’ı uyaracak, bir yandan Hindistan’a bir yandan da Bahr-i Muhite kadar uzanacaktı.

    Emile Dermenghem




    “İnsanlığın sorunlarının üst üste yığılarak nerdeyse çözülmez hal aldığı günümüzde Hz. Muhammed’e her zamankinden daha fazla muhtaçiz. Eğer O aramızda olsaydı bütün bunları oturup bir fincan kahve içme rahatlığı ile çözerdi”

    George Bernard Shaw ( İrlandalı dramatist, sosyalist düşünür ve 20.yüzyılın önde gelen tiyatro yazarlarından)




    “Tarihteki Yüz Büyük İnsan” adlı kitabıyla bütün dünyada yankılar uyandıran Amerikalı bilim adamı Prof. Michael Hart’a kitabın ilk yayınlandığı tarihten on yıl sonra, Kahire’de çağırıldığı bir ödül töreninde, El-Ahram Gazetesi muhabirlerince sorulan; “kitabınızın yayınlanmasının üzerinden 10 yıl geçti neredeyse. ‘100 ünlü Adam’ adlı kitabınızda birinci yeri Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ayırmıştınız, hâlâ bu görüşünüzde ısrarlı mısınız?” şeklindeki soruya şu cevabı vermişti:

    “Bu ünlülerin ilk listesi. Bu sayı 200-300’e bile çıkarılsa Hz. Muhammed’in (s.a.v.) listenin başındaki yeri sabittir.

    Ben ünlüleri incelerken bazı sabit kriterler ortaya koydum. Bunlardan biri de, ünlülerin insanlık tarihinde bıraktıkları geniş ve derinlemesine izlerdir. Benim, ünlülerin en ünlüsü olarak Hz. Muhammed’i (s.a.v.) tercihim ise, O’nun hem peygamberliği, hem de dinî ve dünyevî seviyede fevkâlâde başarılı olmasıdır. İnsanlık ahlâkı, felsefî ve hukukî olarak İslâm’dan daha mükemmel bir din görmemiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in vefatından sonra da İslâm, dünyanın doğusunda ve batısında yayılmaya devam etti. Dünyada hâlâ bir çok insan kalpleriyle ve akıllarıyla İslâm’a yöneliyor. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) davet ettiği din, 14 yüzyıl önce medeniyetin ve kültür merkezlerinin dışındaki bir bölgede doğmuştu. Ve zor şartlar altında yol aldı. Buna rağmen İslâm, dünyanın her yönüne yol buldu. Ve inanıyorum ki Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi, her yönüyle mükemmel bir insan, bir daha gelmez.”

    Prof. Dr. Michael Hart




    “Kral ve vezirler gibi azamet ve debdebe perdeleriyle gizlenmiş değildi. Kendi hırkasını kendi yamalar, kendi ayakkabısını kendi tamir ederdi. Harbe gider, ashabı ile istişare eder, emirlerini onlarla beraber verirdi.

    Nasıl bir insan olduğunu her yönü ile kavminin bilmesi için böyle yaptı. Ona artık, siz ne isterseniz öyle deyiniz. Dünya’da taç ve ihtişam sahibi hiçbir imparatora, yamalı bir hırka içindeki bu insan kadar hürmet ve itaat edilmemiştir. Yirmiüç yıllık dünya imtihanı, gerçek bir kahraman için lüzumlu bütün unsurları taşımaktadır.”

    Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)




    “İslamiyetten daha eski dinler, insanların ruhları üzerindeki hakimiyetlerini günden güne kaybetmekte oldukları halde, Hz. Muhammed’in dini bütün kudret ve hakimiyetini muhafaza etmektedir.”

    Dr. Gustave le Bon (Fransız sosyolog ve fizikçi)




    Ben şunu iddia ediyorum ki, Hz. Muhammed en seçkin bir kıymettir. Yaradan’ın, böyle ikinci bir vücudu imkan sahasına getirmesi de ihtimalden uzaktır. Seninle aynı asırda bulunamadığımdan dolayı üzgünüm Ey Muhammed…Prens Otto Von

    Bismarck (Modern Almanya’nın ilk şansölyesi -başbakanı)




    Hz. Muhammed’in (sav) insan olması itibariyle, bütün insanlık muhakkak iftihar eder. Çünkü O Zât, ümmî olmasıyla beraber, onüç asır evvel öyle kanunlar ve esaslar getirmiş ki, biz Avrupalılar ikibin sene sonra onun kıymetine ve hakikatına yetişsek en mes’ud, en saadetli nesiller oluruz.

    Shebol (1927 Hukuk Kongresi Başkanı)




    Şişmanlık birçok hastalıkları da beraberinde getirmektedir. Son araştırmalar neticesinde şişmanlarda yüksek olan kolesterol seviyesinin damar sertliğine sebep olduğu, buna bağlı olarak da damar sertliği, yüksek tansiyon, kalb yetmezliği, böbrek ve göz hasarlarının meydana geldiği tespit edilmiştir. Dengeli beslenme mevzuunda ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini Yüce Rehberimiz (sav) asırlarca önce şu kutlu sözleriyle belirtmişti: ‘Çok yemek kötü bir şeydir.’ ‘İnsanoğlunun midesini iyice doldurmasından daha zararlı bir şey yoktur.

    Şayet gayenin büyüklüğü, vasıtaların küçüklüğü ve neticenin azameti insan dehasının üç ölçüsü ise, modern tarihin en büyük şahsiyetlerini bile Muhammed’le (sav) kıyaslamaya kim cesaret edebilir. O şahsiyetlerin en meşhurları ancak maddi kuvvetler kurdular. Halbuki, O (sav), orduları hukuk sistemlerini, imparatorlukları, kavimleri hanedanları ve dünyanın üçte biri üzerindeki milyonlarca insanı harekete geçirdi.


    Alphonse Marie Louis de Lamartine (Fransız Tarihçisi)




    “İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir. Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir.”

    Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)




    “Muhtelif devirlerde beşeriyeti idare etmek için Allah tarafından gönderildiği iddia olunan bütün münzel ve semâvi kitapları tam ve etrafiyle tetkik ettimse de, hiç birisinde bir hikmet ve isabet göremedim. Bu kanunlar, değil bir cemiyetin, bir ev halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır. Lâkin müslümanların Kur’an-ı, bu kayıttan azadedir. Ben Kur’an’ı her cihetten tetkik ettim. Her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Müslümanların düşmanları bu kitabın, Muhammed’in kendi eseri olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel ve hatta en mütekâmil bir dimağda böyle harikanın zuhurunu iddia etmek hakikatlere göz kapıyarak kin ve gareze âlet olmak manasını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle kaabil-i telif değildir.


    Prens Otto Von Bismarck (modern Almanya devletinin kurucusu)




    Ellerin et ve yağ gibi maddelerle bulaşık olması hem haşere hem de mikropların üremesi için zemin teşkil eder. Yüce Rehberimiz ‘ellerinde et veya yağ kokusu eseri olduğu halde yatan bir kimse bir hastalığa müptela olur veya hayvan ve haşerelerden bir zarara uğrarsa, kedisinden başkasını suçlu bulmasın’ buyurmuştur. Burada haşerenin yanında hayvan tabirinin kullanılması enteresandır. Hayvan, hayat sahibi yani canlı mânâsına da gelmektedir. Dolayısıyla mikrop mefhumuna işaret edilmektedir.

    Hz. Muhammed (sav) toplu halde yapılan ibadetin o muazzam gücünü, tarihte ilk temsil edip gösteren insandır. Hiç şüphe yok, ki, çok geniş mikyasta, İslâm’ın kudreti, günde beş vakit kılınan namazın kudretinden kaynaklanmaktadır.

    J. H. Lenison




    Yeni keşiflerin veyahut ilim ve irfanın yardımı ile hallolan yahut çözülmesine uğraşılan meseleler arasında bir mesele yoktur ki, İslâmiyet’in esasları ile çatışsın. Kur’an-ı Kerim ve onun öğrettikleri şeyler ile fıtri kanunlar ve fenler arasında tam bir ahenk görülmektedir.

    Lavazon




    “Hz. Muhammed’in doğruluğu, faaliyeti, hakikati aramadaki samimiyeti, sonsuz azmi, hiçbir vakit sarsılmayan imanı, kendisini dinlemek istemeyenlere ezelî hakikati dinletmek yolundaki sebatı, bana kalırsa bunlar O’nun, o cesur ve azimkâr Peygamber’in son peygamber olduğuna en kat’i ve en emin delillerdir.”

    Dr. Steingas


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi