Mavi Gözlüm(M.K.Atatürk)

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Mustafa Kemal Atatürk Bölümünden Mavi Gözlüm(M.K.Atatürk) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Reklam

    Mavi Gözlüm(M.K.Atatürk)

    Reklam



    Mavi Gözlüm(M.K.Atatürk)

    Forum Alev
    Mavi Gözlüm (Özel Çalışma)

    mavi gozlum Ataturk.jpg

    Mavi Gözlüm


    Sana hasret, sana hayran gönlümüz
    Sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
    Bu gemi bu "Kara Deniz"
    Sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin



    Kurban olam yürüdüğün yollara
    Kara peçe, yakışmıyor kullara
    Uyan bak bizim hallara
    Sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin



    Bulutlar teriden, dağlar korkundan
    Sarhoştur Mahzuni, senin kokudan
    Bir daha gel gel Samsun'dan
    Sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin



    "Yeni Türkiye Devleti'nin kuruluşundan önce millet hiçbir zaman kendi tarihine, kendi hayatına, kendi refah ve mutluluk araçlarına sahip olmamıştı. Bugün bütün halk, hepimiz benliğimizi anlamış, mukadderatımıza egemen bulunuyoruz. Bütün düşüncelerimizi, çalışmalarımızı bu ülkenin bayındırlığına, refahına ayıracağız. Gayemiz budur ve bu gaye için varlığımızı bile ortaya atmaya hazırız.(1923)

    Hükümetin iki hedefi vardır: Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahının sağlanmasıdır. (1923)

    Hükümetimizin tek hedefi iktisadi alanda, memleketin refahı için kendi serbestisini sağlamaktan ve her memleketin ayrı ayrı iyiliği ile genel refaha hizmet etmekten, siyasi alanda ise barış içinde yaşamak ve kendisini ve savunma araçlarını herkes için herkese karşı korumakla birlikte, başkalarının yaptığı oranda saldırı silahlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir."




  2. 2
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye

    --->: Mavi Gözlüm

    Reklam



    Koca Kasım Mahallesi, Islahhane Caddesi'nde üç katlı evde doğan Mustafa Kemal, ilk öğrenimine Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebinde başladı. Ardından da Şemsi Efendi mektebine geçti. Üst üste acıların yaşandığı küçük Mustafa'nın evinde son ve kahredici yokluk, babası Ali Rıza Efendi'nin ölümüyle daha derinleşti. Böyle bir acıyla tanışan küçük Mustafa bir süre dayısının yanına gönderildikten sonra Selanik'e döndü ve burada öğrenimini tamamladı. Ardından da(1893) Askeri Rüştiye'ye kaydoldu. Buradaki öğretmeni Mustafa'ya, Kemal ismini verdi. Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi�ni (1896-1899) bitirdikten sonra İstanbul Harp Okulu�na girdi. Genç bir teğmen olarak buradan mezun olan Mustafa Kemal, hemen Şam'da 5. ordu emrine tayin edildi(1905-1907). İki yıllık bu görevinin ardından Yüzbaşı rütbesi alan Mustafa Kemal daha sonra Manastır'da III. orduya katıldı. Sonrasında İstanbul'a Hareket ordusu kumandanı olarak giden Mustafa Kemal(19 Nisan 1909) artık Kurmay Başkanı'ydı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı�nı kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığı�na getirildi. Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliği�ne atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.

    Atatürk Rauf Orbay ile Sivas Kongresi'nde

    ataturk-rauf-orbay-ile-sivas-kongresinde.jpg

    Atatürk ve arkadaşları Sivas Kongresi'nde


    1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletleri�ne "Çanakkale geçilmez!" dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı�nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen, Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi�ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşı�nda yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletleri�ne karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

    Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı'ndan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Veliaht Vahdettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı�na getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.

    Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını işgale başlamaları üzerine Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı.

    23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı.








  3. 3
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    SİVAS KONGRESİ KARARLARI

    (4 - 11 Eylül 1919)

    1- Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçalanmaz bir bütündür, birbirinden ayrılamaz.

    2- Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.

    3- İstanbul Hükümeti, bir dış baskı karşısında memleketimizin her hangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.

    4- Kuvâ-yı Milliye'yi tek kuvvet tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak temel ilkedir.

    5- Manda ve himaye kabul olunamaz.

    6- Millî iradeyi temsil etmek üzere Millet Meclisi'nin derhal toplanması mecburidir.

    7- Devletin bağımsızlık ve bütünlüğü saklı kalmak şartıyla topraklarımızı ele geçirmek isteği olmayan herhangi bir devletin ekonomik, teknik ve sınaî yardımlarını memnuniyetle karşılarız. Adaletli ve insancıl kuralları içeren bir barışa kavuşulması da insanlığın selâmeti ve umumun huzuru adına millî emellerimizdendir.

    8- Aynı amaç ile millî vicdandan doğan cemiyetler (dernekler) "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilmiştir.

    9- Mukaddes maksadı ve umumî teşkilâtı idare için kongre tarafından bir Heyet-i Temsiliye (Temsilciler Kurulu) seçilmiş-tir.


    Atatürk, 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. Dolayısıyla 23 Nisan 1920'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı. Bu dönemde Muvakkat İcra Encümeni, I. İcra Vekilleri Heyeti, II. İcra Vekilleri Heyeti, III. İcra Vekilleri Heyeti, IV.İcra Vekilleri Heyeti ve V. İcra Vekilleri Heyeti bütün yürütme faaliyetlerini üstlendi.

    Türk Kurtuluş Savaşı, 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurduktan sonra Kuvâ-yi Milliye-ordu bütünleşmesi sağlanarak savaş zaferle sonuçlandırıldı.

    Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı, Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş Şanlıurfa savunmaları (1919- 1921). İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921). II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921) Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922) gibi zaferlerle yeni Türkiye adeta taçlandı.









  4. 4
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Kurtuluş Günlerinde Büyük Millet Meclisi


    İstanbul'un işgalinden üç gün sonra Atatürk, ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride,'olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçimlerin en geç 15 gün içinde yapılması gereği', kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu. Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor. İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler. Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı. Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayımladığı ikinci bir bildiri ile Meclis'in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.

    23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı:

    �Burada bulunan saygıdeğer insanlar, İstanbul'un geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlayarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir.�

    Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum.

    Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da 'Büyük Millet Meclisi' olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsendi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi�nde de yazılı olarak, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi' (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

    TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını, Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.

    TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

    2 Mayıs 1920'de Bakanlar Kurulu�nun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı. 11 bakandan oluşan 'Meclis Hükümeti', 5 Mayıs'ta TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı.

    TBMM'nin açılışı ile birlikte, millî egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM'nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.


  5. 5
    ozan765
    Üye
    çok güzel olmuş paylaşım için teşekkürler:)

  6. 6
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Misak-ı Milli Ruhu

    Misak-ı Millî (ulusal and), daha Erzurum Kongresi sırasında biçimlenmeye başlanmış, Sivas Kongresi'nde olgunlaşmış ve sonuçta esasları doğrudan doğruya Atatürk tarafından yazılmıştı. Temel ilke 'vatanın ve milletin bölünmezliğiydi.

    Millet adına bu yeminin edilmesi için, millî güçler yanlısı her Meclis-i Mebusan üyesi büyük çaba göstermiş ve sonunda bu kararın alınması gerçekleştirilmiştir. Millî And özetle şöyledir :

    "Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyeleri barışa kavuşmak için şu vazgeçilmez şartları ileri sürerler: Dünya Savaşı�nın bitiminde imzalanan Mütareke Andlaşması�nın çizdiği sınırlar içinde, din, ırk ve asılca birlik oluşturan vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan kopartılamaz.

    Osmanlı Saltanatının ve Halifeliğin merkezi İstanbul'un güvenlik içinde bulunması şartı ile Boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan Batı Trakya'da, mütareke sınırları dışında tutulmak istenen Kars, Ardahan ve Batum'da halk oyuna başvurul-ması gerektir. Osmanlı Devleti�ndeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde de halk oyuna gidilmelidir


    Bağımsızlığımızı sınırlayacak siyasî, ekonomik hiç bir andlaşma kabul edilemez. Bu şartlar kabul edilmezse barış yapmak imkânsızdır."

    Meclis-i Mebusan'da alınan ve ilan edilen Misak-ı Millî kararı, Ayan Meclisi�nde görüşülmedi. Dolayısıyla onaylanmak üzere padişahın önüne de gelmedi.

    İtilaf Devletleri bu karar karşısında, İstanbul Hükümeti�ni millî güçlere karşı harekete geçmeye zorladılar. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi. Meclis-i Mebusan basıldı. Anadolu hareketi yandaşları ve bir kısım aydınlar tutuklandı. Resmi dairelere el kondu.16 Mart günü Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. İki gün sonra toplanan Meclis, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı. 11 Nisan 1920'de padişahça dağıtıldı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı tarihe karışmıştı.


    Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası�nda yer alan 'Türk vatanı ve milletin bölünmezliği' ilkesinin millî ve hukukî dayanağı, hâlâ yaşayan 'Misak-ı Millî' ruhudur.


  7. 7
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Atatürk Adana'da öğrencilerle

    Ataturk Adanada ogrencilerle.jpg

    Atatürk elçilerle


    Ataturk elcilerle.jpg

    Atatürk bir cephe ziyaretinde


    ataturk-bir-cephe-ziyaretinde.jpg

    İlk Parlamento

    İIk Türk Parlamentosu, "Meclis-i Umumi" (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak, 20 Mart 1877'de çalışmalarına başladı. İki dereceli seçimler sonucu oluşan "Heyet-i Mebusan" veya bazen ifade edildiği gibi "Meclis-i Mebusan" (Milletvekilleri Heyeti), 69'u Müslüman ve 46'sı Müslüman olmayan 115 üyeden oluşuyordu. Doğrudan doğruya padişahça atanan "Heyet-i Ayan" veya diğer adıyla "Meclis-i Ayan" (Seçkinler Heyeti) ise 26 üyeden kurulmuştu.

    Genel Meclis'in çalışmaya başlamasından kısa süre sonra 23 Nisan 1877'de Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Savaş sırasında, millet temsilcilerinin hükümeti eleştirmeleri ve sert çıkışları karşısında, Heyet-i Mebusan 28 Haziran 1877'de padişahça dağıtıldı. Ardından yapılan seçimler sonucu 13 Aralık 1877'de, Türk tarihinin ikinci millet temsilcileri meclisi toplandı. Ancak, Rus savaşının kötü bir gelişme göstermesi sonucunda, bu yeni Meclis de 14 Şubat 1878'de padişah tarafından tekrar dağıtıldı.

    Zamanın padişahı II. Abdülhamit 1878'den 1908 yılına kadar Meclis'i toplamadan ülkeyi idare etti. 1908 yılı başlarında giderek artan dış gelişmeler ve şiddetlenen aydınlar muhalefeti nedeniyle, Meclis'i Umumi�yi 23 Temmuz 1908'de toplantıya çağırmak zorunda kaldı.

    Böylece, II. Meşrutiyet dönemi açılmış oluyordu. Aynı zamanda Anayasanın yeniden uygulamaya konulduğu bu dönem, Türk siyasî hayatında "özgürlük ilanı" olarak da anılır. Anayasa, 1909, 1912, 1914, 1916 yıllarında sekiz kez değiştirildi. Bu yolla, 1876 Anayasası�nın yapısı çoğu kez önemli değişikliklere uğradı. Değişiklikler sonucunda, padişahın zararlı faaliyetleri iddiasıyla vatandaşları yurt dışına sürgün etme hakkı kaldırıldı. Basın özgürlüğü genişletildi ve sansür yasağı konuldu. Vatandaşlara toplantı ve dernek kurma özgürlükleri tanındı. Artık siyasî partiler de kurulabilecekti. Ayrıca, hükümet Meclis'e karşı sorumlu tutulmuştu. Padişahın dilediği zaman Meclis'i dağıtması hükmü sıkı kayıtlar altına alındı. Gensoru kurumu yerleşti. Padişahın yasama yetkisine belli sınırlar getirildi. Meclis üyelerine doğrudan doğruya kanun teklifi verme hakkı tanındı. Meclis Başkanını, padişah müdahalesi olmadan Meclisin seçmesi kabul edildi. Bir padişah tahta çıktığı zaman, Meclis-i Umumi önünde Anayasa hükümlerine uyma ve millete sadakat yemini edecekti.

    1909 yılında yapılan bu anayasal değişikliklerin getirdiği demokratik parlamenter sistem, iç ve dış olaylar nedeniyle uzun süre yaşayamadı. Yıpratıcı bir siyasal mücadele ortamına, 1911'deki Trablusgarp Savaşı ve Ekim 1912'de başlayan Balkan Savaşları�nın acılı günleri de eklenince, 1914 ve 1916 yıllarında Anayasa�da yapılan değişikliklerle padişahın Meclis'i dağıtma yetkisi aşama aşama artırıldı. Ayrıca, en güçlü parti durumunda bulunan "İttihat ve Terakki'nin tek parti diktatörlüğü, demokratik gelişmenin önünü tıkayan önemli nedenlerden birini oluşturdu.

    Balkan Savaşları�nın 1913 sonbaharında yapılan anlaşmalarla sona ermesinden bir yıl sonra Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı�na katılmak durumunda kaldı. Savaşın bitim yılında, 3 Temmuz 1918'de VI. Mehmet (Vahdettin) Osmanlı Devleti'nin son padişahı olarak tahta çıkmıştı.

    Birinci Dünya Savaşı yenilgiyle sonuçlandı. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi'nden sonra da padişah VI. Mehmet, 21 Aralık 1918'de Meclis-i Mebusan'ı dağıttı.

    Kamuoyunun bütün tepkisine rağmen, Meclis-i Mebusan'ı yeniden ancak 12 Ocak 1920'de açtı.


  8. 8
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye

    1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi; Atatürk, oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" ve "Yurtta barış cihanda barış!" temelleri üzerinde yükselmeye başladı. Mustafa Kemal Atatürk ayrıca Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak!" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri şöyle sıralayabiliriz:

    a-) Siyasal Devrimler:

    Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
    Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
    Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

    b-) Toplumsal Devrimler:

    Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)

    Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)

    Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)

    Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)

    Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
    Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü(1925-1931)

    c-) Hukuk Devrimi :

    Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
    Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)




    d-) Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:

    Eğitim öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)

    Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)

    Türk Dil ve Tarih Kurumları�nın kurulması (1931-1932)

    Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)

    Güzel sanatlarda yenilikler

    e-) Ekonomi Alanında Devrimler:

    Aşârın kaldırılması

    Çiftçinin özendirilmesi

    Örnek çiftliklerin kurulması

    Sanayii Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması

    I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması olarak yeni Türkiye'nin de müjdecisi oldu.


  9. 9
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    "Kültür, bir insan toplumunun;


    a- Devlet hayatında,

    b- Fikir hayatında yani ilimde, sosyal bilimlerde ve güzel sanatlarda,

    c- Ekonomik hayatta yani tarımda, sanayide, ticarette, kara, deniz ve hava taşımacılığında, yapabileceği şeylerin elde edilen sonuçlarının tümüdür...�

    (1930) Mustafa Kemal ATATÜRK

    "Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer bir vatandır.


    İşte bu memleketi böyle bayındır hale, cennet haline getirecek olan, ekonomik etkenler ve ekonomik faaliyetlerdir. Bu nedenle, öyle bir ekonomi devri gerekir ki artık milletimiz insanca yaşamasını bilsin, insanca yaşamasının neye bağlı olduğunu öğrensin ve bunun gereklerini yerine getirsin."

    (1923) Mustafa Kemal ATATÜRK


+ Yorum Gönder
atatürk sarı saçlım mavi gözlüm
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi