ATA'nın Heykeli Bile, Sırtını Avrupaya Dönmüş !! - Sunay Akın

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Mustafa Kemal Atatürk Bölümünden ATA'nın Heykeli Bile, Sırtını Avrupaya Dönmüş !! - Sunay Akın ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    gökçe34
    Özel Üye
    Reklam

    ATA'nın Heykeli Bile, Sırtını Avrupaya Dönmüş !! - Sunay Akın

    Reklam



    ATA'nın Heykeli Bile, Sırtını Avrupaya Dönmüş !! - Sunay Akın

    Forum Alev
    Atatürk’ün heykeli bile sırtını Avrupa’ya dönmüş
    TÜRKSOLU: Cumhuriyet tarihimizi Atatürk heykelleri ve anıtlarıyla da açıklamak mümkün. Özellikle de İstanbul’dakilerle...
    SUNAY AKIN: Tabii İstanbul’da heykeller üzerine konuşmak bir ayrıcalık çünkü Cumhuriyet dönemi sonrasında heykellerle ilk buluşan kentlerden birisi İstanbul. Tabii ondan önce de heykele karşı duyarlı olan Osmanlı padişahları var. Abdülaziz bronz bir heykel yaptırır. O heykeli sokağa meydana koyamazlar ama bir yere koyarlar. Yine 2. Mahmut’un kendi resimlerini devlet dairelerine astırması ve gavur padişahı olarak adlandırılması. Sonra giderek o mezar taşlarına kadar varan o süslemecilik.
    Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte bizim kentlerimizin meydanlarında heykeller ilk kez görünmeye başladı. Onlardan tabii ki ilki de bir Atatürk heykelidir. Bunu Avusturyalı heykeltraş Kristen yapar. Avusturyalı heykeltraş Kristen’in de sonu çok hüzünlü. Kristen 2. Dünya Savaşı’nda bir hava bombardımanı sırasında ölüyor. Düşünsenize taşları yontarak o güzel ilk Atatürk heykelini yapan el, taşların altında kalarak can veriyor.
    “Benden sonrakiler bu duruşu örnek alsın”
    Bu heykel Sarayburnu’na konuyor. Sarayburnu’ndaki heykel yapılan ilk Atatürk heykelidir. Oraya konan Atatürk heykeli sırtını saraya ve Avrupa’ya dönmüş Anadolu’ya bakmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkarken yola İstanbul’dan başlamaktadır. Geçiyor Anadolu’ya, devrimi gerçekleştiriyorlar ve sonra Türkiye Cumhuriyeti kurulunca İstanbul’a ilk Atatürk heykeli konuyor. Saraya sırtını dönmüş, Anadolu’ya bakar bir şekilde Sarayburnu’na heykeli konuyor. Atatürk der ki “Heykel durduğu yerle de bir şey anlatır. Heykelim orada olsun ki benden sonrakiler bu duruşu örnek alsın.”
    Son derece güzel ve anlamlı bir heykeldir Sarayburnu’ndaki heykel ama Cumhuriyet Bayramları’nda kimse gidip Cumhuriyet’in ilk heykeline çelenk koymaz, koyamaz da. Çünkü hangi yüzle. Bence bütün bayramlarda gidip, protokolü bir tarafa bırakalım ve bizzat gençler, sizlerle birlikte o heykelin önüne çelenk bırakalım.
    TÜRKSOLU: Bir de Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı var. O anıtın da Cumhuriyet tarihindeki çatışmaları ortaya koyduğunu görüyoruz.
    SUNAY AKIN: Bu anıt İtalyan heykeltraş Karanica’ya yaptırılır. Cumhuriyet Anıtı’nı yapmak için, tabii o yıllarda 1927 yılı para yok. Kolay değil koskocaman bir anıt yapmak. Bunun için bir komisyon oluşturulur. Bu komisyonda çalışan, para verenlerden biri Ben Keresticiyan isimli bir Ermeni yurttaşımızdır.
    Karanica Roma’daki atölyesinde anıt üzerine çalışmaya başlar. O sırada Sanai Nefise mektebinde yani bugünkü adıyla Mimar Sinan Üniversitesi’nde bir yarışma düzenlenir.
    “Biz bu devrimi kimin için yaptık?”
    Yarışmanın amacı şudur; birinci gelen öğrenci bütün masrafları devlet tarafından karşılanarak Roma’ya gönderilecek, anıtın yapımında çalışacak. Yarışma sonlanıyor ve Sabiha Ziya adlı bir kız öğrenci birinci oluyor.
    Gidecek ama gönderilmiyor. Bir müddet bekletiliyor. Bu sırada Mustafa Kemal’den talimat geliyor: “Hemen birinci gelen öğrenciyi gönderin. Biz bu Cumhuriyet Devrimleri’ni kimin için yaptık.” Sabiha Ziya gönderilmek istenmiyor çünkü 21 yaşında, bekar, kız. 1923 devrimini yaptık ama Mustafa Kemal’in dediği gibi yapmak istediği pek çok şeyi yapamadı.
    Atatürk’ün baskısıyla Sabiha Ziya gönderiliyor. Sabiha Ziya Cumhuriyet Anıtı’nın yapımında çalışıyor. Yani düşünsenize Cumuriyet Anıtı’nın yapımında bizden de bir heykeltraş var ve bir kadın.
    Cumhuriyet Anıtı dört cepheden oluşur. Birinci cephe Harbiye’ye bakan taraftır ki burası Kuvayı Milliye dönemidir. Bağımsızlık ve özgürlük için verilen antiemperyalist mücadelenin dönemidir. Onun 180 derece tersindeki cephede Sıraselviler’e bakan taraf Cumhuriyet’i simgeler. Cumhuriyet ilan edilmiştir. Burada sivil olarak görüyoruz Atatürk’ü. Burada Atatürk’ün yanında duranlara ben tam Atatürkçü diyemiyeceğim. Biraz yağdanlıkla Atatürk’e yaklaşanlar. Ki Mithat Cemal Kuntay bir şiir yazar Atatürk’e: “Sen onu anlatamazsın, o bizimdir” falan diye. Burada Atatürk’ün yanındaki insanlarla aynı boyda olması bile eleştirilmiştir. Niye? Daha büyük yapacakmış falan filan.
    Heykellerde ileri geri kavgası
    Gelelim diğer iki cepheye. Diğer iki cephe de bayrak açmış askerler vardır. Bu askerler zaferi simgeler. Her iki cephede de aynı askerler vardır ve zaferi simgelerler. Ama önemli olan bu bayrak açmış askerlerin bulunduğu cephelerin hemen üstünde olan kadın yüzleridir. Bu kabartma kadın yüzlerinden birinde kadın peçelidir. Bu, esaret dönemini simgeler. Cumhuriyet öncesi yani. Diğer cephede ise peçesi kalkmış, gülen bir çağdaş Cumhuriyet kadını vardır. İşte peçeli kadının baktığı taraf sular idaresidir ki gericler tarafından oraya camii yapılmak istenmektedir. Çağdaş kadının baktığı yerde ise Atatürk Kültür Merkezi vardır. İşte size aynı zamanda kısa bir Cumhuriyet tarihi. Cumhuriyet tarihi bu iki tarafın çekişmesinin ürünüdür.
    Ama bugün 1923 Devrimi’ni ve Mustafa Kemal’in kavgasını kavrayamayan, ona karşı olduğunu söyleyen ve kendini devrimci olarak tanımlayan pekçok kişi gelir geçer o Cumhuriyet Anıtı’nın yanından. Farkında bile değiller.
    Katanica bu anıtı meydana koyuyor fakat bizim jeologlarımız bu heykeli hiç beğenmiyorlar. Cumhuriyet anıtını ilk eleştiren jeologlarımız oluyor. Neden? Çünkü bu taş, bu heykelin yapıldığı malzeme çok kolay aşınır. Katanica, hayır diyor, “Benden iyi mi bileceksiniz? Aşınmaz” diyor. Kısa bir süre sonra taş heykel erimeye başlıyor. Yağmurdan, rüzgardan, güneşten giderek aşınıyor. Bu sefer bizim jeologlarımız tutuyorlar, onu ilaçlıyorlar ve koruma altına alıyorlar. Aslında 17 Ağustos’ta hiç dinlemediğimiz yer bilimcileri daha Cumhuriyet’in başından dinlememeye başlamıştık biz. Cumhuriyet anıtımızda bile kendi jeologlarımıza değer vermememizin hikayesidir bu aslında.
    Heykeller duruşlarıyla da bir anlam taşır
    TÜRKSOLU: Bazı heykellerin çok fazla dikkat edilmeden ya da bilinçli bir şekilde gözlerden uzak tutulmak istendiğine de rastlıyoruz.
    SUNAY AKIN: Heykeller duruşlarıyla da bir anlam taşır. Beşiktaş’ta denize bir kişi bakamaz o da Barboros heykeli. Otobüs duraklarına bakıyor yahu. Bakıyor ki otobüs kaçıyor mu? “Bak bak bak yaşlı adam 17 nolu otobüsü kaçırdı.” Bodrum’da ünlü denizcimiz Turgut Reis adına bir yer var. Burada herkes denize bakar, bir kişi bakamaz: Turgut Reis. Heykelin sırtı denize dönük. Haydi bırakın onu, Edirne’de Selimiye Camii’nin orada herkes camiiye bakar. Bir kişi camiyi göremez: o da Mimar Sinan. Heykeli ters oturtmuşlar.
    Bir Atatürk heykeli var ki şu anda İstanbul’da, İstanbul’u rant olarak gören, 1950’den sonra o şehri yokeden çirkin imar politikalarının temsilcileri tarafından konduruluan bir Atatürk heykeli var bugün Beşiktaş’ta. Çirkin bir gökdelen yapısı boru şeklinde yükseliyor ve üstünde Atatürk. Atatürk heykelinin arkasından yükselen çirkin, minyatür bir gökdelen formunda bir anıt. Niye? Gökdelenlerle kenti doldurdular ya, amaç bunu sokakta yanından geçen insanlara onaylatmak. Hemen ötede Barboros. O da denize bakamıyor, o da otobüs durağına bakıyor. Denize bakamayan, otobüslere bakan Barboros ne denli tarihi bir duruşsa, gökdelenin önünde duran Atatürk de o denli bir tarihi duruş





  2. 2
    BAKİYE
    Bayan Üye

    Cevap: ATA'nın Heykeli Bile, Sırtını Avrupaya Dönmüş !! - Sunay Akın

    Reklam



    Medeniyet olarak ön görülen Avrupa'nın iç yüzü ve perdenin arka tarafını görmekten kaçınmamız ona hayran olmamıza neden olmaktadır. İç sorunların karışıklıkların sömürgelerin ve daha bir çoğunun temelidir aslında.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi