Atatürk'ün Üniversite Reformu İle İlgili Notları

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Mustafa Kemal Atatürk Bölümünden Atatürk'ün Üniversite Reformu İle İlgili Notları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    xRockİnGirLx
    Süper Moderator
    Reklam

    Atatürk'ün Üniversite Reformu İle İlgili Notları

    Reklam



    Atatürk'ün Üniversite Reformu İle İlgili Notları

    Forum Alev
    Prof. Dr. Utkan Kocatürk
    ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 1, Cilt: I, Kasım 1984

    ATATÜRK’S NOTES ON THE UNIVERSITY REFORM


    This article presents the facsimile of the handwritten notes of Atatürk on the university reform and his comments on the report submitted to the Turkish government by Professor Albert Malche who visited Turkey in 1932 at the invitation of the Turkish government. A copy of Professor Malche’s report, as submitted to Atatürk, is also given in facsimile form.
    Yükseköğretim gençliğinin millî şuura sahip ve modern kültürlü olarak yetişmesi1 Atatürk’ün amacı idi. Kurtuluş’tan sonra 26 Ekim 1922’de İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne gönderdiği telgrafta: “Eminim ki millî istiklâlimizi ilim sahasında Fakülteniz ikmâl edecektir” 2 sözleriyle bu özlemini dile getiriyordu. 28 Haziran 1923 de İstanbul Darülfünunu profesörlerine gönderdiği telgrafta da “Millî istiklâl, millî irfan ile eş olduğu cihetle işgal buyurmakta olduğunuz öğretim kürsülerinde memleketin siz bilim adamları dahi hiç şüphesiz aynı savaşın kahramanlarısınız” 3 diyordu. Bilim sahasında verilecek savaş, Darülfünunu doğulu renginden kurtarmak, onu araştırmaya yönelik millî bir kurum haline getirmekti. Bu sebepledir ki Türk İnkılâbı’nın başarılmasından sonra İstanbul Darülfünunu’nu gerek öğretim gerekse teşkilât yönünden modernleştirmek, ona millî ve batılı üniversite niteliği kazandırmak hem amaç hem ihtiyaç olarak belirmişti.

    İstanbul Darülfünunu’nda yapılacak reform hakkında tetkiklerde bulunarak rapor hazırlamak üzere 1931 yılında, Cenevre Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Albert Malche, hükümet tarafından Türkiye’ye davet edildi.

    16 Ocak 1932 tarihinde İsviçre’den İstanbul’a gelen Prof. Malche, 18 Ocak 1932’de Ankara’da Başbakan İsmet İnönü, Milli Eğitim Bakanı Esat Sagay ve diğer Bakanlık ilgilileriyle görüştü. 21 Ocak 1932 günü tekrar İstanbul’a döndü. Kendisine -çalışmaları için- İstanbul Darülfünunu binasında yer ayrıldı ve 24 Ocak 1932 tarihinden itibaren tetkiklerine başladı. Mart ayını İsviçre ve Fransa’da geçirerek 2 Nisan 1932 de tekrar İstanbul’a dönen Prof. Malche, 29 Mayıs 1932 günü “İstanbul Darülfünunu hakkındaki Rapor”unu bitirerek 31 Mayıs 1932’de Millî Eğitim Bakanlığına sunmak üzere Ankara’yı hareket etti.

    1 Haziran 1932’de Ankara’ya gelen Prof. Malche, hazırladığı raporu Millî Eğitim Bakanı Esat Sagay’a sundu. Ayrıca Ankara’da kaldığı süre içinde Başbakan İsmet İnönü, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş, Adalet Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk ile de görüşerek 7 Haziran 1932 tarihinde tekrar İstanbul’a döndü ve 9 Haziran 1932’de memleketine gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı4.

    Prof. Malche, raporunda5 İstanbul Darülfünunu’nun Türk înkılâbı’na yaraşır bir dinamizm’den mahrum olduğunu, kendisini şuurlu bir şekilde belli bir noktaya sevkedecek ilmî ve fikrî hıza sahip olmadığını kaydetti. Üniversite adı verilen fikrî ve ilmî kuruluşla hayat arasında sıkı bir bağ bulunduğunu, bu sebeple üniversite’de nazariyecilik sistemiyle mücadele edilmesi gerektiğini savundu. Ayrıca, Türkiye gibi baştan başa yeniden teşekkül eden bir memlekette üniversite kürsülerinin öncelikle ne gibi konularla meşgul olması gerektiğini açık bir dille ortaya koydu ve “Darülfünun meselesi esas itibariyle Türkiye’nin fikrî, manevî, hatta istikbali meselesidir” görüşüyle raporunu noktaladı6.

    Prof. Malche’ın raporu hükümetçe tetkik edilirken bir yandan da Atatürk tarafından titizlikle incelendi. Atatürk, raporu dikkatle okuyarak birçok sayfalarda önemli gördüğü hususların altını çizdi, gerektiğinde notlar aldı. Bu notlar, Atatürk’ün üniversite reformu ve çağdaş Türk üniversitesi hakkında görüşlerini kapsaması bakımından büyük değer taşımaktadır.

    Atatürk herşeyden evvel, millî ve çağdaş bir üniversite özlemi içindedir ve bunu, Türk İnkılâbı’nı yapanların mutlaka başaracağına inanmaktadır. Rapor münasebetiyle Atatürk’ün bir kere daha belirtmek istediği husus şudur ki, bir milleti ancak ve ancak o milletin içinden çıkanlar yükseltebilir. Bu sebeple bir yabancı âlimin fikirlerinden, görüşlerinden ve tetkiklerinden istifade edeceğiz; fakat asıl çareyi, asıl kararı kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz. Atatürk’e göre mesele yalnızca bir üniversite reformu değil, bütünüyle bir kültür davasıdır. Bu sebeple herşeyden önce ilk ve ortaöğretimi de içine almak üzere Türkiye’de bir kültür programı çizmek gerekmektedir.

    Atatürk’ün -kendi yazısıyla- Prof. Malche’ın raporu ve üniversite reformu ile ilgili notlarını ilk defa yayımlarken, bu notlara esas olan raporun, yine Atatürk tarafından okunan, onun çizgi ve işaretlerini taşıyan nüshasını da tıpkıbasım olarak sunuyoruz 7.

    Atatürk’ün kendi elyazısıyla, Prof. Malche’ın raporu ve üniversite reformu ile ilgili notları:

    Not

    1) İstanbul Darülfünunu lağvolunmuştur; yerine İstanbul Üniversitesi tesis olunacaktır.

    2) Bunun tesisine Maarif Vekâleti memurdur 8.

    3) Talebe, İngilizce, Almanca, İtalyanca veya Fransızca gibi ekalli bir ecnebi lisan bilmelidir (okuyup anlamak)9.

    4) Hürriyet-i ilmiye mahfuz. Fakat, idare ve talim heyetlerinin tayininde ve program tanziminde müdahale10.

    3) Kâfi para vermişik11.

    (908,474/1931-32)

    4)
    Müd.
    Mu.
    Md. Mu.As.++
    +88443642=240
    Çok12.

    5) Memurlar, müstahdemler adedi çoktur (355). Bu vazifeleri muhtaç talebeye 13.

    6) Kıymetsiz talebenin ilk sene cesareti kırılmalıdır 14.

    7) Emin’in en mühim vazifesi ilmî meselelere taalluk eder; idare işleri için, bir memur lâzım ıs.

    8) İstanbul Darülfünunu, kendisini şuurlu bir şekilde, muayyen bir noktaya sevkeden, ilmî ve fikrî bir hızdan nasibedar değildir.

    Bir kaç sene için teveccüh olunacak istikameti Vekâlet tespit etmeli.

    Fakülte reislerinin müşterek ve devamlı çalışmaları (Emin tarafından) temin olunmalı16.

    9) Hoca tayin ve azlinde Vekâlet hakim olmalıdır 17.

    10) Darülfünunun en büyük zafı, şahsî mülâhaza ve araştırmaya sevkeder tarzda tedris yok. Ansiklopedik malûmat veriliyor18.

    11) Edebiyat Fakültesi çok fena 19.

    12) Darülfünun hocaları! yoktur. Şimdilik hariçten getirmek lâzımdır. Ondan sonra da, kendi çocuklarımızı ecnebi üniversitelerinde yetiştirmek lâzım 20.

    13- Tıp Fakültesi’nin nakli lâzımdır21.

    14- Mülkiye Mektebi, Hukuk Fakültesi müşterek dersleri vardır. Yakın olmalı22”

    14- Alî Ticaret Mektebi Hukuk Fakültesine devam.22b

    15- Eczacı Mektebi Fen Fakültesi müşterek dersler müşterek okunur 23.

    16- Dişçi Mektebi-Tıp Fakültesi24.

    17- Kütüphanelerin ıslahı25.

    S.7926.

    S. 81. Filologie27.

    S. 82. Bizim bildiğimiz ve hakikat başka 28.

    Notlardan sonra esaslı not

    Prof. Malche’ın raporu baştan nihayete kadar okunduktan sonra dikkat ve tespit olunması lâzımgelen noktalar şunlardır:

    1- Herhangi bir Türk münevver inkılâpçısı lütfen darülfünuna ve Darülfünun zihniyetiyle yani Türkiye Cumhuriyeti’nde bir kültür programı yapmak düşüncesiyle kafasını yorduğu zaman derakap bulup tespit edeceği gayet bariz noktalardır.

    Şimdiye kadar bu nokta-i nazarlardan şüphesiz davetlimiz Prof. Malche’ın söylediğinden daha çok esaslı olarak beyan-ı mütalaa ettiklerinin şahidi olduğumuzu inkâr edemeyiz. Fakat mütalaa sahibi vatandaşlar, kendilerini salâhiyettar kılınmamış tasavvur ettiklerinden dolayı nokta-i nazarlarında musir görünmemişlerdir. Halbuki büyük âlim sıfatiyle ve şüphesiz bir fedakârlık mukabilinde davet ve tavzif edilmiş olan mumaileyh Profesör dahi kendinden nas ve âyet talep edenlere davası sahih ve iddiası musip olduğuna dair tek bir kelime söylememektedir. Bu adam yüksek millî bir ilim müessesesine temas ediyor ve bütün ifadeleri yalnız bu temasını izaha çalışır mahiyettedir. Yoksa müessesenin maddî hiç ve bilhassa manevî daha hiç takdirkârı olamadığını söylemekten çekinmiyor. Profesörü bu ifadesiyle techil edecek değiliz; bilâkis takdir ederiz. Takdir ederiz çünkü bu adam bütün nezaketini kullanarak diyor ki: Ben sizi anlamadım ki, ben sizi anlayamıyorum ki ne yapmak istediğiniz hakkında sizinle, Türklükle mütenasip yüksek üniversiteyi nasıl kurmak istediğinizde fikr-i mahsusum yoktur.

    Yalnız çok güzel bir azîmet noktasını farkında olmaksızın bu yabancı adam, bizim dahi bunun fârıkı olacağımızı zannetmeksizin, bize ifşa etmektedir. Bu adam raporunun 59. sayfasında aynen şöyle diyor: “Hakikat”lere istinat etmek lâzımdır. Bu memleketteki (Türkiye) vaziyetin icabatı ve ihtiyacatı meçhulümüz değildir. İstanbul Darülfünunu gibi bir darülfünunda, Türkiye gibi baştan başa yeniden teşekkül eden bir memlekette bu icabat ve ihtiyacat her taraftan fazla ilmî alâkayı celp etmelidir. Türkiye’nin geolojisi, tabiî ve iktisadî coğrafyası, iklimi, çiçekleri ve nebatları, kara ve deniz hayvanları, antropolojisi (sekenesi), mazisi (kablet-tarihi), tarihi, sanayii, kültürü, yani suret-i umumiyede her şeyi. Bütün bu şeyler Türkiye’nin Darülfünununun tekmil kürsüleriyle alâkadardır. Her şeydir” 29.

    Kürsüler bundan başka şeylerle iştigal ediyorlarsa ne yazık, ne ayıp, ne utanmamazlıktır.

    “İnsaniyetin umumî fikrî sermayesine, Türkiye’nin verebileceği ve vermekle mükellef olduğu” şeyler ne büyüktür. “Şarkî Avrupa ile Anadolu’daki büyük medeniyetler, burada (Türkiye) değilse nerede tetebbu edilecektir?” 30
    “Türk sanatı tarihi” bütün insaniyet için tetkik sahasını burada bulamıyacaksa bu sanat âşıkları hangi çöllere saldıracaktır31.

    İşte bize rapor veren Profesör, yalnız ve yalnız bu noktalarda yüksekliğini ve büyüklüğünü göstermekle bizim sevgimizi kazanmıştır. Ancak bizim şu veya bu yoldan sevgimizi kazanmış olmak, bizim yüksek sevgilerimiz ki bizim millî mefkûremizdir, onun bizce kavuşulur basit hedeflerden olduğunu temin etmiş olduğunu zannetmek hata olur. Bundan şunu çıkarmak ve arkadaşlarımın dikkat nazarına vaz’etmek isterim: Biz Türkler, bilhassa bu yüksek Türk İnkılâbını yapmış olanlar bilmelidirler ki: Bizi lâyık olduğumuz seviyeye çıkarmakta herhangi bir yabancı âlim, yabancı dahi, dâhi olsa muktedir olamıyacaktır. Düştüğümüz uçurumdan bizi kurtaracak, âlemin en yüksek tabakalı sahasına çıkaracak, yine bu uçurumdan çıkıp yükselmesini bilenler olacaktır. Bu adamlar, bu uçurumdan kendini ve milletini kurtarmış olanlar, medeniyet dünyasında yüksek gibi görünen her adamın huzurundan, tetkiklerinden, fikir ve mütalaasından istifade etmekte daima isabet-i telâkki olunacaktır; fakat bu noktadaki isabeti, kendisinin mensup olduğu memleket ve milleti hakkında karar vermesi için asla isabet-i telâkki olamayacaktır. Bur da ihtiyat kaydını gözden uzaklaştırmayacaktır.

    Okuduğumuz rapor bir bakıma göre güya Türkiye’de bir âli tahsil müessesesi kurmak için nasihatleri ihtiva ediyor; halbuki hakikatte bütün Türkiye’de bir kültür programı’nın ne olmasına, nasıl olmasına işarettir. O halde bizim için İstanbul Darülfünununu ne yapalım diye bir mesele mevcut değildir. Bizim için, bütün Türkiye’de nasıl bir kültür planı yapalım? mesele budur. İşte biz, yalnız ve ancak biz, bu mu’dil mesele karşısındayız ve onu behemehal halletmek mecburiyetindeyiz. Bu mesele vazıh surette hallolunmadıkça İstanbul Darülfünununun ıslahından bahsetmek ayıptır, abestir, bîmânâdır. Şimdi bu son ve mühim mesele ile iştigal ve onu intaç mecburiyetinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bütün medenî âlemdeki fikrî ilmî mektep faaliyetleri hakkında en son ve yeni ihtisaslardan istifade lüzumuna kani ise ve bunu yüksek asrî tekemmüllere karşı bir mecburiyet halinde mütalaa ediyorsa -ki bence böyledir- o halde bu rapor sahibi olan profesörü, fakat yalnız bunu değil, Alamanyanın, İngilterenin, Amerika’nın ilim âleminde yüksekliği tanınmış profesörlerini Türkiye Cumhuriyetinin idare merkezi olan Ankara’ya davet etmek ve onları orada toplamak için hiçbir fedakârlıktan çekinmez.

    Esas nokta-i nazarlar Ankaralı olsun. Davet olunan âlimler bu yüksek millî nokta-i nazarı mutlaka takviye edeceklerdir. İşte ondan sonra yukarda bilmünasebe bahsettiğimiz kültür programı tespit olmuş bulunacaktır. Ondan sonra Darülfünun yahut (Üniversite Türk) dediğimiz zaman derakap Türk ilk mektepleri karşımıza çıkacak. Şüphesiz Türk ilk mektepleri, Türk orta ve lise mektepleri Türk yüksek camiası için, Türk yüksek camiasının istediği evsafta talebe yani muhatap, zekâ, ilim, fen hulasa insanlık kabiliyeti yetiştirdikten sonradır ki Türkiye’nin şurasında burasında ve her yerinde üniversite enstitülerinden bahsolunabilir. Görülüyor ki, mesele taştan, topraktan, vazodan bahsolunmakla intaç olunamaz. Vazo denilen kıymetli resimlerle hassas ve kabil-i hitap vatandaş yetiştirmektedir. Yoksa her nevi enstitüler hayvanlar ahırı olur.


    1 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I, s. 394.
    2 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri V, s. 139.
    3 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri V, s. 146-147.
    4 Prof. Malche, 2 Mayıs 1933 de -hükümetin daveti üzerine- tekrar Türkiye’ye gelecek ve “Darülfünun Islahat Komitesi” nde müşavir olarak, İstanbul Üniversitesindeki reform hareketlerinde görev alacak ve 4 Nisan 1934 de Türkiye’den ayrılacaktır.
    Prof. Malche’ın Ankara veya İstanbul’da Atatürk tarafından kabulü ile ilgili bir belge veya haber gözümüze çarpmamıştır. Sadece, Atatürk’ün 2.7.1933 günü İstanbul Darülfünunu’nu ziyareti esnasında Eminlik Odasında Prof. Malche’ı yanlarına çağırarak kendisine iltifatta bulunduğu haberi basında yer almıştır (Milliyet 3.7.1933).
    5 Prof. Malche’ın raporu 1939 yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından “İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor” adıyla yayımlanmıştır. Ancak, yayımlanan rapor, Atatürk tarafından okunan esas metinle karşılaştırıldığı zaman bazı eksikler göze çarpmaktadır. Esas metnin 93. sayfasında yer alan ve kenarı Atatürk tarafından çizilen: “Tefahürü tenmiye edecek sebeplerden hazetmem; lâkin muhtelif sebeplerle, henüz tefekkürün ve ilmin bütün tabakat-ı içtimaiyede mazhar-ı hürmet olmadığı bir memlekette, daha malik bulunmadıkları hürmet ve itibarı onlara temin etmek şahsî menfaatler peşinde koşmayan ilim tetkiklerine ve sanata büyük bir kıymet verildiğini halka göstermek lâzımdır” paragrafı, bu eksiklere misal gösterilebilir. Keza yayımlanan raporla, Atatürk tarafından okunan esas metin arasında ifade bakımından da bazı küçük değişiklikler mevcuttur.
    6 Prof. Malche’ın raporunun Atatürk ve Hükümet tarafından incelenmesini takiben üniversite reformuna esas olmak üzere bir kanun tasarısı hazırlanarak Meclis’e sevkedildi. 31 Mayıs 1933’de “İstanbul Darülfünunu’nun ilgasına ve Maarif Vekâletince yeni bir Üniversite kurulmasına dair Kanun” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Bu kanun gereğince 31 Temmuz 1933’de İstanbul Darülfünunu kapatıldı ve 1 Ağustos 1933’de, kapatılan İstanbul Darülfünunu’nun yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. Yeni kurulan Üniversite 18 Kasım 1933 günü Millî Eğitim Bakanı Hikmet Bayur’un konuşmasıyla öğretime açıldı.
    Atatürk, İstanbul Üniversitesi’nin yeni bir ruh, yeni bir dinamizm ile öğretime açılışı münasebetiyle, kendisine çekilen saygı ve bağlılık telgrafını 20 Kasım 1933 tarihinde: “İstanbul Üniversitesi’nin açılmasından çok sevinç duydum. Bu yüksek ilim ocağında, kıymetli profesörlerin elinde Türk çocuğunun müstesna zekâ ve eşsiz kabiliyetinin çok büyük inkişaflara mazhar olacağından eminim” cümleleriyle cevapladı.
    Reform çalışmaları esnasında 20 Haziran 1933’de Üniversite’de bir “Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü” açılması kararlaştırıldı. Bu enstitü 4 Mart 1934 tarihinde Millî Eğitim Bakanı Hikmet Bayur’un verdiği ilk dersle öğretime başladı. Bu girişimi, Ankara Hukuk Fakültesi’nde de bir “Türk inkılâp Tarihi Kürsüsü”nün kuruluşu izledi ve ilk dersi 20 Mart 1934 günü Başbakan İsmet İnönü verdi.
    7 13,5 + 18,5 cm. boyutlarında G.M.K. (Gazi Mustafa Kemal) başlığını taşıyan bir deftere kurşun kalemle yazılan bu notlar, -Malche raporunun Atatürk tarafından okunan işaretli nüshasıyla beraber- bugün, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Atatürk Arşivi’nde muhafaza edilmektedir. Notlarda tarih yoktur. Muhtemelen 1932 yılı Haziranında veya bunu takip eden aylarda yazıldığı kabul edilebilir.
    8 Atatürk tarafından özet halinde tesbit edilen bu maddelerin, 31 Mayıs 1933 tarihinde kabul edilen “İstanbul Darülfünunu’nun ilgasına ve Maarif Vekâleti’nce yeni bir Üniversite kurulmasına dair Kanun”un birinci ve ikinci maddelerinin esasını oluşturduğu görülmektedir.
    9 Raporun 7. sayfasından alınan not.
    10 Raporun 8. sayfasından alınan not.
    11 Raporun 9. sayfasından alınan not.
    12 Raporun 10. sayfasından alınan not.
    13 Raporun 10-11. sayfalarından alınan not.
    14 Raporun II. sayfasından alınan not.
    15 Raporun 13. sayfasından alınan not.
    16 Raporun 14. sayfasından alınan not.
    17 Raporun 15. sayfasından alınan not.
    18 Raporun 18-21. sayfalarından alınan not.
    19 Raporun 25-26. sayfalarından alınan not.
    20 Raporun 27-28. sayfalarından alınan not.
    21 Raporun 29-30. sayfalarından alınan not.
    22a Raporun 30-31. sayfalarından alınan not.
    22b Raporun 30-31. sayfalarından alınan not.
    23 Raporun 31. sayfasından alınan not.
    24 Raporun 31. sayfasından alınan not.
    25 Raporun 32. sayfasından alınan not.
    26 Raporun 79. sayfasından alınan not. Raporun 81. sayfasından alınan not.
    28 Raporun 82. sayfasından alınan not.
    29 Raporun 59. sayfasından alınan not.
    30 Raporun 60. sayfasından alınan not.
    31 Raporun 60. sayfasından alınan not.
    32 Prof. Malche, raporunun 79-80. sayfalarında edebiyat ve güzel sanatlarla ilgili fakültelerin sadece kuru bilgilerin kaynağı olmadığını, görevlerinin ince ruhlu hümanist insanlar yetiştirmek olduğunu söylüyordu. Atatürk de bu noktaya temas ediyor.




  2. 2
    BAKİYE
    Bayan Üye

    Cevap: Atatürk'ün Üniversite Reformu İle İlgili Notları

    Reklam



    Yenilikler sözde kalmamış uygulamaya da konulmuştur. Atatürk fikirlerini paylaşmış ve yetkisi olduğu için uygulamaya da rahatlıkla konulabilmiştir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi