İzlanda sularında sırmalı Osmanlı sarığı

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden İzlanda sularında sırmalı Osmanlı sarığı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Reklam

    İzlanda sularında sırmalı Osmanlı sarığı

    Reklam



    İzlanda sularında sırmalı Osmanlı sarığı

    Forum Alev
    İzlanda sularında sırmalı Osmanlı sarığı

    MUSTAFA ARMAĞAN
    Osmanlıların Akdeniz’e hapsolduğu ve okyanuslara açılamadığı iddiası, Osmanlı’ya atılan çamurlardan birisidir. İnsan utanır yahu. Hadi Açe filan derken öğrendiğimiz Hint Okyanusu’ndaki Osmanlı gemilerini bir kenara bırakalım, ya okyanusta Kolomb’un gemilerinden birini avlayan Kemal Reis’imize ne demeli? Peki bir dönem İngiltere’yi avucunun içine alan Cromwell’in Cezayirlilerle mektuplaşırken Hicrî takvimi kullanması hangi manaya geliyor?

    Artık alıştım sayılır: Konuşmacı olarak gittiğim konferanslardan sonra kafası karışanlar etrafıma toplanır, kemikleşmiş bilgilerinin sarsılmasından rahatsızlık duyanlar, “Ama bize böyle öğretilmemişti!” diyerek şaşkınlıklarını beyan ederler. Ben de zihinlerindeki bulaşıkları temizlemenin yolunu yordamını anlatırım elimden geldiğince. Lakin bir seferinde şu sözleri işittiğimde şaşırma sırası bana gelmişti: “Kafamız karıştı, çünkü bir hafta önce sizin yerinizde oturan bir başka hocamız Osmanlı denizcilerinin Akdeniz’e bile tamamen hakim olamadıklarını, burunlarının dibindeki Atlas Okyanusu’nda neler olup bittiğini merak etmediklerini, zaten bu yüzden Amerika’yı bizim değil, Avrupalıların fethettiklerini söylemişti. Gerçekten de Osmanlılar Cebelitarık Boğazı’ndan burunlarını dahi çıkarmamışlar mıydı?”

    Bir kere zihinlerimizdeki tarihin bir çöp tenekesine dönüşmüş olduğunu kabul edelim. İkincisi, önyargılarımızın kalın kabuğunu delip içine girmenin çaresini bulabilmiş bir Zaloğlu Rüstem çıkmış değildir. Üçüncüsü, kendi tarihine bizimki kadar hafife alarak bakan bir başka aydın tipi olduğunu zannetmiyorum; tabii tek sömürge ülkeleri hariç. Bu bakımdan tarihimizin, gömüldüğü, hatta boğulduğu ve altından zaman zaman boğuk sesinin duyulduğu bir çöplük olduğunu ve ilk işimizin bu çöp yığınını seferberlik ilan ederek bir an önce kaldırmamız gerektiğini bilmeliyiz. Anlayacağınız işimiz, Necip Fazıl’ın deyişiyle, Osmanlı buzdağının hohlayarak eritilmesi sonucunda oluşan çamur deryası içinden kayıp incileri bulup çıkartmak ve yıkayıp asıl parlaklığına iade etmek olacaktır.

    İşte Osmanlıların Akdeniz’e hapsolduğu ve okyanuslara açılamadığı iddiası da bu çamurlardan birisi. İnsan utanır yahu. Hadi Açe filan derken öğrendiğimiz Hint Okyanusu’ndaki Osmanlı gemilerini bir kenara bırakalım, ya okyanusta Kolomb’un gemilerinden birini avlayan Kemal Reis’imize ne demeli? Peki bir dönem İngiltere’yi avucunun içine alan Cromwell’in Cezayirlilerle mektuplaşırken Hicrî takvimi kullanması hangi manaya geliyor? 1600’lerde, ihtiyaç duyulması halinde İngiliz ve İskoç gemileri Kuzey Afrikalı hacıları Mısır’a taşıyor, üstelik bu işten hayli para da kazanıyorlardı! “Şu pazar günü bunca şaşırdığımız yeter” demiyorsanız son bir örnek vereceğim. 1603 yılında Fas hükümdarı Ahmed el-Mansur, İngiliz Kraliçesi Elizabeth’e bir mektup yazar ve o devirlerde henüz bakir bir kıta olan Amerika’yı beraberce istila etmeyi teklif eder. İlginçtir, bu teklif, Amerika’da bir istikbal göremeyen Kraliçe tarafından geri çevrilmiştir.

    Yıl 1627’dir, yani IV. Murad’ın iktidar yılları. Kendi memleketlerinde korsanlık resmen yasaklandığı için işsiz kalan İngiliz ve Danimarkalı korsanlar Cezayir’e sığınır ve Müslüman olurlar. Burada kendilerini ispatlama ve yönetime yaranma kaygısıyla Osmanlı denizcilerinin yeterince bilmediği kuzey sahillerini ele geçirme hayallerine dalıp zaten İngiltere ve İrlanda sahillerine kadar gitmiş olan “Türk” denizcilerini daha da kuzeye gitmeye ikna ederler. Başlarında da aslen Alman olup İslam’a girerek Osmanlı saflarına katılan Murat Reis bulunmaktadır. (Şu hale bakın, Osmanlı değil, Avrupa Birliği mübarek!) O vakitler Danimarka’nın toprağı olan İzlanda kıyıları, işte bu sefer sırasında Osmanlı sarıkları ve ezan sesiyle tanışmış, bu kuş uçmaz kervan geçmez adanın tarihinde renkli ve cıvıltılı bir sayfa açılmıştır.

    20 Haziran’da başlayan seferde 4 gemi İzlanda sahillerine ulaşabilmiş, kısa süreli bir çatışmadan sonra karaya çıkarma yapılmış ve 240 civarında İzlandalı esir alınarak Cezayir’e dönülmüştür. Amaçları fidye almaktır. Dönüş yolculuğunda esirlere Müslümanlar tarafından iyi davranıldığını, kendileri ne yemişse esirlere de aynısını yedirdiklerini, İzlandalılara asıl kötü davrananların, sonradan Müslüman olmuş İngiliz ve Danimarkalılar olduğunu bizzat o gemide esir bulunan piskopos Olaf Egilson, yıllar sonra yazdığı hatıralarında anlatmıştır.

    Danimarka Kralı’na aracı olarak gönderilen Olaf, Kopenhag’da para toplamak için var gücüyle çalışmış ve sonuçta esirlerin büyük bir bölümünün ülkelerine dönmesini sağlamış. Ancak Cezayir’de kalıp Müslümanlar arasına karışanlar da olmuştur. Hatta bunlardan ikisinin kendi istekleriyle kaldığını biliyoruz. Jon Asbjarnarsson adlı İzlandalı gemici, Cezayir dayısının sarayında önemli bir mevkiye yükselmiştir. Diğer İzlandalı Jonsson Vestmann’ın durumu daha da ilginç. O, Cezayir akıncıları arasına katılarak Akdeniz’i Atlas Okyanusu’na bağlayan sahada izinsiz kuş uçurtmayan bir Osmanlı olmayı seçmiştir.

    Tarihimizin uykusu kaçmıştır bir defa. İzlanda sularında sırma ve ipek şeritle süslü sarıkların gölgesi, sokulan bıçağın acısıyla uyanmış ve uyandırmıştır kendisini.



  2. 2
    BAKİYE
    Bayan Üye

    Cevap: İzlanda sularında sırmalı Osmanlı sarığı

    Reklam



    Osmanlı Devletinin yaptığı ve kazandığı başarıları köreltmek isteyen yabancı devletler her yolu denemektedirler. İşin ilginç tarafı belgeler anlaşmalar olduğu halde bu iddiaları atabilme cesareti göstermeleridir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi