Peygamber'in öptüğü el......

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) Bölümünden Peygamber'in öptüğü el...... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    D.K.F.Q
    Usta Üye
    Reklam

    Peygamber'in öptüğü el......

    Reklam



    Peygamber'in öptüğü el......

    Forum Alev
    Peygamber ve sahabesi bir savaştan dönmüş ; Medine halıkı daonları karşılamaya çıkmıştı. Peygamber ve mücahidler, Medine şehrinde kendilerini karşılayanlarla görüşmeye başlamıştı. Peygamber, tokalaştığı bir adamın ellerinin nasırlı olduğunu fark etmiş ve hayrete düşmüştü. "Ne iş yaparsın" dedi Peygamber.
    "Hurma işiyle uğraşıyorum" dedi adam. "Toprağı belliyordum biraz önce. Sizin geldiğinizi duydum ve karşılamaya geldim."
    Peygamber adamın iki elini de tutup havaya kaldırdı. Büyük bir heyecan içindeydi Peygamber.Adamın elleri, halkın ve mücahidlerin karşısında bir bayrak gibi yukarı dikilmişti." Bu eller hiç bir zaman ateş görmeyecek." dedi Peygamber. Ve sonra eğildi o eller öptü.

    Not: Peygamber sadece iki eli öpmüştür: Biri kadın, biri işçi.
    İşte çalışmanın İslam'daki kutsallığı! Oysa hem kadın, hem de işçi bütün düzen, uygarlık ve kültürde zillet, hakaret ve yoksulluğun alabildiğine üzerinde odaklaşığı insan simalarıdır.Bunların elii öpmek! İşte her yerde horlanan bu insanların elini öpüyor Peygamber...




  2. 2
    nur_1905
    Üye

    --->: Peygamber'in öptüğü el......

    Reklam



    =(=( oFF Ağlıyasım geldi =( emeğine sağlık...







  3. 3
    mumi35
    Yeni Üye
    Arkadaşlar Bu Anlatılanlar Hiç bir Hadis kaynağında Yok...

    Peygamber Efendimiz El Öpmemiştir... İslam Da El öpmek Yoktur...

    Ne Tirmizi den Ne Müslim den Ne de Buhariden Böyle bir hadis rivayet edilmemiştir...

    Lütfen Araştırın... İhtimal Varmıdır ki Peygamber Efendimiz Mahremi Olmayan Bir kadının elinden Tutsun ve Öpsün...

    Şaçmalamayın Arkadaşlar Araştırmacı olalım... İslamda Musâhafa vardır...

    TOKALAŞMAK

    Kur’an-ı Kerim bize, herhangi bir hususta tereddüde düştüğümüz zaman, onu Allah ve Resûlü’ne götürmemizi, yani o konuda ayet ve hadislere bakmamızı emrediyor.

    Biz de öyle yapalım. Eserlerde “musâfaha” kelimesiyle anlatılan tokalaşmanın sünnet olduğu hakkında, âlimler birleşiyorlar. Ama kadınlarla erkekler arasındaki tokalaşmanın sünnet olduğu hakkında değil...
    Meşhur âlimlerden İbni Hacer, yabancı kadınlarla tokalaşmanın bu emrin dışında olduığunu, yani sünnet olmadığını ifade etmektedir. (Kütüb-i Sitte Muhtasarı 10/191)


    Alıntı D.K.F.Q Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Peygamber ve sahabesi bir savaştan dönmüş ; Medine halıkı daonları karşılamaya çıkmıştı. Peygamber ve mücahidler, Medine şehrinde kendilerini karşılayanlarla görüşmeye başlamıştı. Peygamber, tokalaştığı bir adamın ellerinin nasırlı olduğunu fark etmiş ve hayrete düşmüştü. "Ne iş yaparsın" dedi Peygamber.


    "Hurma işiyle uğraşıyorum" dedi adam. "Toprağı belliyordum biraz önce. Sizin geldiğinizi duydum ve karşılamaya geldim."
    Peygamber adamın iki elini de tutup havaya kaldırdı. Büyük bir heyecan içindeydi Peygamber.Adamın elleri, halkın ve mücahidlerin karşısında bir bayrak gibi yukarı dikilmişti." Bu eller hiç bir zaman ateş görmeyecek." dedi Peygamber. Ve sonra eğildi o eller öptü.

    Not: Peygamber sadece iki eli öpmüştür: Biri kadın, biri işçi.

    İşte çalışmanın İslam'daki kutsallığı! Oysa hem kadın, hem de işçi bütün düzen, uygarlık ve kültürde zillet, hakaret ve yoksulluğun alabildiğine üzerinde odaklaşığı insan simalarıdır.Bunların elii öpmek! İşte her yerde horlanan bu insanların elini öpüyor Peygamber...
    Kaynağın ne Söyle Bilelim ? Kim rivayet etmiş ? Ravi zincirin de Kimler var ?

    Bulumazsın Çünkü Böyle bir şey Gerçekleşmemişki bulasın...







  4. 4
    mumi35
    Yeni Üye
    Kadınlarla tokalaşmak

    Bugünlerde gazete sütunlarına ve TV ekranlarına yansıyan, “kadınlarla tokalaşma” konusunda acaba dinimizin hükmü nedir ve Peygamberimizin örnek tatbikatı nasıldır? Kur’an-i Kerim’deki “Zinaya yaklaşmayınız” emri gayet açıktır. Bu emirle, zina yapmak şöyle dursun, zinaya giden bütün yollar bile yasaklanmaktadır. İki cins arasındaki, dokunmak/tutmak gibi fiiller, zinadan önceki hareketler oldu?u içindir ki, İslâm dini meşru olmayan bu fiilleri de yasaklamıştır.

    Bir TV kanalında Ali Rıza Demircan Hocamızın da söylediği gibi, bu fiillerin zinaya en yakın olanı dokunmak, yani temastır. Tokalaşmada da temas olduğuna göre, bunun dinimize göre hükmünü bilmemiz icap eder.

    İnsanlar gözleri kapalı tokalaşmadıklarına ve tokalaşacakları insana bakıp gördüklerine göre, “tokalaşmak”tan önce, bakmanın/görmenin hükmüne göz atmak icap eder. Kadın ve erkeklerin, birbirlerini tanıyacak kadar normal ve tabii bakışlarında bir mahzur yoktur. Yeter ki, birinci bakışın arkasına başka bakışlar eklenmesin.

    a) Yabancı kadınlara bakmak hususunda Kur’an diyor ki: “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini kıssınlar.” (Nur, 30)

    b) Peygamberimiz (sav), Hz. Ali Efendimize, “Ya Ali, bakışına bakış ekleme. Birinci bakış lehine, (günah değil), ikinci bakış ise aleyhinedir (günahtır)” buyurdular. (Tirmizî, Edep 23; Ebû Davud, Nikâh 24)

    c) Hz. Câbir, bir kadına ani bakışın hükmünün ne olduğunu soruyor. Peygamberimiz, “Bakışını hemen çevir” buyuruyor. (Müslim, Âdâb 45; Ebû Davud, Nikâh 44; Tirmizî, Edep 29)

    d) Peygamberimizin hanımlarından Ümmü Seleme ile Meymûne Vâlidemizin bulundukları yere doiru, âmâ olan İbni Ümmi Mektum Hz. geliyordu. Geldi ve onların bulunduğu yere girdi. Peygamberimiz hanımlarına, “Örtününüz” buyurdu. Onlar, “Ey Allah’ın Resûlü, o bizi görmeyen bir âmâ değil mi?” dediler. Peygamberimiz, “Siz de mi âmâsınız? Siz onu görmüyor musunuz?” buyurdu. (Ebû Davud, Libas 37; Tirmizî, Edep 29)

    Değerli okuyucular, tokalaşmadan önce şart olan bakmak ve görmek hakkında Peygamberimizin sözleri böyle olunca, yabancı kadınlarla tokalaşmanın hükmü acaba nasıldır?

    TOKALAŞMAK

    Kur’an-ı Kerim bize, herhangi bir hususta tereddüde düştüğümüz zaman, onu Allah ve Resûlü’ne götürmemizi, yani o konuda ayet ve hadislere bakmamızı emrediyor.

    Biz de öyle yapalım. Eserlerde “musâfaha” kelimesiyle anlatılan tokalaşmanın sünnet olduğu hakkında, âlimler birleşiyorlar. Ama kadınlarla erkekler arasındaki tokalaşmanın sünnet olduğu hakkında değil...
    Meşhur âlimlerden İbni Hacer, yabancı kadınlarla tokalaşmanın bu emrin dışında olduığunu, yani sünnet olmadığını ifade etmektedir. (Kütüb-i Sitte Muhtasarı 10/191)

    İbn-i Esir, El-Kâmil fi’t-Târih’inde, Peygamberimizin, yakın olmayan kadınlar hakkında tavrını Şöyle anlatıyor: “Resûlullah, kadınlara el sürmez, hiçbir kadınla tokalaşmaz ve hiçbir kadın da ona el vermezdi.” (Mekke’nin Fethi Bahsi)

    Nitekim, ikinci Rıdvan Bîatı’nda ve Mekke’nin Fethi’nde, erkeklerden musafaha yaparak bîat alan Hz. Peygamber, kadınların elini tutmamıştır. Bizim en güzel örneğimiz Peygamberimizdir. Kur’an-ı Kerim de zaten, “Resûlullah’ta sizin için güzel bir örnek vardır” buyuruyor. O halde en güzel örneğe iyi yapışmak lâzım...

    Deniliyor ki: “Cinsel haz amacı olmazsa, kadınlarla tokalaşmak helâldir.”

    Biliyorum ki, bu söz kötü niyetle söylenmiş bir söz değildir. Ama iyi niyetle de olsa yanlış yanlıştır. Dolayısıyla, herhangi bir kaynak eserden delil getirilmediği müddetçe, bu hükmü kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, 1400 seneden sonra bizim “Şu helâldir, Şu haramdır” Şeklinde hüküm verme salâhiyetimiz olamaz. Yapılacak tek Şey vardır, o da bu mesele için kaynak eserlere bakmaktır.

    İslâm’da caiz olan, kadınların ellerinin açık olmasıdır; dokunmak ve tutmak değil. Yoksa, Peygamberimiz, caiz olsaydı kadınların ellerini niçin tutmasındı?

    Hz. Resûlullah, bir peygamber olarak kadınların elini tutmadığı halde, biz neyimize güvenerek tutacağız ve “Cinsel haz amacı olmazsa helâldir” diyebileceğiz?

    “Cinsel haz amacı olmazsa” deniliyor. Eğer bir fiil caiz değilse, onda niyet aranmaz. Meselâ bir kadının açık olan sırtına bakmaz, cinsel haz amacı olsa da, olmasa da helâl değildir.

    Yusuf Aleyhisselâm'ın kendisi hakkında sözü şöyle: "Ben nefsimi temize çıkarmam, nefsime iyi diyemem. Çünkü nefis fazlasıyla kötülüğü emredicidir."

    Peygamberler bile kendilerini bu hususta emniyette hissetmedikleri halde, kim kendini her zaman kontrol edebilecektir?

    Tokalaşan iki kişiden birinin hatırında kötü hiçbir düşünce olmadığı halde diğerinde olabilir.

    Bilemezsiniz ya, diyelim ki sizinle el sıkışan şahsın böyle bir amaç taşıdığını biliyorsunuz, engel olabilecek misiniz? Böyle bir durumda, yutkuna yutkuna hazmetmeye çalışmaktan başka ne yapılabilir?

    Öyleyse yeni baştan soralım:

    Hâlâ, "Cinsel haz amacı olmazsa tokalaşmak helâldir" diyebilecek miyiz?

    İki elin buluşmasını basite almamak gerekiyor değerli okuyucular. Bu konu romanlara bile konu olmuş. Sevgilisinden bahseden romanın kahramanı, "Onun elinin sıcaklığını ve yumuşaklığını hâlâ unutamıyorum" diyor.

    Bir erkekle aralarında hiçbir şey olmadığını anlatmak için "Eli elime değmedi" diyen bayan, bu sözüyle bizim anlatmak istediğimizin canlı isbatı oluyordu. Sinan Çetin, programındaki muhatabına, "İlk defa ne zaman elini tuttun?" diye soruyordu. Bu sorunun sebebi ne ola ki?

    Bütün bunlar, iki elin birleşmesinin, icabında daha başka ne türlü birleşmelerin öncüsü olduğunu isbat etmiyor mu?

    HELÂLLERİ HARAMLAŞTIRMAK

    Yukarda, "En doğrusu, bu konu hakkında kaynak eserlere bakmaktır" demiştim. Bu konuda söz söyleyenler, kaynak eserlere bakmış olmalılar. Bakmaya bakıyorlar da; "kadınlarla el sıkışmak helâldir" hükmünü bulamayıp, "haramdır" ibaresiyle karşılaşınca bir türlü kabul edemiyorlar.

    Kabul etmemekle kalınsa bir derece. Bir de karalamaya geçiyorlar. Diyorlar ki: "Müctehidlerde helâlleri haramlaştırma gibi bir zafiyet var." Değerli okuyucular, bu durumda müctehidler, "kadın eli sıkmak helâldir" demedikleri için, insanlara helâli haramlaştırarak İslâm'ı bozmuş oluyorlar(!) Çünkü din, kaba çizgilerle haram ve helâl hükümlerden ibarettir.

    El insaf! Halbuki, mübarek müctehidleri tenkit edenler, asırlardan beri onların ictihadlarını öğrenerek yetişen sayısız âlimlerin eserlerini okuyarak yetiştiler. Onların eserlerini yok sayıversek, bu tenkitçilerde ilimden eser mi kalır? Tenkit edilen müctehidler, cahil değil âlim kimselerdir. Bunlarca, helâlleri haramlaştırdıklarına göre, bu işi bile bile yapmış olmaları lâzım.

    Helâle haram demek insanı dinden çıkardığına göre, haşa, bu zatlar böyle bir fecaatı mı işlemişlerdir? Asla!

    "Kadınlarla el sıkışmak helâldir" demedikleri için onları suçlamakla, 13 asırdır müctehidlerin ictihadlarıyla amel eden bu ümmete de hakaret etmiş olmuyorlar mı?

    "Müctehidler" demekle sadece birini değil, topunu birden suçladığınıza göre, sizce helâlleri haramlaştıran böyle bir topluluğa hürmet duymaya değer mi?

    Fitnenin her tarafı sardığı bir devirde, insanları kötü hislerden nasıl koruyup da, "Cinsel haz amacı olmazsa kadınlarla tokalaşmak helâldir" diyeceğiz?

    • • • •

    Bir de, "El sıkışmak artık olağan hale geldi. Akla cinsel haz zaten gelmez" deniliyor.

    Öyle olduğu kabul edilse bile, haramlık yine kalkmaz. Bir erkek, annesine, kız kardeşine veya kızına karşı kötü his beslemez, ama onların üzerlerinde sadece iç çamaşırı olduğu halde onlarla aynı yatakta yatamaz. Kötü amaç olmaması şart değildir.

    Ve meselâ;

    Müşrikler, "Muhammed, Medine'ye gidince zayıf düşmüş" dedikleri için, Peygamberimiz (sav) onların görecekleri şekilde omuzlarını yükselterek, silkeleyerek çalımlı bir şekilde yürüyerek tavaf yapmıştı ki buna "Remel" denilir.

    Artık Müslümanlar hakkında böyle söz söyleyenler olmadığı halde, asırlardır hâlâ tavafın ilk üç devresinde remel yapılmaktadır.

    NETİCE: Müslüman hanımların başlarının örtülmesi farz olduğu ve bu husus 14 asırdır bilindiği halde, bazılarının kullanmasıyla zamanımızdaki bazı sözüm ona din adamları, "İslâma göre kadınların başlarının kapatılması gerekir mi, gerekmez mi?" tartışması yapıp duruyorlar. Şimdi de bir kısmımız oyuna gelerek, lütfen, "Kadınlarla tokalaşmak caiz mi, değil mi?" tartışmasına âlet olmayalım.

    Saygılarımla...

  5. 5
    bluecloud
    Usta Üye
    ya ufacık bişeyi bile sorun haline getiryosunuz.sonrada dine sahip çıkıyosunuz olmazki...

  6. 6
    *EmO_gİrL*
    Yeni Üye
    Teşekür Ederim Çok Gzlmiş!!:(

  7. 7
    mumi35
    Yeni Üye
    Alıntı bluecloud Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ya ufacık bişeyi bile sorun haline getiryosunuz.sonrada dine sahip çıkıyosunuz olmazki...


    Olmağan bir şeyi oldu gibi lanse etmek çok yanlış...

    Bu hadis bile değil... Kaynak Belirtiniz Lütfen...

  8. 8
    kursathan_6
    Yeni Üye
    Mumi 35 E Katiliyorum Dini Konular özellikle Kaynak Gösterilmeliki Insanlarin Kafasi Kariştirilmasin

  9. 9
    Leonard
    Yeni Üye
    Kadınlara Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) el öptürmedi diyenlere:



    Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) elini öptürse idi münafık, fasık herkes benim elimi öpün, el öpmek sünnettir diyecek halkta onların elini öpecekti. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elinin hiç öpülmediğini iddia eden âlimlerimiz var. Şimdi Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) sizin evinize gelse ne yapacaksınız? Bir tek işaret, şehadet parmağıyla mı selâm vereceksiniz? Başınızı sallayıp mı selâm vereceksiniz? Karşısında secde eder gibi yerlere mi eğileceksiniz? Elinizi kalbinize koyup, boyun büküp mü duracaksınız? Bunlar hep bid'attır. Yanına girdiğiniz zaman “Esselâmü Aleyküm” diye musafaha mı edeceksiniz? Sandalyeye oturup karşısında sandalye ile mi oturacaksınız? O sizin denginizde olmadığı için kadın olsun erkek olsun en uygunu Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmek değil mi? Şahsen ben eli elime geçerse elini öperim. Eli elime geçmezse, bastığı yeri öperim. Kendisini göremezsem görenin elini öper, ellerine yüzümü sürerim. Sen de aynısını yaparım diyorsan yalan söylüyorsun. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in el öptürmesine karşı çıkan buna da karşı çıkar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) abdest alınca kuma dökülen abdest sularını ashab yüzlerine sürüyorlardı. (Nura Doğru, Cild 4, Sayfa: 2287)
    Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in 200 kadar ismi var. (İrşad, Cild 1, Sayfa: 55) Bir ismi de Hakikatü'l-Hakaik (Hakikatların hakikatı) demektir. Bir ismi de Ebel Ervah (Ruhlar babası)'dır. Miraç'ta Arşı A'lâ'ya çıkıp Allah'u Teâlâ ile yüzbeyüz karşılıklı sorulu-cevaplı konuşan Peygamberimizden başka hiç bir yaratık yoktur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Allah'u Teâlâ ile sorulu cevaplı doksanbin soru, doksanbin cevap konuşmuştur. Bir soru bir cevap bir sahife olsa 90 bin sahife eder. 500 Sayfalı 180 Cild kitap olur. Annen, baban kafir, fasık, münafıkta olsa eli öpülür. Sana göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in eli öpülmez mi? Şu zamanede yapılanların çoğu kafir adeti değil midir? Onları normal karşılıyorsun. Halbuki mü'minlerin ilmine, yaşlıların yaşına hürmeten elinin öpülmesini dedikodu edersin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
    «Beni canından çok sevmeyen kamil iman sahibi değildir. » (İmadiyel'l-İslam, Sayfa: 44) buyuruyor. Canından çok sevdiğinin eli öpülmez mi? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in kadınlar elini öptü mü öpmedi mi bu en küçüğü. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ile aylarca yol çekip düşmanla gögüs göğüse Peygamberimizin safında kadınlar çarpışıyorlar, çarpıştıkları kafir, aylarca gittiği yol kendisi namahrem kadın. Bu caiz oluyorda sadece bir tek Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmeleri niçin caiz olmuyor? Hepimiz içinde dahiliz yaratılan her şey kâbe ve bütün mükevvenat Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hürmetine yaratıldı. (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 420) Peygamberimizin hürmetine yaratılan bu dünya, bu dünyanın içinde Kâbe, Kâbe'nin duvar köşesinde Hacerü'l-Esved taşı cennetten gelme. Cennette Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hürmetine yaratıldı.
    Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) doğunca Kâbe Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e secde etti. (İrşad, Cild 2, Sayfa: 373; Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 241; Altı Parmak, Sayfa: 254)
    “Mü'min kabe'den efdaldır” (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 4323, İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild 4, sayfa: 275) Peygamberimiz değil mü'min Kâbe'den efdaldır. Mü'minden de Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) milyonlarca defa daha efdaldır.
    Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Hacer'ül-Esved'i öptü. Biz de mahşerde bana şahitlik yapar diye Hacer'ül-Esvedi öperiz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpüyorum diye onun demir şebekesini veya taşının her karış yerini öpmek doğru değildir. Orada Kur'an ve dua okunur. Oradan ayrılacağın zaman huzurla edeble elini öpüyorum diye bir sefer demir parmakçalığı veya taşı öpülür. Çok büyük gördüğün bir adamdan mektub geldiğinde onun eli değdi, o yazdı, onun eli diye mektubu öper, başına korsun. Aynı onun gibi olur.
    Kadın-erkek büyük-küçük Kabe'de et ete en sıkışık vaziyette gidip Hacerü'l-Esved taşını öpüyorlar, öpülmesi de caiz ve sevaptır. Allahu Teala ben kabedeyim demedi. Ben mü'min kulumun kalbindeyim dedi. (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 447) Kabede ki taş öpülürde Ka'be'den daha makbul olan yaşlı kamil mü'minin eli niçin öpülmesin? Kadın namahremdir diyorsun. Kabe'de yüzbinlerce kişinin arasında en sıkışık vaziyette o taşı öpmek için gidiyor, öpüyor o an için namahrem değilde yaşlı kamil bir mü'minin elini kalbi kabedir diye sıkışık olmayan serbest zamanda evinde öperse namahrem mi? Hacer'ül-Esved hakkındaki hadislerden hakiki mü'min hakkındaki hadisler daha kuvvetlidir. Kadın-erkek hepsi onu öpünce o caiz olunca ondan milyonlarca defa daha Allahu Teala'nın yanında kıymetli olan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in eli öpülmez mi? Ben eli elime geçerse elini öper, eli elime geçmezse bastığı yeri öperim diyorum. Bende aynısını yaparım dersen elinin öpülmesine karşı çıkıyorsun. Sence eli öpülmez, bastığı yer öpülür mü diyorsun?
    Hacerü'l-Esvetten milyonlarca defa daha kıymetli olan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in eli öpülmez mi? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öptüklerine dair bir çok hadisi şerifler var. Bu hadis-i şerifler umumu içeriyor. Yukarda yazdık. Sende Peygamberimizin elini kadınlar öpmez yasak veya öpülmez diye bir hadis göster, kaynağını ver. Ay, güneş, yıldızlar bu dünya, bu dünyanın içindekiler kabeye gider, Hacerü'l-esved taşını öpersin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öptüklerine itiraz edersin. Kur'an-ı Kerim'de: «Allah'u Teala'ya tabi olduğunuz gibi Resulüne de tabi olun. Allaha ve Resulune itaat edin» (Sure-i Enfal, Ayet 20; Sure-i Nisa, Ayet 13) ayeti var. Hacer'ül-Esved'e tabi olun veya Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i Allahu Teala'nın övdüğünün binde biri ne Kabe'de ne Hacer'ül-Esved'le hiç bir yaratıkta yok. Bizce Resulune tabi olmak onun sözlerini sünnetlerini yapmak elini öpmektir. Sizce nasıl? Allahu Teala'ya tabi olmak farzları yapmak Resulüne tabi olmak sünnetlerini yapmaktır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmeyi arzu etmeyen kişi Resulüne tabi olmuş sayılmaz.

+ Yorum Gönder
resûlullah hangi eli öpmüş,  peygamber efendimiz hangi sahabenin elini optu,  peygamber efendimiz hangi sahabenin elini öpmüş,  efendimiz kimin elini opmustur
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi