Peygamberimiz kimin için "burnu sürtülsün" dedi

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) Bölümünden Peygamberimiz kimin için "burnu sürtülsün" dedi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Toprak
    Özel Üye
    Reklam

    Peygamberimiz kimin için "burnu sürtülsün" dedi

    Reklam



    Peygamberimiz kimin için "burnu sürtülsün" dedi

    Forum Alev




    Peygamber Efendimiz (sas) bir gün, "Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün! Burnu sürtülsün!" buyurdular. Bu dehşetli ikaz üzerine huzurunda bulunanlar, "Kimin burnu sürtülsün ya Rasûlallah?" diye sordu.

    Cevap şöyle geldi: "Ramazan'a girip de ondan günahları bağışlanmış olarak çıkamayanın; yanında anne-babasından biri veya ikisi ihtiyarladığı halde, onların gönlünü kazanarak Cennet'i hak edemeyenin; yanında ismim anıldığı halde bana salât ü selâm getirmeyenin."

    Ramazan, bir hadis-i şerifte buyrulduğu üzere, günah işleme âdeta tabiatı olan insanlık içinde tövbe ve istiğfarla hayırlılar olma adına arınma kurnasıdır. İnsanların en cömerdi olan Peygamber Efendimiz (sas), Üç Aylar girdiğinde daha bir cömert hale gelir, Şaban'da çok daha cömert davranır, Ramazan'da ise cömertlikte akan bir ırmak gibi olurlardı. İşte Ramazan, cömertlikte başka zamanlara nisbetle bir ırmak gibi akma mevsimidir. Çünkü Ramazan, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi'ne sahip bulunmakla bütün ayların en cömerdidir.

    Peygamber Efendimiz (sas), bir gece Kadir Gecesi hangi gecedir düşüncesiyle evden çıktılar. Yolda giderken iki Müslüman'ın şiddetli münakaşası, evden niçin çıktığını unutmasına sebep oldu. Bu cüz'î hadiseyle Peygamber Efendimiz'e, ümmetinin en büyük probleminin, onu pek çok hayırlardan mahrum bırakacak kötülüğün münakaşa, ihtilâf ve tefrika olduğu/olacağı gösterilmişti.

    Bu bakımdan, İslâm adına belki en büyük ve bütün İslâmî hizmetlerin ötesinde bir hizmet ve fazilet, ittifaktır, kardeşliktir. İşte Ramazan ve onu takip eden bayram, bilhassa bu açıdan da bir arınma ve arınıp hayırlarla dolma kurnasıdır.

    Allah Rasûlü (sas), Âhiret'te kavmi hakkında "Kur'an'ı kendisine sırt dönülüp, ondan kaçılacak bir şey gibi yaptılar; ona arkalarını dönüp, ondan uzaklaştıkça uzaklaştılar." diye şikâyette bulunacaktır. Ve Kur'an'ın bu hale en fazla maruz bırakıldığı dönem de, yine bir başka hadis-i şerifte ifade buyrulduğu üzere, "Kur'an'ın bir vadide, insanların bir başka vadide" seyrettiği son birkaç asırlık dönemdir.

    Şu halde Ramazan, kendisinde Kur'an'ın Levh-i Mahfuz'dan Kâbe'nin semalar ötesi mukabili, iz düşümü Beyt-i Ma'mur'a indiği veya oradan dünya semasına, Peygamber Efendimiz'e inmeye başladığı Kur'an ayıdır; Kur'an'la barışma, onunla kucaklaşma, onu daha bir okuma ve mütalâa edip, bir daha ondan ayrılmamaya ahdetme ayıdır.

    Ramazan, isminin manâsıyla yanıp kavrulma, İlâhî aşk ateşine düşme, bu ateşte istiğfarla günahları yakma ayıdır. Ramazan, sahuruyla, orucuyla, iftarıyla, teravihleriyle İslâm'ın en önde gelen şiarlarındandır; ruhlarda en silinmez izler bırakan, İslâm'ı coğrafyaya nakşeden, coğrafyayı iman ve İslâm vatanı yapan medeniyet inşacısı aydır. Ramazan, şeytanların ifritlerinin zincire vurulduğu, onda kazanılan sevapların, bilhassa oruç sevabının miktarını sadece Allah'ın bildiği ve Cennet'e reyhan kapısını açtıran aydır.

    Oruç, Cehennem'e perdedir. Bir hadis-i şerifte, "Ramazan'da dilini tutmayanın, kötü davranış ve kötü sözlerden kaçınmayanın aç ve susuz kalmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur." buyrulur. Dolayısıyla Ramazan, nefsi her bakımdan terbiye etme ve ona mutlak aczi ve fakrıyla gerçek mahiyetini anlatabilme mevsimidir.

    Ramazan, kaynağını ve asıl maksadını hiç düşünmeden tükettiğimiz nimetlerin gerçek niteliğini ve kaynağını tanıyıp, şükür mekanizmasını harekete geçirme ve geliştirme zamanıdır. Ramazan, açların, susuzların, fakirlerin, kimsesizlerin halini ve onlara karşı insanî vazifelerimizi idrak ayıdır.

    Hz. Musa (as), Cenab-ı Allah ile kendine has mahiyette konuşup Tevrat'ı alma kıvamına gelebilmek için iki defa Tur'a çıktı ve bunlardan birincisinde 30, diğerinde 10 gün olmak üzere toplam 40 gün kaldı. Tasavvuf dilimize Farsça tabiriyle çehl (40) kelimesinden çile veya Arapça ifadesiyle erbaîn çıkarma olarak geçen bu uygulamanın ilk 30 günlük dönemini Ramazan, diğer 10 günlük dönemini Allahü a'lem kendisinde hac ve kurbanın olduğu Zilhicce'nin ilk 10 günü oluşturmaktadır.

    İşte Ramazan, her bakımdan tam kıvama erme ayıdır.






  2. 2
    Sena
    Bayan Üye

    Cevap: Peygamberimiz kimin için "burnu sürtülsün" dedi

    Reklam



    Peygamber efendimiz merhemetlilerin en merhametlisidir fakat öyle şeyleri ciddiye almıştırki burnu sürtülsün demiştir o yüzden ramazan ayına, anne babaya,salatü selama saygıda kusur etmemek gerekir







+ Yorum Gönder
3 şeyi yapmayanın burnu sürtülsün,  peygamber efendimiz burnu sürtülsün
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi