Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması...

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) Bölümünden Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    karadağlı.x
    Üye
    Reklam

    Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması...

    Reklam



    Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması...

    Forum Alev
    Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün bir hayatı talim etmek için gönderilmiştir. O, peygamberliğiyle birlikte, devlet başkanı, ordu komutanı, hâkim ve öğretmen gibi pek çok vasfı da aynı anda şahsında bulundurmaktaydı. Özellikle Medine döneminde, devlet yapısının temellerini atarken, toplum olmanın tabii bir gereği olarak, değişik alanlarda insan istihdam etmiştir. Bu alanları ana hatlarıyla şu şekilde sıralamak mümkündür: Eğitim-öğretim, irşad ve tebliğ, kâtiplik, elçilik, yargı, maliye, askerî işler, istihbarat-haberleşme, sağlık ve valilik vb. gibi idarî görevler.

    Şu bir gerçektir ki, İslâm’ın ilk dönemi itibariyle Peygamberimizin elinde yetişmiş bir kadro bulunmuyordu. O, bir vazifeye birisini seçeceği zaman, mevcutlar içerisinden şartları en uygun olanını tercih etmek durumundaydı. Fakat bu durum hep böyle devam etmedi. O bir taraftan toplumun temel taşlarını yerine oturturken, bir taraftan da her alanla ilgili ihtiyaç duyduğu miktarda insan yetiştirmeyi ihmal etmedi. Hz. Peygamber (s.a.s.), sınırlı imkânlar içerisinde mevcudu en iyi ve verimli bir şekilde değerlendirmiştir.


    1. Örnek Olma / Efendimizin Aşkın Temsili

    Hz. Peygamber’in insan unsurunu verimli kullanmasında en etkili faktör, bizzat kendisidir. O, insanların nasıl olmasını istiyor ve hedefliyorsa, önce bizzat kendisi yaşamış ve fiilî olarak örnek olmuştur. Zaten O’nun örnek olma yönü Kur’ân’da da vurgulanır: “And olsun, size, Allah’ı ve âhiret gününü umanlara ve Allah’ı çokça zikredenlere Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab Sûresi, 33/21)

    Peygamberimiz en güzel örnek ve rehberdir. Biz hayatın her alanında O’na uyarız. Zira bizler için gerçek hayatı O ve diğer nebiler temsil etmişlerdir.

    2. İstişareye Önem Verme / Katılımcı Yönetim Anlayışı

    Sürekli vahyin teyidi altında olan ve vahiyle beslenen birisi olarak insanların fikirlerine ihtiyaç duymama hususunda en müstağni kişi Peygamberimiz olmalıdır. Ancak bununla beraber O, henüz vahiy gelmemiş hususlarda veya vahyin insan istişaresine bıraktığı hususlarda ashabıyla istişare etmiştir. Peygamberimiz bazen rey ve görüş sahiplerine birer birer düşüncelerini açarak, bazen de görüş sahiplerini bir araya getirerek plân ve projelerini sağlam bir zemine oturtmuş ve böylece fikirlerini bütün bir topluma mal etmiştir. Yani yapılması gereken işlere, herkesin ruhen ve fikren iştirakini sağlayarak projelerini en sağlam temeller üzerinde gerçekleştirmiştir.

    Şûra, İslâm dininin, İslâm toplumunda gerçekleştirmek istediği temel esaslardan biridir. Kur’ân-ı Kerîm’in Uhud Savaşı’nın hemen akabinde, “İşlerde onlarla istişare et.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/159) buyurarak Peygamberimize istişareyi emretmesi oldukça manidardır. İstişarenin açık bir şekilde geçtiği bir diğer ayet de şöyledir: “Onlar öyle kimselerdir ki Rab'lerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla îfâ ederler ve işlerini istişare ile yürütürler…” (Şûrâ Sûresi, 42/38)




  2. 2
    karadağlı.x
    Üye

    --->: Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması...

    Reklam



    3. Manevî Etkenler / İnanç Faktörünü Değerlendirme

    İslâm’ın teklif ettiği hayat tarzı, madde ile manayı, dünya ile ahreti birlikte kucaklayacak şekildedir. İslâm, ahretten kopuk bir dünya hayatını kabul etmez. Bu bakımdan bir Müslüman’ın tamamen dünya ile ilgili gibi görünen bir işi bile, netice itibariyle ahrete bakan bir yöne sahiptir. Bu da Müslümanların daha şuurlu ve dikkatli bir hayat yaşamalarını sağlar.

    Bir Müslüman için en büyük gaye, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bu şuuru kazanan bir insan, sürekli O’nun gözetiminde ve denetiminde olduğunu bildiği için, hayatını daha verimli geçirecektir.

    Kur’ân’da bu hususla ilgili şöyle buyrulur: “De ki: Çalışın! Yaptıklarınızı Allah da, Resulü de, müminler de görecekler.” (Tevbe Sûresi, 9/105)

    Gerek haram-helâl düşüncesi, gerek Allah’ın rızasını ve Cennet’i kazanma gayreti veya tek kelimeyle ifade etmek gerekirse “sevap” kazanma arzusu Müslümanların çalışma hayatını olumlu etkileyen faktörlerdendir.

    4. Cemaatleşme Prensibi / Ekip Çalışması Yaptırma

    Çalışma hayatında en faydalı dinamiklerden biri de ekip çalışmasıdır. Peygamber Efendimiz, toplumun birlik ve beraberliğine büyük önem vermiştir. O'nun hedeflediği toplum, fertleri “bir bedenin uzuvları” gibi birbirine bağlı olan, yani her yönüyle birbiriyle ilgili ve irtibatlı olan ve dağınıklıktan kurtulup cemaat olma hüviyetini kazanmış bir toplumdur.


    Katılımcı bir yönetim anlayışını benimseyen Peygamberimiz, çevresindeki insanların görüşlerine büyük önem vermiş ve projelerini toplumun benimsemesini sağlayarak uygulamıştır. Bir peygamber olarak, bütün fikirlerini hiç tartışmasız kabul ettirebilecek iken, peygamberlik makamını bir yaptırım aracı olarak kullanmayı tercih etmemiştir. Ekip çalışmasına da büyük önem veren Peygamberimiz, sahabe arasında topluluk fikrini yerleştirmiş ve ferdî hareketlere fırsat vermemiştir.


    “Size cemaati tavsiye ederim, ayrılıktan da sakının, zira şeytan iki kişiden uzak durur. Cennet’in ortasını isteyen cemaatten ayrılmasın.” (Tirmizî, Fiten 7)

    “Allah ümmetimi dalâlet üzere toplamaz. Allah’ın eli cemaat iledir. Cemaatten ayrılan ateşe gider.” (Tirmizî, Fiten 7)


    Efendimiz topluluk hâlindeki insanların hissiyatını, psikolojisini rantabl değerlendirmiştir.
    Allah Resûlü (s.a.s.), İslâm toplumunu bir bütün olarak değerlendirdiği gibi, küçük grupların da kendi içlerinde ayrı bir topluluk olma vasfını ortadan kaldırmamıştır.
    Hayırda yarışmak bir mümin tavrıdır. Zira Kur’ân-ı Kerim’de Müslümanlara hayırda yarışmaları emredilmektedir.


    5. Teşvik / Motivasyon

    “Teşvik”in gayesi, insanları bir konuda isteklendirme ve cesaretlendirmedir. “İnsan”ı çok iyi tanıyan Hz. Peygamber de, raiyeti altındaki insanların verimliliğini artırmak için zaman zaman teşvik metodunu kullanmıştır.

    Peygamberimiz teşvik maksatlı olarak zaman zaman şiirden de yararlanmıştır. Bazen bizzat kendisi şiir söyleyerek, bazen de Abdullah b. Revâha ve Hassan b. Sâbit gibi bir şaire söyleterek sahâbenin coşkunluğunu artırmıştır.



    Sonuç

    Günümüzde her alanda doğru ve verimli çalışma aranmaktadır. Cenab-ı Hakk’ın lütfu, Efendimizin özel donanımı ve değişik dinamiklerle birlikte insan unsurunu verimli değerlendirmesi de çok önemli bir husustur. O’nun hayatından tespit edebildiğimiz ilkeler, kolay, anlaşılabilir ve uygulanabilir niteliktedir. Hiç kuşkusuz, bütün uygulamalarının merkezine önce kendisini koyan Peygamberimiz, yapılacak işlerde kendisi de herkesle birlikte, hatta diğer insanlardan daha fazla gayret ortaya koyarak çalışmış ve bizzat davranışıyla insanlara örnek olmuştur.

    Hayatın her alanıyla ilgili en güzel ve yanıltmaz örnekleri bırakan Peygamberimiz, çalışma hayatıyla ilgili de prensipler ortaya koymuştur. Bu örnekler, doğru anlaşılması ve uygulanması ölçüsünde toplum hayatı için yanıltmaz bir rehber olacaktır.


    Rabbim cümlemizi Peygamberimizi rehber olarak görenlerden eylesin..


    Selam , Sevgi ve Saygılarımla ...







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi