Psikolojik Sorunlar - Kişilik Bozuklukları

+ Yorum Gönder
Sağlık ve Sağlık-Genel Bölümünden Psikolojik Sorunlar - Kişilik Bozuklukları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    şeyda
    Üye
    Reklam

    Psikolojik Sorunlar - Kişilik Bozuklukları

    Reklam



    Psikolojik Sorunlar - Kişilik Bozuklukları

    Forum Alev
    Kişilik bozuklukları 3 gruba ayrılır.
    1.Grup: Paranoid Kişilik Bozukluğu, Şizoid Kişilik Bozukluğu, Şizotipal Kişilik Bozukluğu'ndan oluşan guruptur.
    2.Grup: Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Borderline Kişilik Bozukluğu, Histeriyonik Kişilik Bozukluğu ve Narsistik Kişilik Bozukluğu'ndan oluşan gruptur.
    3.Grup: Çekingen Kişilik Bozukluğu, Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğundan oluşan gruptur.

    Kişilik bozuklukları genellikle hangi sebeplerle ilgilidir?
    Prof. Dr. Arif Verimli: Kişilik bozuklukları şu sebeplerle ilgilidir:
    - Çocuklukta oluşan ve yerleşen mizaç unsurları
    - Merkezi sinir sistemi bozuklukları
    - Anne ve babanın çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutum
    - Kültürel faktörler
    - Fiziksel çevre
    - Beyin hastalıkları
    - Biyolojik Faktörler
    - Psikoanalitik Faktörler (Bilinçaltı faktörler)


    Paranoid Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
    Ortada tam ve geçerli bir kanıt bulunmaksızın, herhangi bir gerçekçi temel bulunmaksızın, kişinin aldatıldığından, takip edildiğinden, kullanıldığından, kendisine zarar verildiğinden veya zarar verilmek istediğinden aşırı derece kuşkulanması olarak tanımlanabilir. Çevresindekilerin samimiyetinden, bağlılığından ve güvenilirliğinden emin değildir. Sıradan olay ve durumlardan kendisine karşı bir aşağılanma, küçük düşürülme veya gözdağı verilmesi gibi anlamlar çıkarır. Sürekli kin besler. Görmezden gelinmeyi bağışlamaz. Yeterli ve gerçek bir kanıt olmaksızın eşinin/partnerinin sadakatinden sürekli şüpheler duyar. Karşısındakinin sözlerinden kendince anlamlar çıkararak hiçbir sebep yokken öfkeyle saldırıya geçebilir. Bu kişiler patolojik olarak kıskançtırlar. Güvensiz, şüpheci, tedirgin ve gergindirler. Genellikle soğuk ve ciddidirler.

    Paranoid Kişilik Bozukluğu nasıl tedavi edilir?
    Genellikle bütün kişilik bozukluklarının tedavisinde kullanılan en temel ve birincil yöntem Psikoterapidir. Farmakoterapi (İlaç tedavisi) ikincil tedavi olarak yararlıdır.
    Paranoid hastalar başkalarına karşı çok güvensiz olduğundan sır vermekten inanılmaz çekinirler. Bu sebeple terapide güvenlerini sağlamak çok önemlidir. Grup terapisi paranoid bozuklukta uygun değildir. Bireysel görüşmeler şeklinde uygulanan profesyonel psikoterapiler başarılı sonuçlar verir. Psikoterapiye ilaç tedavisi ile destek verilerek tedavi devam ettirilir.

    Şizoid Kişilik Bozukluğu nasıl tanımlanabilir?Şizoid Kişilik Bozukluğu teşhisi, yaşam boyunca sosyal çekingenlik gösteren hastalara konur. İnsan ilişkilerinde donuk, kısıtlı, içe dönük, tuhaf, kapalı, izole ve yalnızdırlar. Yakın ilişkilere girmez ve girmekten zevk almazlar. Genellikle gün boyu tek bir konuya odaklanır ve o konuya takılarak başka hiçbir etkinliğe katılmaz. Sırdaşları ve arkadaşları yoktur. Cinsel etkinlikleri ya hiç yok ya da çok azdır. Ne övülmekten ne yerilmekten etkilenmez. Duygusal tepkisizlik, soğukluk, ilgisizlik, tekdüze duygulanım, yaşamdan kopukluk hakimdir. Sessiz, uzak, güncellikten habersiz, kimseyle yarışmayan, pasif kişilerdir. Hiç evlenmeyebilirler. Kendileriyle ilgili projelerden çok, evren, din, felsefe, açlık, astronomi, zooloji... Gibi konularda tuhaf projeler üretirler.

    Şizoid Kişilik Bozukluğu nasıl tedavi edilir?
    Prof. Dr. Arif Verimli: Şizoid Kişilik bozukluğunun temeli erken çocukluk dönemidir. Genellikle tedavisi Paranoid Kişilik Bozukluğuyla aynıdır. Ancak Şizoid Kişilik bozukluğunda Grup terapisi de kullanılabilir. Gruba alışınca grup arkadaşlarını önemser ve izolasyondan uzaklaşabilir.

    Şizotipal Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
    Hastalar aşırı derecede tuhaf ve gerçekliğe yabancılaşmışlardır. Büyüsel inanış ve düşünceler, garip fikirler, batıl inançlara tutulma, gaipten sesler ve kişilerle görüşmeler ve mesajlar aldığına inanma, telepati ve altıncı his saplantısı, imkansız düşler kurarak bunlar üzerinde sürekli düşünme şeklinde tanımlanabilir. Kişinin duygu, düşünce ve davranışlar birbirinden bağımsızlaşarak savrulur. Düşünsel ve içsel özel güçlerinin olduğuna inanırlar. Konuşmaları net değildir ve yorum gerektirir. Yakın ilişkilere girerken rahatsızlık duyma veya zorlanma ortaya çıkar. Kişilerarası ilişkileri bozulur. Bilişsel algıları çarpıklaşır. Arkaik (ilkel) fikirler öne sürer. Derin dünya, derin evren kavramlarını irdeler.

    Şizotipal Bozukluğun tedavisiyle ilgili bilgi verebilir misiniz?
    Psikoterapide Psikiyatrist hastanın akıldışı ve sıra dışı inanışlarını, büyü ve benzeri saplantılarını, batıl inançlarını gülünç bulmamalı ve yargılayıcı olmamalıdır. Ancak bu şekilde hasta kazanılabilir. Zaman içerisinde terapiye uyumlandırılan hasta gerçeklerle tanışır. Edindiği inanışları terk eder. İlaç tedavide etkin ve yardımcıdır.

    Paranoid, Şizoid ve Şizotipal Kişilik Bozukluklarının toplumlarda görülme oranı nedir? Kadın ve erkeklerde görülme oranı farklı mıdır?
    Paranoid Kişilik Bozukluğunun toplumlarda görülme oranı % 2'dir. Paranoid Bozukluk erkeklerde kadınlarda oranla daha fazla görülmektedir. Ailevi temelleri bulunmaktadır. Yapılan bir araştırma azınlıklar ve göçmenler üzerinde daha yaygın olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Şizoid Kişilik Bozukluğunun yaygınlığı tam olarak bilinmemekle birlikte genel popülasyonun % 7'sini etkilediği söylenebilir. Erkeklerde 2 kat oranla daha fazladır. Şizotipal Kişilik Bozukluğu görülme oranı % 3'tür. Kadın ve erkek arasındaki oransal fark bilinmemektedir.

    Antisosyal Kişilik Bozukluğunun ayırıcı tanı ölçütleri nelerdir? Antisosyal Kişilik Bozukluğu nasıl tarif edilebilir?

    Antisosyal Kişilik Bozukluğu, halk arasında "psikopat" diye tarif edilen kişilerin gösterdikleri davranış bozukluklarıyla tanımlanabilen bir kişilik bozukluğudur. Bir bireyin 15 yaşından itibaren sürdürdüğü, başkalarının haklarını yok sayma ve başkalarının haklarına saldırma şeklinde gelişen kişilik bozukluğudur. Suça ve tutuklanmaya yönelik davranışları devam ettirme, yasalara ve toplum kurallarına başkaldırı, zevk için veya kendi çıkarı için huzur bozma, saldırganlık, sorumsuzluk, vicdan duygusunun yokluğu, yetersizliği, başkalarına zarar vererek zevk aldığında dahi kendini haklı çıkaracak bir model oluşturma şeklinde gelişen bir bozukluktur. Bu kişiler gergin, huzursuz, öfkeli, umursamaz, acımasız, bencil ve sadistiktik. Başkalarına zarar verdikleri gibi kendi bedenlerine de kesici ve delici aletlerle izler bırakırlar. Alkol ve madde kullanımı bu grupta yüksektir.

    Borderline Kişilik Bozukluğu için tanı ölçütleri nelerdir?
    Benlik algısı ve duygulanımda tutarsızlık, belirgin dürtüsellik, otomatik ve ölçüsüz çabalar gösterme, bir şeyi ve ya kişiyi gözünde aşırı büyütme ve göklere çıkarma ve yerin dibine batırma tarzında gidip gelen tutarsız kişilerarası ilişkiler, para harcama, cinsellik, madde kullanımı ve çılgınca araba kullanma gibi sonu zarar veren dürtülerin en az ikisini şiddetle yapma, yineleyen intihar davranışları, çevresindekilere kendini öldürmekle ilgili gözdağı verme, boşlukta olma, öfke, hırçınlık, kavgacılık, hiddet ve kimi zaman paranoid düşünceler taşıyan kişiler için borderline diyebiliriz.

    Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğu arasındaki fark nedir?

    Borderline en basit anlatımla kadının antisosyalidir. Çünkü kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülür. Bu iki kişilik bozukluğu birbirlerine çok benzer ayırt etmek zordur. Antisosyal Kişilik Bozukluğu ise erkeklerde 3 kat daha fazla görülür.

    Narsistik Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?

    Hasta kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşımaktadır. Başarılarını ve özelliklerini anlatır, üstünlük duygusu, grandiyözite, empati kuramama, kendini diğer insanlardan daha üstün ve özel görme, başarı, zeka, akıl, üstünlük gibi konulara kafa yorma, kendini çok sevme, kendine göre, kendi için ve kendi yararına düşünen, kıskanç, kendi çıkarları için başkalarını kullanan, aşırı bencil ve benmerkezci, özel ve eşi benzeri bulunmaz birisi olduğunu savunan, beğenilmek için her şeyi sergileyen, üstün kişi ve kurumlarla ilişkiler kurmayı hak ettiğini savunan kişilerdir. Sevgi, saygı, empati, anlayış ve duygusallık hayatlarında pek yer kaplamaz. Bu bozukluğun yapısı kronik olup tedavisi son derece zordur. Psikiyatristin telkinlerine yatkın değillerdir. Çünkü bir başkasının doğrusunu kabul etmeyi güçsüzlük sayarlar. Tedavisi oldukça güçtür. Bu kişiler aslında yapılarından pek de mutsuz değillerdir. Ancak çevresindekiler için son derece zor bir yapıları vardır.

    Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğunun tanı kriterleri nelerdir?
    Hastalar, yapılan iş ve ya etkinliğin geneline ve asıl amacına değil ayrıntılarına takılırlar. Aşırı derecede katı, sabit, kuralcı, değişmez, düzenli ve rahatsız edecek derecede titizdirler. Kurallar, listeler, sıralamalar, ayrıntılar hayatlarını yönlendirir. Cimri, mükemmeliyetçi, katı ölçü ve sınırlarda yaşayan, belli hareketleri belli zamanlarda ve belli şekilde asla şaşmaksızın yapar, yapmadıkları zaman rahatsız olur ve ya bu durumu uğursuz bulurlar. Eski ve değersiz şeyleri dahi atmazlar. Resmidirler ve mizah duyarlılıkları yoktur. Onlara göre hayat ya siyah ya beyazdır. Tekrarcıdırlar, kurallarının bozulmasında toleransları yoktur. Eleştiricidirler. Titizlikleri günde 35 - 40 kere el yıkamaya gidecek kadar rahatsız edicidir.

    Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu nasıl bir tedaviyle düzeltilebilir?
    Hastalık kişiyi ve yakınlarını mutsuz edecek, yaşamı zorlaştıracak ve keyifsizleştirecek hale geldiğinde hasta tedavi almayı genellikle kendisi talep eder ve psikoterapi süreci içerisinde de son derece uyumludur. Anksiyete ve paniği yüksek hastalarda ilaç tedavisi destekleyicidir.

    Çekingen Kişilik Bozukluğu nasıl tarif edilebilir?
    Hastalar eleştirilmekten, beğenilmemekten yoğun bir korku duyduğu için kişilerarası ilişkilerden kaçınırlar. Kendisini yetersiz bulan, tercih edilmeyen, çekiciliği olmayan, herhangi bir özelliği olmayan, yeteneksiz, beceriksiz olarak tanımlarlar. Yeni birisiyle tanıştıklarında hemen ketlenirler. Mahçup düşme korkuları çok yoğundur. Yalnız kalmayı tercih eder ve sevildiğinden emin olmadıkça asla kişiler arası ilişkilere yanaşmazlar.

    Bütün bu kişilik bozukluklarına eklenebilecek başka türlü kişilik bozuklukları da var mıdır?
    Elbette. Kişilik Bozuklukları son derece geniş ve son derece önemli bir konudur. Kişilik Bozuklukları kavramı psikiyatrinin en önemli araştırma alanlarından biridir. Bilim ve araştırmalar ilerledikçe yeni tanımlanan kişilik bozuklukları alanımıza katılmaktadır. Benim şu ana kadar anlattığım kişilik bozukluklarına eklemek istediğim bir iki tane kişilik bozuklukları var. Bunları da kısaca şöyle anlatabiliriz:

    Bağımlı Kişilik Bozukluğu;
    Bu kişiler başkalarından destek ve öğüt almadan karar veremez, adım atamaz ve iş yapamazlar. Kendilerini yetersiz, ayakları üzerinde duramayacak, kendi bakımlarını sağlayamayacak kadar yetersiz hisseder ve başkalarının bakım ve desteğini alabilmek için her türlü şeyi yapabilecek kadar ileriye gidebilirler.

    Pasif-Agresif Kişilik Bozukluğu;
    Bu kişiler rutin sosyal ve mesleki işlerini yürütürken pasif bir direnç gösterir ve işleri bilerek ağırdan alırlar. Çünkü onlara göre, eğer başkaları önlerini kapamasaydı daha başarılı olurlardı. Her zaman takdir edilmemekten ve yanlış anlaşılmaktan yakınırlar. Kişisel şanssızlıklarını abartılı biçimde dile getirirler, mutsuz, huysuz, gücenmiş ve tartışmacıdır. Otoriteyi küçük görür ve otoritenin kendisine yaptığı eleştirileri mantıksız bulur.

    Sadomazoistik Kişilik Bozukluğu;
    Bu kişilerde sadizm(başkalarına acı vermekten zevk alma) ve mazoizm(kendisine acı vermekten zevk alma) aynı anda görülür. Kendilerine ve başkalarına ve başka canlılara zarar vermekten, işkence yapmaktan acı vermekten inanılmaz zevk alır ve cinsel doyuma ulaşırlar. Karmaşık, kompleks, son derece zor tedavi edilebilen vicdan duygusunun yok olduğu, insanlık ve doğruluğun ve insan haklarının muhakeme edilmediği bir kişilik bozukluğudur. Başkalarıyla alay etmekten ve küçük düşürmekten de zevk aldıkları gibi kendileriyle de sert, kaba, küçük düşürürcesine konuşulması hoşlarına gider



  2. 2
    şeyda
    Üye
    Reklam



    Panik Atak

    Ölüm, ayrılık, terk edilme ve iş değiştirme tetikliyor. Panik Atak Her 10 kişiden birinde görülen panik atak, genç erişkenlik döneminde başlıyor. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülüyor. Psikoterapiyle başarıyla tedavi ediliyor. Panik atak; hem hastalık, hemde hastalıkların belirtisi olan ciddi bir ruhsal sorun olan panik atak, “ani olarak başlayan, zaman zaman tekrarlayan, yoğun sıkıntı ve korku nöbetleri” diye tarif ediliyor.

    Panik bozukluk klinik açıdan anksiyete olarak da tanımlanan ruhsal sorunun farklı bir tipini oluşturuyor. Yaygın anksiyete, genel bir ruhsal gerginlik, rahatsızlık hissiyle birlikte yavaş ve sinsi olarak başlarken, panik atakları ani ve patlama şeklinde gelişiyor.

    Türkiye Hastanesi psikiyatri uzmanı Dr. Aytül Gürbüz, panik atağın, kişiye, kontrolü kaybetme, kalp krizi geçirme, çıldırma gibi durumlarla sonuçlanabileceğini duygusu verdiğine dikkat çekiyor.

    Hastaneye başvuru nedeni

    Genç erişkinlik döneminde başlayan, kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülen panik atağın en temel özelliğini, ne zaman başlayacağının önceden kestirilmemesi oluşturuluyor. Ancak tipik olarak, yoğun bir korku, endişe ve kötü birşeyler olacağı endişesi ile başlıyor ve kısa sürede en yüksek düzeye ulaşıyor. Dr. Aytül Gürbüz, hastaların hissettikleri ruhsal ve fiziksel belirtilerle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor. “Panik atak sırasında soluk almada güçlük, boğulma hissi, baş dönmesi, baygınlık hissi, çarpıntı, kalp atım sayısında artma, titreme, bulantı, karında rahatsızlık hissi, uyuşma, karıncalanma hissi, sıcak basması, ürperme, göğüs ağrısı gibi bedensel belirtiler gelişir. Bedensel belirtilerin yanı sıra tabloya sıklıkla ölüm korkusu, kontrolü kaybetme korkusu gibi bilişsel belirtiler eklenir. Ayrıca anksiyetenin yoğunluğuna bağlı olarak kişi kendini ya da çevresini değişmemiş ve gerçek dışı algılayabilir. Panik atak geçiren kişiler, bir felaketle karşı karşıya olduğu duygusu içindedir. Kalp atımı sayısında artma, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi yakınmaları nedeniyle sıklıkla kalp krizi geçirdiklerini ölebileceklerini düşünürler.”

    Ruhsal Belirtileri

    Ölmek üzereyim
    Kalp krizi geçiriyorum
    Aklımı yitirmek üzereyim
    Kendimden geçmek üzereyim
    Tıkanıyorum, öleceğim
    Nefes almam mümkün olmayacak
    İnme inecek, felç olabilirim
    Kontrolümü kaybediyorum
    Panik atağın süresi

    Hastaların yaşam kalitesini, hem aile, hem sosyal, hem de iş yaşamını bozan panik atak genellikle 10 ile 15 dakika sürüyor. Ancak birkaç saatte kadar uzayabildiği durumlar da oluyor. Hastanın panik atağın yatışmasının ardından yeni bir atak geçirme kokusu ise “beklenti anksiyetesi” adı verilen bir soruna neden oluyor. Diyelim ki, panik atağa benzeyen şikayetleriniz var. Bunların panik atak olup olmadığını nasıl anlayacaksınız? Doktorlar panik atağı belirlerken tanı ölçütleri kullanıyorlar. Dr. Aytül Gürbüz’ün verdiği bilgiye göre, bu belirtilerden dördü ya da daha fazlası birden başlıyorsa, 10 dakika içinde en yüksek düzeye ulaşıyor, korku ve rahatsızlığa yol açıyorsa, panik atak rahatsızlığınız olabilir.

    Belirtileri ;

    Çarpıntı, kalp atım hızında artış
    Terleme
    Titreme ya da sarsılma
    Nefes darlığı, boğulma hissi
    Soluğun kesilmesi
    Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
    Bulantı ya da karın ağrısı
    Baş dönmesi, sersemlik hissi
    Düşecekmiş, bayılacakmış, gibi olma
    Gerçek dışılık duyguları, benliğinden ayrılmış olma duygusu
    Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
    Ölüm korkusu
    Uyuşma ya da karıncalanma duyguları
    Üşüme, ürperme, ateş basması
    Hazırlayıcı etkenler

    Birçok hasta, panik atağın başlamasından çok önce, aylar süren gerginlik stres yangın anksiyete yaşadığını ifade ediyor. Yine birçok hasta önceden yıkanma olmasa da panik atak başladığında yaygın anksiyete de gelişebiliyor. Dr. Aytül Gürbüz, şöyle konuşuyor:

    “Panik bozukluğun gelişiminden önce stresli yaşam olayları görülüyor. Bu konuda yapılan bir araştırmada olguların yaklaşık üçte ikisinde hastalığın başlamasından önceki 6 ay içinde stresli yaşam olayları olduğu saptanmış bu olaylar görülme sıklığı dikkate alınarak şöyle sıralanmış: Sevilen bir kişiden ayrılma, ayrılma tehdidi, iş değiştirme, gebelik, göç, evlilik, okuldan mezun olma, yakın bir kişinin ölümü, fiziksel hastalık olan panik bozukluğun seyri hastadan hastaya farklılaşabiliyor. Uzun süreli izleme sonuçları belirtilerin hastaların yüzde 30-40’ında kaybolduğunu, yaklaşık yarısında yaşam üresinde önemli bir etki göstermeksizin sürdüğünü, yüzde 10-20’sinde belirgin bir biçimde mevcut olduğunu ortaya koymuş. Bu yüzden tedavi en az bir yıl sürdürülmelidir. 4 aylık belirtisiz dönemden sonra doz azaltılabilir. Tedavi kesildiğinde tekrarlama görülebilmektedir.”

    Psikoterapinin sonuçları

    Panik atak tedavisinde psikoterapinin önemli bir rolü var. İki farklı stratejiyle uygulanan psikoterapi başarılı sonuç veriyor. Bunlardan birincisi panik atakla, ikincisi de agorafobik kaçınma davranışlarıyla başa çıkmanın öğretilmesi. Korkulan durumun üstüne gidilerek kaçınma davranışının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği “gerçek yaşamda alıştırma” ile agorafobinin etkili biçimde tedavi edilebildiğin, belirten Dr. Gürbüz, şöyle devam ediyor: “

    Bilişsel davranışçı terapi: Bilişsel yanlış yorumlamalarının düzeltilmesi ve solunum denetlenmesi esasına dayanır. Bu yöntemde, aşırı soluma egzersizleri yaptırılarak hastada panik atağındakilere benzer belirtilerin kaybolması sağlanır. Buna dayanılarak panik atak sırasında ortaya çıkan bedensel belirtilerin, kalp krizi geçirme gibi durumlardan kaynaklanmadığı, deneysel olarak da görülür. Burada yapılan, hastanın, bedensel belirtilerini, ilkinden daha fazla zararsız ve denetlenebilir bir duruma bilisel olarak yeniden affetmesini sağlamaktır.

    Bir sonraki adım ise panik atakların başlayacağının hissedildiği anda kullanılmak üzere, bir “başka çıkma tekniği” olarak solunum denetiminin öğretilmesidir. Hastaya ve aileye, bilgi ve danışmanlık verilmesi ve tedavinin önemli bir parçasıdır. Bu yüzden aileye; hastaların, çarpıntıyı kalp krizi, soluk alma güçlüğünü de ölümle eş değer görebileceğini anlatmak gerekir. Panik bozukluk tanısı konulan hastalara atakların ruhsal kaynaklı olduğu anlatılmalı ve psikiyatrik tedaviye uyumları sağlanmalıdır. Ailenin tedaviye uyum açısından desteği ve tedavi sürecindeki işbirliği çok önemlidir.

    Fiziksel Belirtileri

    Çarpıntı, kalp atış hızında artış
    Terleme
    Titreme ya da sarsılma
    Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
    Soluğun kesilmesi
    Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
    Bulantı ya da karın ağrısı
    Baş dönmesi, sersemlik hissi
    Düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma







+ Yorum Gönder
psikolojik sorunlar,  psikoloji bozukluğu belirtileri,  psikolojik sorunların belirtileri,  psikoloji bozukluğunun belirtileri,  psikolojik sorun belirtileri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi