CAHIZ (Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri )

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Sahabeler ve Alimler Bölümünden CAHIZ (Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri ) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    mumsema
    Özel Üye
    Reklam

    CAHIZ (Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri )

    Reklam



    CAHIZ (Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri )

    Forum Alev
    CAHIZ

    Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri.
    Ebu Osman Amr b. Bahr b. Mahbub el-Cahız el-Kinani, 150-160 (767-777) yılları arasında Basra'da doğduğu tahmin edilmektedir. İlk kaynaklara dayanarak biyografisini yazan Sendübi'ye göre dedesi Mahbub deve çobanı bir zenci idi. Buna göre Cahız bir Arap - zenci melezi olmalıdır. "Cahız" lakabı kendisine patlak gözlü olmasından dolayı verilmiştir.
    Küçük yaştan itibaren ilim öğrenmeye karşı şiddetli bir arzusu olan Cahiz'in gençliğinde, en parlak devrini yaşayan Basra'da çok canlı bir ilim ve kültür hayatı vardı. Halil b. Ahmed, Sibeveyhi, Ahfeş, Ebu Ubeyde Ma'mer b. Müsenna, Ebu Zeyd el-Ensari, Asmai gibi birçok büyük âlim Basra'da bulunuyordu. Cahız bu âlimlerin derslerine devam ederek gramer, şiir, tarih ve edebiyat öğrendi Bir yandan da geçimini sağlamak için ticaretle uğraştı. Bu arada Basra Camii'ndeki ilmi ve edebi meclislere, Basra panayırının kurulduğu, çöl Arapları'nın geldiği, şairlerin ve hatiplerin şiirlerin ve hutbelerini okudukları Mirbed'e devam etti. Fasih Arapça'yı onlardan öğrendi Ayrıca kelamcıların, çeşitli mezhep mensuplarının, müslümanlarla diğer dinlere mensup olanların ve Şuubiyye'nin aralarında tartıştıkları meseleleri dinledi. Âlimlerin ve ediplerin meclislerin katılmak için bazen Küfe'ye ve Bağdat' kadar gitti.
    Cahız eserlerini 200 (815) yılından daha önce yazmaya başlamış olmalıdır. Zira hilafet ve diğer konularla ilgili eserlerini Halife Me'mün tarafından beğenilmesi ve kendisinin Bağdat'a çağrılması 200 yılına rastlar. Cahız bundan sonra zaman zaman Bağdat ve Samerra'da halifenin ve devlet büyüklerinin muhitinde kalmış ve çeşitli eserler yazıp onlar takdim ederek oldukça büyük bir yekûn tutan caizeler almıştır. Bu durum, 247 (861) yılında Halife Mütevekkil-Alellah ile Feth b. Hakan el-Farisi'nin Samerra yakınında öldürülmelerine kadar deva etmiştir.
    Cahız Bağdat'ta bulunduğu sırada bilhassa Aristo'dan yapılan tercümelerden faydalanmıştır. Vedia Taha Necm bu konuyu Menkulatü'l- Cahiz 'an Aristo fi Kitabi'l-Hayevan adlı eserinde ele almıştır. Edindiği bu kültür Nazzam, Sümame b. Eşres gibi Mutezile büyüklerinin tesiri altında teşekkül eden kelama dair fikirlerinin olgunlaşmasın yardım etti. Me'mün devrinde bir ara Divanü'r-resail başkanlığına getirildiyse de birkaç gün sonra bu görevden istifa etti. Daha sonra bu makamda İbrahim b. Abbas es-SÜLİ'ye vekâlet ettiği bilinmektedir. Geçimini, eserlerini ithaf ettiği kimselerden aldığı caizelerle sağlaya Cahız'ın, Kitabü'l-Hayevan, Kitabü'l- Beyan, Kitabü'z-Zer' ve'n-nahl adlı eserlerinin her biri için 5000 dinar mükâfat aldığı rivayet edilir.
    Cahız'ın asıl parlak devri, 220-233 (835-847) yılları arasında vezirlik makamında bulunan İbnü'z-Zeyyat Muhammed b. Abdülmelik zamanına rastlar. Bu sırada kaleme aldığı birçok risalesini İbnü'z-Zeyyat' ithaf etti. Onun bu devirde yaşadığı müreffeh hayatı ve sahip olduğu itibarı Hatib el-Bağdadi'nin naklettiği bir hadise göstermektedir. Cahız bu arada Şam. Humus ve Antakya'yı ziyaret etti. 233 (847) yılında İbnü'z-Zeyyat öldürülünce kendisi de yakalanıp hapsedildi. Daha sonra Ahmed b. Ebu Duad onu affetti. Bunun üzerine eserlerinin bir kısmını İbn Ebu Duad ve oğlu Muhammed'e ithaf etti. Bir ara Halife Mütevekkil-Alellah, Cahız'ı çocuklarına hoca tayin etmek istediyse de çirkin yüzlü olduğu için bundan vazgeçti. İbn Ebu Duad ve oğlunun ölmesinden sonra ise Halife Mütevekkil-Alellah ile Feth b. Hakan'ın himayelerini gördü ve bazı eserlerini onlara ithaf etti. Bu sırada Feth ile birlikte Şam'a gitti. Hayatının sonuna doğru felç olan Cahız, ayrıca damla hastalığından mustarip ve çok yaşlanmış olarak Basra'ya çekildi. Bir ara Halife Mütevekkil-Alellah kendisini Samerra'ya davet ettiyse de bu davete icabet edemedi. 255 yılı Muharreminde (Ocak 869) doksan beş yaşlarında iken Basra'da vefat etti.
    Patlak gözlü, ince boyunlu, kalın dudaklı, esmer tenli, kısa boylu olan Cahız neşeli, şakacı, zeki, nüktedan, biraz cimri ve tartışmadan hoşlanan bir kimse idi. Çirkinliğine rağmen meziyetleriyle kendisini sevdirmiş, en yüksek makamlarda bulunan devlet adamları ile münasebet kurabilmiştir. Kaynaklarda onun evlendiğine ve çocuk sahibi olduğuna dair bilgi yoktur. Meymun b. Harun'un rivayetine göre bir cariyesi, bir de hizmetçisi vardı. Diğer bir rivayete göre ise satın aldığı bir Türk cariyeden bir oğlu olmuştur.

    Üslubu ve Şahsiyeti.
    Cahız'ın İslam düşünce tarihinde önemli bir yeri bulunmakla beraber onun asıl şöhreti yazarlığı ve edipliği dolayısıyladır. Halife Me'mün ile Cahız'dan bahseden müellifler onun üslubunu takdir etmişlerdir. Her ne kadar daha önce İbnü'l-Mukaffa', Sehl b. Harun gibi büyük nesir ustaları yetişmişse de Arap nesrine mükemmel şeklini veren Cahız olmuştur. Onun üslubunda lüzumsuz seciler ve sunilik yoktur. Geniş eserlerinde konu dağınıklığına rastlanmakla beraber risalelerinde bu durum görülmez. Üslubundaki ahengi, seci yerine aynı fikri iki değişik şekilde ifade etmek suretiyle sağlamıştır. Böylece kendisinden önceki nesirciler gibi kısa ve özlü ifade yerine konuyu biraz daha uzun bir tarzda ele almayı tercih etmiştir.
    Cahız'a göre kitap, okuyan ve dinleyenlerin kolayca anlayabilmeleri için açık bir ifade ile yazılmalı ve manayı açıklayan gerekli ayrıntılardan mahrum olmamalıdır. Eğer müellif özlü anlatımı tercih ederse kendisini sadece yüksek kültürlü kişiler anlayabilir.
    Arap ve İslam kültürünün altın çağında yaşayan Cahız bu kültürün en büyük temsilcilerinden biri olmuş, hem dini hem din dışı alanlarda eserler vermiştir. İslam akılcılığının beşiği olan Basra'da doğması ve elde ettiği diğer imkânlar onu büyük zekâlardan biri yapmıştır. Dini- siyasi sahadaki eserlerinde İslam'ın ilk devirlerindeki meseleleri, din dışı eserlerinde ise İslam kültürünü ve hümanizmasını inceledi. Günümüze pek azı ulaşan eserlerinden çıkan sonuca göre Cahız, imanın sınırlarını aşmadan tabii hadiseleri, eski tarihi, gerçek gibi nakledilmiş efsanevi rivayetleri büyük bir ustalıkla tenkit süzgecinden geçirir ve bunların akla uygun çözüm yollarını arar. Nakledilen hadiselerin kabul edilebilmesi için çok meşhur olmalarının ve senedlere dayanmalarının yeterli olmadığını, bazen Önemsiz ve yanlış olan bir şeyin büyük şöhret kazanabileceğini söyler. Cahız çok kimse tarafından rivayet edilen hususların muhteva bakımından psikolojik bir tenkide tabi tutulması gerektiği kanaatindedir. Bu görüşünden ve şakacı tabiatından dolayı muhaddisler onu güvenilir bir kişi olarak kabul etmemişlerdir. İbn Asakir'in bir kaydına göre şifahi rivayete pek itimat etmezdi. Cahız Arap mirasından, eski Yunan- Hint kültüründen faydalı gördüğü şeyleri dindaşlarına öğretmeye çalışmış, bununla beraber bazen Aristo gibi büyük otoriteleri tenkit etmekten de geri kalmamıştır.
    Cahız'ın en çok dikkat çeken taraflarından biri de psikolojik tahlilleridir. Bu tahlillere bilhassa küçük risalelerinde rastlanır. Tabii çevrenin insan ve hayvanlara etkisi üzerinde ısrarla duran Cahız, bu hususta sosyal çevrenin etkisinden de önemle söz ederken Kitabü'l-Beyan'da şarkıcı bir cariyeyi örnek olarak ele alır, onun mesleği ve aldığı terbiye gereği dürüst bir hayat yaşamasının mümkün olmadığını söyler. Cahız, birçok İslam müellifinin aksine, edebi eserlerinde yaşadığı toplumdan, toplum hayatından söz etmeyi ihmal etmez ve günlük hayatın birçok meselesini ele alır. Şu var ki o her şeyden önce Arap kültürünün ateşli bir savunucusudur. Eserlerinde verdiği örnek insan tipleri hep Araplar'dan seçilmiştir. Cahız aynı zamanda hilafetin kuvvetli bir müdafii olduğu için eserlerinde devletin gelişmesinde etkili olan unsurları darıltmamaya çalışmış, hatta fırsat düştükçe onları övmüştür.

    Eserleri.
    (T.D.V.İslam Ans. 7/20-23)




  2. 2
    AYKIZ
    Bayan Üye

    Cevap: CAHIZ (Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri )

    Reklam



    CAHIZ (Arap edebiyatının en büyük nesir yazarlarından ve Mu'tezile kelamcılarından biri ); El Cahız gerçek ismi ve tam künyesi Ebu Osman Amr bin Bahr el Kinani el Fukaimi el Basri olan, Basra doğumlu Arap bilim adamıdır







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi