Özel hikayeler

+ Yorum Gönder
Ciddi Konular ve Seviyeli-Ciddi Konular Bölümünden Özel hikayeler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Özel hikayeler

    Reklam



    Özel hikayeler

    Forum Alev
    KAYIKÇI ve YOLCUSU!


    Kendi bilgisine aşık bir adam, bir gün karşı sahile geçmek için kayığa biner. Cahil gördüğü kayıkçıya, bilgisiyle biraz hava atıp bencilliğini tatmin etmek ister ve sorar:

    -Kayıkçı! Sen hiç mantık, sarf, nahiv bilir misin?

    Kayıkçı biraz mahcup cevap verir:

    -Hayır, bilmem. Tahsil hayatım hiç olmadı.

    Kendini beğenmiş adam sırıtır:

    -Desene ömrünün yarısı boşa gitti!

    Kayıkçı bu üstünlük taslamadan ötürü incinir, ama sesini çıkarmaz. Çok geçmeden denizde bir fırtına başlar ve kayık, dalgalar arasında inip çıkar.

    Bu defa kayıkçı, adama döner ve sorar:

    -Efendi, sen yüzme bilir misin?

    Adam iyice korkmuş bir halde, ‘Hayır, yüzme bilmem!’ der.

    Bu cevap üzerine kayıkçı, lafı gediğine koyar:

    -İşte şimdi senin hayatının hepsi boşa gitti!




  2. 2
    Fatal
    Özel Üye

    --->: özel hikayeler

    Reklam



    HAYATIN GERÇEĞİ
    (Dolaşan bir gölgedir hayat...Shakespeare)


    Bir gün bir çocuk dedesine sormuş: "Dedeciğim hayat nedir?"

    Dedesi, "EZANLA NAMAZ ARASIDIR." cevabını verince, çocuk büyük bir şaşkınlıkla sormuş: "Ömür bu kadar kısa mı?"

    Çocuğun dedesi tatlı bir tebessümle cavap vermiş: "Ne zannettin ya... Evet o kadar kısa! Ama, bu ezanla bu namaz nedir bilir misin?"

    Çocuk düşünceli düşünceli bilmediğini söyleyince, çocuğun dedesi, "O NAMAZ, EZANSIZ NAMAZ; O EZAN İSE, NAMAZSIZ EZANDIR." cevabını vermiş.

    Çocuk, "Onlar da nedir dedeciğim?" dediğinde, çocuğun dedesi çocuğun başını okşayıp; "Hani geçen gece, Talip amcanın yeni doğan bebeğinin kulağına isim vermek için ezan okumuştuk ya... NAMAZSIZ EZAN değil miydi o ezan?" dedi.

    Bunun üzerine çocuk; "Ya ezansız namaz nedir dedeciğim?" diye sordu. Çocuğun dedesi, torununun yüzüne uzun süre baktıktan sonra şu cevabı verdi: "Birgün deden öldüğünde onu da ögrenirsin."








  3. 3
    Fatal
    Özel Üye
    KURŞUN KALEM


    Çocuk, büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu:

    -Bizim başımızdan geçen bir olayı mı yazıyorsun ? Benimle ilgili bir hikâye olma ihtimali var mı ?

    Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi :

    -Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli... Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin.

    Çocuk kaleme merakla baktı, ama özel bir şey göremedi.

    -İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç farklı değil ki!

    -Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili. Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri kendinde benimseyebilirsen hep dünyayla barışık bir insan olursun.

    Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin, ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Allah'tır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir.

    İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam, durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar.

    Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın, aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir.

    Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabın ya da dışarıya yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın.

    Beşinci ve son özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır. Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.








  4. 4
    Fatal
    Özel Üye
    Üçüncü Önemli Ders: Garson kız ve küçük çocuk...


    Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu. Çocuk sordu:
    -Çikolatalı pasta kaç para?

    -50 cent!

    Çocuk cebinden çıkardığı bozuklukları saydı. Bir daha sordu:

    -Peki dondurma ne kadar?

    -35 cent, dedi garson kız sabırsızlıkla... Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına yetişmeye çalışıyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki...

    Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen." dedi.

    Kız dondurmayı getirdi. Adisyonu tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu.

    Bir süre sonra çocuk, dondurmasını bitirdi ve kasaya dondurmanın parasını ödedi.

    Garson kız, masayı temizlemek üzere geldiğinde gözleri doldu birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti.

    Çocuğun bıraktığı boş dondurma tabağının yanında 15 cent duruyordu...

    Dördüncü Önemli Ders: Yolumuzdaki engeller...


    Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.Bakalım neler olacaktı?

    Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler.

    Pek çoğu kralı, yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.

    Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve güçlükle kayayı itmeye başladı. Sonunda kan-ter içinde kaldı, ama kayayı da yolun kenarına çekti.

    Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı ve gözlerine inanamadı; kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde...

    "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir." diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

    "Her engel, yaşam koşullarımızı daha iyileştirecek bir fırsattır..."


    Beşinci Önemli Ders: Önemli olan vermektir...


    Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler.Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük kardeşi aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu.

    Doktor durumu beş yaşındaki çocuğa anlattı ve ablasına kan verip veremeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve şöyle dedi:

    -Eğer kurtulacaksa veririm kanımı, dedi.

    Kan nakli ilerlerken ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Ablasının yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı.

    Ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu... Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu:

    "Hemen mi öleceğim?" ...



  5. 5
    Fatal
    Özel Üye
    YABAN KAZLARI


    Göç eden yaban kazlarının havada süzülürken "V" şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar ve şu sonuçlara ulaşmışlar:

    1-) "V" şeklinde uçulduğunda, uçan her kuş, kanat çırptığında arkasındaki kuş için onu kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş. Böylece "V" şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini % 70 oranında arttırabiliyorlarmış. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolun, grup halinde neredeyse iki katını gidiyorlarmış.

    1. Kıssadan Hisse: Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler.

    2-) Bir kaz, "V" grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kuşların yarattığı hava akımının dışında kalmış oluyor ve bu hava akımından olumsuz etkileniyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna bu şekilde devam ediyor.

    2. Kıssadan Hisse: Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa; bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli kılarız.


    3-) "V" grubunun başında giden kaz hiç bir hava akımından yararlanamıyor. Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz, grubun her noktasında yer almış oluyor.

    3. Kıssadan Hisse: Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerekiyor.

    4-) Uçuş hızı yavaşladığında, gerideki kuşlar daha hızlı gitmeleri için öndekileri bağırarak uyarıyorlar.

    4. Kıssadan Hisse: İlerlemek ve yol almak için bazen başkalarının uyarılarına gereksinim duyarız. Bundan alınmamalıyız; tam aksine, böyle uyarıları sevinç ve takdirle karşılamalıyız.

    5-) Gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kuş ayrılıyor ve korumak üzere hasta-yaralı kazın yanına gidiyor. Tekrar uçabilene ya da eğer ölürse,yaralı-hasta kuşun ölümüne kadar onunla beraber kalıyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.

    5. Kıssadan Hisse: Adam olmak sadece insanlara özgü degil...




+ Yorum Gönder
ozel hikayeler
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi