Aşkın Elif Hali

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Şiir-Şiirler Bölümünden Aşkın Elif Hali ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Börtecine
    Emekli
    Reklam

    Aşkın Elif Hali

    Reklam



    Aşkın Elif Hali

    Forum Alev
    ......

    Aşkın Elif halinde Eliften habersiz
    Kendine ordular biçiminde
    Lal olmuş haller içindeyim

    Bir tebessüm kadar susturulmuşum hayata
    Açışına yarım kalmış çiçeğin
    Çengelli saçlarımdan kalbime büyümesi gibi
    Tam ortasında ikimizin
    Konuşur gibi içimden ,gecenin fotoğraf yalnızlığındayım
    Belki hüzün
    Belki aşk
    Adını nasıl unutsa insan
    Ne kadar eskirse bir yazı
    Yağmurun titremesi gibi
    Suyun yanması gibi
    Diz dize oturmuşum karşılıklı yaşamla

    Kirpiklerimi döktüm şehir ıslandı
    Ağlamak ince belli çay bardağı!

    ......

    Ben durmuştum
    Durup öylece
    Ve sadece
    Kendime dağılmışım
    Belki hüzün
    Belki aşk

    Yağmurun titremesi gibi
    Sanki ilk defa dokunulmuştum

    Durup dolaşmıştım kendimde
    Gece mavisini gece mavisiyle kandırırken
    Gözlerime vuran kalbine inanmıştım

    İnanmasam
    Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra
    Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım

    İnanmasam
    Bıraktığım yol tekrar bana dönerken
    Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim

    İnanmasam
    Lal olmazdı bakışlarım

    ......



    Murat Çeliğ'in Aşkın Elif Hali kitabıdan




  2. 2
    Börtecine
    Emekli

    --->: Aşkın Elif Hali

    Reklam



    Sözüm biter,gecem bitmez
    Ben ki kendimden seni gizlerim
    Sabah olur kıyametim başlar
    Ben ki aşkın elif halindeyim

    Yusuf gibi kuyular içindeyim
    Bulan almaz alan anlamaz
    Sorular geçer ellerimden
    Ben ki aşkın elif halindeyim

    Yaşanır ancak söze gelmez
    Bilen söylemez söyleyen bilmez

    aşkın elif hali'nde eliften habersiz
    kendime ordular biçiminde
    lal olmuş haller içindeyim..

    aşk hakkında söylenen her söz
    söyleyeni aşktan uzaklaştırır
    belki de Uzaklık yakın olmaktır








  3. 3
    Börtecine
    Emekli
    Korkuyorum
    Kendime bile söyleyemediğim acılar
    Çemberinde yalnızlık var

    Bütün suretleri sahibine sabitliyorum

    Kelimeler ki ağrıyan yerlerimin ağır işçileri
    Sahipsizliğimizde kendime yollar bırakıyorum
    Belki hüzün
    Belki aşk
    Yağmurun titremesi gibi

    Yalınızsan eğer bakışlarım sende kalsın
    Ben ki şarap eskitirim gözyaşlarınızın aktığı yerde

    Zaman hayli gençti ve hayli zaman geçti

    Merdivenlerimizi kimler çıkıyor şimdi
    Kimler iniyor o masmavi zamanların ıslak kuyusuna


    Büyürken yanımıza aldığımız o düşler
    Kimin hücresinde sarıyor yaralarımızı

    Bu yanma,bu gece,bu kan kokusu ellerimizin
    Bu gidip gelmelerimiz
    Bu bizi bizden çıkarıp ‘aşk’ yapan

    Anlıyorum seyrederken kalabalıkları
    En çok yazarken eskiyor insan
    Anlamak ölmektir
    Ölmekse aşk’a gidiş

    .......


    Ben durmuştum



    durup öylece

    ve sadece

    kendime dağılmıştım

    belki hüzün

    belki aşk

    yağmurun titremesi gibi

    sanki ilk defa dokunulmuştum



    durup dolaşmıştım kendimde

    gece mavisini gece mavisiyle kandırırken

    gözlerime vuran kalbine inanmıştım



    inanmasam

    kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra

    göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım..



    inanmasam

    bıraktığım yol tekrar bana dönerken

    naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim



    inanmasam

    lâl olmazdı bakışlarım...
    Murat Çelik (Aşkın Elif Hali)








  4. 4
    Börtecine
    Emekli
    yanılmıyordum
    öyleyse
    o akşam
    kendimi içinde gezdiren
    bir mavi balıktı zaman




    çocukluğumun ceviz ağaçları
    saçlarıma karışırken
    sonbahar son yalanken yani
    emanet bir sevda taşırken ayrılıklar
    işte öyle gezinirken damağında tuzakların
    dudaklarım yaralı bir çift kiraz
    kanamışken uzun bir kavgadan sonra
    bir martının ağzında öyküm
    kırmızı bir balıkken


    perilere kana çocuklar
    yakamozlarla ellerini yıkıyordu
    arkalarında
    bir gizin sisine karışmış
    geçmişin sabrını dağıtmış
    mirası krizantem kokusu olan
    ve
    kırılgan saçlarında ay
    ihanet
    gibi takvimlerini karıştırıyorken
    içine bilerek düşüren yağmurları
    bilerek terk eden yerine
    birisi duruyordu


    hayır dolanıyordu
    belki de durarak dolanıyordu
    yüreğiyle sevişen bir balık oluyordu

    ki her balık kendi sahiline
    içine doğru ağlayan bir peygamber kusuyordu!

    MURAT Çelik


  5. 5
    Börtecine
    Emekli
    çocuklar ellerini yıkıyordu
    o gözlerini kalbiyle yıkıyordu!

    bir gülüş en ince sızısında

    onlar ellerini yıkıyordu
    ve topladıkları çakıl taşlarına
    eski bir şekli veriyordu


    ben günahlarımla hüzne filizlenirken
    yorulmuş dualar ordusu kelimelerim
    o anın en ince sızısına sığınıyordu
    durup öylece
    ve sadece
    susuyordu


    çözemediğim bakışlarının kentinde
    bir düş sokağının sakiniydim ben

    ninova’dan gelmiş!


    gecikmiş gibiydi
    ayak parmaklarında kumlar
    dağılışına karışıyordu
    dua tadı vardı havada
    yüzüne yetişemiyordu
    sanki
    gecenin mayınında kendine yol arayan sandal
    ruhunu dışında taşıyan ölü
    girmiş bir kere
    terk edişin ihanet bahçesine
    ki ihanet yanağa kondurulan öpücükte gizlidir
    öyle değil mi sevgili İsa?
    o son yemekte
    judas’ca öpüşten kalbine kalan
    gözyaşlarının acısı var yazdıklarımda



    yani kendini kaçırır mı hiç insan
    yine kendi içinden


    adresi değişmiş haller içindeyim

    ritmik dokunuşları acının
    gözlerimin acı çeken boşluğunda


    soluğumda akrep karanlığı
    ciğerimi soktum

    namazım bozuluyor çığlığımdan

    farkında olmak mı suda yanmak mı
    külünden doğar aşk ve ama suyu da yakar
    ben ki şarap eskitirim göz yaşlarınızın biriktiği yerde

    çığlığım, ince belli çay bardağı!

    MURAT Çelik


  6. 6
    Börtecine
    Emekli
    biliriz hepimiz
    insan gezdirdikleriyle insandır
    biriktirdikleriyle değişir
    biliriz de
    nereden dönsek ardımızda tutsak halkalar


    tutsak olsak da giden şeyleri var içimizin
    bilmiyoruz
    neden gecikir bir krizantem kendi kokusuna


    nereye uzansak kırılır uykumuz

    ayrılık tablosuna asılan çığlık
    yağmura dönüşür

    bir balık akvaryumunu dışında taşır


    denizin kıyısındaydım
    ağzındaydım anlatıcının
    içimin büyümeyen mercanlarıyla
    kıyısındaydım bir denizin


    saçları girdiği şiirden uzundu
    atılan taşları topluyordu
    O dedi ki
    ilk ben düşürdüm suya yüzümü
    uçurumlarıma çıkarken düşürdüm
    yapmadım bilerek
    isteyerek yapmadım bunu ben
    bilerek eskitir mi hiç kendini insan
    kendisi yüzünden bile küçükken


    ilk ben bağırmıştım;
    gül kurutan kızların göğsünde ağrıdır ay!


    başını öne eğdi
    ellerine baktı
    gençliğime, dedi
    gençliğime orkinoslar çeken ben
    kimden aldım böyle sessizliğimi
    sesimi kime vereyim şimdi!

    MURAT Çelik


+ Yorum Gönder
aşkın elif hali şiiri,  aşkın elif hali şiir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi