Sevgiliye Mektuplar

Konu Kapatılmıştır
5. Sayfa BirinciBirinci ... 24568 ... Sonuncu8Sonuncu9
Aşk Sevgi ve Sitem - Pişmanlık Bölümünden Sevgiliye Mektuplar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 49
    Mattet
    Usta Üye
    Reklam

    --->: Sevgiliye Mektuplar

    Reklam



    Bir sabah kapını çalacağım ansızın.

    Bütün yürek yaralarımdan, bütün acılı sevdalarımdan, yangınlarımdan sıyrılıp sana sığınacağım.

    Sana sığınacağım küçük bir çocuk gibi.

    Ellerinde varolmak isteyeceğim yeniden.

    Yaşadığım ve yaşamadığım ne kadar duygu varsa, hepsini sil baştan yapacağım ve seninle doğacağım yeniden, seninle yeni bir yaşama merhaba diyeceğim.

    Gelen, gideni aratmayacak asla.

    Yeni çıkışlar olacak girdiğim sokaklarda; yarına umutla açılan, sevgiye umut diye sarılan…

    Karanlık yüzler çekemeyecek beni kendine.

    Gözlerinde gördüğüm o ışık var ya; o bana doğru göz kırpan, içime doğru ılık ılık yayılan, o ışık var ya, gölgelerden çekip çıkaracak, aydınlığa boğacak beni.

    Bulutların arasından sıyrılan bir dolunay gibi, doğacaksın en derin kederlerimin orta yerine.

    Bin bir renkle süzüleceksin içime; boşuna harcadığım yıllarımın aksine, anlam katacaksın bu zindan gecelere, bu akıp giden sessiz saatlere, günlerimin en boğuk, en sislisine…

    En güzelinden bir mevsim bulup getireceksin.

    Yüreğinde dinlendireceksin yüreğimi.



    “En güzel günlerini demek bensiz yaşadın” demeyecek radyodaki tatlı ve huysuz kadın.

    Günler, güzelliğine beraber davet edecek bizi.

    Unutacaksın bensiz yaşadığın yalancı sevgileri, geceler boyunca yaşadığın çıldırtan sessizliği, içini titreten bütün özlemleri.

    Seni kim üzdüyse, kim ağlattıysa gözlerini, kim sana kendini boşlukta hissettirdiyse unutacaksın.

    Unutacaksın benden öncesini.



    Bir sabah çalacağım kapını ansızın.

    Uzun bir uykudan uyanıyormuş gibi uzanacağım gözlerinin derinliğine ve orada kendime bir mevsim bulacağım.

    Yağmurlarda ıslanacağım, koşacağım ve içimdeki yangın bir son bulurken kendine, ben sende başlayacağım.

    Yılların çaldıklarını bir yana bırakıp seninle yeni bir yol bulacağım kendime.

    Korkmayacağım gecelerin karanlığından, dağların ihtişamından, yolların uzunluğundan, engellerin çokluğundan.

    Yaşamın beni alt etmeye çalışması yeni bir adım atmamı engellemeyecek, aksine çoğalacağım acılara, kötülüğe, yalnızlığa, sensizliğe karşı.

    Çoğalacağım yılların azalttıklarına karşı.

    Çoğalacağım ellerimde kalan son sevgi kırıntılarına karşı; inatla, azimle, sevgiyle…

    Kaybettiklerime üzülmek yerine, sahip olduklarıma sarılmaya çalışacağım.

    Sarılacağım hayallerime; en karanlık düşüme bile dört elle yapışacağım.

    Benim olan ne varsa, yalnızlığın kollarına, sessizliğin yılgınlığına bırakmayacağım.

    İçimdeki çocuğa sarılacağım; öldürmektense yıllarca yaşatacağım onu, yarınlara alıştıracağım.

    Güzel günlere, sevginin pırıltılı renklerine, mutluluğun doruklarındaki o insanı rahatlatan duygu seline umutla asılacağım.

    Bırakmayacağım hiçbir şeyi, içimdeki çocukla birlikte.

    Bir şeylerin savaşını vermek beni yormayacak, korkutmayacak artık.

    Bir umut gelip konsa yüreğime ve bir kıpırtı başlasa aniden oracıkta, bir şeyleri yaşamak, paylaşmak isteği, titretemeyecek ellerimi, uykularımı kaçıramayacak, hayata ve duygularıma karşı taşlaştıramayacak beni.

    Ve bir sabah, bir rüzgar seni fısıldayarak kaldıracak beni uykumdan.

    Şarkılar seni söyleyecek.

    Seni özleyecek bedenimin her bir karesi.

    Ayaklarım sana doğru koşacak.

    Ve ben bir sabah kapını çalacağım ansızın ey sevgili.



    Bu Konu --->: Sevgiliye Mektuplar Başlığı Altındadır

  2. 50
    Mattet
    Usta Üye
    GÜNAYDINIM’ sın...

    Fecri aydınlatan sözlerimsin sen...Karanlığın odalarına süzme ışıktır gözlerin..Ceplerinde hüzün taşıyan adamın avuçlarında sakladığı mavi bilyelerin içinde yaşayan can...Sen perdelerime düşen günaydınımsın..Sen yarım yamalak sözlerimin tamamlandığı yersin...Durma oralarda, gecemi gündüze çeviren kadın..Günebakan çiçekleri gibi yüzünü bana çevir..Soluğunu rüzgar, suskunluğunu bahar yaptım kendime..Gözlerinin sağnaklarındayım bulut bulut düşüyorum Yeşil Cennetin kuruyan topraklara...Kalem oluyorsun yüreğimde demlenen...Kahverengi gözlerim gibi kahve gözlerinle ısık dağıtıyorsun şehrime..Alnıma vuran ışıksın..Cünkü sen günaydınım, sen benim yaşamımsın sabahıma kanatlanan...

    AYDINLIĞIM’sın....

    Cemaline sinen nurlu gözlerine esir düşüm ben..Esrik bir rüyayım karanlıktan aydınlığına saçılan..Tut sevgili..Mihrabına al beni..Gökyüzüne kanatlandır beni.Kutsa beni yüreğinle..Kutsal mabedinde yaşamama izin ver...Duam olsun nefesin..Nefesim olsun gözlerin..Katılaşmış karanlığımı erit yüzünde soluklanan güneşle..İlmekle beni ışığına..Kollarına al cocuksu sevinçlerımi...Ört üzerimi ışığınla...Saçlarımın köklerinde doğsun gözlerin..Alnı pak sevdalara kazılsın adın..Tıpkı karanlıklarıma bırakılan aydınlık gibi...Sen hep burada kal.Gecemin sabaha gebe kalan aydınlığı ol...Kuşluk vaktim olsun sözlerin..Perdelerim seninle gülümsesin...Şehrim seninle ısınsın..Sen geleceğe yürüdüğüm yollara mevzilenmiş çiçeklerin gökyüzüne bakan yanısın...Sen pencerelerime süzülmüş apaydınlığımsın....



    YOLLARIM’sın...

    .Umutsuzlukta kaybettiğim yılların geleceğe giden zamanısın sen..Tozlu yollarımsın sana uzanan...Adımlarımsın bastığım her izinde adını sayıklayan...Rüzgar koynumda sana geliyorum..Dudaklarımda senin en sevdiğin şarkı....Bir de bohçamda sevgi azığım...Kilitledim geçmişimi karanlığa...Ben sana koşuyorum..Hem de yalınayak...Bilirim ki yollardaki dikenlerin çıplak ayaklarımın kanamasından korkarsın sen...Dudaklarınla öpme sakın yollarıma serilmiş dikenleri..Bırak kanasın ayaklarım....Yollarımsın bâd- ı saba ile yıkanmış..Bulut bulut gölgelerinde ilerlediğim varlığının bayram arifesindeyim.. Sana kavuşmak, bir bayram sabahı... Toprak yağmuru sağarken dudaklarıyla sen benim vuslatımsın hasretin omuzlarına vurulmuş...Sen benim yollarımsın adınla onurlandırılmış..Gözlerini mavi ufuklara çevir..Toz bulutuyla sana gelmekteyim...Ellerimde mavi bilyelerim nefes nefese sana koşuyorum .Bekle beni..Daraldı zaman..Yaz yağmuru kadar mesafem kaldı sana..Geliyorum....Kaybolan yılların cilasız zamanlarından senin için yollara koyuldum..Zamansızlığın patikalarını geçmişken bir dağ kaldı aramızda...Üzüm bağlarından geliyorum sana..Az kaldı sevgili..Yollarımsın, adımlarıma ömür diye sunulmuş...

    SABRIM’ sın..

    Acıya minnet eden bir cocuğun ellerine tutuşturulmuş ekmek gibi bereketli yüzün..Su gibi aziz, hayat kadar elzem ve nefes kadar sonsuz bir cansın sen...Akşam kuytularında yalnızlığın ayak dibinde düşmüş benliğimin gözlerinde tekrar hayatı kazanmasıydı..Takâtim, dayanağım, sabrımsın sen..Soğuk ve yapay cocuklarla bastırılmamış cocuksu düşlerimin yeniden sabırla örülüşüydü yüzündeki tebessümler..Ezberimsin. evvelim , ezelim ve ebedimsin...Sebebim, nefesim ve ahirim..Sen, çaresizliğin ayak uçunda demlenen yüreğime armağan edilen sonsuzluk hediyesi..Sen, göğsümde taşıdığım eşsiz paye...Sen benim acıya dayanma gücüm, sen benim yüreğime işlenmiş sabrımsın...

    HAYATIM’sın...

    Şeceresi hüzün olan adamın buzdan kalbine düşen hayatsın..Canıma can diye süzülen canânsın. Kanadında mutluluk olan baharlarsın sen...Gonca güllerle süslenmiş sabahların gülümsediği cansın sen.. Kaybettiklerimin ardından tek kazandığımsın..Bedeli ödenmiş acılarımı dudaklarındaki nefesle gideren şifâsın sen.. Bağrı yanmış ve susuzluktan yüreğimi kurumuş kıyılarıma dolan ve benliğimden aşıp yüreğimde çoğalan bitmez deryâsın sen..Yaralarıma kendi yarası gibi bakıp sökük yüreğimi Eyyubvâri sabırla mutluluk ekleyen, çöllerimdeki serabın tükendiğini bilip dudaklarındaki ab- ı hayat ile menzile giren Leylasın sen...Göğsümde her zaman övünç abidesi diye saklayacağım ömrü vefasın sen..Sen susuzluğuma düşen hayatsın..Bak çöllerim yeşeriyor..Dokun toprağa..Zamanın göğsünde elenmiş topraktan “ sen ” fışkırıyor bak..Dua dua filizleniyor kuru yapraklar..İçinde büyüttüğüm kız çocuğunu vakitsiz gömen adamın kuru dudaklarına sunulmuş ab- ı hayatsın...Sen benim gözlerindeki kendimi gördüğüm hayatımsın...Soluklandığımsın, nefes aldığımsın....


    Velhasıl; sen benim evvelim,
    Ezberim, ezelim, ebedimsin...


  3. 51
    Mattet
    Usta Üye
    Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

    Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

    Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

    Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

    Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu denizlerin, acılı duvarları gibiyim.

    Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

    Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

    Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

    "Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.

    Neler yazmışım diye merakımdan.

    Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.
    Can Dündar


  4. 52
    katırcı
    Emekli
    paylasım icin saol ....

  5. 53
    ceydalım
    Emekli
    Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

    Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

    Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

    Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

    Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.


  6. 54
    ceydalım
    Emekli
    Ayrilik diye birsey yok. Bu bizim yalanimiz.



    Sevmek var aslinda, Özlemek var,beklemek var. Simdi neredesin? Ne yapiyorsun? Günes çoktan dogdu.


    Uyanmis olmalisin. Saçlarini tararken beni hatirladin degil mi..? Öyleyse ayrilmadik. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. Zamani hatirlatan herseyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. Ikiside kötü, ikiside hazin tarafi yasantimizin. Bir çocugun önce dogmasini bekliyorlar, sonra yürümesini, konusmasini,büyümesini. Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasini, kanunlara saygi göstermesini,insanlari sevmesini, aldanmasini, aldatmasini bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoglunun.. Ya o? Ya o? Insanlardan dostluk bekliyor. Sevgilisinden sadakat, çocuklarindan saygi ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yasamaktan. Zaman ilerliyor ve bir gün o da ölümü bekliyor artik. Aradiklarinin Çogunu bulamamis, beklediklerinin çogu gelmemis bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. Iste yasamak maceramiz bu..

    Yasarken beklemeyi beklerken yasamak ve yasayip beklerken ölmek. Özleme bir diyecegim yok. O kömür kirintilari arasinda parlayan bir Cam parçasi. O nefes alisi sevgimizin, kavusmalarimizin anlami. O tek Güzel yönü bekleyislerimizin.. Insanligimiz özleyislerimizle alimli, yasantimiz özlemlerle güzel.

    Özlemin buruk bir tadi var, hele seni özlemenin bir kokusu var bütün çiçeklere degismem. Bir isigi var, bir rengi var seni özlemenin, anlatilmaz.

    Verdigin bütün acilara dayaniyorsam; seni özledigim içindir. Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özledigim içindir.

    Yasiyorsam; içimde umut varsa, yine seni özledigim içindir. Seni bunca özlemesem, bunca sevmezdim ki !


  7. 55
    ceydalım
    Emekli
    Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Sen yoksa, sıcaklık hep mevsim normallerinin altında. Bu yüzden meteoroloji raporları umurumda bile değil. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki?

    Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun?

    Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne…

    Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni…

    Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana…

    Göreceksin,sevdanın çiçek çiçek açtığını umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni,o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok..

    Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer,her şey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… BİR TEK SENİ UNUTAMAM..


  8. 56
    Mattet
    Usta Üye
    Ben Sana Kalbimi Verdim


    Sabah erken terminale indim. Çantamı yere bırakıp öylece beklemeye başladım. Bilinçsizce gözlerim etrafı tarıyordu, biliyorum beklemiyordun ama yinede gözlerim seni arıyordu eskiden kalma bir alışkanlıkla... Sen uzun bir zaman önce gitmiştin bu kent de biliyorum ama inatla gözlerim seni arıyordu yine de, arada geçen bunca zamana rağmen...

    Soğuktu, Ankara’ya kar yağıyordu, üşüyordum... Benim de düşlerim yağdı Ankara’ya... Ellerimi cebime soktum bir süre öylece bekledim... Sanki biraz sonra bir köşeden çıkıp gelecektin, sadece birazcık geç kalmıştın; koşarak çıkıp merdivenleri gelip sarılacaktın hasretle...

    Biliyorum uzaklardasın şimdi .. Kimlerlesin kimbilir, yalnızsın belki de benim gibi şu an..? Oralar da soğuktur belki, üşüyor musun..? hala canını sıkıyor mu, bir ömür tükettiğin bu hayat kavgası..?
    Beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler, kimse aramıyor, anlamıyor beni... Unutulmuşum anlayacağın...

    Beklerken gözlerin geldi gözlerimin önüne, dudakların, duruşun, gülüşün, sevgiyle bakışın... Sonra aklım ayrılığın bir burgu gibi işlediği yüzüne bakmaya, elini tutmaya korktuğum günlere gitti. Burgu ağır ağır işliyordu içime, ağır döndüğü içinde daha çok acıtıyordu...

    Yıllardır bu terminale her gelişimde aynı acıyı duyarım, aynı özlemi hissederim, aynı hüznü yaşarım... Oysa aradan uzun yıllar geçmişti ama her şey daha dünmüş gibi gözlerimin önünde canlanıyordu...
    Ne zaman bu terminale insem içim burkulur, gözlerim durup durup dolar. Her esen yelde, yağan yağmurda, çağlayan ırmakta, uğuldayan ormanda senin kokunu duyarım...
    Her esintide soluğunu hissedip içime ferahlık dolar ve her yokluğunu yokladığımda ruhum sızlar.

    Çekip gitmiştin kalbinin bütün kapılarını kapatarak ardında.. Durmadan büyüdü içimde yokluğun. Günler aylar, yıllar geçip gitti ardına bakmadan ama sen yoktun gelmiyordun... Gelmiyeceğini biliyorum beklemem nafile ama yine de köşe başlarına bakıyorum belki bir köşeden çıkar gelirsin diye.. Uzaktasın oysa ki bir ömür kadar... Özlem tek yönlü bir yol işte gidip de dönmeyen...Ve sen bir yel gibi esip gittin hayatımda ardına bakmadan, ben yelkenleri kırık tekneler gibi bakakalmıştım yorgun denizler üzerinde...

    Seni ne zaman ansısam bir hüzün şarkısı kırılır kalbimde; hiç unutamadım ki seni zaten, yıllar oldu buraları terkedip gideli, yıllar oldu ayrıyız, dudaklarımız biribirinden uzak, bedenlerimiz, ellerimiz, gözlerimiz uzak. Oysa aşk karşılıklı sevmektir, dokunmaktır, gerçek aşk paylaşmaktır hayatı. Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyorum, çok uzaklarda olduğunu ve gelmeyeceğini bile bile... Kırık bir tebessümdür anımsadığım, bir sevda türküsüydü adın... Herkese bir şeyler verilir belki ama ben sana kalbimi verdim... Kalbimi de alıp gittin beraber...

    Çekip gittin hayatımdan düşlerimi ve anılarımı sarsarak.. hayatımda artık mutluluk olmayacak, teselli olmayacak. Hep bir boşluk, hep acılar, hüzünler olacak...

    Şimdi güz sonu, kışa giriyoruz ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, maviydin, beyazdın bütün renklerde sevmiştim seni...
    Seni severken hayatı da sevmiştim ben, dünyayı da,insanları da...

    Uçup gitti şimdi sevgi kuşları hayatımda. Günlerin, gecelerin tadı yok. Leylası kaybolmuş bir mecnunum, Hiçbir çöl kabul etmiyor beni artık Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk...



  9. 57
    ceydalım
    Emekli
    Birtanem bu gece de yalnızım..Düşünüyorumda..Bazen acım oldu seni sevmek , bazen en güzel tebessümüm..

    Bazen içimde bir sızı bazen mutluluğum...Bazen herşeyim bazen hiçbirşeyim oldu...ama vazgeçemedim! Seninleyken bazen kalabalıklar içinde bazen yapayalnız oldum...

    En umulmadık anda sevdim seni , en vurdumduymaz , en sağır ve en körleşmiş taraflarımla...O gece ay tutuldu ve güneş hiç yaklaşmadığı kadar çok yaklaştı dünyaya...Oysa benim çekim alanımda bir tek sen vardın bir de yalnızlığıma ortak sesin , vazgeçemediğim gözlerin vardı hemen yanıbaşımda...

    Ve herşey seni sevmekle başladı...Hayat bazen herşeyden vazgeçmek oldu , bazen bir senden vazgeçememek...

    Tek zaafım sen oldun ömrümce , bir sana dönemedim sırtımı ve kapıyı çekip hızlıca gitmek hiç aklıma gelmedi! gelmeyecekte...Herşey seni sevmekle başladı...

    Dünya asla bir toz bulutu olmamıştı zaten.

    Sevmek diye bir şey varmış ve sevince iliklerine kadar hissediyormuş insan varlığını , tüm acıları ve sevinçleri bir anda yaşayıp tüketiyormuş . Varlığın ve yokluğun... ikiside bazen öyle zor ki! Keşke biraz olsun anlatabilsem sana , paylaşabilsem acılarımı seninle , kıyamam ki... Hiç susma istiyorum yanımdayken , aklından geçen herşeyi bilmek istiyorum , hayallerini , korkularını , sakladığın kendini ve kendinden bile kıskandığın sevdanı anlat istiyorum.Zannederim ben seni seveli asırlar oluyor kara kızım ben yeni anlıyorum..

    Unutma sevdiğim unutma hiçbir direnişimi ve teslimiyetimi unutma.Şimdi sana cevabını veriyorum aklındaki bütün sorularının...Her ayrıntım sende gizli benim.Sana verdiğimden başka ben yok ki bende..

    Anla canımın içi deli gibi seven bir ruhun karşısında kaç aşk dimdik durabilir.Seni sen gibi seviyorum..


  10. 58
    ceydalım
    Emekli
    Seni seviyorum, çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben her güne seninle başlıyorum, seninle bitiriyorum…

    Seni seviyorum, çünkü seninle her gün hayatı yeniden keşfediyorum. Bana her gün keşfedilecek bir şey sunuyorsun mutlaka. Soluksuz keşif maceralarının yorulmaz kaşifi oluyorum…

    Seni seviyorum, çünkü beni dünyanın en mutlu insanı yapıyorsun. Mutluluğa yeniden ad versem, senin isminle anarım…

    Seni seviyorum, çünkü en güzel zamanlarımın sahibisin sen. Seninle geçirdiğim kısacık anlar bile unutulmaz oluyor. Bitmesin istiyorum. Ya yoksan? İşte o zaman akmaz oluyor dakikalar, bir işkenceye dönüşüyor zamana katlanmak…

    Seni seviyorum, çünkü bir ressamın çizebileceği en güzel tablosun sen. Renklerinle büyülüyorsun beni, hayran hayran bakıyorum sana. Ya da bir şairin yazabileceği en anlamlı şiir, sevdayı ve aşkı anlatan…

    Seni seviyorum, çünkü yıllardır sakladığım aşk sözcüklerini ortaya çıkardın. Kıymet bilmez yüreklerden sakındığım o sözcükleri şimdi korkmadan, gururla söyleyebiliyorum. Biliyorum ki bir tek sen hak ediyorsun onları…

    Seni seviyorum, çünkü aynı anda tüm mevsimleri yaşatıyorsun bana. Ellerini tuttuğumda yaz, saçlarına dokunduğumda bahar. Beyazlığınla kışımsın, aşkımızı sulayan bereketli yağmurlarınla sonbahar…

    Seni seviyorum, çünkü sorgulamıyorsun yargılamıyorsun beni. Olduğum gibi kabul ediyorsun, hatalarımla zaaflarımla. Değiştirmek yerine anlamaya çalışıyorsun beni…

    Seni seviyorum, çünkü korkmadan açıyorum yüreğimin kapılarını sana. Biliyorum ki hoyrat davranmayacaksın, biliyorum ki kanatmayacaksın yüreğimi...

    Seni seviyorum, çünkü içimdeki yaramaz çocuğu ortaya çıkarmayı biliyorsun. Benimle çocuklaşıyorsun sen de. Hayatı bu kadar ciddiye alanlara inat oyunlar oynuyoruz birlikte, bıkmadan, usanmadan…

    Seni seviyorum, çünkü ben karanlıkta yolunu kaybetmiş, nereye gideceğini bilemeyen biriyken, ışığınla aydınlattın yolumu. Bana hayatı sundun ellerinle, aşkı armağan ettin. Geçmişe dair tüm acı izleri sildin…

    Seni seviyorum, çünkü ihanet yok aşkımızda, yalanlarla örülmüş sahte duygular yok. Birbirimizi kandırmadan, en çıplak halimizle yaşıyoruz bu aşkı. Zaten aşk dediğin böyle yaşanmalı…

    Seni seviyorum, çünkü beklentisiz sevmenin ne olduğunu biliyorsun."Önce sen beni sev, ben seni daha sonra severim" demiyorsun. Açıyorsun yüreğini cesurca. Cesaretinle beni kendine hayran bırakıyorsun…

    Seni seviyorum, çünkü doğadaki her canlıya sevgiyle bakabiliyorsun, üşümüş bir sokak kedisi gördüğünde içinin acıdığını biliyorum. Her canlıya yardımcı olabilmek için çırpınıyorsun…

    Seni seviyorum, çünkü kıskanıyorsun beni. Öyle tadında, öyle kararında kıskanıyorsun ki bu çok hoşuma gidiyor. Ne aşırıya kaçarak sıkıyorsun beni, ne de hiç kıskanmayarak umursamaz görünüyorsun…

    Seni seviyorum, çünkü ne ağlarken gözyaşını, ne de gülerken kahkahanı saklıyorsun. Yüreğinin en derin yerlerinden gelen hüzünle ağlıyor, ağız dolusu gülebiliyorsun…

    Seni seviyorum, çünkü benimle yağmurda yürüyorsun. Bu eşsiz romantizme ortak oluyorsun. Yağmur seni sırılsıklam etse bile o an benimle birlikte olduğun için tanrıya bir kez daha şükrediyorsun…

    Seni seviyorum, çünkü küçük şeylerden büyük mutluluklar doğabileceğinin farkındasın. Hayatını hep o büyük mutluluğu aramakla geçirmek yerine, küçük mutlulukları biriktirerek kocaman bir mutluluğun sahibi oluyorsun…

    Seni seviyorum, çünkü seninle sonsuza dek birlikte yaşayacakmışım gibi hissediyorum. Senin de beni sevmekten asla vazgeçmeyeceğini biliyorum. Her zaman, ama her zaman "iyi ki hayatımdasın" diyebiliyorum…

    Seni seviyorum, çünkü yıldızları getiriyorsun avucunda. Sarı, sıcak güneşi sunuyorsun bana. En coşkun denizlerin maviliğini getiriyorsun. Dalga dalga yayılıyorsun içime…

    Seni seviyorum, çünkü olur da bir gün, yaşadığımız bu kenti terk etmek zorunda kalırsak, gittiğimiz yerde de kendimize ait mutlu bir hayatımız olacağını biliyorum. Biz birlikte olduktan sonra dünyanın her yeri cennet…

    Aşkımın büyüklüğünü, sevdamın yüceliğini anlatmaya çalıştım sana. Bunca nedenden ve bunca sözden sonra seni ne kadar çok sevdiğimi anlatmayı başarabildim mi, bilmiyorum. Sözcüklerle tarif edilemeyecek kadar derin sana hissettiklerim. Bir de yüreğimdeki kuşların sesini dinle… Belki onlar daha iyi anlatır aşkımı. Biliyorum ki, sen olduğun sürece o kuşlar hiç terk etmeyecek yüreğimi… Sevgilim, ben seni yaşıyorum, seninle yaşıyorum. Çünkü… Seni Çok Seviyorum…



    Mehmet Coşkundeniz'in "Seni Seviyorum Çünkü..." adlı kitabından alıntıdır.


  11. 59
    ceydalım
    Emekli
    Kendine iyi bak bir "veda" degil "elveda" cumlesidir cogu zaman. O uc kelimeden cok daha fazlasini gizler icinde...
    "Kendine iyi bak. Cunki bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim.
    Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum
    ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum.
    Olurda bir gun donersem seni iyi bulmak istiyorum.Kendine iyi bak.
    Cunki bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim.
    Kendine iyi bak ve beni dusunme. Cunki ben de seni dusunmeyecegim artik.
    Arama sakin beni, yazma, cunki ben yazmayacagim. Sil beni yureginden, cunki ben silecegim.
    Fakat, yasanilan, paylasilan guzel seyler hatirina sana yurekten mutluluklar diliyorum.
    Ve ben bir daha donmemek uzere gidiyorum.
    "Kendine iyi bak. Aramizda gecen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi
    tercih ederim.
    Aslinda bilmem cok onemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben.
    Seni bir daha asla gormemek uzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben.
    Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yuzden iyi bak diyorum.
    Aslina bakarsan, cok da fazla umursamiyorum."
    Kendine iyi bak, derler ve giderler.
    Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla soylerler
    bunu.
    Cunki onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir.
    Kolay kolay kopamaz onlar, surec cok aci vericidir, yurek parcaliyicidir.
    Her seferinde azalan umutlarla geri doner ve yine Kendine Iyi Bak gozleriyle ayrilirlar.
    Ta ki umut da, sevgi de tukeninceye kadar Taki son elveda mezar sessizligine burunuceye kadar
    Tutkunun otesinde sevenler, bir kez Kendine Iyi Bak derler ve giderler.
    Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine olumu yeglerler.
    Onlar bu aciyi bir
    kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
    Kendine iyi bak, derler ve giderler.
    Bu sozlerin icinde ihanet yok, hic bir zaman olamaz derler ve giderler.
    En buyuk ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yuzustu birakip gitmek.
    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler.
    Seni parcalara ayirip, en buyuk parcayi yanlarina alip giderler.
    Seni senden alip giderler.
    Daha kotusu suclayamazsin onlari tum bunlar icin.
    Kendine iyi bak deyip gidenin gecerli bir nedeni vardir elbet.
    Suclatmaz kendini. Savasmadiklari icin kizarsin ama suclayamazsin.
    Savasmislarsa, yenildikleri icin kizarsin ama suclayamazsin.
    Yenildigin icin kizarsin ama suclayamazsin Ayriligin kacinilmazligina inandirir seni,
    kendine iyi bak, derler ve giderler.
    Elinden umutlarini, duslerini, sevgilerini alip giderler.
    Bir tek
    anilari birakirlar geride, bir de hatirladikca gozyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
    Arkalarina bakmadan cekip giderler eger yalniz kalmissan, cunki insafsizliklarini gormek istemezler.
    Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri icin ,
    kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler.
    "Seni istemiyorum artik, hayatimdan cikaracagim ama bil ki hic unutmayacagim"
    diyemedikleri icin kendine iyi bak derler.
    "Biliyorum cok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler.
    Vicdanlarini rahatlatmak icin kendine iyi bak derler,
    cunki o kan uzun sure akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
    Kendine iyi bak bir noktadir cogu zaman.
    Kendine iyi bak deme bana, sadece kotulukler noktalansin isterim ben.
    Oysa sen iyisin
    Sen gozumdeki isik, dudagimdaki tebessum, sen icimdeki sevincssin.
    Sen hayatima renk katan, sen yuregimdeki carpinti, sen hayatimdaki nesesin.
    Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gonul yoldasim, sen bir tanesin.
    Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
    Keske boyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni,
    keske ben de affedebilsem seni. Keske dondurebilsek zamani geriye.
    Keske bugunku aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...
    Ama yine de, gitmesen olmaz mi?
    Bitmesek olmaz mi?
    Sen eksikken, ben nasil tam olurum?
    Senden kalan boslugu kimlerle doldururum?
    Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi?
    Hani buyuk asklar her turlu engeli asardi,
    hani gercek dostluklar her sinavi gecerdi,
    hani sevgi eninde sonunda kazanirdi?
    Hani hayatta hic kirlenmeyecek degerler vardi?
    Hani en buyuk zaferler, en kanli savaslarin
    ardindan kazanilirdi?
    Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., gitmesen olmaz mi?
    Bitmesek olmaz mi?
    Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Oyleyse sen de "Kendine Iyi Bak."


  12. 60
    ceydalım
    Emekli

    --->: Sevgiliye Mektuplar

    Reklam




    Bir düştün hiç bitmesini istemediğim…Sımsıkı sarıldığım,herşeyin üstünde tuttuğum…Öyle bir anda gelmiştinki, hayata dair bütün siperlerim yara almıştı…Heryer herşey sahteydi sanki senden önce...Ben de sahteydim..Sen geldin sonra ansızın…Bi mutluluk fırtınası gelmişti sanki karamsar sokaklardan…Siyah diye bi renk yoktu hayatımda artık herşey tozpembeydi…Sen vardınya herşey mutluluktu…Acıyı bile sevmiştim seninle…Seninle bambaşka bir hayata başladığımı gözlerine ilk baktığımda anlamıştım …Sımsıkı sarılmıştım sana sonra…Öyle yağmurlar yağıyodki yüreğime hiç görmediğim hiç bilmediğim…Sen vardın artık…Umutsuzluğuma umut hayata karşı direncim olmuştun…Bi gün duymasam sesini,nefes almalırım yavaşlardı…Bütün karamsar duygular bedenimi sarardı sanki…Mutluluğun en güsel sokaklarında yürümüştük beraber…Bi sonu yoktu derdik hep…Bizi kimse bitiremz derdik...Ama yine biz bitirdik kendimizi…Sabahlardık telefon başında kapatmamak için direnirdik geceye inat…Sonra bir gece acı bir hançer saplandı umutla baktığım bu aşka…Günden güne tükenmeye başladık…Önce gülüşlerimiz azaldı sonra umutlarımız ve bitmek tükenmek bilmeyen hayallerimiz…Mutluluğa alışanlara zor gelirmiş bu ayrılık biliodum bunu…Ama canım bu kadar yanmamalıydı…Çünkü öylesine yalansız,çıkarsız bir sevgiydiki bu… Şimdi geriye senden sadece anılar kaldı…Bütün şehirde senin sesin vardı sanki…Bütün sokak başlarında sen,bütün konuştuğum insanlar sendi sanki gittikten sonra…Ben seni çok sevdim bitanem…Hala çok seviyorum inkar etmiyorum…Ama öyle bir gidişin vardıki…Bu aşk bu gidişi hiç haketmedi…Sana kızgın değiim sadece kırgınım…Hani bitse bile böyle olmamalıydı…Gidişini anlardım ama bu sessizliğini asla kabullenemedim…Çünkü ben seni bir ömürlük sevdim meleğim…Hani hayatta kirlenmicek değerler vardı,hani bir ömre son noktayı aynı anda koycaktık,hani en büyük zaferler en kanlı savaşlardan sonra kazınılırdı hani sahte aşklara inat bir ömür ayakta kalacaktık, hani iyiler herzaman kazanırdı bunların hepsi yalanmıydı…Savaşsaydık aramıza giren şeytanla olmazmıydı…Böylesine basitmiydi herşey…Olmadı bitanem….Olmadı yürüyemedik sonuna kadar…En masum düşlerde kaybolduk…Ve günden güne tükenmeye başladık…Ama bitmedi bende hiçbişey…Ve içimdeki sevgi hiç bitmicek sen olmasanda…Benim düşlerim bu kadar küçük değildi…Geçici bi heves değildim benim için… Hayatımda hiçbişeyi istemedim seni istediğim kadar… Hiçbişeyi bu kadar sahiplenmedim…Hiç bu kadar çaresiz kalmadım…Hayatta hiçbişeyi kaybettiğimde ağlamadım…Bilirsin beni…Ama seni kaybettiğimde kaçgece ağladım gökyüzüne bakarak bilmiyorum…Ağlamak bile güseldi bu aşka…Seninle herşey güseldi zaten düşlerimin meleği…Pişman değilim seninle mutluluğun ne olduğunu öğrendim…Çocuklar gibi güldüm delice…Dolu dolu yaşadık belki çok şeyi çabuk tükettik ya da bilmiyorum…Ne bizi bu hale getirdi…Offff…Ama madem savaşmak istemiyosun aramıza giren şeytanla madem bir toz bulutu gibi savrulmasını istiyosun herşeyin mademki yokluğumda daha mutlusun tamam o zaman bitanem…Artık gitmenin vakti geldi galiba…Gönül isterdi bir ömre son noktayı senle koymayı ama olmadı…Mavi bi yolculuğa çıkmıştık seninle şimdi heryer simsiyah…Gidişim yürekten değil bitanem inan zorunlulktan…Sanmaki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım…Senide #KÖTÜKELİME#ürüyorum yüreğimde…Artık ben yanında olamıyacam istesemde istemesemde…Gitmelerin vakti geldi bitanem…Her aşk payına düşeni yaşarmış…Bizimde payımızda ayrılık varmış…Şimdi gidiyorum bitenem dönmemek üzere…Bundan sonra yokum artık…Ne nedensiz gülüşler kaldı ne bitmek tükenmek bilmeyen hayaller…Yolun sonu burası galiba…Keşke hergünün sonunda senle uyusaydım keşke bir ömür o sıcak nefesinle uyansaydım keşke bitmeseydik böyle…Ahhh…Ne desem biliyorum boş ne yapsam…Bir mavi düş gördük en güsel demlerinde hayatın…En güsel mutluluklara beraberortak olduk…Ne düşlerimiz oldu gecenin sessiz saatlerinde bitmek tükenmek bilmeyen…Ne düşler kaldı artık nede hayaller…Sahte aşklara inat duramadık ayakta…Gönlüm razı olmadı bu aşkın böyle ucuzca bitmesine...Bu satırları yazdım sana…Bi gün düşündükçe bizi nasıl bir yanlışa mahkum ettiğini anlıcaksın...Ah bitanem…Ne çok sevdim seni ben…Ama gitmem gerek artık…O masum düşlerinde ben olamıcam canımın içi…Kısada olsa bana yaşattığın bu MASAL için saol bitanem…Oğluma iyi bak olurmu.. Dün sensiz bi yaşıma daha girdim yanımda olmanı herşeyden çok isterdim…Ama mademki yokluğumda mutlusun madem herşeyin akıp giden zamanda kaybolmasını
    istiyosun…Tamam o zaman…Ben seni çok sevdim canımın içi…Bitmez demiştim bitmedi sen olmasanda….Bir MASAL daha son buldu…


Konu Kapatılmıştır
5. Sayfa BirinciBirinci ... 24568 ... Sonuncu8Sonuncu9
sevgiliyi ağlatan mektup,  sevgiliye ağlatan mektup,  ağlatan mektup sevgiliye,  sevgiliye ağlatan mektuplar,  sevgiliyi ağlatan mektuplar
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi